Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de suç örgütü operasyonu: 1 milyar TL para hareketi tespit edildi 26 Şubat 2026 Perşembe - 10:58:52 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde polis ekiplerince, liderliğini S.B. isimli şahsın yaptığı suç örgütüne yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Örgüt lideri ve örgüte silah temin eden kişinin de gözaltına alındığı operasyon kapsamında şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri Menderes, Karabağlar ve Konak ilçelerine bağlı Kadifekale ile Eşrefpaşa bölgelerinde faaliyet gösteren suç örgütü ile örgüte silah temin eden şahısları takibe aldı. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından, İzmir merkezli olmak üzere farklı şehir ve ilçelerde belirlenen toplam 36 farklı adrese yönelik düğmeye basıldı. Helikopter destekli eş zamanlı baskın Özel harekat polislerinin de katıldığı ve havadan helikopter desteği sağlanan eş zamanlı operasyonda, hedef adreslere girilerek 23 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınanlar arsında suç örgütü lideri S.B. ile suç örgütüne silah temin eden A.G. ve beraberindeki şahısların da bulunduğu öğrenildi. Çelik yelek ve mühimmat ele geçirildi Adreslerde yapılan aramalarda 193 tabanca, 3 tüfek, 1 adet çelik yelek ve bu silahlara ait çok sayıda fişek ele geçirildi. 1 milyar liralık para trafiği MASAK ile birlikte yürütülen finansal çalışmalar doğrultusunda, şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. Suç faaliyetleri sonucunda elde edildiği değerlendirilen 2 araç ve 10 adet taşınmaza el konuldu. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:45 Dr. Öğretim Üyesi Yağmur: "Oruç, bireyin kendini inşasıdır" Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Temel İslami Bilimler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Şemseddin Yağmur, Ramazan ayının kutsiyetinden oruç ibadetinin tarihi gelişimine kadar pek çok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bu mübarek ayın "kendini inşa süreci" olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Yağmur, İslam’daki oruç ibadetinin özgünlüğü ve toplumsal yansımaları üzerine önemli açıklamalar yaptı. İbadetlerin tarihi sürekliliğine ve İslamiyet’teki orucun özgün yapısına değinen Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, orucun insanlık tarihi boyunca var olduğunu hatırlattı. Kur’an’daki ilgili ayete atıfta bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Ayet, ‘Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı’ der. Burada iki vurgu vardır. Bir, farz kılınması; ikincisi, öncekilere de farz kılındığı. Dolayısıyla oruç, insanlık tarihi boyunca olan bir şey. Dünya tarihinde orucun bulunmadığı hiçbir inanç sistemi yok diyebiliriz ama bu, farklı farklı tezahür etmiş. Hristiyanlara baktığınız zaman 40 günlük perhiz orucu; Yahudilere baktığınız zaman özellikle Yom Kippur’da tuttukları kefaret ve tövbe orucu karşımıza çıkıyor. İslam’ın getirdiği oruçta iki temel unsur var. Birincisi, bir dini hafıza oluşturuyor. Geçmişten beri gelen oruçlar kefaretti, bağışlanmaydı ama İslam’daki oruç sadece bunlar değil. Evet, nefis terbiyesi var, bir fakirin açlık durumunu anlamak var ama İslam’da oruç, bir bireyin kendisini inşa etmesine yöneliktir" dedi. "Toplumun Ramazan’a ilgisi artıyor" Günümüz bilgi çağında toplumsal gözlemlerini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, dijitalleşmenin etkisiyle oluşan algının aksine, toplumun Ramazan’a olan ilgisinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Geçmişte bu kadar çok bilgi ağına sahip değildik. Türkiye’nin neresinde ne olduğunu görmüyorduk. Şu anda her şeyden haberdar olduğumuz için gelişmeleri gözlemleyebiliyoruz. Dizilerde oruca yer verilmesi, okullarda ve camilerde bu sene gerçekleştirilen etkinlikler, Ramazan’a olan ilginin arttığını gösteriyor" diye konuştu. "Oruç tutanlar iyi örnek olmalı" Ramazan ayının ruhunun daha iyi kavranabilmesi için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, ibadetin ahlaki boyutla bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Gençlerin bu ayı daha iyi idrak edebilmesi için oruç tutanların iyi örnek olması lazım. Oruç tutan, tuttuğu oruçla beraber ahlakını ve davranışını daha da güzelleştirirse, iyi örnek olursa, oruç tutmayanlarla olan diyaloğunu ve ilgisini artırırsa inanıyorum ki ondan etkilenenler de oruç tutacaktır" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 "İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ’İzmir Seninle’ programı kapsamında düzenlenen İş Ağı Geliştirme Buluşması’nda gençler, iş dünyasının liderleriyle bir araya gelerek profesyonel ağlarını güçlendirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen İzmir Seninle Programı kapsamında organize edilen "İş Ağı Geliştirme Buluşması" Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın katıldığı etkinlikte gençler ile İzmir’in iş insanları bir araya geldi. Gençlerin profesyonel ağlarını genişletmesini, kariyer hedeflerini netleştirmesini ve iş dünyasının deneyimli liderlerinden ilham almasını amaçlayan programa yoğun ilgi gösterildi. Gençlerin yalnızca "iş arayan" kimliğiyle değil, sahip oldukları potansiyel, yetkinlik ve üretme gücüyle iş dünyasının karşısına çıktığı buluşmada; karşılıklı etkileşimin daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı hale getirilmesi amaçlandı. Etkinliğe CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. "Gençlerin dinamikliğinin üretkenliğe dönüşmesi boynumuzun borcu" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca söylemde kalmaması gerektiğine dikkat çekerek "Sürdürülebilir bir yaşam, toplum ve dünya ancak insana yapılan yatırımla mümkün. İnsanın dünyayı algılamasını değiştirmekle mümkün. Bundan dolayı bu projeyi çok önemsiyorum. Katılımcılara, bu konuda katkı veren herkese, mentörlere, gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Gençlerimiz toplumun en dinamik kesimini oluşturuyor. Bu dinamikliğin yaratıcılığa, üretkenliğe dönüşmesini sağlamak hepimizin boynunun borcu olmalı" dedi. Başkan Tugay’a teşekkür Program çerçevesinde "İş Dünyası Gençlerden Ne Bekliyor?" başlıklı panel de düzenlendi. Programın paydaşı olan Bilim Virüsü’nün Kurucusu Şule Yücebıyık’ın moderatörlüğünde yapılan panele; Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin konuşmacı olarak katıldı. İzmir Seninle programının uygulama aşamalarından söz eden Şule Yücebıyık’ın sorularını yanıtlayan panelistler, sözlerine ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençler için yaratılan olanaklardan dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ederek başladı. Kaan Özhelvacı, iş dünyasında yapay zekânın etkisinden söz etti. Yapay zekâyı iş kolaylaştıran bir yol arkadaşı olarak görmek gerektiğini ifade eden Özhelvacı, kariyerinin başında olan gençlere çağa ayak uydurmak için güncel gelişmeleri çok iyi takip etmelerini tavsiye etti. Özhelvacı ayrıca gençlerin bilişsel olarak iş dünyasının gereksinimlerini karşıladığını ancak sosyal iletişim konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Ece Elbirlik Ürkmez ise işverenler ile çalışanlar arasındaki bağın daha kuvvetli hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Ürkmez bunun yanı sıra teknolojik gelişmeler ne kadar hızlanırsa hızlansın asıl başarıyı daha fazla okumanın ve özgün üretimin getireceğini vurguladı. Gülfem Yorgancılar Perçin de iş yaşamında karşılıklı güvenin inşa edilmesinin önemli olduğunun altını çizerek gençlere, eleştirileri kişisel algılamamalarını ve asla vazgeçmemelerini önerdi. "Hepimizin Hikâyesi" Buluşmada etkileşimli ısınma, odaklı eşleşme-iş ağı görüşmeleri oturumları yapıldı. Bu kapsamda gençler ile iş dünyası temsilcileri arasında yapılandırılmış, kısa süreli ve odaklı birebir görüşmeler organize edildi. Gençler, ön hazırlıkla kendilerini tanıttı, iş insanlarıyla zaman yönetimi esaslı, verimli etkileşimler kurdu. Ayrıca katılımcıların aktif katılımıyla yürütülen, birlikte üretmeyi ve etkileşimi güçlendiren "Hepimizin Hikâyesi" adıyla kısa kapanış uygulamasıyla program sonlandı. İzmir Seninle Programı hakkında İzmir Seninle Programı; Bilim Virüsü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) 22-28 yaş arası gençleri iş dünyasına hazırlamak, 21’inci yüzyıl becerileri konusunda güçlendirmek, profesyonel kimlik geliştirmelerini desteklemek ve bilinçli kariyer seçimleri yapmalarına rehberlik etmek amacıyla tasarlandı. Program aşamaları; Oryantasyon Buluşması, Öğrenme Programı, Mülakat Simülasyonu, Mentörlük Programı, İş Ağı Geliştirme Buluşması şeklinde planlandı ve kademeli olarak uygulandı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 "Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir Süt üretiminin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman "süt bolluğu" olarak yorumlandığını ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti. Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengedir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir" dedi. Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1-2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Özge Yendur, "Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, "Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır" ifadelerini kullandı. En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerine şöyle devam etti: "Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır." Anne ve bebekte görülen belirtiler Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Özge Yendur, "Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir." Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hale getirmek olması gerektiğini ifade etti. "Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir" diyen Uzm. Dr. Özge Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, "Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye şartlandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır."
İzmir’den ‘girişimcilik’ hamlesi; Fikrinle gel, hibeyi kap
27 Ocak 2026 Salı - 10:34 İzmir’den ‘girişimcilik’ hamlesi; Fikrinle gel, hibeyi kap İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), Teknopark İzmir ve İnci Holding iş birliğiyle hayata geçen BiGG.ASSIST adlı oluşum, TÜBİTAK tarafından 2026-2028 dönemi için ‘uygulayıcı kuruluş’ olarak seçildi. Teknoloji ve yenilik odaklı projeleri olan girişimciler, TÜBİTAK tarafından Bireysel Genç Girişim (BİGG) programı kapsamında sağlanacak hibe desteğinden yararlanmak için İEÜ Teknoloji Transfer Ofisi’ne başvuru yapabilecek. İzmir Ekonomi, girişimcilere iş modeli geliştirme, mentörlük, eğitim ve yatırıma hazırlık süreçlerinde kapsamlı bir destek sunacak. Akıllı ulaşım, sürdürülebilir tarım, enerji ve temiz teknolojiler gibi birçok farklı başlıkta hazırlanabilecek iş fikirlerine ilişkin son başvuru tarihi, önümüzdeki günlerde açıklanacak. "Stratejik bir kalkınma aracı" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, üniversite olarak girişimciliği kente, bölgeye ve ülkeye değer üreten stratejik bir kalkınma aracı gördüklerini ifade ederek, "Girişimcilik, sadece yeni iş fikirleri üretmek anlamına gelmiyor. Girişimcilik, aynı zamanda yarının şehirlerini, ekonomilerini ve yaşam biçimlerini inşa etmek demek. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak bizler, gençlerin ve yenilikçi fikirlerin geleceği dönüştürecek güçlü aktörler olduğuna inanıyoruz. BiGG.ASSIST’in TÜBİTAK tarafından uygulayıcı kuruluş olarak yetkilendirilmesi, üniversitemizin bu dönüşümde aktif bir rol üstlenme kararlılığının göstergesidir" ifadelerini kullandı. "Dönüştürücü rolü güçleniyor" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genç girişimcilerin teknoloji ve yenilik odaklı fikirlerini hayata geçirebilecekleri bu tür programlar, İzmir’in bilgi temelli ekonomi hedeflerine önemli katkılar sunarken; üniversitelerin topluma dokunan, dönüştürücü rolünü de güçlendiriyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak; üreten, düşünen ve cesaret eden girişimcilerin yanında durmak, onların fikirlerini sürdürülebilir ve ölçeklenebilir girişimlere dönüştürmelerine rehberlik etmek, bizim için çok değerli." "35 Programdan biri olduk" İEÜ Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Onur Kanyılmaz ise, BiGG.ASSIST oluşumunun TÜBİTAK BiGG kapsamında desteklenmeye hak kazanan 35 programdan biri olduğunu ifade etti. TÜBİTAK tarafından yeni dönemde girişimcilere verilecek hibe tutarının kısa süre içinde açıklanacağını söyleyen Kanyılmaz, "İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak Teknopark İzmir ve İnci Holding gibi çok değerli paydaşlarımızla birlikte girişimciler için kapsamlı bir destek altyapısı sunuyoruz. BİGG programı kapsamında sağlanacak hibe, girişimciler için önemli bir başlangıç sermayesi niteliği taşıyor. Sürecin başından itibaren girişimcilere gerekli olan tüm desteği sağlayacağız. Amacımız güçlü fikirleri; pazarda karşılığı olan, rekabetçi ve katma değer yaratan girişimlere dönüştürmek. BiGG.ASSIST, İzmir ve Türkiye girişimcilik ekosistemine önemli bir dinamizm kazandıracak" diye konuştu.
Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi
27 Ocak 2026 Salı - 10:28 Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanlarından oluşan Türk Sanat Müziği Korosu, Yeşilçam şarkılarıyla Sabancı Kültür Sarayı’nda nostalji dolu bir konsere imza attı. Gecede konuşan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil; insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanları tarafından kurulan Türk Sanat Müziği (TSM) Korosu, "Bir Masal Akşamında Yeşilçam Şarkıları" konseriyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar yönetimindeki koro, Sabancı Kültür Sarayı Hasan Tahsin Salonu’nda Yeşilçam’ın unutulmaz eserlerini seslendirdi. Konsere; SGK İzmir İl Müdürü Mehmet Baydili, SGK İzmir İl Müdür Yardımcısı Mustafa İmdat, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Genel Müdür Yardımcıları Fulya Erdemil ve Remzi Öksüz, Medicana Bursa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Ener, Medicana Çeşme Tı Merkezi İdari Müdürü Kibar Üstüner, Medicana Sağlık Grubu Anlaşmalı Kurumlar Direktörü Zümrüt Altunay ile Yatırımlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Dr. Ulvi Ünal katıldı. Hafızalara kazınan şarkılar seslendirildi Buruk Acı’dan Al Yazmalım’a, Arım Balım Peteğim’den Bir Garip Yolcuyum’a kadar birçok zamansız şarkı; Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık çalışanları tarafından seslendirildi. Konserde, konser repertuarındaki şarkıların yer aldığı Yeşilçam filmlerinden kesitler de izletilerek misafirlere nostalji dolu anlar yaşatıldı. Koroda, Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Ayık ‘Fesuphanallah’, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Arzum Kale ‘Aşkım Bahardır’, İç Hastanlıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit ‘Bir Garip Yolcuyum’ ve işyeri hekimi Dr. Veysel Karan Koçdemir de ‘Fikrimin İnce Gülü’ performansıyla hafızalara kazındı. Sağlık vizyonu sanata da yansıdı Yeşilçam rüzgarının estiği gecenin açılış konuşmasını yapan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Yeşilçam şarkıları, sadece birer melodiden ibaret değildir. Bir dönemin duygusunu, masumiyetini ve samimiyetini taşır. Bir şarkı başladığında bazen bir aşk sahnesi gelir gözümüzün önüne, bazen hüzünlü bir veda, bazen de umut dolu bir son Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil, insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" sözlerini kaydetti. Konserin sonunda Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, koro şefi Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar’a çiçek takdim ederek, teşekkürlerini sundu. Konserin sonunda dinleyenler, "Bir Şarkısın Sen" adlı esere telefonlarının ışıklarıyla birlikte eşlik etti.
İzmir’de susuzluğa karşı üç aşamalı plan
27 Ocak 2026 Salı - 10:27 İzmir’de susuzluğa karşı üç aşamalı plan İZSU Genel Müdürlüğü, kuraklık riskine karşı mevcut suyu daha verimli kullanmanın yanında yeni kaynaklar oluşturmak için de üç aşamalı bir planı hayata geçiriyor. Bu kapsamda Tahtalı Barajı ölü hacmindeki suyun kullanılması, bulut tohumlama ve deniz suyunun arıtılması gibi adımlar yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, Nisan 2025’ten bu yana hayata geçirdiği önleyici ve planlı uygulamalarla İzmir’de günlük içme suyu ihtiyacının yüzde 28’ini, yeni bir kaynak oluşturmadan mevcut sistemin daha verimli kullanılmasıyla karşılıyor. İZSU, kentte etkisini artıran kuraklığa karşı kısa, orta ve uzun vadeli su yönetimi planını da eş zamanlı olarak yürütüyor. Bu kapsamda bulut tohumlama, Tahtalı Barajı’ndaki ölü hacmin değerlendirilmesi ve deniz suyu arıtma tesisi kurulması gibi yöntemler, İzmir’in susuz kalmaması için hazırlanan çok katmanlı planın başlıkları arasında yer alıyor. Bulut tohumlama değerlendiriliyor Kamuoyunda sıkça gündeme gelen bulut tohumlama yöntemi, İZSU Genel Müdürlüğü’nün üzerinde çalıştığı alternatif uygulamalar arasında yer alıyor. Yöntem, yağış potansiyeli bulunan bulutlardan düşen yağmur miktarının artırılmasını amaçlayan destekleyici bir uygulama olarak değerlendiriliyor. İZSU tarafından hazırlanan teknik raporlar, üniversitelerin bilimsel görüşleriyle birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na iletilirken, Bakanlıkla yürütülen süreç devam ediyor. Tahtalı Barajı’nın "ölü hacmi" kullanılabilecek İzmir’in en önemli içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’nda, su alma pompalarına uzak olması nedeniyle "ölü hacim" olarak adlandırılan bölümdeki suyun, acil durumlarda sınırlı ve kontrollü biçimde kullanılması planlanıyor. Bu yönteme ilişkin hazırlıkların sürdüğü, yağışlı mevsimde barajda toplanacak su miktarına göre sistemin hazırda tutulacağı belirtildi. Öte yandan aynı yöntem, Gördes Barajı’nda da uygulandı. Son yedi ayda ölü hacimden saniyede ortalama 968 litre içme suyu alınarak İzmir’e ulaştırıldı. Deniz suyu arıtma tesisi için yer belirlendi İZSU’nun orta ve uzun vadeli planları arasında deniz suyu arıtma tesisi de yer alıyor. Bu kapsamda Seferihisar Ahmetbeyli’de yapılması planlanan tesis için hazırlık çalışmaları sürüyor. İlgili kamu kurumlarından görüş ve izinlerin alınmasına yönelik gerekli yazışmaların yapıldığı bildirildi. Yeraltı suyu, barajlar ve tasarruf birlikte yürütülüyor Ülke genelinde olduğu gibi İzmir’de de etkisini hissettiren kuraklık nedeniyle kentin ana içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı’na gelen su miktarındaki ciddi düşüş yaşandı. 2021 yılında baraja yıllık 150 milyon metreküp su gelirken, bu miktar 2022’de 83 milyon metreküpe, 2023’te 47 milyon metreküpe, 2024’te 42 milyon metreküpe, 2025’te ise yalnızca 28 milyon metreküpe geriledi. Ortaya çıkan bu tablo, kısa vadeli önlemlerin neden hayati önem taşıdığını gözler önüne serdi. Yalnızca yeni kaynaklara odaklanmak yerine mevcut kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını da sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, hayata geçirilen uygulamalar sayesinde kentin su ihtiyacının yüzde 28’ini karşılamayı başardı. Altyapı yenileme, aktif kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda İzmir kent merkezinde kayıp-kaçak oranı yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldü. Sadece bir yıl içinde sağlanan yüzde 2,37’lik bu düşüş, yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde kalmasını sağladı. Elde edilen tasarruf miktarı, on binlerce hanenin yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor. Kuyular yenilendi, saniyede bin 400 litreye yakın ek su sağlandı Yer altı su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla kent genelinde çok sayıda kuyu yenilenerek devreye alındı. Göksu, Sarıkız ve Menemen bölgelerinde yenilenen kuyulardan saniyede toplam bin 16 litre su sağlandı. Halkapınar’da yenilenen kuyular ve yapılan yeni depo yatırımlarıyla ise saniyede 375 litre ek kapasite elde edildi. Bu çalışmalarla bugüne kadar sisteme kazandırılan ilave su miktarı yaklaşık 7,8 milyon metreküpe ulaştı. 8 ayda 14,2 milyon metreküp su tasarruf Aliağa’daki Güzelhisar Barajı için 20 yıldır kullanılmayan isale hattı yenilendi, yeni pompalar devreye alındı. Barajdan kente saniyede 640 litre su iletilmeye başlandı. Bu miktar, İzmir’in günlük su ihtiyacının yaklaşık yüzde 8,5’ini karşılıyor. Temmuz 2025 itibarıyla barajdan alınan toplam su miktarı 8,4 milyon metreküpe ulaştı. Gece planlı su kesintileri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kademe sisteminin uygulanması sayesinde ise son 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlandı.
EÜ’de Orhun Değişim Programı’na katılan öğrencilere yönelik veda toplantısı
27 Ocak 2026 Salı - 10:26 EÜ’de Orhun Değişim Programı’na katılan öğrencilere yönelik veda toplantısı Ege Üniversitesinde 2025-2026 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Orhun Değişim Programı kapsamında eğitim alan öğrencilere yönelik bir veda toplantısı düzenlendi. Ege Üniversitesi (EÜ) Yeni Senato Salonunda düzenlenen toplantıya EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Türk Dünyası ile İlişkiler ve Orhun Koordinatörü Doç. Dr. Fazıl Özdamar, akademisyenler ve program kapsamında eğitim gören öğrenciler katıldı. Törende; Orhun Değişim Programına dâhil olan 40 öğrencinin yanı sıra ikili iş birliği protokolü kapsamında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi ve Taşkent Devlet Şarkşınaslık Üniversitesinden gelen iki öğrenciye de katılım belgeleri takdim edildi. Törende konuşan EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, "Orhun Değişim Programında lider olan Üniversitemize gelen öğrencilere her dönem sonunda bir veda toplantısı düzenliyoruz. Bu toplantıda öğrencilerin deneyimlerini ve verilen imkânları ne şekilde kullanabildiklerini dinliyoruz. Üniversitemizin imkânlarını tümüyle sunduğumuzun farkında olarak bu imkânlardan faydalanan öğrenciler, bize olumlu geri dönüşler sağlıyorlar. Öğrenciler, tam akredite ve kaliteli eğitim kapsamında bize farklı bakış açıları da sağlıyor. Onların fikirlerini dinleyip yönetsel olarak değerlendirerek Üniversitemizin politika ve uygulamalarına katkı sağlamayı önemsiyoruz. Böylece sürdürülebilir eğitim modellerimizde hep daha iyisi için çaba sarf ediyoruz." dedi. Ege Üniversitesi Orhun Değişim Programı kapsamında; Al-Farabi Kazak Ulusal Üniversitesi, Alisher Navo’i Taşkent Devlet Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesi, Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesi, Azerbaycan Tıp Üniversitesi, Bakü Devlet Üniversitesi, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Kh. Dosmukhamedov Atyrau Devlet Üniversitesi, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, L. N. Gumilyov Avrasya Ulusal Üniversitesi, Sarsen Amanzholov Doğu Kazakistan Üniversitesi, Semerkand Devlet Üniversitesi ve Taşkent Devlet Şarkşınaslık Üniversitesinden öğrenciler yer aldı.
Şeker hastası 83 yaşındaki yaşlı adam ampütasyondan son anda kurtuldu
27 Ocak 2026 Salı - 10:00 Şeker hastası 83 yaşındaki yaşlı adam ampütasyondan son anda kurtuldu Diyabetik ayak enfeksiyonu şikâyetiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran 83 yaşındaki Artvinli Mustafa Kafa, 90 gün süren yoğun tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Kafa, "Başka hastanelerde ayağımın kesilebileceğini söylediler. Ancak burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar" ifadelerini kullandı. Diyabet hastası 83 yaşındaki Mustafa Kafa, hastalığına bağlı diyabetik ayak enfeksiyonu nedeniyle Artvin’de çeşitli hastanelere başvurdu. Kafa’ya diyabetik ayak ampütasyonu önerilmesine rağmen, farklı bir tedavi umuduyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne geldi. Enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahi birimlerinin ortak çalışmasıyla 90 gün boyunca tedavi edilen Kafa, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Kafa, "Ayağım perişan durumdaydı. Başka hastanelerde kesileceğini söylediler. Burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Şu an iyiyim, ayağıma çocuk bakar gibi bakmamı söylediler, biz de buna uyacağız" ifadelerini kullandı. Kafa, kendisiyle ilgilenen hekim ve hemşirelerle birlikte Artvin’de fındık toplayacağının sözünü verdi. "Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık" Mustafa Kafa’nın tedavisini yürüten Eşrefpaşa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Altan Gökgöz, "Hastamız pek çok merkeze başvurmuş ancak yara bakımı konusunda etkili bir tedavi alamamış. Ayağında nekroz yani ölü dokular çok fazlaydı. Dış merkezlerde ampütasyon olabileceği söylenmiş, ancak biz hastamızın da uyumu sayesinde iyileştirdik. Bazen ‘uzvu keselim’ denilerek çözüm basitmiş gibi düşünülebiliyor; oysa asıl zor ve doğru olan, uzvu korumaktır. Tedaviyi multidisipliner şekilde yürüttük; enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahinin ortak çalışmasıyla başarılı sonuç aldık. Bakımını yaparsa, ilaçlarını düzenli alırsa ve kontrollerine gelirse, bu hastalık bir daha tekrarlamayacaktır. Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık ve çok mutluyuz" dedi. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da Kafa’yı ziyaret ederek tedavisi hakkında görüştü.
Karşıyaka Basketbol, son anlarda yıkıldı
27 Ocak 2026 Salı - 09:20 Karşıyaka Basketbol, son anlarda yıkıldı Basketbol Süper Ligi maçında Merkezefendi ile karşılaşan Karşıyaka Basketbol, maçın son dakikalarına üstünlükle girmesine rağmen, Merkezefendi Basketbol’a 83-81 mağlup olarak ligdeki 13. yenilgisini aldı. Basketbol Süper Ligi’nde düşmeme mücadelesi veren Karşıyaka, 17. hafta karşılaşmasında deplasmanda Merkezefendi Basketbol’un konuğu oldu. Müsabakaya kötü başlayan İzmir temsilcisi, ilk periyodu 33-15 geride kapattı. İkinci ve üçüncü periyotlarda farkı 10 sayıya kadar indirmeyi başaran yeşil-kırmızılılar, son periyodun son dakikalarında ise 5 sayılık üstünlük yakaladı. Ancak bu avantajını koruyamayan Kaf-Kaf, parkeden 83-81’lik mağlubiyetle ayrıldı. Bu sonuçla 13. yenilgisini alan Karşıyaka, haftayı düşme hattında 15. sırada tamamladı. Karşılaşmanın ardından Karşıyaka Başantrenörü Candost Volkan da mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İlk çeyrekte oynadıkları basketbolun kabul edilemez olduğunu aktaran Volkan; "Savunmada temas düzeyi, hücumda akıcılığı düşük bir oyun sonucu 18 sayı geri düştük. Ancak Özellikle 2. yarıdaki mücadelemiz ile geri dönmeyi ve en kritik dakikalara önde girmeyi başardık. Bu maç özelinde faul hakkımız varken yapmadığımız fauller ve bazı faul tercihlerimiz çok canımızı yaktı. Hedeflerimize ulaşmak istiyorsak kritik anları daha dikkatli oynamak zorundayız. Son 2 deplasman maçımızda da bir topla kaybetmek, emeklerimizin karşılığını alamamak bizi çok üzüyor. Maç içerisinde yaptığımız hatalara rağmen vazgeçmeyen takım karakterimiz ve kazanma İsteğimiz için oyuncularımıza teşekkür ediyorum, mücadeleye devam edeceğiz. Yolun sonunda hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmir’de taksicilerden Türk bayraklı konvoy
26 Ocak 2026 Pazartesi - 23:01 İzmir’de taksicilerden Türk bayraklı konvoy İzmir’de Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası üyeleri, Suriye sınırında Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırıya tepki amacıyla araçlarını bayraklarla donatıp konvoy halinde şehir turu attı. Geçtiğimiz günlerde Suriye sınırına yakın bir bölgede Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası öncülüğünde bir araya gelen taksici esnafı, araçlarını Türk bayraklarıyla donattı. Sürücüler, şehrin ana arterlerinde konvoy oluşturdu. Kornalar eşliğinde şehir turu atan taksicilere konvoyun geçişi sırasında çevredeki vatandaşlar da destek verdi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, İzmirli taksici esnafı olarak milli birlik ve beraberliği sergilemek adına oda binasına bayrak çektiklerini ve ticari araçlarını bayraklarla donattıklarını söyledi. İzmir’den tüm Türkiye’ye birlik mesajı veren Özkan, "Milli duruşumuzu sergilemek üzere bir araya geldik. Batının en uç noktası İzmir’den Anadolu’nun en ücra köşesine kadar tüm Türkiye’ye şu mesajı vermek istiyoruz: Rengini şehitlerimizin kanından alan al bayrağımıza kimse el uzatamaz. Bu topraklarda bayrak gönderden inmeyecek, ezan sesi dinmeyecektir" dedi. Oda yönetiminin ve üyelerinin Türkiye’nin kültürel zenginliğini yansıttığına dikkat çeken Özkan, "Türkiye Cumhuriyeti, milli birlik ve beraberlik ruhuna sahip, bünyesinde her türlü kültürel zenginliği barındıran büyük bir ailedir. Aramızda Türkiye’nin dört bir yanından, güneydoğudan gelen kardeşlerimiz ve yöneticilerimiz bulunmaktadır. Dolayısıyla bayrağımıza yapılan bu menfur eylemler, doğrudan milli birliğimize yapılmış bir saldırıdır. Türk toplumu olarak bu konuda uyanık olmamız gerekmektedir" şeklinde konuştu. Vatandaşları provokasyonlara karşı dikkatli olmaya çağıran Özkan, "Bayrağımıza yapılan her türlü saldırı, milletimizin onuruna yapılmıştır ve birliğimizi hedef almaktadır. Kimse bu provokasyonlara alet olmamalıdır. Bizler İzmir’de göçmeni, Çerkez’i, Kürt’ü ve Türk’ü ile bir mozaiğiz. Birliğimizi bozmaya yönelik bu provokatif oyunlara gelmedik, gelmeyeceğiz" açıklamasında bulundu.
İzmir’de 3 polisin şehit olduğu saldırının iddianamesi kabul edildi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 16:16 İzmir’de 3 polisin şehit olduğu saldırının iddianamesi kabul edildi İzmir’in Balçova ilçesinde geçen yıl polis merkezine düzenlenen, 1’i emniyet müdürü 3 polisin şehit olduğu, 2 kişinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. 7’si tutuklu 13 sanık hakkında 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 261’er yıla kadar hapis cezası istendi. Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı gerçekleşen olayda, E.B. pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada saldırgan bacaklarından vurularak etkisiz hale getirilirken, polis memuru Murat Dağlı ve bir vatandaş yaralandı. Talimat terör örgütü DEAŞ’tan İddianamede, saldırı tarihinde 16 yaşında olan tutuklu sanık E.B.’nin terör örgütü DEAŞ’a katıldığı, örgüt ideolojisini benimsediği ve silahlı eğitim aldığı bilgisine yer verildi. Şüphelinin, örgütün amaçları doğrultusunda saldırı talimatı aldığı belirtildi. Saldırıyı gerçekleştiren E.B.’nin yaşı nedeniyle ayrılan ve İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dosyası da birleştirilmesi talebiyle İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Balçova Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne 8 Eylül 2025 tarihinde düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan 58 sayfalık iddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, saldırıyı gerçekleştiren E.B. (17) ile babası N.B. ve annesi A.B.’nin de aralarında bulunduğu 7’si tutuklu 13 şüpheli yer aldı. İstenen cezalar belli oldu Kabul edilen iddianamede, 7’si tutuklu 13 sanık hakkında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme’ ve ’kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ gibi suçlardan, 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanıkların yargılanmasına 9 Nisan tarihinde başlanacak.