Yerel Haberler
Konya
24 Şubat 2026 Salı - 14:29 Gören "Meke" sandı, gerçek başka çıktı Konya’nın Beyşehir ilçesinde son yağışların ardından ortaya çıkan manzara görenleri şaşırttı. Su basan Kuru Ova’da Meke Gölü’nü andıran görüntüler oluştu. İlçeye bağlı Kurucuova Mahallesi sınırlarında yer alan ve tarım arazileriyle bilinen Kuru Ova, yağmur ve eriyen kar sularının etkisiyle göle dönüştü. Anamas Dağı’ndan gelen kar sularıyla birlikte ovayı kaplayan su, havadan görüntülendiğinde ise dikkat çekici bir benzerliği ortaya koydu. Dron çekimlerinde oluşan şekiller, Konya’nın "nazar boncuğu" olarak bilinen Meke Gölü’nü andırdı. Beyşehirli fotoğrafçı Mustafa Öztemiz’in dronla kaydettiği görüntüler, sosyal medyada "Konya’nın yeni Meke Gölü hayırlı olsun" notuyla paylaşıldı ve kısa sürede büyük ilgi gördü. Çok sayıda kullanıcı, manzaranın Meke Gölü’ne olan benzerliğine dikkat çekti. "Yukarıdan Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik" Bölgeye defalarca gittiğini belirten Öztemiz, Kuru Ova’nın sular altında kaldığına ilk kez tanıklık ettiğini ifade etti. Bu yılın bereketli yağış sezonunun etkisine dikkat çeken Öztemiz, "Dronla yukarıdan baktığımızda Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik. Hem Beyşehir için güzel bir hatıra oldu hem de doğanın farklı bir yüzünü görmüş olduk" dedi. Tarım alanlarının bulunduğu Kuru Ova’yı suların bastığını görünce havadan görüntü almak istediklerini anlatan Öztemiz, "45 yaşındayım, defalarca bu bölgeye gittim. Su bastığını hiç görmemiştim. Ama bu yıl bereketli bir yağış sezonu geçiriyoruz, ovayı su basmış. Dronla çekimlerini yaptık. Yukarıdan da gözüktüğü zaman Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik. Güzel görseller oluştuğunu düşünüyorum hem Beyşehir için güzel bir hatıra bırakıyoruz hem de kendimiz buraları görmüş oluyoruz" dedi. Öztemiz, görüntüleri paylaştıktan sonra çok ilgi gördüğünü, yerini ve neresi olduğunu soranlar olduğunu belirterek, "Tarif ediyoruz, gitmek isteyenler gidiyor. Görüntü olarak Meke Gölü’ne benzediğini söylüyorlar. Burada devamlı su olmuyor. Adı üstünde de Kuru Ova. Burada ekili araziler de var, arazileri de su basmış durumda" diye konuştu.
24 Şubat 2026 Salı - 13:19 Başkan Kılca: "Ramazan ayı birlik ve beraberliğimizi güçlendiriyor" Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekti. Karatay’da Ramazan ayı boyunca düzenlenen iftar ve teravih buluşmaları devam ediyor. Bu kapsamda Doğanlar Kuran Kursu’nda gerçekleştirilen iftar programı, Karatay protokolünü, kurs hocalarını ve kursiyerleri bir araya getirdi. Programa; Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, AK Parti Karatay İlçe Başkanı Akif Demirci, Karatay İlçe Müftüsü Halil Taş, AK Parti Karatay İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, kurs hocaları ve kursiyerler katıldı. İftar programında konuşan Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan, Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak, tüm vatandaşların Ramazan ayını tebrik etti. Kılca: "Ramazan ayı birlik ve beraberliğimizi güçlendiriyor" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ise Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekti. Kur’an Kursu’nun misafiri olmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Başkan Kılca, kurs hocalarına, İlçe Müftülüğüne ve emeği geçen ekibe teşekkür etti. Kursa belediye olarak destek verdiklerini belirten Hasan Kılca, hayırseverlere de katkılarından dolayı teşekkür ederek mahallelerin kendileri için büyük önem taşıdığını vurguladı. Dernek bünyesinde eğitim alan öğrencilerin güzel faaliyetler gerçekleştirdiğini ifade eden Kılca, tüm kursiyerleri tebrik etti. Çocukların küçük yaşlardan itibaren Kur’an-ı Kerim ve siyer-i nebi eğitimi almasının önemine değinen Kılca, kreşlerden itibaren manevi değerlerle yetişen çocukların geleceğe güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. Konuşmasının sonunda tüm vatandaşların Ramazan ayını tebrik eden Kılca, iftar programının düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. İftar programının ardından Hasan Kılca ve Akif Demirci teravih buluşmaları kapsamında Kalenderhane Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Kılca, talep ve görüşleri dinleyerek Ramazan’ın bereketini paylaştı.
KTO Başkanı Öztürk: "Sanayi Alanları Master Planı Türkiye için kritik bir adım"
01 Şubat 2026 Pazar - 11:53 KTO Başkanı Öztürk: "Sanayi Alanları Master Planı Türkiye için kritik bir adım" KTO Başkanı Selçuk Öztürk, geçtiğimiz günlerde açıklanan Sanayi Alanları Master Planı’nın önemine değinerek; "Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir" dedi. Konya Ticaret Odası’nda (KTO) Ocak ayı Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak katılan Türkiye Hayat Emeklilik İç Anadolu Bölge Müdürü İbrahim Boğa, PTT Bölge Müdürü Mustafa Çalışkan ve Karatay Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü Soner Selçuk Tekeli kurumlarıyla ilgili sunum gerçekleştirirken, toplantıda oda faaliyetleri ve güncel ekonomik konular ele alındı. Toplantıda konuşan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, sözlerine Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Suriye sınır hattında dalgalanan şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen menfur saldırıyı kınayarak başladı. Başkan Öztürk, "Türk Bayrağı’na uzanan her el, doğrudan devletimizin varlığına, birliğine ve bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı anlamı taşımaktadır. Bu tür provokatif girişimlerin, milletimizin birlik ve beraberlik şuurunu daha da güçlendireceğine inanıyorum" ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi. "Ortaya konulan vizyon son derece önemli" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sanayi Alanları Master Planı çerçevesinde Samsun-Mersin hattı üzerinde, Konya’nın da aralarında bulunduğu 13 ilde sanayi yatırım alanı ilan edilmesinin Türkiye’nin geleceği adına önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk şunları kaydetti: "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız Konya’nın da arasında bulunduğu 13 ili kapsayan bir sanayi aksı açıkladı. Master Plan’ın ilk fazında Samsun - Mersin hattında; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat olmak üzere 13 şehirde toplam 59 bin hektarlık alanda 16 yeni yatırım alanı oluşturuldu. Bu illerde yeni sanayi bölgelerinin kurulması ve mal taşımacılığında öncelikli yatırım alanları olarak belirlendi. Gelinen aşamada, Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’da sıkışmış sanayi yapımızın Anadolu’da büyütülmesine yönelik ortaya konulan bu vizyon; ülkemizin sanayi geleceği, bölgesel dengelerin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından son derece kıymetlidir. Bu vesileyle, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza teşekkür ediyor; alınan kararların ülkemize, Konya’mıza ve iş âlemimize hayırlı olmasını diliyorum." "2026 dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olacak" 2026 yılının ilk ayının, dünya siyasetinin ve küresel ekonominin belirsizlik ve kırılganlık ortamının daha da derinleştiği bir dönemin başlangıcı olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, yalnızca siyasi dengeleri değil; ekonomik beklentileri, ticaret ilişkilerini ve yatırım kararlarını da doğrudan etkilediğine değindi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye açısından 2026 Ocak ayının, hem bölgesel gelişmelerin yakından izlendiği hem de ekonomik beklentilere odaklanılan bir dönem olduğunu belirten Başkan Öztürk, "2025’ten 2026’ya uzanan süreç, yalnızca bir takvim değişikliğini değil; ekonomi politikalarında denge arayışının ve güvenin yeniden inşasının öne çıktığı bir geçiş dönemini ifade etmektedir. 2025 yılı boyunca yüksek enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergilenmiş; para politikasında uygulanan sıkı çerçeve ile fiyat istikrarı temel öncelik haline getirilmiştir. Yılın son aylarında enflasyon tarafında gözlenen kademeli gerileme, bu politikanın somut sonuçlar üretmeye başladığını göstermiştir. Enflasyonun hız kesmesi, yatırımcıdan sanayiciye, ihracatçıdan tüketiciye kadar tüm kesimler için daha öngörülebilir bir ekonomik ortam anlamına gelmektedir. Bu sürecin önemli göstergelerinden biri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısında attığı adımdır. Politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37 seviyesine çekilmesi, piyasa beklentilerinin altında kalmış olsa da; dezenflasyon sürecine olan bağlılığın ve temkinli yaklaşımın korunduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Bu çerçevede 2026 yılı, Türkiye ekonomisi açısından yalnızca rakamların değil; güvenin, öngörülebilirliğin ve dengeli büyüme anlayışının güçlendiği bir yıl olma potansiyeli taşımaktadır. Temel hedefimiz; enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımları kalıcı hâle getirirken, üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyen sürdürülebilir bir büyüme patikasını güçlendirmektir" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk ayrıca KOSAM tarafından hazırlanan "Dünya Ne Konuşuyor" başlıklı sunumunu ve Konya Ticaret Odası Ocak ayı faaliyetlerini Meclis Üyeleriyle paylaştı.
SAGEM’den ailelere akran zorbalığı ile mücadele semineri
01 Şubat 2026 Pazar - 11:20 SAGEM’den ailelere akran zorbalığı ile mücadele semineri Konya’da Selçuklu Aile Gelişim Merkezi (SAGEM) tarafından ailelerin günlük hayatta sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biri olan "Akran Zorbalığı ile Mücadele" konusu ele alındı. Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan ve aile kurumunun yapısını güçlendirmeyi hedefleyen SAGEM, ailelerin gelişimini desteklemeye yönelik eğitim programları ve seminerlerine devam ediyor. Bu kapsamda çocuk ve ergenlerin sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen "Akran Zorbalığı ile Mücadele" konulu bir bilgilendirme semineri düzenlendi. SAGEM Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, alanında uzman konuşmacı tarafından ailelere; akran zorbalığının çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki etkileri, zorbalığın erken belirtileri, ailelerin ve öğretmenlerin alabileceği önlemler ile çocuklara sağlıklı baş etme becerileri kazandırmanın yolları anlatıldı. Uzman konuşmacı, zorbalığın yalnızca mağdur çocukları değil, zorbalık yapan çocukları ve tanık olan akranları da olumsuz etkilediğini vurgulayarak, toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekti. Ayrıca çocukların güvenli sosyal ilişkiler kurabilmeleri, sağlıklı iletişim becerileri geliştirebilmeleri ve zorbalıkla karşılaştıklarında etkili baş etme yöntemleri üzerinde duruldu. Seminerde, akran zorbalığıyla karşılaşılan durumlarda ebeveynlerin ve eğitimcilerin üstlenebileceği roller hakkında katılımcılara kapsamlı bilgiler verildi. "SAGEM bünyesinde ailelerimizi bilinçlendirmeye yönelik eğitim çalışmalarına devam edeceğiz" SAGEM bünyesinde aileleri bilinçlendirmeye yönelik eğitim çalışmalarının artarak devam edeceğini belirten Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi, güçlü bir aile yapısıyla mümkündür. Akran zorbalığı gibi günümüzde sıkça karşılaşılan konulara karşı ailelerimizi bilinçlendirmek bizim önceliklerimiz arasında yer alıyor. SAGEM aracılığıyla ailelerimizin her alanda yanında olmaya ve bu tür seminerlerle toplumsal farkındalığı artırmaya devam edeceğiz" dedi. Seminere yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, akran zorbalığını günümüzün en büyük sorunlarından biri olarak gördüklerini ifade ederek Selçuklu Belediyesi ve SAGEM ekibine böylesi etkili ve bilgilendirici bir seminer için teşekkürlerini ilettiler.
Tarihi dönüşüm projesinde ikinci etap süreci başladı
01 Şubat 2026 Pazar - 10:47 Tarihi dönüşüm projesinde ikinci etap süreci başladı Konya’da, Türkiye’nin en büyük ihya projeleri arasında yer alan "Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi"nin ikinci etabı kapsamında, Aziziye Mahallesi’nde bulunan 6 adet tescilli yapının rekonstrüksiyon çalışmaları başladı. Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, ilçenin tarihi ve kültürel mirasını koruyarak geleceğe taşımak amacıyla, geçmişle gelecek arasında güçlü bir köprü kuracak önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Bu çerçevede Mevlana Türbesi arkasında yer alan tarihi dokunun korunmasına yönelik yürütülen çalışmalar, planlı ve çok aşamalı bir dönüşüm süreciyle devam ediyor. Aslına uygun bir şekilde yeniden canlanacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğiyle yürütülen projede; birinci etapta yapım çalışmaları hızla devam eden Karatay Arastası, ikinci etapta Aziziye Mahallesi’ndeki 6 tescilli yapının rekonstrüksiyonu, üçüncü etapta ise Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevihane yer alıyor. Karatay Belediyesi, Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’nin ikinci etabı kapsamında, zamana tanıklık etmiş bu 6 tescilli yapıyı aslına uygun biçimde yeniden inşa ederek hem kültürel mirası korumayı hem de bu mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. Karatay Arastası’na birkaç adım mesafede bulunan bu yapılar, tamamlandığında bölgenin tarihi dokusunu en canlı şekilde yansıtacak. Projede; zemin katlarda Sille taşı, üst katlarda ahşap karkas ve kerpiç yapı sistemi, alaturka kiremitli çatılar gibi geleneksel mimari unsurlar kullanılacak. İkişerli yerleşim düzeniyle planlanan yapılarda mahremiyet ve komşuluk ilişkileri ön planda tutulacak. Ahşap tablalı kapılar, orta sofalı plan şeması, hidrolik kireçli horasan sıva ile nefes alan duvarlar, moloz taş duvarlar ve andezit döşemeli avlular projeye otantik bir kimlik kazandıracak. Tamamlandığında Karatay Arastası’nın kültür ve turizm aksına önemli katkı sunacak olan bu yapılar, mahalle sakinleri için nitelikli bir yaşam alanı, şehre gelen ziyaretçiler için ise Konya’nın ruhunu yansıtan özel bir durak olacak. "Karatay’ın tarihi mirasını geleceğe taşıyoruz" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türbe Arkası Kentsel Yenileme Projesi’nin ikinci etabı kapsamında Aziziye Mahallesi’nde başlatılan rekonstrüksiyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Kılca, hayata geçirilen her hizmetin geleceğe bırakılan kıymetli bir eser olduğunu ifade etti. Projenin, geçmişle gelecek arasında güçlü bir bağ kurduğunu belirten Kılca, tarihi dokunun korunarak yaşatılmasının öncelikleri arasında yer aldığını dile getirdi. 2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yenileme alanı ilan edilen bölgede yürütülen kamulaştırma sürecinin başarıyla tamamlandığını hatırlatan Başkan Kılca, toplam 100 bin metrekarelik alanda üç etap halinde sürdürülen çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini söyledi. Yenileme çalışmalarının yalnızca fiziki bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Başkan Kılca, bu projeyle birlikte Karatay’ın tarihi hafızasının, geleneksel yaşam kültürünün ve mimari mirasının yeniden canlandırıldığını ifade etti. Aslına sadık kalınarak yürütülen çalışmalarla bu güçlü mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının hedeflendiğini belirten Kılca, tamamlandığında bu yapıların Karatay Arastasının kültür ve turizm aksına önemli katkılar sunacağını kaydetti. Başkan Kılca, projenin Karatay ve Konya için hayırlı olmasını temenni etti.
Gençler duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor
01 Şubat 2026 Pazar - 09:32 Gençler duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor Uzmanlar, sınav odaklı eğitim sistemi ve erken yaşta sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızlık ve mutsuzluğu artıran en önemli faktörler arasında yer aldığını söyledi. Gençlerin ruh haline ilişkin yapılan araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, yapılan değerlendirmelere göre gençlerin yarısından fazlasının kendisini mutlu, neşeli ve heyecanlı hissettiğini ifade ederken, yarısına yakınının ise mutsuzluk, yalnızlık ve duygusal yorgunluk yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Ercan Yılmaz, erkek gençlerin kadın gençlere kıyasla yalnızlık ve mutsuzluk duygularını daha yoğun yaşadığını vurguladı. Erken yaşta sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızlık hissini artırdığına ve mutsuzluğu derinleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Yılmaz, sınav odaklı eğitim sisteminin de gençler üzerinde ciddi bir performans baskısı oluşturduğunu belirtti. Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz Türkiye ölçeğinde gençler üzerine bir araştırma yaptıklarını belirterek, "15-23 yaş arasında gençler üzerinde gerçekleştirdiğimiz bir çalışma sonucunda gençlerin mutluluğu ve yalnızlık duyguları üzerinde önemli sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmamızın örneklerinde yaklaşık bin 547 genç var. Bu araştırmayı yüzde 95 güven aralığında güvenilir bir örneklem büyüklüğünde gerçekleştirdik. Araştırmamızda geçerli ve güvenilir ölçme araçları kullandık. Araştırma sonuçlarımıza göre gençlerin yarısından fazlası olumlu duygular yaşıyor. Daha mutlu, daha neşeli, kendisini daha mutlu hissediyor, heyecanlı hissediyor. Ama yarısına yakını da mutsuz, neşesiz, her şeyden önce duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor. Yine baktığımız zaman araştırma sonuçlarında erkek gençler, kadın gençlere göre daha fazla mutsuz ve yalnızlık duygularını daha fazla hissediyorlar. Erken yaşta sosyal medya kullanımı gençleri yalnızlığa yönlendiriyor ve yalnızlık duygusunu daha fazla arttırıyor. Aynı zamanda mutsuz ediyor. Gençler sosyal ortamlarda, sosyal medyada olsa bile o ortamlarda kendilerini yalnız hissedebiliyorlar" dedi. "Eğitim sistemimiz çocuklarımızı daha fazla yorgun, daha fazla mutsuz ve daha fazla yalnız hale getiriyor" Eğitim sisteminin öğrencileri daha duygusallaştırarak yorgun hale getirebildiğini ifade eden Prof. Dr. Ercan Yılmaz, "Çocuklarımızda ciddi bir şekilde sınav performansı kaygısı var. Aileler çocuklarının başarılı olabilmesi için her türlü ortamı oluşturmaya çalışıyor. Ama bu oluşturma çabası aynı zamanda çocuklarda bir beklenti de oluşturuyor. Çocukların eğitim sürecine bu beklentiyi karşılayamaması ya da beklentiyi karşılamak için ciddi bir şekilde çaba içerisine girmesi, bir mücadele içerisine girmesi gençleri daha fazla duygusal yorgun haline getirebilir veya bu süreçte kendilerini daha fazla yalnız hissettirebilir. Birinci bulgu bu esasında. Yani bizim eğitim sistemimiz çocuklarımızı daha fazla yorgun, daha fazla mutsuz ve daha fazla da yalnız hale getiriyor. Bunlardan birincisi de yani eğitim sistemimizin maalesef sınav odaklı bir eğitim anlayışı olması ve çocuklarımızın performansının sınav merkezli birtakım yaklaşımlarla ölçülmeye çalışılması. Yine yoğun bir şekilde sosyal medya kullanımı yani erken yaşlarda sosyal medya kullanan çocuklar, gençler daha geç yaşlarda sosyal medya alışkanlığı olan gençlere göre daha fazla mutsuz, daha fazla yalnız. Erken yaşlarda sosyal medya kullanımına başlamak süreç içerisinde gençleri daha fazla yalnız, daha fazla mutsuz edebiliyor" ifadelerini kullandı. "Bilişin, bilincin, bilginin, duygunun paylaşılmadığı bir ortamda çocuklar kendilerini daha fazla yalnız hissedebilir" Çocuklar aile ortamında bulunsa bile tüm aile üyelerinin sosyal medyanın içerisinde olduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Yılmaz, "Evet, herkes evde, aynı fiziki ortamda ama bilinçleri, duyguları aynı ortamda değil. Sonuç olarak bilişin, bilincin, bilginin, duygunun paylaşılmadığı bir ortamda çocuklar kendilerini daha fazla yalnız hissedebilirler. Yine eğitim sistemimiz de böyle maalesef. Yani biz çocuklarımızı bilgi aktarılması gereken varlıklar olarak görüyoruz. Ama varlık böyle bir şey değil. Yani sanatın olmadığı, sporun olmadığı bir yerde, duygunun olmadığı bir yerde, çocuklar duygularını ifade edemediği, aynı zamanda enerjisini aktaramadığı ortamlarda kendisini daha fazla duygusal yorgun hissedebilir, daha fazla yalnız hissedebilir, daha fazla mutsuz olabilir. Çünkü zamanımızda gençler çok fazla kalori alıyor. Ama bu kaloriyi, bu enerjiyi harcayabilecek ortamlar bulamıyorlar. Yani gençlerimizin çoğunda rutin bir spor alışkanlığı yok, sanatsal faaliyetler yok. Bunlar da gençlerin kendisini daha rahat ifade edememesine sebep olabilir. Bu da beraberinde hem mutsuzluğu hem de yorgunluğu getirebilir" diye konuştu.
Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar
31 Ocak 2026 Cumartesi - 09:16 Kontrolsüz ve yoğun yeraltı suyu kullanımının bedeli: Ovadaki obruklar Konya’da obruk oluşumlarında youn ve kontrolsüz yeraltı suyu kullanımının etkisine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta" dedi. Son yıllarda özellikle Konya Havzası’nda artış gösteren obrukların oluşumuna dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, geçmişte oluşan obrukların karstik sistemler içinde yer alan mağaraların tavan bloklarının çökmesiyle meydana geldiğini ve bu tür yapıların yeraltı suyundan bağımsız olduğuna dikkat çekti. Başkan Şükrü Arslan, "Obruk Platosuna adını veren obruklar, bizim ana kaya çökmesi dediğimiz bir karstik sistem içerisindeki mağaranın üstündeki tavan bloğun çökmesi sonucu oluşan obruklardır. Bunlar, yeraltı suyundan bağımsız, yeraltı suyundan alakasız bir şekilde oluşan obruklardır. Fakat son yıllarda oluşan obruklar, ana kaya çökmesinden ziyade bizim örtü kalınlığı dediğimiz örtü çökmesi obrukları olarak nitelendirdiğimiz obruklardır. Bu obruklar, tamamen yeraltı suyuyla ilişkili olarak oluşmakta. Yeraltı suyunun çekimine bağlı olarak hem statik seviyede aşağı ve yukarı yönlü hareketler yağışlı ve kurak dönemden kaynaklanan hem de yeraltı suyunun akış hızı özelliklerinden kaynaklı. Oradaki kalsiyum karbonatca zengin mineralleri çözmesi, eritmesi, bünyesine katması ve çözmesi sonucunda aşağıya doğru taşımasıyla oluşan boşlukların zaman içerisinde büyümesi, bu büyüyen boşlukların diğer boşluklarla birleşip daha büyük boşluklar oluşturup en sonunda da bu boşluğun üzerindeki örtü tabakasının çökmesi sonucu oluşan obruklardır" dedi. "Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır" Özellikle 30 yılda meydana gelen obrukların genellikle örtü çökmesi şeklinde gözlemlendiğini ifade eden Şükrü Arslan "Son yıllarda, özellikle son 30 yılda oluşan obruklar, genellikle örtü çökmesi dediğimiz yani bizim alüvyal yelpaze dediğimiz daha ziyade son zamanlarda oluşmuş olan oluşum içinde gözlemlenmektedir. Uluslararası makaleleri konu olan, işte Konya’nın altında litosfer dediğimiz taş kürenin altında erime ile mağmaya doğru akan bir yapının olması ve buna bağlı olarak oldukların oluştuğu söylemi, aslında bir teorem olarak ortaya konulmuş ama kanıtlayıcı net bir kanıt bulunmamaktadır. Dünyanın oluşumunda, Litosfer dediğimiz taş küre bulunmakta. Bu taş küre yaklaşık 5 km ila 70 km kalınlıklara ulaşan bir kalınlığı bulunmakta. Taş kürenin hemen altında, üst ve alt manto bulunmakta. Bunun kalınlığı da yaklaşık olarak 2 bin 970 km kalınlığında bulunmaktadır. Bunlar, taş küreye göre daha yumuşak bir yapıya sahiptir. Tabii ki, bu sistem üzerinde taş kürenin içerisinde mağma sistemi dediğimiz, volkanik sıcak lavlar da bulunmaktadır. Bu lavların eritmesi sonucu taş kürenin tabanında malzeme eriterek, kendi bünyesine tekrar katabilir. Fakat bizim Konya’da son 30 yılda oluşan obruklarımız, taş kürenin üzerindeki genelde havzalarda görülen örtü tabakası dediğimiz güncel yaşlı alüvyal malzemelerden oluşmaktadır. Bu malzemeleri, yer altındaki taş kürede oluşan bu damlalara bağlı olarak, yüzeye kadar ulaşıp, yüzeyde bu tarz bir akıntı oluşturmasını biz çok ihtimal dahilinde bulundurmuyoruz" ifadelerini kullandı. "40 metreye kadar yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor" Obruk oluşumunun bu kadar sık olmasının yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmakla ilgili olduğunu ifade eden Arslan, "Obruk oluşumunun bu kadar sık olması, bizim yeraltı sularını yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanmamız olarak görülüyor. Bugün, Konya Kapalı Havzasında, Devlet Su İşleri verilerine göre, yaklaşık 35 bin civarında ruhsatlı kuyu var iken, ne yazık ki günümüzde 100 binin üzerinde ruhsatsız kuyu olduğu düşünülmekte. Bunda da, totale baktığımızda bu 150 bin kuyuya tekabül etmektedir. Konya’da yeraltı suları seviyesi, yıllık ortalama, eskiden kuraklık ve iklim değişikliğinden dolayı yarım metre ila 1 metre düşümler olurken, günümüzde bu, bazı Konya’nın alt havzalarında 8-10 metre yeraltı su seviyesinde düşümleri gözlemleyebiliyoruz. Yağışlı dönem ile kurak dönem arasındaki statik su seviyesi farkı, yeraltı sularında bu da bazı bölgelerde 10 metre, 20 metre, hatta 30, 40 metre yer alt seviyesindeki statik seviye değişimi de gözlemleniyor. Şöyle söyleyebilirz, aslında, çayın içine şeker atıyoruz, daha sonra kaşıkla karıştırdığınız zaman şeker nasıl eriyorsa, işte yeraltı suyunun yer altında aşağı ve yukarı yönlü devamlı hareketi oradaki işte toprak malzeme, kalsiyum karbonatca zengin malzemeyi eriterek bünyesine katmaya ve onları çözerek aşağılara çekmeye ve yukarılarda boşluklar oluşturmaya sebebiyet veriyor" diye konuştu.