Yerel Haberler
İzmir
Trendyol Süper Lig: Göztepe: 0 - Eyüpspor: 0 (İlk yarı) 28 Şubat 2026 Cumartesi - 20:57:58 Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Göztepe, sahasında Eyüpspor ile karşılaşıyor. Müsabakanın ilk yarısı 0-0 beraberlikle sonuçlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 4. dakikada sol kanattan Juan’ın kafa vuruşu sonrası Janderson’un şutunda top Onguene’den döndü. Sarı-kırmızılı futbolcular penaltı itirazında bulundu. 8. dakikada VAR uyarısıyla poziyonu izleyen hakem Batuhan Kolak beyaz noktayı gösterdi. Penaltıda topun başına geçen Janderson’un vuruşunda kaleci Jankat soluna uzanarak gole izin vermedi ve meşin yuvarlağı kornere çeldi. 15. dakikada Cherni’nin sol kanattan ortasında Janderson topu kontrol edip vurdu, savunmaya çarpan top Arda Okan’ın önünde kaldı. Arda Okan’ın ortasında meşin yuvarlak bir kez daha savunmaya çarparak kornere çıktı. 30. dakikada Taha’nın ceza sahasına gönderdiği yüksek top Cherni’nin önünde kaldı. Cherni’nin çapraz pozisyondan yaptığı vuruşta kaleci Jankat meşin yuvarlağı kurtardı. Stat: Gürsel Aksel Hakemler: Batuhan Kolak, Selahattin Altay, Serdar Osman Akarsu Göztepe: Mateusz Lis, Taha Altıkardeş, Heliton, Allan, Arda Okan Kurtulan, Alexis Antunes, Novatus Miroshi, Cherni, Filip Krastev, Juan, Janderson Yedekler: Ekrem Kılıçarslan, Uğur Kaan Yıldız, Furkan Bayır, Ogün Bayrak, Musah Mohammed, Efkan Bekiroğlu, Anthony Dennis, Guilherme, Jeferson Teknik Direktör: Stanimir Stoilov Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Jerome Onguene, Bedirhan Özyurt, Umut Meraş, Taşkın İlter, Baran Ali Gezek, Mateusz Legowski, Angel Torres, Lenny Pintor, Umut Bozok Yedekler: Marcos Felipe, Luccas Claro, Anıl Yaşar, Arda Yavuz, Dorin Rotariu, Emre Akbaba, Raux Yao, Denis Radu, Metehan Altunbaş, Ismaila Manga Teknik Direktör: Atila Gerin Sarı kartlar: Cherni, Filip Krastev (Göztepe)
Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor
06 Ocak 2026 Salı - 10:33 Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor Stres, kaygı, uykusuzluk, hasta hissetme hali ve benzeri durumlar modern çağın insanından en çok duyulan şikayetler arasında yer alıyor. Bu şikayetlerin nedeni kimi zaman anlaşılamıyor ve kişi kendini mutsuz, asosyal ve sürekli depresif halde yaşamını sürdürürken bulabiliyor. Bu ruh halinin nedenleri hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi açıdan hastada bir sağlık sorunu olmadığı takdirde şikayetin nedenlerine ilişkin bir haritalama yöntemi oluşturulduğunu ve bu haritaya göre 3 adımlık tedavi sürecinin başlatıldığını aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunum diyen biri geldiğinde ilk adım nedenin haritasını çıkarmaktır. Ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu-durum, kaygı düzeyi, uyku, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerini tespit etmektir" açıklamasını yaptı. Modern yaşamın temposu, bitmeyen sorumluluklar ve dijital dünyanın hiç susmayan uyarıları Günümüzde pek çok kişi "sürekli yorgunum" cümlesini sıkça kuruyor ancak bu yorgunluğun kaynağı her zaman netleşmeyebiliyor. Stres, kaygı, uykusuzluk ve açıklanamayan halsizlik; zamanla kişinin sosyal yaşamdan kopmasına, mutsuzluk ve çökkünlük hissinin kalıcı hâle gelmesine yol açabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir neden saptanmayan bu tabloda ‘yorgunluk haritası’ adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini belirtiyor. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerinin tek tek ele alındığını, elde edilen bu haritaya göre ise üç adımlı bir tedavi sürecinin planlandığını dile getirdi. Uykusuzluk depresyon ve anksiyeteyi tetikliyor Uykusuzluğun, depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörü olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar. Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi. Gün boyu süren fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ardında çoğu zaman kaliteli uykunun olmaması yatar. Uyku, beynin pekiştirme, duygusal düzenleme ve toksinlerden arınma (Glimfatik Sistem) süreçleri için kritik öneme sahiptir. Kalitesiz veya yetersiz uyku, beynin bilişsel işlevlerini (dikkat, hafıza, karar verme) bozar, bu da kişinin kendini "beyin sisi" içinde hissetmesine ve daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur" dedi. Uykusuzluğun duygusal dengesizliğe de neden olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Bu duygusal dengesizlik, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar" açıklamasını yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Araştırmalar, kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi için güçlü bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır. Bu nedenle mutlaka psikiyatrik değerlendirme gerektirir" ifadelerini kullandı. Depresyon mu, tükenmişlik mi? Sınır giderek silikleşiyor Depresyon ve tükenmişlik arasındaki ayrımın her geçen gün daha zor hâle geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğine dikkat çekti. Tükenmişliğin çoğunlukla iş yaşamıyla sınırlı olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yorgunluk, isteksizlik ve duygusal çökkünlüğün yalnızca işle sınırlı kalmayıp hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren dikkat dağınıklığı, işlev kaybı ve çökkünlük hâlinin ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kronik kaygının zihni sürekli tetikte tutarak kas gerginliği, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, sindirim sorunları, uyku ve konsantrasyon bozukluklarına yol açtığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern iş yaşamındaki yüksek performans beklentileri, belirsiz rol tanımları, iş-özel yaşam sınırlarının kaybolması ve pandemi sonrası artan iş yükünün hem çalışan yetişkinlerde hem de gençlerde duygusal tükenmeyi belirgin biçimde artırdığını söyledi. Sınav ve kariyer baskısı, ekonomik belirsizlik ve sosyal medyanın yarattığı karşılaştırma kültürünün gençleri zihinsel olarak yorduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtilerin mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İlk adım yorgunluğun haritasını çıkarmak ‘Sürekli yorgunum’ şikâyetiyle başvuran bir kişide ilk adımın nedenin kapsamlı biçimde ortaya konması olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, stres faktörleri ve travma öyküsünün değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri gibi tıbbi nedenlerin de dışlanmasının önemine dikkat çekerek, sosyal ve çevresel etkenlerin; ekonomik stres, bakım verme sorumlulukları ve iş yeri koşullarının yorgunluk üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Tedavide duygusal düzenleme, stresle baş etme ve sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesinin temel olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uyku hijyeni, dijital detoks ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı düzenlemelerinin zihinsel tükenmişliği azaltmada etkili olduğunu söyledi. Depresyon, anksiyete, panik atak, öfke kontrol sorunları veya obsesif belirtilerin eşlik ettiği durumlarda ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin zihni sürekli tetikte tutan kaygı döngüsünü azalttığını, değer temelli yaşam, sosyal temas ve öz-şefkat pratiğinin tükenmişlikten korunmada önemli rol oynadığını dile getirdi. Ayrıca Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınır koyma becerisinin, dijital uyaranların sınırlandırılmasının ve enerjiyi merkeze alan zaman yönetiminin kronik yorgunlukla mücadelede bilimsel olarak etkili yaklaşımlar arasında yer aldığını aktardı.
Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor
06 Ocak 2026 Salı - 10:29 Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor Pediatrist Özlem Çakmak Yılmaz, aşıların hem bireylerin hem de toplumun sağlığını korumada vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu belirterek, aşılanmanın önemine dikkat çekti. Aşıların her yıl dünyada milyonlarca çocuğu ölümcül bulaşıcı hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Yılmaz, "Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşılar yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Çakmak Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF gibi uluslararası sağlık kuruluşları tarafından da önerilen aşı programlarının yaşamsal önemini hatırlattı. Bu aşı programları sayesinde her yıl yaklaşık altı milyon insanın ölümünün engellendiğinin bildirildiğini kaydeden Uzm. Dr. Yılmaz, "Türkiye’de ise düzenli aşılama çalışmaları 1930’lu yıllardan bu yana sürdürülüyor. Çiçek hastalığının 1977’de dünyadan silinmesi, çocuk felcinin ise 2002’de Avrupa Bölgesi’nde eradike edilmesi (hastalığın etkeni ile birlikte yeryüzünden tamamen yok edilmesi), bu çalışmaların en önemli başarıları arasında yer alıyor. Günümüzde Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ulusal aşı takviminde BCG, çocuk felci, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit A ve B, suçiçeği ve pnömokok aşıları gibi birçok aşı ücretsiz olarak uygulanıyor. Bu sayede Türkiye’de 2007 yılından itibaren aşılama oranları yüzde 95’in üzerine çıkarak ciddi bir toplumsal bağışıklık sağlandı." diye konuştu. Toplumsal bağışıklık için aşılanma önemli Aşılanmış bireylerin toplumda koruyucu bir kalkan oluşturduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yılmaz, aşılanma oranı yüzde 95’in üzerinde olduğunda, yaşı veya sağlık durumu nedeniyle aşı olamayan bireylerin de dolaylı olarak korunduğunu söyledi. Bu duruma "toplumsal bağışıklık" dendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, aşı reddi konusunda da uyarılarda bulundu. Aşı reddindeki yükselişin ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu: "Aşıların hastalıklardan koruduğu gerçeği istatistiksel olarak da ortaya konmasına karşın son yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan aşı reddi, uzmanları endişelendiriyor. Türkiye’de aşıyı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken, 2018’de 23 binlere ulaştı. Aşıların reddedilmesi, bir dönem kontrol altına alınmış hastalıklarda yeniden artışa yol açıyor. Örneğin Türkiye’de kızamık vakaları 2007-2011 arasında beşin altındayken, 2013 yılında 7.405 vakaya yükseldi. DSÖ verilerine göre yalnızca 2018 yılında Avrupa Bölgesi’nde 53 bin civarında kızamık vakası görüldü; olguların yüzde 87’sinin aşılanmamış kişiler olduğu belirlendi. Bu artış üzerine Türkiye’de 9. ayda ek kızamık aşısı uygulanmaya başlandı. Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşı olmak yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Aşı reddinin tüm toplumu tehlikeye attığı bilinmelidir. Toplumsal bağışıklık ancak toplumun yüzde 95’ten fazlasının aşılı olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu kalkan, aşı olamayan bebekleri, immün yetmezliği olanları veya kemoterapi gibi tıbbi nedenlerle bağışıklığı baskılanmış kişileri korur. Aşı olan çoğunluk, hastalığın yayılmasını engelleyerek aşılanmamış bireyleri de dolaylı olarak korur. Bir çocuğu aşılamamak, sadece o çocuğun değil, onunla temas eden bebeklerin, hastaların, bağışıklığı zayıf kişilerin de sağlığını riske atmak olduğu unutulmamalıdır."
BİGGSİNERJİ ile yenilikçi iş fikirleri hayata geçiyor
06 Ocak 2026 Salı - 09:23 BİGGSİNERJİ ile yenilikçi iş fikirleri hayata geçiyor Yaşar Üniversitesi’nin paydaşları arasında yer aldığı BİGGSİNERJİ Projesi, TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi de girişimcilerin teknoloji tabanlı iş fikirlerini geliştirmelerine katkı sunacak. Yaşar Üniversitesi’nin paydaşlarından biri olduğu; İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) ile Kuzey İzmir Sağlık ve Yaşam Bilimleri Teknoloji Geliştirme Merkezi Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Bakırçay TEKMER) iş birliğinde, DEPARK uygulayıcı kuruluşu yürütücülüğünde hayata geçirilecek BİGGSİNERJİ Projesi, TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim (BİGG) Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. TÜBİTAK’tan 900 bin TL’lik yatırım desteği Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yiğit Kazançoğlu, proje kapsamında üniversitenin girişimcilerin teknoloji tabanlı iş fikirlerini geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri için eğitim ve mentorluk desteği sunacağını belirtti. Kazançoğlu, şöyle konuştu: "Girişimci adayları; tarım, gıda, enerji, lojistik, yazılım ve bilgi teknolojileri başta olmak üzere teknoloji ve yenilik odaklı ana başlıklar altındaki iş fikri başvurularını TÜBİTAK’ın belirlediği çağrı takvimi doğrultusunda Yaşar Üniversitesi’ne yapabilecek. Girişimcilerin uygun bulunan iş fikirleri, ön kuluçkaya alınarak iş fikri doğrulama süreçlerinden geçirilecek ve nitelikli iş planı hazırlama ve bunları son değerlendirme için TÜBİTAK’a iletme hususunda girişimcilere destek sağlanacak. Kabul edilenler girişimcilik seminerlerine ve eğitimlerine katılma hakkı kazanacak, eğitim programı boyunca profesyonel iş rehberleri desteğinde fikirlerini iş planlarına dönüştürerek TÜBİTAK’tan 900 bin TL’lik yatırımı almak için hazırlanacak." Bu kapsamda Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi, BİGGSİNERJİ Projesi’nin 2026-2028 döneminde Aşama 1 Hızlandırma faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif rol alacak. Üniversite, sahip olduğu uzman kadrosu ile girişimcilere eğitim ve mentorluk desteği sunarak yenilikçi ve teknoloji tabanlı iş fikirlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.
İZBETON kooperatif davasında tutuklu sanık kalmadı
06 Ocak 2026 Salı - 01:05 İZBETON kooperatif davasında tutuklu sanık kalmadı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına ilişkin görülen davada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sanıkların, başka bir soruşturma kapsamında tutukluluk hallerinin devam edeceği öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davanın görülmesine devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen 4. celsede; eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve diğer sanıklar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşma esnasında Heval Savaş Kaya’nın savunmasını yaptığı sırada Mahkeme Başkanı Sedat Yılmaz’ın fenalaşması üzerine duruşmaya bir süre ara verildi. Aranın ardından savcılık makamı mütalaasını açıkladı. Savcı; duruşmaya gelmeyen sanık Yunus Tosun hakkında yakalama kararı çıkarılmasını, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulünü ve delil durumu itibariyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Dosyada tutuklu sanık kalmadı Mahkeme heyeti, yaptığı değerlendirme sonucunda Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın bu dosyadan tahliyesine karar verdi. Verilen kararla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma 26 Mart tarihine ertelendi. Öte yandan, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki "zimmet" iddialarına yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında; Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu’nun tutukluluk hallerinin devam edeceği belirtildi. Soruşturma süreci 1 Temmuz’da başladı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da düğmeye basıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklanırken, süreç içerisinde yapılan itirazlar ve duruşmalarla tutuklu sayısı değişti. 45 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan ve İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede; Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Dosyada 449 mağdur ve 7 müştekinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ de "suçtan zarar görenler" olarak yer aldı. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi çeşitli suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Önceki duruşmalarda 9 tahliye Eylül ayında başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ve eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Ekim ayındaki 2. duruşmada ise Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek tahliye olurken; Aralık ayındaki 3. duruşmada mahkeme Barış Karcı’nın tahliyesine, Şenol Aslanoğlu’nun ev hapsinin kaldırılmasına, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Soyer’e ’zimmet’ suçlamasıyla ikinci tutuklama Öte yandan ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki zimmet iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma daha yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Aralık’ta düzenlenen operasyon sonrası 29 Aralık’ta adliyeye sevk edilen şüpheliler hakim karşısına çıktı. Tutukluluk halleri devam eden Tunç Soyer ile İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları "zimmet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Urla’daki hurda geminin sahipleri hakkında işlem başlatıldı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:21 Urla’daki hurda geminin sahipleri hakkında işlem başlatıldı İzmir’in Urla ilçesi Demircili Sahili’nde deniz içerisinde kaçak olarak sökümü yapıldığı tespit edilen hurda geminin sahiplerine adli işlem başlatıldı. Urla’ya bağlı Demircili Mahallesi sahilinde sit alanı statüsünde bulunan ve bakir doğasıyla bilinen koyda "Gökbey" isimli hurda bir yük gemisinin denizin içerisinde söküm işlemlerinin yapıldığı fark edildi. Tersane bölgesi olmayan alanda geminin parçalandığını gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye İlçe Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, gemide gerçekleştirilen işlemin hukuka aykırı olduğunu tespit etti. Yapılan incelemelerin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Liman Başkanlığı tarafından sorumlular hakkında idari yaptırımlar uygulandı. Gemi sahipleri hakkında ise adli süreç başlatıldı. Urla Kaymakamlığından yapılan açıklamada, çevrede asbest ve petrol türevi unsurlar açısından an itibarıyla herhangi bir kirliliğe rastlanmadığı, yapılacak ilave tespitler doğrultusunda gerekli tüm tedbirlerin kararlılıkla uygulanacağı belirtildi. Ayrıca, geminin mevcut alandan kaldırılarak, yasal mevzuata uygun şekilde söküm yapılacak alana ulaştırılması sürecinin, ilgili kurumlarca hassasiyetle takip edildiği ifade edildi.
İZBETON kooperatif davasında Tunç Soyer ve diğer sanıklar hakim karşısında
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:44 İZBETON kooperatif davasında Tunç Soyer ve diğer sanıklar hakim karşısında İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki "kooperatif işlerinde usulsüzlük" iddiaları kapsamında açılan davada, aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de bulunduğu 65 sanık 4. duruşmada hakim karşısına çıktı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarını içeren davanın görülmesine devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen davada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ile diğer sanıklar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları da hazır bulundu. "Adımın lekelenmeye çalışılmasını reddediyorum" Hakim karşısında savunma yapan tutuklu sanık eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bilirkişi raporunun kendi dönemlerine yönelik şaibe algısı oluşturduğunu savundu. 5 yıllık görev süresinde bütçe yönetiminde hassas davrandığını belirten Soyer, "Bilirkişi heyeti; inşaatların şu an fenni kurallara uygun olduğu tespiti yaparak yine mevcut belediye yönetimini aklamaya ve bizim dönemimizde yapılan inşaatlarla ilgili olarak da ortada bir şaibe algısı bırakmaya gayret etmiş. Ben 5 yıl boyunca 110 milyardan fazla bütçe yönettim. Buna ek olarak İzmir’e dışarıdan 1 milyar Euro, yani bugünün parasıyla 48 milyar lira finansman getirdim. Tek kuruş İzmir’in hakkını kimseye yedirmedim. Bu kadar emeğim karşılığında adımın bu iftiralarla, suçlamalarla lekelenmeye çalışılmasını reddediyorum" dedi. "Bu davanın neresi hukuki" Başka bir dosyadan dolayı tutuklu bulanan CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ise bilirkişi incelemelerinde beyanlarının dikkate alınmadığını öne sürdü. Aslanoğlu, "Bizim burada anlattıklarımız bir işe yarıyor mu? Biz günlerce anlattık. Bu bilirkişiler anlattıklarımızdan bir kelime koymaz mı? Demek ki boşuna anlatmışız. Bu dava hukuki, hukuki diyorlar. Bu davanın neresi hukuki?" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da mahkemeden taleplerini ileterek, "İZBETON AŞ ile ilgili 2 talebim var. Kooperatiflerden alınan teminatlar ne durumda? Eğer zarar varsa kooperatifler bu zararı tahsil etti mi? İZBETON AŞ bu soruların yanıtını vermeli" diye konuştu. Duruşmaya öğle arası verildi. Soruşturma süreci 1 Temmuz’da başladı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da düğmeye basıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklanırken, süreç içerisinde yapılan itirazlar ve duruşmalarla tutuklu sayısı değişti. 45 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan ve İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede; Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Dosyada 449 mağdur ve 7 müştekinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ de "suçtan zarar görenler" olarak yer aldı. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi çeşitli suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Önceki duruşmalarda 9 tahliye Eylül ayında başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ve eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Ekim ayındaki 2. duruşmada ise Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek tahliye olurken; Aralık ayındaki 3. duruşmada mahkeme Barış Karcı’nın tahliyesine, Şenol Aslanoğlu’nun ev hapsinin kaldırılmasına, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Soyer’e ’zimmet’ suçlamasıyla ikinci tutuklama Öte yandan ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki zimmet iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma daha yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Aralık’ta düzenlenen operasyon sonrası 29 Aralık’ta adliyeye sevk edilen şüpheliler hakim karşısına çıktı. Tutukluluk halleri devam eden Tunç Soyer ile İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları "zimmet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.