Yerel Haberler
Kocaeli
11 Nisan 2026 Cumartesi - 15:14 103 kilodan 76’ya düştü: Sadece kilosunu değil, hayatını da değiştirdi Kocaeli’de 38 yaşındaki kadın, kadınlara yönelik yaşam merkezinde düzenli spor ve beslenme desteğiyle 103 kilodan 76 kiloya düşerek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük dönüşüm yaşadı. Kilo kaybının ötesine geçen bu süreçte eğitimine devam eden ve yeni bir meslek alanına yönelen kadın, kazandığı özgüvenle hayatını yeniden şekillendirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sağlıklı yaşamdan spora, psikolojik destekten kişisel gelişime kadar birçok alanda sunduğu hizmetlerle dikkat çekiyor. Bu merkezlerden faydalanan 38 yaşındaki Nurdan Tem, pandemi döneminde başladığı değişim sürecinde sadece kilo vermekle kalmayıp, hayatını baştan aşağı değiştirdi. Nurdan’ın azmi ve kararlılığıyla ortaya koyduğu dönüşüm, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kadınlara ilham veriyor. "Sağlıklı yaşamı burada öğrendim" Pandemi sürecinde Anne Şehir ile tanıştığını belirten Nurdan Tem, bu sürecin hayatında dönüm noktası olduğunu söyledi. Tem, "Pandemi döneminde çok hareketsiz kalmıştık. Spor yapmaya karar verdik ve Anne Şehir ile tanıştım. Hem beslenme hem hareket anlamında hayatım tamamen değişti. Bu süreç bana sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çok iyi geldi. İlk geldiğimde kendimi hem görüntü olarak hem de psikolojik olarak çok iyi hissetmiyordum. İnsan bir noktadan sonra özgüvenini kaybediyor. Ama burada tekrar sosyalleştim, kendimi toparladım. Kendimi iyi hissetmeye başladıkça özgüvenim de yerine geldi" diye konuştu. 103 kilodan 76 kiloya uzanan değişim Spor ve beslenme desteğiyle önemli bir değişim yaşayan Tem, "Bu sürece 103 kiloyla başladım. Sonrasında 97’ye düştüm, şu an 76 kilodayım. Ama bu sadece kilo vermek değil; nasıl beslenmem gerektiğini ve neyi neyle dengeleyebileceğimi öğrendim. Artık kendimi kontrol edebiliyorum. Artık 6,5 kilometre yürüyüp geri gelebiliyorum. Toplu taşıma yerine yürümeyi tercih ediyorum. Spor hayatımın bir parçası oldu. Eskiden zor gelen şeyler şimdi çok normal" şeklinde konuştu. "Bu süreçte kendime yatırım yaptım" Anne Şehir’in kişisel gelişimine de katkı sağladığını vurgulayan Tem, "Eğitim hayatıma tekrar başladım. Liseyi bitirdim, direksiyon eğitmenliği belgesi aldım. Hem çocuklarıma örnek oldum hem de kendime olan güvenimi yeniden kazandım. Bu değişim sadece dış görünüş değil, içsel dönüşümdü. Kadınlar önce kendilerini ihmal etmemeli. İnsan kendine iyi bakmadığında ne ailesine ne de çocuklarına yeterli olabiliyor. Önce kendimiz, sonra sevdiklerimiz için gelmeli" ifadelerini kullandı.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 15:06 27 kilo veren kadının sadece kilosu değil hayatı da değişti Kocaeli’de kadınlara yönelik yaşam merkezinde başlayan süreçte 38 yaşındaki kadın, düzenli spor ve beslenme desteğiyle 103 kilodan 76 kiloya düşerek hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük dönüşüm yaşadı. Kilo kaybının ötesine geçen bu süreçte eğitimine devam eden ve yeni bir meslek alanına yönelen kadın, kazandığı özgüvenle hayatını yeniden şekillendirdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sağlıklı yaşamdan spora, psikolojik destekten kişisel gelişime kadar birçok alanda sunduğu hizmetlerle dikkat çekiyor. Bu merkezlerden faydalanan 38 yaşındaki Nurdan Tem, pandemi döneminde başladığı değişim sürecinde sadece kilo vermekle kalmayıp, hayatını baştan aşağı değiştirdi. Nurdan’ın azmi ve kararlılığıyla ortaya koyduğu dönüşüm, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kadınlara ilham veriyor. "Sağlıklı yaşamı burada öğrendim" Pandemi sürecinde Anne Şehir ile tanıştığını belirten Nurdan Tem, bu sürecin hayatında dönüm noktası olduğunu söyledi. Tem, "Pandemi döneminde çok hareketsiz kalmıştık. Spor yapmaya karar verdik ve Anne Şehir ile tanıştım. Hem beslenme hem hareket anlamında hayatım tamamen değişti. Bu süreç bana sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da çok iyi geldi. İlk geldiğimde kendimi hem görüntü olarak hem de psikolojik olarak çok iyi hissetmiyordum. İnsan bir noktadan sonra özgüvenini kaybediyor. Ama burada tekrar sosyalleştim, kendimi toparladım. Kendimi iyi hissetmeye başladıkça özgüvenim de yerine geldi" diye konuştu. 103 kilodan 76 kiloya uzanan değişim Spor ve beslenme desteğiyle önemli bir değişim yaşayan Tem, "Bu sürece 103 kiloyla başladım. Sonrasında 97’ye düştüm, şu an 76 kilodayım. Ama bu sadece kilo vermek değil; nasıl beslenmem gerektiğini ve neyi neyle dengeleyebileceğimi öğrendim. Artık kendimi kontrol edebiliyorum. Artık 6,5 kilometre yürüyüp geri gelebiliyorum. Toplu taşıma yerine yürümeyi tercih ediyorum. Spor hayatımın bir parçası oldu. Eskiden zor gelen şeyler şimdi çok normal" şeklinde konuştu. "Bu süreçte kendime yatırım yaptım" Anne Şehir’in kişisel gelişimine de katkı sağladığını vurgulayan Tem, "Eğitim hayatıma tekrar başladım. Liseyi bitirdim, direksiyon eğitmenliği belgesi aldım. Hem çocuklarıma örnek oldum hem de kendime olan güvenimi yeniden kazandım. Bu değişim sadece dış görünüş değil, içsel dönüşümdü. Kadınlar önce kendilerini ihmal etmemeli. İnsan kendine iyi bakmadığında ne ailesine ne de çocuklarına yeterli olabiliyor. Önce kendimiz, sonra sevdiklerimiz için gelmeli" ifadelerini kullandı. (RBA-FK-
11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:33 Feci şekilde darp edilmişti, yaşadığı dehşeti unutamıyor Kocaeli’de bayram günü gittikleri eğlence mekanında feci şekilde darp edilen anne ve oğlu taburcu edildi. 15 gün hastane süreci olan kadın, yaşadığı zorluğu, tehditleri ve travmalarını anlattı. Geçirdiği ameliyatla saçları kazınan Meryem Yıldırım, duygu dolu anlar yaşarken, mama ile beslendiğini, gözünde görme kaybı olduğunu, asla eskisi gibi olamayacağını söyledi. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için eğlence mekanına gitti. Mekanda, gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan anne Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının yüzünde çok sayıda kırık, oğlunun ise kaburgasında çatlak tespit edildi. Kadın, 15 günlük tedavisinin ardından taburcu oldu. Olay sebebiyle Kürşat G. tutuklanırken, diğer 2 şüpheli ise serbest bırakıldı. "Küfür uyarısıyla saldırdılar" Yüz ve kafatasındaki kırıklardan kaynaklı ameliyata alınan ve bu sebeple kafasında 30 zımba bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı zor süreci anlattı. Hastane sürecinden sonra evine gelen Meryem Yıldırım, "Bayramın birinci günü oğlumla dışarıda yemekteydik. Sonra eğlenmek için gittiğimiz mekanda tanımadığımız kişiler tarafından darp edildik. Orada başka bir kavga vardı. Bizi darp eden şahıslar önce mekandaki garsonu tartakladılar. Garson içeri kaçınca bunlar da içeri girdi. İçeri girdiklerinde de küfür ediyorlardı. Oğlum da ’Beyler küfür etmesek mi’? dedi. Bunun üzerine oğluma yumruk attılar. Tekmeyle yumrukla saldırmaya başladılar. Mekan sahibi herkesi dışarı çıkarttı. Sadece bölüm bölüm dayak yediğimi hatırlıyorum. Yani durup durup vurmuşlar. Ben kaçtıkça gelip vurmuşlar. Sürekli kafama darbe aldım. Kurtulmak için başka bir mekana girdim. Bunlar mekan sahibi değil. Saldıranlar 3 kişiydiler, biri kadın, 2’si erkekti" diye konuştu. "Bedenen ve ruhen aldığım şiddetin yanı sıra hala tehditler devem ediliyor" Beyin ve iç kanama ihtimali ile hastanede uzun süre kaldığını söyleyen Yıldırım, "Ağır ameliyat geçirdim. Yüzümdeki kemiklerim kırıktı. Çenemde kayma oldu. Bu süreçte mama ile besleniyorum. Yürürken denge problemi yaşıyorum. Konuşma zorluğu çekiyorum. Gözümde görme kaybı var. Sürekli hastanedeyim. Bedenen ve ruhen aldığım şiddetin yanı sıra hala tehditler devem ediliyor. Şikayetimi çekmem için para teklif edildi, ancak kabul etmedim. Şikayetim devam ediyor. Bu şahıslar mekan dışında birisini bıçakladı, sonra garsonu darp ettiler. Garsonun arkasından bu şahıslar içeri girince olay yaşandı" ifadelerini kullandı. "Saçlarım kazındı, onları çok seviyordum" 15 gün hastanede tedavi altında kaldığını söyleyen Yıldırım, "Hastanede ilaçlarla ayakta kalabildim. Göz kafesimin etrafı, kaşı üstüm, elmacık kemiklerim, elmacık kemiğimde kırık var ve hepsi platinle desteklendi. Burun kırığım var. Dişlerim kırık. Saçlarım kazındı, onları seviyordum. Ama görsellik artık ikinci planda kaldı. Canım çok acıyor. Ağrılı kesicilerle ayakta duruyorum. Konuşma bozukluğum var. Sadece ağrılarımın geçmesi için dua ediyorum. Hayattan soğuttular. Psikiyatrik tedavi görüyorum. Travmaya dayalı şizofrenik atak geçiriyorum" dedi. Olay sonrası 3 şüphelinin yakalandığını ve bunlardan birinin tutuklandığını söyleyen Meryem Yıldırım, "Adalete güveniyorum. İyi değilim. Eskisi gibi olmayacak hiçbir şey ama biraz daha rahat hissetmem için asla vazgeçmeyeceğim" diye konuştu. Yıldırım, saçının kazındığı anları da paylaşarak duygu dolu anlar yaşadı. Ayrıca tutuklu sanığın ailesi, cezaevinden görüşme esnasından çektiği fotoğrafı sosyal medya hesabından şu notla paylaştı; "Az kaldı aslan abim, üstümüze oynayan altımızda kalacak. Azıcık sabır." Yıldırım, avukatı aracılığı ile bu fotoğrafı da dosyaya eklediğini belirtti.
İlmek ilmek tarih: 182 yıllık miras sarayları renklendiriyor
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:31 İlmek ilmek tarih: 182 yıllık miras sarayları renklendiriyor Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan ve 1843 yılında Sultan Abdülmecid döneminde kurulan Osmanlı emaneti Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası’nda üretilen ipek kumaşlar, 182 yıldır sarayları renklendiriyor. Adeta Osmanlı dönemini kumaşa dokuyan tezgahlarda çalışanlar ipleri, ilmek ilmek alın teriyle işleyerek milli saraylara renk katıyor. Körfez ilçesine bağlı Hereke bölgesinde 1843 yılında iki kardeş tarafından geniş bir atölye olarak kurulan fabrika, 1845 yılında Osmanlı Devleti’nin sanayi hamleleri ile saraya bağlandı. 1845 yılından sonra, "Hereke Fabrika-i Hümayunu" ismiyle faaliyetini sürdürmeye başlayan fabrikada, ilk olarak sarayların perdelik ile döşemelik talebi karşılanırken, daha sonra halı da dokunmaya başlandı. Osmanlı’nın değerli kurumları arasında yer alan ve imparatorluk yaşantısını renklendiren Hereke Fabrika-i Hümayunu, 19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da bir markaya dönüştü. Prestijli bir marka haline gelen fabrikanın ürünleri, çeşitli ülkelerde de ödüllere layık görüldü. Hereke Fabrika-i Hümayun’da birçok halı dokundu. Bunlardan en devasa olan Sultan II. Abdülhamit döneminde Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in ziyareti vesilesiyle 1897 tarihinde Yıldız Şale Köşkü Muayede Salonu için yaptırılan 468 metrekare boyutunda, 3 ton ağırlığındaki halıydı. Ayrıca Beylerbeyi Sarayı Mavi Salonu, Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu, Lahey Yüksek Adalet Divanı ve Beyaz Saray’da bulunan halılar da Hereke Fabrika-i Hümayun’da dokundu. Tezgahlarda ilmek ilmek dokunan kumaşlar 182 yıldır sarayları renklendiriyor 1843 yılından bu yana dokusu bozulmadan revize edilen tezgahlar, teknolojik bir sistem olmadan tamamen manuel çalışıyor. Tezgahlarda üretimi oldukça zahmetli olan bu süreçlerde üç mekikli dokuma işlemlerinde, işçinin sadece 1 santimetre kumaş dokuyabilmesi için 60 kez mekik atması gerekiyor. 60 santimetrelik bir kumaş için ise yaklaşık 3 bin 600 mekik hareketini manuel olarak yapması gerekiyor. Geleneksel yöntemlerle sürdürülen bu üretim şekli, hem kültürel mirasın korunmasına katkı sağlıyor hem de el işçiliğinin önemini ortaya çıkartıyor. Osmanlı emaneti olan Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası’nda üretilen ipek kumaşlar, 182 yıldır da sarayları renklendirmeye devam ediyor. "Osmanlı’dan beri gelen kültürü devam ettirmeye çalışıyoruz" 2006 yılından bu yana fabrikada çalışan ustabaşı Yusuf Yıldırım, "Burada sarayların ipekli kumaş ihtiyaçlarını karşılıyoruz. 1843 yılından beri aynı sistemle çalışıyoruz. Tabii ki makinelerin ahşaplarında değişimler olabiliyor ve en son yapılan tezgahlar ortalama 7 yıllık diğerleri 1986 yılında yapıldı ama sistemi tamamen aynıdır. Jakar-Armür mekaniğimiz var; deseni veren jakar mekaniği, desenin bağlanmasını ve zemini oluşturmasını sağlayan ise armür mekaniğidir. Bu bir sanat, 1843 yılından beri sistem aynı ve bir yüzyıl sonrada bu şekilde İnşallah devam edecek. Bu minvalde de tarihi doku korunmuş olacak. Makinelerde bir mekanizma var ama manuel, inşan gücüyle çalışıyor. Bize sadece bobine sarılı bir şekilde iplik olarak geliyor ve bütün işlemler burada yapılıyor. Kültürümüzü devam ettiriyoruz, bunlar normalde otomatik tezgahlarda da yapılabilecek işler fakat bizim burada yaptığımız iş, tarihimizi, geleneğimizi yaşatıyoruz. Osmanlı’dan beri gelen kültürü devam ettirmeye çalışıyoruz. İpekli kumaş dokuma tezgahı, bizim üretimlerimiz yüzde 100 ipek, bizde pamuk, polyester yok tarihin dokusuna uygun şekilde devam ediyoruz" dedi.
İlmek ilmek tarih: 182 yıllık miras sarayları renklendiriyor
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:23 İlmek ilmek tarih: 182 yıllık miras sarayları renklendiriyor Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan ve 1843 yılında Sultan Abdülmecid döneminde kurulan Osmanlı emaneti Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası’nda üretilen ipek kumaşlar, 182 yıldır sarayları renklendiriyor. Adeta Osmanlı dönemini kumaşa dokuyan tezgahlarda çalışanlar ipleri, ilmek ilmek alın teriyle işleyerek milli saraylara renk katıyor. Körfez ilçesine bağlı Hereke bölgesinde 1843 yılında iki kardeş tarafından geniş bir atölye olarak kurulan fabrika, 1845 yılında Osmanlı Devleti’nin sanayi hamleleri ile saraya bağlandı. 1845 yılından sonra, "Hereke Fabrika-i Hümayunu" ismiyle faaliyetini sürdürmeye başlayan fabrikada, ilk olarak sarayların perdelik ile döşemelik talebi karşılanırken, daha sonra halı da dokunmaya başlandı. Osmanlı’nın değerli kurumları arasında yer alan ve imparatorluk yaşantısını renklendiren Hereke Fabrika-i Hümayunu, 19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da bir markaya dönüştü. Prestijli bir marka haline gelen fabrikanın ürünleri, çeşitli ülkelerde de ödüllere layık görüldü. Hereke Fabrika-i Hümayun’da birçok halı dokundu. Bunlardan en devasa olan Sultan II. Abdülhamit döneminde Alman İmparatoru Kaiser II. Wilhelm’in ziyareti vesilesiyle 1897 tarihinde Yıldız Şale Köşkü Muayede Salonu için yaptırılan 468 metrekare boyutunda, 3 ton ağırlığındaki halıydı. Ayrıca Beylerbeyi Sarayı Mavi Salonu, Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu, Lahey Yüksek Adalet Divanı ve Beyaz Saray’da bulunan halılar da Hereke Fabrika-i Hümayun’da dokundu. Tezgahlarda ilmek ilmek dokunan kumaşlar 182 yıldır sarayları renklendiriyor 1843 yılından bu yana dokusu bozulmadan revize edilen tezgahlar, teknolojik bir sistem olmadan tamamen manuel çalışıyor. Tezgahlarda üretimi oldukça zahmetli olan bu süreçlerde üç mekikli dokuma işlemlerinde, işçinin sadece 1 santimetre kumaş dokuyabilmesi için 60 kez mekik atması gerekiyor. 60 santimetrelik bir kumaş için ise yaklaşık 3 bin 600 mekik hareketini manuel olarak yapması gerekiyor. Geleneksel yöntemlerle sürdürülen bu üretim şekli, hem kültürel mirasın korunmasına katkı sağlıyor hem de el işçiliğinin önemini ortaya çıkartıyor. Osmanlı emaneti olan Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası’nda üretilen ipek kumaşlar, 182 yıldırda sarayları renklendirmeye devam ediyor. "Osmanlı’dan beri gelen kültürü devam ettirmeye çalışıyoruz" 2006 yılından bu yana fabrikada çalışan ustabaşı Yusuf Yıldırım, "Burada sarayların ipekli kumaş ihtiyaçlarını karşılıyoruz. 1843 yılından beri aynı sistemle çalışıyoruz. Tabii ki makinelerin ahşaplarında değişimler olabiliyor ve en son yapılan tezgahlar ortalama 7 yıllık diğerleri 1986 yılında yapıldı ama sistemi tamamen aynıdır. Jakar-Armür mekaniğimiz var; deseni veren jakar mekaniği, desenin bağlanmasını ve zemini oluşturmasını sağlayan ise armür mekaniğidir. Bu bir sanat, 1843 yılından beri sistem aynı ve bir yüzyıl sonrada bu şekilde İnşallah devam edecek. Bu minvalde de tarihi doku korunmuş olacak. Makinelerde bir mekanizma var ama manuel, inşan gücüyle çalışıyor. Bize sadece bobine sarılı bir şekilde iplik olarak geliyor ve bütün işlemler burada yapılıyor. Kültürümüzü devam ettiriyoruz, bunlar normalde otomatik tezgahlarda da yapılabilecek işler fakat bizim burada yaptığımız iş, tarihimizi, geleneğimizi yaşatıyoruz. Osmanlı’dan beri gelen kültürü devam ettirmeye çalışıyoruz. İpekli kumaş dokuma tezgahı, bizim üretimlerimiz yüzde 100 ipek, bizde pamuk, polyester yok tarihin dokusuna uygun şekilde devam ediyoruz" dedi.
Kan verene eşofman ve tişört hediye
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:53 Kan verene eşofman ve tişört hediye Türk Kızılay’ın Kocaeli şubesinde 14 Haziran Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde kent merkezinde yeni kan alma noktası açılıyor. Açılış gününde vatandaşları teşvik etmek ve farkındalığı artırmak için tüm kan bağışı yapan gönüllülere eşofman ve tişört hediye edilecek. Alınan bilgiye göre, 157’nci kuruluş yılını kutlayan Türk Kızılay, Kocaeli’de cumartesi günü yeni kan alma noktasının açılışını yapacak. Milli İrade Meydanı’nda metro hattı istasyon çalışmaları nedeniyle kaldırılmak zorunda kalan Anıtpark’taki Kızılay kan alma noktası, Kent Meydanı’ndaki yeni yerine taşınıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yer tahsisi yapılan yeni kan alma noktası, cumartesi günü saat 11.00’de gönüllü kan bağışçılarını kabul etmeye başlayacak. Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde hizmete girecek olan yeni hizmet noktasında kan bağışı konusunda farkındalık oluşturacak ve halkı teşvik edecek etkinlikler düzenlenecek. Çocuklar için oyun alanlarının oluşturulacağı açılış gününde kan bağışında bulunan 2 bin kişiye de eşofman altı ve tişört hediye edilecek. Kızılay, düzenli olarak kan bağışında bulunan gönüllülerine de aynı gün saat 16.00 ile 18.00 arasında altın, gümüş ve bronz madalya ile plaket takdim edecek. "Tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum" Türk Kızılay Kocaeli Şube Başkanı İbrahim Pay, "157 yıl önce bugün 1868’de bu iyilik çınarı, bir grup gönüllü doktor ve asker tarafından kuruldu. Bugün Türk Kızılay olarak bölgenin en büyük insani yardım kurumu olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Türk Kızılay olarak nerede insan ıstırabı olsa, acısı olan topluluk olsa onların yaralarını sarmaya o bölgede faaliyetlerimizi göstermeye devam ediyoruz. Tabii ki bunu kıymeti bağışçılarımızın desteğiyle gerçekleştiriyoruz. Bu iyilik çınarını sulayan, besleyen bağışçılarımıza da teşekkürü borç biliyorum" dedi. Kan bağışı yapan 2 bin kişiye eşofman ve tişört hediye edilecek Yeni kan alma noktasının açılışıyla ilgili de bilgi veren İbrahim Pay, "14 Haziran’da Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde Kent Meydanı’nda günü şenlendirmek, neşelendirmek, tanıtmak ve kan bağışını kentimizde yaymak amacıyla organizasyon yapacağız. ‘Sporla Güçlen, Kanınla Umut Ol. Harekete Geç, Hayat Kurtar’ sloganımızla vatandaşlarımıza sağlıklı ve zinde olmalarını, sonrasında da kan bağışında bulunarak hayat kurtarmalarını söylüyoruz. Bunu teşvik etmek için de 14 Haziran’a özel kan bağışında bulunan hemşerilerimize teşekkür hediyemiz olacak, alt eşofman ve tişört. Bunu da hatıra olarak kendilerine takdim edeceğiz. Günün önemine binaen bir hatıra olacak. Vatandaşlarımız çocuklarını alıp Kent Merkezi’ne gelsinler. Oyun alanımızda çocuklarımız oynasın, kendileri de kan bağışında bulunsunlar. Güzel bir organizasyon olmasını diliyorum. Yeni mekanımız Yeni Cuma tramvay durağının yan yola bakan kısmında. Durağın diğer yanı Kent Meydanı. Etkinliğimizi 14 Haziran Cumartesi günü saat 11.00 ile 21.00 arasında Kent Meydanı’nda yapacağız. Bu organizasyonla da yeni mekanımızı kullanıma açmış olacağız ve kan bağışı kabulüne başlayacağız" diye konuştu. "Yaz sıcakları ve tatile gitme nedeniyle bağışlar düşüyor" 18-65 yaş aralığındaki sağlıklı her bireyin kan verebileceğinin altını çizen Türk Kızılay Kocaeli İl Başkanı İbrahim Pay, kışın hastalıkların arttığı dönem ile yazın sıcakların yükseldiği ve vatandaşların tatile gittiği dönemlerde kan bağışının düştüğünü söyledi. Pay, "Kan bağışında 2 kritik dönemimiz oluyor. Biri kışın hastalıkların, gribal enfeksiyonların çoğaldığı dönem. Diğeri de yazın sıcaklığın arttığı, insanların şehir merkezinden uzaklaşıp tatile gittiği dönem. Bu dönemlerde kan bağışı sayılarımız maalesef düşüyor. Cumartesi günü yapacağımız etkinlik de bunun için önemli. Önümüzdeki bir aylık boyunca kan ihtiyacını stoklayabilirsek bizim için güzel olacak. Cumartesi günü tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz. 18-65 yaş arasında her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilir" şeklinde konuştu. İlçelerde kan bağış noktaları aralıksız çalışıyor Son olarak kent genelindeki kan bağışı noktalarını ve çalışma saatlerini hatırlatan Pay, "Yahya Kaptan’daki merkezimiz haftanın 7 günü 16.30’da kadar açık. Gebze Meydan’da da 7 gün boyunca 16.30’a kadar kan alma noktamız çalışıyor. Diğer ilçelerimizde de haftanın belirli günlerinde periyodik olarak kan bağışı alıyoruz. Vatandaşlarımız telefonumuzu arayıp bilgi alabilirler" ifadelerini kullandı.
Osmanlı 41 Spor Kulübü, Şampiyonlar Ligi yolunda
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:10 Osmanlı 41 Spor Kulübü, Şampiyonlar Ligi yolunda Futsal Süper Ligi’nde normal sezonu lider tamamlayan Osmanlı 41 Spor Kulübü, final turunda Vangölü Sportif Faaliyetler ile karşılaşacak. Kocaeli ekibinin hedefi şampiyon olup, Şampiyonlar Ligi mücadele etmek. Türkiye Futbol Federasyonu bünyesinde düzenlenen Futsal Ligi’nde mücadele eden Kocaeli Gölcük Osmanlı 41 Spor Kulübü, ligi lider olarak tamamladı ve Türkiye şampiyonluğu için Karasu 1933 SK ile Vangölü Sportif Faaliyetler arasındaki play-off mücadelesinin sonucunu bekledi. Vangölü Sportif Faaliyetler’in play-off maçını kazanmasının ardından Türkiye finalinde rakibi belli olan Osmanlı 41 SK, önce şampiyon olmak, ardından da Futsal Şampiyonlar Ligi’ne gitmek için hazırlıklarını tamamladı. 13 Haziran’da deplasmanda ve 18 Haziran’da Gölcük 17 Ağustos Spor Salonu’nda oynanacak olan iki maçta galibiyet alınması halinde Osmanlı 41 SK, şampiyon olacak. Seride 1-1 eşitlik olması durumunda şampiyonu 3. maç belirleyecek. Hedef Şampiyonlar Ligi Osmanlı 41 Spor Kulübü, kentin desteğini istedi. Kulüp Başkanı İsmail Poyraz, Teknik Direktör Şeref Aslan ile sporcular; Ömer Faruk Furuncu ve Cemal Çakır’ın hazır bulunduğu toplantıya Gölcük Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Uzuner, Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (KASKF) Başkanı Murat Aydın, İhsaniyespor Kulübü Başkanı Zafer Kanpara, KASKF yönetim kurulu üyeleri; Ertan Demirhan, Hüseyin Bat ve basın mensupları katıldı. Toplantıda konuklar, Van temsilcisi karşısında 2 maçı kazanıp, Şampiyonlar Ligi’ne gideceklerine inandıklarını ifade etti. İsmail Poyraz: "2 maçı kazanmamız halinde Avrupa’ya gideceğiz" Kentin efsanesi Kocaelispor’un ardından Avrupa arenasında temsil etmek istediklerini belirten Osmanlı 41 Spor Kulübü Başkanı ve takımın kalecilerinden İsmail Poyraz, "Türkiye Futbol Federasyonu’nun düzenlediği organizasyonda buralara gelebilmek için; ilk başta ön eleme oynanıyor. Ardından 1. Lig, sonra da Süper Lig geliyor. Biz Süper Lig’i şampiyon bitirip, play-off mücadelesinden gelecek takımı bekledik. Rakibimiz Van Sportif. Yapacağımız 3 maçın 2’sini kazanmamız halinde inşallah Kocaelimizi Avrupa’da temsil etmek için yola çıkacağız" dedi. İbrahim Uzuner: "Sonuna kadar destek vermeye hazırız" Kulübün çalışmalarını takip ettiklerini ancak bu derece başarılı olacağını tahmin edemediklerini vurgulayan Gölcük Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Uzuner, "İkinci senesinde Türkiye’de başarı oldu, gerçekten tebrik ediyorum. Gölcük için güzel bir onur. Şampiyonlar Ligi’ne katılacak potansiyelde olduğu için takımın kazanacağına eminim. Final maçlarının havası değişik olur ama ben kulübümüze güveniyorum. Belediye olarak sonuna kadar destek vermeye hazırız. Yeter ki kentimizin takımı bir yerlerde bizi temsil etsin" şeklinde konuştu. Murat Aydın: "Garanti görüyorum" Kulübe destek olacaklarını ifade eden KASKF Başkanı Murat Aydın, "Kentimiz futsalda çok önemli bir başarı yakaladı. Bir amatör kulübümüzün bu denli büyük başarı elde etmesine çok alışık değiliz. Kocaelispor’dan sonra ilk kez bir takımımız uluslararası bir şampiyonaya gidecek. Gidecek diyorum çünkü garanti olarak görüyorum. Milli sporcularımızın da yer aldığı bir takımız. Kocaelispor’dan sonra Avrupa’ya gidecek olan bir takımımızın olması bizi her noktada bizi gururlandırıyor. Bize bu heyecanı yaşatan Osmanlı 41 Spor’a gerçekten teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Şeref Aslan: "Lige kötü başlamıştık ama şampiyon bitirdik" Küçük bütçeli, başarı odaklı takımla ikinci yıllarında sonuç aldıklarını ve kendisinin 8 sene Şampiyonlar Ligi deneyimi olduğunu belirten Teknik Direktör Şeref Aslan ise, "Lige kötü başladık. İlk iki maçta mağlup olduk. Mırıldanmalar başladı. Yöneticilerimize o gün şampiyon olacağımızı söyledim. ’Şüpheniz olmasın’ dedim. Dediğim gibi de oldu. Ligin ilk yarısını ilk 3’te bitiren takımlar, bizim altımızda kaldı. Takımımızda 5’i daimi, 8’i de ara sıra milli takımı giden sporcularımız var. Takımımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı. Sporcular, destek çağrısında bulundu Hem futbol hem de futsal oynayan sporculardan Ömer Faruk Furuncu takımdaki aile ortamına dikkati çekti, stresi iyi yönetebilen takımın kazanacağının altını çizerek "Şampiyon olduktan sonra değil de, şampiyonluğa giderken halkımızın bize destek olmasını istiyorum. 18’indeki maça inşallah herkes gelir. İnşallah yolun sonu şampiyonluk olur" dedi. Diğer sporcu Cemal Çakır da; "18’inde ikinci maçı burada oynayacağız. Allah’ın izniyle kazanacağız. Şampiyonlar Ligi’ne yükselen sporcular olarak tarihe geçmek istiyoruz" şeklinde konuştu.
Çöplükte hayvan satışı yapmak zorunda bırakılan vatandaştan kendisini hedef alan başkana cevap
11 Haziran 2025 Çarşamba - 14:52 Çöplükte hayvan satışı yapmak zorunda bırakılan vatandaştan kendisini hedef alan başkana cevap Kurban Bayramı öncesi adeta çöplük alana atılan hayvan satıcıları, İzmit Belediyesi’ne tepki göstermişti. Haberin geniş kesimlerde yer almasının ardından İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, röportaj veren bir hayvan satıcısını sosyal medyadan paylaşarak olayın tiyatro olduğunu ileri sürdü. Yaşananların ardından hedef gösterilen köylü Erman Temel, "Benim resmimi alacağına numaramı alsalardı, çözüm üretselerdi" dedi. İzmit Belediyesi, Kurban Bayramı’nda şehrin köylerinden gelen hayvan satıcılarına Modern Hayvan Pazarı’nın yanındaki çöplük alanda yer göstermişti. Modern hayvan pazarındaki fiyatların çok yüksek olması sebebiyle, az sayıda hayvanı bulunan Kocaelili köylüler, çöpün içinde satışlarını gerçekleştirmişti. Olay ulusal ve yerel basında geniş şekilde yer almıştı. Yorumlara kapatıp, hedef gösterdi İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, duruma tepki gösteren hayvan satıcısı Erman Temel’i sosyal medya hesabından AK Parti logosunun önünde çekilmiş fotoğrafı ile paylaşarak olayın kumpas olduğunu savundu. Erman Temel’in hedef gösterildiği paylaşımda yorumlar da kapatıldı. "Yalan söylediler, çarpıttılar" Fatma Kaplan Hürriyet, sosyal medya hesabından Erman Temel’in fotoğrafını paylaşarak yazdığı yazıda, "Yalan söylediler, çarpıttılar, ’Çöpün içinde kurban pazarı’ diye yandaş medyaya manşet ettiler. Önceden organize edilmiş kumpas ve örgütlü kötülük olduğu anlaşıldı. İşte bir kanıtı daha. En çok bağıran kimdi? Hatırladınız mı? Kurban satış alanında kameralara konuşan, ’Bizi çöpe koydular.’ diye en çok bağıran kişi, meğer AKP İzmit İlçe Başkanlığı’nda poz veren bir AKP’liymiş. Oysa bu alan, satıcıların kendi isteğiyle seçilmiş, ücretsiz olarak tahsis edilmişti. Ne hikmetse özellikle atıkların bulunduğu alanı ısrarla talep etmişti satıcıların bir kısmı. Daha yukarısı teklif edildiğinde ’tuvaletler uzak’ vs. dediler. Arkadaşlarımız da çok iyi niyetle istedikleri alanı temizleyip düzelttiler. Birçok ihtiyaçlarını giderdiler. Emek verdiler. Tek kuruş talebimiz de olmadı. Ne olduysa kameralar gelince oldu. Bir anda bağırışlar, sitemler, siyasi sloganlar, olayın adı artık daha da net. Satış alanı değil, siyasi gösteri alanı. Amaç üzüm yemek değilmiş, bağcıyı dövmekmiş. Daha kötüsü, çok önceden kurgulanmış kumpas planıymış. Ve şimdi herkes neyin ne olduğunu daha iyi görüyor" paylaşımı yaptı. "Hiçbir kamu kuruluşunda üyeliğim yoktur" Gözleri dolarak ve boğazı düğümlenerek yaşananlara cevap veren Erman Temel, "İzmit Çayırköy Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Hayvancılıkla uğraşıyorum. Tek işim hayvancılık ve tarım. Hiçbir kamu kuruluşlarında üyeliğim yoktur. Kurban satışları için 3 büyükbaş hayvanlarımı pazara götürmüştüm. Hayvan pazarında her besicinin yeri olduğunu düşünüyorum. Ancak hayvan pazarına gittiğimde köylülere ayrılan yerde, kendimizi çöpün içinde bulduk. Yetkilere durumu anlattık, bu durumu hak etmediğimizi dile getirerek çare bulmalarını istedik. Kırsal hizmetleri aramamızı söylediler, aradım ancak cevap alamadım. Veteriner hizmetlere yönlendirdiler oradan da cevap alamadım. İzmit Ziraat Odası’nı aradım ancak çözüm bulunamadı" diye konuştu. "Orada durmak için bizi kimse zorlamadı ancak hayvanlarımızı satabilmek için buna mecburduk" Alanda da yetkili bulamadıklarını söyleyen Temel, "Belediye çalışanlarına, zabıtaya, yetkilileri sorduk. Zabıta, ’Orada kepçe var, söyleyin temizlesinler’ dedi. Çöpün içinde az bir alanı temizlemeye kalktılar, ancak yeteri kadar temizleyemediler. Köpek ölüleri, yakışmayan görüntüler vardı. Benim partilerle hiçbir sıkıntım yok. AK Parti, CHP’li veya başka bir partili de olabilirim, bu hizmet almama engel olmamalı. İzmit Belediyesi beni hedef aldı. Ben doğruları konuştum. Bağcıyı bağdan kovduğumuzu söylüyorlar, biz bağcıyı kovmadık, siz bağdan üreteni kovdunuz. İzmit Belediyesi’ne yakışmayan yere köylüyü koydunuz. Orada durmak için bizi kimse zorlamadı ancak hayvanlarımızı satabilmek için buna mecburduk" şeklinde konuştu. "Köylüyü ezmek yerine keşke yanında olsanız" Arife gününe kadar alanda durduğunu, sonrasında döndüğünü söyleyen Temel, "Verdiği röportajdan sonra zabıta gelmiş. Her sene bayramın 3. gününe kadar normalde köylüye hayvan pazarını açtırıyorlardı ancak haklı olduğumuz röportajdan sonra herkesi zorla çıkartmaya çalışmışlar. Pazarlıklar olmuş, belediye de aleyhime röportajlar yapmış. Benim köylü olmadığımı, AK Parti’den geldiğimi, olayın kumpas olduğunu gibi bir sürü iftira attılar. Beni hedef almaları önemli değil, beni tanıyan tanır. İzmit Belediyesi benim fotoğrafımı sosyal medyada paylaşacağına, numaramı alıp arasalardı. 16 yıl önce çekilmiş fotoğrafımı alıp paylaştılar. Beni lekeleyeceklerine, arayıp çözüm üretselerdi. Siz beni lekeleyemezsiniz. Herhangi bir parti beni oraya provoke etmek için göndermiş değil, ben köylüyüm. Mecburiyetten oraya geldim, hayvanımı getirdim. Köylüyü ezmek yerine keşke yanında olsanız. Zaten zor ayakta duruyoruz keşke güzel bir yer verselerdi ya da çözüm üretselerdi. Kişilerle, partilerle kavgam yok. Karalamalar yapıldı, aileme kadar hakaretler edildi. Ben taklacı değilim efendim, köylüyüm, köylü" ifadelerini kullandı. "Geçmiş dönemde kendisini ben de destekledim ancak pişmanım" İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in kendi sosyal medyasından fotoğrafını paylaştığını ve yorumları kapattığını belirten Temel, "Yorumları neden kapattı, korkusu mu var? Yalan bir şey söylemedim. Haber yapanlara da ’yandaş medya’ diye ithamlarda bulundu. Doğru birdir. Ben doğruları konuştum. Köylüyü çöpün içinde hapsettiniz. Tabii zorla kalmadık ama hayvanlarımızı satmak için kalmak zorundaydık. AK Partili olmak çöpün içine gömülmek midir, bunu kendi köylünüze yakıştırabildiniz mi? Orada sadece AK Partili köylü yoktu, CHP’lisi de vardı. Sizi destekleyen kişiler de vardı. Onları da o çöplüğe mi layık gördünüz. Bizlerden oyları aldınız, biz de destekledik. Geçmiş dönemde kendisini ben de destekledim. Ancak pişmanım. Bana dediler ki ’Oy verme, onlar çöp parti’ ancak kabul etmedim ve oy verdim. Gerçekten çöp partiymiş. Beni hedef aldınız. Benim kavgam ekmek kavgası, başka kimsemle kavgam yok." dedi.
Petrol Ofisi Grubu ilk ULSFO üretimini gerçekleştirdi
11 Haziran 2025 Çarşamba - 13:17 Petrol Ofisi Grubu ilk ULSFO üretimini gerçekleştirdi Akdeniz’de gemi yakıtlarında kükürt sınırının yüzde 0,10’a düşürüldüğü yeni döneme girilirken Petrol Ofisi Grubu’nun Kocaeli Derince’deki terminalinde ilk ULSFO (Ultra Düşük Kükürtlü Yakıt) üretildi. İlk ayda 10 bin tondan fazla ULSFO satış hacmine ulaşan şirket, böylelikle transit siyah ürün pazarının yüzde 20’den fazlasını karşılayarak önemli bir başarı elde etti. Türkiye, 1 Mayıs tarihi itibarıyla Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından belirlenen Emisyon Kontrol Alanı (ECA) kapsamına girdi. Sektörün önde gelen denizcilik yakıtları tedarikçilerinden Petrol Ofisi Grubu, Nisan ayında gerçekleştirdiği ECA uyumlu yüzde 0,10 kükürt içerikli ULSFO (Ultra Düşük Kükürtlü Yakıt) ikmalinin ardından, ilk ULSFO üretimini de gerçekleştirdi. Yapılan açıklamaya göre, Kocaeli Derince’deki terminalinde gerçekleştirdiği bu önemli üretimle birlikte şirket; motorin, DMA ve VLSFO kapasitesine ek olarak ULSFO üretim ve depolama esnekliğini de kazanmış oldu. İlk ayda 10 bin tondan fazla ULSFO satış hacmine ulaşan şirket, transit siyah ürün pazarının da yüzde 20’den fazlasını karşılayarak önemli bir başarı gerçekleştirdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Petrol Ofisi Grubu Tedarik Operasyonları Kıdemli Müdürü Sibel Elekdağ Yeşiltepe, "Türkiye’nin Akdeniz bölgesi Emisyon Kontrol Alanı kapsamına dahil edilmesi, düşük kükürtlü yakıtlara yönelik talebi önemli ölçüde artırdı. Biz de bu değişime hızla adapte olarak operasyon güvenliğini önceliklendirip ürün testlerimize başladık. Terminal Operasyonları ve İkmal Müdürlüğü ekiplerimizin hassas çalışmaları neticesinde de Kocaeli Derince’deki tesisimizde ilk ULSFO üretimimizi başarıyla tamamladık. Üretim teknolojimizi ikmal gücümüzle birleştirerek sektörümüzün sürdürülebilir geleceğine giden yolda öncü adımlar atıyor, bu sayede hem yerli hem de transit geçen gemilere kesintisiz ve hızlı ULSFO tedariki sunabiliyoruz. Sürdürülebilir yakıt ekosistemine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz" şeklinde konuştu.
Lezzetin kalbi Kartepe’de atacak
11 Haziran 2025 Çarşamba - 12:58 Lezzetin kalbi Kartepe’de atacak Kocaeli’nin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Kartepe’de düzenlenecek Gastronomi Festivali yöresel tatları ve kültürel zenginliği öne çıkaracak. Çorba, ana yemek ve tatlı kategorilerinde yarışacak katılımcılar, büyük ödül için mutfak hünerlerini sergileyecek. Festival, Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Üniversitesi iş birliğinde 14-15 Haziran tarihlerinde Kartepe Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek. Festivalde yarışmacılar, birbirinden lezzetli yemekleri görücüye çıkaracak. Festival öncesi Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, gazetecilerle bir araya geldi. Başkan Mustafa Kocaman, programdaki açıklamasında, yeme-içme sektöründe ilçenin önemli gelişmeler yaşadığını söyledi. Bu gelişmelerin daha profesyonel bir zemine oturtulması gerektiğini vurgulayan Kocaman, Kartepe’nin gastronomi alanında da hak ettiği noktaya ulaşmasının önemine dikkat çekti. Kartepe’nin misafirperver, güler yüzlü ve Anadolu geleneklerini yaşatan bir ilçe olduğuna değinen Başkan Kocaman, "Gerçekten çok büyük bir aileyiz. Kocaeli genelinde ve Türkiye’nin 81 vilayetinden göç alıyoruz. Kapımız herkese açık. Kartepelilik bilincine sahip olan, bu ilçenin demografik ve sosyolojik yapısına ayak uyduran herkesle huzur içinde yaşıyoruz" dedi. "Bu zenginliği yaşatmak ve tanıtmak istiyoruz" Kartepe’de farklı kültürlerin bir arada yaşadığını ve bunun gastronomiye de yansıdığını aktaran Başkan Kocaman, "İçimizde Karadeniz kültürü var, Çerkes kültürü var, Manav kültürü var, Güneydoğu’nun kültürü var. Hepsinin çok zengin bir mutfağı var. Bu zenginliği yaşatmak ve tanıtmak istiyoruz" diye konuştu. "Festival ruhunu yeniden canlandırmak istiyoruz" Geçmişte düzenlenen kestane ve ayva festivalleri gibi etkinlikleri de hatırlatan Başkan Mustafa Kocaman, "Bu festivalleri belli bir markaya ya da isme indirgemek doğru değil. Tüm kültürlerimizin katkı sağladığı etkinlikler yapmalıyız. Önümüzdeki hafta yine hep beraber olacağız. İnsanlara sizin aracılığınızla duyurmak istiyoruz. Gelsinler, birlikte olalım, farklı lezzetlere tanık olsunlar ve yapımına ortak olsunlar" şeklinde konuştu. Kartepe’nin yöresel lezzetleri yeniden hatırlanacak Yarışma; çorba, ana yemek ve tatlı olmak üzere 3 farklı kategoride düzenlenecek. Katılımcılar, sadece bir kategoride ve bir çeşit yemekle yarışmaya dahil olabilecek. Kartepe’de ikamet eden, 18 yaşını doldurmuş ve profesyonel aşçılık yapmayan herkes yarışmaya başvurabilecek. Yarışma ile Kartepe’nin yöresel lezzetleri yeniden hatırlanacak, yemeklerin hikâyeleri paylaşılacak ve en lezzetli tarifler ödüllendirilecek. Başvurular, 13 Mayıs–30 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Her kategoride 10 asil, 5 yedek olmak üzere toplam 45 kişi yarışmaya kabul edilecek. Birinciye 25 bin TL ödül Yarışma, 15 Haziran Pazar günü Kartepe Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek. Yemekler, festival alanında jüri gözetiminde hazırlanacak. Yarışmacılara fırın, ocak ve buzdolabı gibi temel ekipmanlar sağlanırken; kişisel mutfak araç gereçleri (tencere, tava, bıçak vb.) katılımcılar tarafından getirilecek. Jüri, yemekleri yöresellik (30 puan), lezzet (30 puan), sunum/görünüş (20 puan) ve hijyen (20 puan) olmak üzere toplamda 100 puan üzerinden değerlendirecek. Yarışma sonunda her kategoride dereceye giren ilk 3 yarışmacıya ödül verilecek. Yarışma sonunda birinci olan 25 bin TL, ikinci olan yarışmacı 20 bin TL, üçüncü olan yarışmacı ise 15 bin TL değerinde hediye çeki kazanacak.