KÜLTÜR SANAT
"Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi" Ahlat’ta 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:20:28 Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Bitlis’in Ahlat ilçesindeki etabı başladı. Adıyaman Nemrut Dağı’ndan yola çıkan ekip yaklaşık 7 saatlik yolculuğun ardından Bitlis’in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’na vardı. Burada tarihi Selçuklu Meydan Mezarlığını gezerek hatıra fotoğrafı çeken ekip, bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerine dikkat çekti. Tarihi alanda gazetecilere açıklama yapan Doğu-Batı Dostluk ve Barış Rallisi Derneği Başkanı Nadir Serin, "Toplam yolculuğumuz 1,5 ay sürüyor. Arabalarımızın çoğunu Nepal’de yardım kuruluşuna hibe edeceğiz. Bu kullandığım aracı ise çekiciyle getirerek Cumhurbaşkanımıza hediye edeceğiz. Bu rotadan üçüncü geçişim. Ama Ahlat’a daha önce hiç girmedik. Doğubayazıt üzerinden İran’a gidiyorduk. Cumhurbaşkanlığından çıktıktan sonra Aksaray’a vardık. Orada muhteşem bir organizasyonla karşılandık. Burada gerçekten çok güzel misafirperverlik var. Benzinliklerde ücretsiz çay ikram ediyorlar. Tabii katılımcılar döndükten sonra gönüllü elçilerimiz olacak. Türkiye’nin yumuşak yüzünü gösterecekler. Almanya, İtalya, Belçika, Bulgaristan, İngiltere ve Türkiye’den katılımcılar var" dedi. Yarışmaya İstanbul’dan katılan Kıvanç Yaralı ise, "İstanbul’dan Almanya’ya uçakla gittim. Almanya’dan Bitlis Ahlat’a kadar araç sürdüm. Fiziksel olarak yorgun olsak da Ahlat Selçuklu Mezarlığında olmanın bize verdiği manevi huzur bizi doyurdu. Açıkçası burada olmak bizi çok mutlu etti. Burada atalarımızın mezarlarını gördük ve kültürel mirasımızla tanıştık. İlk defa buradayız. Daha öncesinde ralliye 4 kez katıldım fakat Bitlis’e ilk defa geliyoruz. Harika bir duygu. Umarım herkes bir gün buraya gelerek bu mirası görür" diye konuştu. Antalya’dan katılan Mustafa Karakimseliler de, "Bu ralliye üçüncü katılışım. Daha önce Doğubayazıt’tan ve Hopa’dan geçtim. Hayatımda ilk defa Ahlat’a geliyorum ve gerçekten çok beğendim. Selçuklu kabristanı da çok etkileyici. İnşallah tekrar gelirim. Şimdi kısa bir tur oldu ama umuyorum ki daha sonra birkaç günlüğüne Ahlat’a geleceğiz." İfadelerine yer verdi. Geceyi Ahlat’ta geçirecek olan ekip yarın Erzurum Palandöken’e doğru yola çıkacak. Almanya’dan 27 Nisan’da başlayan ralli, Türkiye etabının ardından İran ve Türkmenistan üzerinden ilerleyerek Orta Asya rotasını takip edecek ve Nepal’de son bulacak.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:01 Kütahya ve Sakarya’dan öğrenciler aynı sergide buluştu Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi ile Sakarya Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin ortak çalışmasıyla hazırlanan resim sergisi, Kütahya Zafer Meydanı’nda sanatseverlerle buluştu. Toplam 30 eserden oluşan sergide, iki şehrin tarihi ve kültürel dokusunu yansıtan özgün çalışmalar yer aldı. "Köklerden Geleceğe" projesiy kapsamında Kütahya ve Sakarya’daki öğrenciler, kendi şehirlerine ait tarihi mekânları, geleneksel Osmanlı mimarisini ve sivil mimari örneklerini farklı tekniklerle resmetti. Yağlı boya, sulu boya ve pastel boya teknikleriyle hazırlanan eserlerde hem şehirlerin kültürel mirası hem de öğrencilerin sanatsal bakış açıları ön plana çıktı. Sergiye rehberlik eden öğretmenler, öğrencilerin çalışmalarını danışmanlıkla yönlendirdiklerini belirterek, gençlerin "Geleceğin ressamları ve sanatçıları" olarak büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Projenin, Milli Eğitim Bakanlığının "Maarif Modeli" kapsamında "Köklerden Geleceğe" anlayışıyla hayata geçirildiği bildirildi. Bu çerçevede öğrencilerden, geleneksel Osmanlı mimarisini insan yaşamıyla ilişkilendirerek sanat eserlerine yansıtmaları istendi. Proje koordinatörleri, çalışmanın geçen yıldan bu yana olgunlaştırıldığını ve iki okul arasında kurulan iş birliğiyle geliştirildiğini belirtti. Kütahya ve Sakarya arasında karşılıklı ziyaretlerle şekillenen proje, "Doğu Pınarı" adıyla da anılıyor. Proje kapsamında iki okuldan toplam 15’er eser sergiye dahil edildi. Öğrenciler tarafından hazırlanan çalışmaların yanı sıra, öğretmenlerin de sürece katkı sunduğu ifade edildi. Projenin koordinatörleri, amaçlarının iki farklı şehirdeki öğrencileri bir araya getirerek kültürel birliktelik sağlamak olduğunu vurguladı. Etkinliğin oldukça ilgi gördüğü ve gün boyu ziyaretçi akınına uğradığı belirtildi. Serginin ilk ayağının Kütahya’da gerçekleştirildiği, ikinci ayağının ise Haziran ayı başında Sakarya’da konser ve sergi programıyla devam edeceği açıklandı. Proje yetkilileri, destek veren Milli Eğitim Bakanlığına, il müdürlüklerine ve okul yöneticilerine teşekkür ederek, bu tür kültürel ve sanatsal iş birliklerinin artarak devam etmesini temenni etti.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 21:57 Ümraniye’de baharın müjdecisi Hıdırellez kutlandı Ümraniye Belediyesi tarafından "Roman Kardeşlerimiz Ümraniye’de Buluşuyor" temasıyla düzenlenen Hıdırellez Şenliği, Ümraniye Millet Bahçesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Baharın müjdecisi olarak kabul edilen Hıdırellez kapsamında düzenlenen etkinlikte vatandaşlar müzik, dans ve çeşitli gösteriler eşliğinde doyasıya eğlendi. Renkli görüntülere sahne olan programda Roman vatandaşlar geleneksel ritimler eşliğinde baharın gelişini kutladı. Programda konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, İstanbul Valiliği koordinasyonunda yürütülen sosyal projelere dikkat çekerek, "İstanbul Valiliği olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, İstanbul Valimiz Davut Gül başkanlığında çeşitli projeler yapıyoruz. Spor Şehri projesi yapıyoruz. Mesela bir milyon forma dağıtıyoruz. Roman kardeşlerimize kantinde bir öğün hediye ediyoruz. Bu projelerimizi burada ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım ise Roman vatandaşlara yönelik projelere değinerek, "Romanlara bir sözüm var. Bana baba diyorlar, ağabey diyorlar ama ben de o sözü daha yerine getiremedim. Bütün hayalim sizlere bir çalgı evi yapmak. Biz dördüncü millet bahçesi yapıyoruz. Orada Romanlara da bir çalgı evi yapalım. Mahalle aralarında oluyor ama orası daha güzel olacak inşallah. Hıdırellez gününüzü tebrik ediyorum" dedi. Hıdırellez’in tarihsel ve kültürel önemine de vurgu yapan Yıldırım, "Bu özel gün, Orta Asya’dan günümüze uzanan köklü bir gelenek. Baharın gelişini simgeleyen bu coşkuyu Ümraniye’de hep birlikte yaşatmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Dünyaca ünlü camiden etkilendi, unutulmaya yüz tutmuş kili yeniden gün yüzüne çıkarttı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 12:47 Dünyaca ünlü camiden etkilendi, unutulmaya yüz tutmuş kili yeniden gün yüzüne çıkarttı Sivas’ta yaşayan Yıldıray Aluç, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Camii’nde gördüğü geleneksel şifa yöntemlerinden etkilenerek kile merak saldı. Aluç, kaybolmaya yüz tutmuş değerli mineralleri yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Türkiye, zengin kil çeşitleriyle dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Sivas’ta bulunan kalsiyum bentonit ve kilermeni, endüstride kedi kumu üretiminden kozmetiğe, tekstilden alternatif tıbba kadar geniş kullanım alanına sahip. Kalsiyum bentonit saç bakımında gözenekleri temizleyip kan dolaşımını hızlandırmasıyla bilinirken, kilermeni damar büzüştürücü özelliği nedeniyle tarih boyunca tıpta kullanıldı. Jeoloji Mühendisliği mezunu Yıldıray Aluç ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Camii’nde görev yaptığı yıllarda karşılaştığı geleneksel şifa yöntemlerinden etkilenerek kil üzerine çalışmalar yapmaya başladı. Uzun yıllardır doğayla iç içe olan Aluç, Sivas’ın zengin kil kaynaklarını inceleyerek kaybolmaya yüz tutmuş bu mirası yeniden değerlendirmeye yöneldi. Hem bilimsel hem de geleneksel yöntemlerle bu doğal mineralleri yeniden ekonomiye kazandırmak için çalışmalarını sürdüren Aluç, çevresinden de takdir görüyor. "Sivas’ta birçok kil çeşidi var" Yıldıray Aluç, bulduğu killeri kendisinin de kullandığını belirterek, "Kil, mikro boyutlarda çeşitli kayaçların sıcaklık ve basınç altında metamorfizmaya uğrayarak belli bir mikro değere düşmesiyle oluşan alüminyum silikat mineralleridir. Her kilin farklı bir özelliği vardır. Türkiye’de birçok kil çeşidi bulunmakta olup bunların fazlası Sivas’ta yer almaktadır. Ben de bulduğum killeri buraya getirip eşe dosta veriyorum, kendim de kullanıyorum. Getirdiğim killer kalsiyum bentonit ve kilermeni’dir. Bu killer endüstriyel alanlarda kullanılmakta, kedi kumu olarak değerlendirilmektedir. Kozmetik alanda ise saç yıkamada kullanılır. Saçın gözeneklerine girerek orada oluşan kir ve pisliği çeker. Gözenekler temizlendiği için kan dolaşımı hızlanır" dedi. "İsteyenler oluyor" Aluç, kilin alternatif tıpta da tercih edildiğin söyleyerek, "Şu dönemde popülerliği azalsa da hâlâ arayan, soran, isteyen oluyor. Son zamanlarda özellikle saç kili talebi artmaya başladı. Kilermeni adı verilen bir kilimiz var. Osmanlı döneminde eczacılık alanında kullanılıyordu. Bu kilin damar büzüştürücü özelliği vardır. Bu yüzden varis hastaları tarafından kullanılmaktadır. Pakistan ve Hindistan’da alternatif tıpta tercih edilmektedir. Ayrıca tekstil alanında da çok kullanılan bir ürün haline geldi. Pantolon ve benzeri imalat yapan üreticiler, kimyasal boyalar yerine kildeki doğal boya pigmentlerini tercih ederek kendi doğal boyalarını üretmektedir. Ayrıca tekstil alanında da çok kullanılan bir ürün haline geldi. Pantolon ve benzeri imalat yapan üreticiler, kimyasal boyalar yerine kildeki doğal boya pigmentlerini tercih ederek kendi doğal boyalarını üretmektedir" diye konuştu. "Divriği Ulu Cami dikkatimi çekti" Kaybolan değerleri gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını ifade eden Aluç, "Divriği’de 5 yıl çalıştım. Divriği Ulu cami benim çok dikkatimi çekti. Camide ki şifa yöntemleri ilgimi çekti. İnsanların bitkiler ve killerle nasıl tedavi edildiğini gördüm. Daha sonra ben de bu işe yöneldim. Osmanlı ve Selçuklu döneminde killer sağlık alanında kullanılan önemli materyallerdi. Biz de Sivas’ın bu değerli materyallerini getirip analiz ettik, inceledik. Kaybolan değerlerimizi gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. Yurt dışından da teklifler geliyor. Kozmetik alanında veya kedi kumu sektöründe ve sanayide kullanılmak üzere bizimle iletişime geçen iş insanları var. Kil alanında yatırım yapsak destek verir misiniz diye soruyorlar. Önceliğimiz yurt içindeki yatırımcılarımızla görüşmek ve gerekli desteği vererek bu doğal değerlerimizi tekrar canlandırmak. Kimi zaman kan değerleri düşünce vücut taş ve kil yemeye yöneliyor. Bana ulaşıp kil yenir mi diye soranlar oluyor. Ben sağlıkçı olmadığım için bu konuda kesin bir şey diyemem. Ancak eskiden köylerde kilin tüketildiği biliniyor" şeklinde konuştu.
Akasya Bosphorun Indoor, gece koşusuyla sporseverleri buluşturacak
27 Eylül 2025 Cumartesi - 11:55 Akasya Bosphorun Indoor, gece koşusuyla sporseverleri buluşturacak Nisan ayında sabahın ilk ışıklarıyla sporseverleri buluşturan Akasya Bosphorun Indoor, bu kez gece koşusuyla geri dönüyor. 4 Ekim Cumartesi 20.00-00.00 saatleri arasında gerçekleşecek etkinlikte katılımcılar, alışveriş merkezi içinde farklı bir koşu deneyimi yaşarken DJ performansı ve sürpriz hediyelerle eğlence dolu bir geceye adım atacak. Akiş GYO yatırımlarından Akasya, alışverişin yanı sıra kültür, sanat ve yaşam alanı olarak şehre farklı deneyimler sunmayı sürdürüyor. Nisan ayında sabah gerçekleşen ilk koşunun gördüğü yoğun ilginin ardından Akasya Bosphorun Indoor, bu kez gece koşusuyla sporseverleri buluşturuyor. Katılımcılar, alışveriş merkezinde özel bir koşu deneyimi yaşarken müzik ve eğlencenin ritmiyle sosyalleşme fırsatı yakalayacak. Sporseverlerin Akasya Bosphorun Indoor’da attığı her adım, ihtiyaç sahibi çocuklara destek olacak. Etkinlikten elde edilen tüm gelir, geçtiğimiz sefer olduğu gibi Türk Spor Vakfı aracılığıyla Anadolu’daki spora erişemeyen çocuklar için oluşturulacak bir fona bağışlanacak. Böylece katılımcılar, hem farklı bir koşu deneyimi yaşayacak hem de spora erişim imkanı kısıtlı çocukların geleceğine destek olacak. DJ performansıyla katılımcılar müziğin ritminde eğlenecek, geceye özel çekilişte şanslı katılımcılar ödüller kazanacak. Sporun dinamizmi, müziğin enerjisi ve iyiliğin coşkusu, katılımcılara şehir hayatının tam ortasında festival havasında bir deneyim sunacak. Katılım ve detaylı bilgi için bosphorun.istanbul adresi ziyaret edilebiliyor. Etkinlik Programı - 4 Ekim Cumartesi 20:00 - Kit Dağıtımı & Emanet Teslimi 22:00 - Warm Up 22:30 - Start 23:00 - DJ Party 00:00 - Hediye Çekilişi
Salihli Bakkallar Esnaf Odası, Ahilik Haftasını kutladı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 11:12 Salihli Bakkallar Esnaf Odası, Ahilik Haftasını kutladı Manisa’nın Salihli ilçesinde gerçekleştirilen Ahilik Haftası kapsamında ahi beratı 45 yıllık bakkal esnafı olan İbrahim Köksal’a verilerek şed kuşatıldı. Manisa’nın Salihli ilçesinde Bakkallar Esnaf Odası, düzenlediği programla Ahilik Haftasını kutladı. Törende yılın ahi beratı 45 yıllık bakkal esnafı olan İbrahim Köksal’a verildi. Köksal’a ayrıca Kaymakam Ali Güldoğan ve Belediye Başkanı Mazlum Nurlu tarafından şed kuşatıldı. Beyaz Düğün Salonu’nda düzenlenen törende konuşan Salihli Bakkallar Esnaf Odası Başkanı İsmail Ünlü, Ahiliğin köklü kültür ve medeniyet mirası olduğunu söyledi. Ünlü konuşmasına şöyle devam etti "Ahilik, yalnızca bir meslek örgütlenmesi değil, aynı zamanda dayanışmayı, dürüstlüğü, kardeşliği, yardımlaşmayı ve ahlakı esas alan büyük bir hayat felsefesidir. Bize düşen görev ise ahiliğin köklü değerlerini modern hayatın şartları içinde yeniden yaşatmak, kardeşlik, dürüstlük ve üretim kültürünü yeni nesillere aktarmaktır. Çünkü ahilik, sadece geçmişte kalmış bir gelenek değil, geleceğimizi şekillendirecek güçlü bir ahlak ve çalışma disiplinidir. Ahilik kültürünün yaşatılmasında emeği geçen tüm esnaf ve sanatkarlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. "Bakkallarımız bizim kültür hazinemiz" diyen Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan "Bakkallarımız mahalle kültürümüzün simgesidir. Bakkallarımız, mahallelerimizdeki güven ve itimadın olduğu adrestir. Borç defterlerinin tutulduğu yerdir. Bakkal esnafımıza her zaman sahip çıkalım" diye konuştu. Konuşmaların ardından 45 yıllık bakkal esnafı İbrahim Köksal’a Kaymakam Ali Güldoğan ve Belediye Başkanı Mazlum Nurlu tarafından şed kuşatıldı. Köksal’a ayrıca Kaymakam Güldoğan tarafından ahi beratı verildi. Törende ayrıca meslekte 25 yılını dolduran esnaflara hizmet şeref belgesi verilirken, program yapılan dua ve Ahilik pilavı hayrı ile son buldu. Programa Kaymakam Ali Güldoğan, Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, İlçe Emniyet Müdürü Burhan Demirkıran, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, kooperatif başkanları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, esnaf odası başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Arslantepe’de yeni bulgular heyecanlandırdı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:59 Arslantepe’de yeni bulgular heyecanlandırdı Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli, devam eden kazı çalışmalarında elde ettikleri yeni bulguların kendilerini heyecanlandırdığını belirtti. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli, son çalışmalar hakkında konuştu. Restelli, dünyanın gözünün 65 yıldır İtalyanların kazı yaptığı bu höyükte olduğunu söyledi. Elde ettikleri yeni bulguların kendilerini heyecanlandırdığını belirten Restelli, çalışmaların devam ettiğini söyledi. Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli, Malatya’da ‘Tarih, araştırma ve toplum arasında Arslantepe: Uluslararası iş birliği ve yerel kalkınma için bir model’ konulu bir söyleşiye katıldı. Francesca Balossi Restelli, "Neden Arslantepe önemli?" sorusundan yola çıktıklarını belirterek, "2021 yılından beri Arslantepe, UNESCO Dünya Miras Listesi’nin içerisinde yer alıyor. Neden? Çünkü Arslantepe’de Marcella Hocam (Arslantepe Onursal Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Marcella Frangipane) 65 yıl içinde çalışırken dünyanın en eski devlet sistemini buldu. Şu ana kadar 400 metrekare bir alan açtık. Saray çok daha büyük. İçinde yürüyebilirsiniz. Dünyada ilk, tek, en eski saray değil ama ilk ve tek bir yer, ziyaretçi olarak içine girip, mimarisini ve duvarları görebilirsiniz. Sarayın koruması çok iyi, mükemmel bir mimari duruyor" ifadelerini kullandı. Arslantepe’de 5 bin eser yatıyor Arslantepe’de bulunan eserlerin Malatya Arkeoloji Müzesi’nde sergilendiğini ifade eden Restelli, "Malatya Arkeoloji Müzesi şimdi kapalı, depremden dolayı restorasyon yapıyorlar. Ama umuyorum ki tekrar açılacak ve belki daha büyük bir müze olacak. Çünkü Arslantepe’den 5 bin eser şu anda orada bulunuyor. En çok depolarda ama bütün objeler sergilenebilirler. Gerçek saraydaki yaşamı ve ortamı çok daha iyi anlayabilirsiniz" dedi. Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli, sarayın içerisinde dünyanın ilk ve en eski kılıçlarının bulunduğunu anımsatarak, "Bu kılıçların iki önemi var. Birincisi çok iyi bir metalurji sistemi bize anlatıyorlar. Bakırla yapılmış, arsenik-bakır alaşımıyla yapılmış ve gümüş dekorasyonu var. İkincisi bize sarayın askeri gücünü gösteriyor" dedi. Restelli, 4 Ekim’de Arslantepe Karşılama Merkezi’nin açılacağını duyurarak, "Bunun için biz bir sergi hazırladık. Panolar koyduk ve İstanbul şirketi belgesel filmler hazırlıyor" ifadesini kullandı. "2,5 ay çalıştık, güzel sonuçlar çıktı" Restelli, "Bu sene 10 Temmuz’da kazı çalışmalarına başladık, haftaya çalışmaları bitiriyoruz. 2,5 ay çalıştık. Güzel sonuçlar çıktı. Hem demir çağ hem geç kalkolitik dönemden yerleşim tabakaları üzerinde çalıştık. Şimdi duruyoruz çünkü İtalya’ya dönmemiz gerekiyor. Derslerimiz başlıyor, seneye geri geleceğiz. En eski tabakalardan çok değişik bir mimari bulduk. Geçen sene aynı açmada çok küçük yerleşim evleri kazdık ama bu yıl çok daha büyük bir ev bulduk. Bize ne gösterdiğini tam anlamadık ama mimari değişirken sosyal ve ailenin sistemi de normalde değişiyor. Sosyal organizasyon içerisinde bir değişiklik var. Onu anlamak için çalışacağız. Gelecek yıl temmuzda yeniden gelip kazı çalışmalarına başlayacağız" şeklinde konuştu. "Malatya’ya daha çok önem verilecek" Arlantepe Karşılama Merkezi’nin tanıtım için olumlu sonuçlar koyacağını belirten Restelli, "4 Ekim’de açılacak. Orada Arslantepe’nin bütün tabakalarını, tarih ve araştırmalar anlatılacak. Umuyoruz ki daha çok ziyaretçi gelecek. Bu şehirde tarih içinde bir köken var. Bunu insanlara anlatmak çok önemli bir şey çünkü Malatya’ya daha çok önem verilecek. Bu da şehir için önemli" diye konuştu.
Pendik sahili kitap kokusu sardı: 10’uncu Pendik Kitap Fuarı başladı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:42 Pendik sahili kitap kokusu sardı: 10’uncu Pendik Kitap Fuarı başladı Pendik’te bu yıl 10’uncusu düzenlenen Pendik Kitap Fuarı, 150 yayınevinin binlerce eseriyle kitapseverlere kapılarını açtı. Pendik Belediyesi’nin ev sahiplendiğinde 5 Ekim’e kadar sürecek fuarda roman, tarih ve çizgi romanların yanı sıra sahaf stantları ve fuara özel indirimler ziyaretçileri bekliyor. Pendik’in en büyük kültür buluşmalarından biri olan 10’uncu Pendik Kitap Fuarı, Pendik Sahil Meydanı’nda görkemli bir programla kapılarını açtı. Bu yıl 150 yayınevinden binlerce kitabın yer aldığı fuarda her zaman olduğu gibi söyleşiler düzenlenecek ve yazarlar kitaplarını imzalayacak. Yerli ve yabancı pek çok kategoride binlerce yazar ve eser, Pendikli kitapseverlerle buluşacak. Fuarda ayrıca sahafların yer aldığı stantlarda mezatlar gerçekleştirilecek. Pendik Belediyesi’nin sosyal medya hesabından yapılacak çekilişler sonucunda da okuyuculara çeşitli kitap setleri hediye edilecek. Öte yandan bu yıl etkinlikte, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Global Sumud Flotillası’na destek ve dayanışma amacıyla mavi (turkuaz) kurdeleler dağıtılacak. "Turkuaz kurdele dayanışmanın ve direnişin sembolü" Şair ve yazar Mehmet Ercan, Pendik Kitap Fuarı hakkında şunları söyledi: "Pendik’e yakışır bir şekilde, 100’ün üzerinde yayınevi ve yayıncının katılımıyla okuru ve yazarı buluşturan bu kıymetli programdan dolayı belediye başkanımıza ve tüm ekibine teşekkür ediyorum. Ben bir süre Global Sumud Flotillası ile Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla Tunus’ta bulundum ancak 15 günün ardından geri dönmek zorunda kaldım. Bugün Gazze’de yaşanan katliam hepimizin yüreğini acıtıyor. Fuarda katılımcılara dağıtılan turkuaz renkli kurdele de bu dayanışmanın simgesi; zalime karşı duranların ve direnişe destek verenlerin sembolü." "Belediyenin halkı yazar ve kitaplarla buluşturmak için kaynaklarını bu alanda seferber etmesi çok değerli" Doç. Dr. Levent Vurgun ise fuarın önemine dikkat çekerek, "Rick Pitino’nun bir sözü vardır: ’Başarılı olmak bir tercihtir.’ Bu tercihi yapanların öncelikle kitap okuması gerekir. Okumak ve okuyanın yanında durmak şart. Belediyenin halkı yazar ve kitaplarla buluşturmak için kaynaklarını bu alanda seferber etmesi çok değerli. Vesile olan başta belediye başkanı olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. 5 Ekim tarihine kadar sürecek fuar, her gün sabah saat 10.00 ile akşam saat 21.00 arasında kitapseverleri ağırlayacak.
Sultanbeyli’de Şeyh Edebali Sanat Sezonu coşkuyla açıldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:42 Sultanbeyli’de Şeyh Edebali Sanat Sezonu coşkuyla açıldı Sultanbeyli’de 2025-2026 Şeyh Edebali Sanat Sezonu’nun açılış töreni 7’den 70’e yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali’ye ithaf edilen sanat sezonu, her yıl olduğu gibi bu yıl da pek çok kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın öncülüğünde hazırlanan Şeyh Edebali Sanat Sezonu açılış töreni, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Sultanbeyliler’in büyük ilgi gösterdiği programda birçok sanat etkinliğine yer verildi. Bu kapsamda Ahmet Yenilmez’in "Ey Oğul" adlı tiyatral gösterimi, kum sanatçısı Ömer Faruk Elmas’ın "Mescid-i Aksa" temalı kum sanatı gösterisi, "Bizim Renklerimiz" Halk Oyunları Topluluğu ve TRT halk müziği sanatçısı Aysun Gültekin’in konseri, izleyicilerle buluştu. "Sultanbeyli’de milli ve manevi değerlerimizi yücelten eserleri ve etkinlikleri görmeye devam edeceksiniz" Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nu Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali’ye ithaf ettiklerini belirterek, açılış konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bizler her zaman Şeyh Edebali’nin ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ sözleriyle hareket ediyoruz. Büyük bir ülkenin evlatlarıyız, bir imparatorluk başkentinde yaşıyoruz. Tarihimiz derin, medeniyetimiz büyük. Edebiyata, musikiye, sinemaya, güzel sanatlara ve geleneksel sanatlara da işte bu büyüklüğün verdiği sorumlulukla bakıyoruz. Popüler kültüre hapsolan bir nesil değil, kadim değerlerinden aldığı güçle geleceğe özgüvenle bakan bedeni hür, sözü gür, zihni özgür bir nesil inşa ediyoruz. Sultanbeyli’de milli ve manevi değerlerimizi yücelten; gençlerimizin, halkımızın beğeneceği eserleri ve etkinlikleri görmeye devam edeceksiniz." "Her alanda dolu dolu bir kültür sanat sezonu yaşayacağız" Başkan Tombaş, 2025-2026 Kültür Sanat Sezonu’nda pek çok farklı alanda gerçekleşecek olan etkinlikleri ise, "Eğitimlerden sanat kurslarına, söyleşilerden tiyatrolara, atölyelerden kültür sanat gezilerine kadar dolu dolu bir kültür sanat sezonu yaşayacağız. Çocuk ve yetişkin tiyatrolarımızla misafirlerimizi ağırlayacağız. Söyleşi etkinlikleriyle, düşünce dünyamızı zenginleştiren kıymetli isimleri misafir edeceğiz. Öte yandan, kültür ve medeniyet okulumuz ’İnsan ve Şehir Akademisi’ ile ilmin kapılarını aralayacağız. Hobi ve sanat kurslarımızla sanatseverlere hizmet vereceğiz. Edebiyat, tarih, tiyatro, müzik, aile sağlığı, ilahiyat ve tasavvuf gibi pek çok konuda bizleri çok iyi bir sezon bekliyor" diyerek aktardı. Şeyh Edebali Kültür Sanat Sezonu açılış törenine Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik ve Sultanbeylili vatandaşlar katıldı.
Ehramın zarafeti ve Anadolu’nun zenginliği New York’a taşındı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:31 Ehramın zarafeti ve Anadolu’nun zenginliği New York’a taşındı Kuzeydoğu Anadolu’nun kadim el sanatı ehram dokuması, New York Türkevi’nde düzenlenen "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisinde modern tasarımlarla dünyaya tanıtıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında hazırlanan "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentinde bulunan Türkevi’nde ziyaretçilerle buluştu. Anadolu’nun binlerce yıllık bilgi, zanaat ve kültür birikimini modern tasarım anlayışıyla bir araya getiren sergide, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) koordinasyonuyla "ehram dokuması" uluslararası alanda tanıtıldı. Yöresel kimliğin güçlü bir simgesi olan ehramdan tasarlanan kıyafetler, ev tekstili, dekorasyon ve aksesuar ürünleri dünyanın dört bir yanından gelen davetlilerin beğenisine sunuldu. Sergide; 40’a yakın geleneksel kumaş, el yapımı kilimler, telkari ve kazaziye takılar, çini örnekleri, ceviz sandıklar ve el dövmesi bakır kaplar gibi Anadolu’nun zengin kültürel mirasını yansıtan çok sayıda eser yer aldı. Ziyaretçiler, "Döngü", "Süreklilik", "Dayanışma" ve "Ustalık" temalarıyla kurgulanan dört ayrı kapıdan geçerek Anadolu’nun üretim kültürünün geçmişten bugüne uzanan hikâyesine tanıklık etti. Geleneksel tezgâhlarda dokunan ve bölgenin en önemli kültürel değerlerinden biri olan ehram dokumasının modern tasarımlarla uluslararası alanda tanıtılması, bölgenin kültürel ve turistik potansiyeline yeni bir ivme kazandırması açısından büyük önem taşıyor. "Anadoludakiler" sergisi, Türk el sanatlarını, yerel dokuma tekniklerini ve sembolik anlamlarını dünyaya tanıtarak Türkiye’nin kültürel mirasının uluslararası platformda görünürlüğüne güçlü bir katkı sağladı.
Sanatın iyileştirici gücünü hissetti, hayatı değişti
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:29 Sanatın iyileştirici gücünü hissetti, hayatı değişti Giresun’da yaşayan moda tasarımcısı 52 yaşındaki İnci Arslantürk, sağlık sorunlarıyla mücadele ederken sanatın iyileştirici gücüne tutundu. Tekstil tasarımından ahşap sanatına yönelen Arslantürk, yakma tekniğiyle hazırladığı özgün eserleriyle dikkat çekiyor. Sanatın sağlık sorunları yaşayan herkes için bir terapi yöntemi olabileceğini belirten Arslantürk,"Sanatla meşgul olmak insanın iç dünyasına ışık katıyor. Bence sağlık problemi olan herkes, üretimle uğraşarak süreci daha kolay atlatabilir. Daha önce tekstil tasarımla uğraşıyordum. Ancak ahşapla çalışmaya başladığımda bunun bana çok iyi geldiğini fark ettim. Sağlık sorunlarım nedeniyle zaman zaman zor günler yaşadım, fakat ahşap sanatıyla uğraşmak hem ruhsal hem de fiziksel anlamda tedavi sürecime katkı sağladı. Üretmek, meşgul olmak ve sonunda ortaya bir eser çıkarmak bana büyük mutluluk veriyor. Bu artık benim yaşam biçimim haline geldi. Sanatla meşgul olmak insanın iç dünyasına ışık katıyor. Bence sağlık problemi olan herkes, üretimle uğraşarak süreci daha kolay atlatabilir" dedi. Üretmek ruhu iyileştiriyor Yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi veren Arslantürk, "Birçok aksesuarı ve ev ürününü motiflerle süsleyerek sanata dönüştürüyoruz. Belirli bir temam yok ancak, daha çok doğa üzerine çalışıyorum. Yaptığım çalışmalar ahşap ve bez üzerine yakma tekniğiyle doğa temalı çalışmalar yapıyorum, kuş, çiçek, portre gibi motifler işliyorum. Sanatın hangi dalı olursa olsun üretmek, ruhu iyileştiriyor yakma tekniğiyle kuş, çiçek, portre gibi figürler işliyorum. Birçok alanda çalışıyorum ancak doğa temalı ağırlıkta" dedi. Sanatın aynı zamanda toplumsal fayda da sağladığını vurgulayan Arslantürk, özellikle ev hanımlarına çağrıda bulunarak boş zamanlarını sanatla değerlendirenler hem kendilerini daha iyi hissediyor hem de aile bütçelerine katkı sağlayabileceklerini ifade etti.
Sanatın iyileştirici gücünü hissetti, hayatı değişti
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:13 Sanatın iyileştirici gücünü hissetti, hayatı değişti Giresun’da yaşayan moda tasarımcısı 52 yaşındaki İnci Arslantürk, sağlık sorunlarıyla mücadele ederken sanatın iyileştirici gücüne tutundu. Tekstil tasarımından ahşap sanatına yönelen Arslantürk, yakma tekniğiyle hazırladığı özgün eserleriyle dikkat çekiyor. Sanatın sağlık sorunları yaşayan herkes için bir terapi yöntemi olabileceğini belirten Arslantürk,"Sanatla meşgul olmak insanın iç dünyasına ışık katıyor. Bence sağlık problemi olan herkes, üretimle uğraşarak süreci daha kolay atlatabilir. Daha önce tekstil tasarımla uğraşıyordum. Ancak ahşapla çalışmaya başladığımda bunun bana çok iyi geldiğini fark ettim. Sağlık sorunlarım nedeniyle zaman zaman zor günler yaşadım, fakat ahşap sanatıyla uğraşmak hem ruhsal hem de fiziksel anlamda tedavi sürecime katkı sağladı. Üretmek, meşgul olmak ve sonunda ortaya bir eser çıkarmak bana büyük mutluluk veriyor. Bu artık benim yaşam biçimim haline geldi. Sanatla meşgul olmak insanın iç dünyasına ışık katıyor. Bence sağlık problemi olan herkes, üretimle uğraşarak süreci daha kolay atlatabilir" dedi. Üretmek ruhu iyileştiriyor Yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi veren Arslantürk, "Birçok aksesuarı ve ev ürününü motiflerle süsleyerek sanata dönüştürüyoruz. Belirli bir temam yok ancak, daha çok doğa üzerine çalışıyorum. Yaptığım çalışmalar ahşap ve bez üzerine yakma tekniğiyle doğa temalı çalışmalar yapıyorum, kuş, çiçek, portre gibi motifler işliyorum. Sanatın hangi dalı olursa olsun üretmek, ruhu iyileştiriyor yakma tekniğiyle kuş, çiçek, portre gibi figürler işliyorum. Birçok alanda çalışıyorum ancak doğa temalı ağırlıkta" dedi. Sanatın aynı zamanda toplumsal fayda da sağladığını vurgulayan Arslantürk, özellikle ev hanımlarına çağrıda bulunarak boş zamanlarını sanatla değerlendirenler hem kendilerini daha iyi hissediyor hem de aile bütçelerine katkı sağlayabileceklerini ifade etti. (AB-ÖS-Y)