Yerel Haberler
Konya
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:06 Karatay Belediyesi’nden Kurban Bayram öncesi ilaçlama mesaisi Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların bayram sürecini daha sağlıklı, huzurlu ve konforlu bir ortamda geçirebilmeleri amacıyla ilçe genelindeki ilaçlama çalışmalarını yoğunlaştırdı. Özellikle yaz aylarında artış gösteren sivrisinek ve diğer haşere türlerine karşı ekipler sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Karatay Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ilçenin tüm mahallelerinde düzenli ilaçlama faaliyetleri gerçekleştiriliyor. ULV cihazlı araçlarla yapılan uygulamalarda, vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkilememek adına çalışmalar sabah erken saatlerde ve gece geç saatlerde yapılıyor. Bayram öncesinde kurban satış ve kesim alanları başta olmak üzere çöp konteynerleri, parklar, yeşil alanlar ve haşere oluşumuna neden olabilecek noktalar titizlikle ilaçlanıyor. Çalışmalarda Sağlık Bakanlığı onaylı, çevre dostu ve insan sağlığına zarar vermeyen ilaçlar kullanılıyor. İlçe genelinde özenle gerçekleştirilen çalışmalarla vatandaşların yaz aylarını daha sağlıklı, güvenli ve hijyenik bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Parklar ve yeşil alanlarda da çalışmalar sürdürülüyor Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri de ilçe genelindeki parklar, çocuk oyun alanları ve yeşil alanlarda zararlı haşerelere karşı ilaçlama faaliyetlerine devam ediyor. Ağaçlarda oluşabilecek yaprak biti, mantar ve çeşitli zararlılara yönelik uygulamalarla hem çevre sağlığı korunuyor hem de vatandaşların yaz aylarında ortak kullanım alanlarından daha rahat faydalanmaları hedefleniyor. Doğanın dengesini koruyan ve insan sağlığına zararsız kimyasalların kullanıldığı çalışmalar kapsamında; karasinek, sivrisinek ve diğer haşere türlerine karşı hava şartlarına bağlı olarak ilaçlama çalışmaları devam edecek. Vatandaşların talepleri hızlı bir şekilde değerlendiriliyor Karatay Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülen uçkunla mücadele çalışmaları, ilçe genelinde 24 saat esasına dayalı kesintisiz hizmet anlayışıyla sürdürülüyor. Vatandaşların daha sağlıklı ve konforlu bir çevrede yaşamlarını sürdürebilmeleri amacıyla gerçekleştirilen düzenli ilaçlama faaliyetleri, sahada etkin şekilde devam ediyor. Belediye ekipleri, günün her saatinde sahada aktif görev alarak gelen taleplere hızlı şekilde müdahale ediyor. Özveriyle sürdürülen çalışmalar kapsamında, ilçe genelinde uçkun kaynaklı vatandaş taleplerinde gözle görülür bir azalma yaşandığı belirtildi. Yetkililer, Kurban Bayramı süresince de ekiplerin sahada aktif olarak görev yapacağını vurguladı.
MEVKA’dan Konya’nın sosyal projelerine 10 milyon TL destek
13 Mart 2025 Perşembe - 14:18 MEVKA’dan Konya’nın sosyal projelerine 10 milyon TL destek Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) tarafından yürütülen 2024 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı kapsamında Konya’da destek almaya hak kazanan projelere yönelik olarak sözleşme imza töreni düzenlendi. Program kapsamında destek almaya hak kazanan ve 10 milyon TL kaynak ayrılan 5 projenin sözleşmeleri, Konya Valisi ve Mevlana Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akın nezaretinde Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı ve proje sahibi kurum ve kuruluş temsilcileri tarafından imzalandı. Gerçekleştirilen imza töreni ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. İhsan Bostancı, "Mevlana Kalkınma Ajansı olarak bizler, bir yandan uyguladığımız çeşitli destek mekanizmaları ile bölgemizin her açıdan gelişimini hedeflerken, diğer yandan da ulusal ve uluslararası fon kaynaklarının bölgemize çekilerek bölge insanımızın ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması için çalışmalarımızı paydaşlarımızla birlikte sürdürüyoruz. Ajans olarak bu doğrultuda, 2018 yılından bu yana Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından koordine edilen, yerelde ise Kalkına Ajansları tarafından uygulanan Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) programı kapsamında istihdam edilebilirliğin artırılması, sosyal girişimciliğin desteklenmesi, sosyal içerme ve kurumsal sosyal sorumluluğun geliştirilmesi öncelikleri ve dengeli kalkınma perspektifiyle 13 projeye 90 milyon TL kaynak aktarmış durumdayız. 2024 yılında ilan ettiğimiz ve bugün sözleşmelerini imzaladığımız program kapsamında da Konya’dan 5 ve Karaman’dan 1 olmak üzere toplam 6 proje daha destek almaya hak kazanmış oldu. Son ilan ettiğimiz program kapsamında başarılı bulunan projelere ajansımız tarafından ayrılan kaynak ise 13 milyon TL’dir. Bu sonuçla bu program kapsamında toplam desteğimiz 100 milyon TL’yi aşmış durumda. Bugün düzenlediğimiz törende ise; Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen ‘SOGEP İle Coğrafi İşaretli Lezzetler Rotası’, Kadınhanı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘SOGEP İle Sanal Gerçeklikten İstihdama Açılan Kapı’, Konya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından yürütülen ‘Kadın Muhasebeciler SOGEP İle İşgücüne Katılıyor’, Muradın Olsun Sosyal Sanat Kültür ve Eğitim Dayanışma Derneği tarafından yürütülen ‘İlmek İlmek Anadoludakiler İle Kenevirden Hadim Bezine’, Konya Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından yürütülen ‘Selçuklu Ahşap Oyuncakları ve Kündekari Ürünlerinin Canlandırılması’ projelerinin sözleşmelerini valimizin nezaretinde imzalamış olduk. Sözleşmelerin imzalanmasının ardından uygulama aşamasına geçilecek olan ve ajans olarak destek vermekten büyük mutluluk duyduğumuz bu projelerin, şehrimizin ve bölgemizin üretimine, istihdamına, ihracatına, gastronomisine, tarihi ve kültürel mirasına büyük katkılar sağlayacağına olan inancımız tamdır. Ajans olarak, bölgemizin gelişimine katkı sunacak, sorunlarına çözüm üretecek projelere kurum olarak desteğimizin süreceğini bu vesile ile bir kez daha ifade ederek, projenin hayata geçirilmesinde büyük emek harcayan proje sahibi ve proje ortağı tüm kurum ve kuruluşlara ve bu projelere hamilik eden valimize şükranlarımı sunuyor, projelerin şehrimiz, bölgemiz ve ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Sözleşmeleri imzalanan projelerle ilgili konuşan Konya Valisi İbrahim Akın da, "Bir projeden yararlanabilmek için öncelikle kabul edilebilir bir proje hazırlamak, başvuruda bulunmak ve yapılan değerlendirme sonucunda desteklenmeye değer görülmek gerekmektedir. Görüyoruz ki bu projeler büyük bir emekle hazırlanmış, başvuruları yapılmış ve değerlendirme sürecinde desteklenmeye layık bulunmuştur. Bu aşamaya gelinmesinde emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Projelerimizin başvuru sahipleri için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Şehrimizin istihdamına, sosyal gelişimine ve büyümesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Bundan sonraki süreçte de projelerimizi en kısa sürede hayata geçirerek hedeflerimize ulaşma yolunda ilerlemeye devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından Vali İbrahim Akın nezaretinde gerçekleştirilen törende; Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen SOGEP İle Coğrafi İşaretli Lezzetler Rotası Projesi’nin sözleşmesi Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ercan Uslu, Muradın Olsun Sosyal Sanat Kültür ve Eğitim Dayanışma Derneği tarafından yürütülen İlmek İlmek Anadoludakiler İle Kenevirden Hadim Bezine Projesi’nin sözleşmesi Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Hadim Belediye Başkanı Mehmet Çetiner ve Muradın Olsun Sosyal Sanat Kültür ve Eğitim Dayanışma Derneği Başkanı Fatma Çakmak, Kadınhanı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen SOGEP İle Sanal Gerçeklikten İstihdama Açılan Kapı Projesi’nin sözleşmesi Kadınhanı Kaymakamı Muhammed Sait Baytok ve Kadınhanı İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yavuz, Konya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası tarafından yürütülen Kadın Muhasebeciler SOGEP İle İşgücüne Katılıyor Projesi’nin sözleşmesi Konya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Abdil Erdal, Konya Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından yürütülen Selçuklu Ahşap Oyuncakları ve Kündekari Ürünlerinin Canlandırılması Projesi’nin sözleşmesi Konya Mobilyacılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Günbaş tarafından imzalandı.
Ramazan ayında 450 derece önünde vazgeçilmez lezzet mesaisi
13 Mart 2025 Perşembe - 12:19 Ramazan ayında 450 derece önünde vazgeçilmez lezzet mesaisi Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetlerinin başında olan ramazan pidesini pişirmek için 450 derecelik fırın başına geçen ustalar, günlük 7 saate kadar alın teri döküyor. Fırına gelen ve sıcaklık derecesini duyan müşteriler şaşırıyor. Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan ramazan pidesini pişirmek için ustalar 450 derecelik fırın önünde iftara kadar mesai yapıyor. Ramazan ayında oruçlu olarak günün 7 saatini yüksek sıcaklıkta geçiren pide ustaları ise bu duruma alıştıklarını belirtiyor. "Günümüzün 6-7 saatlik bölümünü ateş önünde" Yüksek dereceli sıcaklık önünde çalışmanın kendisini zorlamadığını anlatan pide ustası Ferat Karataş, "Biz günlük aşağı yukarı 7 saat 450 derecelik fırın ateşi önündeyiz. Tahinli pide, yumurtalı susamlı pideye başlıyoruz ve zamanımız da kalmıyor, daha sonra ise iftar için etliekmek işi başlıyor. Günümüzün 6-7 saatlik bölümünü ateş önünde bu şekilde devam ediyoruz. Kolay desek yalan olur ama biz gerçekten alıştık. Gerçekten bu mübarek ayda Allah sabrını veriyor. Herkes bu mübarek ayda özellikle serine kaçarken biz tam tersi sıcağa kaçıyoruz. Vücut alıştı. Zor oluyor gerçekten bakıldığı zaman ama bizim için artık kolay oluyor. Herkes ‘Nasıl dayanıyorsun’ diyor ama bizim için de alışık durum olunca böyle oluyor" dedi. "Çırak da gelmiyor" Fırın önüne gelecek nesillerin gelmediğini söyleyen usta Karataş, "Bizim sorunumuz çırak da gelmiyor. Yetişen ustalarımız olmuyor gerçekten alttan usta gelmiyor diyebiliriz. Eskiden geliyorlardı okul bittikten sonra ‘çocuğumuzu al yetiştir’ diyorlardı. Şimdi ise bu durum yok artık. Biz kendi elimizden geldikçe kendi elimizdeki gençlerimizi tutmaya çalışıyoruz, onları yetiştiriyoruz. Zaman zaman karşımıza alıp bu işi en güzel şekilde göstermeye çalışıyoruz. Bunları yapmasak gerçekten sanatımız bitecek" ifadelerini kullandı. "Ustamız oruç tutuyor mu’ diyenler oluyor" Fırın ustasına hamur açan Nadir Ortaabacı da, "450 derecelik fırınımızın önünde ustamızla beraber çalışıyoruz. İlla ki zor oluyor, tabii oruç tutuyoruz. Ekmek paramız bizim de bu. Müşterilerimizi memnun etmeye çalışıyoruz. 11 ayın sultanı Ramazan senede 1 ay geliyor, başka da olmuyor. O yüzden sıcak sıcak pidelerimizi yapmaya çalışıyoruz. Gelen müşterilerimiz ‘ustamız oruç tutuyor mu’ diyenler oluyor bana. Ben de ‘tabii tutuyor’ dediğim zaman gerçekten şaşıranlar oluyor" şeklinde konuştu. "450 derece önüne geçen bilir" Fırına pide almaya gelen Selman Parlak, "450 derece önüne geçen bilir. Gerçekten zorluğu bu olsa gerek. Oraya geçmeden belli olmaz. Kolay gibi görünebilir ama yazı, sıcağı ve özellikle Ramazan ayı var. Emeği ve alnının teriyle bu işi yapan insanlar, kendilerine teşekkür ediyorum" şeklinde anlattı. "İnanmıyordum ama bizzat görünce inandım" Fırına gelen Fuat Şen ise "Fırıncı arkadaş benim bacanağım oluyor. İlk tanıştığımızda da fırın önünde 450 derecede çalıştığını söylerdi. Gerçeğe bakarsanız inanmıyordum ama bizzat görünce inandım ve şaşırdım. Ramazan ayında bu sıcaklıkta bu derece önünde olması gerçekten çok zor. Allah kolaylık versin" diye konuştu.
Doç. Dr. Kılıç: "Aşı reddi toplum sağlığı için risk oluşturuyor"
13 Mart 2025 Perşembe - 11:23 Doç. Dr. Kılıç: "Aşı reddi toplum sağlığı için risk oluşturuyor" Aşı reddi ve kararsızlığının toplum sağlığı için ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Aşı reddi sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdittir" dedi. Dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarının önlenmesinde en etkili yöntem olarak kabul edilen aşılar, sadece bireyleri değil, toplumu da koruyan önemli bir sağlık aracı olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, aşılamanın, salgın hastalıkların yayılmasını engellemeye ve ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmeye yardımcı olduğunu vurgularken, halk sağlığının korunması için yeni doğan döneminden itibaren aşıların ihmal edilmemesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Aşıların insan ve toplum sağlığı için öneminden bahseden Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Aşılar, çocukluk çağında yapıldığında çocukların bağışıklık sistemi daha henüz tam gelişmeden, bulaşıcı hastalıklara karşı koruyan bir kalkan vazifesi görüyor. Aşılama, tıpkı bir ordunun sürekli tatbikatlar yaparak harbe hazır olması gibi bağışıklık sisteminin tatbikatlarla mikroorganizmalara mücadele etme pratiğini geliştirmektedir. Doğum anında ve doğumdan sonraki süreçte bebeğin doğru şekilde büyüdüğünü ve geliştiğini takip ederken eş zamanlı olarak bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve bulaşıcı hastalıklara karşı korumak amacıyla aşılamalar yapılmaktadır. Bu sayede de enfeksiyon hastalıkları kaynaklı sakat kalma ve can kaybı ihtimali çok düşüyor" dedi. "Türkiye’de 13 hastalığa karşı bağışıklama aşılamaları gerçekleştiriliyor" Türkiye’de doğan her bebeğin Türk vatandaşı olup olmadığına bakılmaksızın Sağlık Bakanlığı’nın Çocukluk Çağı Aşılama Programı’na dahil edildiğini ve aşıların ücretsiz şekilde yapıldığını söyleyen Doç. Dr. Kılıç, "Sağlık Bakanlığı’nın Genişletilmiş Bağışıklama Programı çerçevesinde bebeklere doğar doğmaz Hepatit B, 2 aylık olduğunda tüberküloz ve karma aşılar, 4’üncü ve 6’ncı aylarda bu aşılamaların devamı, 12,18, 24 ve 48. aylarda da farklı türden aşılar çocuklara yapılıyor. Türkiye’de 13 hastalığa karşı bağışıklama aşılamaları gerçekleştiriyoruz. Aşılama programı devletimiz için ciddi bir mali yük gibi görünebilir. Ancak bu aşılamalar gerçekleştirilmezse yaşayacağımız maddi ve manevi yük bunun kat kat üstünde olacaktır. Her geçen yıl kapsamlı, geniş ölçekli aşılama programları uygulamak için Sağlık Bakanlığımız ve üniversitelerimiz bilim kurulları ile bilimsel gerçeklikler doğrultusunda aşı programında güncellemeler yapmakta ve yenilikler ortaya koymaktadır. Mikroorganizmalarda yaşanan değişiklikleri ve memleketimizde görünen enfeksiyon hastalıklarını yakından takip ederek aşılama programımızı güncelliyoruz" ifadelerini kullandı. "Bebeklerde K vitamini ihmal edilmemeli" Son dönemlerde K vitamini enjeksiyonu da dahil olmak üzere doğumdan sonra çocukların tıbbi bir müdahale görmesini istemeyen ailelerin sayısının giderek arttığını ifade eden Doç. Dr. Kılıç, "Türkiye’de doğan her bebeğe henüz hastaneden ayrılmadan K vitamini enjeksiyonu uygulanmaktadır. K vitamini yapılan çocukların kanama ile ilgili hastalık geçirme ihtimalleri oldukça düşük seviyededir. Aşılar gibi K vitamini enjeksiyonunun reddi de çocuklarımızın sağlıklarını riske sokan, hatta hayati risk oluşturan bir durumdur. Yakın zamanda hastanemize doğumdan sonra herhangi sağlıkla ilgili müdahale yapılmasını istemeyen bir ailenin bebeği getirildi. Hastamızın doğumu evde gerçekleşmiş. K vitamini ve doğum sonrası yapılması gereken aşılar bebeğe ailenin kararı ile yapılmamış. Çocuk hastanemize getirildiğinde aşırı kusma şikayeti ve genel durumunda bozukluk vardı. Hikayesinde evde doğduğunu ve K vitamini almadığını öğrendiğimizde bebekte beyin kanaması olabileceğinden kuvvetle şüphelendik. Yapılan tetkiklerle ne yazık ki hastamızda beyin kanaması tespit edildi. Beyin kanaması tespit edildiği için hastamız yoğun bakıma alındı ve takibi gerçekleştirildi. Yaşanan bu problemlerin sebebinin K vitamini enjeksiyonu yapılmaması olduğunu aileye ifade etmemize rağmen bir direnç ile karşılaştık. Uzun uğraşlar sonucunda aile tedaviye ikna oldu ve bebeğin kanaması durdu. Genel hali düzeldi. Hayati bulguları istediğimiz seviyeye geldi ve taburcu oldu. Toplumumuzda bu hususlarla ilgili bir kaygı ve tedirginlik olduğunda sağlık profesyonellerinden her daim bilgi alma imkanı mevcuttur. Sağlık Bakanlığı’nın aşılarla ilgili tereddütlerin tamamını giderecek doygun içerikli web sitesi vardır. Tüm anne babaların bu internet sitesini incelemesini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. "Aşı reddi sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdit" Aşı reddinin sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Kılıç şöyle devam etti: "Bütün olumsuz haberlere, aşı reddi ve kararsızlıklarına rağmen ülkemizde aşılama oranları halen yüksek. Bu bizi mutlu ediyor. Ancak aşı reddi ve kararsızlığı bu hızıyla memleketimizde devam edecek olursa aşısız çocuklar toplumumuzun tamamı için çok ciddi risk oluşturma potansiyeline sahip. Aşı reddi sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdittir. Dünyaya gözlerini yeni açmış savunmasız çocuklarımızın ebeveyn olarak bizlerin sorumluluğunda olduğu hiçbir zaman unutulmamalı. Her çocuğun aşılama kampanyaları ve Genişletilmiş Aşılama Programı ile korunmasının temel bir hakkı olduğuna inanıyorum."
Glokom tedavisi var olan görmeyi koruyor, kaybedileni geri getirmiyor
12 Mart 2025 Çarşamba - 15:28 Glokom tedavisi var olan görmeyi koruyor, kaybedileni geri getirmiyor Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka, elden giden görmeyi geri getiremediklerini belirterek, "Glokom tedavisi tamamen var olan, elimizde kalan görmeyi korumaya yönelik. O yüzden ne kadar erken teşhis edebilirsek hasta açısından o kadar iyi" dedi. 10-16 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde vatandaşlara yönelik glokom taraması etkinliği düzenlendi. Glokom hastalığı hakkında bilgi veren Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka, "Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, ilerleyici optik sinire hasarın sonucu körlüğe yol açabilen bir hastalık. Bunun tabii tam nedeni bilinmemekle beraber önemli etkilerden bir tanesi göz içi basıncının yükselmesi. Göz içi basıncının yükselmesine bağlı olarak görme siniri harap oluyor. Neticede körlüğe kadar giden bir dizi reaksiyon ortaya çıkıyor. Çok net elimizde belirtileri yok ama bunun en önemli sebeplerinden birisi göz içi basınsının yükselmesi. Bunun üzerine 40 yaşından yüksek olması, migren, ailede glokom olması, miyopinin yüksekliği, uzun süreli kortikosteroid kullanımı gibi pek çok risk nedenleri bulunmakta. Fakat en kötü tarafı sinsi bir hastalık. Gizli ilerleyen bir hastalık. Hastaların çoğu 40 yaş üzerinde, bu hastaların bize gelen basit göz muayenesinde tespit ediyoruz. Hiçbir belirti vermiyor. Öyle ki biz de zaten elimizdeki cihazlardaki ölçümlerimizde görme sinirinin yüzde 50’sinden fazlası harap olduktan sonra belirti ortaya çıkmaya başlıyor. O nedenle ilerleyen dönemde hastalar bize yan tarafımdan gelenleri göremiyorum, basit bir göz alerjisinde ortaya çıkan sıkıntılarda gelip bizim ölçümlerimiz neticesinde biz hastada glokom olduğunu görebiliyoruz" şeklinde konuştu. "Bu hastalık ömür boyu devam ediyor" Glokomun tedavi edilmesi körlüğe kadar gidebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Okka, "Glokom tedavi edilmese körlüğe kadar gidebiliyor. Dolasıyla biz elden giden görmeyi geri getiremiyoruz. Glokom tedavi tamamen ve tamamen var olan, elimizde kalan görmeyi korumaya yönelik. O yüzden ne kadar erken teşhis edebilirsek o kadar hasta açısından iyi. Bu hastalık ömür boyu da devam ediyor. Yani biz hastaya ilaç tedavileri gerekirse lazer tedavileri gerekirse cerrahi müdahaleler yaparak hastalığı bir yerde durdurup özellikle optik sinirin harap olan kısmı haricindeki kalan kısmını korumaya yönelik tedaviler planlamak zorundayız" diye konuştu.
Selçuk Üniversitesinde "Sıfır Atık" sergisi açıldı
12 Mart 2025 Çarşamba - 14:41 Selçuk Üniversitesinde "Sıfır Atık" sergisi açıldı Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, çevre temizliği, doğanın korunması ve geri dönüşüme dikkat çekmek amacıyla "Sıfır Atık" adlı sergi ve atölye çalışması düzenlendi. Sergide akademisyen ve öğrencilerin el emeği, göz nuru ile hazırladığı eserler görücüye çıkarıldı. Selçuk Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi akademisyen ve öğrencileri, "Sıfır Atık" adlı sergiye imza attı. Sergi ile gelecek nesillere temiz, yaşanılabilir bir dünya bırakmak, evsel ve endüstriyel atıkların geri dönüşümü gibi konulara dikkat çekmek amaçlandı. İç Mimarlık, Moda Tasarımı ve El Sanatları bölümlerindeki öğretim elemanları tarafından plastik, tekstil ve deri atıklarından oluşan eserlerin yer aldığı sergide, Doç. Dr. Burcu Başaran, Doç. Dr. Tuğba Şener ve Arş. Gör. Dr. Merve Varol Can’ın kişisel sergilerinden eserlerle Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Koparan’ın öğrencilerle birlikte hazırladığı ürünler sergileniyor. Sürdürülebilirliğin tüm toplumların kendilerine amaç edindikleri bir konu olduğunu vurgulayan SÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, "Sürdürülebilirliğin temel amacı insan hayatının sürdürülebilirliği. Bunun da en önemli bileşenlerinden bir tanesi çevresel sürdürülebilirlik. Bizler çevrenin kirlenmesini önlemek adına sergideki eserler gibi dönüşümler gerçekleştiriyoruz. Bu tarz çalışmalar, milli gelire de ciddi katkı sağlayacak. Öğrencilerimizin de bu tür etkinliklerin içerisinde yer alması mesleki gelişimleri açısından son derece önemli" dedi. Serginin açılışına Fakülte Dekanı Prof. Dr. Rabia Köse Doğan, Selçuklu Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Betül Akça ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İç Mimarlık Bölümü Arş. Gör. Dr. Merve Varol Can’ın atölye yürütücülüğünde gerçekleşen "Sıfır Atık İleri Dönüşüm Atölyesi" kapsamında da tek kullanımlık plastik atıkların çevreye verdiği zarara dikkat çekmek ve sıfır atık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla kampüsteki pet şişeler toplanarak yeniden değerlendirilmesi sağlandı.