KÜLTÜR SANAT
Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" 01 Ocak 2026 Perşembe - 17:44:50 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.
01 Ocak 2026 Perşembe - 16:09 Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık ’Manisa’ fotoğraf sergisine hazırlanıyor Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık, "Manisa" temalı fotoğraf sergisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Varlık, sergi kapsamında Manisa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerini objektifiyle belgeleyerek kentin görsel hafızasına katkı sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilecek serginin, Manisa merkezde ve ilçelerde sanatseverlerle buluşturulması planlanıyor. Sanatçı, çektiği fotoğraflarla "Şehzadeler Şehri" Manisa’nın zengin kültürel mirasını gözler önüne serecek. Hayatının 55 yılını fotoğrafa ayıran 73 yaşındaki Ali Hikmet Varlık, 1970 yılından bu yana fotoğraf sanatıyla ilgileniyor. İstanbul’da, Türkiye’nin önemli fotoğraf sanatçılarından Gültekin Çizgen’in Fotoğraf Atölyesi’nde çalışan Varlık’ın biyografisi ve fotoğrafları; Ana Britannica Ansiklopedisi, Comton’s Genel Kültür Ansiklopedisi, Türkiye’de Kim Kimdir Ansiklopedisi, Temel Britannica Ansiklopedisi, Görsel Genel Kültür Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi ile Plastik Sanatçılar Ansiklopedisi gibi birçok önemli kaynakta yayımlandı. Ali Hikmet Varlık, Türkiye’nin ilk fotoğraf müzesi olan Balıkesir Ulusal Fotoğraf Müzesi ve Mi. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığının kurulmasında da önemli rol oynadı. Sanatçı, Balıkesir Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nin (BASAF) kurucu yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı. Manisa fotoğraf sergisine ilişkin değerlendirmede bulunan Varlık, "Şehzadeler Şehri Manisa’nın fotoğraflarını çekerek Manisalı sanatsever hemşehrilerime sunmaktan büyük gurur duyacağım" dedi. Manisa ve ilçelerinde de çekimler yapacak olan Varlık’ın fotoğraf sergisinin ilkbaharda açılacağı öğrenildi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 13:14 Mersin’de 2026 coşkusu sokaklara taştı Mersin Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılını karşılamak amacıyla Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlediği ’Yılbaşı Sokak Partisi’, Mersinlilere unutulmaz bir gece yaşattı. Rengarenk ışıklar, müzik ve dans gösterileriyle adeta festival havasında geçen etkinlikte, 7’den 70’e binlerce vatandaş yeni yıla coşku içinde girdi. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen etkinlikte Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılını birbirinden renkli organizasyonlarla uğurlarken, 2026 yılına da büyük bir heyecanla "merhaba" dedi. Aralık ayı boyunca Yılbaşı Pazarı, sokak etkinlikleri ve konserlerle kent genelinde yılbaşı atmosferi oluşturan Büyükşehir Belediyesi, yılın son gecesinde de Mersinlilerin hafızalarında iz bırakacak bir organizasyona imza attı. Mersinlilerden yeni yıla coşkulu ‘merhaba’ Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlenen ’Yılbaşı Sokak Partisi’nde DJ Mustafa Cengiz performansıyla eğlence başlarken, DetoxBand sahne alarak coşkuyu zirveye taşıdı. Latife Güler Dans Grubunun gösterileriyle 2025’e veda eden vatandaşlar, gecenin finalinde Nihat Sırdar ile 90’lar Kafası etkinliğiyle geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Saatler boyunca yerli ve yabancı şarkılar eşliğinde dans eden Mersinliler, yeni yılın ilk dakikalarını meydanı dolduran coşkulu kalabalıkla birlikte karşıladı. Büyükşehir ekipleri yılbaşı gecesi sahadaydı Mersin Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yeni yıla huzur ve güven içerisinde girebilmesi için tüm birimleriyle yılbaşı gecesi görev başında yer aldı. Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri olası olumsuzluklara karşı sahada hazır beklerken, Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından toplu taşımada ek seferler düzenlendi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri ise acil durumlara karşı müdahale için hazır bulundu. Belediyenin tüm birimlerinin koordineli çalışmasıyla yılbaşı gecesi sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Vatandaşlardan teşekkür Etkinliğe katılan vatandaşlardan Güzin Türkmen, "Harika bir etkinlik, Vahap Seçer Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Yeni yılda sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum" derken, ilk kez bu tür bir etkinliğe katıldığını belirten Evin Dolma ise "Etkinliği çok beğendim, güvenlik mükemmeldi. Huzurlu bir yaşam istiyorum" ifadelerini kullandı.
Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:56 Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle yürütülen "Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi" kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle teslim edildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından organize edilen programa, İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, Bingöl Ziraat Odası Başkanı Haşim Bürkek, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü, çiftçiler ve teknik personel katıldı. Proje kapsamında ilde toplam 140 dekar alanda iyi tarım uygulamalarıyla ceviz yetiştiriciliği yapıldığı bildirildi. Çiftçilere verilen desteklerle birlikte üretimde modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, verimlilik ve ürün kalitesinin artırılması hedefleniyor. İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, projenin bölge tarımı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Ceviz Bingöl için stratejik bir ürün. İyi tarım uygulamalarıyla hem üreticimizin emeğini daha verimli hale getiriyoruz hem de tüketicilerimize daha sağlıklı ve güvenilir ürünler sunuyoruz. Bu tür projelerle üretimi geleceğe daha güçlü taşıyacağız" dedi.
Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:45 Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği işbirliğiyle 12’ncisi düzenlenen "Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nin ödül töreni gerçekleştirildi. "Türk’ün Ataları" temasıyla organize edilen festivalde, en iyi 7 senaryo ve en iyi 4 kısa film ödül aldı. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen ödül törenine, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Güney, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, BTSO Yönetim Kurulu ve Meclis Divan Kurulu üyeleri, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli ile akademisyenler, sinema dünyası temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Programın ilk bölümünde Metehan, Bilge Kağan, Sultan Alparslan, Alaeddin Keykubat, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk için yapay zekâ ile oluşturulan filmler konukların beğenisine sunuldu. Film gösterimlerinin ardından, tematik senaryo yarışmasında dereceye giren senaristler için ödül töreni düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivalinin Ödül Töreni’nin açılışında yaptığı konuşmada, kültür ve sanatın kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Başkan Burkay, Türk devletlerinin tarih boyunca sadece siyasi hâkimiyet kurmadığını, aynı zamanda ilim, sanat, adalet ve kültürle yoğrulmuş bir medeniyet inşa ettiğini belirterek, "Atalarımızın kurdukları düzen siyasi hâkimiyetle sınırlı kalsaydı, geride kalıcı bir medeniyet değil, geçici bir iktidar olurdu. Oysa onlar insanı merkeze alan bir anlayışla çağları aşan değerler ortaya koydu" dedi. "İhraç ettiğiniz değerler de önemli" Ekonomide büyüme rakamlarının önemli olduğunu ancak kalkınma hamlesi için tek başına yeterli olmadığını dile getiren Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Fabrikalarla, yollarla, köprülerle büyürsünüz ancak tüm bunlar sanatla, kültürle, bilimle ve eğitimle desteklendiğinde kalkınmış olursunuz. Bir ülkenin gücü; ürettiği mallar kadar ürettiği fikirlerle, ihraç ettiği ürünler kadar ihraç ettiği değerlerle, kurduğu tesisler kadar ortaya koyduğu eserlerle ölçülür. İşte bu nedenle BTSO olarak bizler, şehrimizin ve ülkemizin kültür ve sanat yolculuğuna katkı vermeyi kendimize görev adlediyoruz. Çünkü Bursa’mız, üretimin merkezi olduğu kadar kültürün, sanatın ve medeniyetimizin de en önemli şehirlerinden biridir." "Bursa üretimin ve medeniyetin merkezi" Bursa’nın Osmanlı’ya başkentlik yapmış, camileri, külliyeleri, hanları ve çarşılarıyla hem siyasetin, hem ekonominin hem de kültürün kalbi olduğuna değinen BTSO Başkanı Burkay, "Bursa’mız üretimin merkezi olduğu kadar medeniyetimizin de en önemli şehirleri arasında. Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivali bu açıdan çok değerli bir işlev üstleniyor. Tarihimize yön veren devlet büyüklerimizi ve bu toprakları bizlere vatan kılan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Ödül alanları kutluyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’müze, projeyi büyük emekle hayata geçiren Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği’ne ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Türk’ün ataları beyaz perdede" Festival Başkanı ve Ehli sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli, festivalin başladığı günden bu yana 7 bin 600 eserin başvuruda bulunduğunu söyledi. Senaryo yarışmasında 77 senaryoyu ödüllendirdiklerini, 70 senaryonun film haline getirildiğini, 77 kısa filmin gösterimini yaparak 44 kısa filme ödül verdiklerini kaydeden Sürmeli, "Sinemanın evrenselliğiyle öz değerlerimizi merkeze alan bir festivali daha gerçekleştirdik. Sinema dilinde, zamanın içinde bir anlam arayışıyla, bugüne dalga dalga ilerleyen bir değerler silsilesi oluşturduk ve sinemaya gönül vermiş tüm meslektaşlarımızı tarihimizin sembol isimleriyle buluşturduk. Bu yılı çağların dikenli yollarına takılan ruhumuza, var oluşlarıyla şifa sunan, talihimizi akıl ve inançla yenileyerek bizi yeni ufuklara taşıyan Türk tarihinin abide şahsiyetlerine Türk’ün atalarına adadık. Yarışmamıza katılan tüm katılımcılarımıza, bizlere destek veren Bakanlığımız ve BTSO’ya şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı. En iyi senaryolar ödüllerini aldı Festival kapsamında 7 önemli şahsiyetin hayatını konu alan senaryolar beyaz perdeye aktarıldı. Ödül töreninde; Metehan temasında ‘Gerçeğin Melodisi’ ile Fatma İkra Taş, Bilge Kağan temasında ‘Taşın Bilge Sırrı’ ile Yasin Erdoğan, Alparslan temasında ‘Son Dua’ ile Selçuk Eren Akalan, Alaeddin Keykubat temasında ‘İki Tabut 1 Cenaze’ ile Elvan Ezber, Osman Gazi temasında ‘Bilgeliğin Tarifi’ ile Berfin Güzel, Fatih Sultan Mehmet temasında ‘Son Geçit’ ile Saliha İşlek ve Mustafa Kemal Atatürk temasında ‘Ses’ ile İsmail Çelik en iyi senaryo ödülünün sahibi oldu. Kısa filmler ödüllendirildi Festival kapsamında kısa film kategorisindeki ödüller de sahiplerini buldu. En İyi Kurmaca Kısa Film ödülü, yönetmenliğini Muhammet Emin Altunkaynak’ın yaptığı ‘Çekiliş’e verildi. En İyi Animasyon Film dalında ödül, Hamide Enise Aytekin’in ‘Behand’ filmine; En İyi Belgesel Film ödülü Begüm Aksoy’un yönettiği ‘With My Name’, En İyi Deneysel Film ödülü ise Hüseyin Urçuk’un ‘Çamaşır İpi’ filmine verildi. Bu yılki Onur Ödülü, ‘Kız Kardeşim Mamo’, ‘Kar Kırmızı’, ‘Hara’ ve ‘Meryem’ gibi filmleriyle pek çok ödülün sahibi olan yönetmen Atalay Taşdiken’e takdim edildi. Taşdiken, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada: "Bu ödül benim için ayrı bir anlam taşıyor. Beni bu ödüle layık görenlere teşekkür ediyorum. Bursa benim için farklı bir şehir; ilk filmimin gala programını burada yapmıştım. Festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:43 Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" oyun gecesi, katılımcıları usta yazarın "Halime Kaptan" eserinin geçtiği Cide’ye götürerek, gizemli bir maceraya ortak etti. Nilüfer Belediyesi, "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri çerçevesinde farklı bir deneyim sundu. Koza Kütüphane’de gerçekleştirilen oyun gecesi, edebiyat ve oyunu bir araya getirerek katılımcılara keyifli bir akşam yaşattı. "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" isimli iletişim oyununda katılımcılar, usta yazarın edebi dünyasında unutulmaz bir yolculuğa çıktı. Necati Arpacı’nın yürütücülüğünde gerçekleşen rol yapma oyununda, Rıfat Ilgaz’ın sevilen eseri "Halime Kaptan"ın geçtiği coğrafya sahne oldu. Oyunda katılımcılar, "vatanperver" ve "ajan" olarak iki gruba ayrılarak Cide’de geçen bir öykünün kahramanlarına dönüştü. Oyuncular, İstanbul’dan Cide’ye gelirken kaybolan bir pusulanın peşine düşerek hem gruptaki ajanları tespit etmeye hem de pusulayı taşıyan askeri bulmaya çalıştı. Tamamen katılımcıların kararlarıyla şekillenen öykü, heyecan dolu anlara sahne oldu. Hikayeyi başarıyla tamamlamak için ipuçlarını birleştiren ve rollerini canlandıran katılımcılar, Rıfat Ilgaz’ın dünyasında şifrelerin izini sürerken keyifli dakikalar geçirdi.
Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:41 Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli Muğla Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet’in 102. yaşını çok anlamlı bir armağan ile kutlayacak. Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın hayatını anlatan ‘Vali Hanım’ belgeselinin galası, Cumhuriyet Bayramı armağanı olarak, Muğla’da yapılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçen, yapımcılığını gazeteci yazar Özlem Özdemir’in, yönetmenliğini Gülay Ayyıldız Yiğitcan’ın üstlendiği ‘Vali Hanım’ belgeseli, 30 Ekim Perşembe günü ilk kez Gazi Mustafa Atatürk Kültür Merkezinde izleyicilerle buluşacak. ‘Vali Hanım’, Aytaman’ın 1991-1996 yılları arasında ilk kadın vali olarak Muğla’da görev yaptığı yıllar ile sınırlı kalmayıp, cesaretli ve azimli bir kadının yaşam öyküsünü anlatıyor. Belgesel, Lale Aytaman’ın karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını, toplumdaki cinsiyet eşitsizliğine karşı verdiği mücadeleyi ve valilik dönemi boyunca gerçekleştirdiği projeleri kendi ağzından dinleme fırsatı sunuyor. Yapımcı Özlem Özdemir belgeselin ortaya çıkmasıyla ilgili, "Cumhuriyet sayesinde kendilerine biçilen rollerin dışına çıkmayı hedefleyen ve kadınların yapamayacağı düşünülen işlerin üstesinden başarıyla gelen öncü Türk kadınlarının yaşam öykülerini topluma aktarmayı görev edinmiş bir yazarım. Dünyada adının önüne ilk kelimesini yazdırmış kadınlar, unutulmak şöyle dursun, türlü eserler ve çalışmalarla yaşatılırken biz isimlerini bile unutmuşuz. Üstelik biz Atatürk sayesinde, pek çok ülkenin kadınlara sağlamadığı hakları, hızlıca ve çoğu ülkeden önce kazanmışız. Bize öncülük eden kadınları bilmek ve onları unutturmamak borcumuz. Bu belgeseli yapmamın esas amacı budur. Bu kapsamda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a çok teşekkür ederim, projeyi duyduğu andan itibaren heyecanımı paylaştı ve belediye olarak bu projeyi destekleme kararı sayesinde filmi yapabildim" şeklinde konuştu. Lale Aytaman: "Umarım bu belgesel gençlerimize başarı yollarında ışık tutar" Lale Aytaman belgesel ile ilgili, "1991 yılında Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak Muğla’ya adım attığım andan itibaren amacım ve arzum başarılı olmak, benden sonra da bu makamda pek çok kadın valiyi görebilmekti. Bu belgesel; arşivlerim eşliğinde, açık yüreklilikle paylaştığım özel ve meslek yaşamımı yansıtmak üzere hazırlandı. Umarım, gençlerimize başarı yollarında bir ışık tutar ve en tepe pozisyonlarda kadın-erkek görev ve sorumlulukları eşitlik anlayışıyla paylaşmamıza olumlu katkıda bulunur" dedi. Başkan Aras: "Böylesine kıymetli bir belgesele katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, belgeselin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri kadınların hayatın her alanında eşit şekilde var olabilmeleridir. Lale Aytaman, bu kazanımın en güçlü sembollerinden biridir. O, yalnızca Muğla’nın değil tüm Türkiye’nin hafızasında, cesareti ve öncülüğüyle özel bir yer edinmiştir. Büyükşehir Belediyesi olarak böylesine kıymetli bir belgeselin ortaya çıkmasına katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bizler de Cumhuriyet’in 102. yılında bu değerli eseri Muğlalılarla buluşturmayı, Cumhuriyet’e ve onun kadınlara açtığı yola saygımızın en anlamlı göstergelerinden biri olarak görüyoruz. Diliyorum ki ‘Vali Hanım’ belgeseli, gençlerimize ilham kaynağı olacak, kadınların her alanda eşit ve güçlü bir şekilde var olmasının önemini bir kez daha hatırlatacaktır"
Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:37 Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu Van Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen ücretsiz yaz konserleri, merkez ve ilçelerde sanatseverlere unutulmaz bir yaz yaşattı. Van Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yer alan konservatuvar grubunun düzenlediği yaz konserleri, bu yıl kenti adeta bir açık hava festivaline dönüştürdü. Kent merkezi ve ilçelerde düzenlenen konserler, farklı müzik türlerinden eserlerle binlerce kişiyi bir araya getirdi. Kocaeli ve Yaşar Kemal parklarında, huzur evlerinde, çocuk sevgi evlerinde, diğer ilçelerde ise birçok farklı noktada Şef Kadir Kartal yönetiminde konserler düzenlenirken, şan eğitmenleri Elif Abalı ve Sıla Ergör ile daha birçok isim sahne alarak dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Van türküleri ile birçok özel performans da bu yazın en çok ilgi gören etkinliklerinden biri oldu. Sıcak yaz akşamlarında birbirinden güzel eserlerin seslendirildiği konserlerde; aileler, gençler ve müzikseverler bir araya gelerek adeta açık hava festivalini andıran gecelerde keyifli anlar yaşadı. Konserlere gösterilen yoğun ilgi, Van Büyükşehir Belediyesinin sanata ve kültüre verdiği değeri bir kez daha gözler önüne serdi. Konservatuvar grubu, 2025-2026 eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte yaz konserlerinin yerine okul konserleri etkinliklerine başlıyor. Kent merkezi ve ilçelerde belirli periyotlarda yapılacak etkinlerde ise öğrenciler müziğe doyacak.
Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:18 Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi Ankara’daki Kahve Müzesi, Türk kahvesinin Osmanlı’dan bu güne uzanan serüvenini ziyaretçilere sunuyor. Ankara Kalesi’nde bulunan Kahve Müzesi, Türk kahvesinin asırlara dayanan yolculuğunu ziyaretçilere sunuyor. Müzede sergilenen eserler, kahvenin Osmanlı sarayındaki öneminden ’40 yıl hatırı vardır’ sözünün kökenine, Anadolu’da kahve kültürünün yaşatılmasından günümüzde Türkiye’de kahve ağacı yetiştirilmesine kadar geniş bir tarihi mirası gözler önüne seriyor. 1 Ekim Uluslararası Kahve Günü’nde ise Kahveci Muhammed Mücahit Çelebi, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine Türk kahvesinin geçmişini ve Kahve Müzesi’ni anlattı. "Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim" Türk kahvesi sektöründe uzun yıllardır hizmet veren Çelebi, "Ankara’da birçok müzeyi gezdiğimizde her müzenin içerisinde dekor olarak kahve takımı kullanıldığını gördüm. Değirmen olur, cezve olur, fincan olur ama kendisine ait bir çatı olmadığını fark ettim. O yüzden Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim. Yaklaşık 5 yıldır mezatlarda ve müzayedelerde topladığımız eserlerle bu müzeyi oluşturduk, geliştirmeye devam ediyoruz. Türk kahvesi dediğimiz zaman hiçbir zaman tek başına almadık. Türk kahvesi ve kültürü dünyada bilinen bütün kahvelerin atasıdır. Diğer kahvelerin hepsi Türk kahvesinden türemiş diğer türevleridir. 15’inci yüzyılda Yemen Vali’miz Özdemir Paşa, Mutluluk Başkenti İstanbul’a mekteplerde kahveyi talebelerin tüketimi için göndermiştir. Kahve ilk geldiğinde ya da öncelerinde haşlanarak tüketildiği için kahveyi, kavurmayı, öğütmeyi ve pişirmeyi bulanlar, öğrenenler Türklerdir. Şazeli Tarikatı dediğimiz tarikattaki dervişler, kahveyi, kavurmayı, pişirmeyi ve öğütmeyi bulmuşlardır. Dünyaya da nam salmasındaki en büyük etken bu yapım teknikleridir. Türk kahvesini diğer kahvelerden ayıran en belirgin özelliklerden bir tanesi de içerken telvesiyle birlikte hala fincanda demlenmeye devam eden tek kahve olmasıdır" dedi. "Avrupa’yı fethettikten sonra keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı" Kahvenin dünyaya nasıl yayıldığını anlatan Çelebi, "II. Viyana kuşatmasında, artık Osmanlı kahveyi o kadar benimsemişti ki seyahatlerde, gittiği yerlerde yanından ayırmadı. Savaşa dahi giderken yanında yüklü miktarda kahve götürmüştü. Avrupa’yı fethettikten sonra oturup orada bir keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı. Çevirmenlik yapan Fransız Kolschitzky’nin de ani bir taraf değişikliği yapması sebebiyle, farklı sebeplerden Osmanlı daha fazla ilerleyemedi. Geri çekilmek durumunda kaldığında yanında götürmüş olduğu yüklü miktarda kahveyi orada yük etmemesi açısından bıraktı. Avrupalılar bunu hayvan yemi ya da ne olduğunu bilmedikleri için imha ediyorlardı. Fakat Kolschitzky, kahveyi Osmanlı’da nasıl tüketildiğini çok iyi bildiği için bütün kahve çuvallarını kendisine savaş ganimeti olarak aldı. Avrupa’da, Viyana’da ilk kahvehane dükkanını açtı, Mavi Şişe adında. Bunu Türk içkisi olarak pazarlığa sundu ve Avrupa’da kahve tanınmaya başladı. İlerleyen süreçlerde farklı demleme teknikleri geliştirerekten dünya kahveleri olarak bildiğimiz kahveler türedi" diye konuştu. Kahvenin meşakkatli bir uğraş gerektirdiğini vurgulayan Çelebi, "Yeşil çekirdekler önce kavurma aşamasından geçmesi gerekiyor. Ateşin belli bir köz kıvamına gelmesi gerekiyor. Daha sonra elde manuel yöntemlerle kahve kavurma tavalarında çekirdekleri tavalarda kavurup o çekirdekleri bir soğutma aşamasından geçirmeleri gerekiyor. Çekirdekler bir süre dinlendikten sonra dibeklerde ya da değirmenlerde öğütme işlemi gerçekleştiriliyor. Sonrasında bir fincan kahve elde ediliyor. Bir fincan kahve içmek için ateş yakmaktan itibaren yaklaşık 4-5 saatlik bir zaman gerekiyor. Halepli Hakem ve Şamlı Şems adında 2 Arap kahveci İstanbul Tahtakale’de ilk kahvehane dükkanını açıyor. Amaçları geçimlerini sağlamak ama farkında olmadan tarihe yön veriyorlar. Kahveyi topluca kavuruyorlar, öğütüyorlar ve kazanlarda çok miktarda pişiriyorlar. Hazır kahve insanlara ikram ediyorlar. İnsanlar hazır kahve içebilmek için bu kahvehanede vakit geçirmeye başlıyor. Kahvehaneler literatürde çoğalmaya başlıyor" şeklinde konuştu. Abdülhamid Han günde 37 fincan kahve tüketiyordu Çelebi, kahvenin 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı’da herkes tarafından sevildiğini ve saraya girdiğini belirterek, "Kahve önemli bir protokol içeceği haline geldi. Padişahlara özel kahveci başı unvanı ortaya çıktı. Bu kişiler, sarayın bütün sırlarına vakıf olabilecek kadar önemli bir konumdaydı" dedi. Çelebi ayrıca, arşivlerde Sultan II. Abdülhamid döneminde kahveci başı olarak Halil Efendi’nin görev yaptığını ve padişaha yalnızca Yemen’den getirilen kahvenin ikram edildiğini ifade etti. Çelebi, Abdülhamid Han’ın günde 37 fincan kadar sade kahve tükettiğinin de resmi kayıtlarda yer aldığını dile getirdi. "Artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor" Yemen’in Osmanlı vilayeti olduğu vakitler keşfedilen ve yetiştirilen bir meyve olduğuna değinen Çelebi, "Son yıllarda Antalya Gazipaşa’da Yaşar Dağtekin adında bir çiftçimiz, kendi bahçesinde tropikal meyveler yetiştirirken uzun yıllardır kahve fideleriyle de uğraşıyordu. Son yıllarda tamamen doğal yöntemlerle artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor ve ağaçlardan elde ettiği hasatlarla onu günümüzde Türkiye’de yetişmiş kahve olarak festivallerde ya da özel günlerde bunun ikramında bulunuyoruz. 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi gününde de Türkiye’de yetişen kahveyi müzemizde gelen ziyaretçilere ikram etmeyi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrenirken deneyim sunan bir müze Çelebi, müzenin sadece sergi amaçlı olmadığını, ziyaretçilerin eserlerle etkileşim kurarak kahve kültürünü deneyimleme imkanı bulduğunu belirtti. ’Tahmishane’ adı verilen bölümde kahvenin hazırlandığı mutfak kültürünün yaşatıldığını, ‘özümüze’ odasında ise ziyaretçilere köklerini hatırlatan özel bir atmosfer sunulduğunu ifade etti. "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" Çelebi, "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözünün kökenine değinerek, Yemiş İskelesi’nde bir kahvehanede yaşanan hadiseden söz etti. Çelebi, anlatıya göre bir kahveye giren Yeniçeri’nin herkese kahve ısmarlayıp kahvecinin Rum müşterisine ısmarlamadığını, sonrasında ise kahvecinin kendi kesesinden Rum müşterisine ve kendisine kahve ikram ettiğini dile getirdi. Hikayenin devamında Çelebi, yıllar sonra köyün Rumlar tarafından işgal edildiğini, esir düşen kahveciyi tanıyan Rum müşterinin ise rütbeli bir asker olarak geldiğini belirtti. Çelebi, esir düşen kahveciyi satın alan Rum askerin, o kahvenin hatırına kendisini hatırlatıp serbest bıraktığını söyledi.
’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:03 ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı Yıldız Holding İslam Eserleri Koleksiyonu’nda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerin bir araya getirildiği ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı. Sergi, 1 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Yıldız Holding, sanat koleksiyonundaki eserleri geniş kitlelerle buluşturma hedefiyle İslam Eserleri Koleksiyonu’ndaki nadide hüsn-i hat eserlerini Türkiye’nin farklı illerinde sergilemeye devam ediyor. Daha önce "Konuşan Yazılar" adıyla Bursa, Ankara, Konya ve Edirne’de yoğun ilgi gören sergiler düzenleyen Yıldız Holding, bu kez geleneksel İslam sanatının en güzel örneklerinin bir araya getirildiği "Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi"ni Bursa, Kayseri, Şanlıurfa ve Ankara’nın ardından Trabzon’da sanatseverlerle buluşturdu. Her biri birbirinden kıymetli hattatların imzasını taşıyan hüsn-i hat eserlerinin yer aldığı sergi, Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı. Açılış töreni, Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Erdem Zekeriya İskenderoğlu’nun yanı sıra Yıldız Holding’i temsilen Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. Yapılan konuşmaların ardından kürsüye gelen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın, Trabzon’un kadim bir kültür başkenti olduğunu belirterek, "Benim de memleketim olan Trabzon, 4 bin yıllık tarihiyle Roma ve Bizans dönemlerini yaşamış, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu kadim bir kültür başkentidir. Hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir zenginliğe sahip olan Trabzon’umuz tarih boyunca kültür ve sanatın da en nadide örneklerini barındırmış, derin bir kültürel birikime ev sahipliği yapmıştır. Biz de ülkemize sağladığımız ekonomik katkıların yanı sıra, her vesileyle kültürel mirasımıza sahip çıkıyor, toplumu ortak paydada bir araya getiren sanatsal faaliyetlerle sosyal fayda sağlamayı önceliklendiriyoruz. ’Mutlu et mutlu ol’ anlayışımızdan hareketle sanatı toplumla buluşturmaya vesile olmak bizim için çok önemli. Bu şiarla ve Sayın Murat Ülker Bey’in özel gayretiyle geleneksel ve çağdaş sanatın en nadide eserlerini içeren ve ne mutlu bize ki yaklaşık iki bin esere ulaşan Yıldız Holding Sanat Koleksiyonu’nu Çamlıca Kampüsümüzde tüm sanatseverlerle sürekli bir sergi ile buluşturuyoruz. Bununla yetinmeyerek sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla eserlerimizi, sergiler aracılığıyla ülkemizin dört bir yanına taşıyoruz. İslam Eserleri Koleksiyonumuzda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerini daha önce Bursa, Konya, Edirne, Ankara, Kayseri ve Şanlıurfa’da sanatseverlerin beğenisine sunmuştuk. Bugün de Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergimizi böylesi bir tarihi zenginlikle yoğrulmuş Trabzon’umuzda açarak, Yıldız Holding’in kültür mirasını ulaştırdığımız kitleyi genişletmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün burada Hâfız Osman, Sultan III. Ahmed, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hâmid Aytaç gibi geçmişin büyük hattatlarının yanı sıra Hasan Çelebi, Ali Toy, Mehmed Özçay ve Ferhat Kurlu gibi günümüz ustalarının kaleminden çıkan eserleri de sizlerle buluşturuyoruz. Bu değerli eserlerin Trabzonlularla buluşturulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sergimizin açılışına teşrif eden tüm kıymetli haziruna Yıldız Holding ve şahsım adına teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm sanatseverleri bu eserlerin manevi zenginliğini paylaşmak üzere sergimize davet ediyorum" diye konuştu. Holdingin sanat danışması Esra Göncüoğlu da, sergide 24 hattata ait 41 eserin yer aldığını kaydederek, "Yıldız Holding koleksiyonuna ait eserlerden oluşan Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ni Trabzonlu sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşayoruz. Sergide 24 hattata ait 41 eser geçmişten günümüze kronolijik bir sıra ile yer alıyor" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı protokol tarafından yapılırken, Yıldız Holding sanat danışması Esra Yoncaoğlu davetlilere sergide yer alan eserler hakkında sunum yaptı.
Black Sea FishFestival’de Malatya Mutfağı tam not aldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:48 Black Sea FishFestival’de Malatya Mutfağı tam not aldı Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Black Sea FishFestival Gastronomi Yarışması’na katılan Malatya ekibi altın madalya ve kupa ile döndü. Dünya jürilerinden tam not alan Malatya Mutfağı, başta Kiraz Yaprağı Sarması olmak üzere İçli Köfte, Analı Kızlı yemeği ile öne çıktı. Malatya mutfağının eşsiz lezzetlerinin uluslararası sahneye çıktığı Black Sea FishFestival’ine katılan Mövenpik Hotel yurda birincilikle döndü. Mövenpick Oteli Genel Müdürü Ahmet Kaan Kaya, "Romanya’daki düzenlenen festivalde katılım gerçekleştirdik. Malatya olarak temsilimizin karşısında kupa ve madalya aldık. Malatya’mızım bundan sonraki gasto festivallerinde yerinin oluşması için gün aldık. 2026 yılında Malatya’da da ciddi anlamda gastro festivali adı altında tüm Malatya mutfaklarının yanında 22 yada 23 ülkenin katılımıyla uluslararası bir organizasyonun oluşmasına vesile olduk. Bunun için gayret ettik, gittik çalış, şefimiz ve mutfağımızla bir başarı elde ettik. Bu başarının sürdürülebilmesi, devam etmesi için de şehrimizin tanınırlığı için grubumuz ve otelimiz ne gerekiyorsa ne yapmaya devam edecek" dedi. Malatya’nın uluslararası mutfakta ilgi çektiğini belirten Kaya , "Biz uluslararası alanda Malatya’yı temsil etmemiz ister istemez ilgi çekiyor. Sha düşünülen çalışmaların içine bizim ismimizde dahil edilmiş. Bu amaçla ülkemizi ziyaret eden Harvard Üniversitesi’nin öğretim görevlileri şehrimizde iki kere konakladılar. Onlara Malatya mutfağını sunmuştuk. Biz bunlardan haberdar değildik. Farkında olmadan planlanmış bir organizasyonun deneme sürecindeymişiz. Buradan da alnımızın akıyla çıkmışız. İkinci defa geldiklerinde inşallah 2026 yılında ülkemizin ulusal bayramını kutlanması anında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bir kutlamamızın yemeklerini Malatya yemeği olarak bizler yapacağız, bunlarla ilgili davet aldık. Yine aynı üniversitenin profesörlerine Malatya yemekleri sunacağız. Şimdi bunun alt yapısını oluşturacağız" dedi. Mövenpick Oteli’n Executive Chef’i Halil Sarıal ise Malatya Mutfağı ile ilgili çalışmalarının olduğunu söyledi. Sarıal, "Malatya gastronomisi ile ilgili çalışmalarımız var. Bu çalışmaları en iyi şekilde hem Türkiye’de hem de yurt dışında temsil etmek istiyoruz. İlk olarak Romanya’da gerçekleşme bu yarışmada Malatya yemeklerini büfe klasmanında açarak birincilik aldık. Bunun sevinci bizim için çok önemli. Diğer bölgelerde diğer yarışmalarda yer almak istiyoruz. Bu yarışmanın Malatya’ya getirilmesi içinde söz aldık. 20 ülkeden gelecek şeflerin, öğrencilerin bu Malatya yerelinde yarışıyor olması bizleri mutlu ediyor. Bizde elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Malatya mutfağından götürdüğümüz bazı ürünler vardı. Kiraz Yaprağından Analı Kızlısı, Reyhan Şervet, Arapgir Dolaması, Akçadağ Kömbesi, bunların hepsi orada çok dikkat çekici ürünler haline geldi" diye konuştu.
15. Antalya Kitap Fuarı 3 Ekim’de başlıyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:47 15. Antalya Kitap Fuarı 3 Ekim’de başlıyor Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü 15’inci kez kapılarını açacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek 15. Antalya Kitap Fuarı’na tüm kitapseverleri davet etti. Antalya Büyükşehir tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenecek olan Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü saat 15.00’te düzenlenecek törenin ardından kapılarını kitapseverlere açacak. Edebiyatın ve müziğin usta ismi, sayısız roman, şiir ve düşünce eserlerinin yazarı Zülfü Livaneli, onur konuğu olduğu fuarda açılış töreninin ardından AKM Aspendos Salonu’nda saat 17.00’de Serhat Kaya moderatörlüğünde gerçekleşecek "Edebiyatın Toplumu Değiştirme Etkisi" başlıklı söyleşide okurları ile buluşacak. Yazarlar okurları ile buluşacak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek fuarı "Kitapla umuda, adalete, özgürlüğe" temasıyla gerçekleştireceklerini söyledi. Özdemir, bu yıl 15’inci kez kitapseverlerle buluşacak fuara tüm Antalyalıları davet ederek, "Fuarımızda bu yıl 260 yazar ve 220 ulusal ve uluslararası yayınevi yer alacak. Antalyalı yerel yazarlar da açılacak stantta okurlarıyla bir araya gelecek. Edebiyat dünyasının sevilen isimleri söyleşiler, imza günleri ve sohbetlerle okurlarıyla buluşma fırsatı bulacak" dedi. Her yaştan kitapsever buluşacak Fuar, 3-12 Ekim tarihleri arasında 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Fuara bu yıl da her yaştan okurun ilgiyle ve severek okuduğu 260 yazar katılacak. Ahmet Ümit, Mustafa Balbay, Tuna Kiremitçi, Saygı Öztürk, Buket Arbatlı, Nasuh Mahruki, İsmail Küçükkaya, Engin Alan, Hidayet Karakuş ve Erol Mütercimler gibi yazarlar imza günleri ve söyleşilerle okurlarıyla buluşacak.
İnegöl’de ahilik haftası paneli gerçekleştirildi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:36 İnegöl’de ahilik haftası paneli gerçekleştirildi Ahilik Haftası İnegöl’de İnegöl Belediyesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Esnaf Odaları iş birliğinde düzenlenen panel ile kutlandı. Programda İnegöl’deki 11 esnaf odasının en eski ve en yeni üyelerine de plaket takdimi yapıldı. Yüzyıllardır esnaf teşkilatları aracılığıyla toplumda ticaret ahlakını, dürüstlük ve kardeşlik ilkelerini benimseten Ahilik kültürünün hatırlatıldığı ve yaşatıldığı Ahilik Haftası, İnegöl’de İnegöl Belediyesi, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Esnaf Odaları iş birliğinde düzenlenen "Devlet, Millet ve Esnaf Gözünden Ahilik" konulu panel ile kutlandı. Kent Müzesi çok amaçlı salonunda düzenlenen etkinlik Uludağ Üniversitesi İnegöl İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak ise Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Eray Acar, Ticaret Bakanlığı Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar ile Eğitimci ve Emekli Bürokrat İzzet Çevik katıldı. Kaymakam Eren Arslan, Belediye Başkanı Alper Taban, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Fahrettin Bilgit, İnegöl Esnaf Oda Başkanları ile çok sayıda davetlinin katıldığı Ahilik Haftası programında, ahilik kültürüne ilişkin anlatımlar yapıldı. Programda konuşan Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Fahrettin Bilgit, "Ahilik bizim özümüzdür. Özellikle esnaflık Dürüstlük, sözünde durmak, kendini ve işini geliştirmek. Yaşadığımız toplumlara da değer katmaktır. Bizim düsturumuz budur" dedi. Bu kültürü hayatımızın tamamına tatbik etmeliyiz İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise "İnsan tertemiz gelmiş dünyaya. Cenabı Allah bizleri tertemiz buraya koymuş, tertemiz de geri çağırıyor. Temiz gidemediğimiz zaman da bu işin bir hesabı var. Elbette kurallar var, yasalar var, devletimizin kanunları var. Ancak insan cenabı Allah’ın koyduğu kuralları yerine getirdiğinde, zaten tertemiz geriye döner. Yani Bunu sadece ticari alana, ekonomik alana da indirgemiyorum. Yaşama indirgiyorum. Aile hayatımızda, beşeri ilişkilerde Ahi Evran’ın öğütleri ya da değerli büyüklerimizin geçmişteki öğütlerini kendimize indirgememiz lazım. Yine dönüyor dolaşıyorum benim dinim bütün kuralları koymuş diyorum. Cenabı Allah Kuran-ı Keriminde, Peygamber efendimizi örnek olarak, rehber olarak önümüze koyarak aslında bütün meseleyi aydınlatmış. Dolayısıyla bugün Gazze’de yaşanan hadiseleri değerlendirdiğimizde, karşıda insanlığını kaybetmiş bir cani görüyoruz. Ticarette, ekonomide de yanlış yapan biri varsa, meseleyi anlayamadığını görüyoruz. Birine kontrolsüz güç kullanan biri varsa hadiseyi, işin özünü kavrayamadığını görüyoruz. Bunun için ben Ahilik Haftasının sadece bir haftadan ibaret olmadığını buradan bir mesaj olarak paylaşmak isterim. Hayatın her anında, doğumdan ölüme kadar tüm aşamalarda bunu zihnimizde canlı tutmalıyız. Hayatımızda tatbik etmeliyiz" diye konuştu. Kaymakam Eren Arslan da Ahilik Haftasını böyle güzel ve anlamlı bir programla kutlamanın önemine dikkat çekerek "Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bizler tarih var olduğundan beri devlet olmuş, medeniyet olmuş bir milletiz. Bunun tesadüfi olmadığının en güzel kanıtlarından biri de Ahilik müessesesinin anlayışı" ifadelerinde bulundu. Konuşmaların ardından Ahilik Haftası kapsamında İnegöl’deki 11 esnaf odasının tamamının en eski ve en yeni üyelerine plaket takdimleri yapıldı.
Osmangazi’de kadın girişimciden gençlere bal tadında hikaye
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:35 Osmangazi’de kadın girişimciden gençlere bal tadında hikaye Osmangazi Belediyesi, fikirleriyle fark oluşturmak isteyenler için her hafta düzenlediği ‘Girişimci Kafası Söyleşisi’ ile gençlerin kariyer yolculuğuna ışık tutmaya devam ediyor. Serinin bu haftaki konuğu, özgün girişimi ve başarılı marka hikayesiyle dikkat çeken House of Hunny kurucusu Balca Alper Picht oldu. Gençlik ve Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide House of Hunny kurucusu Balca Alper Picht, markasını kurma sürecinden karşılaştığı zorluklara, üretim aşamalarından başarıya giden yolda edindiği deneyimlere kadar birçok konuyu gençlere anlattı. Sosyolog Mürvet Özçelik Doğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda katılımcılar, girişimciliğin temel prensiplerini ve sürdürülebilir bir marka oluşturmanın püf noktalarını birinci ağızdan dinleme fırsatı buldu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide soru-cevap bölümü ise etkinliğe ayrı bir zenginlik kattı. Söyleşi yalnızca bir tecrübe aktarımı olmanın ötesine geçerek, gençlerin girişimcilik vizyonlarını geliştiren, özgüvenlerini pekiştiren ve geleceğe dair hedeflerini daha net belirlemelerine katkı sağlayan bir ortam oluşturdu. "İnanmak çok önemli" Gençlerin sosyal, kültürel ve mesleki gelişimine katkı sağlayan programda bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Balca Alper Picht, "Bilgisayar mühendisi olarak kurumsal bir hayatta çalışıyordum. Pandeminin hayatımıza girmesiyle beraber doğayla olan bağımı sorgulamaya başladım. İsmimin Balca olmasıyla yola çıkarak, arıcılığı araştırdım. O dönemde Dubai’de yaşadığım için önce arılarla orada çalışmaya başladım. Bu kadar kurak bir yerde arıların var olmasından oldukça etkilendim. Ülkeme dönerek, İznik’in Derbent köyünde yer alan aile çiftliğimizde bu işi sürdürmeye karar verdim. Hayatımızın çoğu çalışmak ve üretmekle geçiyor. O yüzden inanmak çok önemli. Hedeflerimize sıkı sıkı sarılmanın ve onu bırakmamanın, başarıya giden yolda en önemli unsur olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Girişimcilik satranç oyununa benzer" Girişimcilikte hataların da yapılabileceğine dikkat çeken Picht, "Girişimciliği satranç oyunu gibi düşünmeliyiz. Hatayı gördüğümüz anda müdahale için harekete geçmeliyiz. Verilen kararların işlemeye yansıması, o geminin dönmesi ve manevra yapabilme yeteneği biraz zaman alabiliyor. Ama siz girişimci olduğunuzda, zaten bir şeyi kendiniz inşa ettiğiniz için oradaki kararları çok daha rahat alabiliyorsunuz. Bu, işin en güzel yanı. Arılarla yolculuğa çıktığımda hiçbir zaman ne kadar bal yapacağız düşüncesine girmedim. Benim en büyük hedefim çok iyi arı bakmalıyız oldu. Ben balımızı ilk aldığımda meşe balı olduğunu bilmiyordum. Doğa bize en güzelini verdi. Daha sonra ise balımız uluslararası platformlarda altın ödüle layık görüldü. Umarım, bu hikaye herkese umut olur. Hayallerinizin peşini asla bırakmayın" ifadelerini kullandı.
Yaşlılar gençlere taş çıkarttı ’yaşlı dostu Kepez’ projesi start aldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:33 Yaşlılar gençlere taş çıkarttı ’yaşlı dostu Kepez’ projesi start aldı ANTALYA (İHA) Kepez Belediyesi tarafından, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla Dokuma Park’ta ‘Yaşlı Dostu Kepez’ projesi kapsamında renkli etkinlikler düzenledi. Yaşlılar dans etti, oyun oynadı ve çanta boyadı. Başkan Mesut Kocagöz, etkinlikte yaşlıların her gün değerli olduğunu vurguladı. Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Belediyesi tarafından yaşlı vatandaşlara yönelik etkinlik düzenlendi. Çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte oyunlar oynandı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Bizim mottumuz mutlu yaşlı, mutlu Kepez. Hedefimiz de bu. Kepez Meclisimizden ‘Yaşlı Dostu Kepez’ kararını geçirdik. Tüm çalışmalarımızı sözde değil, icraatta hayata geçiriyoruz. Bugün Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlamaya başlıyoruz, ancak bizim için sadece 1 Ekim değil; her gün yaşlılar günü. Çünkü yaşlılarımız bizim için çok değerli" dedi. Başkan Kocaöz ayrıca, "Yaşlı Dostu Kepez kapsamında koordinasyon merkezlerimiz, Alzheimer merkezlerimiz, evde bakım hizmetlerimiz ve buna benzer birçok etkinliğimiz olacak. İnsanlarımızın mutlu olması için buradayız. Yaşlılarımızın hem psikolojik hem de fiziksel olarak desteklenmesi bizim önceliğimiz. Bu süreçte bize yol gösteren hocalarımıza teşekkür ediyorum. Yaşlılarımızın ellerinden öpüyoruz" ifadelerini kullandı. Proje insanlığa hizmet edecek Etkinlikte konuşan Tazelenme Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. Bismail Tufan, projeyi nesiller arası köprü olarak nitelendirerek, "Bugün burada gerçekleştirdiğimiz proje, nesiller arası çok önemli bir niteliğe sahip. Kepez sınırları içinde hayata geçireceğimiz projeler, Türkiye’ye örnek olacak ve insanlık için büyük bir hizmet sağlayacak. Başkanımıza ve gerontologlara bu imkânı verdikleri için teşekkür ediyorum. Kepezli ve Antalyalı hemşerilerimizi de projeden yararlanmaya davet ediyoruz" dedi. Genç gerontologlardan destek Projede yer alan Nihal Ersu, "Bu projenin içinde birkaç arkadaşımızla yer aldık ve süreç harikaydı. Önce genç gerontolog öğrencilerimizle hazırlıklarımızı yaptık, ardından arkadaşlarımızı ve hocalarımızı davet ettik. Gördüğünüz gibi bugün burada hepsi bir arada. Katılımlarıyla bizleri onurlandıran herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bunu başarıyla yapıyoruz" Erdal Türker, etkinlikte yaptığı açıklamada, "Bu Dünya Yaşlılar Günü’nü biz her sene kutluyoruz. Bugün de burada, Kepez Belediyesi sınırları içindeki Dokuma Park’tayız. Burası gerçekten çok güzel; adeta doğanın göbeğindeyiz. Ülkemizde 60 yaş üstü 20 milyon insanımız bulunuyor. Bizim amacımız, yaşlılarımızın hem zihinsel hem de fiziksel olarak aktif kalmasını sağlamak. Beyinlerini şaşırtıp yeni bilgiler öğrenmelerine destek olarak Alzheimer gibi çağdaş sağlık sorunlarının önüne geçmeyi hedefliyoruz. Ve bunu şu anda başarıyla yapıyoruz" şeklinde konuştu. Dans, oyun ve çanta boyama etkinliği Etkinlikte yaşlılar, dans ederek ve "Ben Kimim?" oyununu oynayarak doyasıya eğlendi. Katılımcılar ayrıca çanta boyama etkinliğiyle hem el becerilerini geliştirdi hem de keyifli vakit geçirdi.