Yerel Haberler
Konya
Konya’da "Dirençli Karatay" projesi tanıtıldı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:21:15 Konya’da Avrupa Birliği-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (CCGP) kapsamında Konya Kapalı Havzası’nda kuraklık ve obruk risklerine karşı geliştirilen iklim uyum ve azaltım modeli "Dirençli Karatay" projesi tanıtıldı. Program, Celaleddin Karatay Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Karatay Belediyesi öncülüğünde, Konya Teknik Üniversitesi Obruk Araştırma Merkezi ile Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü iş birliğinde yürütülen proje, Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirildi. Proje kapsamında kurulacak izleme istasyonları ve uydu verileriyle yer altı suyu seviyeleri, yağış miktarı, toprak nemi ve yüzeydeki değişimler düzenli olarak takip edilecek. Web tabanlı sistem sayesinde obruk riskleri erken dönemde tespit edilebilecek. Elde edilen veriler, çiftçiler ve belediye personeli için hazırlanan dijital paneller üzerinden paylaşılacak. Böylece obruk risklerinin izlenmesi ve yönetilmesine yönelik dijital bir altyapı oluşturulacak. Proje, akademik bilginin sahaya aktarılmasıyla sürdürülebilir çevre ve tarımın desteklenmesini, iklim değişikliği etkilerinin azaltılmasını ve kuraklık ile obruk risklerine karşı bilimsel verilerle önlem alınmasını amaçlıyor "Karatay’ı iklim değişikliğine karşı hazırlamak yarının değil, bugünün meselesidir" Karatay’a, bölgeye ve yarınlara olan inancı aynı masa etrafında oluşturmaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, "Bu projenin hayata geçmesinde emeği olan, katkı sunan tüm kurumlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunan tüm paydaşlarımız Karatay’ımızın ve Konya’mızın ortak olan bir gücüdür ve biliyoruz ki bu güç birlikle hareket ettiğimizde gerçek anlamını buluyor. Karatay Belediyesi olarak sürdürülebilir kalkınmayı ve iklim sorumluluğunu kurumsal kimliğimizin merkezine aldık. Amacımız attığımız her adımı sadece bugüne değil, yarını da düşünerek planlamaktır. Uluslararası platformlarda yerimiz aldık, sorumluluk üstlendik. Bu sorumlulukları da sadece kağıt üstünde bırakmadık sahaya yansıtan adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda hazırladığımız gönüllü yerel değerlendirme raporlarını Birleşmiş Milletler platformlarında dünya ile paylaştık. Avrupa ve Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesine katıldık, NetZeroCities ağına dahil olduk. 2025 yılında geniş bir paydaş katılımıyla hazırladığımız Sürdürelebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planımızı hayata geçirdik. Bugün konuştuğumuz Dirençli Karatay Projesi ise bu vizyonun sahadaki en somut karşılıklarından birisidir. Bu proje çiftçimizin tarlasına, toprağımıza, su kaynaklarına doğrudan dokunan uygulamaya dönük bir yol haritasıdır. Konya Kapalı Havzası bize açık bir mesaj veriyor. Azalan yağışlar, çekilen yer altı suları ve değişen iklim yapısı artık bu toprakları eski yöntemlerle yönetemeyiz. Daha dikkatli, daha planlı ve daha kararlı olmak zorundayız. Biz Karatay olarak, Konya olarak bu sorumluluğu biliyoruz. Dirençli Karatay Projesi ile bölgemizin risklerini yerinde tespit etmeyi, tarımsal verimliliği artırmayı ve şehrimizi iklim değişikliğine karşı daha güçlü bir hale getirmeyi hedefliyoruz. Bu model Karatay’ın ihtiyaçlarından doğmuş ve yine bu toprakların geleceği için tasarlanmıştır. En kıymetli taraf ise şudur; Bu proje güçlü bir işbirliğinin ürünüdür. Burada bulunan her kurumun katkısı bu çalışmayı daha değerli, daha etkili ve daha sürdürülebilir kılmaktadır. Karatay’ı iklim değişikliğine karşı hazırlamak yarının değil, bugünün meselesidir. Çiftçimizin tarlası, mahallelerimizin zemini ve çocuklarımızın geleceği bu hazırlığı hak ediyor. Bugün attığımız her adım bir başlangıçtır. Aynı zamanda Konya’yı iklim karşısında güçlü, dirençli ve örnek bir şehir olma yolculuğuna atılan ilk adımdır. Bu yolda öncü olmaya, üretmeye ve paydaşlarımızla birlikte yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü İlker Topal da, "Bu projenin nihai hedeflerinden bir tanesi de su ve enerji tasarrufu sağlayarak, yer altı su kaynaklarını koruyarak Konya Ovası’ndaki tarımsal üretimin uzun vadede dirençli kılmaktır. Karatay Belediyesi’nin yürütücülüğünde kurumlar arası eş güdümün en güzel örneklerinden biri olan bu projenin bölge tarımına yeni bir vizyon kazandıracağına inancımız tamdır" ifadelerini kullandı. Konya Büyükşehir Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise "Dirençli Karatay Projesi de iklim değişikliğine karşı atılan çok önemli ve güçlü bir adım olacaktır. Bu değerli projeyi hayata geçiren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, İklim Değişikliği Başkanlığımıza, Hasan Kılca başkanımız nezdinde Karatay Belediyemize, Konya Teknik Üniversitemize ve emeği geçen tüm paydaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından tanıtım toplantısında Konya Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fetullah Arık, Dr. Mehmet Ali Dündar ve Karatay Belediyesi Dış İlişkiler Müdürü ve Proje Yürütücüsü Fuat Özcan ile proje alanında görevli ekip tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Sunumda "Dirençli Karatay" projesinin teknik detayları ve uygulama süreci katılımcılarla paylaşıldı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:01 Konya Nisan’da ihracatta güçlü sıçrama yaptı Konya ihracatı Nisan’da yüzde 30,96 arttı. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, küresel ekonomik belirsizliklerin ve rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde bu artışın, Konya’nın istikrarlı büyümesini sürdürdüğünün önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan Nisan 2026 ihracat verilerini değerlendirerek Konya’nın ihracatta güçlü bir performans sergilediğini belirtti. Başkan Öztürk, Türkiye’nin Nisan ayı ihracatının 22,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, Konya’nın aynı dönemde 343,8 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştığını ifade etti. Başkan Öztürk ayrıca bu rakamla Konya’nın Türkiye genel ihracatından yüzde 1,55 pay alarak en çok ihracat yapan iller arasında 10. sırada yer aldığını vurguladı. Konya’nın ihracatta dikkat çekici bir ivme yakaladığını belirten Öztürk, "Nisan ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,96 artış gösterirken, bir önceki aya göre de yüzde 35,50 oranında yükselmiştir. Bu tablo, Konya iş dünyasının üretim gücünü ve dış pazarlardaki rekabet kabiliyetini net bir şekilde ortaya koymaktadır" dedi. Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Başkan Öztürk, 2025 yılının ilk dört ayında 1 milyar 78 milyon dolar olan ihracatın, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 3,75 artışla 1 milyar 119 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Öztürk, "Küresel ekonomik belirsizliklerin ve rekabetin yoğunlaştığı bir dönemde bu artış, Konya’nın istikrarlı büyümesini sürdürdüğünün önemli bir göstergesidir" diye konuştu. "Alternatif pazar stratejimizle yeni coğrafyalara açılmayı önceliklendiriyoruz" Konya Ticaret Odası olarak ihracat artışına yönelik yürüttükleri çalışmalara da değinen Başkan Öztürk, "Alternatif pazar stratejilerimiz doğrultusunda yeni coğrafyalara açılmayı önceliklendiriyoruz. 2026 yılı boyunca farklı ülkelerde gerçekleştirdiğimiz ticaret heyeti organizasyonları ve firmalarımız arasında kurulan B2B iş görüşmeleri, ihracatımızın artışında önemli katkı sağlamıştır" ifadelerini kullandı. Konya’nın üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme anlayışıyla yoluna kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Öztürk: "Elde edilen bu başarı; sanayicilerimizin, ihracatçılarımızın ve tüm iş dünyamızın özverili çalışmasının bir sonucudur. Konya olarak katma değerli üretimi artırarak, yeni pazarlara açılarak ve rekabet gücümüzü daha da güçlendirerek ihracatta çok daha yüksek seviyelere ulaşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Yaz aylarında çocuk sağlığına dikkat
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:06 Yaz aylarında çocuk sağlığına dikkat Yaz aylarında artan sıcaklık ve açık hava aktiviteleri, çocuklarda çeşitli sağlık sorunlarının görülme sıklığını artırıyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yazın en sık görülen sağlık sorunları, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Sıcak havalar, tatil ve açık hava aktiviteleriyle yaz ayları çocuklar için hem eğlenceli hem de riskli bir dönem olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yaz döneminde özellikle göz enfeksiyonları, ishal, cilt mantarları, idrar yolu enfeksiyonları ve böcek ısırıkları konusu dikkatli olunması gerektiğini ve alınması gereken önlemleri anlattı. Göz enfeksiyonlarında erken müdahale önemli Yaz aylarında sıcak havalardan bunalan aileler, serinlemek ve çocuklarının keyifli vakit geçirmesini sağlamak için havuz ve deniz tatilini tercih ediyor. Genel olarak denizin, doğal yapısı sayesinde çocuk sağlığı açısından daha avantajlı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Havuz ve deniz sularında bulunan mikroplar gözlerde kızarıklık, batma, ağrı ve çapaklanmaya yol açabilir. Enfeksiyon ilerlediğinde göz etrafında şişlik oluşur. Bu durum ‘orbital selülit’ olarak adlandırılır ve acil tedavi gerektirir’’ dedi. "Açık yaralarla denize girmeyin" Vibrio bakterisi gibi denizden bulaşabilecek mikroplara dikkat çeken Uzm. Dr. Osman Vural, "Bazı vibrio türleri, açık bir yarada cilt enfeksiyonuna neden olabilir. Açık yaralarla denize girmek enfeksiyon riskini artırır. Kabuk bağlamış yaralarda risk düşer ancak tamamen iyileşmemiş yaralar korunmalıdır" şeklinde konuştu. Havuzlardan bulaşan ishaller tehlikeli Havuz sularında E. coli, amip ve parazit gibi mikroorganizmaların bulunabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Çocuklara havuz veya deniz suyu yutmamaları öğretilmeli. Havuzdan çıktıktan sonra mayo değiştirmek ve mümkünse küçük çocuklarda denizin tercih edilmesi önemli, çocuklar havuza girse bile sonrasında muhakkak denize ve duşa sokulmalı. Ayrıca ıslak zeminler, ortak havlular, duşlar ve soyunma odaları mantar enfeksiyonlarını artırır. Bu nedenle çocuklar mutlaka terlik kullanmalı, pamuklu kıyafetler tercih edilmeli ve kişisel eşyalar paylaşılmamalıdır" uyarısında bulundu. Sıvı tüketimine dikkat Yazın yetersiz sıvı tüketiminin idrarın yoğunlaşarak bakteri üremesine zemin hazırladığını belirten Uzm. Dr. Osman Vural, "Bol su içilmeli, gazlı içeceklerden uzak durulmalı, pamuklu iç çamaşırı kullanılmalı ve ıslak mayo hemen değiştirilmelidir" dedi. Böcek ısırıkları ve anafilaksi riskine dikkat Sivrisinek ve böcek ısırıklarının çocuklarda daha belirgin kızarıklık, kaşıntı ve şişlik yaptığını söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarında çok nadir de olsa dilde şişme, nefes darlığı ve tansiyon düşüklüğü gibi ciddi alerjik reaksiyonlar (anafilaksi) gelişebilir. Bu durumda acil müdahale şarttır. Bir de klima kullanımına da dikkat edilmelidir. Klima çocuklara doğrudan üflememeli, sıcaklık 24-26 derece arasında olmalı. Filtreler düzenli temizlenmeli, aksi takdirde klima kaynaklı zatürre ve boğaz enfeksiyonları görülebilir" şeklinde konuştu. Tatile çıkarken özellikle çocuklar için bir ilk yardım çantası bulundurmanın önemine değinen Uzm. Dr. Osman Vural, bu çantada yara temizleme solüsyonu (batikon), yara bandı, 30 faktör ve üzeri güneş kremi, oral rehidrasyon sıvısı, küçük makas ve pamuk olması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin en büyük bilim festivali 21 Ağustos’ta 10. kez kapılarını açıyor
19 Ağustos 2025 Salı - 16:31 Türkiye’nin en büyük bilim festivali 21 Ağustos’ta 10. kez kapılarını açıyor Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu gerçekleştirilecek Konya Bilim Festivali, 21-24 Ağustos tarihleri arasında bilim tutkunlarını bir araya getirecek Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi tarafından Konya’ya kazandırılan TÜBİTAK destekli Türkiye’nin ilk ve en büyük bilim merkezi olan Konya Bilim Merkezi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Milli Teknoloji Hamlesi"ne katkı sağlamak için yılın her döneminde faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekti. "Ülkemizin dört bir köşesinden bilim meraklılarını Konya’mıza bekliyoruz" Konya Bilim Festivali’nin her yıl büyüyerek devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Altay, "Konya Bilim Festivali’nde bu yılki temamızı ’Hayal Et, Geleceği Birlikte Yazalım; Bilimle Keşfet’ olarak belirledik. 200’ün üzerinde bilimsel etkinlik ve atölye çalışmaları, bilim gösterileri, yarışmalar ve simülatörlerin yer aldığı zengin içeriklerle dolu bir festival bilim tutkunlarıyla buluşacak. Konya’dan ve çevre illerden çok yoğun katılımın olmasını beklediğimiz BilimFest ile bilimsel farkındalığı artırmayı, özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi bilimle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu vesileyle başta Konyalı hemşehrilerimiz olmak üzere ülkemizin dört bir köşesinden bilim meraklılarını Konya’mıza, Konya Bilim Merkezi’mize bekliyoruz" dedi. Savunma sanayisinden önemli kuruluşlar katılacak Başkan Altay, BilimFest’te ayrıca iş dünyasının önemli temsilcilerinden oluşan ulusal ve uluslararası paydaşlar ile TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve BAYKAR gibi Türkiye’nin önemli milli savunma sanayi ve bilim-teknoloji kuruluşlarının yer alacağını; Milli Savunma Araçları, İnsansız Hava Araçları gibi Milli Teknoloji Hamlesi ürünlerin meraklılarıyla buluşacağını da sözlerine ekledi. BilimFest’te; Astronomi, Kimya, Biyoloji, Tasarım, Mühendislik, Fizik, Teknoloji, Coğrafya, Çocuk Oyun Alanı, Mini İnşaat Alanı, DreamLab Lego, SeraLab gibi alanlarda gerçekleşecek interaktif atölyelerde katılımcılar bilimsel bir keşif sürecine aktif olarak dahil olabilecek. Bu yıl ilk kez kurulacak alanlar festivale renk katacak BilimFest’te bu yıl ilk kez kurulacak Dijital Deneyim Alanı ile "Zerreden Evrene: İnce Ayarlı Evren" teması ile İmmersive (sürükleyici) gösterim yapılacak. Yine yeni alanlardan birisi de "Işık Sergisi" olacak. Sergi kapsamında geceleri ışık, sahne ve drone gösterileri festivale renk katacak. Çeşitli kurum ve kuruluşlara ait bilimsel ve teknolojik tırlar, hayvanat bahçesinden gelen gerçek hayvanların yer aldığı bir alan ve hidroponik tarım sistemleri ile tropikal meyve bahçesinin anlatıldığı "Seralab" bölümü de ziyaretçilerin deneyimine sunulacak. Bin 500 kişilik uzman bir ekip sahada görev yapacak Festival sürecinde çeşitli kamu kurumları, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sosyal İnovasyon Ajansı (SİA), KAPSÜL Teknoloji Platformu, Bilgehane gibi birimlerle birlikte ulusal ve uluslararası bilim merkezleri, üniversiteler ve özel kuruluşlardan bin 500 kişilik alanında uzman bir ekip sahada görev yapacak. 21-22-23-24 Ağustos tarihlerinde 16.00-23.00 saatleri arasında Konya Bilim Merkezi’nin 100 bin metrekarelik alanında gerçekleştirecek Konya Bilim Festivali için detaylı bilgiye bilimfest.com adresinden ulaşılabiliyor.
Selçuklu Belediyesi’nden şehir estetiğine katkı sağlayacak uygulama
19 Ağustos 2025 Salı - 16:00 Selçuklu Belediyesi’nden şehir estetiğine katkı sağlayacak uygulama Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda ve "Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği" çerçevesinde belediyeye ait tüm totemleri kaldırmaya başladı. Fiziki belediyecilik çalışmalarıyla Selçuklu’ya değer katan Selçuklu Belediyesi yürüttüğü faaliyetlerde şehir estetiği hassasiyetini de ön planda tutuyor. Bu çerçevede Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karar doğrultusunda ve ‘Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği’ kapsamında görüntü kirliliğine yol açan tabela, ayaklı reklam totemleri ile reklam materyallerini kaldırma uygulamasına tam destek verdi. Şehir estetiğini koruma ve görüntü kirliliğini önleme amacıyla özellikle konut alanları ve belirli ticaret bölgelerinde direkli reklam panolarına kısıtlamalar getiren bu karar ile Selçuklu Belediyesi, bünyesinde bulunan tüm tesislerde ve iştiraklerinde yer alan totemleri sökmeye başladı. Selçuklu Belediyesi bu uygulamayı hayata geçirerek şehrin kültürel ve tarihi yapısını ön plana çıkararak sokak ve caddelerin daha düzenli bir görünüme kavuşmasını, ayrıca trafik güvenliğine katkı sağlamayı hedefliyor. "Şehir estetiğini korumak en önemli görevlerimizden birisi" Konya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararı en hızlı şekilde uygulamaya koyduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Şehir estetiği belediyecilik faaliyetlerimizi yürütürken en hassas davrandığımız konulardan bir tanesi. Çünkü aynı zamanda yaşadığımız mekanlar atalarımızın bizlere kültürel mirası. Mahalle, cadde ve sokaklarda çalışma yürütürken hem belli bir düzenin korunması hem de şehir kimliğinin muhafaza edilmesi gerekiyor. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalar şehrin kimliğini ve kültürel mirasını koruma adına önemli bir adım oluşturuyor. Bu sorumluluk bilinci ile Konya Büyükşehir Belediye Meclisimizin aldığı ‘Şehir Estetiği, Reklam ve Tabela Yönetmeliği kapsamındaki kararı Selçuklu’muzda da hızlı bir şekilde uygulamaya başladık ve reklam tabelaları, totemler, reklam panoları gibi materyalleri kaldırmaya başladık. Böylelikle cadde ve sokaklarımızda şehir estetiğine katkı sağlayarak buraların daha düzenli bir görünüme kavuşmasını sağlayacağız" şeklinde konuştu.
Öldürdüğü kocasını 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi kadın Konya’da yakalandı
19 Ağustos 2025 Salı - 15:49 Öldürdüğü kocasını 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi kadın Konya’da yakalandı Konya’da polis ekiplerinin şüphe üzerine hakkında inceleme yaptığı kadın, tüyler ürperten bir olayın faili çıktı. Sahte kimlik taşıdığı ortaya çıkan, hakkında 18 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan kadının, 2007 yılında Kırıkkale’de eşini öldürüp, cesedini 9 ay küvette saklayan cezaevi firarisi şüpheli kadın olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, merkez Meram İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, merkez Meram ilçesi Dere Mahallesi Dere Caddesi’nde, şüphelendikleri bir kadını durdurarak kimlik kontrolü yaptı. Kimlik kontrolü yapılan kadının, kimliğinin sahte olduğunu belirleyen ekipler, şahsın 51 yaşındaki Fatma Sungur olduğunu belirledi. Kadının ’tasarlayarak yakın akrabayı öldürmek’ suçundan kaydının bulunduğu ve geçtiğimiz dönemlerde kaldığı cezaevinden firar ettiği ortaya çıktı. Hakkında 18 yıl 8 ay kesinleşmiş hapis cezası olan Sungur, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü. Cinayet sonrası kocasının cesedini 9 ay küvette saklamış Yakalanan Fatma Sungur’un, Kırıkkale’de 2007 yılının Haziran ayında işlenen tüyler ürperten bir cinayetin faili olduğu anlaşıldı. Olay tarihinden 9 ay sonra, 2008 yılının Mart ayında Kırıkkale’de Gündoğdu Mahallesi Mustafa Keskin Caddesi’ndeki Bulvar Yapı Kooperatifi’nin 1 numaralı dairesinden kötü kokular geldiği ihbarı üzerine, adrese gelen polis ekiplerince yapılan incelemede, Fatma Sungur’un eşi 31 yaşındaki Özgür Sungur’u tabancayla öldürdüğü ve cesedini 9 ay boyunca banyodaki küvette sakladığı belirlendi. Sungur’un olayla ilgili yakalandıktan sonra emniyette, "Cinayeti kıskançlık yüzünden işledim. Eşim beni sürekli olarak terk edeceğini söylüyordu. O gün yine ’Seni terk edeceğim’ deyince kendimi kaybedip tabanca ile öldürdüm. Korktuğum için de 9 aydır sakladım" diye ifade vermişti.
Beyşehir Gölü’nde sular çekildi, yeni adalar ortaya çıktı
19 Ağustos 2025 Salı - 14:07 Beyşehir Gölü’nde sular çekildi, yeni adalar ortaya çıktı Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde yaz döneminde suların çekilmesi sonucu yeni adalar, adacıklar ve kara parçaları ortaya çıktı. Kış ve bahar dönemindeki yetersiz yağışlar, kuraklık, bilinçsiz tarımsal sulama, buharlaşma kayıpları gibi birçok nedenle su seviyesi giderek düşen ve kıyılarında onlarca metre çekilme yaşanan Beyşehir Gölünde faaliyet gösteren tekneler de seferlerinde sıkıntı yaşamaya başladı. Göl sularının sığlaşması nedeniyle sığ sularda beslenen su kuşlarının ve balıkçılların da akın ettiği gölde yaşanan son tablo görenleri hüzünlendirirken, yaşanan durum dronla havadan da görüntülendi. Beyşehir Gölü ve Adaları adlı kitabın da yazarı olan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Muşmal, Beyşehir Gölü’nün sularının son günlerde kıyıdan son derece çekildiğini vurgulayarak, "Kıyıdan neredeyse bazı bölgelerde 100-150 metre geriye doğru çekildiği görülüyor. Sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde de, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmanın meydana geldiği görülüyor. Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişimle, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün" dedi. Beyşehir Gölü’nün su seviyeleri ile ilgili tarihi kaynaklarda çok eskiden beri bazı verilere ulaşmanın mümkün olduğunu, gölün durumu ile ilgili Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden itibaren bazı kayıtlara ulaşabildiklerinin altını çizen Prof. Dr. Muşmal, "Gölle ilgili 1905 yılından itibaren resmi kurumlar kanalıyla gölün seviyesi ile ilgili ölçümleri gözlemlemek mümkün. Biz tabii Beyşehir Gölü kıyısında yaşıyoruz. Beyşehir Gölünün etrafında yaşayan insanlar, yıllardır, asırlardır, bu gölün durumu ile ilgili gözlemleri kendileri de yapabiliyor" ifadelerine yer verdi. Beyşehir Gölünün meteorolojik bir döngüye sahip olduğunu, halk arasında da bununla ilgili anlatımları bulmanın mümkün olduğunu aktaran Prof. Dr. Muşmal, gölün yıllar itibariyle zaman zaman geri çekilip zaman zaman da taşkın kotuna ulaşabildiğini vurguladı. "En düşük seviyeye ulaştı" uyarısı Ancak, özellikle 1927 yılından itibaren tarihi kaynaklarda yapılan ölçümlerle ortaya konulan verilerde de bunun görülebileceğini, 1993 yılına kadar süren çekilme evresinde gölün tarihteki ölçülebilen dönemde en düşük seviyeye ulaştığının görüldüğüne dikkati çeken Muşmal, şöyle devam etti: "Yani 1121 işletme kotunun altına biz 1120,85 santimetre ile hem o dönemde basında da gündem olmuş Beyşehir Gölünün çekildiğini görebiliyoruz. Şimdi ne yazık ki tarihi süreç içerisinde yapılan gözlemlerde Beyşehir Gölünün zaman zaman geri çekilip taşması ölçümlerinden günümüze gelindiğinde, 2013 yılından itibaren gölde yaşanan çekilmelerin artık zirveye ulaştığı görülüyor." "Gölün yüzeyinde, kıyılarda büyük otlanmalar oldu" Prof. Dr. Muşmal, sadece çekilme değil, gölün yüzeyinde, kenarlarda ve kıyılarda büyük otlanmaların meydana geldiğinin görüldüğünü kaydederek, "Aynı zamanda gölün ekolojik dengesindeki bu değişim, gölde yeni adacıkların, kara parçacıklarının meydana çıktığını da kıyıdan gözlemlemek mümkün. Beyşehir Gölünde özellikle bizim de Beyşehir Gölü adalarında hayat isimli çalışmamızda da ortaya koyduğumuz gibi, bilim adamlarının, akademisyenlerin gölle ilgili çalışan farklı disiplinlerdeki bilim adamlarının yapmış olduğu çalışmalarda, coğrafyacıların, jeologların, fizikçilerin, biyologların gölün adaları ile ilgili dökümler yaptıklarını ve bununla ilgili veriler verdiklerini görüyoruz. Beyşehir Gölünün 30’un üzerinde adası bulunduğu kaynaklarda ifade edilir. Nitekim bugün, bizler de göl kıyısında bu adaların önemli bir kısmını gözlemlememiz mümkün. Beyşehir Gölündeki adaların sayılarının zaman zaman değişikliğe uğradığı görülüyor. Çünkü göl suyu çekildiğinde yeni adacıklar meydana çıkıyor. Günümüzde de göl o kadar bir çekilme gösterdi ki, artık kıyılarda yeni adalar, adacıklar, kara parçaları çıkmaya başladı. Bununla birlikte aynı zamanda özellikle balıkçılların suyun çekilmesiyle birlikte bir artış gösterdiği, kuş popülasyonunda bir artış yaşandığı görülüyor. Bu da aslında suyun çekilmesinin sonucunda balıkçılların sığ alanlarda daha kolay beslenebilmeleri ve yaşamlarını devam ettirebilmelerine imkan veren bir oluşum olduğu için balıkçıllarda bu dönemde popülasyonunda ciddi artış gözlemlendi. Şimdi biz ne yazık ki, son yüzyılda, tarihi kayıtlara bakıldığında Beyşehir Gölünün en düşük seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu. "Gölün kaynakları da kurudu, gölün tabanı balçıkla doldu" Tarih boyunca yüz yıllık gözlemlerde, özellikle 1905’ten itibaren günümüze kadar süren 120 yıllık gözlem sonucunda Beyşehir Gölünün işletme kotunun altında bir seviyeye ulaştığının görüldüğüne işaret eden Muşmal, şunları kaydetti: "Bunun tabii çeşitli sebepleri var, ne yazık ki meteorolojik döngülerin etkisi altında bulunan Beyşehir Gölü kuraklığın, yağış azlığının kilometrekareye, metrekareye düşen yağış miktarının azalmasının elbette ki bir sonucu var. Ancak, bununla birlikte göle ulaşan kaynakların bir kısmının da kuruması ve kaynakların göle ulaşamaması çeşitli sebeplerle gölün beslenme kaynaklarının kuruduğunu da gösteriyor. Aslında vahim olan kısım ise Beyşehir Gölünün tabanının balçıkla dolu olması. Gölün tabanında bir dolma meydana geldiği için artık gölde yeterli su miktarı yok. Gölde artık kayıklar, tekneler işleyemez hale geldi. Özellikle çarkları gölde yaşanan otlanma nedeniyle sürekli dolduğu için seferde zorluklar yaşanıyor. 50 metreye 100 metreye bir çarklarını temizlemek zorunda kalıyorlar. Büyük tekneler ise gölün kıyısına asla yanaşamıyor. Eski yıllarda Beyşehir Gölü geri çekiliyor ama 5-6 yıl sonra çekildiği alana yeniden geliyordu. Ama artık korkarım ki Beyşehir Gölü çekilmeye başladı, belki bir daha geri dönmeyecek. Beyşehir Gölünü büyük tehlikeler bekliyor. Bununla ilgili bilim adamlarının yapmış olduğu değerlendirmelerde Beyşehir Gölünün 2040’lı, 2050’li yıllarda tamamen kuruma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ile ilgili yayımları görebiliyoruz. Ekolojik dengeye insan müdahalesinin başladığı tarihten itibaren gölde ciddi sorunlar ortaya çıkmış. Bununla ilgili olarak kısa vadede, orta vadede, uzun vadede eylem planları ortaya koyarak, Beyşehir Gölünün ekolojik dengesinin yeniden eski seviyeye getirilmesi için çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu manada da özellikle bilim adamlarının ve devletimizin ilgili kurumlarının Beyşehir Gölünü masaya yatırarak sorunları ile ilgili analizler ve çözüm önerileri ortaya koymaları ve kısa vadede müdahale etmeleri gerekiyor."