Yerel Haberler
Kocaeli
7 kişinin öldüğü fabrika yangını faciasında 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi 22 Mayıs 2026 Cuma - 02:43:37 Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin öldüğü yangına ilişkin görülen davada; 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişinin tahliyesine, 5 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 2. celsesi, 2. gününde de devam etti. Duruşmaya tanık beyanları ile sanık Abdurrahman B’nin ifadeleri ile başladı. ’Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Abdurrahman B., "Ali Osman Akat’ın kardeşi Ç.’nin fabrikasında çalıştığım için kendisini tanırım. Olay günü avukat beni arayarak Ali Osman Akat’ın yeğenleri İsmail ile Altay’a ulaşamadığını söyledi. Ali Osman Akat’ın Çerkezköy’deki fabrikasına yönlendirdi. Fabrikaya gittiğimde İsmail ve Altay oradaydı. Onay gelip onları aldı. Ben onlara, ’Nereye gidiyorsunuz, avukat beni buraya yönlendirdi" dedim. Onlar ise avukatla kendileri iletişim kuracaklarını söyledi. Daha sonra başka bir avukat beni arayarak, yeğenlerin fabrikaya geldiği aracı İstanbul’a götürmemi istedi. Ben sadece çekici ayarladım ve eve gittim. Benim bir suçum yok. İşin içinden çıkamadığım ve panik olduğum için bu zamana kadar teslim olamadım" dedi. Baz bilgileri ile sanığın söylediklerinin uyuşmadığı mahkemece aktarıldı. "İsmail’e borç para verdim" Dün SEGBİS ile dinlenen ancak arıza sebebiyle beyanı tam alınamayan tanık M.Ç. bugün tekrardan dinlendi. Tanık M.Ç., İsmail ve Altay Ali Oransal’ın ihracat hedefiyle firma kurmak istedi. Bunun üzerine kendilerine bir firma kurdum. Bir gün toplantı esnasında babaları Kurtuluş Oransal da geldi. Borcu olması sebebiyle çocukları adına şube açmak istediğini söyledi. Bunun üzerine Dilovası’nda Ravive Kozmetik şubesini açtık. Şubede sadece fason üretim yapılıyordu" diye konuştu. Çapraz sorguda avukatın, "İsmail Oransal’a birden fazla kez para göndermenin sebebi nedir?" sorusuna tanık, "Borç para gönderdim, iadesini aldım" şeklinde konuştu. "Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır" Sanık müdafilerinin özel olarak tuttuğu ve dosyaya bilirkişi raporu sunan yangın uzmanı A.S. davada dinlendi. Tanık A.S., "Olay yerine gittiğimde fabrika yıkılmıştı o sebeple sunduğumuz rapor; tanık beyanları ve o tarihle hazırlanan delillere istinaden hazırlanmıştır. Tuncay’ın IBS tankındaki kimyasal maddeyi mikserle karıştırması neticesinde ürünün buharlaşmış, mikseri yere koyduğunda parlama meydana geldiği görüşündeyiz. Kimyasal reaksiyon sonucunda tutuşma ile olay gerçekleşmiştir. Bu tür yerlerde çeşitli önlemler alınmalıdır. Tüm tedbirleri alınsa dahi parlama ve kıvılcım ihtimali sıfırlanmaz ancak minimuma iner. Kıvılcım üretmeyen ürünler kullanılmalıdır, ya da dışarda karıştırma yapılmalıdır. IBS tankında karışım yapılması uygun değildir. Tuncay’ın IBS tankında yaptığı işlem hatalıdır. Yangın merdiveni olsaydı kaçış kolaylaşırdı. Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır. Parlama noktası Tuncay’ın olduğu yerdir. Mikser çalışmazsa elektrik akımında dalgalanma olmaz. Tedbirlerin olması veya olmaması yangının çıkma sebebi değildir" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" Sırayla müşteki ve avukatlara söz hakkı verildi. Mağdur Ayten Aras, olay günü mikserin hiç çalışmadığını, elektrik arızası olduğunu ve sürekli sigortanın attığını dile getirdi. Aras, "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" dedi. Yangında kızını kaybeden Vedat Taşdemir, çalışanların fabrikada çıkış şanslarının olmadığını söyleyerek, sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade etti. Ablası yangında vefat eden Emine Bulut, "Ablam sürekli elektrikte sorun olduğunu dile getiriyordu. Ablamın cenazesini aldığımızda korkuyla elini yüzüne kapatmış olduğunu gördük" diye konuştu. Alınan beyanlara ilişkin katılanların avukatları; Oransal ve Akat ailesinin fabrikalarında organik bağ olduğunu, Ali Osman Akat’ın olası kastla yargılanması gerektiğini ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi. Aleyna Oransal için tahliye talebi Cumhuriyet savcısı, Aleyna Oransal’ın hamileliği sebebiyle tahliyesine, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Ünal A., Güven D., Abdurrahman B’nin mevcut tutukluluk hallerinin devamını talep etti. "Ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım" Tutukluluk durumları ve beyanlara ilişkin sanıklara söz hakkı verildi. Tahliyesini talep eden sanık Ali Osman Akat, "6 aydır tutukluyum, ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım. Şirketime kayyum atandı, personel sayımda ciddi düşüş yaşandı." dedi. Aleyna Oransal ile Gökberk Güngör ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyleyerek tahliyelerini talep etti. Altay Ali Oransal da yaşanan olayda kusuru olmadığını söyleyerek tahliyesini istedi. "Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum" Sanık İsmail Oransal, "Ravive babama aittir, fabrikada fiili işleyişim yoktur. Shauran ve Lykke benim markamdır, ben sadece e-ticaretle uğraşırım. Ravive’ye sürekli gittiğim ve talimat verdiğim iddialarını kabul etmiyorum. Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Yılın uzun süresini fuarlarda geçiriyorum. Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum. Dayımın kasası olduğum yönündeki beyanları kabul etmiyorum. Tahliyemi gerekirse ev hapsimi talep ediyorum" diye konuştu. "Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" Küresel OSGB sorumlu müdürü Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek; "Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Belirtilen adrese gittik ancak Ravive yerine başka bir iş yeri vardı. İsmail Oransal’ı aradım ama dönüş alamadım. Hatta Ataşehir’deki adresine gittim. En sonunda İsmail beni Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa ile telefonda konuşmamız tartışma havasında geçti; ’Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. Başka yerden hizmet aldıklarını, sözleşmeleri olduğunu söyledi. Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. Tutukluluğuma anlam veremiyorum" Suçlamaları kabul etmeyen eski bina maliki olan tutuklu Güven D., "6 aydır tutukluyum ve tutukluluğuma anlam veremiyorum. Olaydan 1 yıl önce yeri sattım. Satmadan önce fabrikayı Kurtuluş’a kiralamıştım. Buranın eksiklikleri olduğunu Kurtuluş’a kiraladığımda söylemiştim. Kendisi, yangın merdiveni ve elektrikle ilgili eksikliklerin yapacağını söylemişti, bunun için de kendisine süre vermiştim. Olayda bir suçum yoktur. Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. İmar kirliliği sebebiyle zaten daha önce yargılandım. 3 çocuğum var, bayram öncesi çocuklarım beni bekliyor. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık Abdurrahman B. ise "6 aydır korktuğum için teslim olmadım. Olayda suçum yok, tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Sanık avukatların beyanların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal’ın riskli gebeliği sebebiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Güven D. ve Ünal A. da tutuklu kaldığı süre ve suç vasıflarının değişmesi ihtimali göz önüne alınarak yurt dışı çıkış ve adli kontrolle tahliye edildi. Tutuklu bulunan diğer 5 sanığın ise mevcut durumlarının devamına karar verildi, duruşma ertelendi. Olayın geçmişi Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman Akat, Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Firari olan Abdurrahman B’de dün katıldığı duruşmada tutuklanmıştı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 23:27 Kocaelispor’da Recep Durul adaylıktan çekildi Kocaelispor’da pazar günü yapılacak olağan seçimli genel kurul mevcut başkan Recep Durul, kendi iradesiyle aday olmayacağını ve dinleneceğini belirterek, "Bu bir bayrak değişimi olsun" dedi. Kocaelispor’da pazar günü olağan seçimli mali genel kurulun ikinci birleşimi yapılacak. Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda çoğunluk aranmayacak. Son üç güne girilirken, mevcut başkan Recep Durul’un adaylığının yanı sıra Bilal Cem Acar’ın aday olacağı kent kamuoyunda tartışma konusu oldu. Dün Acar’ın net dille kulüp başkanlığına aday olmayacağını ve liste çalışması yapmadığını ilan etmesinin ardından, birlikte hareket ettiği isimlerden Mehmet Yaşar’ın aday olacağı, seçimlere müdahil olmayacağını belirten Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın da onayını aldığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Bugün akşam saatlerinde ise mevcut başkan Recep Durul, kendi iradesiyle aday olmayacağını ve kulübe dışarıdan destek vereceğini açıkladı. "Kendi irademle aday olmuyorum" Bayrak değişimi yaşanacağını belirten Kocaelispor Başkanı Recep Durul, "Çekilmeye karar verdim. Hayırlısı inşallah. Kocaelispor’umuza elimizden geldiği kadar katkı vermeye çalıştık. Bu bir bayrak değişimi olsun. Ama hangi isim gelir, ne olur biter bilmiyorum. Şu an Mehmet Yaşar ismi var ama başka isimler olur mu, olmaz mı bilmiyorum. Başkası adına konuşamam ama kendi adıma ben aday olmayacağım. Bu iş yorucu bir iş. Dinleneceğim. Kendi irademle yapıyorum bunu. Kimsenin etkisi yok. Hiçbir sıkıntı yok. Gönlü burada olmak isteyen çok insan var ama bu iş meşakkatli, yorucu ve kutsal bir görev. En iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Şükürler olsun ki Kocaelispor bayrağını en yukarıya taşımaya çalıştık. Kocaelispor’umuz 1. Lig’den Süper Lig’e şampiyon olarak çıktı. Süper Lig’de de başarılı sezon geçirdi. Ben de dinlenme ihtiyacı hissediyorum" dedi. Maçlara gitmeye devam edeceğini ve camianın içinde olacağını vurgulayan Durul, "Yalnız bırakmayacağız. Yine elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Bırakıp gitmek yok, üstümüze düşeni yapmaya çalışacağız" şeklinde konuştu. Durul, son olarak yarın camiaya açıklama yapacağını söyledi.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 21:28 Sürgün gemilerinin yanaştığı son kıyıda buluşup atalarını andılar Çarlık Rusyası tarafından 1864 yılında yurtlarından koparılarak Osmanlı topraklarına göçe zorlanan Kafkas halkları, Çerkes Sürgünü’nün 162. yılında Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Babalı Sahili’nde anıldı. Atalarının karaya ilk ayak bastığı noktada buluşan vatandaşlar, Karadeniz’e karanfiller bırakıp Nart ateşi yakarak büyük acıyı bir kez daha paylaştı. Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle; Kocaeli Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde kurulan "Anma Komitesi" tarafından organize edilen programa, Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Abaza, Adige, Çerkes ve Ubıh gibi Kafkas boylarının yaşadığı büyük acıyı hafızalarda taze tutmayı ve günümüzdeki zorunlu göçlere karşı vicdan çağrısı yapmayı hedefleyen etkinlikler gün boyu sürdü. Anma etkinlikleri ilk olarak İzmit Fevziye Parkı’ndaki Sürgün Anıtı’nda Kur’an-ı Kerim tilaveti ve anıta karanfil bırakılmasıyla başladı. Ardından Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği otobüslerle yola çıkan kortej, sürgün yıllarında hayatını kaybedenlerin defnedildiği Kandıra Karaağaç Mezarlığı’nda dualar okudu. "Yas tut ey Çerkes, onlar için" Etkinlikte konuşan Ketenciler Çerkes Kültür Derneği Başkanı Birgül Özkanlı, tarihin bu karanlık sayfalarının unutulmaması gerektiğini belirterek, "Denizlerde yok olup gidenleri aklına getir, tarihe ağır kara sayfa olarak geçenleri. Anaların toprağa dökülen gözyaşlarını, babaların düşman ordusuna siper olan göğüslerini... Yas tut ey Çerkes, onlar için" ifadesini kullandı. Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı İbrahim Uygun da 162. yılına giren büyük felaketi anmak için toplandıklarını aktararak, "Bu sürgün yollarında ve savaşlarda canını kaybeden onurlu atalarımızın ruhlarını rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş" Katılımcılardan Abdülkadir Özpehlivan, dedesinin sürgün sırasında yaşadığı bir anıyı paylaşarak, şunları kaydetti: "Atıyla limana gelmiş ancak atını bırakmak zorundaymış. Son anda atının yularını çıkarmış, kenara koyup onunla vedalaşarak gemiye binmiş. Gemi yaklaşık bir saat hareket etmeden beklemiş, at ise durmadan sahilde koşarak sahibini kaybetmenin paniğini yaşamış. Gemi hareket ettikten sonra da at denize dalıp arkalarından çırpınmış. Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş." Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk ise Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ilettiği konuşmasında, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak Çerkes sürgününü anmanın önemine değindi. "Her sene buradayız" Törene katılan vatandaşlardan Ömer Aydın, Babalı Sahili’nin Çerkes toplumu için çok anlamlı olduğuna dikkati çekerek, "Burası 1864 sürgününde atalarımızın karaya çıktığı ilk noktalardan bir tanesi. Burada her yerde bir gözyaşı, her yerde bir anı var. Aşağıdaki mağaraya sığınmışlar, orada atalarımızdan kalma yazılar var. Her sene buradayız. Ben Kafkasya’yı da görmüş biri olarak, aynı hüznün orada da olduğunu söyleyebilirim. Bu ağıtlar içimizdeki duyguları dışa vuruyor, duygulanıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın en duygu yüklü anları ise Babalı Sahili’nde yaşandı. Katılımcılar, atalarının karaya çıktığı Karadeniz sularına karanfiller bıraktı. Tören, meşaleli yürüyüş ve Kafkas halklarının sönmeyen direnişini, dirilişini ve kültürel varlığını simgeleyen geleneksel Nart ateşinin yakılmasıyla sona erdi.
Abisinin boğazını kestiği iddiasıyla yargılanıyordu, olayın ardından dram çıktı
11 Ekim 2024 Cuma - 10:03 Abisinin boğazını kestiği iddiasıyla yargılanıyordu, olayın ardından dram çıktı Kocaeli’nin İzmit ilçesinde abisinin boğazını keserek öldürdüğü iddiasıyla yargılanan sanığın ve annesinin mahkemede anlattıkları adeta kan dondurdu. Abisinin kendisine 13 yaşından bu yana cinsel istismarda bulunduğunu ifade eden ve "Beni karısı gibi kullanıyordu" diyen sanığa, "kasten öldürme" suçundan tahrik ve iyi hal indirimi de uygulanarak 15 yıl hapis cezası verildi. Erenler Mahallesi Tunalı Sokak’taki dairede 27 Mart’ta meydana gelen olayda, Mert P. (34) ile abisi Murat P. (45) arasında bilinmeyen bir sebeple tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle Murat P’nin boğazı bıçakla kesildi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralıyı ambulansla hastaneye götürdü. Hastanede yapılan tüm müdahaleye rağmen Murat P. kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Polis ekipleri Mert P. ve olay esnasında evde bulunan annelerini Hatice P’yi gözaltına aldı. Gözaltına alınan Mert P., ifadesinin adından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne P. ise serbest bırakıldı. "Ben yemek yaparken abim bahis sitelerinde kumar oynamaya başladı" Tutuklu sanık Mert P’nin Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Mert P., avukatı ve anne Hatice P. katıldı. Olay günü annesinin işe gittiğini, evde abisiyle birlikte kaldıklarını anlatan Mert P., "Abim de daha sonra evden çıktı ve tek başına kaldım. Akşam üzeri önce annem, sonra abim Murat eve geldi. Abimle ev ihtiyaçlarını gidermek için markete gittik. Alışveriş yaptıktan sonra Murat 2 bira ve 2 şarap aldı. Eve geldikten sonra ben yemek yapmaya başladım. Abim ise bahis sitelerinde kumar oynamaya başladı. Yemeği yapıp anneme götürdüm. O yemeğini yedi, ben de mutfakta bulaşıkları yıkıyordum" dedi. "Murat elini hızla kendine doğru çekince bıçak boğazına geldi ve yaralandı" Bulaşık yıkarken abisi Murat P’nin yanına gelerek para istediğini söyleyen Mert P., "Param olmadığını söyledim. Bunun üzerine Murat anneme gitti. Daha sonra ise odada şarap içmeye gitti. Bir süre sonra elinde bıçakla yine geldi ve arkamdan taciz etti. Onu engellemeye çalıştım. Bana saldırmaya çalıştı. Bıçak olan elindeki bileğini tuttum. O esnada Murat elini hızla kendine doğru çekince bıçak boğazına geldi ve yaralandı. Annem de yaşananlara şahit oldu. Annemin yanına gittim, korktuğum için, birlikte odaya geçtik. Abim peşimizden geldi, sonra mutfağa döndü ve orada düştü" diye konuştu. "Murat, sürekli bana annemin iç çamaşırlarını giydiriyordu" Mert P., abisinin bilincini kaybettiğini, kendisinin de müdahale ettiğini ve 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunduğunu dile getirdi. Abisi Murat P’nin kendisine 13 yaşından beri cinsel istismarda bulunduğunu da anlatan Mert P., "Olay günü de aynı şekilde bana cinsel tacizde bulunmak istedi. Annemi öldürmekle tehdit etti. Kaç defa annemi ondan kurtardım. Eğer tecavüz olaylarından bahsedersem annemi ve abim M’nin eşini öldürmekle tehdit etti. Hatta anneme zarar vermesin diye kapısının önünde nöbet tutuyor, yatıyordum. Murat, sürekli bana annemin iç çamaşırlarını giydiriyordu, o şekilde bana cinsel saldırıda bulunuyordu" ifadelerini kullandı. "Maktul ilişkiden sonra beni sıcak suyla yıkıyordu" Mert P., savunmasına şöyle devam etti: "Savcılıkta öğrendiğim kadarıyla Murat, abim M’ye de cinsel tacizde bulunmuş. Murat annemi çok dövüyordu, boğmaya çalışıyordu. Annemi süpürgenin sapıyla döver, başını duvara sürterdi. Annemi çok seviyorum. Anneme evde hiç iş yaptırmaz sürekli ben yapardım. Abim Murat’ın bana yaptıklarından dolayı hiç şikayette bulunmadım. Sadece olaydan 2 ay önce abimin bana yaptığı tacizi anneme anlattım. Onun dışında bana yaptıklarını kimse bilmiyordu. Murat bana cinsel saldırıda bulunduğu zaman ağzımı kapatıyordu. Annem zaman zaman sesleri duymuş ama korktuğu için yanımıza gelememiş. Olaydan bir hafta önce bana yine cinsel eylemde bulundu. Maktul ilişkiden sonra beni sıcak suyla yıkıyordu" "Abim beni karısı gibi kullanıyordu" İlk ifadesinde bazı şeyleri farklı anlattığını kabul eden Mert P., "Savcılıkta abimim henüz öldüğünü bilmediğim için bazı şeyleri farklı anlattım. 18 yaşında tecavüze uğradığımı söylemiş olsam da 13 yaşında tecavüze uğradım. Ayrıca bıçağın benim elimde hususu da yanlıştır, bıçak abimin elindeydi. Olay günü çok alkollüydü. Soruşturma aşamasında abimin öldürdüğünü bilmediğim ve korktuğum için bazı hususları anlatamadım. Abim beni kız arkadaşımdan ayırdı çünkü beni karısı gibi kullanıyordu. Abim Murat bana sürekli bıçakla gelirdi. Olay günü de bıçakla saldırdı. Üzerimdekini indirdi, bunun üzerine onu elimle itekledim. Bu esnada bıçağı bana salladı, bileğini kavradım, o esnada elini hızlıca kendine doğru çekince bıçak boğazına geldi" diye konuştu. "Murat beni sürekli çalıştırıyordu, bana mendil sattırırdı" Sanığın savunmasının ardından anne H.P’ye de söz hakkı verildi. Oğlu Murat’ın kendisini çalıştırdığını anlatan H.P., "Bana mendil sattırırdı, o paraları da elimden alırdı. O gün de işten saat 17.00 civarında geldim. Evde oğlum Mert vardı, Murat henüz gelmemişti. Murat yaklaşık bir saat sonra eve geldi. Daha sonra 2 oğlum alışverişe gittiler ve geri geldiler. Mert yemek yapmaya başladı. Mert yemek hazır olunca bana getirdi. Yemeğim yedim, Murat ise şarap içip kumar oynuyordu. Murat’ın elindeki şaraba hap koyduğunu gördüm. Bir süre sonra uykum geldiği için odama gittim ve uydum" şeklinde konuştu. "Oğlum Mert’ten şikayetçi değilim, Murat’ın bize yapmadığı kalmadı" Bir süre sonra Murat’ın elinde bıçakla odaya geldiğini söyleyen anne H., "Murat kumar için benden para istedi. Param olmadığını söyledim. Bunun üzerine kapıyı çarpıp çıktı. Bir süre sonra Mert’in, ’Abi yapma, bırak, rahat dur’ diye bağırışlarını duydum. Murat’ın; Mert’e tecavüz edebileceğinden dolayı seslerin olduğu yere gittim. Murat’ın elinde bıçak vardı. Mert, Murat’ın elini tuttu. Murat elini hızla çekince elindeki bıçak boğazına geldi. Mert onun yarasına tampon yaptı. Oğlum Mert’ten şikayetçi değilim. Oğlum Murat’ın bize yapmadığı kalmadı" ifadelerini kullandı. "Oğlum Mert’i koruyamadım" Oğlu Murat’ın kendisine de cinsel saldırı teşebbüsünde bulunduğunu söyleyen H.P., "Murat’a, ’Seni mahalleye rezil ederim’ deyince korktu. Şikayet etmek istedim ama bizi ölümle tehdit ettiği için korktum. Maktul beni ve Mert’i döverdi. Hatta evde bulunan demirle Mert’i döverdi. Oğlum Mert’i koruyamadım. Bizzat gözümle görmesem de duyduğum seslerle Murat’ın Mert’e cinsel tacizde bulunduğunu duyuyordum ancak korkudan şikayetçi olamıyorduk. Şikayet etsek aynı şekilde geri döner ve bizi öldürecekti. Murat zaman zaman intihar etmek istediğini, babasının yanına gideceğini, söylerdi. Sürekli bıçak taşırdı" dedi. "Murat, küçükken bana annemin eteğini giydirdi" Sanığın ortanca abisi M.P. ise olay gecesine ilişkin görgüsü olmadığını ifade ederek, "Ben 14 yaşındayken abim Murat bana yönelik cinsel istismar eyleminde bulundu. Annem lokantada bulaşıkçı olarak çalışıyordu. Evde 3 kardeş yalnızdık. Abim müstehcen dergilere bakardı. Bana, ’Gel bunlar gibi yapalım’ derdi. Yaşım küçük olduğu için anlamıyordum. Murat, küçükken bana annemin eteğini giydirdi, arkama geçip okşamaya başladı. Canım yanınca kaçtım ve ağladım. Anneme söyleyeceğimi söylediğimde bir şey yapmadı. Birkaç defa daha aynı şeyi yapmaya yeltendi ama ben tepki gösterince yapmadı, ’Anneme söylerim’ deyince korkuyordu. Ben karşı koyduğum için benden vazgeçip kardeşime yönelmiş. Kardeşim o zamanlar 5 yaşındaydı" diye konuştu. "Abimin kardeşime böyle bir şey yapabileceği aklıma gelmedi" Küçük olması sebebiyle yaşananların oyun olduğunu düşündüğünü dile getiren M.P., "Aklıma kötü bir şey gelmiyordu. Abimin kardeşime böyle bir şey yapabileceği aklıma gelmedi. Zaman zaman tartışmalarına şahit olurduk ancak cinsel saldırı olayına tanık olmadım. Maktul bana ve aileme bireylerine şiddet uyguluyordu. Geçen sene beni evden atmıştı. Maktul daha önce beni aradı, alkollüydü, ağlıyordu. Kardeşim Mert’e her zaman ’Babamızın emaneti’ derdi. ’Babamızın emanetine sahip çıkamadım’ diyerek ağladı, ben onu işe sokamadığı için üzüldüğünü düşündüm. Taciz olayını düşünemedim" şeklinde konuştu. 15 yıl hapis Sanığa, kasten öldürme suçundan tahrik ve iyi hal indirimi de uygulanarak 15 yıl hapis cezası verildi.
Eşinin dayısının otobüste katlettiği Enes toprağa verildi
10 Ekim 2024 Perşembe - 16:54 Eşinin dayısının otobüste katlettiği Enes toprağa verildi Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde otobüste eşinin dayısı tarafından 40’a yakın bıçak darbesiyle öldürülen Enes Yiğit Toraman toprağa verildi. Zanlı ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, dün akşam saat 21.00 sıralarında Karamürsel’den İzmit’e giden özel halk otobüsünde meydana geldi. Otobüste yolculuk yapan Enes Yiğit Toraman (29), 4 Temmuz Mahallesi’nde otobüse binen bir kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Yolcuların gözü önünde defalarca bıçağı Toraman’a saplayan zanlı, arka kapıdan inerek kaçtı. Yolcuların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ambulans ile Karamürsel Devlet Hastanesine kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bir sonraki otobüste yakalandı Olayın ardından zanlının yakalanması için Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Bürosu dedektifleri harekete geçti. Zanlının bir sonraki otobüse binerek, İzmit istikametine gittiği belirlendi. Ekipler Gölcük’te şüpheliyi gözaltına aldı. Zanlının olaydan iki gün önce Enes Yiğit Toraman ile telefonda tartıştığı ve bindiği otobüsü bildiği, Toraman’ı takip ederek aynı otobüse binip olayı gerçekleştirdiği belirlendi. Zanlı, eşinin dayısı çıktı Zanlı Volkan A.’nın, hayatını kaybeden Enes Yiğit Toraman’ın eşinin dayısı olduğu da ortaya çıktı. Enes Yiğit Toraman ile eşinin gönüllü olarak kaçarak evlendikleri öğrenildi. Bu olaydan sonra aileler arasında başlayan husumetin, barış ile neticelendiği, ailelerin bir araya gelerek yemek yediği ve kız isteme merasiminin olduğu ancak eşinin dayısının hala Toraman’a kin beslediği iddia edildi. 40’a yakın bıçak izi Öte yandan, çiftin yeni bebekleri olduğu da öğrenildi. Enes Yiğit Toraman’dan geriye, bebeği ile çekilmiş fotoğrafları kaldı. Toraman’ın vücudunda 40’a yakın bıçak izi olduğunu da tespit edildi. Cenaze incelenmek üzere morga kaldırılırken, Enes Yiğit Toraman’ın cenazesi, Değirmendere Merkez Camisinde kılınan ikindi namazının ardından toprağa verildi. Zanlı Volkan A. ise emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.