Yerel Haberler
Kocaeli
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 22:17 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gençlere: "Kifayetsizlere asla prim vermeyin" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’de gençlere hitap ederek, "Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları tarafından Turka Kocaeli Stadyumu’nda onbinlerce gencin katılımıyla düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni"ne katıldı. Burada gençleri selamlayan Erdoğan, "Böylesine coşkulu, heyecanlı, maşallah her yönüyle dolu dolu bir gençlik şöleninde sizlerle beraber olmanın memnuniyeti içindeyim. Öncelikle şölenimizin düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Gençlik Kollarımızı, Yusuf İbiş kardeşimi ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Kocaelispor’un evinde gerçekleştirdiğimiz bu güzel buluşmaya katkı veren tüm yol ve dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye’nin dört yanından şölenimize renk katan gençlerimizle birlikte, dost ve kardeş ülkelerimizin gençlik teşkilatlarından programımıza katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum" dedi. "Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor" Gençlerin Türkiye’nin aydınlık yüzü, yüz akı, gözbebeği ve Türkiye Yüzyılı’nın mimarı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Avrupa’da, Amerika’da, Asya ve Afrika’da, yeryüzünün dört bir ucunda bayrağımızı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığımızın en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerimi gönderiyorum. Gönül ve kültür coğrafyamızı nakış nakış işleyen, duası, desteği, kalbi bizimle olan tüm genç kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyorum. Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan, sevgi ve muhabbete, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi, stadyumlardan taşan şu coşkunuz, şu eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bugün güzel atmosferde, umudun, sevginin, aydınlığın, geleceğin sembolü olan siz gençlerimizle birlikte olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bugün 81 ilimizin kalbi burada atıyor. Milletçe medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı işte burada atıyor" diye konuştu. "Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sevgili genç kardeşlerim, Sezai Karakoç ’diriliş nesli’ derken sizleri işaret ediyordu. Nurettin Topçu, ’hareket nesli’ derken sizleri kast ediyordu. Üstad Necip Fazıl, ’büyük doğu nesli’ derken sizlerden bahsediyordu. ’Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek’ diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. Teknofest kuşağının öncü neferleri olarak, rahmetli Nurettin Topçu hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz. Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih’in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bu hissediyoruz. Fatih’i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih’in ruhununun ebedi hakimiyetine inanlara müjdeliyorum; Fatih’in ruhu ölmez, Fatih’in ruhu ebedi kalacaktır. İnanıyorum ki, Fatih’in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdatın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye’yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın." "Uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" Karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye’nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı bir gençlik gördüğünün altını çizen Erdoğan, "Şu an karşımda dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren, ufuk sahibi gençlik görüyorum. Gazze’den Sudan’a, Somali’den Yemen’e, mazlumun, mağdurun gözü yaşlı kardeşlerinin hüzününü, kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençlik hissediyorum. Şuan karşımda, deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen gençlik görüyorum. Şuan karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi gençlik görüyorum. Merhum Sezai Karakoç bu gençliği, yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi; ’O çocuğu bekliyoruz. Dünyayı değiştirecek, yenileyecek, diriltecek çocuğu. O çocuğu ki, görüntüye değil öze, dışa değil, içe baksın. Ön planı değil, arka planı görsün. Reklam ve propaganda edilenleri değil, edilmeyenleri bilsin. Bu çocuk elbet gelecek, insanlık, beklenmedik her vakitte olduğu gibi yeni bir atılım yapacak. Diriliş gerçekleşecek, kutlu şehitlerin ruhları uyanacak. Bursa’nın, İstanbul’un, Konya’nın, Diyarbakır’ın, Erzurum’un, Şam’ın, Bağdat’ın, Semarkant’ın, Mekke’nin, Medine’nin ve hepsiyle birlikte Kahire’nin, Kuala Lumpur’un, Bingazi’nin, İslamabad’ın ruhları dirilecek. Elinde bir meşale, o çocuğun ulaştığı her kent dirilişe erecek’ Bu şehirlerin mahşerinin önünde, soruyorum; kim durabilir? Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şimdi karşımda görüyorum" şeklinde konuştu. "Milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğin ’yüreğin bentlerini yıkıp atması’ olarak tanımlayarak, aynı zamanda gençliğin hayal, heyecan, dinamizm ve bir milletin lokomotifi olduğunu vurguladı. Toplumun enerjisini gençlerden aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler, ne zaman elini taşın koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul’u değil, kalpleri de fetheden Sultan Fatih’te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey’de, Tarık Bin Ziyad’ta, Süleyman Şah’ta, Süleyman Gazi’de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yücelten hep gençlerdir. Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse, millette, devlet de güçlüdür. Gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır." "O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz" "Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı-solcu diyerek, kimi zaman Kürt-Türk diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek, kimi zamanda ilerici-gerici diyerek birebirlerine düşman ettiler. Anne-babaların elleri yüreklerinde, akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadık" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığı, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadık. O günleri esefle ve acıyla hatırlıyoruz. AK Parti olarak, ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye’nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu, ideolojik aidiyetin liyakatın önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık" dedi. "Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık" En büyük yatırımı gençlere yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30’dan 25’e, ardından 18’e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net şekilde gösterdik. Türkiye’de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak, gençlerimizin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtık. 23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002’de yüksek öğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı, biz bunu 2026 itibariyle 651 milyar liraya çıkardık. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e yükselttik. Yüksek öğrenim yurt sayımızı 190’dan 873’e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içerisinde, tüm burs miktarını, hem burs alan öğrenci sayısını artırdık, başvuran her üniversite öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. 81 ilimizi gençlik ve spor tesisleriyle, bilim ve kültür merkezleriyle, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattık. Hepsinden önemlisi gençlerimize cesaret ve özgüven kazandırdık. Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi ve aynı zamanda ahlaklı, imanlı bir neslin hamd olsun gümbür gümbür geldiğini görüyoruz" diye konuştu. "Sizi sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin" Tüm dünyanın imrenerek baktığı Türkiye’nin savunma sanayisinin, genç mühendislerin, yazılımcıların, teknisyenlerin ve TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzunda yükseldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Genç bilim insanlarımız, öğrencilerimiz, sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor. Tekvando milli takımımız, engelli sporcularımızla birlikte 22 madalya kazanarak Avrupa şampiyonu oldu. Milletimizin göğsünü kabartan tekvandocularımızı tebrik ediyorum. Kazakistan ziyaretimizde ülkemizi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştık. İster geleneksek spor dallarında, ister teknolojiyle birlikte gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında, sizlerin hak ettiğiniz yeri almanız için yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceği sizlere emanettir, Türkiye’nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil, Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da sizi izleyen, Türkiye’deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençliği daima önceleyen bir büyüğünüz olarak, sizlere her zaman güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat ve kaldıraç olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."
Kanser hastalarına psikolojik destek
29 Kasım 2024 Cuma - 11:05 Kanser hastalarına psikolojik destek Kocaeli’de vatandaşların kanserle psikolojik mücadelesine destek olmak için seminer düzenlendi. Programda konuşan uzman psikolog Nalan Aslan Çetin, "Eğer hastanın kendi kontrol duygusu kendinde ise hasta kendini daha güçlü hisseder ve mücadele daha güçlü ve kararlı olur" dedi. Günümüzün yaygın hastalıklarından olan kanserle mücadele etmek tıbben kolaylaşsa da psikososyal olarak birçok kişiyi zor duruma sokabiliyor. Gerek hastanın psikolojik durumu gerek yakınlarının davranış ve psikolojik durumları zaman zaman kişiyi olumsuz etkiliyor. Kanserde erken tanı önemli olduğu kadar tıbben ve psikolojik olarak mücadele etmek de bir o kadar önemli. Tam bu noktada Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların kanserle psikolojik mücadelesine destek olmak için birçok bilgilendirme toplantısı düzenliyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) ile Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü işbirliğinde "Kanserde Psikososyal" yaklaşım adlı bir seminer düzenlendi. Derince Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan uzman psikolog Nalan Aslan Çetin tarafından verilen seminer, Şefik Postalcıoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Seminere KO-MEK kursiyerleri yoğun ilgi gösterdi. "Hastanın kendini tedavi etme şekli çok önemlidir" Çetin, "Kanser tanısı sadece hastayı değil aile içindeki ve çevredeki herkesi etkilemektedir. Bu süreç içerisinde hastanın kendini tedavi etme şekli çok önemlidir. Hastada eğer korku ve panik hakim ise bu ne yazık ki hem hastayı hem de çevresini olumsuz etkiliyor. Ama teşhis konulan hasta eğer psikolojik olarak mücadeleye hazır ve bu durumla baş edebileceğinin farkında ise hem moralli oluyor hem de çevresine umut vermiş oluyor" dedi. "Hasta kendini daha güçlü hisseder" Kanser hastalarının en büyük sıkıntısının tedavi gelişimlerine karar verme süreci olduğunu anlatan Çetin, "Hastanın ne zaman hastaneye gideceğine karar verme ve hastanede yapılan işlemlerde hangi yolu işleyeceği oldukça önemlidir. Bu süreçte özellikle hastanın kendiyle ilgili kararları ve kendi öz bakımlarını başkası yapmaya çalışıyor ise bu hastayı olduğundan daha da hasta psikolojisine sokar. Eğer hastanın kendi kontrol duygusu kendinde ise hasta kendini daha güçlü hisseder ve mücadele daha güçlü ve kararlı olur" şeklinde konuştu.
"Haftada 3 gün yürüyüşle insülin direnci riskini azaltmak mümkün"
29 Kasım 2024 Cuma - 10:43 "Haftada 3 gün yürüyüşle insülin direnci riskini azaltmak mümkün" İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilal Güner Üpçin, "İnsülin direncini yönetmek için sağlıklı yaşam tarzına geçmek gerekir. Günde en az 30-40 dakika ve haftada ortalama 3-4 gün yürüyüş gibi fiziksel aktivitelere başlamak insülin direncini düşürmek için gereklidir" dedi. Medical Park Kocaeli Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilal Güner Üpçin, insülin direncinin bireye etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. İnsülin direncinin tanımını yapan Uzm. Dr. Üpçin, "İnsülin, pankreas tarafından üretilen, beslenme sonrasında kanda artan şekerin hücrelerde kullanılmasını ve enerji üretilmesini sağlayan hormondur. Kan şekerinin yükseldiği durumlarda insülin hormonu, fazla bulunan şekeri karaciğer ve kas gibi çeşitli organlarda depolamasını sağlar. İnsülin direnci, insülin hormonuna karşı karaciğer, kas ve yağ dokusu gibi yapılar başta olmak üzere biyolojik yanıtta meydana gelen bozulmayı ifade eder. Bu durumda pankreas daha fazla insülin üretmeye çalışır ancak zamanla bu çaba yetersiz kalabilir, insülinin temel görevini yerine getirmesi zorlaşır ve kan şekeri yükselmeye başlar" dedi. "Kilo alımını tetiklerken kilo vermeyi zorlaştırır" İnsülin direncinin vücuttaki etkilerinin sadece kan şekeriyle sınırlı kalmadığını söyleyen Uzm. Dr. Üpçin, "Hücrelerin enerji kullanımı bozulduğu için vücut, özellikle karın bölgesinde yağ depolamaya daha yatkın hale gelir. Bu durum kilo alımını tetiklerken kilo vermeyi zorlaştırır. Ayrıca, sürekli yüksek seyreden insülin seviyeleri vücudun yağ yakma kapasitesini engelleyerek, metabolizmayı yavaşlatır. Bu süreç prediyabet ve tip 2 diyabet ile sonuçlanabilir. Ayrıca kanda dolaşan aşırı insülin; obezite, hipertansiyon ve damar sertleşmesi olarak bilinen ateroskleroz gibi kronik hastalıkların oluşması için uygun bir ortam hazırlayabilir" diye konuştu. İnsülin direncinin sebepleri İnsülin direncinin sebeplerinden de bahseden Üpçin, "Genetik faktörlerin yanı sıra aşırı kilo, hareketsiz yaşam tarzı, fazla karbonhidrat tüketmek, ailede diyabet öyküsü, gebelik diyabeti geçirme, karaciğerde yağlanma, yaşlanma ve hormonal bozukluklar (PKOS) gibi durumlar insülin direnci nedenleri arasındadır. Göbekte ve karaciğer gibi organların etrafındaki aşırı yağlanma insülin direncinin en önemli sebeplerindendir. Fiziksel aktiviteler, vücudu insüline daha duyarlı hale getirir ve aktif kaslar depolanmış glikozu enerji için yakar. Böylece kan dolaşımındaki glikoz da sürekli olarak yenilenir. Ayrıca, hareketsiz bir yaşam tarzı kilo alımıyla ilişkilidir ve bu da insülin direncine katkıda bulunabilir. Karaciğerde yağ birikimi, insülin direnci ile ilişkilidir. Yağlı karaciğer hastalığı, vücudun glikozu etkili bir şekilde işlemesini zorlaştırır, insülin direncine yol açabilir" şeklinde konuştu. "Aşırı yemek yeme görülebilir" Uzm. Dr. Hilal Güner Üpçin, insülin direncinin belirtilerini ise şöyle sıraladı: "Aşırı yemek yeme, kilo verememe, yemek sonrası aşırı halsizlik, uyku hali, açlık krizleri, gece kalkıp yemek yeme isteği, sürekli tatlı şeyler yeme isteği, kasıklarda, koltuk altlarınızda renk değişiklikleri, koyulaşma, özellikle boyun bölgesinde et benleri, tüylenmede artış, adet düzensizliği, bayanlarda erkek tipi saç dökülmesi (polikistik over sendromu), yüksek kilolu çocuk doğurma hikayesi, kısırlık." Tanı konma süreci İnsülin direncinin tespitinin oldukça basit olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Üpçin, "7 saatlik açlık sonrası sabah açken kan şekeri ve insülin ölçümü için kan tahlili alınır. HOMA-IR (homeostatik model değerlendirmesi) testi ile açlık kan şekeri ve açlık insülin seviyeleri formülarize edilerek hesaplanır. HOMA-IR yüksekliği, muhtemel insülin direncini işaret eder. HOMA-IR değeri genellikle 2.5’in altında olmalıdır. Testte 2.5’in üzerindeki değerler insülin direncini işaret edebilir" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı beslenme önemli" İnsülin direncinin tedavisinin yaşam tarzı değişikliklerine dayandığını belirten Uzm. Dr. Üpçin, şu bilgileri paylaştı: "İnsülin direncini yönetmek için sağlıklı yaşam tarzına geçmek gerekir. Günde en az 30-40 dakika ve haftada ortalama 3-4 gün yürüyüş gibi fiziksel aktivitelere başlamak insülin direncini düşürmek için gereklidir. Düzenli olarak yapılan egzersiz glikozun enerji olarak kullanımını artırır ve kasların insüline duyarlılığını geliştirir. Fazla miktarda karbonhidrat tüketiminden kaçınmak gerekmektedir. Beyaz ekmek, hamur işleri, tatlılar, fast food gıdalar, hazır meyve suları, asitli içecekler, işlenmiş gıdalar tüketilmemelidir. Meyvelerden incir, kavun, karpuz gibi meyveler kan şekerini çok hızlı yükseltebileceğinden dikkatli tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam buğday veya tam çavdar ekmeği, pirinç yerine bulgur tüketilmelidir. İnsülin direncini iyileştirmek için fazla kiloların verilmesi önemlidir. Fazla kiloların yüzde 7’sini vermek bile insülin direncini düşürerek, tip 2 diyabet riskini yüzde 58 azaltabilir. İnsülin direncini tedavi etmek için onaylanmış özel bir ilaç bulunmasa da bazı diyabet ilaçları, insülin direncini kısmen azaltarak kan şekeri seviyelerini düşürmekte etkili olabilir. Stresli olduğunuzda kan şekeri seviyeleriniz yükselebilir. Geceleri 7 saatten az uyumak insülin direncinizi artırabilir."