Yerel Haberler
Kocaeli
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:41 Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı Wulff’a Kocaeli’de fahri doktora Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Christian Wulff’a, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi tarafından düzenlenen törenle fahri doktora unvanı tevdi edildi. Törende konuşan Wulff, gençlere "köprü kurma" tavsiyesinde bulunarak, "Almanya’nın en ünlü anıtlarından biri olan Lübeck’teki Holstentor isimli kapıda ’Concordia domi et foris pax’ yazar. Bunun anlamı; ülke içerisinde birlik, dışarıda da barıştır. Bu sözleri orada okuyunca hemen aklıma Atatürk geliyor. Kendisinin ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözlerini hatırlıyorum" dedi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinde (KOSTÜ) düzenlenen fahri doktora tevdi törenine; Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Pınar Gülün Kayseri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, KOSTÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu, Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Törende, Wulff’a verilen unvanın, Türkiye ile Almanya arasındaki köklü dostluğa, toplumlar arası diyaloğa ve barış kültürüne sunduğu katkıların bir göstergesi olduğu vurgulandı. Christian Wulff: "Lübeck’teki kapı yazısı bana Atatürk’ü hatırlatıyor" Törende katılımcılara hitap eden Christian Wulff, Türkiye ile Almanya arasındaki tarihi bağların dünyada eşine az rastlanır bir derinliğe sahip olduğunu belirterek, "Bana vermiş olduğunuz fahri doktora unvanı benim için gerçekten çok önemli" dedi. Günümüz dünyasında yaşanan krizlere, savaşlara ve gerilimlere dikkati çekerek gençlere seslenen Wulff, empati ve saygının önemini şöyle anlattı: "Benim yaşımdaki bir insanın gençlere bunları söylemesi belki farklı karşılanabilir ama benim sizlerden ricam köprüleri kurmanız; bizlerin iki ülke arasındaki kurmuş olduğumuz bağlantıları devam ettirmenizdir. Bazı insanlar duvar örmeye çalışıyorlar, biz sizlere ’Duvar örmeyin köprü kurun’ demek istiyoruz. Türkiye’de 50 bini aşkın Alman yaşıyor, Almanya’da da 3 milyonu aşkın Türk kökenli insanların yaşadığını biliyoruz. Evet, burada önemli olan vurgulamak istediğim, bu köprüler oluşurken birbirimize empati kurabilmemiz, saygıyla yaklaşabilmemizdir. Almanya’nın en ünlü anıtlarından biri olan Lübeck’teki Holstentor isimli kapıda ’Concordia domi et foris pax’ yazar. Bunun anlamı; ülke içerisinde birlik, dışarıda da barıştır. Bu sözleri orada okuyunca hemen aklıma Atatürk geliyor. Kendisinin ’Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözlerini hatırlıyorum. Eğer bizler bu bağlamda birlikte çalışabilirsek, çocuklarımız da yarın barış içerisinde yaşayabilirler." Wulff ayrıca, yaşlanan toplumlarda sağlık ve teknoloji alanındaki çalışmaların kritik önem taşıdığını vurgulayarak, BioNTech aşısını bulan Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin başarılarını da Türk-Alman dayanışmasına örnek gösterdi. Muzaffer Elmas: "Yapay zeka destekli esnek eğitim modelimizle örnek bir kurum olma yolunda ilerliyoruz" KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas ise üniversite olarak yapay zeka destekli esnek eğitim modeliyle Türkiye’de ve dünyada örnek bir kurum olma yolunda ilerlediklerini anlattı. Elmas, "Geliştirdiğimiz yapay zekayı üniversitenin derslerine monte ederek, yapay zeka destekli esnek eğitim modelimizle Türkiye’de ve dünyada örnek bir kurum olma yolunda ilerliyoruz. Eğitim-öğretimi yapay zeka desteğiyle sürekli güncel tutmaktayız. İkincisi, eğitim-öğretimi bilgi aktarmaktan çıkarıp öğretim üyelerinin sınıfta tartışma yaptığı, öğrencilerin muhakeme yeteneklerini geliştirdiği bir atmosfere dönüştürmek. Üçüncü özelliği ise öğrencilerin bireysel yeteneklerini yapay zekayla tespit edip ona göre ödevler, dersler ve bir öğrenme atmosferi oluşturmak. En sonunda ve en önemlisi de tüm eğitim-öğretimin temel direği olan bilgi, beceri ve yetkinlikleri mezunlara kazandırmayı doğrudan ölçebilen bir sistemimizin olmasıdır" dedi. "Wulff, büyük bir Türkiye dostudur" Wulff’un görev süresi boyunca sergilediği tutuma övgüde bulunan Elmas, şöyle konuştu: "2010 yılında Almanya Federal Cumhurbaşkanı olarak seçilen Sayın Wulff, kapsayıcı liderliği ile hafızalara kazınmıştır. Özellikle ’İslam, Almanya’nın bir parçasıdır’ ifadesi sadece bir siyasi söylem değil, toplumlar arası anlayışı güçlendiren tarihi bir duruş olarak tüm Avrupa’da yankı uyandırmıştır. Böylece Sayın Wulff’un bir devlet adamı olarak farklı inanç ve kültürlerin eşit bir toplumun doğal unsurları olduğu yönünde güçlü bir mesaj vermiştir. Sayın Wulff aynı zamanda büyük bir Türkiye dostudur. Türk-Alman dostluğuna yaptığı katkılar sadece siyasi düzeyde değil, toplumsal ve kültürel alanda da derin izler bırakmıştır. Onun çabaları iki ülke arasında karşılıklı anlayışın ve güvenin güçlenmesinde önemli katkı sağlamıştır. 2024 yılında DEİK bünyesinde Sayın Mehmet Ali Yalçındağ ve eski Federal Alman Milletvekili Sayın Özcan Mutlu’nun desteğiyle Türk-Alman Ekonomi Konseyi’nin kurulmasına öncülük etmesi ve kurucu başkanı olması, bu dostluğun ekonomik boyutta da güçlendirilmesine yönelik vizyonunun bir göstergesidir." Pınar Gülün Kayseri: "Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticari ortağıdır" Dışişleri Bakanlığı Daire Başkanı Pınar Gülün Kayseri de iki ülke ilişkilerinin 18. yüzyılın sonlarına dayandığını hatırlatarak, ekonomik ve toplumsal bağlara dikkati çekti. Kayseri, siyasi ve ekonomik belirsizliklerin arttığı günümüzde Türkiye-Almanya diyaloğunun daha da önem kazandığını belirterek, "Almanya ile ilişkilerimizin en önemli sütunlarından bir tanesi ekonomik ve ticari ilişkilerimizdir. Almanya ülkemizin Avrupa’daki en büyük ticari ortağıdır. En fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkedir. Ticari ilişkilerimiz ihracat ve ithalat bakımından dengelidir. İlişkilerimizin bir diğer önemli boyutu şüphesiz Almanya’da yaşayan ve artık süreklilik arz eden Türk topluluğudur. Almanya’da yaşayan Türk toplumu, Türkiye sınırları dışında yaşayan en büyük Türk toplumu niteliğindedir ve ülkelerimiz arasında önemli bir köprü görevi görmektedir" diye konuştu. Berna Abiş: "Bilimi, eğitimi ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sorumluluğumuz görüyoruz" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ise Wulff’a verilen fahri doktora unvanının akademik bir takdirin ötesinde, iki ülke arasındaki köklü dostluğun güçlü bir nişanesi olduğunu kaydetti. Abiş, Kocaeli’nin sanayi, üretim ve bilimin merkezi olarak uluslararası ilişkilerde özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek, "Kocaeli; sanayinin, üretimin ve bilimin merkezi olmasının yanı sıra uluslararası ilişkilerin geliştiği önemli bir şehir olarak özel bir yere sahiptir. Bizler yerel yönetimler olarak üniversitelerimizle birlikte hareket etmeyi; bilimi, eğitimi ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz çünkü güçlü bir gelecek diyalogla, karşılıklı anlayışla ve ortak değerler etrafında inşa edilebilir" ifadelerini kullandı.
Ayakkabısız kaçtılar
23 Nisan 2025 Çarşamba - 13:27 Ayakkabısız kaçtılar İstanbul merkezli meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem Kocaeli’den de hissedildi. Depremi yaşayan ve panikle sokağa çıkan vatandaşlar, o anları anlattı. Bazı çocukların da yalın ayak dışarı çıktıkları görüldü. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Marmara Denizi, İstanbul’un Silivri ilçesi olan 6,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Sarsıntı, Kocaeli’den de hissedildi. Depremi hisseden vatandaşlar sokağa çıktı, güvenli alanlarda bekleyip, yakınlarını aradı. Bazı çocukların korkuyla yalın ayak dışarıya çıktıkları görüldü. Bir vatandaş, "2. kattaydık, çok fenaydı. Çocuklarıma ulaşmaya çalışıyorum ama ulaşamıyorum, anneme de ulaşamıyorum. Daha önce 1999 depremini yaşamıştım. Bildiğim için şuanda çok korkuyorum. Sarsıntı durunca merdivenden indik. Bence 30-40 saniye sürdü. Herkese geçmiş olsun" dedi. Bir vatandaş da, "Deprem bir dakika falan sürdü. 2. kattaydık. Kötüydü, korkunçtu. Ailem de iyiler, herkes dışarı çıkmış" diye konuştu. Sarsıntıyı hisseden bir başka vatandaş ise "Depremi hissettim. İlk kez yaşıyorum. İlk ben hissettim ofiste çalışırken ayağımızın altı sandal gibi sallanıyordu. Çok korktuk, hepimiz aşağı indik. Hepsi iyi durumdalar" ifadelerini kullandı. İş yerinin önünde otururken depremi hissettiğini söyleyen esnaf, "Ben ilk anda tansiyonumun düştüğünü zannettim. Epeyce sallandık. Avizelere bakınca şiddetli sallandığını hissettik. Merkez üssü neresi bilemiyorum tabii de epeyce bir sallandık. Geçmiş olsun" şeklinde konuştu. 3. kattaki dairede oturan bir vatandaş da, "Koşarak çıktık. 3. kataydık. Binamız eski. Gece olsaydı daha kötü olurdu ama bu gündüz meydana geldi" dedi. Bir genç ise "6. kattaydım. Yemek yiyordum. Hemen dışarıya çıktık. Korkmadım, Allah’a güveniyorum" diye konuştu.
Sivrisineksiz bir yaz için ekipler sahada
23 Nisan 2025 Çarşamba - 12:18 Sivrisineksiz bir yaz için ekipler sahada Kocaeli’de yaz ayının yaklaşması ile sivrisineklerin üremesini engellemek amacıyla 34 ekip, 100 personel ve amfibik araç kentin her noktasında görev alıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz döneminde oluşabilecek sivrisinek ve karasinek ile mücadeleye erkenden başladı. Bu kapsamda veteriner hizmetleri şube müdürlüğü, halk sağlığının korunması için larva döneminde olan sivrisinek ve karasinek ile mücadelesini sürdürüyor. Yaz aylarında sivrisinek ve karasinek oluşumun önüne geçmek için Kocaeli’nin tüm ilçelerinde larva oluşabilecek noktaları tespit eden ekipler; fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemlerle uygulama yapıyor. Büyükşehir belediyesi öncülüğünde halk sağlığını tehdit eden vektörlerin kontrol altına alınması amacıyla özellikle küçük ve büyük ölçekli sulak alanlarda, mesire alanlarında, park ve bahçelerde ilaçlama ve larva mücadelesi çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Büyükşehir ekipleri tarafından hazırlanan yazlık dönem eylem planı doğrultusunda; gölet, süs havuzu ve yağmur suyu kanalları gibi potansiyel üreme alanları takip ediliyor. Sahil şeritleri, kamp alanları ve piknik bölgeleri özel programlarla kontrol altında tutuluyor. 34 ekip ve 100 personel sahada Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı onaylı biyosidal ürünlerin kullanıldığını belirten ekipler, özellikle yaz aylarında sivrisinek oluşumuna karşı erken tedbir alınmasının elzem olduğunu belirtiyor. Buradaki maksadın sivrisinek üreme alanlarında bulunan sivrisinek larvalarının ergin hale gelmeden yok edilmesini sağlamak olduğunun altı çiziliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Vektörle Mücadele Birimi 34 ekip ve 100 personelle hem karada hem suda gidebilme özelliği olan amfibik araç ile uygulama çalışmalarını kentin her noktasında yürütüyor. Sivrisineklerin üremesi engelleniyor Sivrisineklerin üremesi için en uygun ortamları oluşturan durgun su birikintileri, yaz aylarında en büyük risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Büyükşehir ekipleri, bu tür alanları düzenli olarak kontrol ederek larva gelişimini önlemeye yönelik biyosidal uygulamalar gerçekleştiriyor. Sivrisinek aracılığıyla bulaşan hastalıkların önlenmesi amacıyla evlerin etrafında bulunan su depolama tankları, kova, varil, bidon gibi su biriktirme kaplarının üzerlerinin kapatılmasının gerekli olduğunu belirtiyor. Yağmur sonrası oluşan su birikintilerinde, oluklarda, saksı altlarında bırakılan sular da belli bir süre beklediğinde sivrisineklerin üremesi için ideal bir ortam oluşturduğunun altı çiziliyor. Sivrisinekle mücadelede vatandaşın bilinci de halk sağlığını korumada birincil önem taşıyor.
İzmit’te çınarlara özel kulüp
23 Nisan 2025 Çarşamba - 11:26 İzmit’te çınarlara özel kulüp İzmit’in gözde mekanı Saat Kulesi yanında bulunan kafe, "Saygınlar Kulübü" adıyla 65 yaş üstü bireylerin hizmetine sunuldu. Hizmete açılan kulüp, 65 yaş ve üzeri vatandaşların sosyal hayata daha aktif katılımını sağlayacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 65 yaş ve üzeri vatandaşların sosyal hayata daha aktif katılımını sağlamak, sağlıklarını desteklemek ve yalnızlıkla mücadele etmek amacıyla yeni bir proje hayata geçirdi. Bu kapsamda, İzmit Saat Kulesi yanında bulunan, Şelale Park olarak bilinen kafe, "Saygınlar Kulübü" adıyla hizmete alındı. Büyükşehir’in büyükler için hizmete aldığı merkez, yaşlı bireylerin yalnızca dinlenebileceği değil, aynı zamanda öğrenebileceği, üretebileceği ve sosyalleşebileceği özel yaşam alanı olarak dikkat çekiyor. Açılışta konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Saygınlar Kulübü’nün sadece sosyal tesis değil, aynı zamanda katılımcı, üretken ve kuşaklar arası iletişimi destekleyen yaşam modeli sunduğunu vurguladı. Başkan Büyükakın, kulübün açılışında konser veren kültür sanat topluluğunun eski dostlar şarkısına eşlik etti. "İnsan ömrü uzadı, yaşam standartları değişti" "Saygınlar Kulübü" adının da yaş almış bireylerin onuruna yakışır isim olduğunu söyleyen Başkan Büyükakın, kulübün içeriğini katılımcılarla birlikte oluşturacaklarını ifade etti. Başkan Büyükakın, emekli öğretmenlerin çocuklara ders verebileceği, tarihi bilen gönüllülerin turistlere rehberlik yapabileceği, engelli bireylerin ailelerine destek sağlanabileceği çok yönlü sistemin temelini attıklarını belirtti. Toplumun yaşlanan nüfus yapısına da değinen Başkan Büyükakın, artık yaşlılık kavramının değiştiğini belirterek, "İnsan ömrü uzadı, yaşam standartları değişti. Bugün 60 yaşındaki biri geçmişe göre çok daha aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Saygınlar Kulübü de tam olarak bu üretkenliğe alan açmak üzere tasarlandı" ifadelerini kullandı. Başkan Büyükakın, ayrıca yaşlı bireylerin refakatçileriyle de mekanı kullanılabileceğini belirtti. Saygınlar Kulübü projesinin yalnızca bu merkezle sınırlı kalmayacağını belirten Başkan Büyükakın, projenin Kocaeli’nin tüm ilçelerine yayılacağını müjdeledi. Katılımcıların taleplerini dinleyen Başkan Büyükakın, ulaşım konusunda yaşanabilecek zorluklar için ring hatlarının planlanacağını ve bu kapsamda mevcut 41Ç hattının güzergahının da ihtiyaçlara göre düzenleneceğini ifade etti. Aktif yaşam alanı Kocaeli’nin yaşlı dostu şehir vizyonunu bir adım ileri taşıyan Saygınlar Kulübü, 65 yaş üstü bireyler için hem fiziksel hem de zihinsel olarak aktif kalabilecekleri bir ortam sunuyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamında merkez, haftanın yedi günü 10.00 ile 22.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Merkezde sabah egzersiz programlarından gün içindeki atölye ve eğitim seanslarına kadar geniş program uygulanıyor. Dijital okuryazarlık, yaşlı hakları, sağlıklı beslenme, psikolojik destek seminerleri gibi başlıkların yanı sıra, kuşaklar arası etkileşimi teşvik eden etkinlikler de kulübün önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Kulüpte ayrıca el sanatları atölyeleri, açık hava sineması, tiyatro gösterileri ve aromatik bitki yetiştiriciliği gibi pek çok etkinlik düzenlenecek.
Oyuncak müzesinin temeli bugün atılıyor
23 Nisan 2025 Çarşamba - 10:12 Oyuncak müzesinin temeli bugün atılıyor Başiskele Çocuk Kütüphanesi, Oyuncak Müzesi ve Etüt Merkezi’nin temeli bugün atılacak. Müzede geçmişten günümüze çocukluğun izlerini taşıyan oyuncaklar yer alacak. Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, seçim beyannamesinde de yer alan Başiskele Çocuk Kütüphanesi, Oyuncak Müzesi ve Etüt Merkezi’ni ilçeye kazandırıyor. Projenin temel atma töreni bugün saat 14.30’da gerçekleştirilecek. Serdar Mahallesi Pasinler Caddesi üzerinde Fatih Sultan Mehmet Parkı içerisinde inşa edilecek proje, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara armağanı olacak. "Bu sadece bir bina değil" Açıklamalarda bulunan Yasin Özlü, "Her şey bir hayalle başlar. Bir çocuğun kitapla ilk karşılaşmasında gözlerinde parlayan ışıkla, sessiz bir odada kendi hikayesini yazmaya çalışan bir gencin sabrıyla, eski bir oyuncağın anlattığı hatıralarla başlar. Temellerini atacağımız Çocuk Kütüphanesi, Etüt Merkezi ve Oyuncak Müzesi için ekip arkadaşlarımla sahadaydık. Her adımda, geleceğe açılacak kapının eşiğinde durduğumuzu hissettik. Çünkü bu sadece bir bina değil; düşüncelerin ve oyunların iç içe geçtiği bir yaşam alanı olacak. Biliyoruz ki; bir çocuğun dünyasına dokunan her yapı, aslında geleceğe atılan en sağlam temeldir" dedi. Toplamda 2 bin 800 metrekare inşaat alanına sahip olacak çocukların yeni cazibe merkezi, taban alanı yaklaşık bin 400 metrekare ve 2 katlı olarak inşa edilecek. Çocukların güven ve huzurla kitap okuyabileceği, ders çalışabileceği ve araştırma yapabileceği on binlerce çocuk kitapların yer alacağı çocuk kütüphanesi, geçmişten günümüze uzanan çeşitli oyuncak koleksiyonlarının sergileneceği müze, etüt merkezi (serbest çalışma alanı), farklı konseptlerde atölye sınıfları, yaklaşık 100 kişilik söyleşi salonu, mescit ve idari ofislerin yer alacağı projenin, avlu kısmında ise etkinlik alanları ve kafe bulunacak.
Oxford seçti, Türkiye mercek altına aldı: "Tekrar kazanmamız gerekiyor"
23 Nisan 2025 Çarşamba - 10:05 Oxford seçti, Türkiye mercek altına aldı: "Tekrar kazanmamız gerekiyor" Oxford Sözlüğü’nün 2024 yılının kelimesi olarak seçtiği "brain rot" (beyin çürümesi), Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen konferansta ele alındı. Dijital dönüşümle birlikte insanların telefon ve tablet başında uzun süre geçirmelerinin sonucunda oluşan "beyin çürümesi" konusu masaya yatırıldı. Oxford Üniversitesi Sözlüğü tarafından 2024 yılının kelimesi seçilen "brain rot" terimi üzerine Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark Genel Müdürlüğü tarafından sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyumda, Uzman Psikolog Ezgi Özcan, Doç. Dr. Ömer Kardaş, Uzman Klinik Psikolog Selin Kahvecioğlu Ocak, Prof. Dr. Erkan Saka ile Kültürel Dönüşüm Uzmanı ve Eğitmen Alp Saraçoğlu konuşmacı olarak katıldı. Günümüz dijitalleşmesinin etkileriyle bireylerin sürekli telefon ve tablet kullanması sonucu ortaya çıkan bu olgunun, bireysel düzeyde alınabilecek önlemlerle hafifletilebileceği vurgulandı. "Farkındalık oluşturmak istedik" Sempozyuma ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulunan GOSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, "Bugün, Oxford’un sözlüğünde yılın kelimesi seçilen brain rot konusunu en yetkin kişilerden dinledik. Özelikle iş dünyasında, aile hayatında ve özel hayatta teknoloji bağımlılığının ve beyin çürümesinin diğer etkilerini, insan hayatını nasıl etkilediğini, iş hayatını nasıl etkilediğini, verimliliği düşürüp düşürmediğini, teknoloji kullanımının bir çeşit hastalık olup olmadığını hep birlikte uzmanlarımızdan dinledik. Bir farkındalık oluşmasını istedik. Umarım bu farkındalığı oluşturmuşuzdur diye düşünüyorum" dedi. "Herkes kendi önlemini almalı" Dijitalleşen dünyada beyin çürümesini durdurmanın yollarına değinen Prof. Dr. Çemberci, "Verilen cevaplardan şunu anladık: Bundan kurtulmanın yolu hap gibi bir şey değil. ’Hap alarak beyin çürümesinden kurtuluyoruz’ diye bir durum yok. Bu durum bir süreç diyebiliriz. Bununla ilgili aslında salondan çıkan genel kanı şu şekildeydi: herkesin kendi bireysel önlemini almasıydı. Mesela ben kendi adıma, bazı zamanlarda bundan detox yaparak kurtulmaya çalışıyorum. Kimisi daha fazla kitap okuyarak bunu engellemeye çalışıyor, kimisi daha fazla sosyal etkinlik düzenleyerek engellemeye çalışıyor. Teknolojinin insan hayatına katkılarını yadsımıyoruz. Ancak sosyal ve iş hayatımıza olumsuz etkilerini en aza indirecek bireysel çözümler üretmeliyiz" diye konuştu. "Bununla mücadele etmemiz ve tekrar insani kabiliyetlerimizi kazanmamız gerekiyor" Konuşmacılardan Prof. Dr. Erkan Saka ise "4 konuşmacının birbirini tamamladığı bir program oldu. Beyin çürümesi modern çağın bir sorunu. Burada kast edilen enformasyon yüklemesi. Buna karışı ne yapacağız? Benim pozisyonum tamamen negatif durmak değil. Teknolojiyi daha aktif kullanarak, bilgi üreterek beyin çürümesine müdahale edebiliriz. Beyin çürümesi tabii mecaz olarak kullanılan bir terimdir. Çok yoğun bir enformasyon yüklemesi var ve bu enformasyon genellikle verimli değil. Saçma denilebilir, boş denilebilir. Burada aslında kontrolsüz bir şekilde içerik tüketimi söz konusu. Genellikle belirli mecralara kitlenip artık neredeyse hayatının akışını bile etkileyecek şekilde bir tüketim içerisine giriyoruz. Bu arada da düşünme kapasitemizin sekteye uğradığı ve eleştirel bakışımızı kaybettiğimiz şeklinde sonuçlar ortaya çıkıyor. Tam olarak herkes de aynı durum olmayabilir ama bu modern dünya da şuanda başımıza gelen bir durum. Platformlarda, genel olarak kurumlarda dijital alandaki bunu destekliyor ve pekiştiriyor. Bizim bununla mücadele etmemiz ve tekrar insani kabiliyetlerimizi kazanmamız gerekiyor. Bence biz teknolojisiz yaşamayız. İnsan kaygılarını nasıl olumlu bir şekilde daha iyi bir yere yönlendirebiliriz" şeklinde konuştu. "Beyin çürümesinin bireysel ve toplumsal etkilerini ele aldık" Sempozyumda tüm önemli konuların ele alındığına dikkat çeken GOSB Teknopark Teknoloji ve İnovasyon Müdürü Gözde Nur Köse Yılmaz da, "Bugün ele alınan konu, günümüzün önemli problemlerinden biri olan ve dijital mecralarda geçirilen zamanla ortaya çıkan beyin çürümesiydi. Brain rot terimi, Oxford Sözlüğü’ne 2024 yılında dahil edilmiştir. Panelistlerimizle bu konuyu farklı açılardan değerlendirdik. Kendilerinin çok değerli katkıları oldu. Bireysel etkilerinden toplumsal etkilerine, iş yerlerindeki liderlik yapıları üzerindeki etkilerine kadar detaylı analizler gerçekleştirdik. Çok değerli bir etkinlik olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Ormana gitti, bir daha geri dönmedi: 45 gündür her yerde onu arıyorlar
23 Nisan 2025 Çarşamba - 10:01 Ormana gitti, bir daha geri dönmedi: 45 gündür her yerde onu arıyorlar Kocaeli’de yaşayan Emirhan Bozkurt, 8 Mart’ta "Çarşıya gidiyorum" diyerek evden çıktı ve bir daha geri dönmedi. Başiskele’de ormana doğru yürüdüğü görüntüler sonrası, birçok ekip tarafından başlatılan arama çalışmaları yaklaşık 45 gündür devam ediyor. Ailesi ise oğullarından gelecek bir haber bekliyor. Edinilen bilgiye göre, Körfez’de bir özel bakımevinde kalan ve yüzde 80 oranında psikososyal engeli bulunan Emirhan Bozkurt (32), 5 Mart’ta buradan habersiz şekilde İzmit ilçesine bağlı Gültepe Mahallesi’ndeki evine geldi. Bakımevine dönmek istemediğini belirten Bozkurt, 8 Mart’ta ise ailesine "Çarşıya gidiyorum" diyerek evden çıktı. Genç adamın geri dönmemesi üzerine paniğe kapılan aile, polis merkezine giderek kayıp başvurusunda bulundu. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği, Bozkurt’un en son Başiskele ilçesindeki Bahçeçik’te görüldüğünü tespit etti. Özellikle Bahçeçik ve çevresinde kapsamlı bir arama çalışması başlatıldı. Polis nezaretinde yürütülen çalışmalara, Başiskele ve Gölcük İlçe Jandarma Komutanlıkları ekipleri, AFAD, UMKE, MEB Arama Kurtarma, İSAR, PAK ve Kızılay personeli yer aldı. Ayrıca, Körfez Belediyesi Arama Kurtarma ekipleri de personel ve hassas burunlu "Patron" isimli köpek ile çalışmalara destek verdi. Arama çalışmalarında dron da kullanıldı. Arama çalışmaları 45 gündür havadan ve karadan sürerken, Bozkurt ailesi ise oğullarından gelecek iyi bir haberi bekliyor. "Karış karış arıyorlar" Ekiplerin arama çalışmalarına tanık olan Mehmet Ali Kaşka, "Kaybolan genci arama çalışmaları devam ediyor, henüz bir ize rastlanmadı. En son görüntüsü, Bahçeçik’te bulunan özel eğitim merkezinin kameralarına yansımış. Bu görüntüde gencin ormana yürüdüğü görülüyor. Kocaeli Valiliği koordinasyonunda başlatılan arama çalışmaları gerçekten özveriyle devam ediyor. Günlerdir çok sıkı bir çalışma yürütülüyor. Birçok kurum burada. Çok kapsamlı, ’karış karış arıyorlar’ diyeceğimiz şekilde devletin tüm imkanlarıyla genci bulmaya gayret ediyorlar. Umarım sağ salim bulunur" dedi. "Kendini koruyamaz" Emirhan Bozkurt’un annesi Resmiye Bozkurt ise "Oğlum bakımevinde kalıyordu. Merkezden kaçarak eve geldi. Gelişinden 3 gün sonra, yani 8 Mart’ta saat 11.00 sıralarında evden çıktı, ’Çarşıya gidiyorum’ dedi ve geri gelmedi. Bahçeçik’e giden otobüse binmiş ve durakta inmiş. Daha sonra da görüntüsüne rastlanmadı. Yüzde 80 engelli, bakıma muhtaç, kendini koruyamaz" diye konuştu. "Çocuğumu görmek istiyorum, ölüsü dirisi ne olursa" Günlerdir merak içinde beklediklerinin altını çizen Bozkurt, "Arkadaşına da, ’Ormana gidiyorum’ demiş. Bahçeçik’e giden otobüslere binmiş ve orada bir yerlerde inmiş. Ekipler de günlerdir arıyor. Gören, duyan, bilen varsa lütfen bize yardımcı olsun. Çocuğumu görmek istiyorum, ölüsü dirisi ne olursa" ifadelerini kullandı.
Oxford seçti, Türkiye mercek altına aldı: "Tekrar kazanmamız gerekiyor"
23 Nisan 2025 Çarşamba - 09:45 Oxford seçti, Türkiye mercek altına aldı: "Tekrar kazanmamız gerekiyor" Oxford Sözlüğü’nün 2024 yılının kelimesi olarak seçtiği "brain rot" (beyin çürümesi), Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen konferansta ele alındı. Dijital dönüşümle birlikte insanların telefon ve tablet başında uzun süre geçirmelerinin sonucunda oluşan "beyin çürümesi" konusu masaya yatırıldı. Oxford Üniversitesi Sözlüğü tarafından 2024 yılının kelimesi seçilen "brain rot" terimi üzerine Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark Genel Müdürlüğü tarafından sempozyum gerçekleştirildi. Sempozyumda, Uzman Psikolog Ezgi Özcan, Doç. Dr. Ömer Kardaş, Uzman Klinik Psikolog Selin Kahvecioğlu Ocak, Prof. Dr. Erkan Saka ile Kültürel Dönüşüm Uzmanı ve Eğitmen Alp Saraçoğlu konuşmacı olarak katıldı. Günümüz dijitalleşmesinin etkileriyle bireylerin sürekli telefon ve tablet kullanması sonucu ortaya çıkan bu olgunun, bireysel düzeyde alınabilecek önlemlerle hafifletilebileceği vurgulandı. "Farkındalık oluşturmak istedik" Sempozyuma ilişkin İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulunan GOSB Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Çemberci, "Bugün, Oxford’un sözlüğünde yılın kelimesi seçilen brain rot konusunu en yetkin kişilerden dinledik. Özelikle iş dünyasında, aile hayatında ve özel hayatta teknoloji bağımlılığının ve beyin çürümesinin diğer etkilerini, insan hayatını nasıl etkilediğini, iş hayatını nasıl etkilediğini, verimliliği düşürüp düşürmediğini, teknoloji kullanımının bir çeşit hastalık olup olmadığını hep birlikte uzmanlarımızdan dinledik. Bir farkındalık oluşmasını istedik. Umarım bu farkındalığı oluşturmuşuzdur diye düşünüyorum" dedi. "Herkes kendi önlemini almalı" Dijitalleşen dünyada beyin çürümesini durdurmanın yollarına değinen Prof. Dr. Çemberci, "Verilen cevaplardan şunu anladık: Bundan kurtulmanın yolu hap gibi bir şey değil. ’Hap alarak beyin çürümesinden kurtuluyoruz’ diye bir durum yok. Bu durum bir süreç diyebiliriz. Bununla ilgili aslında salondan çıkan genel kanı şu şekildeydi: herkesin kendi bireysel önlemini almasıydı. Mesela ben kendi adıma, bazı zamanlarda bundan detox yaparak kurtulmaya çalışıyorum. Kimisi daha fazla kitap okuyarak bunu engellemeye çalışıyor, kimisi daha fazla sosyal etkinlik düzenleyerek engellemeye çalışıyor. Teknolojinin insan hayatına katkılarını yadsımıyoruz. Ancak sosyal ve iş hayatımıza olumsuz etkilerini en aza indirecek bireysel çözümler üretmeliyiz" diye konuştu. "Bununla mücadele etmemiz ve tekrar insani yetilerimizi kazanmamız gerekiyor" Konuşmacılardan Prof. Dr. Erkan Saka ise "4 konuşmacının birbirini tamamladığı bir program oldu. Beyin çürümesi modern çağın bir sorunu. Burada kast edilen enformasyon yüklemesi. Buna karışı ne yapacağız? Benim pozisyonum tamamen negatif durmak değil. Teknolojiyi daha aktif kullanarak, bilgi üreterek beyin çürümesine müdahale edebiliriz. Beyin çürümesi tabii mecaz olarak kullanılan bir terimdir. Çok yoğun bir enformasyon yüklemesi var ve bu enformasyon genellikle verimli değil. Saçma denilebilir, boş denilebilir. Burada aslında kontrolsüz bir şekilde içerik tüketimi söz konusu. Genellikle belirli mecralara kitlenip artık neredeyse hayatının akışını bile etkileyecek şekilde bir tüketim içerisine giriyoruz. Bu arada da düşünme kapasitemizin sekteye uğradığı ve eleştirel bakışımızı kaybettiğimiz şeklinde sonuçlar ortaya çıkıyor. Tam olarak herkes de aynı durum olmayabilir ama bu modern dünya da şuanda başımıza gelen bir durum. Platformlarda, genel olarak kurumlarda dijital alandaki bunu destekliyor ve pekiştiriyor. Bizim bununla mücadele etmemiz ve tekrar insani yetilerimizi kazanmamız gerekiyor. Bence biz teknolojisiz yaşamayız. İnsan kaygılarını nasıl olumlu bir şekilde daha iyi bir yere yönlendirebiliriz" şeklinde konuştu. "Beyin çürümesinin bireysel ve toplumsal etkilerini ele aldık" Sempozyumda tüm önemli konuların ele alındığına dikkat çeken GOSB Teknopark Teknoloji ve İnovasyon Müdürü Gözde Nur Köse Yılmaz da, "Bugün ele alınan konu, günümüzün önemli problemlerinden biri olan ve dijital mecralarda geçirilen zamanla ortaya çıkan beyin çürümesiydi. Brain rot terimi, Oxford Sözlüğü’ne 2024 yılında dahil edilmiştir. Panelistlerimizle bu konuyu farklı açılardan değerlendirdik. Kendilerinin çok değerli katkıları oldu. Bireysel etkilerinden toplumsal etkilerine, iş yerlerindeki liderlik yapıları üzerindeki etkilerine kadar detaylı analizler gerçekleştirdik. Çok değerli bir etkinlik olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. (OBT-HFV-RFK