Yerel Haberler
Konya
14 Mayıs 2026 Perşembe - 11:21 Toplumsal bir sorun olan depresyon zayıflık değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunu Depresyonun bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını derinden etkileyen ruhsal bir rahatsızlık olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilmeyen bu durumun aslında milyonlarca insanın sessizce mücadele ettiği ciddi bir sağlık problemi olarak karşısına çıktığını söyledi. Özellikle son yıllarda daha sık dile getirilen depresyonun yalnızca bireysel bir sorun olmanın ötesine geçerek, toplumsal bir mesele haline geldiğini ifade eden Medicana Konya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, "Depresyon, çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece geçici bir üzüntü hali değildir. Zaman zaman herkes kendini mutsuz ya da isteksiz hissedebilir ancak depresyon, bu duyguların uzun süre (en az 15 gün) devam etmesi ve kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürmesi, sosyal ve mesleki işlevleri sıkıntıya uğratacak düzeyde olmasıyla ayrılır. Depresyon yaşayan bireylerde sürekli bir yorgunluk hissi, hayattan zevk alamama, kederlilik, umutsuzluk, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, suçluluk, yetersizlik düşüncelerinin hakim olması, sosyal hayattan uzaklaşma gibi belirtiler görülebilmektedir. Ayrıca iştah değişimi, uyku düzensizlikleri, enerji azlığı ve bedensel şikayetler de tabloya eşlik edebilir" dedi. Uzm. Dr. Şahinoğlu, bu durumun kişinin okul başarısını, iş hayatını, sosyal ilişkilerini ve aile hayatını da doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti. "Anlaşılamamak yalnız hissedilmesine neden olabilir" Toplumda depresyonla ilgili en büyük sorunlardan birinin bu durumun yeterince ciddiye alınmaması olduğunu belirten Şahinoğlu, "Anlaşılamamak, durumun hafife alınması, depresyon yaşayan kişinin kendini daha da yalnız hissetmesine neden olabilir. Çünkü depresyon, kişinin kendi isteğiyle kontrol edebileceği basit bir duygu durumu değildir. Bu, tıpkı fiziksel hastalıklar gibi profesyonel destek gerektiren bir durumdur. Depresyonun ortaya çıkmasında birçok farklı etken rol oynayabilir. Yoğun stres, ailevi sorunlar, akademik baskı, ekonomik sıkıntılar ve sosyal izolasyon, çeşitli kayıplar, beden sağlığının bozulması, incitici ve onur kırıcı durumlarla karşılaşmak ve daha nice fiziksel ve psiko-sosyal olaylar duygu durumu bozukluklarının ortaya çıkmasında ve süregelmesinde büyük rol oynar. Bunun yanı sıra, genetik faktörler ve çeşitli biyolojik etkenler depresyonun ortaya çıkmasında önem arz eder" ifadelerini kullandı. Depresyonun tek bir türden ibaret olmadığını, farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini belirten Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu şöyle devam etti: "En yaygın türlerden biri olan majör depresyon, yoğun ve uzun süreli belirtilerle karakterizedir ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde zorlaştırır. Daha hafif ancak uzun süreli seyreden distimi (kalıcı depresif bozukluk) ise kişinin yıllarca süren düşük ruh hali yaşamasına neden olabilir. Mevsimsel depresyon, özellikle kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla ortaya çıkar ve bahar aylarında hafifleyebilir. Doğum sonrası görülen depresyon ise özellikle annelerin yaşadığı özel bir türdür ve hem anne hem de bebek için dikkatle ele alınması gerekir. Ayrıca bazı kişilerde depresyon, başka psikolojik rahatsızlıklarla birlikte de görülebilir. Bedensel hastalıklara bağlı, kullanılan ilaç ve maddelerin etkisiyle ikincil olarak ortaya çıkan depresyon tipleri de mevcuttur." "Toplum olarak duyarlı olmak tedavi sürecine olumlu etki sağlar" Depresyonun tedavisi mümkün olan ruhsal rahatsızlıklardan olduğunu, genellikle birden fazla yöntemin birlikte uygulanmasıyla daha etkili sonuçların elde edileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Dilek Şahinoğlu, "Tedavi yöntemlerinden biri de psikoterapidir. Psikoterapi, bireyin düşünce kalıplarını fark etmesine ve daha sağlıklı başa çıkma yöntemleri geliştirmesine yardımcı olur. Özellikle bilişsel davranışçı terapiler, aile odaklı psikoterapiler ve kişiler arası ilişki terapileri, depresyon tedavisinde sıkça kullanılan etkili yöntemlerdendir. Bunun yanı sıra bazı durumlarda antidepresan ilaçlar da tedavi sürecine dahil edilebilir. Bu ilaçlar, beyindeki kimyasal dengenin düzenlenmesine yardımcı olarak, belirtilerin geçmesini ya da hafiflemesini sağlar. Ancak ilaç kullanımı mutlaka bir uzman kontrolünde olması gerekmektedir. İlaç tedavisinin bağımlılık yaptığı, beyni uyuşturduğu gibi yanlış inançlar tedaviye engel olmaktadır. Doğru ilaç tedavisi ve takibi yüksek oranda yarar sağlamaktadır. EKT, TMS, ışıkla sağaltım şeklinde farklı yöntemlerden de depresyon tedavisinde faydalanılabilmektedir. Tedavi sürecinde yaşam tarzı değişiklikleri de büyük önem taşımaktadır. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite, kişinin ruh halini olumlu yönde etkilemektedir. Fiziksel sağlığın iyi olması, sosyal destek, aile ve arkadaş çevresinin anlayışlı yaklaşımı, iyileşme sürecinde önemli bir rol oynar. Kişinin kendini ifade edebilmesi ve yalnız olmadığını hissetmesi, tedavinin en güçlü desteklerinden biridir. Kişinin hayatına anlam veren ilişkiler ve faaliyetler içinde bulunması koruyucu rol oynamaktadır. Bu noktada hem bireylere hem de topluma önemli sorumluluklar düşmektedir. Depresyon belirtileri gösteren bireylerin bu durumu görmezden gelmemesi ve profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerekir. Aynı zamanda toplum olarak daha anlayışlı ve duyarlı olmak, çevremizdeki insanların duygularına kulak vermek büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki depresyon bir zayıflık değil, tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Bu konuda farkındalık oluşturmak hem bireylerin hem de toplumun daha sağlıklı bir geleceğe adım atmasını sağlayacaktır. Ruh sağlığına verilen önem arttıkça, daha bilinçli ve güçlü bir toplum inşa etmek mümkün olacaktır" diye konuştu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 08:31 Beyşehir Gölü’nde av yasağını ihlal edenlere göz açtırılmıyor Konya’nın Beyşehir ilçesinde, av yasağı döneminde kaçak avcılıkla mücadele kapsamında denetimler aralıksız sürüyor. Beyşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol Birimi ile Beyşehir Jandarma Asayiş Bot Komutanlığı ekipleri, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gölde kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Ekipler tarafından Beyşehir Gölü içerisine kaçak avlanmak amacıyla bırakılan ağlar toplanırken, kaçak avcılıkta kullanıldığı belirlenen filika, ağ, zıpkın ve çeşitli av malzemelerine de el konuldu. Son bir ay içerisinde gerçekleştirilen denetimlerde, "yasak dönemde balık avcılığı" ve "menşe belgesiz balık satışı" yaptığı belirlenen 10 kişiye toplam 337 bin 356 lira idari para cezası uygulandı. Denetimlerde ele geçirilen canlı balıklar yeniden göle bırakılırken, diğer balıkların ise mevzuata uygun şekilde göl feneri derneği ile kamuya ait öğrenci yurtlarına bağışlandığı belirtildi. 15 Haziran 2026 tarihinde sona erecek av yasağı süresince denetimlerin haftanın 7 günü karadan, havadan ve göl içerisinden teknelerle sürdürüleceği bildirildi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, sürdürülebilir balıkçılığın kurallara uyulmasıyla mümkün olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Göl içerisindeki balıkların sağlıklı bir üreme dönemi geçirmesi, balıkçılık sektörünün devamı için son derece önemlidir. Gölümüzü yaşatmak, ekolojik dengeyi korumak ve doğal kaynaklarımızı sürdürülebilir kılmak hepimizin ortak görevidir. Vatandaşlarımızın olumsuz bir durumla karşılaşmaları halinde 112 Çağrı Merkezi’ne bilgi vermelerini rica ederiz."
800 yıllık tarih 90 bin kişiyi ağırladı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:00 800 yıllık tarih 90 bin kişiyi ağırladı Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, kültürel mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hayata geçirdikleri Obruk Kervansaray Müze Otel’in, açıldığı günden bu yana 90 bin ziyaretçiyi ağırladığını ifade etti. Başkan Kıca, 18-24 Mayıs Müzeler Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajda, kültürel mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekti. Karatay Belediyesi’nin bu doğrultuda hayata geçirdiği en önemli projelerden biri olan Obruk Kervansaray Müze Oteli, hem geçmişin izlerini koruyor hem de kültür turizmine katkı sağlıyor. 800 yıllık miras, bugüne taşındı Selçuklu Dönemine ait yaklaşık 800 yıllık bir yapı olan Obruk Kervansarayı, Karatay Belediyesi tarafından 4 yıl süren titiz bir restorasyonla yeniden ayağa kaldırıldı. Konya-Aksaray yolu üzerinde yer alan tarihi yapı, metruk halinden kurtarılarak hem müze hem de otel işlevi kazandı. Yapının restorasyonu sırasında orijinal mimari detaylara sadık kalındı, böylece tarihi doku korunarak gelecek nesillere aktarıldı. Kızören Obruğu’nun hemen yanı başında konumlanan Müze Otel, açıldığı günden bu yana 90 bin ziyaretçiyi ağırlayarak bölge turizmine canlılık kazandırdı. Özellikle Selçuklu mimari unsurlarının ön planda tutulduğu yapı, hem mimarlık tutkunlarının hem de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. "Müzeler, kültürel belleğin canlı mekanlarıdır" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, "Konya; tarihiyle, mimarisiyle ve kültürel dokusuyla medeniyetin beşiğidir. Biz de Karatay Belediyesi olarak bu değerleri korumak, tanıtmak ve yaşatmak adına önemli çalışmalar yürütüyoruz" dedi. Müzeler Haftası’nın kültürel bilinç açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Başkan Hasan Kılca şunları söyledi: "Müzeler; sanatla, kültürle, tarih ve medeniyetle buluşmanın en özel adresleridir. Bireylerin hem entelektüel hem de duygusal gelişimine katkı sunan bu mekanlar, geçmişle kurduğumuz bağı güçlendirir. Karatay Belediyesi olarak Obruk Kervansaray Müze Oteli gibi örnek projelerle bu bağı güçlendiriyor, tarihimizi sadece bugüne değil, yarınlara da taşıyoruz. Açıldığı günden bu yana yerli ve yabancı binlerce ziyaretçinin önemli uğrak noktalarından birisi haline gelen Obruk Kervansaray Müze Otelimiz, Tarihi Kentler Birliği tarafından ‘Proje Ödülü’ne de layık görülmüştü. Bu da ne kadar doğru bir yatırım gerçekleştirdiğimizi gösteriyor. Müzeler Haftası vesilesiyle tüm halkımızı kültürel mirasımızla buluşmaya, müzeleri ziyaret etmeye davet ediyorum."
KOS’taki yüksekokul ilk mezunlarını verdi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:54 KOS’taki yüksekokul ilk mezunlarını verdi Konya Organize Sanayi Bölgesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ilk mezunlarını verdi. 45 öğrencinin mezun olduğu törende, meslek yüksekokulunun Konya sanayisinin aradığı insan kaynağını yetiştirdiği vurgulandı. Konya Organize Sanayi Bölgesi 4. Kısım Genişleme Alanı içerisinde bulunan KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda 45 öğrenci mezuniyet coşkusu yaşadı. Okul, bölgenin vizyonunu geleceğe taşıyacak Mezuniyet töreninde konuşan Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya Organize Sanayi Bölgesi’nde 765 fabrikanın üretim yaptığını, 65 bin kişiye istihdam sağlandığını söyleyerek, bölgenin üretim, ihracat ve kalkınmanın merkezinde yer aldığını belirtti. Konya OSB’nin bölge sanayicilerine dünya standartlarında bir sanayi bölgesi inşa ettiğini vurgulayan Başkan Büyükeğen, "Altyapı kadar, hatta belki ondan da önemli olan şey nitelikli insan kaynağıdır. Bu düşünceyle, bölgemizin vizyonunu geleceğe taşıyacak bir eğitim yatırımı olarak hayata geçirdiğimiz okulumuzda bulunuyoruz. KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu, sanayi ile üniversitenin tam anlamıyla buluştuğu, örnek bir iş birliğinin meyvesidir. Okulumuzda, 12 sınıf, 6 laboratuvar ve 204 öğrencimiz ile önemli bir adım attık. Bu öğrencilerimiz, bölgemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda; dökümden kaynak teknolojilerine, CNC operatörlüğünden elektrik-elektroniğe kadar donanımlı bir eğitim almaktadır. Bu okulun ilk mezunları olan 45 öğrencimizi uğurlamanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz" dedi. Okuldaki öğrencilere ve mezunlara da seslenen Büyükeğen, okuldaki her yatırımın gençlerin geleceğine yapıldığını ifade ederek, şunları söyledi: "Sizler sadece birer mezun değil, aynı zamanda bu okulun öncüleri, temsilcileri ve elçilerisiniz. Burada kazandığınız bilgi ve becerilerle, ülkemizin üretim gücüne değer katacağınıza inancımız tamdır. Konya Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan her fabrika, sizin için bir fırsattır; yeter ki azminizden, öğrenme heyecanınızdan ve çalışkanlığınızdan vazgeçmeyin." CNC operatörlüğünü açan ilk üniversite oldu, sırada hidrolik bölümü var Daha sonra konuşan Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da, yüksekokul bünyesinde bulunan CNC operatörlüğü bölümünün Türkiye’de ilk kez açıldığını söyledi. Okulda yine Türkiye’de ilk olacak olan hidrolik bölümünü açmak için girişimlerde bulunduklarını dile getiren Rektör Zorlu, "Bizden sonra birçok üniversite CNC operatörlüğü bölümü açtı. Konya’da hidrolik sektörümüzden de bu alanda bölüm açılması için yoğun bir istek var. CNC bölümünde olduğu gibi, hidrolik bölümünü de okulumuzda açmak için uğraşacağım ve bu alandaki ilk üniversite olacağız. Biz burada öğrencilerimizi yetiştirdik, fabrikada aranan eleman haline geldiler. Öğrencilerimizin bundan sonra işsizlik sorunu yok. Bu memlekete yapılan en büyük hizmetlerden birisi KOS Teknik Meslek Yüksekokulu açmaktı. Gençlerden tek beklentimiz, işinizin aşığı olun. İşinizi iyi yaparsanız, başarı da beraberinde gelecektir. İçinizden şirket sahibi, holding sahibi gençler çıkacaktır" şeklinde konuştu. Konya sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağı yetişiyor Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ise, okulun üniversite-sanayi iş birliğinin en güzel örneklerinden biri olduğunu kaydetti. Okulda, Konya sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikte bölümler açıldığını aktaran Kütükcü, "Organize sanayi bölgemiz, okulu yaptı, üniversitemize teslim etti. Üniversitemiz burada OSB’miz ile birlikte oluşturduğu yürütme kurulumuzla ortak akıl geliştirerek, işletmelerimizin ihtiyaçlarını, sektörün ihtiyaçlarını belirleyerek bölümler açıp, burada o bölümlerde yetkin, nitelikli kardeşlerimizi iş hayatına kazandıracak" ifadelerini kullandı. Konya sanayisinde makine sektörünün büyük bir sektör olduğunu aktaran Kütükcü, okulda hidrolik ve pnömatik bölümlerinin açılmasının da önemli olduğunu vurgulayarak, bu bölümden mezun olacak gençlerin de Konya sanayisinde çok kritik öneme haiz olacaklarını sözlerine ekledi. Daha sonra konuşan Hidrolik, Pnömatik Kongresi Yürütme Kurulu Başkanı Şemsettin Işıl da, okulda hidrolik sektörüne yönelik bir bölümünün açılması girişiminde bulunulmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hidrolik ve pnömatik sektörünün sanayi kuruluşlarının hemen hepsinde karşılaşılacak bir alan olduğunu aktaran Işıl, "Burada güzel bir sanayi üniversite iş birliğini gördüm. Gerçekten büyük onur duydum. Temsilcisi olan tüm sanayicilerimizi, hocalarımızı tebrik ediyorum. Sektörümüzün beklediği bölümün açılması için mücadele verdiğinizi duydum çok mutlu oldum. Akışkan Gücü Derneği olarak, bu bölüme başlangıç için eğitim ve laboratuvar desteği vermeye hazırız" diye konuştu. Son olarak konuşan KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ercan Candan ise, okulun açılmasında Konya OSB yönetiminin büyük emekleri olduğunu, Türkiye’de ilk defa böyle bir okul açıldığını aktardı. Mezun olan gençlere de seslenen Candan, gençlere milli kültüre, milli birliğe sahip çıkmaları tavsiyesinde bulundu. Konuşmaların ardından bölüm birincilerine protokol üyeleri tarafından başarı beratları verildi ve mezun olan öğrencilere diplomaları takdim edildi. Mezuniyet törenine; Konya Sanayi Odası ve Konya OSB Başkanı Mustafa Büyükeğen, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Hidrolik, Pnömatik Kongresi Yürütme Kurulu Başkanı Şemsettin Işıl, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
Selçuk Üniversitesinde Tarım Teknolojileri Festivali başladı
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 16:00 Selçuk Üniversitesinde Tarım Teknolojileri Festivali başladı Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen Selçuk Tarımtech’25-Tarım Teknolojileri Festivali başladı. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın da katıldığı etkinlik, tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren kamu ve özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve öğrencileri bir araya getirdi. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından Tarımda Dijital Teknolojiler alanında Uzmanlaşan Üniversite olarak seçilen Selçuk Üniversitesinde, iki gün sürecek TarımTech’25 Tarım Teknolojileri Festivali başladı. Kamu kuruluşları ile özel firmaların stant açtığı festivalde tarım sektörüne yön veren yeni dijital gelişmeler ve araçlar tanıtılıyor. Ziraat Fakültesi önünde düzenlenen festivale katılan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversite olarak gerek akademik bilginin üretilmesi gerekse öğrencilerin donanımlı yetişmesi adına dijitalleşmeye büyük önem verdiklerini söyledi. Yılmaz, festivalin tarımda dijitalleşme konusunda önemli bir buluşma olduğuna dikkat çekti. Festivalin açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu da yapay zeka destekli üretim modelleri, sensör tabanlı sistemler, nesnelerin interneti ve robotik teknolojilerin tarım süreçlerine entegrasyonuyla çok boyutlu bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Bayramoğlu, "Yerli tohum ıslahı, hibrit çeşitler ve stratejik ürünlerdeki araştırmalarımız ve tarım teknolojileri alanındaki öncü projelerimizle hem çiftçimize hem sanayicimize hem de bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu çabalarımızın sonucu olarak üniversitemiz, Yükseköğretim Kurulu tarafından ‘Tarımda Dijital Teknolojiler’ alanında Uzmanlaşan Üniversite olarak seçilmiştir. Tarım Teknolojileri Festivali-2025 de tüm bu çabalarımızın görünürlük kazandığı kıymetli bir platformdur" şeklinde konuştu. Açılışın ardından Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, Konya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Esat Altuntaş, protokol üyeleri, sektör temsilcileri, akademisyen ve öğrenciler stantları gezerek tarımda kullanılan dijital sistem ve araçlarla ilgili yetkililerden bilgi aldı. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesinde eğitim gören öğrencilerle tanışmak için festivalde stant açtıklarını dile getiren Bayer İç Anadolu Bölge Müdürü Murat Buğday, firma olarak teknolojiye ve yapay zekaya önemli derecede yatırım yaptıklarını kaydetti. Safa Tarım İç Anadolu Bölgesi Teknik Müdürü Fatih Bayrak, kurumsal bilgi ve tecrübelerini öğrencilerle paylaşmayı amaçladıklarını vurguladı. Shark Havacılık Üretim Planlama Sorumlusu Serhat Karkuş da "Gençlerin teknolojiye olan ilgisi, teknoloji alanında daha da ilerlememizde motivasyon kaynağı oluyor. Firma olarak insansız hava araçlarının geliştirilmesi konusunda büyük yol kat ettik. Öğrencilere, akıllı tarım uygulamalarına yönelmelerini tavsiye ederiz" dedi. Kamu kuruluşları ile özel işletmelerin stant açtığı Selçuk Tarımtech’25 - Tarım Teknolojileri Festivali, 22 Mayıs’ta sona erecek.
Konya’da narkotik operasyonu: 63 tutuklama
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:45 Konya’da narkotik operasyonu: 63 tutuklama Konya’da polis ekipleri tarafından son 2 haftada yapılan 80 operasyonda çeşitli türlerden uyuşturucu madde, ruhsatsız tüfek, tabanca ve suçtan elde edilen binlerce lira ele geçirildi. Konuyla ilgili 63 kişi yakalanarak çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Edinilen bilgiye göre, Konya İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri zehir tacirlerine göz açtırmıyor. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 5 Mayıs - 20 Mayıs tarihleri arasında yürüttükleri çalışmalarda kapsamlı operasyonlar düzenlendi. Ekiplerin gerçekleştirdiği 80 ayrı operasyonda 48 bin 868 adet sentetik ecza hap, 3 kilo 865,05 gram sentetik kannabinoid (bonzai), bin 203 adet extacy, 587,3 gram metamfetamin, 322 adet captagon, 60 adet peçeteye emdirilmiş sentetik kannabinoid, 12,26 gram esrar, 10,8 gram bonzai ham maddesi, 6 kök Hint keneviri, 0,9 gram afyon sakızı, 0,4 gram eroin, 4 adet hassas terazi, 2 adet ruhsatsız tüfek, 4 adet ruhsatsız tabanca, 70 adet fişek ile 158 bin 90 TL ve 4 bin 941 dolar suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi. Operasyonlarda 135 şüpheli gözaltına alınarak haklarında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 46’sı tutuklanarak cezaevine gönderildi, 3 şüphelinin işlemleri devam ediyor. Ayrıca, uyuşturucu madde suçlarından aranan 27 kişi yakalandı. Bu kişilerden 17’si tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Yürütülen operasyonlar dahilinde toplam 63 kişi tutuklandı. Konya Emniyet Müdürlüğü yetkilileri uyuşturucu ile mücadelenin aralıksız sürdüğünü belirterek, vatandaşların şüpheli durumları 112 Acil Çağrı Merkezi veya UYUMA uygulaması üzerinden bildirmeleri çağrısında bulundu.
Başkan Altay: "Beyşehir Yaka Manastır’daki çalışmalarımızla bölgeyi turizme kazandıracağız"
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:18 Başkan Altay: "Beyşehir Yaka Manastır’daki çalışmalarımızla bölgeyi turizme kazandıracağız" Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Beyşehir Yaka Manastır Tabiat Parkı’na kazandırılacak çevre düzenleme çalışması bölgenin turizm potansiyeline katkı sağlayacak. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın tarihi, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleriyle Türkiye’nin en büyük turizm potansiyeline sahip şehirlerinden biri olduğunu belirterek, 31 ilçenin her birinde var olan eşsiz turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmak adına gece gündüz çalıştıklarını vurguladı. Beyşehir Yaka Manastır Tabiat Parkı’nda çevre düzenleme çalışmasını hayata geçirdiklerini ve projenin hızla ilerlediğini ifade eden Başkan Altay, "Proje çerçevesinde göl manzaralı bir restoran ve doğayla iç içe konumlanacak 9 bungalov evin yapımında sona yaklaştık. Ziyaretçilerine doğa ile baş başa kalma fırsatı sunacak proje, hem yerli hem de yabancı misafirlerin ilgisini çekecek. Yaka Manastır Tabiat Parkı’nda gerçekleştirdiğimiz çevre düzenleme çalışmasıyla hedefimiz bölgeyi turizme kazandırmak. Projeyi inşallah bu yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz. Konya’mızın kültürel zenginliğiyle, doğal güzellikleriyle ve tarihi mirasıyla yıldızını parlatmaya devam edeceğiz. Yaka Manastır’a kazandıracağımız çevre düzenleme çalışması Beyşehir’imize ve Konya’mıza hayırlı olsun" dedi.
KOSAM’dan Türkiye’nin lojistik konumuna stratejik vizyon: "Lojistik koridorlarda küresel gücün yeni adresi Türkiye"
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:13 KOSAM’dan Türkiye’nin lojistik konumuna stratejik vizyon: "Lojistik koridorlarda küresel gücün yeni adresi Türkiye" Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM) "Lojistik Koridorların Kalbinde Türkiye: Jeopolitik Stratejiler ve Küresel Dönüşüm" raporunu kamuoyu ile paylaştı. Raporu değerlendiren KTO Başkanı Selçuk Öztürk, "Ülkemizin jeopolitik avantajı artık sadece bir kavram değil, stratejik bir vizyona dönüşmek zorundadır" dedi. Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Türkiye’nin lojistik koridorlardaki stratejik konumunu analiz eden kapsamlı bir rapor yayımladı. "Lojistik Koridorların Kalbinde Türkiye: Jeopolitik Stratejiler ve Küresel Dönüşüm" başlıklı çalışma, Türkiye’nin küresel ticaret ağlarındaki kritik rolünü ortaya koyuyor. "Jeopolitik pozisyondan stratejik liderliğe dönüşüm" Raporla ilgili değerlendirmede bulunan Konya Ticaret Odası Başkanı (KTO) Selçuk Öztürk, son yıllarda yürütülen yapısal reformların, uluslararası taşımacılık hatlarında elde edilen pozisyonların ve altyapı yatırımlarının Türkiye’yi lojistik koridorlarda küresel gücün yeni adresi olarak konumladığını belirtti. Başkan Öztürk açıklamasında şunları ifade etti: "Dünyanın üretim ve tüketim merkezleri arasında yeni dengeler kurulurken, Türkiye bu dengelerin tam ortasında yer almaktadır. Uzun yıllardır söylenen o meşhur ‘jeopolitik avantaj’ ifadesini artık yalnızca harita üzerinden değil, sahada, ağlarda ve politikada karşılığı olan bir gerçeklik olarak ele almalıyız. Bugün Türkiye sadece bir geçiş ülkesi değil; lojistik kararların verildiği, yeni hatların kurgulandığı, güzergahların yönlendirildiği bir stratejik aktör konumundadır. Bu çerçevede KOSAM tarafından hazırlanan raporumuz yalnızca bir durum tespiti değil, aynı zamanda bir strateji belgesi özelliği taşımaktadır. Bu çalışma, karar vericiler için bir pusula, yatırımcılar için bir rehber, kamu ve özel sektör için ortak bir yol haritasıdır. Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını ekonomik kalkınmaya, lojistik derinliğe ve uluslararası güvene dönüştürmenin zamanı gelmiştir." "Türkiye artık yalnızca bir geçiş ülkesi değil, lojistikte küresel bir merkezdir" Türkiye’nin; Asya, Avrupa ve Afrika üçgeninde üstlendiği yeni işlevin salt coğrafi olmadığını belirten Öztürk, taşımacılıkta sadece fiziksel altyapının değil, dijitalleşmenin, veriye dayalı yönetimin ve uluslararası normlarla entegrasyonun da belirleyici olduğuna dikkat çekerek "Bakü-Tiflis-Kars’tan Marmaray’a, Kalkınma Yolu’ndan Trans-Hazar Koridoru’na kadar tüm bu ağlar artık bize sorumluluk da yüklüyor. Türkiye artık koridorların içinden geçen değil, koridorların yönünü belirleyen ülke olmak zorundadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin TEN-T ağına entegrasyonu, TRACECA ve INSTC gibi çok taraflı girişimlerde aktif pozisyon alması, Trans-Asya Demiryolu gibi projelerdeki rolü, Türkiye’yi sadece doğuyla batıyı birleştiren bir köprü değil, o köprünün tasarımcısı haline getirmiştir" dedi. Son dönemde görülen jepolitik risklerin Türkiye’nin yeni lojistik merkez olma vizyonunu güçlendirdiğini ifade eden Öztürk, "Türkiye, Orta Koridor gibi alternatif güzergahlar üzerinden transit ticaret kapasitesini artırmayı hedefleyerek, bölgesel ticaret gücünü pekiştirmektedir. Orta Koridor’un geliştirilmesi, Türkiye’nin küresel ticaretteki stratejik rolünü güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelere dahil edilmesi, bölgesel ticareti ve enerji güvenliğini artırarak, küresel ticaretin şekillenmesinde önemli bir rol oynamasına katkı sağlayacaktır. Türkiye, lojistik altyapısını modernize ederek ve dijital çözümlerle küresel ticaretin merkezi olma yolunda ilerlemektedir. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projeler, Türkiye’yi hem lojistik hem de ekonomik olarak güçlendirerek, Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki stratejik geçiş noktası olarak önemini artıracaktır. Bu projeler, Türkiye’nin ekonomik büyümesine, bölgesel entegrasyonu teşvik etmesine ve küresel ticaretteki rolünü güçlendirmesine imkan tanıyacaktır" şeklinde konuştu.