Son Dakika
|
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açması için İran’a 48 saat süre verdi
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İsrail’den İran’ın başkenti Tahran’a yeni saldırı dalgası
Bağdat ve Erbil’de havalimanı yakınlarında İHA saldırısı düzenlendi
U20 Grekoromen Güreş Milli Takımı şampiyon oldu
Almanya'da bayram coşkusu: Çocuklar kapı kapı gezip şeker topladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Nevruz mesajı
İstanbul’da cinayete kurban giden futbolcu genç son yolculuğuna uğurlandı
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
KÜLTÜR SANAT
Feke’nin kurtuluşunun 106. yılı törenlerle kutlandı
22 Mart 2026 Pazar - 10:56:34
Feke’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü düzenlenen törenlerle kutlandı. Feke Kaymakamlığı ve Feke Belediyesi koordinesinde düzenlenen program, şehitliği ziyaret edilerek başlandı. Kabristanda şehitler için dualar edildi. Törende konuşan Feke Belediye Başkanı Cömert Özen, Adana’nın kurtuluş mücadelesinde kahramanların isimlerinin tarihe altın harflerle yazıldığını belirterek, "Ecdadımızdan aldığımız bu kutlu emanete sahip çıkarak, aynı azim ve kararlılıkla Fekemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Fekemizin kurtuluşunun 106. yılı kutlu olsun" dedi. Program, yapılan dualar ve anma etkinliklerinin ardından sona erdi. Törene; Kaymakam Feyza Yılmaz ve ilçe protokolü katıldı.
22 Mart 2026 Pazar - 10:29
Bursa’da nevruz coşkusu
Baharın müjdeleyicisi, doğanın uyanışı ve Türklerin Ergenekon’dan çıkışının yıldönümü olarak kutlanan Nevruz Bayramı, Bursa’da büyük coşkuyla kutlandı. Bursa Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından düzenlenen kutlamalar, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program Tayyare Kültür Merkezi’nde devam etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen törene katılan Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Nevruz’un köklü bir medeniyetin ortak değeri olduğunu belirtti. Baharın müjdecisi olan Nevruz Bayramı’nın kutlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Saldız, "Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Nevruz, sadece doğanın uyanışı değil; aynı zamanda gönüllerimizin birleştiği, kardeşliğin ve dayanışmanın güç kazandığı özel bir gündür. Bu anlamlı miras, bizleri ortak bir kültürde buluşturan en kıymetli değerlerimizdendir. Bursa’da bu ruhu hep birlikte yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak en önemli sorumluluğumuzdur" dedi. Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu ise Nevruz’un toplumları bir araya getiren önemli bir değer olduğuna dikkat çekti. Nevruz’un dostluğun, kardeşliğin ve yeniden doğuşun simgesi olduğunu dile getiren Gençoğlu, daha güçlü bir toplum olma yolunda Nevruz’un taşıdığı anlamı iyi kavramak gerektiğini ifade etti. Nevruz komitesinde yer alan sivil toplum kuruluşları adına konuşma yapan Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu da Nevruz’un Türk dünyasını bir araya getiren önemli bir kültürel değer olduğunu söyledi. Türk dünyasının dört bir yanında aynı coşkuyla kutlanan bayramın birlik ve beraberliği daha da güçlendirdiğini anlatan Tatlıoğlu, bu geleneği yaşatmak ve genç nesillere aktarmak zorunda olduklarını belirtti. Kutlamalar mehter takımı eşliğinde yapılan Nevruz yürüyüşü ile devam etti. Bursa Posoflular Derneği Ahıska Türkleri halk dansları gösterisi, Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Turan Gençleri gösterisi, Bursa Azerbaycan İnovasyon Derneği orta oyunu, demir dövme ve ateşten atlama ritüelleriyle devam eden etkinliklerde renkli görüntüler yaşandı. Katılımcılara geleneksel Nevruz pilavı ikram edilirken, vatandaşlar bayram coşkusunu doyasıya yaşadı.
22 Mart 2026 Pazar - 10:25
Unutulmaya yüz tutan asırlık gelenek yeniden ortaya çıkarıldı
Sivas’ta asırlardır sürdürülen ancak son yarım asırdır unutulan sancak altında buluşma geleneği yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Şeyhhalil köyünde yaşayan vatandaşlar, Şeyh Halil sancağı altında köy meydanında bayramlaştı. Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı olan ve ilçeye 46, kent merkezine ise 76 kilometre uzaklıkta bulunan Şeyhhalil köyü sakinleri, unutulmaya yüz tutmuş geleneği yeniden yaşatmaya başladı. Asırlar öncesinde başlayan sancak altında buluşma geleneği, yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Köyde metfun bulunan Şeyh Halil’e ait olan sancak, 80’li yıllara kadar özel günlerde çıkarılarak altında buluşulup dualar edilirken yaklaşık yarım asırdır uygulanmayan gelenek, muhtar ve imamlar tarafından yeniden uygulanmaya başladı. Ramazan Bayramı’nda köyde bulunan vatandaşlar, mehter marşları ve dualar eşliğinde köy meydanında buluştu. Köy meydanında bayramlaşan köylüler, dualar eşliğinde evlerine dağıldı. "Bu âdeti son 3 yıldır gün yüzüne çıkardık" Köy imam hatibi Abdurrahman Erbaş, "Şeyhhalil köyü köklü bir geçmişe sahip. 14. Yüzyılda köyümüze gelen Anadolu erenlerinden Şeyh Halil hazretlerinin sancağı, 80’li yıllara kadar bayramlarda, hacı karşılamalarında ve yağmur dualarında açılır ve sancağın gölgesinde dualar edilir, bayramlaşırlarmış. Muhtarımız ve köy imamları olarak bu âdeti son 3 yıldır gün yüzüne çıkardık. Bayram namazı 2 camimizde de kılınıyor, tekbirlerle, mehter marşlarıyla köy meydanında buluşuyoruz. Bu o sancağın gölgesinde dualar ediyoruz. İnşallah bu geleneğimiz bizden sonra da devam eder" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 09:44
İşte Karaz Kültürü’ne dair bilinmeyenler
Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Karaz kültürü ve halkları arasındaki ilişkide; adil olmaları, yönetici ve yönetilen sınıfın olmamasının dikkat çekici olduğunu dile getirdi Kafkas Dağlarından Doğu Akdeniz kıyılarına, Hazar kıyılarından Orta Anadolu düzlüklerine kadar uzanan "Karaz Kültürü"nde evlerin tek tip olduğunu anlatan Prof. Dr. Mehmet Işıklı " Yöneticinin, beyin evi ayrılmıyor. Mezarlarda çok farklılıklar yok. Savaş da yok. Bu şekilde mutlu yaşayan ’Şirinler’ gibi düşüneceğimiz halk grupları çıkıyor karşımıza Doğu Anadolu’nun yaylalarında. "Karaz kültürü 6000-6500 yıl önce ortaya çıkan, çobanlıkla geçinen insan grupları tarafından oluşturulmaya başlanıyor. Kısmen yerleşik, kısmen hareketli insan grupları. Bunların ekseriyatının hayvancılık bilinci olduğunu biliyoruz. İkinci planda ise tarım geliyor. Bu bölgedeki tarım biraz daha hayvancılığa bağlı. Bugün köylerde gördüğümüz, kışın hayvanın yiyeceği yeme dayalı veya bağda bahçede bostanda mevsimine göre insan ihtiyacı olan bir tarım faaliyeti söz konusu. Onun dışında büyük oranda her şey hayvancılığa bağlı" dedi. "Tapınak denilebilecek bir eser bulamadık" Karaz kültürüne bağlı toplulukların çok büyük köylerde yaşamadığını vurgulayan Işıklı, "30 ile 50 hane olduğunu tahmin ediyoruz. 100 ile 120 kişilik köyleri var bu kültürün. Bunlar, basit Tunç Çağı köyleri. Ovaların içerisinde korunaklı yerleri seçiyorlar. Dikkat ederseniz; Erzurum’un birçok köyünün içinde höyük vardır. Evlerini de basit, tek odalı veya 2 odalı olabilecek şekilde taş kemerli, kerpiç veya dökme çamurlu duvarlardan oluşan evler yapıyor. Bugünkü köy evlerinin biraz daha ilkel modeli. İnanç sistemleriyle ilgili çok bilgi yok, bugüne kadar yapılan kazılarda tapınak denilebilecek bir eser bulamadık" diye konuştu "Kap kacak, ocak var ama silah çok az" Yazı olmadığı için bu toplumun dağ, köy isimlerini veya birbirlerine verdikleri isimleri bilemediklerini ifade eden Işıklı, "Kültüre ait hikayeyi kap kacakların üzerindeki motif ve bezemelerden çözmeye çalışıyoruz. Bu toplum adildi. Yönetici ve yönetilen sınıfı yoktu. Evler aynı birbirine benziyordu. Bugüne kadar yaptığımız kazılarda hiçbir şekilde bir tahribat tabakası karşımıza çıkmadı. Bir savaş, bir vahşet, birbiriyle kıyım yok. Karaz halklarında hiçbir şekilde sosyal farklılaşma yok. Envanterlerine baktığımızda kap kacak, ocak var ama silah çok az. Savaşı gösteren, militarist yapıyı gösteren eserler yok karşımızda. O yüzden İngiliz bir araştırmacı, bunlara ’barışçıl çobanlar’ diyor. Sadece derdi hayvanını gütsün, geleceğini sağlasın, hayatta kalmayı başarsın. En çok mücadelesi belki olsa olsa yayla için otlak için veya su için yaptığı savaşlar olabilir diye düşünüyoruz. Ama bunların da hiçbiri yok. Mesela köylerinde savunma duvarları da yok. Bir tehlikeye karşı birbirlerine karşı mücadeleyi gösterecek hiçbir iz de yok elimize geçmiş olan. Bir iki yerde kemikler üzerinde bir vahşet var ama onlar çok münferit olarak kalıyor" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mart 2026 Cumartesi- 08:54
Burhaniye’de kadın muhtarlar bayramlaşma programına katıldı
2
21 Mart 2026 Cumartesi- 09:36
Bayramda hastalar unutulmadı
3
21 Mart 2026 Cumartesi- 09:35
Çocuklara bayram tadında misafirlik
4
18 Mart 2026 Çarşamba- 15:50
Kutsal emanetlere rekor ziyaret
5
21 Mart 2026 Cumartesi- 09:37
Şadırvanda saklı 150 yıllık minyatür: İstanbul, Viyana ve Amasya işlenmiş
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:22
Geri dönüşümle farkındalık oluşturdular
Erzurum’da ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri, çevrelerinde kullanılmayan atıkları değerlendirerek birbirinden farklı eserler ortaya çıkardılar. Erzurum’un Yakutiye ilçesi Kültür Kurumu İlkokulu öğrencileri, öğretmen ve velilerin desteği ile geri dönüşüm noktasında örnek çalışmaların altına imza attılar. Dördüncü sınıf öğrencilerinin birbirinden ilginç geri dönüşüm eserleri okulun salonunda sergilendi. Kültür Kurumu İlkokulu 4-C sınıfı tarafından, öğretmen Güzide Zereybilek Yıldırım rehberliğinde hazırlanan Geri Dönüşüm Sergisi, öğrencilerde çevre bilinci oluşturmak ve atıkların doğru şekilde değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlendi. Sergide, geri dönüştürülebilir materyallerin geliştirici ve eğitici çalışmalara dönüştürülmesiyle sürdürülebilir bir gelecek için farkındalık oluşturulması hedeflenDİ. Sergi "Ne olur geri dön" sloganıyla açıldı ve Kültür Kurumu İlkokulu’nda ziyaretçilerini bekliyor.
16 Aralık 2025 Salı - 17:10
İş Sanat Anadolu Sergileri İznik’te
İş Sanat Anadolu Sergileri’nin 2025 yılındaki son durağı, Osmanlı çini sanatının merkezlerinden biri olan İznik olacak. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkileri sanatseverlerle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri’nin 2025 yılındaki son durağı, yüzyıllar boyunca Osmanlı çini sanatının merkezlerinden biri olan İznik olacak. 20-21 Aralık tarihlerinde İş Bankası İznik Şubesi’nde sergilenecek "Mavinin Sırları" seçkisi, renk, desen ve zarafetin buluştuğu özel bir estetik mirasın Türk resim sanatındaki yansımalarını bir araya getirecek. Şerif Renkgörür’ün İznik çinisi motiflerini taşıyan leylaklı vazo kompozisyonu, Şevket Dağ’ın çininin mimariyle kurduğu ritmi öne çıkaran Rüstem Paşa Camii tablosu, Feyhaman Duran ve Selahattin Teoman’ın izlenimleriyle Topkapı Sarayı’nın çinili mekânları, İznik doğumlu Zeki Fındıkoğlu’nun kırsal yaşamı aktaran baskıları, Nazlı Ecevit ve İbrahim Çallı’nın mavi seramikli natürmortları, Melahat Üren ve Söbütay Özer’in İznik motifli vazoları, Hulusi Mercan’ın geometrik düzenlemeleri ön plana çıkaran Yeşil Türbe yorumu ve Türkiye’de modern seramiğin önde gelen isimlerinden Füreya Koral’ın üçlü yuvarlak panosu bu sergide izlenebilecek. Anadolu Sergileri, estetik nitelikleriyle olduğu kadar, tarihsel ve kültürel tanıklıklarıyla da büyük bir önem taşıyan sanat eserlerinin Türkiye’nin her köşesinde erişilebilir olmasını amaçlıyor. İş Bankası şubelerini geçici sanat mekânlarına dönüştüren Anadolu Sergileri, çocuk atölyeleri ve uzman sanat tarihçilerinin anlatımıyla desteklenerek kapsayıcı bir sanat deneyimi oluşturuyor. İlk altı ayında 4 bin sanatsevere ulaşan Anadolu Sergileri önemli ödüllerin de sahibi oldu. MarCom Ödülleri’nin "Stratejik İletişim-Kurumsal Sosyal Sorumluluk" kategorisinde platin ödül kazanan proje, Sardis Ödülleri’nin "Kültür Sanat İştirakleri ve Faaliyetleri", Toplumsal Fayda Ödülleri’nin ise "Topluma Değer Katan Projeler-Kültür Sanat" kategorilerinde ödüle layık görüldü. İbrahim Çallı’nın eserlerini Çal ilçesindeki izleyicilerle buluşturan seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Hocalar ve Öğrenciler (Milas), Mavinin İzinde (Gelibolu), Büyük Zafer (Kocatepe), Aşina Yüzler (Antakya), Çarşı-Pazar (Midyat) ve Ege Havası (Edremit) gibi farklı seçkileri sanatseverlere sundu. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan ve sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan Anadolu Sergileri’nin, ortak kültürel mirasın doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdüreceği belirtildi.
16 Aralık 2025 Salı - 16:34
Başkan Topaloğlu: "Seramik sanatına gönül verenler ortaya çok güzel eserler çıkarıyor"
Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, "Seramik sanatına gönül verenler ortaya çok güzel eserler çıkarıyor. Hepsinin emeğine yüreğine sağlık. Tekirova Mahallemizde ve diğer mahallelerimizde de bu tür sanatsal faaliyetleri artırmaya gayret gösteriyoruz" dedi. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Belediye Meclis Üyeleri Mustafa Çelik ve Mehmet Akın ile Tekirova Mahallesi’ndeki seramik atölyesinde kursiyerleri ziyaret etti. Kemer Belediyesi’nin destekleriyle Tekirova Mahallesi’nde 60 kişinin seramik kursu aldığı atölyede kursiyerlerle selamlaşan Başkan Topaloğlu ve beraberindekiler, seramik çalışmaları hakkında bilgi aldı. Başkan Topaloğlu, "Seramik sanatına gönül verenler ortaya çok güzel eserler çıkarıyor. Hepsinin emeğine yüreğine sağlık. Tekirova Mahallemizde ve diğer mahallelerimizde de bu tür sanatsal faaliyetleri artırmaya gayret gösteriyoruz. Tüm kursiyerlere başarılar diliyorum" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 16:13
Girişimci Kadınlar ve El Emeği Festivali başlıyor
Merkezefendi Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Girişimci Kadınlar ve El Emeği Festivali, bu yıl da dolu dolu içeriğiyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. Festival, 19,20 ve 21 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kültür ve sanat alanındaki faaliyetlerine devam eden Merkezefendi Belediyesi, girişimci kadınlara desteklerini sürdürüyor. Merkezefendi Belediyesi tarafından ilk kez 2021 yılında düzenlenen ve geleneksel hale gelen Girişimci Kadınlar ve El Emeği Festivali, kapılarını açmaya hazırlanıyor. 250 standın yer alacağı, girişimci kadınların ürünlerini sergileyeceği yılbaşı konseptli festival, 19, 20 ve 21 Aralık tarihlerinde Merkezefendi Kültür Merkezi’nde düzenlenecek. Stantlar, 3 gün boyunca saat 22.00’ye kadar açık olacak. Kadın emeğini ve girişimciliğini desteklemeyi amaçlayan festival, üç gün boyunca söyleşilerden konserlere, atölyelerden çocuk etkinliklerine kadar zengin bir program düzenlenecek. Festival programı belli oldu Festival, 19 Aralık Cuma günü saat 12.30’da açılış töreniyle başlayacak. Aynı gün saat 20.00’de Güvenç Yıldırım sahne alarak müzikseverlerle buluşacak. 20 Aralık Cumartesi günü ise saat 13.00’te Ritmin Melekleri gösterisiyle devam edecek. Saat 15.00’te Suna Dumankaya ile söyleşi gerçekleştirilecek. Günün bir diğer söyleşisi ise saat 18.00’de Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Kevser İrdem tarafından "Kelimelerin Hayatımıza Olan Büyülü Etkisi" başlığıyla yapılacak. Festivalin ikinci günü, saat 20.00’de sevilen sanatçı Cem Belevi’nin konseriyle sona erecek. Festivalin son günü olan 21 Aralık Pazar günü saat 13.00’te Uzman Doktor Betül Yılmaz ile "Zihin Atölyesi" söyleşisi düzenlenecek. Saat 15.00’te ise Ceren Özdemir "Darbuka Show" performansı gerçekleştirecek ve saat 17.30’da ise ‘Piyonlar’ isimli çocuk tiyatrosu minik izleyicilerle buluşacak. Üç gün boyunca girişimci kadınların büyük emekle hazırladığı el emeği ürünlerin satışa sunulacağı festival, her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinlikleriyle Merkezefendi’de üretimin, dayanışmanın ve paylaşımın buluşma noktası olacak. "Birlikte üretecek, birlikte güçleneceğiz" Düzenledikleri festivaller ile birçok girişimci kadının gelir elde ettiğini, iş yeri sahibi olduğunu belirten Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Her geçen yıl daha da büyüyen ve artık Merkezefendi’mizin vazgeçilmez bir geleneğine dönüşen Girişimci Kadınlar ve El Emeği Festivali’mizi düzenlemekten büyük bir mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Üç gün boyunca; müzikten söyleşilere, konserlerden atölye çalışmalarına uzanan dopdolu bir programla hemşerilerimizle bir araya geleceğiz. Girişimci kadınlarımızın büyük emek ve özveriyle hazırladığı el emeği ürünlerimizi bu festivalde halkımızla buluşturacağız. Bu güzel buluşmaya tüm hemşerilerimi davet ediyorum. 19-20-21 Aralık tarihlerinde Merkezefendi Kültür Merkezi’mizde bir araya gelecek, birlikte üretecek ve birlikte güçleneceğiz" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 16:06
MSKÜ Turizm Fakültesi, Bodrum’un 5 yıldızlı otel genel müdürlerini ağırladı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Turizm Fakültesi, Bodrum’un önde gelen 5 yıldızlı otellerinin genel müdürleri ve sektör temsilcilerini ağırladı. Önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapılan etkinlikte, turizm sektörünün geleceği, nitelikli iş gücü ihtiyacı ve üniversite-sektör iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik konular ele alındı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi adına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gökçe, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Ayazlar, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Senem Yazıcı Yılmaz ile Doç. Dr. Şaban Kargiglioğlu katıldı. Programın açılış konuşmasını Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Ayazlar gerçekleştirdi. Açılışın ardından söz alan otel yöneticileri, sektörün güncel durumu, turizmde yaşanan dönüşüm, öğrencilerin kariyer yolculukları ve gelecekte sektörü bekleyen gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Etkinlik boyunca Öğretim Görevlisi Adnan Acar yemek organizasyonunda ve Öğretim Görevlisi Dr. Fırat Biçici servis hizmetinde öğrenciler ile uygulama yaptı. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri tarafından özenle hazırlanan yemekler Turizm İşletmeciliği öğrencileri tarafından katılımcılara servis edildi. Daha fazla uygulamalı eğitim ve staj imkânı Toplantıda; öğrencilerin turizm sektöründe istihdamda kalmasının önemi, daha donanımlı mezunlar yetiştirilmesi, sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim içeriklerinin geliştirilmesi ve turizm sezonunun akademik takvimle daha uyumlu hale getirilmesi gibi başlıklar ön plana çıktı. Katılımcılar, üniversite-sektör iş birliğinin güçlendirilmesi ve öğrencilere daha fazla uygulamalı eğitim ve staj imkânı sunulması konusunda ortak görüş bildirdi. Etkinlik, sektör temsilcileri ile akademisyenlerin ilerleyen süreçte daha sık bir araya gelmesi, ortak projeler geliştirilmesi ve öğrencilerin sektöre adaptasyonunu hızlandıracak yeni iş birliklerinin hayata geçirilmesi yönündeki karşılıklı temennilerle sona erdi.
16 Aralık 2025 Salı - 16:00
Geleceğe miras 40. belgesel yayında
İznik Belediyesi hayata geçirdiği "Yaşayan İznik Hazineleri" projesinin 40.belgeselinde İznik Spor’un eski başkanlarından Kemal Kumcu’nun (72) hayatını ele aldı. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün "Yaşayan İznik Hazineleri" projesi kapsamında belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak İznik Spor’un 3. Lig’te mücadele ettiği dönemde başkanlık yapan Kemal Kumcu’nun (72) hayatı ele alındı. 1953 yılında İznik’te dünyaya gelen Kemal Kumcu ilk ve orta öğrenimini İznik’te tamamladıktan sonra Lise öğrenimi için İstanbul Kabataş Lisesi’ne gider. Lise hayatından sonra aile mesleği olan ticarete atılarak uzun yıllar ticari hayatını devam ettirir. Ortaokul dönemlerinde başlayan çizim merakı onu 2000 yılında İznik Çinisi üzerine çalışmaya iter. 2000 yılından bu yana İznik Çinisi’ne desenler çizen Kumcu’nun kendisine ait tescilli tasarımları da bulunur. İznikspor’un 3. Lig’te mücadele ettiği dönemde kulübün başkanlığını yürüten Kemal Kumcu o günkü hatıralarını belgeselde adeta yaşarcasına anlattı.
16 Aralık 2025 Salı - 15:29
’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ Eskişehir’de coşkuyla kutlandı
Eskişehir’de ’Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ kapsamında bir kutlama programı gerçekleştirildi. Eskişehir Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeki programa, Eskişehir Türk Ocakları, üniversitelerin Türk dünyası öğrenci toplulukları, mülki ve adli idareciler ile çok sayıda vatandaş programa katılım gösterdi. Kazakistan’ın tanınmış sanatçısı Arslanbek Sultanbekov, Grup Mesa-i toplulukları, ses sanatçısı öğrenciler ve halk oyunu ekipleri kutlamalarda sahne alarak katılımcıların keyifli zaman geçirmesini sağladı. Büyük bir kalabalığın eşlik ettiği kutlamalar, bütün Türkiye’de olduğu gibi Eskişehir’de de geç saatlere kadar coşkuyla devam etti. "Türk dili, bugün 300 milyon tarafından ’benim dilim’ diye kabul ve ilan ediliyor" Günün anlam ve önemiyle ilgili bir konuşma yapan Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, "2003 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması, arkasından yakın zamanda 34 harfli ortak Türk alfabesinin kabul edilmesi ve şimdi de UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile bütün Türk devletlerinin müracaatı üzerine UNESCO’nun Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü ilan etmesi, bin yıldır birbirinden ayrı olan Doğu Türklüğü ile Batı Türklüğü’nün tarihindeki en önemli gündür. Bu 3 karar, uzun Türk Tarihi’nin bir bakıma en önemli kararlarıdır. Türklük âlemine kutlu olsun. Gök kubbenin altında dünyanın yakından takip ettiği 300 milyonluk geniş bir coğrafyada yer alan, adeta dünyanın kalpgahı konumunda olan Türk Dünyası doğuyor. Alınan bu kararla dünyada konuşulan 5’inci sırada yer alan ve İngilizce’den sonra en çok takip edilmek istenen Türk dili, bugün 300 milyon tarafından ’benim dilim’ diye kabul ve ilan ediliyor. Önümüzdeki günler kağıtların yeniden karıldığı, dünyanın yeniden şekillendiği, Türklük âleminin de bu yeni dünyada kendine yaraşan ve yakışan yeri alacağı görülüyor ve hissediliyor" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 15:08
Çanakkale’de Tarihi Alan Başkanlığının yetkileri artıyor: Çanakkale Savaşları ile doğrudan ilişkili tarihi yapı ve anıtlar denetim altına alınacak
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’nın genişletilmesiyle ilgili yeni kanun hakkında konuşan Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Savaşı’yla alakalı noktalarda ’Tarihi Alan Bağlantı Noktası’ ilan edip buralarda Tarihi Alan Başkanlığı olarak hizmet vermek istiyoruz" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı’nın; tarihi, kültürel, manevi ve doğal değerlerinin korunması ve tek elden, bütüncül bir yönetim modeliyle idare edilmesi amacıyla 6546 sayılı Kanun, yürürlüğe girdi. Çanakkale Savaşları’na ait çok sayıda tabya, kale, savunma yapısı, şehitlik ve lojistik unsur, özellikle Çanakkale Boğazı’nın Anadolu Yakası’nda olmak üzere mevcut Tarihi Alan sınırları dışında kalarak bakım ve denetim eksikliğiyle karşı karşıya olup, yok olma riski taşıyordu. Bu nedenle, yalnızca Çanakkale Savaşları ile doğrudan ilişkili nitelikli tarihi yapı ve anıtlar ’Tarihi Alan Bağlantı Noktası’ şeklinde tanımlanarak Tarihi Alan hükümlerine bağlı olup bakım, koruma ve denetim altına alınacak. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Savaşları bir bütün, savaşlar hem Gelibolu Yarımadası’nda şu anki Tarihi Alan içerisinde cereyan etmiş hem de Anadolu tarafında cereyan etmiş. Hem deniz savaşları hem de kara savaşları" diye konuştu. Tarihi Alan Başkanlığı ile ilgili kanunda bir takım eksikliklerin olduğu ve bunun üzerine görüşmeler başlatıldığını söyleyen Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Savaşları’nın 100’üncü yıl dönümüne giderken 2014 yılında 6546 sayılı kanunla kurulmuş ve o günden beri de görevini ifa etmektedir. Görevliliğimiz zamanı içerisinde bir takım eksiklerin olduğu tespit edilmiş ve bunlar ilgili kurumlarla paylaşılmıştır. Aslında hem kamuoyunun hem de bizim uzun zamandan beri dillendirdiği, özellikle Çanakkale Savaşı alanlarının Anadolu yakasında da olduğu ve Tarih Alan Başkanlığımızın buralara da hizmet götürmesi gerektiği kanaati herkes tarafından malum olmuştur. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak çalışmalarımızı yaptık. Kanunla ilgili taleplerimizi ilgili mercilere ilettik ve geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kanun tasarısı görüşüldü ve en son Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş oldu" dedi. Kanun yürürlüğe girer girmez çalışmalara başladıklarını aktaran Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikli olarak şu anda kanun Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe girdikten sonra hemen başkanlık olarak çalışmalarımızı başlattık ve ilgili kurumlarla çok yakından hem teorik olarak hem de sahada çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Önce şunu belirtelim, Çanakkale Tarihi Alan’ın özellikle Anadolu yakasında tekrar var olması için savaşın geçtiği noktaları tespit ediyoruz ve yapılacak çalışmalar sonundaki amacımız bir alan olarak değil, daha çok spesifik olarak Çanakkale Savaşı’yla alakalı noktalarda ’Tarihi Alan Bağlantı Noktası’ ilan edip buralarda Tarihi Alan Başkanlığı olarak hizmet vermek. Bugüne kadar niye bakamadık buralara? Çünkü bizim mevcut kanunumuzda Çanakkale Tarihi Alan’ın sınırları koordinatlarla belirliydi. Dolayısıyla biz karşıda koordinatlarımızın belli olduğu yerler dışında, özellikle Çanakkale Anadolu tarafındaki Kumkale, Dardanos Tabyası gibi yerlere hizmet götüremiyorduk. Takdir edersiniz ki buralar şu anda boş bırakılmış ve herhangi bir hizmetin yapılmadığı yerlerdi ve buralara da hizmet götürmek özellikle Tarihi Alan Başkanlığı olarak bizim için çok önemliydi." Tarihi Alan sınırlarının Akbaş Şehitliği bölgesine kadar olduğunu ve orayı da kapsadığını belirten Kaşdemir, "Aslında Çanakkale Savaşları bir bütün, savaşlar hem Gelibolu Yarımadası’nda şu anki tarihi alan içerisinde cereyan etmiş hem de Anadolu tarafında cereyan etmiş. Hem deniz savaşları hem de kara savaşları. Tarihi Alan Başkanlığı olarak Eceabat tarafındaki Akbaş Şehitliği’nden öbür tarafa yani Gelibolu tarafına gitme gibi bir düşüncemiz yok. Bizim sınırlarımız, Akbaş Şehitliği’nde bitmiş olacak çünkü savaş alanları olarak orası koordinatlarla belirlenmişti. Akbaş Şehitliği bizim Tarihi Alan sınırlarımız dışarısında kalmıştı şimdi onu da Anadolu tarafı gibi Çanakkale Tarihi Alan sınırlarına dahil edeceğiz. Çanakkale’nin çok değişik mecralarına, Gelibolu’ya, Tarihi Alanın genişlemesi gibi bir kanaat ortada yok. İlk etaptaki düşüncemiz derhal Çanakkale’nin Anadolu tarafındaki Dardanos Tabyası Bataryası, Kumkale, Çanakkale merkezindeki Çanakkale Şehitliği gibi yerleri öncelikli olarak hedefliyoruz" diye konuştu. Çanakkale Savaşlarına dair objelerin koruma statüsüne gireceğini, deniz altı kültürel varlıklarının korunması için balıkçılığa bir takım kurallar getirileceğini ve Tarihi Alan’ın spesifik alanları kapsayarak vatandaşların özel mülklerine girilmeyeceğini özellikler vurgulayan Başkan İsmail Kaşdemir, şunları söyledi: "Çanakkale Savaşları’yla alakalı objeler, harp malzemeleri birçok kişide var. Özel koleksiyoncularda, hatta birçok köyde, vatandaşta var. Bunları biliyoruz. Bununla alakalı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile çalışma yapıyoruz. Bir yönetmelik çalışacağız. Bu yönetmelikleri ilan ettikten sonra da onlarla alakalı nasıl bir süreç izleyeceğimizi orada belirlemiş olacağız. Koleksiyoner belgesi olanlar bunlarla alakalı şimdi de daha sonra da çalışmaya ve bunlarla alakalı müze yapmaya devam edecek ama bundan sonraki süreçte koleksiyoner belgesi ve yetkili belgesi olmayanlar bu objelere sahip olamayacak. Bundan sonra Çanakkale Harp malzemeleri bir taşınır kültür varlığı yani korunan bir kültür varlığı olacak. Bunları bir yerden bir yere nakletmek, kazı yapmak, çıkarmak, satmak, devretmek hepsi suç haline gelecek. Bundan sonra Çanakkale’deki Tarihi Alan’ın sınırlarındaki kıyılar da bizim tasarrufumuz altında olacak. Örneğin yapılar, yapılacak işlemler için bizden izin alınacak, kurulumuz bunda yetkili olacak. Balıkçılıkla alakalı da bir noktaya kadarki olan yerlerde şimdi tespitini yapacağız. Takdir edersiniz ki suyun altında bazı yerlerde çok önemli kültürel varlıklar var. Buralara çapa atmak, ağ atmak belli kurallara tabi olacak. Bizim amacımız tarihi korumak. Vatandaşımızın özel mülkiyetiyle alakalı hiçbir düşüncemiz yok. Tamamen şu anda bilinen, malum olan yerler olacak." Yeni kanun ile Tarihi Alan Başkanlığı bünyesinde bulunan uzamanların yetkilerini refakat gerekmeden kullanabileceklerini açıklayan İsmail Kaşdemir, "Biz devlet müzesi statüsü kapsamına girmiyorduk. Kanundaki eksiklerden bir tanesi oydu. Örneğin biz Çanakkale Tarihi Alan sınırları içerisinde kazı yapacağımız zaman bizim Çanakkale’deki müze refakat ediyordu. Aslında biz bu konuyla alakalı çok yetkiliydik, uzmanlarımız da var ama kanunda böyle bir eksiklik olduğu için yapamıyorduk. Şu anda kendi yetkililerimiz Tarih Alan’ın her noktasında yetkili olmuş olacak. Kural belirleyebileceğiz. Devlet müzelerinin sahip olduğu bütün yetkilere sahip olmuş olacak" şeklinde konuştu.
16 Aralık 2025 Salı - 15:04
İHA'ya 5 ödül
Türkiye Foto Muhabirleri Derneğinin (TFMD) düzenlediği "Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nda 25 ödül düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İHA Foto Muhabiri İsmail Coşkun 3 ödüle, İHA Muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç ve İHA Muhabiri Hakan Okay ise 1 dalda ödüle layık görüldü.
16 Aralık 2025 Salı - 14:45
Tokat’ta jandarmadan tarihi miras operasyonu
Tokat İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Anadolu Mirası operasyonları kapsamında tarihi eser kaçakçılığına yönelik çalışma gerçekleştirildi. Edinilen bilgilere göre, Tokat merkezde bir şüpheli şahsın tarihi eser kaçakçılığı yaptığı yönünde alınan istihbarat üzerine jandarma ekipleri tarafından sıkı takip ve titiz bir çalışma yürütüldü. Yapılan çalışmaların ardından adli mercilerden alınan arama kararı doğrultusunda şüpheli M. M.’nin ikametgâhında arama yapıldı. Gerçekleştirilen aramada 1 adet obje, 1 adet heykel ve 1 adet çanak kap ele geçirildi. Ele geçirilen tarihi eserlere el konulurken, M. M. çıkarıldığı adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
16 Aralık 2025 Salı - 14:44
Kadınlar büyükşehir belediyesinin atölyelerinde meslek öğreniyor
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Sanat ve Yaşam Merkezi Atölyeleri’nde 8 farklı kursta 310 kadına eğitim verildiği bildirildi. Atölyelerde, katılımcılara yalnızca yeni hobiler ve mesleklerin kazandırmakla kalmadığı aynı zamanda sosyalleşme, yeni arkadaşlıklar kurma ve günlük yaşamın stresinden uzaklaşma imkânı da sunulduğu ifade edildi. Kadın Sanat ve Yaşam Merkezi Atölyeleri’nde eğitimler tüm hızıyla sürerken, yüzlerce kadın hem üretmenin hem de birlikte güçlenmenin mutluluğunu yaşıyor. Üngüt Cemile Akkoyun Millet Konağı, Gülsüm Hanım Gümüşer Sosyal Tesisi ve Karaziyaret Sosyal Tesisi olmak üzere 3 ayrı merkezde faaliyet gösteren Kadın Sanat ve Yaşam Merkezi Atölyelerinde tezhip sanatı, çini, yapay çiçek yapımı, geleneksel Türk el nakışları, giyim, sim sırma, ahşap boyama ve kâğıt rölyef atölyelerine toplam 310 kadın katılım sağlıyor. Alanında uzman usta öğreticiler tarafından verilen eğitimlerle kadınlar, geleneksel ve modern el sanatlarını öğrenirken el becerilerini geliştiriyor. Atölyeler, katılımcılara yalnızca yeni hobiler ve meslekler kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda sosyalleşme, yeni arkadaşlıklar kurma ve günlük yaşamın stresinden uzaklaşma imkânı da sunuyor. Kadınlar, atölyelerde edindikleri bilgi ve becerilerle özgün ürünler ortaya koyuyor. Üretilen bu ürünlerin satışa sunulmasıyla birlikte kursiyerler ekonomik gelir elde etme fırsatı da yakalıyor. Böylece eğitim süreci, kadınların aile bütçelerine katkı sağlamalarına ve ekonomik hayatta daha aktif rol almalarına zemin hazırlıyor. "İhtiyacım olan ürünleri kendim üretebileceğim" Yapay çiçek kursuna katılan Beyza Kılıç, "Bu kurs sabır, özen ve emek gerektiriyor. Bu süreçte stres yönetimimi çok daha iyi yapmayı öğrendim ve çok güzel arkadaşlıklar edindim" derken organizasyon işiyle ilgilenen Fatma Kavak ise, "Ürünlerimi artık kendim yapmak istedim. Bu kurs sayesinde ihtiyacım olan ürünleri kendim üretebileceğim" ifadelerini kullandı. Sim sırma ve el sanatları atölyelerine katılan Özlem Şan, "Evde zamanımızı boşa geçirmek yerine buraya geliyoruz. Kendimize yeni kazanç kapıları açıyoruz. Öğrendiğimiz işleri satarak gelir elde edebilme şansımız oluyor" diye konuştu. Kursiyerlerden Nuran Ekiz’de "Burada öğrendiklerimizi çocuklarımıza ve çevremize aktarıyoruz. İlerleyen zamanlarda kendi atölyemi kurup aileme ekonomik katkı sağlamayı hedefliyorum" şeklinde konuştu. Çini ve resim sanatıyla ilgilenen Aynur Tuncer, atölyelerin sosyal yönüne vurgu yaptı. Kâğıt rölyef kursuna katılan Aysel Köse de, "Bu kursun açıldığını duyduğumda çok mutlu oldum. Ürettiğimiz işlerden büyük keyif alıyoruz" derken, Şeyma Topuz ise evdeki eski ürünlerini değerlendirme imkânı bulduğunu anlattı.
16 Aralık 2025 Salı - 13:44
Bakan Ersoy: "Dil bir milletin sadece iletişim aracı değil hafızası, vicdanı ve yüreğidir"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Dil, bir milletin sadece iletişim aracı değil; hafızası, vicdanı ve yüreğidir. Sevinçlerimizi, kederlerimizi, umutlarımızı ve geçmişten geleceğe taşıdığımız tüm mirası dilimizle var ederiz" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunan isimlerin onurlandırıldığı ‘2025 Türk Diline Hizmet Ödülleri Töreni’ne katıldı. Ankara Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda düzenlenen törende Bakan Ersoy, Türk dili alanında akademik, edebi ve kültürel çalışmalarıyla öne çıkan kişi ve kurumlara ödülleri takdim etti. Türk dilinin zenginliğinin yaşatılması ve toplumda dil bilincinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen tören, her yıl farklı alanlarda emek veren isimleri bir araya getiriyor. Törende yapılacak konuşmalarda, Türkçenin tarihsel serüveni, günümüzde karşı karşıya olduğu sorunlar ve dijital çağda dilin korunmasına yönelik atılan adımlar ele alındı. Bakan Ersoy’un da törende Türk diline verilen önemin altını çizerek, Bakanlık olarak yürütülen dil, kültür ve edebiyat çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ödül töreninde konuşan Bakan Ersoy, Türkçeye hizmet eden çalışmaları teşvik etmesi ve farkındalık oluşturmasını hedeflediklerini belirtti. "Türkçeye hizmet etmek, bu topraklara ve ortak kültürel birikimimize hizmet etmektir" Türkçenin ve diğer dillerin sadece bir iletişim aracı olmadığını, dillerin paha biçilemez bir değer olduğunu belirten Bakan Ersoy, "Dil, bir milletin sadece iletişim aracı değil; hafızası, vicdanı ve yüreğidir. Sevinçlerimizi, kederlerimizi, umutlarımızı ve geçmişten geleceğe taşıdığımız tüm mirası dilimizle var ederiz. Bu sebeple Türkçeye hizmet etmek; yalnızca bir kelimeyi, bir cümleyi güzelleştirmek değil; aynı zamanda bu millete, bu topraklara ve ortak kültürel birikimimize hizmet etmektir. Bugün burada; sınıflarda sabırla, sevgiyle harfleri kelimeye, kelimeleri cümleye dönüştüren öğretmenlerimizi, ömürlerini dilimizin inceliklerini anlamaya ve anlatmaya adamış kıymetli bilim insanlarını saygıyla anmak için bir aradayız. Biliyoruz ki, Türkçeye hizmet çoğu zaman görünmeyen, fakat değeri ölçülemeyen bir emektir. Bir kelimenin en doğru karşılığını bulmak için saatlerce düşünmek, bir metni defalarca gözden geçirmek, öğrencinin gözünde o ‘anlama ışığını’ görebilmek için yılmadan anlatmak; bunların hiçbiri kolay değildir. Belki çoğu zaman alkışsızdır, sahnesizdir ama bilinmelidir ki; Türkçeye harcanan her emek, milletimizin yarınlarına bırakılan en kıymetli miraslardan biridir. Dilimiz; Kaşgarlı Mahmut’tan Ali Şir Nevai’ye, Yunus Emre’den pek çok bilge ve şaire kadar sayısız ismin nefesiyle yoğrularak bugüne gelmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türk Dil Kurumu ise Türkçenin sadeleşmesi, geliştirilmesi ve bilimsel temelde incelenmesi amacıyla tarihi bir rol üstlenmiştir. Bugün de aynı sorumluluk; öğretmenlerimizin, yazarlarımızın, akademisyenlerimizin, araştırmacılarımızın ve dili özenle kullanan her bir vatandaşımızın omuzlarındadır. Çünkü Türkçeye gösterdiğimiz özen, aslında kimliğimize, kültürümüze ve geleceğimize gösterdiğimiz özendir. Bu yüzdendir ki Türkçeye özen gösteren her öğretmen bir nesli, her yazar bir düşünceyi, her dil bilimci bir kavramı, her öğrenci bir umudu büyütmektedir. Bu anlayışla Türk Dil Kurumu, dilimizin gelişmesine, doğru kullanımının yaygınlaşmasına ve bilimsel ve kültürel alanda saygınlığının artırılmasına katkıda bulunan kişi ve kurumları ‘Türk Diline Hizmet Ödülleri’ ile onurlandırmaktadır" diye konuştu. "Dil, bir milletin hem hafızası hem de kalbidir" Türkçenin korunması ve geliştirilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini ifade eden Bakan Ersoy, "Dil, bir milletin hem hafızası hem de kalbidir. Bizler düşüncelerimizi, duygularımızı, kültürümüzü ve tarih bilincimizi dilimizle geleceğe taşırız. Bu nedenle Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve incelikle kullanılması yönünde emek veren herkes, bu milletin kültür köprüsünü inşa eden mimarlarıdır. Türkçenin korunması, geliştirilmesi ve doğru kullanılması için emek veren herkesi içtenlikle takdir ediyorum. Türk Dil Kurumumuz da dilimizin bilimden sanata, teknolojiden iletişime uzanan geniş yelpazede güçlenmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Bugün, Türk diline hizmet eden herkese gönülden teşekkür ediyoruz. Yalnızca yaptığınız çalışmalar için değil; taşıdığınız sorumluluk, gösterdiğiniz hassasiyet ve Türkçeye duyduğunuz sevgi için minnettarız" şeklinde konuştu. Düzenlenen etkinliğe Bakan Ersoy’un yanı sıra Türk coğrafyasından birçok öğrenci ve akademisyen katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ve ödül takdimi ile son buldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder