Yerel Haberler
Kütahya
MHP Kütahya İl Başkanlığı’na atanan Türker görevi devraldı 27 Nisan 2026 Pazartesi - 18:43:08 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya İl Başkanlığı görevine atanan Mehmet Ali Türker, düzenlenen programla görevi resmen devraldı. Programda birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı. Görevi devralan MHP Kütahya İl Başkanı Mehmet Ali Türker konuşmasında, "Allah kabul etsin, Allah hayır etsin. Biz diyoruz ki insan insana cennet olsun, insan insana can olsun, cana derman olsun. Sevgide buluşalım, hoşgörüde uzlaşalım. Karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesi altında hiç ayrılmamak kaydıyla kutlu hedeflere yürüyelim. Bir olalım, diri olalım. Tam 57 yıldır bu yoldayız. Çelme taktılar, tökezledik ama düşmedik. Arkamızdan ittiler, sendeledik ama eğilmedik. Kuyuya attılar, vakti geldiğinde Yusuf olup çıktık. Mahkûm ettiler ‘vatan sağ olsun’ dedik. Mağdur ettiler, ‘kaderimiz buymuş, Allah bizimledir’ dedik. Acılarımıza rağmen ye’se kapılmadık, karanlık gecelerde kutup yıldızı gibi parladık. Tasalanma yiğidim, zaman bizden yanadır" dedi. "Önce gönüllerimizi barıştıracağız" Programda konuşan MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ise birlik ve huzur vurgusu yaptı. Erbaş, "Ben 2007 yılından bu yana bu ilde siyaset yapıyorum. 19 yıldır partisiyle, genel başkanıyla, teşkilatıyla hiçbir sorun yaşamadan yol yürüdük. Artık geçmişi uzun uzun konuşma zamanı değil; önümüze bakacağız. Hatalarımızdan ders çıkaracağız, eksiklerimizi gidereceğiz. Önce gönüllerimizi barıştıracağız. El sıkışmadan önce gönül barışına ihtiyacımız var. Bizimle aynı yolda yürüyenlerle devam edeceğiz. Ama gönlü ve zihni başka yerde olanlara da tavizimiz olmayacak. Milletler geçmişine sahip çıkarak geleceğe yürür. Eğer tarihini bilmiyorsan, o milletin ileriye bakması mümkün değildir. Bu yüzden milli şuura ve güçlü bir milli devlete ihtiyacımız var. Allah’a şükür güçlü bir devletimiz var. Bugün burada bulunan kadrolarla Kütahya’da adeta yeniden başlıyormuş gibi sahaya ineceğiz" diye konuştu. "Mehter bizim milli kültürümüz" Milletvekili Erbaş ve İl Başkanı Türker, daha sonra partililerle birlikte Hava Şehitliği’ni ziyaret ederek dua etti. Ziyaret sonrası konuşan Milletvekili Ahmet Erbaş, Gaziantep’teki 23 Nisan kutlamalarında çocuk mehteran takımına sırtlarını dönenerek protesto eden CHP’lilere tepki gösterdi. Erbaş, "Mehter müziği bizim milli müziğimizdir. Öyle güçlü bir müzik ki Avrupa’yı bile etkilemiştir. Osmanlı ordusu sefere mehterle çıkardı. Bu bizim köklü kültürümüzdür. Bir fotoğraf gördüm; büyükler arkalarını dönmüş ama çocuklar mehteri can kulağıyla dinliyor. Asıl örnek almamız gerekenler çocuklardır. Onlar samimiyetiyle doğruyu gösterir" dedi.
Geleneksel Kalemişi sanatı Kütahya’da hayat buluyor
23 Ekim 2024 Çarşamba - 09:56 Geleneksel Kalemişi sanatı Kütahya’da hayat buluyor Geleneksel Kalemişi sanatı, Kütahya’da hayat buluyor. Türk halk sanatı olan ’Kalemişi’ sanatını günümüzde de sürdüren Sibel Temelkıran’ın, Kütahya Belediyesinin Zanaat ve Halk Sanatları Deneyimleme Konağı’nda açtığı kurs ilgi görüyor. Temelkıran, Osmanlı döneminde hat sanatı ile etkileşime girerek ahşabın yanı sıra sıva üstü, mermer ve taşa da yazılan kalem sanatının, günümüzde sayılı ustalar tarafından yapıldığını ifade etti. Kalemişi sanatını yaklaşık 20 yıldır sürdürdüğünü belirten Sibel Temelkıran, "Kalem işi, Selçuklulardan günümüze kadar gelmiş Türk sanatlarındandır. Selçuklular, Osmanlılar ve günümüzde sivil ve dini mimaride kullanılıyor. Camilerin iç süslemelerinde yer alır. O zamanlar sarayların içlerinde de kullanılmış; Topkapı Sarayı’nda büyük camilerde de bu sanatı görebiliriz. Günümüze kadar ulaşmış ve biz de Kütahya Belediyesi’nin destekleriyle bu sanatı sürdürmeye çalışıyoruz. Öğrencilerimiz var ve onları yetiştirmeye gayret ediyoruz. Kalem işi, sivil ve dini mimaride iç mekanları süsleme sanatıdır. Aslında çok bilinen bir sanat ama ismini çoğu kişi bilmiyor. Yıllardır bu sanatın adını anlatmaya çalışıyorum. Basit bir sanat ama ismi tam bilinmiyor. ’Kalem işi’ dendiğinde insanlar ’kalemle mi yapılıyor?’ diye soruyorlar. Aslında bu sanat, kullanılan fırçaların adına dayanıyor. Bizler de ’kalemkar’ olarak bu geleneği sürdürüyoruz. Ancak fazla bilinmediği için öğretmeye çalışıyoruz çünkü bu bizim geleneksel sanatlarımızdan biri ve unutulmaması gerekiyor. Nasıl atalarımız bu sanatı bu zamana kadar getirdiyse, biz de öğrencilerimiz vasıtasıyla geleceğe taşıyoruz. Kalemişi nereye yapılır diye sorulduğunda, ilk zamanlarda sıva üzerine yapılmış. Yine sıva, ahşap, deri ve mermer üzerine de yapılabiliyor. Ben ahşap üzerine çalışıyorum ve öğrencilerime de ahşap üzerine yaptırıyorum. Malzeme olarak akrilik boya kullanıyoruz ve ahşap büyük sunta levhalar üzerinde çalışıyoruz. Geleneksel desenlerimizi hazırlıyor ve bu desenleri önce kağıda, ardından ahşaba aktarıyoruz. Geleneksel renklerle boyayarak işi tamamlıyoruz. Öğrencilerimiz de bu sanatı sevdiler çünkü her şey geleneksel, desenler ve renkler de öyle. Bir yıllık bir çalışmamız var ama bu bir yılda bitmiyor tabii ki; öğrenmeye devam ediyoruz. Öğrenmek hiç bitmez" diye konuştu. "Sanat bana huzur veriyor ve günlük hayatın stresinden uzaklaştırıyor" Kursiyerlerden Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, "Biz burada Sibel Hocam’ın izinden gidiyoruz ve onun öğrettiği şekilde sanatı sürdürmek istiyoruz. Sanata ilgim olduğu için buradayım, sanat bana huzur veriyor ve günlük hayatın stresinden uzaklaştırıyor diyebilirim. Sanatı seven ve öğrenmek isteyenleri bekleriz" dedi. "Türk kültürünü yansıtıyor" Kursiyerlerden Doç. Dr. Sibel Işık, "Kalemişi sanatını tanıyarak gelmedim, aslında bir terapi amacıyla geldim. Ancak içine girdikçe, her camiye girdiğimde kendime ait hissettiğim desenlerin içinde kaybolduğumu fark ettim. Türk motiflerini yansıtan turkuazlar, mercan renkleri ile kendimi Türk kültürüne daha bağlı hissediyorum. Şu anda öğrencilerimle burada çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Geçen hafta Sibel Hocam öğrencilerimizi ağırladı, tanıtım ve atölye çalışması yaptı. Gelecek nesillere bu sanatı aktarmak için elimizden geleni yapıyoruz" diye konuştu. Kalemişi Sanatı kursunun haftada bir gün olmak üzere 8 ay boyunca devam edeceği belirtildi.
“Dumlupınar Büyük Zafer” adlı 3D animasyon sinema filminin galası Kütahya’da yapılacak
22 Ekim 2024 Salı - 12:42 “Dumlupınar Büyük Zafer” adlı 3D animasyon sinema filminin galası Kütahya’da yapılacak Cumhuriyetin 101. yılına özel olarak hazırlanan “Dumlupınar Büyük Zafer” adlı 3D animasyon sinema filmi, Kütahya’da yapılacak gala gösterimiyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini İbrahim Soyer’in üstlendiği film, senaryosunu ve animasyon çalışmalarını ise İbrahim Kiraz gerçekleştirdi. 2019 yılında başlayan proje, 2023 Nisan ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından destek almaya hak kazandı. 26 proje arasından sıyrılarak desteklenen 6 proje arasına giren “Dumlupınar Büyük Zafer”, en fazla destek alan yapım olarak öne çıktı. “Türk Sinemasında Bir İlk” Film, Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını konu alan ilk gerçekçi 3D animasyon sinema filmi olma özelliğini taşıyor. Bu tarihi yapım, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da kazanılan Büyük Zafer’i ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna giden süreçteki bağımsızlık mücadelesini beyaz perdeye taşıyor. Animasyon türünde hazırlanan film, gençler ve yetişkinlere tarihi bir dönemi yeniden yaşatırken, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki kahramanlık ve kararlılığını da duygusal bir derinlikle izleyicilere sunuyor. “Gerçekçi bir animasyon ile ilgi çekecek bir yapım” "Dumlupınar Büyük Zafer", Milli Mücadele’nin en kritik anlarından birine odaklanıyor. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 26 Ağustos 1922’de Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, Türk ordusunun Yunan işgaline karşı kazandığı kesin zaferin yolunu açıyor. Filmin başkahramanlarından Çetmili Kara Ali Çavuş, 11 yıl boyunca cepheden cepheye koşmuş bir asker olarak öne çıkıyor. Sol kolunu kaybetmesine rağmen Milli Mücadele’ye katılmaya devam eden Ali Çavuş, bu savaşa katılan 19 yaşındaki oğlu Mehmet Onbaşı ile aynı cephede savaşmanın derin dramını yaşıyor. Savaşın ortasında baba ile oğulun kavuşma anı, duygusal bir zirve noktası oluşturuyor. Büyük Taarruzun ikinci gecesi Ali Çavuş ve Mehmet Onbaşı, keşif görevinde karşı karşıya gelirler. Ancak bu kısa buluşma, savaşın acımasız gerçekliği nedeniyle sona erer. Dumlupınar’da süren şiddetli çatışmalarda Ali Çavuş ağır yaralanır ve oğlu Mehmet, babasının son anlarına tanık olur. Film, Türk ordusunun 30 Ağustos 1922’de kazandığı zaferle noktalanır. Türklerin yüzyıllardır süren gerilemesi sona ermiş, Cumhuriyete giden yolda ileriye doğru büyük bir adım atılmıştır. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz!" emriyle zafer perçinlenir. "Dumlupınar Büyük Zafer", tarihi olayları bir kez daha güçlü bir sinema diliyle anlatırken, izleyicilere hem tarihi bilgi hem de duygusal derinlik sunmayı hedefliyor.
Kütahya’dan ’Türkiye-Tunus Ortak Miras Rotası Sergisi’ne destek
22 Ekim 2024 Salı - 10:20 Kütahya’dan ’Türkiye-Tunus Ortak Miras Rotası Sergisi’ne destek Tunus Türkiye Büyükelçiliği’nin destekleriyle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ve Tunus Yunus Emre Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen Türkiye-Tunus Ortak Miras Rotası adlı illüstratif resim sergisi Susa kentinde açıldı. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ile Tunus Yunus Emre Enstitüsünün iş birliğiyle ve Tunus Türkiye Büyükelçiliğinin destekleriyle gerçekleştirilen, yerli tarih ve kültürün yansıtıldığı sergi, başkent Tunus’un 120 kilometre güneydoğusunda yer alan Susa şehrinde, 6. Uluslararası Tekstil Fuarı kapsamında yer alıyor. Sergide, Türkiye ile Tunus arasındaki ortak mirası simgeleyen tarihi eserlerin illüstratif resimleri sergileniyor. Türk heyetiyle sergiyi gezen Tunus Türkiye Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, Türk ve Tunus kültürleri arasında güçlü bir bağ olduğunu vurgulayarak, “Somut mirasımız çok derin. Osmanlı döneminde Tunus’ta inşa edilen cami, medrese, çeşme gibi eserler, bu ortak mirası oluşturan önemli yapılardır. Seçkin bir sanatçımız bu mirası tuvale taşıdı ve harika bir çalışma ortaya çıktı” diye konuştu. DPÜ Kurumsal İletişim Koordinatörlüğünde görev yapan Öğretim Görevlisi Adem Dönmez ise serginin Osmanlı dönemine ait eserlerin öne çıktığını ve bu eserleri dijital ortamda yeniden işlediklerini ifade ederek “Başlangıç olarak Tunus’taki bazı eserlerin haritasını oluşturduk. Amacımız, tüm Tunus’u kapsayan bir rota oluşturmak” dedi.