Yerel Haberler
Konya
Bu da marka takıntılı hırsızlık şüphelisi 26 Şubat 2026 Perşembe - 12:04:48 Konya’da bir binaya giren şüpheli şahıs, çıktığı dairenin önünde bulunan ayakkabıların tek tek markalarını kontrol edip beğenmeyince ayakkabı dolabı üzerinde bulunan süs çiçeğini alıp gitti. Yaşananlar güvenlik kamerasına yansırken, olayı şaşkınlıkla karşılayan daire sakini, "Bizim ayakkabılar marka olmadığı için iyi niyetli hırsız bırakıp gitmiş" dedi. Olay, geçtiğimiz salı günü merkez Selçuklu ilçesi Hüsamettin Çelebi Mahallesi Gültepe Sokak üzerinde bulunan 3 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, binanın üçüncü katında yaşayan Mehmet Deveci, sabah işe gittikten sonra eşi kendisini arayarak kapının önünde bulunan süs çiçeğinin olmadığını söyledi. Deveci, çiçeği kimin aldığını merak ederek güvenlik kamerasını incelemeye başladı. Bu sırada sabah saatlerinde bir şahsın daire önüne gelerek ayakkabıların markalarını tek tek kontrol ettiğini, beğenmemesi üzerine ayakkabıları bırakıp dolap üzerindeki çiçeği alarak olay yerinden uzaklaştığını fark etti. Olayı şaşkınlıkla karşılayan Mehmet Deveci, maddi zararının olmaması nedeniyle şikayetçi olmadı ancak görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, kimliği belirsiz bir kişinin daire önüne gelerek tek tek ayakkabıların markalarına baktığı, beğenmemesi üzerine ayakkabıları bırakarak dolap üzerindeki süs çiçeğini aldıktan sonra ayakkabı dolabı içerisindekileri de kontrol edip dairenin kapısından ayrıldığı görülüyor. "Bizim ayakkabılar marka olmadığı için iyi niyetli hırsız bırakıp gitmiş" Daire sakini Mehmet Deveci ise olayı, "Sabah saatlerinde işe gitmek için evden çıktım. Bir süre sonra eşim aradı, ’çiçek yok kim aldı ki’ diye sordu. Ben de ’çocuklar almıştır’ dedim. Merak ettim, güvenlik kamerasını açtığımda bir kişinin daire önüne geldiğini, ayakkabıları kontrol ettiğini, markalarını beğenmemesi üzerine çiçeği alıp gittiğini gördüm. Güvenlik kamerasını fark etmemiş. Bizim ayakkabılar marka olmadığı için iyi niyetli hırsız bırakıp gitmiş. Sosyal medyada falan karşılaşıyorduk garip geliyordu ama başımıza gelince farkına vardık. Maddi manevi bir değeri yok ama emniyetimiz önlem alırsa seviniriz" diye anlattı.
Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 11:58 Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı Kış aylarında sürücülerin fark edememesi sonrası kazaya neden olan gizli buzlanma ve su birikintilerine karşı uzmanlardan uyarı geldi. Sürücülerin özellikle hız sınırlarına uyulması noktasında uyarıda bulunan uzmanlar, kış lastiği ve güvenlik önlemlerine dikkat çekti. Konya’yı çevre illere bağlayan kara yollarında yer yer kar, yağmur yağışı ve soğuk hava etkili olurken, yola çıkacak sürücülere uzmanlar uyarılarda bulundu. Havaların soğumasıyla yollarda buzlanma oluşabileceğine dikkat çeken İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, "Bunun tedbirlerini de almamız gerekiyor. Bu noktada, araçlarımızda muhakkak kış lastiği kullanmamızda fayda var. Gizli buzlanma olabilir. Bundan dolayı hız sınırlarına dikkat etmemiz lazım. Yani bize verilen hız limitini zorlamamamız gerekiyor. O limite ulaşmamamız lazım. Diyelim bize 70 hız sınır vermiş ama biz normal şartlarda, tabii kuru havada, belki 70’le gittiğimiz zaman herhangi bir sıkıntı yaşamayabiliriz. Ancak kış şartlarında, yerde kar olmasa bile, bir gizli buzlanma meydana gelebilir, dolayısıyla aracımızın durması güçleşir. Bu noktada, hız sınırımızı azaltmamız gerekiyor. Öndeki araçla aramızda olan mesafemizi de artırmamız lazım. Çünkü öndeki araç fren yaptığı zaman, bizim kuru yoldaki durma mesafemiz ile ıslak ve buzlu yolda durma mesafemiz kesinlikle uzayacağı için, herhangi bir kazaya meydan vermememiz gerekiyor" dedi. "Kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız" Kullanılan araçların bakımlarına öncelik verilmesi gerektiğine değinen Ceylan, "Sürücülerimizin bu mevsimde kesinlikle buzlanma olma ihtimalini düşünerek, özellikle akşam saatleri ve gece sabaha karşı, yerde kar olmasa bile biliyorsunuz hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştüğü zaman artık buzlanma meydana gelebilir. Buz dediğimiz de, yol yüzeyindeki ince bir film tabakası gibi incecik, yani gözle fark edilemez ancak belki araçta indiğimiz zaman, hani ayağımızla bir yoklama çektiğimiz zaman, bir ihtimal onu anlayabiliriz. Onun dışında anlama ihtimalimiz çok zor. Bu noktada, hız sınırlarına dikkat edelim, güvenlik önlemlerimizi alalım ve aracımızın motor soğutma suyunun antifriz de olması, cam silecek suyumuzun antifrizli su olmasına dikkat edelim. Kaloriferimizi çalıştırdığımızda, özellikle ön tarafa, cam kısmına göre havalandırmalarının ısı verdiğinden emin olalım. Çünkü araçta buğulanma meydana geldiği zaman görüşümüz düşer. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra, kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız. Diğer yol kullanıcılarının tehlikeye atmayacağız" ifadelerini kullandı. "Su birikintisine girdiğiniz zaman ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde bulunmayacağız" Sürücülerin karlı veya buzlu yollarda değil yağmurlu yolculuklarda da önlem alması gerektiğinin altını çizen Ramazan Ceylan, "Yağmur yağdığı zaman da su birikintileri olabilir. Aracınızın lastiklerindeki dişler, eğer kanallar doğru ve iyi değilse, su birikintisine girdiği zaman aracı sağa sola savrulabilir. Bu tür durumlarda, özellikle kışın kış lastiğini kullanmak zorundayız. Yani güvenliğimiz açısından zorundayız. Özel araçlar zorunlu değil ama güvenlik açısından bu bir zorunluluktur. Dolayısıyla, su birikintisine girdiğiniz zaman orada ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde de bulunmayacağız. Ayağımızı gazdan çekeceğiz ve o su birikintisinden o şekilde çıkmanın mücadelesini vermiş oluruz. Eğer sağa sola bir hamle yaparsak, aracımızda savrulma meydana gelebilir, daha farklı sıkıntılar meydana gelir. Su birikintilerini daha önceden gözle bir şekilde görülebiliyorsa yavaş geçmemizde fayda var. Hızlı geçmeyelim, hem aracınızın motor aksamındaki parçalar ıslanmaz hem de normal şartlarda daha güvenli oradan geçişimizi sağlamış oluruz" şeklinde konuştu. Büyük araçların yanından geçerken dikkat Büyük araçların yanından geçerken oluşabilecek tehlikeye değinen Ceylan, "Büyük araçlar var otobüs, kamyon, çekici türü araçlar bunların yanından geçerken, bunların lastiklerinde çamur olabilir, solunda ya da sağında ne yapıyor, diğer araçların üzerine yağmur suyu sıçrayabiliyor. Bu noktada, onları sollayacağımızda dikkatli olmamız lazım. Silecek konumunu yavaştan hızlıya doğru çevirerek, yani gelen su birikintisiyle görüş alanımızın azalmaması için hızlandırmamız gerekiyor. Silecek kolumuzu açtığımızda, silecekleri hızlandırmamız gerekiyor. Bu tür durumlarda da, yine dikkatli olmamız lazım. Çünkü görüş alanımız düştüğü zaman tehlikeyi fark edemeyebiliriz" diye konuştu.
Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı
13 Ocak 2026 Salı - 11:54 Sürücülere yollarda görünmeyen gizli tehlike uyarısı Kış aylarında sürücülerin fark edememesi sonrası kazaya neden olan gizli buzlanma ve su birikintilerine karşı uzmanlardan uyarı geldi. Sürücülerin özellikle hız sınırlarına uyulması noktasında uyarıda bulunan uzmanlar, kış lastiği ve güvenlik önlemlerine dikkat çekti. Konya’yı çevre illere bağlayan kara yollarında yer yer kar, yağmur yağışı ve soğuk hava etkili olurken, yola çıkacak sürücülere uzmanlar uyarılarda bulundu. Havaların soğumasıyla yollarda buzlanma oluşabileceğine dikkat çeken İleri Sürüş Uzmanı Ramazan Ceylan, "Bunun tedbirlerini de almamız gerekiyor. Bu noktada, araçlarımızda muhakkak kış lastiği kullanmamızda fayda var. Gizli buzlanma olabilir. Bundan dolayı hız sınırlarına dikkat etmemiz lazım. Yani bize verilen hız limitini zorlamamamız gerekiyor. O limite ulaşmamamız lazım. Diyelim bize 70 hız sınır vermiş ama biz normal şartlarda, tabii kuru havada, belki 70’le gittiğimiz zaman herhangi bir sıkıntı yaşamayabiliriz. Ancak kış şartlarında, yerde kar olmasa bile, bir gizli buzlanma meydana gelebilir, dolayısıyla aracımızın durması güçleşir. Bu noktada, hız sınırımızı azaltmamız gerekiyor. Öndeki araçla aramızda olan mesafemizi de artırmamız lazım. Çünkü öndeki araç fren yaptığı zaman, bizim kuru yoldaki durma mesafemiz ile ıslak ve buzlu yolda durma mesafemiz kesinlikle uzayacağı için, herhangi bir kazaya meydan vermememiz gerekiyor" dedi. "Kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız" Kullanılan araçların bakımlarına öncelik verilmesi gerektiğine değinen Ceylan, "Sürücülerimizin bu mevsimde kesinlikle buzlanma olma ihtimalini düşünerek, özellikle akşam saatleri ve gece sabaha karşı, yerde kar olmasa bile biliyorsunuz hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştüğü zaman artık buzlanma meydana gelebilir. Buz dediğimiz de, yol yüzeyindeki ince bir film tabakası gibi incecik, yani gözle fark edilemez; ancak belki araçta indiğimiz zaman, hani ayağımızla bir yoklama çektiğimiz zaman, bir ihtimal onu anlayabiliriz. Onun dışında anlama ihtimalimiz çok zor. Bu noktada, hız sınırlarına dikkat edelim, güvenlik önlemlerimizi alalım ve aracımızın motor soğutma suyunun antifriz de olması, cam silecek suyumuzun antifrizli su olmasına dikkat edelim. Kaloriferimizi çalıştırdığımızda, özellikle ön tarafa, cam kısmına göre havalandırmalarının ısı verdiğinden emin olalım. Çünkü araçta buğulanma meydana geldiği zaman görüşümüz düşer. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra, kesinlikle dikkati elden bırakmayacağız, güvenlik önlemlerimizi alacağız. Diğer yol kullanıcılarının tehlikeye atmayacağız" ifadelerini kullandı. "Su birikintisine girdiğiniz zaman ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde bulunmayacağız" Sürücülerin karlı veya buzlu yollarda değil yağmurlu yolculuklarda da önlem alması gerektiğinin altını çizen Ramazan Ceylan, "Yağmur yağdığı zaman da su birikintileri olabilir. Aracınızın lastiklerindeki dişler, eğer kanallar doğru ve iyi değilse, su birikintisine girdiği zaman aracı sağa sola savrulabilir. Bu tür durumlarda, özellikle kışın kış lastiğini kullanmak zorundayız. Yani güvenliğimiz açısından zorundayız. Özel araçlar zorunlu değil ama güvenlik açısından bu bir zorunluluktur. Dolayısıyla, su birikintisine girdiğiniz zaman orada ani frenleme veya sağa sola kaçma girişiminde de bulunmayacağız. Ayağımızı gazdan çekeceğiz ve o su birikintisinden o şekilde çıkmanın mücadelesini vermiş oluruz. Eğer sağa sola bir hamle yaparsak, aracımızda savrulma meydana gelebilir, daha farklı sıkıntılar meydana gelir. Su birikintilerini daha önceden gözle bir şekilde görülebiliyorsa yavaş geçmemizde fayda var. Hızlı geçmeyelim; hem aracınızın motor aksamındaki parçalar ıslanmaz hem de normal şartlarda daha güvenli oradan geçişimizi sağlamış oluruz" şeklinde konuştu. Büyük araçların yanından geçerken dikkat Büyük araçların yanından geçerken oluşabilecek tehlikeye değinen Ceylan, "Büyük araçlar var otobüs, kamyon, çekici türü araçlar; bunların yanından geçerken, bunların lastiklerinde çamur olabilir, solunda ya da sağında ne yapıyor, diğer araçların üzerine yağmur suyu sıçrayabiliyor. Bu noktada, onları sollayacağımızda dikkatli olmamız lazım. Silecek konumunu yavaştan hızlıya doğru çevirerek, yani gelen su birikintisiyle görüş alanımızın azalmaması için hızlandırmamız gerekiyor. Silecek kolumuzu açtığımızda, silecekleri hızlandırmamız gerekiyor. Bu tür durumlarda da, yine dikkatli olmamız lazım. Çünkü görüş alanımız düştüğü zaman tehlikeyi fark edemeyebiliriz" diye konuştu.
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras
13 Ocak 2026 Salı - 10:07 Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor. Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras
13 Ocak 2026 Salı - 09:55 Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor. Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor. Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor. Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil; aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor. "Atalarımızdan kalan bir miras" Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi. Kış aylarının vazgeçilmezi Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi. İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor. (FÖB-FM-
Bu pazarda tezgahtakiler geçmişe götürüyor
12 Ocak 2026 Pazartesi - 10:27 Bu pazarda tezgahtakiler geçmişe götürüyor Konya’da her ay düzenli olarak kurulan antika pazarı, geçmişin izlerini taşıyan eserleri meraklılarıyla buluşturuyor. Osmanlı döneminden günümüze uzanan çok sayıda antika, nostalji tutkunlarının ilgisini çekiyor. Konya’nın Karatay ilçesinde bulunan Büyüksinan Pazar Yeri’nde her ayın ikinci pazar günü kurulan antika pazarı, antikacılar ile vatandaşları bir araya getiriyor. Konya başta olmak üzere çevre illerden gelen antika tutkunları ve esnafın katılımıyla kurulan pazarda, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait birbirinden değerli eserler sergileniyor. Antika pazarında eski paralar, bakır eşyalar, saat, lamba, tablo, gramofon, plak, radyo, fotoğraf makinesi gibi birçok ürün alıcı buluyor. Gramofonlardan yükselen nostaljik müzikler eşliğinde pazarı gezen ziyaretçiler, hem geçmişe yolculuk yapıyor hem de antika eşya satın alma imkanı buluyor. Büyüklerin yanı sıra çocukların da ilgi gösterdiği pazar, Konya’da nostalji severlerin buluşma noktası oluyor. Selçuklu Antikacı ve Koleksiyoncular Derneği Başkanı Uğur Bitim, daha önce antika pazarını Meram Melikşah Pazar Yerinde açtıklarını anlatarak, "Pazar yerinin etrafı açık olduğundan dolayı kapattık. 5-6 ay ara verdikten sonra da Büyüksinan Pazar Yerinde her ayın 2. haftasında antika pazarı devam ediyor. Tüm antika meraklılarını bekliyoruz. Ben bu işe 2013’te başladım. Kimse ticaretini yapmıyordu, böyle yaygın değildi. Şimdi Konya’da böyle bir organizasyonu tutturduk. Burada herkesin antika ürün satmasına ve bundan para kazanmasına vesile olduk. Antika ürünler, hediyelik eşyalar, antikanın yeni motifleri de gelebiliyor. Sadece antika olarak da bakmıyoruz" dedi. Konya Antika Pazar Esnafları Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Özeskiciler de, "Öncelikle biz antika eşyayı eski bir eşya olarak görmüyoruz. Tamamıyla bir kültür mirası olarak görüyoruz. Geçmişten günümüze bir köprü, bir araç vazifesi olarak görüyoruz. Çünkü buradaki ürünlerin hepsinin bir hikayesi var. Hepsinin bir yaşanmışlığı var. Bu anlamda da bu ürünleri, bu zenginlikleri görmeye antika severlerimizi bekliyorum" ifadelerini kullandı. Esnaflar ise hem antika hem de el emeği olan ürünleri burada sattıklarını belirtti. Vatandaşlar da bu pazarın insanları eskiye götürdüklerini söyleyerek, tüm antika severlerin görmelerini tavsiye etti.