Yerel Haberler
Niğde
14 Mayıs 2026 Perşembe - 12:57 Niğde’de yerli ve milli tohum hamlesi: 60 ton patates tohumu üreticilere dağıtıldı Niğde’de "Yerli ve Milli Patates Çeşitlerinin Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında, Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde geliştirilen yerli ve milli tohumluk patatesler üreticilerle buluşturuldu. Yerli üretimi güçlendirmek ve milli tarım hamlesine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen proje çerçevesinde düzenlenen törende, 12 üreticiye tamamı hibe olmak üzere toplam 60 ton sertifikalı yerli ve milli tohumluk patates dağıtıldı. Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’ndeki programa Vali Nedim Akmeşe, Tarım ve Orman İl Müdürü Furkan Mete, Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Uğur Pırlak, üreticiler ve davetliler katıldı. Törende konuşan Vali Akmeşe, yerli ve milli tohum kullanımının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün proje kapsamında üreticilerimize toplam 60 ton yerli ve milli patates tohumu dağıtılacak, 120 dekarlık alanda üretim gerçekleştirilecektir. Böylece yerli çeşitlerimizin verim gücü, hastalıklara dayanıklılığı ve bölge şartlarına uyumu sahada uygulamalı olarak ortaya konmuş olacaktır. Yerli ve milli çeşitlerimiz, üreticilerimizin tohumluk maliyetlerini azaltırken, kaliteli ve güvenilir tohum kullanımının yaygınlaşmasına, tarımda dışa bağımlılığın azaltılmasına ve sürdürülebilir üretime önemli katkılar sağlayacaktır." Üreticilerin yerli tohumlara yönelik bazı endişeleri bulunduğunu ifade eden Akmeşe, proje ile birlikte yerli ve milli tohumların sahadaki verim ve dayanıklılığının uygulamalı olarak görüleceğini söyledi. Akmeşe, verimli bir sezon geçirilmesi temennisinde bulunarak tüm üreticileri yerli ve milli tohum kullanmaya davet etti. Tarım ve Orman İl Müdürü Furkan Mete ise tarımda sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti. Güçlü bir tarım yapısının ancak yerli üretimin desteklenmesi ve kendi tohumunu geliştirebilen bir sistemle mümkün olacağını belirten Mete, son yıllarda yerli ve milli üretim anlayışı doğrultusunda atılan adımların ülke tarımı açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Tarımın artık yalnızca üretimden ibaret olmadığını vurgulayan Mete, sektörün teknoloji, Ar-Ge, verimlilik ve sürdürülebilirlik ekseninde bir bütün olarak değerlendirildiğini ifade ederek Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleriyle üreticilerin yanında olmaya, modern üretim tekniklerini yaygınlaştırmaya ve yerli üretimi teşvik etmeye devam edeceklerini söyledi. Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Uğur Pırlak da enstitü bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Pırlak, yürütülen ıslah çalışmaları sonucunda bugüne kadar 11 yerli ve milli patates çeşidinin ülkeye kazandırıldığını ifade ederek Türkiye’de bir ilke imza atılarak geliştirilen çeşitlerin 8’inin yerli özel firmalara devredildiğini kaydetti. Yerli çeşitlerin verim, kalite ve hastalıklara dayanıklılık bakımından güçlü özelliklere sahip olduğunu dile getiren Pırlak, geliştirilen bu çeşitlerin bölge şartlarına uyum kabiliyetinin de oldukça yüksek olduğunu söyledi. Konaklı Patates Üretimi İşletme Kooperatifi Başkanı Stıkı Elmas ise üreticiler adına yaptığı konuşmada patates tohumunda yıllarca süren dışa bağımlılığın, geliştirilen yerli çeşitlerle farklı bir noktaya taşındığını ifade ederek bu çeşitlerin yabancı tohumlarla rekabet edebilecek seviyeye ulaştığını söyledi. Program kapsamında Nahita, Niğşah, Saruhan, Onaran 2015 ve Leventbey isimli yerli ve milli patates çeşitleri üreticilere teslim edildi. Dağıtılan tohumlukların toplam 120 dekarlık alanda üretime kazandırılacağı belirtildi.
Eski TBMM Başkanı Şentop: "Büyük Osmanlı coğrafyasındaki nüfus değişimleri devletimizin ve milletimizin en önemli meselesidir"
16 Kasım 2023 Perşembe - 16:31 Eski TBMM Başkanı Şentop: "Büyük Osmanlı coğrafyasındaki nüfus değişimleri devletimizin ve milletimizin en önemli meselesidir" ’Cumhuriyetimizin 100. Yılında Uluslararası Mübadelede Niğde Sempozyumu’ Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ev sahipliğinde başladı. 16-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan sempozyumunun açılış töreni Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. 29. Dönem TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un katılımı ile gerçekleştirilen açılışla birlikte başlayan sempozyumda, 14 farklı oturumda 73 araştırmacı 60 farklı başlıkta hazırladıkları mübadele temalı bilimsel tebliğlerini sunacak. Mübadele yıllarını anlatan fotoğraf sergisi ve müzik konser ile başlayan sempozyumun açılışında konuşma yapan 29. Dönem TBMM Başkanı Mustafa Şentop; bugünü anlamak, yarına yönelik politikalar üretmek için tarihi unutmamak gerektiğine değindi. Şentop yaptığı konuşmada, "Büyük Osmanlı coğrafyasındaki nüfus değişimleri devletimizin ve milletimizin en önemli meselesidir. Tarihi, ekonomik, sosyal ve her şeyden önce devlet hafızasında çok önemli etkileri vardır. Yeterince çalışıldığı bir konu olmadığını da düşünüyorum. Değerli akademisyenlerimizin yazdıkları da çok kıymetli ama hak ettiği kadar derinlikte ve genişlikte çalışılmadığı kanaatindeyim. Ben de aile büyükleri Balkan, Rumeli muhaciri olan bir ailenin içinde doğdum. Tarihi eğer unutursak, köklerimizi ve yaşadıklarımızı unutursak bugünkü halimizi anlamakta ve izah etmekte, yarına yönelik politikalar üretmekte zorlanırız. O yüzden bu sempozyumu çok kıymetli buluyorum" ifadelerine yer verdi. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ise, "Sempozyum Niğde açısından önemli ve gecikilmiş bir sempozyum, o yüzden emeği geçenlere teşekkür ederim. Mübadele Niğde için çok önemli; neredeyse nüfusun 3’de biri mübadil olan bir şehirde yaşıyoruz. İl defa resmi sonuçlar çıkacak, ben de sempozyumun sonuçlarını merak ediyorum" ifadelerini kullandı. Sempozyuma ev sahipliği yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu da, "Bu yıl 100’üncü yılını idrak ettiğimiz bu uygulama, dolayısıyla çeşitli yönlerden her iki tarafı etkilemiştir. Sosyal bir fenomen olması bakımından çeşitli toplumsal etkileri olan bu iki yönlü nüfus hareketliliğinden Türkiye’de en çok etkilenen şehirlerden biri ise şehrimiz Niğde olmuştur. Dolayısıyla mübadelenin şehrimizin sosyokültürel ve demografik yapısı ile kent kimliği için çok özel bir yeri vardır. Nitekim şehrimiz nüfusunun önemli bir kısmı Balkan Türkü kökenli mübadil hemşehrilerimizden oluşmaktadır. Aynı milli ve dini kimliğe sahip olduğumuz ve bir asır önce ana yurda dönmek zorunda kalan bu hemşehrilerimiz, bu süreçte evlilik gibi ilişkiler nedeniyle Anadolu ahalisiyle de çabucak kaynamışlardır. Bu düşünceyle hepimizin çeşitli vesilelerle mübadil kültürüyle ve kimliğiyle ilişkili olduğunu söylemek mümkündür" diye konuştu.
Niğde’de ilk uluslararası mübadele sempozyumu düzenlenecek
15 Kasım 2023 Çarşamba - 11:09 Niğde’de ilk uluslararası mübadele sempozyumu düzenlenecek NİĞDE (İHA)– Niğde’de ilk defa Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan Cumhuriyetin 100. Yılında Uluslararası Mübadelede Niğde Sempozyumu ile disiplinler arası yaklaşım ele alınacak. Mübadelenin uygulanışı ile sonuçlarının Niğde özelinde ve Türkiye genelinde ortaya konulacağı sempozyum, 16-18 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi öncülüğünde Niğde Valiliği ve Niğde Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek sempozyum, Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik ve Ulukışla ilçe belediyeleri ile Aktaş, Divarlı, Çukurkuyu, Gümüşler ve Konaklı belde belediyelerinin destek ve katkılarıyla gerçekleştirilecek. Ayrıca Niğde Kültür, Sanat ve Eğitim Derneği (NİKSED) ile Niğde Gazeteciler Birliği ise sivil toplum kuruluşları olarak sempozyuma destek veren kuruluşlar arasında yer alıyor. Açılış Töreni’ne TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop Katılacak 16 Kasım 2023 Perşembe günü saat 10.30’da Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi’mizde düzenlenecek sempozyumun açılışı TBMM 29. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un katılımıyla gerçekleştirilecek. Törenin akabinde sempozyum, farklı alanlardaki bilim insanları ve araştırmacı-yazarların mübadele temalı bilimsel çalışmalarını sunacağı 14 farklı oturumla ve katılımcıların Niğde gezisi ile üç gün sürecek. 73 Araştırmacı 60 Farklı Başlıkta Mübadele Temalı Tebliğ Sunacak 13 oturumun Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi, bir oturumun ise Bor Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirileceği sempozyumda, 73 araştırmacı 60 farklı başlıkta hazırladıkları mübadele temalı bilimsel tebliğlerini sunacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu, “Bu yıl 100’üncü yıl dönümü olan nüfus mübadelesinden Anadolu’da en çok etkilenen şehirlerden birinin Niğde. Kuruluşundan bu yana başarılarla dolu 30 yılı geride bırakan üniversitemiz, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında uluslararası bir sempozyum ile mübadelenin uygulanışı ve sonuçlarını şehrimiz özelinde ve Türkiye genelinde ortaya koymak istemiştir. Bu sempozyumla Anadolu’nun yükseköğretim ve bilimde parlayan yıldızı üniversitemizde yurt içi ve yurt dışından gelecek davetlilerimizle mübadelenin tüm boyutlarıyla ele alınmasını amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Niğde’nin sosyokültürel yapısı ile kent kimliği için nüfus mübadelesinin çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Rektör Uslu, “Niğdeli hemşerilerimizin önemli bir kısmı Balkan Türk’ü kökenli mübadil ailelerden oluşuyor. Aynı milli kimliğe sahip olduğumuz ve bir asır önce anayurda dönmek zorunda kalan bu ailelerimiz, bu süreçte evlilik gibi ilişkiler nedeniyle Anadolu ahalisiyle de çabucak kaynaştılar. Dolayısıyla hepimiz çeşitli vesilelerle mübadil kültürüyle ve kimliğiyle ilişkiliyiz. Yurt içi ve yurt dışından üst düzeyde bürokratlar ile bilim insanlarının ve araştırmacıların katılacağı sempozyumumuza tüm hemşerilerimizi, sivil toplum örgütlerimizi ve basın kuruluşlarımızı davet ediyorum” dedi.
Türkiye’de 3 milyon kişi diyabet hastası olduğunun farkında değil
15 Kasım 2023 Çarşamba - 10:18 Türkiye’de 3 milyon kişi diyabet hastası olduğunun farkında değil Diyabet konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla kutlanan “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” çerçevesinde açıklama yapan Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Hünkar Ağgül, diyabet hastalığına dikkati çekerek uyarılarda bulundu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Hünkar Ağgül, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin diyabet hastası olduğunun farkında olmadığını belirtti. Ağgül, "Ülkemizde nüfusun yüzde 15’inde diyabet bulunmakta ve yaklaşık 3 milyon kişi de diyabet olduğunun farkında değil. Çok su içme, sık idrara çıkma, çok yemek yeme varsa hastaların diyabet açısından uyanık olması gerekir. Bu tür durumda kişinin diyabet olabileceği aklına gelmeli. 35 yaş üstü herkeste 3 yılda bir glikoza bakılmalı daha düşük yaşlarda da hasta obez ise ve ek kronik hastalığı varsa bu hastaların da yıllık daha erken yaşlarda glikozuna baktırmaları gerekmektedir" dedi. Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 olarak ikiye ayrıldığını söyleyen Ağgül, yaşam tarzının değişmesi ile diyabet hastalarının da sağlıklı bireyler gibi yaşam sürdüğünü belirterek, "Tip1 diyabeti şuan maalesef önleyemiyoruz sayısının az olması iyi ama daha genç yaşlarda hatta çocuklarda da çıkabiliyor. Çocuklarda semptomlar çıktığı zaman ailelerin uyanık olması gerekiyor. Tip 2 diyabet ise önlenebilir bir diyabet. Bunun için obezite ile mücadele etmemiz gerekiyor. Kişinin kalori alımını günlük bin kalori ile kısıtlaması gerekiyor. Posalı yiyecekler yemesi, doymuş yağ asitlerinden fakir beslenmesi ve fast food, hazır paketli yiyeceklerden uzak durması gerekiyor ve orta tempoda bir egzersizi de diyabetle mücadele için öneriyoruz. Tip 1 diyabetli, vücudunda hiç insülin bulunmayan bir hasta eğer yaşam tarzı değişikliği ve tedavisine uyarsa normal sağlıklı bir bireyler aynı yaşam süresine sahip. Tip 2 diyabet hem önlenebilir hem de yaşam tarzı değişikliğine uyarsa hastanın yaşam kalitesi artacak ve sağlıklı bir bireyle aynı sürede ömre sahip olacaktır. Hastalar dikkat etmezse birçok komplikasyonla karşılaşabilirler. Kalp krizinden inmeye, körlükten ayak amputasyonuna kadar ciddi semptomlarla gelebilirler bize" şeklinde konuştu.
Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrenciler aileleri için endişeli
14 Kasım 2023 Salı - 12:28 Türkiye’de eğitim gören Filistinli öğrenciler aileleri için endişeli Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde eğitim alan Filistinli öğrenciler, geride bıraktıkları aileleri için endişe içinde olduklarını kaydetti. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğrencisi Ali Mansour, "Filistin’i onlara bırakmayacağız, kimse Filistin’den çıkmayacak" diyerek, "Masum çocuklar, kadınlar ölüyor, hastaneyi vuruyorlar kalp dayanmaz buna illa ki Müslüman olmaya da gerek yok insanlık diye bir şey yok orada, bildiğin katliam yapılıyor. Filistinlileri öldürmek istiyorlar. Endişe yaşıyorum her an kötü bir haber gelir diye korkuyorum. İnşallah bu sene bitirip geri döneceğim, Filistin’i onlara bırakmayacağız. Kimse Filistin’den çıkmayacak. Türkiye çok iyi Recep Tayyip Erdoğan çok iyi konuşuyor en azından Arap ülkeleri gibi değil. Arap Birleşik camiası 35 gün sonra toplandılar ve hiçbir şey yapamadılar. Türk halkı her zaman mazlumun yanında ben onu gördüm ve öğrendim" ifadelerini kullandı. Saldırıların başladığı günlerde evi yıkılan Gazzeli İktisat Fakültesi 4. Sınıf öğrencisi İbrahim Abuamsha ise, "7 Ekim’de savaş başladı, 8 Ekim’de benim evim yıkıldı. Hatta mahallemiz komple yıkıldı. Şuan ailem Kuzey’den Güney tarafa geçmişler. Şimdiye kadar 7 arkadaşımı kaybettim en yakın arkadaşım 2 kardeşi ile şehit oldu. Bedenimiz burada ama kalbimiz orada. Hiçbir şey yapamıyoruz haberleri okuyoruz iletişim bile bazen kuramıyoruz. Türkiye her zaman halk olarak yönetim olarak yanımızda. Cumhurbaşkanı sürekli bizim hakkımızda konuşuyor hatta boykot çok güzel yapıyorlar" şeklinde konuştu. "Bu endişeyi yaşamaktansa orada olmayı isterdim" Aileleri ile uzun süre iletişim kuramadıklarını, haberlerde ailelerinden birisinin şehit olduğu haberini alacakları endişesi yaşadıklarını anlatan Tıp Fakültesi öğrencisi Yaser Alqedra, bu endişeyi yaşamaktansa orada olmayı istediğini söyleyerek, "Ailemizin çok tehlike altında olduğu için ne çalışabiliyoruz ne odaklanabiliyoruz hiçbir şey yapamıyoruz, aklımız orada kalıyor. Ara sıra iletişim kurabiliyorum ama geçen 1 ay iletişim kuramadım. Evim yıkıldı mı sağlam mı hiç bilmiyorum çünkü evimizi terk ettik sokağımız bombalandı, çıkmak zorunda kaldık. Değişik gelebilir ama orada olmak istiyoruz bu endişeyi yaşamamak için çünkü haberlere bakıyoruz özellikle iletişim kuramadığımız zamanlarda gelen şehitlerden ailemizden var mı acaba akrabalardan mı diye. Ülkelerden beklentimiz yüksekti ama hiçbir şey yapılmamış. Savaşmalarını istemiyoruz ama yemek gelsin, petrol gelsin bizim yaralı olan kişilerimizi tedavi etsinler onu bile yapmıyorlar maalesef. Türkiye’nin başkanı başlangıçtan beri iyi bir duruşu vardı. Söyledikleri bizi çok mutlu etti, İnsanları meydanlara çıkmaya davet etti bizi etkiledi kendimizi ülkeden uzak hissetmedik. Çok teşekkür ediyoruz" dedi. Harita Mühendisliği öğrencisi İhab Rowajbeh da, "Benim şehrime sürekli saldırıyorlar her gece. Çocuk yada kadın onlar için fark etmiyor hep öldürüyorlar. Son savaş başladıktan sonra bu durumlar daha da artı. Üzülüyoruz , kimse sormuyor başka ülkelerden bir şey demiyorlar ama ne olursa olsun biz Filistin’de kalacağız" diye konuştu. "Mezun olunca ülkeme dönüp yaraları saracağım" Tıp Fakültesi öğrencisi Ahmad Alhourani ise mezun olduğu zaman ülkesine geri dönüp yaraları sarmak istediğini belirterek, "Normal hayatımıza devam edemeyecek kadar üzücü, kırıcı şeyler görüyoruz. Çocukların, annelerin, babaların ölmelerini kınıyoruz. Çok üzüyor bu bizi. Dönmeyi düşünüyorum uzmanlığımı alıp sonunda devletime, memleketime dönmek istiyorum orada yaraları sarıp, millete yardım etmek için doktor olarak yapabildiğim kadar yardım etmek istiyorum" dedi.
En sık ölüm sebepleri arasında KOAH 3’ncü sırada yer alıyor
14 Kasım 2023 Salı - 10:50 En sık ölüm sebepleri arasında KOAH 3’ncü sırada yer alıyor 15 Kasım Dünya KOAH Günü ilgili açıklama yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Kuş erken tanının önemine değindi. KOAH’în ilerleyici bir akciğer hastalığı olduğunu belirten Kuş; "Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biri olan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) günümüzde dünyadaki ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. KOAH, nefes yollarında mikroplarla oluşmayan bir iltihaplanmaya bağlı oluşan, ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Genellikle zararlı toz ve gaz maruziyeti ve yetersiz akciğer gelişimi gibi kişisel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkan, hava yolları veya hava keseciklerinde anormalliklerin yol açtığı kalıcı solunumsal yakınmalar ve hava akımı kısıtlanması ile karakterize olan yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. KOAH’ da en sık görülen yakınmalar nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmadır. Hastalığın tanısı, basit bir test olan ‘nefes ölçüm testi’ ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azalmaktadır. KOAH tanısı konulan kişilerin sigara kullanımını bırakmaları, zararlı toz, gaz dumanından, hava kirliliğinden ve zararlı etkileri kanıtlanmış olan elektronik sigara kullanımından uzak durmaları gereklidir. KOAH tedavisinde nefes açıcı özellikte inhaler olarak adlandırılan, solunum yolu ile uygulanan ilaçlar ile hava yollarındaki daralmanın ve yangının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Solunum yetmezliği olan KOAH’lı hastalarda evde oksijen tedavisi veya evde solunum cihazı tedavisi gibi tedavilere ihtiyaç olabilmektedir. Hastalığın kötüleşmesini ve seyrini etkileyen, hatta ölümlere neden olan ataklardan ve zatürreden korunmak için grip ve zatürre aşılarının yaptırılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavilerinin düzgün uygulanması gerekir. Bu tedavilerin yanı sıra fiziksel aktivite ve gerekirse akciğer rehabilitasyonu uygulanması, hastaların günlük yaşamlarının daha kaliteli hale gelmesini sağlar. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır" dedi. 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişileri sağlık kontrolü yaptırması konusunda uyaran Uzm.Dr. Serpil Kuş; "Uzun süreli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ’solunum fonksiyon testi yaptırması gerekir" ifadelerini kullandı.
Topraksız tarımla patateste tohumluk üretim arttı
13 Kasım 2023 Pazartesi - 12:50 Topraksız tarımla patateste tohumluk üretim arttı Yerli patates çeşitlerini ülke tarımına kazandıran Niğde Patates Araştırma Enstitüsü, kurduğu seralarda hayata geçirdiği topraksız tarım sistemiyle üretim kapasitesini arttırdı. Niğde Patates Araştırma Enstitüsü, havada ve suda yetiştirdiği patates tohumlarıyla daha yüksek verim sağlıyor. Klasik yöntem olan toprakta üretim yapıldığında bir bitkiden 5-6 tohumluk elde eden enstitü, topraksız tarım sistemiyle bu sayıyı 50 -150 arasına çıkardı. Kurmuş oldukları tam kontrollü seralarda topraksız sistemle birlikte 2 milyon adet mini yumru kapasitesine ulaşan enstitü, 12 ay boyunca tohumluk üretiyor. Tohumluk üretiminde maliyeti azaltan, verimi arttıran sistemle ilgili bilgi veren Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Uğur Pırlak, amaçlarının yerli ve milli çeşitlerin çiftçilere daha kaliteli ve ucuz ulaştırılması olduğunu söyledi. Pırlak, "Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz ıslah çalışmaları neticesinde enstitümüz 10 adet yerli ve milli çeşidi ülke tarımına kazandırdı. Çeşitlerimizden 8 tanesini yerli firmalara devrettik ve bu çeşitlerimizin yerli firmalar tarafından üretiminin yapılması, sertifikalandırılıp çiftçilerimize ulaştırılmasını sağlamak için de enstitümüzde ileri kademede tohumluklar üretiyoruz" dedi. Aeroponik serada üretim kapasitesini arttırdıklarına değinen Pırlak, "Tamamen topraksız ortamda aeroponik sistemde tamamen köklere belli zamanlarda besin solüsyonu püskürtülmesi ile biz 6-7 kez hasat yapabiliyoruz. Topraklı sistemde biz bir bitkiden 6-7 adet mini yumru elde ederken bu sistemle 50 ile 150 arasında mini yumru elde ediyoruz. Enstitümüzde 12 ay boyunca tohumluk üretme çalışmalarına devam ediyoruz" şeklinde konuştu.
8. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Kapanış Gösterimi Gerçekleştirildi
11 Kasım 2023 Cumartesi - 14:16 8. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Kapanış Gösterimi Gerçekleştirildi 23 farklı ülkeden 372 belgesel filminin katıldığı, 151 filmin ise jüri üyelerinin değerlendirmelerine sunulduğu Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin kapanışı Niğde’de yapıldı. Bu yıl 8’incisi düzenlenen Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin kapanışı, festivalde Ön Jüri Özel Ödülü alan ’Suriyeli Kozmonot’ ve Kısa Metraj Belgesel Film Kategorisi 2023 Yılı Üçüncülük Ödülü’ne layık görülen ’Vira’ isimli filmlerin gösterimleri Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu; Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinin, Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin ilk ve en önemli paydaşı olduğunu ifade etti. Fikri temelleri Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde atılan ve Türk Dünyası’nın en önemli kültür-sanat etkinliklerinden olan bu festivalde emeği geçen herkese teşekkür eden Rektör Uslu; “Festivalimiz, inanıyorum ki daha nice yıllar sürerek uluslararası sanat dünyasında daha da prestijli hale gelecek. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak bilim, eğitim-öğretim, Ar-Ge ve inovasyonun yanında kültür-sanat alanında da “topluma hizmette öncü ve yenilikçi bir üniversite olma” vizyonuyla yürüttüğümüz çalışmalarımızla bu tür önemli etkinliklere her zaman destek verdik ve vermeye de devam edeceğiz. 2023 Yılı Türk Dünyası Yaşam Boyu Onur Ödülü, Türk Dünyası Onur Ödülü, Öğrenci Belgesel Film Ödülü ve özel ödüller gibi birçok kategoride değerlendirilen bu filmler ödüllerine Ankara’da düzenlenen törenle kavuşmuştur. Ödül almaya hak kazanan bu filmlerin gösterimleri ise açılışı Azerbaycan’da olmak üzere, sırasıyla Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Macaristan, Kuzey Makedonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılmıştır.” dedi. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Menderes Demir tarafından Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu’ya festivale vermiş oldukları desteklerden dolayı teşekkür plaketi takdim edildi. Programda festivalde Ön Jüri Özel Ödülü alan ’Suriyeli Kozmonot’ ve Kısa Metraj Belgesel Film Kategorisi 2023 Yılı Üçüncülük Ödülü’ne layık görülen ’Vira’ isimli filmlerin gösterimi gerçekleştirildi.