Yerel Haberler
İzmir
RSV bağışıklığı anne karnında kazandırılabilir
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:49 RSV bağışıklığı anne karnında kazandırılabilir Yenidoğan döneminde görülen ağır solunum yolu enfeksiyonları genellikle RSV nedeniyle oluşuyor. Özellikle yaşamın ilk yıllarında RSV nedeniyle ciddi klinik tablolar oluşabildiğini vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Son yıllarda geliştirilen gebelikte RSV aşısı, bebeği henüz anne karnındayken koruma altına almayı hedefleyen yeni ve dikkat çekici bir yaklaşım sunuyor" diye konuştu. RSV’nin (Respiratuvar Sinsityal Virüs), bebeklerde alt solunum yollarını tutarak bronşiolit ve pnömoniye neden olabildiğini kaydeden Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, "Özellikle ilk 6 ayda enfeksiyon ağır seyredebiliyor; solunum sıkıntısı, apne atakları ve hastaneye yatış ihtiyacı sık görülüyor. Prematüre bebekler ile kalp ve akciğer hastalığı olanlar en yüksek risk grubunda yer alıyor" dedi. Gebelikte yapılan RSV aşısının yararlarından bahseden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Bu aşının temel hedefi sadece anne adayını değil, doğacak bebeği de korumak. Aşılanan annede oluşan RSV’ye özgü IgG antikorları, gebelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçiyor. Böylece bebek, doğduğu anda pasif bağışıklık kazanmış oluyor. Bu yöntem, yıllardır tetanoz ve grip aşılarında da başarıyla kullanılan bir bağışıklama stratejisi" diye konuştu. Gebelikte bebeğe kazandırılan pasif bağışıklığın, doğumdan sonra yaklaşık 4-6 ay boyunca devam ettiğini açıklayan Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu sürenin RSV enfeksiyonlarının en sık ve en ağır seyrettiği dönem olması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. En savunmasız grup prematüre bebekler RSV aşısının gebeliğin 32-36’ncı haftaları arasında uygulanmasının önerildiğini kaydeden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerine şöyle devam etti: "Yapılan geniş kapsamlı klinik çalışmalarda, bu dönemde uygulanan aşının yenidoğanlarda RSV’ye bağlı alt solunum yolu enfeksiyonlarını, hastaneye ve yoğun bakıma yatış oranlarını anlamlı şekilde azalttığı gözlemlendi. Mevcut bilimsel veriler, anne ve bebek açısından ciddi bir güvenlik sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle prematüre bebekler RSV açısından en savunmasız gruplar arasında yer alıyor. Gebelikte yapılan aşı sayesinde, erken doğsa bile bebek belirli bir düzeyde koruyucu antikorla dünyaya geliyor. Bu durum, ağır enfeksiyon riskini azaltmada önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca daha önce RSV enfeksiyonu geçirmek kalıcı ve güçlü bir bağışıklık sağlamıyor. Bu nedenle, geçmişte RSV geçirmiş anne adaylarında da aşı öneriliyor." Bebeği korumak için en etkili yöntem Anne adaylarının en çok; "Bu aşı bebeğe zarar verir mi?", "Doğumdan sonra yapılması yeterli olmaz mı?" ve "Daha önce enfeksiyon geçirdim, bana gerek var mı?" gibi yanlış ya da eksik bilgilere dayalı sorular yönelttiğini belirten Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Mevcut veriler, gebelikte yapılan aşının bebeği korumada en etkili yöntem olduğunu gösteriyor. Öte yandan RSV aşısı, grip ve Covid-19 aşılarıyla aynı dönemde, farklı enjeksiyon bölgelerinden uygulanabiliyor. Türkiye’de RSV aşısının rutin gebelik aşı takvimine girişiyle ilgili süreç devam ediyor. Anne adaylarının, bireysel durumları ve risk faktörleri doğrultusunda kadın doğum ve göğüs hastalıkları uzmanlarına danışarak güncel önerileri takip etmeleri önem taşıyor. Sonuç olarak, gebelikte RSV aşısı, yenidoğanları hayatlarının en savunmasız döneminde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarından korumayı amaçlayan, bilimsel temeli güçlü ve umut verici bir uygulama olarak öne çıkıyor" ifadelerini kullandı.
Osmanlı’nın keskin mirası: Bir infaz değil sanat eseri ’yatağan’
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32 Osmanlı’nın keskin mirası: Bir infaz değil sanat eseri ’yatağan’ Kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, Osmanlı’dan günümüze miras kalan, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan yatağan kılıcının, her yönüyle tasarım harikası olduğunu belirtti. Osmanlı Devletinin askeri dehası denince akla gelen ilk sembollerden birinin, Akıncıların, Yeniçerilerin belinden ayırmadığı, zarafetiyle büyüleyen yatağan kılıcı olduğu ifade ediliyor. Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda antika dükkanı işleten kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, duvarlarında sergilediği birbirinden değerli yatağan kılıçları hakkında önemli bilgiler verdi. Polat, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan bu eşsiz mirasın sırlarını, etkileyici özelliklerini anlattı. Ters kavisin sırrı: "Kurt dişi" etkisi Yatağanı dünyadaki diğer kılıçlardan ayıran en belirgin özellik, alışılmışın aksine içe doğru yönelen ters kavisli olması. Murat Polat, bu tasarımın tesadüf olmadığını ifade ederek, "Geleneksel kılıçlar savurma odaklıyken, yatağanın ağırlık merkezi uç kısmına yakındır. Bu, darbeye balta benzeri bir yıkıcılık katar. Ters eğim, düşman silahını kenetleyip etkisiz hale getirmede benzersiz bir avantaj sağlar. Yeniçerilerin günlük kıyafetleriyle dahi taşıyabildiği bu kılıç, hem bir savaş alanı silahı hem de bir öz savunma aracıdır" dedi. Kulaklı kabza: Elin kılıçla bütünleşmesi Yatağan’ın en ikonik parçası olan ’kulaklı’ kabza, genellikle kemik, fildişi veya boynuzdan yapılır. Polat’a göre bu kulaklar, estetik bir tercihten çok daha fazlasını ifade ediyor. Polat, "Sert bir vuruş yapıldığında kılıcın elden kayıp gitmesini engelleyen bu geniş başlıklar, savaşçının kılıcıyla adeta tek vücut olmasını sağlar. Bu, Türklerin ergonomi sanatındaki dehasıdır. Yatağan sadece bir demir parçası değildir; o, sahibinin inancını ve karakterini yansıtan bir tuvaldir. Kılıçların üzerindeki işlemeler derin anlamlar taşır. Üzerinde ’Fetih’ ve ’Nadi Ali’ duaları, savaşçının manevi gücünü pekiştirir. Amel-i (Ustanın adı) ibaresiyle her kılıç, onu döven sanatçının mühürlü imzası haline gelir. Gümüş kakmalar, mercan süslemeler ve bitkisel motifler, Yatağan’ı bir takı kadar zarif kılar" diye konuştu. Yatağan’dan kasabasından dünyaya Adını Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan kasabasından alan bu kılıç, Osmanlı ordusunun "kul" sistemindeki en sadık dostuydu. Murat Polat, bu kılıcın tarihsel yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: "Yatağan, Türk kılıç sanatının ulaştığı en rafine noktadır. O, hem bir fırtına kadar sert hem de bir şiir kadar zariftir." Türk kılıç sanatının bu nadide parçası, bugün müze raflarında sadece bir antikayı değil, bir devletin disiplinini, estetiğini ve gücünü temsil etmeye devam ediyor.
Anadolu ilham verdi, makarna altın getirdi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:31 Anadolu ilham verdi, makarna altın getirdi Anadolu’nun yöresel tatlarını makarnada yorumlayan gastronomi öğrencisi Sena Kollar uluslararası yarışmada altın madalya kazandı. İstanbul Uluslararası Gastronomi Festivali’nde yarışan Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Sena Kollar, altın madalya kazanarak önemli bir başarı elde etti. Genç lezzet ustası sergilediği yetenek ve pişirdiği lezzet ile mutfak dünyasında ses getiren bir yeniliğe imza attı. Sena Kollar, uluslararası düzeyde gerçekleştirilen yarışmada makarna kategorisinde yaptığı tarifle altın madalya kazanarak 15 yarışmacı arasından birinci seçildi. Lezzet köprüsü Jüriye sunduğu "Harmony" adlı tabağıyla öne çıkan Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Sena Kollar, İtalyan mutfağının karakteristik lezzetlerini yerel ürünlerle buluşturmayı hedefledi. Tabakta armut, Erzurum ve Konya küflü peynirleri, ceviz ile bal-kaymak uyumunu makarna formunda yorumlayan genç şef, farklı mutfak kültürleri arasında dengeli ve özgün bir lezzet köprüsü kurmayı amaçladı. Makarnaya yönelik ilgisinin, İtalya’da gerçekleştirdiği staj sürecinde güçlendiğini belirten genç şef, aylar süren hazırlık ve emeğin prestijli bir ödülle taçlandırılmasının kendisi için motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Kollar, "Aylarca üzerinde düşündüğüm ve çalıştığım bir tabağın böyle önemli bir ödülle karşılık bulması beni hem çok mutlu etti hem de onurlandırdı. Gelecekte kendimi daha da geliştirerek, kendi restoranımı kurmayı hedefliyorum" diye konuştu.
Jeotermal yatırımlar için 2026 yılı köprüden önceki son çıkış
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:30 Jeotermal yatırımlar için 2026 yılı köprüden önceki son çıkış Jeotermal enerji sektöründe 2025 yılı yatırım uykusunun bittiği yıl olarak geride kalırken, bin 758 Megavat (MW) kurulu güce ulaşan sektörün en önemli sorunu, planlama aşamasındaki santral yatırımlarının YEKDEM kapsamı dışında kalma ihtimali olarak öne çıkıyor. 1 Mayıs 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına göre, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı YEK Belgeli elektrik üretim tesislerinin, Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması’ndan (YEKDEM) yararlanması için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması gerekiyor. Yatırımların önündeki engel Jeotermal enerji sektöründe planlama noktasında olan pek çok yatırımın, mevzuatta öngörülen bu zaman kısıtı yüzünden bekleme dönemine girdiğini belirten Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, bu durumun ivmelenme aşamasındaki yatırımlarının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 122 bin MW seviyesinde olan toplam kurulu gücü içerisinde, baz yük olarak üretim yapabilen tek yenilenebilir kaynağın jeotermal santraller olduğunu hatırlatan Kındap, "Ülkemizin son 15 yılda jeotermal enerjide tüm dünyanın alkışladığı başarısının altında YEKDEM’in çok önemli payı var" dedi. Jeotermal santral yatırımlarının rüzgâr ve güneş gibi diğer yenilenebilir kaynaklara göre önemli farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Kındap, megavat başına yatırım maliyetinin rüzgâr santrallerine göre en az üç kat fazla olduğu bilgisini verdi. "Köprüden önceki son çıkış" Lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin tespit edilmesi, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarının en iyimser şartlarda beş yılda tamamlanabildiğine işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bugün yüksek yatırım maliyetine rağmen sektöre yatırım yapmak isteyen, pek çok yatırımcımız var. Ancak bugün harekete geçseler dahi, 2030 sonuna kadar santralleri devreye almaları teknik olarak mümkün olamayacak. Bu belirsizlik ortamında hevesli yatırımcılar da haklı olarak bekleyiş dönemine giriyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz 2026 yılını, köprüden önceki son çıkış yılı olarak görüyoruz. Bu yıl içerisinde ilgili yasal düzenlemeyi yapamazsak, 2027 ve sonrasında tüm yatırım planlarının askıya alınma riski bulunuyor. Talep ve beklentilerimizi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız başta olmak ilgili tüm kamu otoritelerine aktardık. Basit bir kanun değişikliği ile yatırımlarda öngörülebilirlik sağlanmış olacak." 2053’e kadar en az 10 bin MW JES 1 Mayıs 2023 tarihi yasal düzenleme ile jeotermal enerji yatırımlarının YEKDEM kapsamındaki teşvik süresinin 10 yıldan 15 yıla çıkarıldığını, bu süre uzatımının sektör açısından hayati önem taşıdığını kaydeden Kındap, Türkiye’nin "2053 Net Sıfır" vizyonuna ulaşması için ise jeotermal enerjide en az 10 bin MW kurulu gücünde santral yatırımının devreye alınması gerektiğinin altını çizdi.
Osmanlı’nın keskin mirası: Bir infaz değil sanat eseri ’yatağan’
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:30 Osmanlı’nın keskin mirası: Bir infaz değil sanat eseri ’yatağan’ Kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, Osmanlı’dan günümüze miras kalan, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan yatağan kılıcının, her yönüyle tasarım harikası olduğunu belirtti. Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri dehası denince akla gelen ilk sembollerden birinin, Akıncıların, Yeniçerilerin belinden ayırmadığı, zarafetiyle büyüleyen yatağan kılıcı olduğu ifade ediliyor. Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda antika dükkanı işleten kılıç ustası ve araştırmacı Murat Polat, duvarlarında sergilediği birbirinden değerli yatağan kılıçları hakkında önemli bilgiler verdi. Polat, kulaklı kabzası, gövdesindeki derin kavis ve üzerindeki nakışlarla sadece bir silah değil, aynı zamanda bir kimlik taşıyan bu eşsiz mirasın sırlarını, etkileyici özelliklerini anlattı. Ters kavisin sırrı: "Kurt dişi" etkisi Yatağanı dünyadaki diğer kılıçlardan ayıran en belirgin özellik, alışılmışın aksine içe doğru yönelen ters kavisli olması. Murat Polat, bu tasarımın tesadüf olmadığını ifade ederek, "Geleneksel kılıçlar savurma odaklıyken, yatağanın ağırlık merkezi uç kısmına yakındır. Bu, darbeye balta benzeri bir yıkıcılık katar. Ters eğim, düşman silahını kenetleyip etkisiz hale getirmede benzersiz bir avantaj sağlar. Yeniçerilerin günlük kıyafetleriyle dahi taşıyabildiği bu kılıç, hem bir savaş alanı silahı hem de bir öz savunma aracıdır." dedi. Kulaklı kabza: Elin kılıçla bütünleşmesi Yatağan’ın en ikonik parçası olan ’kulaklı’ kabza, genellikle kemik, fildişi veya boynuzdan yapılır. Polat’a göre bu kulaklar, estetik bir tercihten çok daha fazlasını ifade ediyor. Polat, "Sert bir vuruş yapıldığında kılıcın elden kayıp gitmesini engelleyen bu geniş başlıklar, savaşçının kılıcıyla adeta tek vücut olmasını sağlar. Bu, Türklerin ergonomi sanatındaki dehasıdır. Yatağan sadece bir demir parçası değildir; o, sahibinin inancını ve karakterini yansıtan bir tuvaldir. Kılıçların üzerindeki işlemeler derin anlamlar taşır. Üzerinde ’Fetih’ ve ’Nadi Ali’ duaları, savaşçının manevi gücünü pekiştirir. Amel-i (Ustanın adı) ibaresiyle her kılıç, onu döven sanatçının mühürlü imzası haline gelir. Gümüş kakmalar, mercan süslemeler ve bitkisel motifler, Yatağan’ı bir takı kadar zarif kılar." diye konuştu. Yatağan’dan kasabasından dünyaya Adını Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan kasabasından alan bu kılıç, Osmanlı ordusunun "kul" sistemindeki en sadık dostuydu. Murat Polat, bu kılıcın tarihsel yolculuğunu şu sözlerle özetliyor: "Yatağan, Türk kılıç sanatının ulaştığı en rafine noktadır. O, hem bir fırtına kadar sert hem de bir şiir kadar zariftir." Türk kılıç sanatının bu nadide parçası, bugün müze raflarında sadece bir antikayı değil, bir imparatorluğun disiplinini, estetiğini ve gücünü temsil etmeye devam ediyor. (TK-ÖA-
İzmir’de para nakil aracı soygununda 6 şüpheli yakalandı
13 Ocak 2026 Salı - 16:33 İzmir’de para nakil aracı soygununda 6 şüpheli yakalandı İzmir’in Karabağlar ilçesinde, para nakil aracına yönelik gerçekleştirilen silahlı soygun olayıyla ilgili yürütülen çalışmalarda 6 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda çalınan paraların bir kısmı ile çok sayıda silah ele geçirildi. Olay, dün saat 23.00 sıralarında Karabağlar ilçesi Yenitepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir bankaya ait ATM’ye para ikmali yapan nakil aracına yönelen silahlı ve maskeli şahıslar, görevli personeli plastik kelepçe ile etkisiz hale getirdi. Şüpheliler, görevlilere ait silah ve cep telefonlarını aldıktan sonra araçta ve ATM’de bulunan paraları alarak olay yerinden uzaklaştı. Olayın ardından İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Bölgedeki güvenlik kameraları ve delilleri inceleyen ekipler, olaya karışan şahısların kimliklerini tespit etti. Yapılan çalışmalar neticesinde C.M. (24), M.M. (27), F.A. (28), M.O.Ç. (20), A.F.G. (27) ve R.O. (27) düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelilerin ikamet ve araçlarında yapılan aramalarda 5 adet tabanca, 1 adet tüfek, 6 adet şarjör ve çok sayıda fişek ele geçirildi. Ayrıca olayda çalınan paranın bir kısmının bulunduğu, net miktarın belirlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri ve olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
İzmir’de banka aracından yüklü miktarda vurgun
13 Ocak 2026 Salı - 15:19 İzmir’de banka aracından yüklü miktarda vurgun İzmir’in Karabağlar ilçesinde ATM’ye para ikmali yapan nakil aracındaki güvenlik görevlilerini silah zoruyla etkisiz hale getirip plastik kelepçe takan soyguncular, yaklaşık 30 milyon lirayı çalarak kayıplara karıştı. Polis ekipleri kimliği belirlenen şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Olay, dün gece saat 23.15 sıralarında Karabağlar ilçesi Uzundere Mahallesi 6116 Sokak üzerinde bulunan bir zincir marketin önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir güvenlik şirketine ait 34 PB 1367 plakalı para nakil aracı, bölgedeki bir bankaya ait ATM’ye para ikmali yapmak üzere olay yerine geldi. Araçta görevli güvenlik personelleri C.M. (24) ve R.A. (37) ATM içerisinde işlem yaptığı sırada, arkalarından gelen silahlı 3 şüpheli görevlilere silah doğrulttu. Silahlı soyguncular, güvenlik görevlileri C.M. ve R.A.’yı ellerinden plastik kelepçeyle bağlayarak etkisiz hale getirdi. Şüpheliler, güvenlik görevlisi R.A.’ya ait tabancayı ve cep telefonlarını gasp etti. Ardından harekete geçen soyguncular, ATM içerisindeki paralar ile nakil aracında bulunan yaklaşık 25-30 torba içerisindeki yaklaşık 30 milyon TL nakit parayı alarak araca yükledi. Soyguncular aranıyor Milyonluk vurgunu gerçekleştiren 3 şüpheli, olay yerinde beklettikleri ön tarafında 35 CU 836 plakası bulunan beyaz renkli hafif ticari araca binerek Yeni Tepe mevkisinden otoyol istikametine doğru kaçtı. Güvenlik görevlilerinin durumu bildirmesi üzerine adrese çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, bölgeyi güvenlik şeridi ile kapatarak araçta ve çevrede parmak izi incelemesi yaptı. Elleri kelepçeli halde bulunan ve darp edildikleri öne sürülen güvenlik görevlileri, ilk ifadelerinde olayın şokunu yaşadıklarını belirtti. Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar ve çevredeki güvenlik kamerası ile Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) incelemeleri sonucunda, olaya karışan şüphelilerden birinin F.M. olduğu tespit edildi. Polis ekipleri, kimliği belirlenen F.M. ve yanındaki diğer 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
İzmir’de güvenlikleri darp edip banka aracını soydular
13 Ocak 2026 Salı - 14:39 İzmir’de güvenlikleri darp edip banka aracını soydular İzmir’in Karabağlar ilçesinde bir bankaya ait para nakil aracının önünü kesen silahlı 2 soyguncu, araçtaki güvenlik görevlileriyle yaşanan uzun süreli arbedenin ardından yüklü miktarda parayı çalarak kayıplara karıştı. Görgü tanıklarını dinleyen ve kamera kayıtlarını mercek altına alan polis ekipleri, kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Olay, dün saat 23.00 sıralarında Karabağlar ilçesi Uzundere Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir bankaya ait para nakil aracı, kimliği henüz belirlenemeyen silahlı 2 şüpheli tarafından hedef alındı. Araçta bulunan 2 güvenlik görevlisi ile soyguncular arasında arbede çıktı. İddiaya göre, silahlı saldırganlar ile güvenlik görevlileri arasında yaklaşık 1 saat süren bir boğuşma yaşandı. Uzun süren arbedenin ardından güvenlik görevlilerinin darp edilerek baygınlık geçirdiği öne sürüldü. Güvenliklerin etkisiz hale gelmesini fırsat bilen şüpheliler, nakil aracında bulunan yüklü miktarda parayı alarak olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanan ve baygınlık geçiren güvenlik görevlilerine ilk müdahaleyi yaparak hastaneye kaldırdı. Olay yerini güvenlik şeridi ile kapatan polis ekipleri, araçta ve çevrede parmak izi incelemesi gerçekleştirdi. Soruşturmayı derinleştiren Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, olayın yaşandığı bölgedeki görgü tanıklarının ifadelerine başvurdu. Çevredeki güvenlik kameraları ve Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kayıtlarını saniye saniye inceleyen ekipler, vurgunu yapıp kaçan 2 şüphelinin kimliklerinin tespiti ve yakalanması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.