KÜLTÜR SANAT
24 Mart 2026 Salı - 17:38 Bayburt’ta Nevruz coşkusu: Bayram ateşi yakıldı, örste demir dövüldü Bayburt’ta Türk Dünyası ve Toplulukları Haftası kapsamında düzenlenen Nevruz Bayramı programında şiirler okundu, halk oyunları gösterileri sahnelendi, örste demir dövülüp nevruz ateşinin üzerinden atlandı. Bayburt Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen programda, baharın gelişiyle birlikte yeniden dirilişi, birlik ve beraberliği simgeleyen Nevruz, Türk dünyasının ortak kültürel mirasını yansıtan etkinliklerle kutlandı. Kutlama programı, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Etkinlikte 17 Türk devletini temsil eden bayraklarla geçiş gerçekleştirilirken, bayrak, Nevruz Bayramı bugün ve esenlik muştusu adlı şiirler seslendirildi, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Program kapsamında Dede Korkut ve Bamsı Beyrek temsili sahnelendi. Türk dünyasının bilge atası Dede Korkut’u Kurban Çil, Bamsı Beyrek’i ise Samet Erdaş canlandırdı. Programda ayrıca izleyenlere Bamsı Beyrek Okçuluk Kulübü tarafından okçuluk gösterisi sunuldu. Türk kültüründe geçmişi eskiye dayanan, denge, kuvvet ve beceriye dayalı geleneksel spor dallarından biri olan mas güreşi, öğrenciler tarafından sergilenen gösteriyle tanıtıldı. Bayburt barlarının oynandığı kutlamalarda, nevruz geleneğinin simgeleri arasında yer alan örste demir dövme ve ateşten atlama etkinlikleri gerçekleştirildi. Programda konuşan Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, "Nevruz, aziz milletimizin köklü tarihinden süzülerek günümüze ulaşan birlik ve beraberlik, kardeşlik ruhunun en güçlü tezahürlerinden birisidir. Ortak geçmişimizin izlerini taşıyan bu kadim bayram, farklılıklarımızı zenginlik olarak gören anlayışımızın ve ortak değerler etrafında kenetlenme irademizin anlamlı bir ifadesidir. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Kafkaslar’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir gönül coğrafyasında yüzyıllardır yaşatılan Nevruz, bizlere dayanışmayı, paylaşmayı ve birlikte güç olmayı hatırlatan köklü bir mirastır" dedi. Renkli görüntülere sahne kutlamalar, at binme, ok atma, geleneksel oyunlar, ikramlar ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
24 Mart 2026 Salı - 16:44 Çorum’da nevruz coşkusu Baharın müjdecisi Nevruz, Çorum’da düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlandı. Valilik ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinesinde Hasanpaşa Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki kutlama programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Mehter ve halk oyunları gösterileri sonrası günün anlam ve önemini belirten konuşmaların yapıldığı ve şiirlerin okunduğu etkinlikte, yumurta tokuşturma, ip çekme, çuval ve yumurta taşıma yarışmaları düzenlendi. Ardından geleneksel nevruz ateşi yakıldı. Temsili demir dövme etkinliği sonrası katılımcılara çeşitli ikramlar yapıldı. "Nevruz, kardeşliğin, dayanışmanın ve ortak kültürümüzün güçlü bir ifadesidir" Programda konuşan Vali Yardımcısı Cengiz Nayman, "Nevruz, kardeşliğin, dayanışmanın ve ortak kültürümüzün güçlü bir ifadesidir. Bu anlamlı gün bizlere geçmişten aldığımız değerleri geleceğe taşıma sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Kadim medeniyetimizin beşiği olan bu topraklarda kültürel çeşitliliğimizi zenginlik olarak gören bir anlayışla birlik ve beraberliğimizi her daim korumak en büyük görevimizdir" dedi. "Esas olan bahardır ve o bahar bir gün mutlaka gelecektir" Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, "Nevruz’un en önemli özelliği, kışın karanlığı, kışın soğuğu, kışın pusu ve isi eşiğidir. Esas olan bahardır ve o bahar bir gün mutlaka gelecektir. Nevruz’un en önemli anlamı umuttur" diye konuştu. "Zamanla Anadolu’nun köklü birikimiyle Nevruz olarak yaşatılmaya devam etmiştir" Nevruzun geçmiş kökenine değinen İl Kültür Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş da, "Bu topraklarda yaklaşık 3 bin 500 yıl önce Hitit çivi yazılı tabletlerinde Purulya Bayramı olarak anılan ve Hititlerin başkenti Hattuşa’da Bahar Bayramı olarak kutlanan Nevruz, zamanla Anadolu’nun köklü birikimiyle Nevruz olarak yaşatılmaya devam etmiştir" dedi. "Yüzyıllardan beri kutlanan doğanın uyanışı, baharın başlangıcı" Birlik ve beraberlik kavramlarından bahseden Hasanpaşa Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Güneysu ise, "Yüzyıllardan beri kutlanan doğanın uyanışı, baharın başlangıcı olan Nevruz’un Türkiye yüzyılı hedefinde yürüyen ülkemizde daha nicelerinin barış, kardeşlik, birlik ve beraberlik içinde kutlanması dileğiyle tekrar hoş geldiniz diyorum" ifadelerine yer verdi. Programa Vali Yardımcısı Cengiz Nayman’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar, İl Kültür Turizm Müdürü Sümeyra Bektaş, protokol üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Kilis’te sabah kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 12:51 Kilis’te sabah kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor Kilis’te kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zahter, kentin yöresel lezzetleri arasında öne çıkıyor. Zahter ve zeytinyağıyla yapılan kahvaltıların yanı sıra sabah saatlerinde tüketilen ciğer de Kilis kahvaltısında dikkat çeken lezzetler arasında yer alıyor. Kilis’te yöresel mutfağın önemli lezzetlerinden biri olan zahter, kentin tarihi mekanlarında kurulan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olarak öne çıkıyor. Kilis’te yöresel kahvaltının sunulduğu mekanlardan biri geçmişte roketlerin düştüğü tarihi yapıda hizmet verirken, bir diğer işletme ise Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait eski bir hamamın restorana dönüştürülmesiyle misafirlerini ağırlıyor. Kilis Cumhuriyet Caddesi’nde restoran işletmeciliği yapan Erdoğan Aktaş, yaklaşık 10 çeşit içerikten oluşan Kilis zahterinin kahvaltı sofralarının baş tacı olduğunu söyledi. Aktaş, zahterin içerisinde leblebi nohudu ve susam gibi ürünlerin bulunduğunu belirterek, yöresel peynirli semirsek, lor semirsek ve Kilis kahkelerinin de kahvaltıda öne çıktığını ifade etti. Yaklaşık 17 yıldır tarihi bir mekânda Kilis halkına hizmet verdiklerini söyleyen Aktaş, "Kilis kahvaltısını özetlemekten ziyade yaşamak lazım. Sıcak pidenin tadına bakman, zeytinyağına zahteri banman lazım" dedi. Müşterilerden Habib Polat ise Kilis’e özgü zahterin önemine dikkat çekerek, "Biz kahvaltıya zahter ve zeytinyağıyla başlarız. Kilis zahteri bizim için çok değerlidir" ifadelerini kullandı. Meşetlik Mahallesi Meşetlik Meydanı’nda bulunan ve eski bir hamamın restorana dönüştürüldüğünü belirten işletmeci Mehmet Ali Alisinanoğlu da Kilis kahvaltısının zenginliğine vurgu yaptı. Alisinanoğlu, "Zahterimizi zeytinyağı ve taş fırında pişen sıcak ekmekle sunuyoruz. Kilis yeşil ve siyah zeytini, ardından tatlı olarak gün pekmezi ve tayin kürek pekmeziyle kahvaltımızı tamamlıyoruz. Ayrıca Kilis’te sabah kahvaltısında ciğer tüketimi de yaygındır. İşe gitmeden önce arkadaşlarla buluşup ciğer yemek artık gelenek haline geldi" şeklinde konuştu. Yaklaşık 10 yıldır Kilis’te yaşadığını belirten, Müşterilerden Mehmet Karaoğlan "Kilis’te kahvaltıya zahterle başlanır. Kahvaltı menüsü oldukça geniş. Adanalıyım ama Kilis’in kahvaltı sofraları da en az Adana kadar meşhur" dedi. Adana’dan gelen zahterin kahvaltıdaki önemini duyduklarını belirten Nuri Çetin , "Eski hamamdan restorana çevrilen bu mekânda tatmak istedik. Yaklaşık iki buçuk aydır hafta sonları gelmeye çalışıyoruz. Herkese tavsiye ederim" diye konuştu.
Anadolu’da 4 bin 500 yıl önce meyveler kurutularak yenmiş
14 Aralık 2025 Pazar - 12:40 Anadolu’da 4 bin 500 yıl önce meyveler kurutularak yenmiş Kayseri tarihini 6 bin yıl öncesine dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ’Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde yapılan kazılarda elma, üzüm gibi meyveler kurutulmuş halde bulundu. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; kazılarda kızılcık kurutmasına da rastlanıldığını ve şimdiye kadar bunun Anadolu’da görülmediğini söyledi. Kayseri-Sivas kara yolu üzerinde bulunan ve 77 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en uzun arkeolojik kazılarından olan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ediyor. 1948 yılında başlayan ve aralıksız devam eden kazılarda kurutulmuş meyveler de bulundu. Bulunan meyvelerin Anadolu botaniğine katkı sunacağını ifade eden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, "Günümüzden 4 bin 500 yıl öncesindeki alanlarda yaptığımız çalışmalarda, kutsal oda olabilecek bir mekân araştırdık. Bu odanın içinde önceki sezonlarda çok sayıda tanrı, tanrıça tasvirlerini taşıyan figürler bulmuştuk. İkinci odada da aynı şekilde çok sayıda figürler gelmeye başladı. Bunların yanında büyük ihtimalle hasır sepetlere konulmuş ya da bez torbalar içinde çok sayıda kurutulmuş meyve de bulduk. Kurutulmuş meyveler arasında net olarak söyleyebileceklerimiz; küçük elma, üzüm ve kızılcık meyvelerinin kurutulmuş bir biçimde bulduk. Bunların günlük hayatta kullanılmış olmasını beklersiniz ama bu meyveler muhtemelen törenler sırasında tüketilen meyve kurularıydı. Üstelik meyve kurusu Kayseri’de hala popülerdir. Bütün dönemlerde elma, üzüm kurutulur. Kızılcık kurutmasına Anadolu’da çok rastlamak mümkün değil, hatta şimdiye kadar yoktu. Bunları bizim paleobotanik ekibimiz kimliklendirdi, ne tür cins olduğunu onlar söyledi. Bence Anadolu’nun botaniğine ve meyve türlerine bir katkı yapacağını düşünüyorum" dedi.
Sancaktepe’de âşıklar geleneği geleceğe taşındı
14 Aralık 2025 Pazar - 12:18 Sancaktepe’de âşıklar geleneği geleceğe taşındı Sancaktepe Belediyesi, Anadolu’nun köklü kültürel miraslarından biri olan âşıklık geleneğini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Âşıklar Şöleni düzenledi. Değişen toplumsal ve kültürel yapıya rağmen yüzyıllardır varlığını sürdüren âşıklık geleneği, Sancaktepe’de düzenlenen özel bir programla yeniden hayat buldu. Alanında usta âşıkların sahne aldığı şölen, katılımcılara hem duygu dolu hem de keyifli anlar yaşattı. Usta âşıklar aynı sahnede buluştu Sancaktepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen âşıklar şölenine Belediye Başkanı Alper Yeğin de katıldı. Programda sahne alan âşıklar; Anadolu insanının sevinçlerini, acılarını, umutlarını ve toplumsal sorunlarını sazları ve sözleriyle dile getirdi. Geleneksel deyişler ve karşılıklı atışmalar, izleyicilerden büyük alkış aldı. Kültürel miras yaşatılıyor Âşıklık geleneğinin yalnızca bir müzik türü değil, aynı zamanda sözlü tarih ve halk bilinci açısından önemli bir kültürel değer olduğuna dikkat çekilen etkinlikte, bu geleneğin korunması ve genç kuşaklara aktarılmasının önemi vurgulandı. Şölen, farklı yaş gruplarından katılımcıları bir araya getirerek kültürel paylaşımın güçlenmesine katkı sundu. Sancaktepe Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan yaklaşımıyla hayata geçirilen âşıklar şöleni, Anadolu’nun kadim değerlerini yaşatmaya yönelik önemli bir adım olarak hafızalarda yer etti. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin şölende yaptığı konuşmada Sancaktepe’de aşıklar şöleninin bir gelenek haline geldiğini ve bu geleneğini her yıl sürdüreceklerini belirterek, "İlçemizde bir gelenek haline gelen ve Anadolu âşıklık geleneğinin usta isimlerinin bir araya geldiği âşıklar şöleni programında kültürümüzü yaşatan, geleneğimizi yarınlara taşıyan tüm âşıklarımıza, katılımcılarımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
Kahramanmaraş’ta bakır ustalarının çekiç sesleri asırlık çarşıda hâlâ yankılanıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 09:25 Kahramanmaraş’ta bakır ustalarının çekiç sesleri asırlık çarşıda hâlâ yankılanıyor Kahramanmaraş’ta Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda asırlardır süren zanaat kültürü, azalan usta sayısına rağmen yaşamaya devam ediyor. Şehrin simgelerinden olan çekiç sesleri, son yıllarda eski yoğunluğunu kaybetse de hâlâ sokaklarda yankılanıyor. Kazandan tava ve süs eşyalarına kadar onlarca çeşit bakır ürünün el işçiliğiyle üretildiği çarşıda, ustalar geleneksel mesleği ayakta tutmak için mücadele veriyor. Dulkadiroğlu ilçesindeki Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda bakırcılık geleneği yüzyıllardır yaşatılmaya devam ediyor. Son yıllarda usta sayısında azalma olsa da çekiç sesleri hâlâ çarşının sokaklarında yankılanıyor. Kazan, tencere, bakraç ve onlarca çeşit bakır ürün, ustaların elinde şekil alarak Türkiye’nin birçok şehrine gönderiliyor. Şehrin en eski zanaat alanlarından biri olan bakırcılık, çarşıdaki atölyeler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini görüyor. Ham halde gelen bakır ve alüminyum levhalar, ustaların el işçiliğiyle işlenerek kullanıma hazır hâle getiriliyor. Çarşı esnafı, bakırcılık mesleğinin özellikle gençler tarafından tercih edilmediğini belirtirken, en büyük sıkıntının yetişecek eleman bulamamak olduğunu ifade ediyor. Sokaklarında asırlık zanaatin yaşatıldığı Bakırcılar Çarşısı’nda 30 yıldır çalışan usta Mustafa Gümüşkaşık, üretim sürecine ve mesleğin zorluğuna ilişkin şunları söyledi: "Burada kendi imalatımız olan alüminyum kazan ve bakraç üzerine çalışıyoruz. Otuz yıldan beri bu işi yapıyorum, gücümüzün yettiği yere kadar da devam edeceğiz. Kırsal kesimdeki köylü insanlarımızdan şehir dışındaki vatandaşlara kadar her tarafa gönderiyoruz. Kazanların ebatları değişiyor; büyüğü küçüğü var. En büyük olanı 110 santimetre. Kaç tane yaptığımı da sayamadım, binlerce diyebilirim. Malzeme bize ham hâlde geliyor. Birleşmesi, zıvanası derken aşaması çok. Akşama kadar çekiş alıyoruz burada. Çalışmadığımız zaman daha çok yoruluyoruz çünkü vücut istiyor. Alüminyumun kilosunu burada 350-400 lira civarında alıyoruz. Genelde Elazığ ve Adıyaman tarafından da isteyen çok. Ama eleman yok. En büyük sıkıntımız bu. Şu anda bütün meslek dallarında sıkıntı var. Gençler çalışmayı sevmiyor, sadece bu işte değil, tüm işlerde durum aynı." Esnaf İrfan Yorulmaz ise, "50 yıldır bu mesleği yapıyoruz. Genellikle el emeği ürünler, güğümler, cezveler ve benzeri eşyalar yapıyoruz" dedi.
’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli büyük ilgi görüyor
14 Aralık 2025 Pazar - 09:05 ’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli büyük ilgi görüyor Muğla Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Birimi tarafından hazırlanan ’Muğla’nın Değerleri’ adlı kısa metrajlı belgesel dizisi, Valiliğin sosyal medya hesaplarında yayınlanmaya başlamasının ardından büyük ilgi gördü. Kısa sürede binlerce izlenmeye ulaşan yapım, hem görsel hem de sözlü içerikleriyle Muğla’nın zengin kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Belgesel dizisi, Muğla’nın unutulmaya yüz tutmuş mesleklerini, Muğla ekonomisine katkı sunanları, geleneksel yaşam biçimlerini ve yerel değerlerini kayıt altına alarak kentin tarihine önemli bir not düşüyor. Her bölümde yeni yüzler ile yaşamları, meslekleri, mesleki hatıraları ile ekonomiye sundukları katkı ele alınıyor. Vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine Muğla Valiliği, yeni bölümler çekmeye devam ediyor. Her bölümde farklı yüzler, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler ve kültürel zenginlikler izleyicilerle buluşuyor. Muğla Valiliği sosyal medya hesaplarından aralıklarla yayımlanan ’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli, ilk bölümünden bu yana pek çok değeri ve onlara ait hatıraları paylaşarak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Belgesel dizisinin önümüzdeki dönemde de Muğla’nın tarihi, kültürel ve ekonomik kimliğine katkı sunan yeni yüzleri tanıtma misyonunu sürdüreceği ifade edildi. Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Muğla’nın bir turizm kenti olmasının yanında bir kültür kenti olduğunu, yaşayan çok sayıda değerlerin bulunduğunu, Muğla Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü birimi tarafından tarihe not düşülmesi anlamında her hafta kısa metrajlı belgesellerin hazırlandığını açıkladı. Vali Akbıyık, bu belgesellerin bundan sonra da devam etmesi için destek verdiğini belirterek, "Bizim tarihimizden kaynaklanan, kültürümüzden kaynaklanan çok değerli vatandaşlarımız var, sanatkârlarımız, zanaatlarımız var, geleneklerimiz, göreneklerimiz var, tarihi çınarlarımız var. Bunların da topluma tanıtılması, bizim Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğümüz, sosyal medya ile uğraşan arkadaşlarımız çok güzel Muğla belgeselleri yapıyorlar ve ciddi destek ve ilgi görüyor Muğla’da. Ve en çok izlenme ve beğeni alan paylaşımlarımız Muğla’nın Değerleri. Birçok bölüm yapıldı. Özellikle de toplumun kabul gördüğü bazıları kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarımız gibi bölümler hazırladılar. Bundan sonra bu devam edecek. Biz Muğla’mızı her yönüyle tanıtmaya çalışıyoruz. Bu değerlerimiz de hem bunların yaşatılması, tarihi bir not düşülmesi anlamında önemli, hem de devamı anlamında önemli. Bir bakır işçiliğinden tutup Helvacı Amca’ya kadar birçok değerlerimiz var. Önceki bölümde Milas Çomakdağ’ında, yine Milas’ta başka bir mahallemizde, zurna-davul ile ilgili bir belgesel yapıldı. Gerçekten çok beğeni topluyor ve bize en çok da bunların devam etmesi yönünde talep geliyor. Biz de bunu 13 ilçemiz ile Muğla’mız yeryüzü cenneti her şeyiyle, insanıyla, sanatıyla, doğasıyla, tarımıyla, ormanıyla bunları yaşatmak, hem turizm anlamında hem de bunların tarihi bir not düşülmesi anlamında topluma tanıtmak için bu belgeselleri yapıyoruz. Yapan arkadaşlar çok başarılı. Hepsine teşekkür ediyorum" dedi.
Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri Arnavutköy’de coşkuyla başladı
13 Aralık 2025 Cumartesi - 23:25 Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri Arnavutköy’de coşkuyla başladı Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya’nın köklü kültürü, yöresel lezzetleri ve sahne programlarıyla üç gün sürecek Memleket Günleri Arnavutköy Şehir Parkı’nda yoğun katılımla başladı. Arnavutköy Belediyesi tarafından düzenlenen Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri, Arnavutköy Şehir Parkı’nda kapılarını açtı. Açılış programına Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, sivil toplum kuruluşları ve dernek başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yöresel tatlar, el sanatları ve kültürel zenginlikler bir arada Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya’nın kadim kültürünü Arnavutköy’e taşıyan etkinlik alanında, yöresel ürün stantları, el sanatları sergileri ve kültürel sunumlarla dolu dolu bir atmosfer oluşturuldu. Adıyaman’ın çiğ köftesi ve yöresel lezzetleri, Kahramanmaraş’ın dünyaca ünlü dondurması ve mutfağı, Malatya’nın kayısısı ve geleneksel ürünleri kurulan stantlarda ziyaretçilerle buluştu. Vatandaşlar, üç gün boyunca üç şehrin mutfak kültürünü yakından tanıma ve yöresel ürünleri inceleme imkanı buldu. Başkan Candaroğlu: "Birlik, emek ve kardeşlik Arnavutköy’ün ortak değeridir" Açılışta konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ın Anadolu’nun dayanışma geleneğini en güçlü şekilde temsil eden şehirler olduğunu vurguladı. Üç memleketin ortak paydasının birlik, emek ve kardeşlik olduğuna dikkat çeken Candaroğlu, Memleket Günleri ile bu güçlü kültürel mirasın Arnavutköy’de yeniden hayat bulduğunu ifade etti. Arnavutköy’ün Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanları aynı mahallede, aynı sofrada buluşturan bir ilçe olduğunu belirten Candaroğlu, "Burada hangi memleketten geldiğimizin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan birlikte yaşamanın, paylaşmanın ve kardeşliğin değerini bilmektir. Hamdolsun bu kardeşlik kültürünün izlerini ilçemizin 38 mahallesinin tamamında görmek mümkündür" dedi. Memleket Günleri’nin bu dayanışma ruhunun en güzel örneklerinden biri olduğunu dile getiren Candaroğlu, farklı kültürlerin Arnavutköy’ün zenginliği olduğunu vurgulayarak, "Yemeklerimiz, geleneklerimiz farklı olabilir ama paylaşıldığında hissettirdiği duygu aynıdır. Bu duygu kardeşliktir, dayanışmadır, muhabbettir" ifadelerini kullandı. Latif Doğan’dan coşkulu açılış konseri Memleket Günleri’nin ilk gününde sevilen sanatçı Latif Doğan sahne aldı. Alanı dolduran vatandaşlar, Latif Doğan’ın seslendirdiği türküler ve sevilen eserler eşliğinde unutulmaz bir akşam yaşadı. Konser, açılış coşkusunu zirveye taşıdı. Etkinliklerin ikinci gününde sevilen sanatçı Kıraç, Arnavutköy Şehir Parkı’nda sahne aldı. Kıraç’ın seslendirdiği sevilen şarkılar ve güçlü sahne performansı, alanı dolduran binlerce vatandaşa müzik dolu bir gece yaşattı. Konser boyunca hep bir ağızdan söylenen şarkılar, Memleket Günleri’nin kardeşlik ve birlik atmosferini daha da pekiştirdi. Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri, pazar akşamına kadar Arnavutköy Şehir Parkı’nda yöresel lezzetler, kültürel etkinlikler ve sahne programlarıyla devam edecek. Organizasyon, İstanbul’un dört bir yanından gelen ziyaretçileri kardeşlik ve dayanışma atmosferinde bir araya getirmeyi sürdürecek.
Bakan Ersoy: "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 16:34 Bakan Ersoy: "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak. Bu, dilimizin bin yıllık yolculuğunun en güzel tescilidir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, UNESCO’nun 3 Kasım tarihinde aldığı kararla 15 Aralık’ın resmen ‘Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ olarak ilan edilmesini değerlendirdi. Bakan Ersoy yaptığı açıklamada, "UNESCO’nun bu tarihi kararı, Türk dilinin köklü geçmişinin ve zengin mirasının uluslararası alanda tescillenmesi anlamına geliyor. Bu karar, sadece Türkiye için değil, tüm Türk dünyası için gurur verici bir başarıdır" diye konuştu. 15 Aralık tarihinin seçiminin ayrı bir anlam taşıdığına dikkati çeken Bakan Ersoy, "1893 yılında Danimarkalı bilim insanı Vilhelm Thomsen’in Orhun Yazıtlarını çözerek Türk dilinin köklü tarihini bilim dünyasına kanıtladığı gün olan 15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak. Bu, dilimizin bin yıllık yolculuğunun en güzel tescilidir" ifadelerini kullandı. "Bu başarı, Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin somut göstergesidir" Kararın Türkiye Cumhuriyeti ve Türk devletlerinin ortak çalışmasıyla hayata geçtiğini vurgulayan Ersoy, "Bu başarı, Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin somut göstergesidir. UNESCO ailesine bu vizyoner kararları için teşekkür ediyor, ortak hazırlık sürecinde emeği geçen tüm Türk devletlerinin temsilcilerini yürekten kutluyorum" açıklamasında bulundu. Bakan Ersoy, kararın Semerkant’ta ilan edilmesinin de ayrı bir önem taşıdığını belirterek, "UNESCO’nun bu kararını Türk kültürünün kadim merkezlerinden Semerkant’ta duyurması, kültürel kökenlerimizle kurduğumuz güçlü bağı bir kez daha gözler önüne seriyor" değerlendirmesinde bulundu. "Dilimiz, kültürümüzün en değerli hazinesidir" Ersoy, UNESCO’ya teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Bu karar, Türk dilinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusundaki çabalarımızı küresel ölçekte destekliyor. Dilimiz, kültürümüzün en değerli hazinesidir. Bu tarihi karara vesile olan herkese ve UNESCO’ya şükranlarımı sunuyorum. 15 Aralık artık tüm Türk dünyasının kutlayacağı, dil bilincinin güçleneceği özel bir gün olacak."
Anadol araçlarının sergilendiği ’Anadol’un Doğuşu Sergisi’ ziyarete açıldı
13 Aralık 2025 Cumartesi - 16:31 Anadol araçlarının sergilendiği ’Anadol’un Doğuşu Sergisi’ ziyarete açıldı Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, Ankara Resim Heykel Müzesi’nin bahçesi ve faye alanında Anadol Kulübü işbirliği ile gerçekleştirilen 9 gün sürecek sergi, pasta merasimi eşliğinde bugün ziyarete açıldı. Türk otomobil tarihinin simgelerinden biri olan Anadol’un tarihi yolculuğu ve doğuş hikayesinin anlatıldığı Anadol’un Doğuşu Sergisi ziyarete açıldı. Anadol araç sahipleri ve tüm Anadol severlerin bir araya geldiği organizasyonda gazete ve dergi kupürleriyle Anadol aracının tarihi hikayesi anlatıldı. Toplam 16 klasik Anadol aracının sergilendiği organizasyonda nostaljik görüntülere sebep oldu. "16 adet otomobil var " Sergiye ilişkin açıklamalarda bulunan organizasyon sahibi Ramazan Cabbar, "Bu müzede etkinliği, 59’uncu Anadol’un banttan inişin tarihini kutlamak amacıyla gerçekleştirilmesi. Dönem gazete ve araçların hepsi orijinaldir, 67-91 yılları arasıdır. Sergimiz 10 gün açık kalacak, 16 adet otomobil var. Ankara halkına Renkli görüntü oluşturacak "dedi. "Anadol benim şuanda en önemli hayat arkadaşım" Organizasyonda kendi aracını sergileyen Yunus Emre Şimşek ise "Anadol benim için bir yaşam tarzı, her şeyimiz. Emekli olduktan sonra bütün vaktimizi onunla geçiriyorum. Benim şuanda ki en önemli hayat arkadaşım gibi bir şey" ifadesinde bulundu. "Ailemizin daha önce bu araçları vardı" Sergiyi ziyaret eden ve Anadol arabasına hayranlık duyduğunu kaydeden Kerem Günüç ise, "Buradan geçerken 9 yaşında ki oğlum ile hiç görmediği bu araçları gördük. Arabaların ne olduğunu sordu. Ailemizde daha önce vardı bu araçlardan. Bizde bindik" açıklamasında bulundu.
"Çocukluktan Sınıfa, Sınıftan Hayata Rıfat Ilgaz Sempozyumu" başladı
13 Aralık 2025 Cumartesi - 13:29 "Çocukluktan Sınıfa, Sınıftan Hayata Rıfat Ilgaz Sempozyumu" başladı Nilüfer Belediyesi’nin 2025 yılı boyunca toplumun farklı kesimlerini usta yazar Rıfat Ilgaz’ın eserleriyle buluşturduğu etkinlikler, geniş katılımlı bir sempozyumla sona eriyor. Nâzım Hikmet Kültürevi’nde başlayan sempozyumda, Ilgaz’ın edebi mirası ve yaşamı ele alınıyor. Nilüfer Belediyesi tarafından 11 yıldır sürdürülen ve 2025 yılında Türk edebiyatının çınarlarından Rıfat Ilgaz’a adanan "Yılın Yazarı" etkinlikleri, sempozyum ile tamamlanıyor. "Çocukluktan Sınıfa, Sınıf’tan Hayata Rıfat Ilgaz Sempozyumu" başlığıyla Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen ve iki gün sürecek etkinlik, çok sayıda yazar, akademisyen ve edebiyatseveri bir araya getirdi. Sempozyumun açılış programına Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve Rıfat Ilgaz’ın ailesi adına gelini Nilgün Ilgaz katıldı. "Ilgaz’ın aydınlığını Nilüfer’in her köşesine taşıdık" Sempozyum, editörlüğünü Turgay Fişekçi’nin üstlendiği "Ilgaz Anadolu’nun Sen Yüce Bir Dağısın" sergisinin açılışıyla başladı. Serginin ardından başlayan sempozyumun açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yıl boyunca Rıfat Ilgaz’ı hayatın her alanına taşıdıklarını belirtti. Proje kapsamında büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, "Yıl boyunca 142 farklı oturum gerçekleştirdik ve 4 bin 500’den fazla edebiyatseverle buluştuk. Okullarda, kütüphanelerde, fabrikalarda; çocuklar, gençler, kadınlar ve işçilerle Rıfat Ilgaz okuduk. O, toplumun dertlerini dert edinen, ömrü mücadeleyle geçen bir aydındı. Baskılara rağmen susmadı, edebiyatla toplumsal mücadeleyi birbirinden ayırmadı. Biz de O’nun bu onurlu duruşunu ve aydınlığını Nilüfer’in her köşesine taşıdık" dedi. "Eserleri kalıcı bir kültürel miras" Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Orkun Gazioğlu da, yapılan etkinliklerin Rıfat Ilgaz’ın düşünce dünyasını kente taşımak adına değerli olduğunu belirterek, yazarın eserlerinin nesiller boyu sürecek kalıcı bir kültürel miras sunduğunu ifade etti. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ise Rıfat Ilgaz’ın siyasi duruşu nedeniyle yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "O, ‘Sınıf’ın mimli ozanıydı ama halkının sevgilisiydi. Bize hayatı öğretti. Aradan geçen yıllara rağmen eserlerinin hala capcanlı olduğunu bu yıl bir kez daha gördük" diye konuştu. Ailesinden teşekkür Törende konuşan Rıfat Ilgaz’ın gelini Nilgün Ilgaz, ailesi adına Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Ilgaz, "Rıfat Ilgaz, aydınlanmacı duruşuyla toplum hafızasında iz bırakan bir yazardı. Eserlerinde hep içimizden insanlar; işçiler, öğrenciler vardı. Zorluklara rağmen kalemiyle hep aydınlıktan yana oldu. Ailesi olarak bıraktığı mirasla gurur duyuyoruz" dedi. Proje Danışmanı Turgay Fişekçi de Rıfat Ilgaz’ın sadece Hababam Sınıfı ile değil, 1940 toplumcu kuşağının önemli bir ozanı olarak da anılması gerektiğini vurgulayarak, sempozyumda yazarın bilinen ve bilinmeyen yönlerinin konuşulacağını belirtti. Açılış bildirisi ve tiyatro gösterimi Konuşmaların ardından, sağlık sorunları nedeniyle sempozyuma katılamayan yazar Adnan Özyalçıner’in kaleme aldığı açılış bildirisi C. Hakkı Zariç tarafından okundu. Bildiride, Ilgaz’ın "Sınıf" kitabı nedeniyle yaşadığı baskılara rağmen, mizahı bir aydın sorumluluğuyla kullandığına ve umudunu gençlere bağladığına dikkat çekildi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilgün Ilgaz, Turgay Fişekçi ve C. Hakkı Zariç ile sempozyumun sponsoru Minteks Sanat’ın kurucusu Minteks Şirketler Grubu Başkanı Özkan İrman’a günün anısına hediye verdi. Sempozyumun ilk günü, Gül Göker’in yazıp yönettiği ve yazarın hayatını konu alan "Bir Yeryüzü Ozanı: Rıfat Ilgaz" isimli film-tiyatro gösterimiyle sona erdi. Sempozyum, ikinci gününde yapılacak 5 oturumun ardından düzenlenecek "Yılın Yazarı Öykü Ödülü" töreni ile sona erecek.
Fotoğrafın kalbi Bursa’da atıyor
13 Aralık 2025 Cumartesi - 13:17 Fotoğrafın kalbi Bursa’da atıyor Dünyanın sayılı etkinlikleri arasında yer alan Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali, 15. kez kapılarını açtı. Türkiye’den ve dünyadan birçok fotoğraf sanatçısını buluşturan festivalle, fotoğraf sanatının kalbi Bursa’da atıyor. Türkiye’nin en büyük fotoğraf festivali olma başarısı gösteren ‘Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali’, yurt içinden ve yurt dışından önemli fotoğraf sanatçılarını ve fotoğrafa gönül verenleri Bursa’da bir araya getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (BUFSAD) iş birliğiyle bu yıl ‘Kırılma Zamanı’ temasıyla hazırlanan festival, Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle 15. kez kapılarını açtı. 12 farklı mekanda sergi Küratörlüğünü Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan’ın üstlendiği festival, 12 Aralık-12 Ocak tarihleri arasında 15 uluslararası, 15 ulusal fotoğrafçı, videoyla eser üreten 7 sanatçı, 8 kolektif, 11 genç, 7 engelli birey ve 20 çocuk fotoğrafçının çalışmalarını 12 farklı mekânda fotoğraf tutkunlarıyla buluşturacak. Festival kapsamında sergilerin yanı sıra bir ay boyunca paneller, söyleşiler, sanatçı konuşmaları, atölyeler ve portfolyo değerlendirmeleri düzenlenecek. 15. FotoFest’in uluslararası bölümüne; Forough Alael, Abir Abdullah, Berge Arabian, Laura Chen, Issa Touma ve FEMLENS Kolektifi’nin sanatçılarının da içinde yer aldığı isimler konuk olacak. Türkiye’den ise Bülent Kılıç, Emin Altan, Rana Öztürk, Yiğit Günel, Ayla Güvenç, Ali Saltan, Kemal Aslan, Burcu Ertunç, A. Nur Türk, Cenk Erdoğan, Rıza Erdeğirmenci gibi önemli fotoğrafçılar festivalde yer alacak. Türkiye’deki fotoğraf kolektiflerinin de dahil edildiği festivalde, gençlerin, engelli bireylerin ve çocuk fotoğrafçıların üretimleri de sergilenecek. "Fotofest’in çok daha güçlü olması için çalışıyoruz" Festivalin ilk gününde 5 farklı mekanda 14 sanatçının çalışmaları sergilenerek gün boyunca fotoğraf tutkunlarıyla buluşturuldu. Tayyare Kültür Merkezi’ndeki açılış programında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali’nin kentin kültür ve sanat yaşamına büyük değer kattığını söyledi. Festivalin geçmiş yıllara göre çok daha geniş bir kitleye ulaşarak hem sanat çevrelerinde hem de toplumda güçlü bir etki oluşturduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, "Her yıl çıtayı yükselterek sürdürdüğümüz FotoFest’in, çok daha güçlü ve çok daha etkili bir festival olması için kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Artık Bursa’da her 15 günde bir sanat etkinliğinin olması gerektiğine inanıyorum. İleride bu haftada bire de düşebilir. Bunu sadece resmi kurumların uhdesinde değil, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde ortaya koymalıyız. Bursa bu zamana kadar birçok sanatçı yetiştirmiştir. Bursa’nın değerlerine sahip çıkmalıyız" dedi. "Fotofest, güçlü bir kültür mirasıdır" Bu yılın teması olan ‘Kırılma Zamanı’nın, dünyanın ve hayatların farklı dönemlerinde yaşanan kırılganlıkları, dönüşümleri ve yeni başlangıçları fotoğrafın güçlü diliyle aktardığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, "FotoFest bir ay boyunca kentimizin kültür haritasını zenginleştirecek. Fotoğrafın dönüştürücü gücünü hem yerel hem küresel ölçekte tartışmaya açarak geniş bir diyaloğun kapılarını aralayacak. Büyükşehir Belediyesi olarak kültür-sanatın evrensel dilini kentimizin her noktasına yayarken, FotoFest ile fotoğrafın birleştirici ve dönüştürücü gücünü toplumla buluşturmaya devam ediyoruz. FotoFest, güçlü bir kültür mirasıdır. Bu mirası, gençlerimizi de sürecin birer parçası yaparak geleceğe taşımayı hedefliyoruz. Tüm sanatseverleri bu özel seçkiyi keşfetmeye davet ediyorum. Festivalin, kentimize, ülkemize ve tüm sanatseverlere ilham vermesini diliyorum" diye konuştu. "Festivalde değişimin yansımalarını göreceksiniz" Festival Küratörü Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay, fotoğraf sanatının toplumsal ve kişisel kırılmaların tanığı olarak farklı temsil imkanlarını sunduğunu anlattı. Fotoğrafın kendi yapısında da kırılmalar meydana geldiğini söyleyen Akarçay, "Dijitalleşmeyle birlikte fotoğrafın yüzeyi değişti. Bilgisayar temelli üretimlerle fotoğrafik bakış çoğaldı. Fotoğraf olmayan bir fotoğraf diye tanımlama yapıldı. Bu seneki festivalde de bu değişimin yansımalarını göreceksiniz. Basın fotoğrafından geleneksel belgesele, kolajlardan çağdaş belgesele, yapay zekayla üretilen hayali mevhuma dair fotoğrafa geniş bir temsiliyeti olan festival içeriği oluşturuldu. FotoFest, 15. yılında dünya fotoğrafındaki en güncel ve kritik eğilimleri Türkiye izleyicisiyle buluşturma misyonunu sürdürüyor. Festivalin gerçekleşmesinde verdiği destek için Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür ediyorum " dedi. Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, festivale katkı sunmaktan büyük onur duyduklarını dile getirerek programın halka bir nefes olmasını, geleceğe dair umudu ve inancı tazelemesini diledi. BUFSAD Başkanı Tarık Akkurt, FotoFest’te yer alan her karenin bir kırılma anının tanığı olduğunu ifade ederek festivale katılan tüm sanatçılara teşekkür etti. BUFSAD Onur Üyesi Ceyhun İrgil, Türkiye’nin en büyük fotoğraf festivalinin Bursa’da yapılıyor olmasından gurur duyduğunu belirterek festivalde emeği geçenlere ve sürdürenlere teşekkür etti. Konuşmalardan sonra Başkan Mustafa Bozbey tarafından Küratörler Prof. Dr. Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan’a emeklerinden dolayı plaket verildi. Açılış programı, Volkan Çetin’in ‘Zamanın Yankıları’ adlı film gösteriminin ardından sona erdi.