Yerel Haberler
Muğla
Doç. Dr. Özçelik: "İzmir’in su ihtiyacına bulut tohumlama çare değil"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 10:11 Doç. Dr. Özçelik: "İzmir’in su ihtiyacına bulut tohumlama çare değil" Son yıllarda iklim değişikliği ve kuraklık sonucu artan su ihtiyacını karşılamak amacıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi denizden su arıtma tesis için dış kaynak kullanımının Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi tarafından onaylanması ile Milas Ekinambarı mevkiinde tesis kurmak için çalışmalara başladı. Su sıkıntısı yaşayan bir başka Ege kenti İzmir’de ise Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise yapay yağmur oluşturmak amacıyla bulut tohumlama uygulaması için Bakanlıktan izin aldıklarını ve bunun sorumluluğu aldıklarını açıklamıştı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Su Kaynakları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceyhun Özçelik İzmir’in yapay yağmur için yapılacak tohumlamanın İzmir’in su sorununu çözmeye yetmeyeceğini açıkladı. İzmir gibi geniş bir coğrafyada İzmir üzerinden geçen bulutlarının potansiyelini bir miktar arttırmanın İzmir’in su sorununu katkı sağlamayacağını açıkladı. "Her bulut yağmur oluşturmaz" Yapay yağmur yağışının oluşabilmesi için doğal yağış ortamının nazır olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, "Ülkemizde yaşanan kuraklık dolayısıyla büyük şehirlerimizde büyük bir arayış içerisine girdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz hafta içerisinde yapay yağmurla İzmir’in su sorununa çare bulma arayışına gireceğini ifade etti. Tabii yapay yağışın oluşabilmesi için doğal yağışın oluşabileceği ortamların hazır olması lazım. Normal şartlar altında denizlerden, göllerden ve kara yüzeylerinden buharlaşan su, atmosferin üst tabakalarına doğru ilerleyince basıncın ve sıcaklığın etkisiyle yavaş yavaş yoğunlaşmaya ve damlacıklar haline dönüşmeye başlıyor. Belli bir ağırlıktan sonra yeryüzüne düşebilir hale gelişiyor. Tabii her bulutta yağmur oluşturmaz. Bulutun nem içeriği bize düşecek yağış miktarı hakkında bilgi verir. Yağış üretebilecek bulutlar tabaka ve yığın şeklindeki bulutlardan nimbostratus, altostratus ve stratus bulutları, diğer taraftan atmosferin alt tabakalarından üst tabakasına kadar ulaşan Kümülonimbus bulutları, stratus bulutları tabaka şeklinde alana yayılı bulutlardır. Bunlar üst kesimlerde olduğu zaman daha uzun süreli ve şiddetli yağışlar türetiyor. Kümülonimbus bulutları ise boyuna derinlemesi neticesinde kısa süreli şiddetli noktasal yağışlar oluşturuyor. Tabii bu bulutların orada hazır oluyor olması lazım. Ancak bu şartlarda yer küreden roketler şeklinde ya da hava küreden uçak ve hava araçları vasıtasıyla atmosfer içerisine gümüş iyodur, krubus ve benzeri kimyasalları bırakarak nem parçacıklarının etrafında toplanması ve yoğunlaşması sağlanıyor. Ancak bize bu şekilde bulutu tohumlayarak bulut içerisindeki potansiyeli maksimum kullanma fırsatı sunuyor. Bu şu demek oluyor, bizim bulutun ya da yağışın yerini, şiddetini ve miktarını çok ciddi anlamda değiştirme imkanımız yok. Erken tohumlama yaptığımız durumda istediğimiz başarıyı elde edemeyebiliriz. Geç tohumlama yaptığımız durumda yağmur zaten başlayacağı için yaptığın işin anlamı kalmaz" dedi. "Yapay yağmurlama İzmir’in su sorununa katkı sağlamaz" Yağmur tohumlamayla potansiyeli arttırabilmek amacıyla yağışı bir miktar erken başlatabileceklerini açıklayan Özçelik, yapay yağmurlama sisteminin İzmir’i su sorununa katkı sağlamayacağını belirterek, "Olması gereken yerden de birkaç kilometre alan içerisinde farklı noktalarda yağışı yağdırabiliriz. Literatürde yüzde 10 ve yüzde 20’lere kadar arttırıldığı söyleniyor. Tabii bunu ölçmek de çok zor. Çünkü tohumlama yapmadan önce veya yaptıktan sonraki yağış şartlarını değerlendirebilmek oldukça zor. Geçmişte 1940’lı yıllardan beri Amerika Birleşik Devletleri’nde, Çin’de, Hindistan’da ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu yöntemler kullanılıyor. Tabii bunun çevresel zararları da söz konusu olduğundan Amerika’da bazı eyaletlerde yasaklanmış durumda. İzmir’in su ihtiyacı açısından değerlendirdiğimiz zaman bu kadar geniş bir coğrafya içerisinde oradan geçen bulutların potansiyelini bir miktar artırmak İzmir’in su sorununa katkı sağlamayacağı açık olarak gözüküyor" dedi. "Bulut tohumlamadaki en önemli unsur yer ve zaman" Bulut tohumlamada en önemli faktörün yer ve zaman olduğunu açıklayan Doç. Dr. Özçelik, "Biz burada eğer bulutun potansiyelini tam olarak kullanıyorsak o bulutla normal şartlar altında afete sebebiyet verecek kuyrukta bir buysa burada bir tetikleme yapma imkânı mümkün oluyor. Ama yağışı ciddi anlamda lokasyon, şehir, bölge gibi değiştirmek, bunun miktarını büyük oranda artırabilmek mümkün değil. Bulut tohumlamadaki en önemli unsurlardan biri yer ve zaman. Bulunduğunuz bölgenin topografyası, denize yakınlığı ve o bölgenin iklimi ve zamanlaması oldukça önemli. Diğer taraftan da kış aylarında bulutların soğuk olduğu, fazla bulut geçişlerinin olduğu zamanlarda bulut tohumlama daha fazla başarı elde edecektir. Bahar dönemlerinde de bulutun geçtiği anları tespit etmek oldukça önemli. Yaz aylarında maalesef o bölge için bulut hareketleri oldukça sınırlı. Dolayısıyla bulut tohumlamanın başarı şansı da gittikçe azalacaktır" dedi.
Başkan Ayhan, ’Marmaris’te satılık otel’ haberlerine yanıt verdi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 09:57 Başkan Ayhan, ’Marmaris’te satılık otel’ haberlerine yanıt verdi Son günlerde "Marmaris’te satılık otel ve kapanacak otel sayısındaki artış" yönünde çıkan haberlere dikkat çeken Marmaris Ticaret Odası (MTO) Başkanı Mutlu Ayhan, bu sürecin sadece Marmaris’e özgü olmadığını ifade ederek "Önceliğimiz turizmde sürekliliği korumak" dedi. Son dönemde basında yer alan "Marmaris’te satılık otel ve kapanacak otel sayısındaki artış" haberleri, turizm sektöründe yaşanan dönüşüm sürecini yeniden gündeme taşıdı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Marmaris Ticaret Odası (MTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mutlu Ayhan, mevcut ekonomik şartlar ve 31 Mayıs’a kadar tamamlanması gereken bina yangın mevzuatına uyum sürecinin, sektördeki işletme kararlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Başkan Ayhan, özellikle yüksek finansman maliyetleri, işletme giderlerindeki hızlı artış ve döviz kurundaki yükselişin enflasyonun altında kalması gibi nedenlerle, konaklama sektöründe maliyet dengesinin bozulduğunu ifade etti. Bu tablo nedeniyle bazı işletmelerin yatırım planlarını gözden geçirmek, işletme modellerini yeniden kurgulamak ve farklı seçenekleri değerlendirmek zorunda kaldığını belirtti. Marmaris’te yaşanan gelişmelerin Türkiye genelindeki turizm destinasyonlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Başkan Ayhan, "Benzer süreçler bugün Türkiye’nin tüm turizm bölgelerinde yaşanıyor. ‘Satılık Otel veya Kapanan Otel’ başlığı, aslında sektörün üzerinde biriken ekonomik ve operasyonel baskıların daha görünür hale gelmiş halidir" dedi. "Binalar mevcut yönetmeliğe uyum sağlıyor" Yangın güvenliği sürecine ilişkin kamuoyunda zaman zaman yanlış bir algı oluştuğuna dikkat çeken Ayhan; "Burada altını çizmemiz gereken önemli bir nokta var. Yeni yayımlanmış bir yönetmelik söz konusu değil. Mevcut binalar, 2007 yılında yayımlanmış Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edilen eksiklerini gidermek üzere bir uyum süreci yürütüyor" şeklinde konuştu. Başkan Ayhan, Marmaris’te bazı konaklama tesislerinin halihazırda yönetmeliğe uygun olduğunu ve onay raporlarını aldığını, eksikleri bulunan tesislerin ise denetimler ve teknik değerlendirmeler doğrultusunda çalışmalarını hızlandırdığını belirterek "İşletmelerimiz misafir ve çalışan güvenliğini her şeyin önünde tutuyor. Sahada ciddi bir emek ve yatırım süreci var. Nisan ayı sonuna kadar tesislerimizin çok büyük bir bölümü tadilatını tamamlamış ve yangın onay raporunu almış olacak" dedi. "Sorumluluk paylaşımı netleşmeli" Uyum sürecinde en kritik başlıklardan birinin, özellikle kiralama modeliyle işletilen tesislerde yaşanan mal sahibi-kiracı anlaşmazlıkları olduğunu ifade eden Ayhan, yangın güvenliği yatırımlarının bazı yapılarda yüksek maliyetli dönüşümler gerektirdiğini, bu nedenle sorumluluk paylaşımı konusunda ciddi uyuşmazlıklar yaşandığını söyledi. Bazı kira sözleşmelerinde tadilat ve yatırım sorumluluğu açık biçimde tanımlanmadığı için uygulamada anlaşmazlıkların doğabildiğini ifade eden Ayhan; "Bu durum, ne yazık ki bazı tesislerin faaliyetlerine son vermesine kadar uzanabiliyor. Süreci hızlandıracak, tarafları koruyacak ve sorumlulukları netleştirecek daha güçlü bir çerçeveye ihtiyaç var. Aksi halde kapanan tesis sayısında artış olması kaçınılmaz" ifadelerini kullandı. "Yatak arzı azalırsa doluluk artar" Sektörün genel görünümüne ilişkin dengeli bir öngörü paylaşımı yapan Başkan Ayhan; "İşin geneline baktığımızda, bu süreçte kapanan ya da faaliyetine ara veren tesisler olacaktır. Satılık ya da işletme modelini değiştiren tesis sayısındaki artış, yalnızca ekonomik baskıların değil, aynı zamanda sektörün yeniden yapılanma sürecinin de bir sonucudur. Bu durum, bazı tesisler için pazardan çıkış anlamına gelirken, bazıları için de yenilenme, el değiştirme ve daha güçlü bir yapıyla yeniden faaliyete geçme fırsatı oluşturmaktadır. Burada aslında bir kriz değil, sektörün ve rekabetin doğası gereği bir dönüşüm söz konusudur. Bununla beraber Marmaris, 703 konaklama tesisinde, 70 bine yakın yatak kapasitesine sahip bir turizm kentidir. Yıl genelinde ortalama yüzde 62 doluluk oranı söz konusu. Bu çerçevede yatak arzında yaşanabilecek muhtemel bir azalma, doğal olarak doluluk oranlarında artış yönünde bir dengeyi de beraberinde getirecektir" dedi. "Önceliğimiz turizmde sürekliliği korumak" Marmaris Ticaret Odası olarak sürecin sağlıklı yönetilebilmesi için kamu otoriteleri ve sektör paydaşlarıyla başından bu yana temasların sürdüğünü belirten Başkan Ayhan, oda olarak üyelerin finansman sıkıntısını hafifletmek amacıyla mevcut piyasa şartlarının altında faiz oranlarıyla kredi kullandırılması noktasında da destek mekanizmaları oluşturduklarını söyledi. Ayhan açıklamasının devamında, "Marmaris güçlü ve güvenli bir destinasyondur. Önceliğimiz, güvenlik standartlarını yükseltirken sektörün sürekliliğini korumak, istihdamı ve hizmet kalitesini sürdürülebilir şekilde desteklemektir" ifadelerine yer verdi.