Yerel Haberler
Konya
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi 2025’te 603 bin, toplamda 4 milyon 136 bin 888 ziyaretçiyi ağırladı
04 Ocak 2026 Pazar - 11:06 Konya Tropikal Kelebek Bahçesi 2025’te 603 bin, toplamda 4 milyon 136 bin 888 ziyaretçiyi ağırladı Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından Konya’ya kazandırılan Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, açıldığı günden bu yana 4 milyon 136 bin 888’e ulaşan ziyaretçi sayısıyla Konya turizmine önemli katkılar sağlıyor. Yılın her döneminde yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlayan bahçe, 2025 yılında da yoğun ilgi gördü ve bu süreçte 603 bin 23 ziyaretçiye ulaştı. Turizmin merkezi Selçuklu’nun en önemli destinasyonları arasında yer alan Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, yılın her döneminde binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamaya devam ediyor. Açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören bahçe, 4 milyonu 136 bin 888 ziyaretçi sayısıyla Konya’nın en çok ziyaret edilen mekânlarından biri olma unvanını istikrarlı bir şekilde koruyor. Doğal atmosferi, tropikal bitki örtüsü ve yüzlerce kelebek türüyle Konya turizmine önemli katkı sağlayan merkez, her mevsim ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim sunuyor. Konya Tropikal Kelebek Bahçesi yaz döneminde ağırladığı 272 bin 491 ziyaretçi sayısıyla Konya turizmine büyük katkı sağlarken Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin 752. Vuslat Yıl Dönümü için düzenlenen Şeb-i Arus törenleri döneminde de yoğun ilgi gördü. Bin 600 metrekarelik kelebek uçuş alanı ile Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük ve dünyanın ise sayılı kelebek uçuş alanlarından biri olma özelliğini taşıyan bahçe, Konya turizminin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor. Yaz-kış 28 derece sıcaklık ve yüzde 80 nem değerinde bulunan bahçe 98 farklı türe ait bitki ile 60 farklı tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunuyor. Ayrıca ziyaretçilere Böcek Müzesi, yaşam döngülerini anlatan sunumların olacağı sinema salonu, müzeye gelen konuklara daha farklı bilgilendirmelerin yapılabileceği çok amaçlı salon ile donanımlı bir hizmet sağlanıyor. Müzede kral yılan, dev salyangoz, papağan gibi canlılar da yer alıyor. Başkan Pekyatırmacı: "Konya Tropikal Kelebek Bahçemize olan yoğun ilgi bizleri memnun ediyor" Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’nin tüm Türkiye başta olmak üzere yurt dışından da önemli ölçüde ilgi gördüğünü belirten Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Tropikal Kelebek Bahçemizde rengarenk kelebekler ve tropikal atmosferle her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Konya’ya gelen misafirlerin Hazreti Mevlana türbesinden sonra en çok ziyaret ettiği yer olan bahçemiz yılın dört mevsiminde de en gözde mekanlardan biri olmayı sürdürerek açıldığı günden bu yana 4 milyon 136 bin ziyaretçi sayısını aştı. Bahçemizde misafirlerimiz kelebeklerin kozadan pupa haline geçişine ve kelebeğe dönüşümüne şahitlik etme fırsatı yakalıyorlar. Google Haritalar’ın en çok incelenen konumları listesinde ilk 10 lokasyonda yer alan Konya Tropikal Kelebek Bahçemize olan bu ilgi bizleri oldukça memnun ediyor. Ayrıca Bahçemizin yan alanına kurduğumuz GES panelleri elektrik ihtiyacımızın tamamını karşılayıp hem tasarruf sağlıyor hem de doğayı koruyoruz. Konya turizmine ziyaretleriyle büyük katkı sağlayan tüm misafirlerimize teşekkür ediyor, kelebeklerin ve doğanın bu muhteşem serüvenine şahit olmaya herkesi davet ediyorum" diye konuştu.
Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor
04 Ocak 2026 Pazar - 11:02 Şap hastalığıyla mücadelede aşılama hayati önem taşıyor Türkiye’de hayvancılığın en önemli sorunlarından biri olan şap hastalığı hayvan sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinden Dr. Murat Kaan Durgut, hastalıkla mücadelenin temel yolunun aşılama önlemleri olduğunu söyledi. Türkiye’nin şap hastalığının endemik olarak görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Durgut; hayvan hareketliliği, göç ve ticaretin hastalığın yayılımını hızlandıran başlıca etkenler olduğunu söyledi. Durgut, "Virüs ağız boşluğunda ve tırnak aralarında içi sıvı dolu veziküller oluşturur. Bu lezyonlar açıldığında ciddi yaralar meydana gelir, yüksek ateşle birlikte iştahsızlık ve verim kayıpları ortaya çıkar" dedi. Son dönemde görülen vakaların daha ağır seyretmesinin yeni varyantlarla ilişkili olduğunu belirten Durgut, "Önceki aşılama çalışmaları bu varyanta karşı yeterince etkili olamadı. Bu nedenle hastalık bu dönemde daha ağır seyretti. Bu hastalık rüzgarla kilometrelerce uzağa taşınabilir. Bu nedenle yetiştiriciler hastalığı gördükleri anda veteriner hekimlere ve ilgili resmi kurumlara bildirimde bulunmalıdır" ifadelerini kullandı. Düzenli aşılama ve biyogüvenlik önlemlerine uyulmasıyla şap hastalığının kontrol altına alınabileceğini belirterek aşı takvimiyle ilgili bilgi veren Durgut, "Antibiyotikler yalnızca ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla destekleyici olarak kullanılabilir. Hastalığı önlemenin tek etkili yolu aşılamadır. Annesi aşılı olmayan hayvanlarda 2 haftalıktan büyük tüm hayvanlara, annesi aşılı olanlarda ise 2 aylıktan büyük hayvanlara şap aşısı uygulanmalı ve bir ay sonra mutlaka güçlendirme dozu yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Türkiye’nin şap hastalığıyla mücadelede önemli bir altyapıya sahip olduğunu dile getiren Durgut, "Ülkemiz, 1967 yılında Şap Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte şap aşısını kendi imkanlarıyla üretmeye başlamış ve bu alanda dışa bağımlılığını ortadan kaldırmıştır" diye konuştu.
Başkan Büyükeğen: "Konya sanayisi zor şartlara rağmen ihracat direncini korudu"
04 Ocak 2026 Pazar - 11:00 Başkan Büyükeğen: "Konya sanayisi zor şartlara rağmen ihracat direncini korudu" Konya, 2025 yılında, 3 milyar 497 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Şehrin ihracat rakamlarını değerlendiren Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Büyükeğen, küresel ekonomideki zorluklara, artan maliyetler ve dış pazarlardaki durgunluğa rağmen Konya sanayisinin üretim ve ihracat direncini koruduğunu söyledi. Konya’nın ihracatının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,4 gibi sınırlı bir düşüşle 3 milyar 497 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Başkan Büyükeğen, 2025 yılının sanayiciler açısından oldukça zorlu geçtiğine dikkat çekerek, tüm sanayicilere ve çalışanlara teşekkür etti. Büyükeğen açıklamasında "Geçtiğimiz yılın tüm zorluklarına rağmen sanayicilerimiz; üretmeye, istihdam sağlamaya ve yeni pazarlara açılmaya devam etti. Konya’mızın güçlü bir üretim alt yapısı var. Bu gücümüz sayesinde 2026 yılında da, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyümemizi sürdüreceğimize inanıyorum" dedi. Otomotiv endüstrisi ihracatta liderliğini sürdürdü Konya’nın sektörel ihracatına ilişkin bilgiler veren Başkan Büyükeğen, "İhracatımızın ilk sırasında 873 milyon 454 bin dolar ile otomotiv endüstrimiz bulunuyor. İkinci sırada 816 milyon 646 bin dolarla makine ve aksamları, üçüncü sırada ise 349 milyon 71 bin dolar ile hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörümüz yer aldı. Şehrimizin 2025 yılında en fazla ihracat yaptığı ülkelerin başında ise Amerika Birleşik Devletleri geldi. ABD’yi sırasıyla, Almanya, Irak, Rusya Federasyonu, Polonya, İtalya, Birleşik Krallık, Cezayir, Suudi Arabistan ve Mısır takip etti" ifadelerini kullandı. KSO, dış ticarete yönelik çalışmalarına devam edecek Büyükeğen, Konya Sanayi Odası olarak sanayicilerin yeni pazarlarda yeni ticari iş birlikleri geliştirmesine yönelik yürüttükleri çalışmalara aralıksız devam ettiklerini ifade ederek, "Konya’mızın dış ticaretini geliştirmeye ve sanayicilerimizin yeni ihracat pazarlarına açılmasına yönelik çalışmalarımızı 2025 yılında da devam ettirdik. Bu kapsamda, Tunus, Avustralya, Yeni Zelanda, İtalya, Vietnam, Senegal başta olmak üzere 17 yabancı misyon temsilcisi ile bir araya gelerek, yeni iş birlikleri geliştirdik. Yurt dışında düzenlenen 7 farklı fuara sanayicilerimizin katılımını sağladık. Sanayicilerimiz bu fuarlarda 100’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi ve yeni iş bağlantıları oluşturma imkanı elde etti. İhracat Destek Ofisimizle ihracatçı olan veya yeni ihracat yapmak isteyen firmalarımızın yanında olduk. Dış ticarete yönelik eğitimlerimizi sürdürdük. Yaptığımız çalışmaların önümüzdeki dönemde ihracatımıza olumlu yansıyacağına inanıyorum. Oda olarak şehrimizin dış ticaretini geliştirmeye yönelik çalışmalarımıza 2026 yılında da aralıksız devam edeceğiz" diye konuştu.
Şiddetli soğuklar Beyşehir Gölü kıyılarının buz tutmasına yol açtı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 15:20 Şiddetli soğuklar Beyşehir Gölü kıyılarının buz tutmasına yol açtı Konya’nın Beyşehir ilçesinde kar yağışının etkisini kaybetmesi sonrasında gelen şiddetli soğuklar Beyşehir Gölü kıyılarının donarak buzlarla kaplanmasına neden oldu. Beyşehir ilçesinde iki gündür etkili olan şiddetli soğuklar, Beyşehir Gölü kıyılarının donmasına balıkçılık faaliyetlerine ise mola verilmesine yol açtı. İlçede 2 gündür sıcaklıkların gecelerin eksi 11 ve 13 dereceleri görmesi sonrasında Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölünün kıyı kesimleri dondu. Kıyıların buz katmanı ile kaplanması sonucu balıkçılar da mesaisine ara verdi. Hem şiddetli soğuklar hem de tekneleri buz kütleleri arasında kalan avcılar, açıklara çıkıp avlanma yapamadı. Beyşehirli balıkçıların büyük bölümü faaliyetlerini sonlandırırken, havaların ısınmasını ve kıyılardaki buzların erimesini beklemeye başladı. Bazı avcıların ise kıyıdaki balıkçı teknelerinin yanına gelerek kayıklarına bakım ve temizlik yaptığı, teknelerinin buz kütlelerinden zarar görmemesi için buzları kırmaya çalıştığı görüldü. Bu arada, şiddetli soğuklar Beyşehir Gölü kıyılarında yaşayan su kuşlarını da vurdu. Buz yüzeyinde yiyecek arayışına giren ve açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalan kuşları göl kenarına gelen vatandaşlar kıyılara attıkları ekmek parçalarıyla besledi. Bazı su kuşları da açıklardaki buz kesimlerde toplanarak bir arada bulundukları alanın buzla kaplanmaması için çaba sarf ettiği görüldü. Beyşehirli vatandaşlar da buz tutan göl kıyılarını görmek üzere sahil kesime akın etti. Beyşehir sakinlerinden Şeref Koyuncu iki gündür ilçede etkili olan soğuk hava nedeniyle göl kıyılarının buz tuttuğunu ve balıkçıların da mesleğine ara verdiğini söyledi. Koyuncu, son yağışların kuraklıkla karşı karşıya gelen ve su seviyesi oldukça düşen Beyşehir Gölüne olumlu katkılar yapmasını beklediklerini sözlerine ekledi.
Çocukların zorlu mücadelesi ‘Akran zorbalığı’nın temeli evde atılıyor
03 Ocak 2026 Cumartesi - 13:08 Çocukların zorlu mücadelesi ‘Akran zorbalığı’nın temeli evde atılıyor Son zamanlarda çocuklar arasında yaşanan büyük sorunların başında gelen akran zorbalığına karışı uzmanlar, zorbalığın temelinin aile içi bağlantılar olduğuna dikkat çekerek, akran zorbalığının önlenmemesi sonrası depresyonla başlayan toplumsal suçlara yönelmelerin arttığını vurguladı. Akran zorbalığı son yıllarda sosyal medyada yayınlanan olumsuz video içerikleri ve şiddet oyunları nedeniyle özellikle çocuklar arasında artış gösteriyor. Çocuklar arasında büyük boyutlara ulaşan akran zorbalığı olarak bilinen sözlü, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan çocuklar ileri yaşlarda ise daha büyük sorunlarla karşılaşabiliyor. "Akran zorbalığı aslında okullarda temeli atılan bir şey değildir" Akran zorbalığının temeli evde atıldığına dikkat çeken Psikolog Emine Fener, "Akran zorbalığı aslında okullarda temeli atılan bir şey değildir, evlerde oluyor. Çocukların evde sosyal öğrenme ve rol model alma dediğimiz kısımlarda, alay, küfretme, aile içi şiddet gibi durumlarda çocuk bunları evde öğreniyor ve okulda gücünün yettiği kişilere otorite sağlayarak uyguluyor. Burada en büyük görev aslında ebeveynlere düşüyor. Evdeki tutumları, davranışları gibi sorunlarda ailelerin dikkat etmesi gereken durumları oluyor. Okula taşıdıktan sonra bu zorbalık da ilk başta sorunu anlatmıyorlar öğretmenlerine ve arkadaşlarına. Uzun bir süreçte kendi içlerinde yaşıyorlar sorunlarını, daha sonrasında depresyon gibi durumlar, içe kapanma, sınıfta en arkaya oturma gibi sorunlarda öğretmenler bunu fark edebiliyor, sonrasında aileyle görüşüyorlar ya da uzmanlara yönlendiriyorlar. Ama bizim burada öğretmenlere ve ebeveynlere en çok fazla önerdiğimiz şeylerden zorbalığa uğramış bir çocuğun duygularını önemsemek; işte bir sorun yaşadıklarında onları önemseyip onlara bakmalı ve hangi sorun yaşadılarsa bunlar dinlemeli. En çok tespit ettiğimiz durumlardan biri, ’öğretmenim beni dinlemiyor ki, öğretmenim işte ben zorbalık gördüm ama öğretmenim bunu kale almıyor" gibi şeyler oluyor. Burada öğretmenleri bu tür çocuklarımızı dinlemelerini tavsiye ediyoruz" dedi. "Akran zorbalığı ile suça meyilli insanları yetiştirmek olmuş oluyor" Akran zorbalığının aile içinde sağlanan iletişim ile engellenebileceğine dikkat çeken Emine Fener, "Aile içinde de aile içi çatışmalarına dikkat etmeliyiz. Çocuğun önünde alaylı küfürlü kelimeler kullanmamalıyız ve ailelerde çocuklara dinlenilecek bir ortam sunulması, onların duygularına saygı duyulması ve onlara özgüven ortamı oluşturulması gerekiyor. Akran zorbalığında aile destek olduğu süreçte çocuk susmaz ve kendini ifade edebilir, konuşabilir. Çok fazla şiddete meyilli olabilirler yaşları büyüdükten sonra ya da içeriğine kapanık depresyon dediğimiz şeyler ki bu dönemde çok fazla var, depresyon gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu çocukların normali bu olduğu için aslında suça meyilli olarak ortaya çıkıyorlar, olaylar bu yönde gelişmiş oluyor. Ebeveynlere de seminerler düzenlememiz gerek sadece çocuklara değil. Çünkü yani bizim temelimiz aslında ebeveynlerden başlıyor. Ebeveynleri düzeltirsek onların konuşmalarını davranışlarını, aile içi iletişimi düzenlersek çocuklar da kendileri düzenlemiş olurlar. Yoksa akran zorbalığının sonucu olarak şu anki gördüğümüzde olduğu gibi bir sürü suça meyilli insanı yetiştirmek olmuş oluyoruz" ifadelerini kullandı. "Herkes bu duruma uğramış veya uğruyor olabilir" Zorbalığa karşı destek çağrısı yapan Psikolog Fener, "Akran zorbalığı bir hastalık değildir, öğrenilmiş bir durumdur. Bizim ailelere tavsiyemiz, çocuğunuz eğer bu gibi durumlara uğradıysa onun üstünü kapatmak ya da duygularına önemsememek değil, aksine ona destek çıkmak, gerekirse uzmandan yardım almak, öğretmenleriyle görüşmek ve ona yardım etmektir. Herkes bu duruma uğramış veya uğruyor olabilir. Bizim elimizden gelen onlara yardım etmek ve onlara destek çıkmaktır. Ve çocuklarımız başarısız diyoruz ama başarısızın altına neler yatıyor, akran zorbalığına uğramış bir çocuk zorbalıkla mücadele etmek adına derslerine çalışamayabilir. Sınavlara kendisini vermeyebilir. Bu yüzden de bunu tek çocuğun başarısızlığı olarak değil, aslında gelecekte bir birey olarak topluma bir başarısız kişi olarak karışacağı için toplum olarak görmemiz gerekiyor. Akran zorbalığı bireysel bir başarısızlık değil, toplumun bir başarısızlığıdır" diye konuştu.
Meke Krater Gölü beyaz gelinliğini giydi, kartpostallık manzaralar oluştu
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:17 Meke Krater Gölü beyaz gelinliğini giydi, kartpostallık manzaralar oluştu Konya’nın Karapınar ilçesinde bulunan Meke Gölü, kar yağışının ardından beyaz gelinliğini giyerek kartpostallık manzaralar oluşturdu. Meke Krater Gölü, fotoğrafçılar, doğa tutkunları ve tatilcilerin büyük ilgisini çekiyor. Meke Gölü çevresinde yürüyüş yapan vatandaşlar, karın beyaz örtüsünün gölde oluşturduğu manzarıyı cep telefonlarıyla fotoğrafladı. Karla kaplanan göl, eşsiz güzellikteki görüntüsüyle doğaseverleri kendine çekti. Fotoğraf tutkunları, gölün sakin havası ve karın yansımasıyla kartpostallık fotoğraflar yakaladı. Meke Krater Gölü’nün doğal yapısı ve karla örtülmesi, sadece yerli turistleri değil, aynı zamanda yurt dışından gelen misafirlerinde dikkatini çekti. Almanya’dan gelen bir aile, göl kenarında kamp yaparak doğanın keyfini çıkardı. Ziyaretçiler, soğuk havaya rağmen gölün güzelliklerini izleyerek, karla kaplı doğada eğlenceli anlar geçirdi. Selçuk Üniversitesi Karapınar Aydoğanlar MYO öğrencisi İsmail Haktan Dayı, "İlk defa Meke Gölü’ne geldim ve burayı çok beğendim. Dünyanın dört bir yanından turistler burayı ziyaret ediyor. Bizim yerli turistlerin de burayı görmesi gerekiyor. Karla birlikte göldeki manzara gerçekten muazzam olmuş" dedi. Bir diğer öğrenci Eyüp Zafer de, "Arkadaşlarla Meke Gölüne geldik, yemek yedik, çay içtik. Bu muazzam doğal güzelliğin karla kaplanmasını görmek bizleri çok mutlu etti. Yurt dışından da birçok turist burayı ziyaret ediyor. Herkesi buraya bekleriz" ifadelerini kullandı.