Yerel Haberler
Kastamonu
27 Şubat 2026 Cuma - 12:34 28 Şubat’ta başörtüsü sebebiyle mesleğini bırakmak zorunda kalan emekli öğretmen o karanlık günleri anlattı Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, başörtüsü sebebiyle 28 Şubat sürecinde mesleğini bırakmak zorunda kaldığı günleri anlatarak, "Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık" dedi. Kastamonu’da yaşayan emekli öğretmen Aysel Mazak, 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı döneminde başörtüsü sebebiyle yaşadıklarını anlattı. Başörtüsünü çıkartmak istemediği için peruk takmak zorunda kaldıklarını ve daha sonra mesleğini bırakmak zorunda kaldığını ifade eden Mazak, sürecin bitmesinin ardından tekrar mesleğine dönebildiğini söyledi. Üniversiteden yabancı dil eğitiminden mezun olduktan sonra 1990 yılında Kastamonu’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaya başladığını söyleyen Aysel Mazak, "1982-83’te Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni okuyan o kapalı arkadaşımız eve hep ağlayarak gelirdi. Derdini anlattıkça biz, bu işin içine girmeye başladık. O yıllarda bizim bir şeyden haberimiz yoktu ama tıp fakültesi öğrencisinin çektiği çileleri birebir evde yaşanmaya başladı. Çok üzülürdü, çok ağlardı. O ağladıkça üzüldükçe biz de üzülür ağlardık. Başını açmak istemiyordu. Ama hocaları onu devamlı zorluyordu. Bu da onu çok üzüyordu. Biz mezun olduk. Kastamonu’ya geldim. Ben özel şirkette çalışmaya başladım. Gazetelerde yazılanlar çok dikkatimi çekiyordu. Bir Rabia olayı, bir irtica olayı gibi arkadaşlardan etkilendiğim için de yakından ilgileniyordum. Daha sonra ben de başımı kapattım. Özel şirkette çalışırken müdürlerimizden birkaçı bize bayağı bir baskı yaptılar ama artık o hidayete ermiştim. O imanla, onların dedikleri hiç önemli olmuyor. Onlar ne derlerse desinler hiç umursamıyorsun. Kendi şahsına değil, din için üzülüyorsun. Sonra eşimle evlendik. Sağ olsun o da benimle aynı zihniyetteydi. Birlikte mücadeleye başladık. 1990’da öğretmen olarak atandık. Bu sefer öğretmen olarak mücadelemiz başladı. Telefonlar, teftişler, üst üste cezalar, kınama cezaları aldık. Bir baskı vardı ama bizi bu pek etkilemiyordu. Daha sonra 95’lere geldik. Fatma Şahin, Aczimendi olayı yaşandı. İzlerken hep üzülüyordum. Yıllar sonra bunların ekseriyatının düzmece olduğunu öğrendik. O da çok üzücüydü. Allah mekanı cennet olsun, Enver Ören çok çalıştı. TGRT bize destek veriyordu" dedi. "Milli Eğitim Müdürü, ’siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi" Kendilerine başörtülerini açması için hep baskı yapıldığını belirten Aysel Mazak, "Milli Eğitim Müdürü, ‘siz açın başınızı biz, sizin günahınızı çekeriz’ dedi. Toplantılara alınmıyorduk. Rapor almak zorunda kalıyorduk. Sürekli bir baskı, zorlama vardı. Biz göğüs germeye çalıştık. Bir peruk maceramız oldu. Peruklar takılmaya başlandı. O da çok uzun sürmedi" diye konuştu. "Baskılar sonucu istifa etmek zorunda kaldım" 1998-1999 yılları arasında baskıların daha da çok arttığını kaydeden Aysel Mazak, "Sık sık müfettişler geliyordu, sınıfa daldıkları oldu. Müdürümüzün sınıfa daldığı oldu. En önemlisi de okulumuz yatılı okuldu. Yatakhane bölümünde olan bir mescidin kapatılması bizi çok etkiledi. Çok üzüldük. Orada bazı öğretmenler, görevliler, bazı öğrenciler namazlarını kılıyorlardı. Daha sonra yine teftişlerin sık sık olması beni istifa etmeye zorladı. Çünkü istifa etmeseydim hem eşim hem ben öğretmenlik görevinden men edilecektik. Bu yüzden istifa etmek zorunda kaldım. 3 sene meslekten uzak kaldım. Tayyip Erdoğan, başbakan oldu. Biz buna güvenerek tekrar müracaat ettik, kabul edildim. İnebolu’dan Cide’ye geçtik. 5-6 sene daha kapalı olduğumuzdan dolayı, ben ve arkadaşlarım çok baskılar gördük. Sağ olsun eşim benim hep destekledi, daha sonra da emekli oldum. Fakat ben emekli olduktan 3 yıl sonra başörtüsü özgürlüğüne kavuştu. Ben yetişemedim ama hiç önemli değil. Önemli olan bizim mücadelemizin sonunda kazanmamız. Şimdi çok şükür, kızım, diğer kapalı hanımlar rahatlıkla başörtüsü takabiliyorlar. Bu da bizi son derece sevindiriyor ve mücadelemizin karşılığını aldığımız için mutluyuz. Hak batıl meselesi kıyamete kadar muhakkak devam edecek. Önemli olan nerede durduğumuz, hangi tarafta olduğumuz" şeklinde konuştu. "Okula atanıyorsunuz daha kapıdan giriyorsunuz ertesi gün elinizde bir sarı zarf tutuşturuyorlar" Mazak’ın eşi Adnan Mazak ise, "Başörtüsüyle ilgili mücadele aslında 80’li yıllara dayanıyor. O zaman biz yoktuk ama eşimin de dediği gibi onun arkadaşları bu mücadeleyi başlatmışlardı. Aynı baskılar 80 ihtilalinden sonra da vardı. 28 Şubat’tan önce bir 28 Şubat zaten yaşanıyordu. 28 Şubat’taki baskıları daha fazlasıyla hissediyorduk. Daha göreve başladığımız gün soruşturmalarla karşılaştık. Bana verilmiyordu ama eşime veriliyordu. Ben onun eşi olarak da dolaylı olarak bize de aynı baskılar geliyordu. Mesela benim üzerimden mesaj gönderiliyordu. Eşin başını açsa ne olacak deniliyordu. Eşimin de dediği gibi Milli Eğitim Müdürü vardı. ‘Biz günahına kefiliz, eşin başını açsın’ diye hani günah yüklenmeye kadar işi götürmüşlerdi. Mesleğinizi rahat yapamıyorsunuz. Eşim rahat anlattı ama aksine o kadar rahat günler geçirmedik. Okula atanıyorsunuz, ertesi gün elinize bir sarı zarf tutuşturuyorlar. Anayasanın değişik maddelerinde istinat edilerek Anayasaya aykırı davranmışsınız gibi, devlet, millet düşmanı gibi gösteriliyorsunuz. Çok savunma yazdık. O günkü müfettişlere hakkımızı helal etmiyoruz. Çünkü onlar kapıdan girerken başörtü teftişine geliyorlardı. Aslında bir tesettür düşmanlığı vardı. Sürekli savunma yapıyorduk, geceleri savunmaları veriyorduk" şeklinde konuştu. 1998-1999 yıllarında baskının daha da çok arttığını belirten Adnan Mazak, "Kaymakam, Garnizon Komutanı ve Milli Eğitim Müdürü beraber imza atınca sizi görevden alabiliyordu. Bir gün okulda eşimle nöbetçiydik. O akşam öğrencilerin yanında bize o üçlü koalisyon geldi. O akşam Allah’tan eşim rahatsızlandı. Çok rahatsızdı, o yüzden hastaneye gitmişti. Doktorda hasta olduğu için rapor vermiş. Geldiklerinde ’hoca rahatsız’ dedim. Milli Eğitim Müdürü, Kaymakam ve Garnizon Komutanının beraber gelmesindeki sebep hocayı el ayak çektirme meselesiydi ama Allah yardım etti, hocayı bulamadılar. Baskın şeklinde teftişler gördük. Adamlar bizi, okulu teftişe değil de kapalı öğretmen çalışıyor mu diye geliyorlardı" dedi. ’Dini kitapları gömmek zorunda kaldık’ 28 Şubat döneminde toplumsal baskıyla da karşı karşıya kaldıklarını belirten Adnan Mazak, "Bir çile çektik. Evimizde legal olan dini kitaplar, Kur’an-ı Kerim, tefsirler gibi kitaplar vardı. Korkumuzdan onları bile gömmek zorunda kaldık. Korktuk. Öyle bir baskı var ki üzerimizde, ’bu terörist, bu yazıyı yazan her şeyi yapar gibi’ düşünüyorlardı. Halkı da öyle bir sindirmişler ki bana selam veren selam vermez oldu. Kahvehaneye gittiğimde selam veren yok öğretmenlerden selam veren yok" diye konuştu.
27 Şubat 2026 Cuma - 11:26 Kastamonu Üniversitesi öğrenci topluluklarının 2025 yılında 124 projesi destek aldı Kastamonu Üniversitesi öğrenci topluluklarının 124 projesi 2025 yılında ÜNİDES tarafından desteklendi. Kastamonu Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "2025 Yılı ÜNİDES Projeleri Değerlendirme Raporu" yayımlandı. Raporda, Kastamonu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren öğrenci topluluklarının 2025 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen ÜNİDES programı kapsamında yürüttüğü projeler ile gelecek döneme ilişkin hedefler ele alındı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen ÜNİDES programı; öğrenci topluluklarının proje geliştirme kapasitelerini artırmayı, gençlik merkezleri ve genç ofislerin daha etkin kullanımını teşvik edilmesi amaçlanıyor. 2025 yılı içerisinde gerçekleştirilen dört çağrı dönemine ait veriler, Kastamonu Üniversitesi öğrenci projelerinin planlı ve sürdürülebilir bir biçimde yürütüldüğünü ortaya koydu. Rapora göre 2025 yılında, Kastamonu Üniversitesi’nde aktif olan 175 öğrenci topluluğundan 91’i, toplam 124 proje ile destek almaya hak kazandı. ÜNİDES 4. dönem sonuçlarına göre 44 projesi kabul edilen Kastamonu Üniversitesi, Türkiye genelinde 3’üncü sırada yer alırken, 5. dönem başvuru sonuçlarında ise Türkiye genelinde en fazla projesi kabul edilen üniversite olarak büyük bir başarı elde etti. Hayvancılık ve Yaban Hayatı Öğrenci Topluluğu 4 projeyle en fazla destek alan topluluk olurken;, Tasarım, Yazılım Geliştirme, Teknokent, Orman Endüstri ve İnovasyon ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik toplulukları üçer projeyle öne çıktı.. Projeler; afet yönetimi ve dayanıklılık, aile ve değerler, bilim ve teknoloji, çevre ve iklim, eğitim ve hayat boyu öğrenme, gençlik bilgilendirmesi, gençlik sağlığı ve spor, gönüllülük, gençlik katılımı ve sivil toplum, istihdam ve girişimcilik, sosyal kapsayıcılık ile uluslararası gençlik çalışmaları olmak üzere 11 farklı tematik alanda hayata geçirildi. 2025 yılı güz dönemi itibarıyla güncellenen destek miktarları çerçevesinde, yerel projelere 75 bin TL’ye, ulusal projelere ise 125 bin TL’ye kadar hibe desteği sağlanabiliyor. Raporda ayrıca gelecek dönem hedeflerine de yer verildi. Bu kapsamda, proje kültürünün tüm öğrenci topluluklarına yaygınlaştırılması, her topluluğun yılda en az bir proje başvurusu yapması, deneyimli toplulukların yeni kurulan ya da daha önce destek alamamış gruplara rehberlik edeceği bir mentorluk modelinin oluşturulması ve akademik danışmanların süreçlere daha etkin katılımının sağlanması planlanıyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, Kastamonu Üniversitesi’nde proje odaklı çalışma anlayışının giderek yaygınlaştığını belirtti. Öğrenci topluluklarının yalnızca sosyal etkinlikler düzenleyen yapılar olmadığını, aynı zamanda planlama, uygulama ve raporlama süreçlerini başarıyla yürütebilen organizasyonlar hâline geldiğini ifade eden Rektör Ahmet Hamdi Topal, 2025 yılı verilerinin bu dönüşümü açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Öğrencilerin üretkenliğinin artarak devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Topal, proje süreçlerine katkı sunan tüm öğrencilere, akademik danışmanlara ve Kastamonu Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne teşekkür etti. Ayrıca, desteklenen projelerin yalnızca üniversite için değil, toplum genelinde de fayda üretmeyi hedeflediğini belirten Topal, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak’a sağladıkları katkılardan dolayı teşekkürlerini sundu.
Bin kişiye ev pansiyonculuğunu öğrenerek sertifika aldı
12 Aralık 2025 Cuma - 16:18 Bin kişiye ev pansiyonculuğunu öğrenerek sertifika aldı Kastamonu Üniversitesi tarafından 2 yıldır sürdürülen ve bin kursiyere çevrimiçi ev pansiyonculuğu eğitimi verilen proje sona geldi. Kastamonu Üniversitesi yürütücülüğünde, Erasmus+ Yetişkin Eğitiminde İş birliği Ortaklıkları çerçevesinde desteklenen "Ev Pansiyonculuğu Eğitim Modülü ile Sürdürülebilir Kırsal Kalkınmayı Destekleme ve Dijital Avrasya Yemek Kitabı Geliştirme" başlıklı projenin kapanış toplantısı, Mevlüt Beyribey Konukevi’nde gerçekleştirildi. 24 ay süren ve toplamda 250 bin Euro destek alan proje, proje çıktılarının tanıtımı, katılımcı sertifikalarının takdimi ve proje sürecine ilişkin değerlendirmeleri içeren etkinlik programıyla tamamlandı. Toplantıya, Proje Yürütücüsü Dr. Nagihan Çakmakoğlu Arıcı, çok sayıda akademisyen, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantının açılış konuşmasını Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Nagihan Çakmakoğlu Arıcı gerçekleştirdi. Doç. Dr. Çakmakoğlu Arıcı, projenin bölgesel kalkınmaya yaptığı katkıya dikkat çekerek bu proje ile hem ev pansiyonculuğu alanında uygulanabilir bir eğitim modülü geliştirdiklerini hem de kültürel gastronomi mirasını dijital bir platformda kayıt altına aldıklarını ifade etti. Ayrıca Doç. Dr. Çakmakoğlu Arıcı, kırsal turizmin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi için yerel halkın güçlendirilmesini çok önemsediklerini söyleyerek çalışmanın sonuçlarını paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarının altını çizdi. Etkinlik kapsamında proje sürecinde yer alan katılımcılara belgeleri takdim edildi. İtalya’dan Benevento Sannio Üniversitesi, İspanya’dan Sevilla Üniversitesi ve Norveç’ten Stavanger Üniversitesi’nin ortak olduğu projede bin kursiyer çevrimiçi ev pansiyonculuğu eğitim modülünde eğitime katılarak sertifika aldı. Ayrıca proje kapsamında 80 yöresel yemek tarifi sisteme kazandırıldı.
Kanser tanıları yapay zekayla analiz edecek
12 Aralık 2025 Cuma - 15:57 Kanser tanıları yapay zekayla analiz edecek Kastamonu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Merve Özkan’ın araştırmacı olarak yer aldığı projeyle kolon kanseri tanısında kullanılan histopatolojik görüntüleri otomatik olarak analiz edebilen yapay zeka tabanlı bir karar destek sistemi geliştirilecek. Kastamonu Üniversitesi, sağlık teknolojileri alanındaki akademik katkılarını sürdürüyor. TÜBİTAK’ın 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenen projede Kastamonu Üniversitesi’nden Öğretim Görevlisi Merve Özkan araştırmacı olarak yer alıyor. "Temel Modeller Kullanılarak Histopatolojik Görüntüler Üzerinde Kolorektal Kanser Tespiti" başlıklı proje, Karabük Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özcan ile Kastamonu Üniversitesi Taşköprü Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Teknolojileri Bölümü Öğretim Görevlisi Merve Özkan tarafından yürütülüyor. Aynı zamanda Karabük Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdüren Merve Özkan, projede araştırmacı olarak görev alıyor. Proje kapsamında, kolon kanseri tanısında kullanılan histopatolojik görüntüleri otomatik olarak analiz edebilen yapay zeka tabanlı bir karar destek sistemi geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte kolon kanseri tanısında hızlı ve güvenilir sonuçlar sunabilecek yerli bir yapay zekâ altyapısının oluşturulması amaçlanıyor. Geliştirilecek modelin, hücre yapılarındaki bozulmalar ve morfolojik değişimleri yüksek doğruluk oranıyla tespit etmesi, kendi kendine denetimli öğrenme yöntemleri sayesinde patologların iş yükünü azaltarak tanı süreçlerine destek olması bekleniyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Üniversitemiz, eğitim faaliyetlerinin yanı sıra sağlık ve teknoloji alanındaki araştırmalarını da sürdürmektedir. Bu proje, kanser tanısında yapay zekâ uygulamalarına yönelik nitelikli bir çalışma olarak hem akademik alana hem de sağlık hizmetlerine katkı sağlayacaktır. Akademisyenimize ve projede görev alan tüm akademisyenlere emeklerinden dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyoruz" dedi. Rektör Topal, geliştirilecek sistemin ilerleyen süreçte sağlık kurumlarına entegre edilebilecek bir yapıda olmasının beklendiğini belirterek, Kastamonu Üniversitesi’nin bilimsel araştırmalara verdiği desteğin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
Sanayi sitesindeki cinayette yargılama devam etti
12 Aralık 2025 Cuma - 12:49 Sanayi sitesindeki cinayette yargılama devam etti Kastamonu’da kaporta tamiri ve araç boyama tartışması sebebiyle işlenen cinayetle ilgili sanıkların yargılamasına devam edildi. Olay, 13 Temmuz 2024 tarihinde Kastamonu Eski Sanayi Sitesi 6. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kaporta ustası İbrahim Aslan ile Ümit B. ve kardeşi Fatih B. arasında kaporta tamiri ve araç boyaması sebebiyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada taraflar birbirlerine bıçak ve silahla saldırdı. Taraflar arasında çıkan silahlı kavgada kaporta ustası İbrahim Aslan, kurşunların isabet etmesi sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. Olayın ardından aynı aileden Yaşar B., Ümit B., Fatih B., Kazım B. ve Sevinç B. gözaltına alındı. Kastamonu Adliyesine sevk edilen şüphelilerden Ümit B. ve Fatih B. tutuklanırken, Yaşar B., Sevinç B. ve Kazım B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar hakkında "kasten öldürme" suçundan açılan dava görülmeye devam etti. Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık Fatih B., "Olay yeri keşfi sırasında orada bulunan araçlar benim kafamı karıştırmıştır. Bu yüzden yanılgıya düşmüş olabilirim. Bu konuda daha detaylı savunmamızı rapor geldiği zaman yapacağım. Ayrıca maktulün kardeşi Erol, benim ateş ettiğimi beyan etti, ’sağ ön kapıdan indi. 3-5 el dükkana doğru ateş etti’ dedi. Bu iddialar tamamen asılsızdır. Maktulün kardeşinin yalan beyandan dolayı ben, 17-18 aydır mağdur durumdayım, tutuklu bulunuyorum." dedi. Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık Ümit B., önceki ifadelerini tekrar ettiğini belirterek tahliyesini istedi. Diğer tutuksuz yargılanan sanıklar Yaşar B., Sevinç B. ve Kazım B. de suçsuz olduklarını ifade etti. Mahkeme heyeti olay yerinde yapılan keşif raporunun gelmesinin beklenmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.