Yerel Haberler
Osmaniye
Şehide gözyaşlarıyla son veda
04 Şubat 2024 Pazar - 16:30 Şehide gözyaşlarıyla son veda Irak’ın kuzeyinde Pençe Kilit Operasyonunda üst bölgeye bölücü terör örgütü tarafından gerçekleştirilen taciz atışı sonucu çıkan çatışmada şehit düşen Piyade Uzman Çavuş Kadir Dingil memleketi Osmaniye’nin merkeze bağlı Çona köyünde gözyaşlarıyla torağa veridi. Irak’ın Kuzeyinde Pençe-Kilit Operasyonu üst bölgesinde terör örgütü mensupları tarafından açılan taciz atışı sonucu Osmaniyeli Piyade Uzman Çavuş Kadir Dingil şehit oldu. 7 yıl önce göreve başlayan, 30 yaşındaki şehidin cenazesi için Çona Köy Mezarlığına tören düzenlendi. Dün akşam saatlerinde uçakla Adana’ya getirilen şahidin cenazesi karayolu ile Osmaniye’ye getirilerek Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı. Bugün askeri heyet tarafından morgda alınan şehidin cenazesi yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki merkeze bağlı Çona Köyüne getirildi. İlk olarak baba evine getirilerek helallik alınan şehidin cenazesi daha sonra köy mezarlığında hazırlanan tören alanına getirildi. 3 kardeşin en küçüğü olan şehit uzman çavuşun cenazesi ailesinin ve yakınlarının gözyaşlarıyla askerler tarafından musallaya konuldu. Acılı baba ve diğer aile üyeleri tabut önünde saf tuttukları esnada gözyaşlarına boğuldu. İkindi sonrası kılınan cenaze namazına İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık, AK Parti Osmaniye Milletvekili Seydi Gürsoy, Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz, Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda askeri erkan katıldı. Cenaze namazının ardından askerler tarafından musalladan alınan şehidin cenazesi köy mezarlığında gözyaşlarıyla toprağa verildi.
Kimsesiz 3 çocuğa can olan gözü yaşlı annenin 3 evladı ve eşi depremde vefat etti
04 Şubat 2024 Pazar - 11:47 Kimsesiz 3 çocuğa can olan gözü yaşlı annenin 3 evladı ve eşi depremde vefat etti Depremin vurduğu Osmaniye’de çocuk bakımevinde kalan kimsesiz 3 çocuğu kurtaran ama kendi 3 çocuğu ile eşini toprağa veren annenin gözyaşları depremin yıl dönümünde yürekleri sızlattı. Gece yarısı evlatlarıyla yaptığı son görüşmeyi anlatan Emine Aksu, “Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını. Onların sesini son kez duyabileceğini ve sevdiklerinin son kez gözlerini kapatıp bir daha açamayacağını” dedi. Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ilde etkisini gösterirken, Osmaniye’de de 173 bina yıkılmış ve bin 10 kişi hayatını kaybetmişti. Depremin ağır hasara yol açtığı Osmaniye’de de asrın felaketinin yıl dönümüne sayılı günler kala yaşanan olaylar ve hayat hikayeleri yürekleri sızlatmaya devam ediyor. Acı kayıpları yaşayan onlarca insandan biri olan 43 yaşındaki Emine Aksu’nun evi de ailesine mezar oldu. Depreme çalıştığı çocuk bakımevinde yakalanan Aksu, bakımevinde kalan kimsesiz 3 çocuğun canını kurtarırken, 3 evladıyla eşini asrın felaketinde kaybetti. Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen acısı taze olan Aksu, eşi ve çocuklarından bahsederken gözyaşlarına hakim olamıyor. “Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını” Deprem olduğu gece çalıştığı çocuk bakım evlerinde bakım personeli olarak nöbette olduğunu belirten Aksu, eşi ve çocuklarının mezarı başında o anları anlatırken gözyaşlarına boğuldu. Konuşmakta güçlük çeken Aksu, “5 Şubat sabahı eşim beni nöbete bırakmıştı. En son ben 23.30’da eşim ve çocuklarımla telefonla görüşmüştük. Hatta Mehmet’im demişti ki, ‘Anne sabah gelirsen patates kızartması yapalım.’ Bende, ‘Tamam oğlum’ demiştim. Tabii bir umutla, sabaha kavuşmanın umuduyla telefonlarımızı kapattık. Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını. Onların sesini son kez duyabileceğini ve sevdiklerinin son kez gözlerini kapatıp bir daha açamayacağını. Evet, hayat bundan ibaretmiş. Ve Pazar sabahı, 4.17. Hepimiz için anlamsız bir saat. Yerden böyle çok gürültülü bir ses, ne olduğunun farkında değiliz ve ben nöbetteyim. 2 çocuk, birisi 5, diğeri 8 yaşında. Ben onların odasına gidiyorum ve ilk önce o çocuklara sarılıyorum. Onlarla birlikte aşağıya iniyorum. Sonra kendi canlarıma ulaşmaya çalışıyorum. Orada ben 2 oğlan bir kız indirdim, burada da 2 oğlan bir kız yerlerinde yatıyor” dedi. “Bunlar sana Allah’ın emanetleriydi’ dedim” Kızının Gaziantep Üniversitesi Matematik Öğretmenliği Bölümü’nde eğitimini sürdürdüğünü ve Burhan isimli oğlunun da Korkut Ata Üniversitesi Harita Kadastro son sınıf öğrencisi olduğunu anlatan Aksu, “Yani bunları anlatmak kolay değil. İnsan sevdiğini toprağa verince ne yapacağını bilmiyor. Hiçbir şeyden, hayattan tat almıyor. Sevdiklerimle toprağa bende gömüldüm. Sonra dedim ki, ‘Bunlar sana Allah’ın emanetleriydi.’ Bunlar için bir şey yapmam gerekiyordu. Çünkü ben üniversiteye çocuklarımı gönderdiğimde onların o gözlerindeki ışıltı, yani bir şey yapmam lazım, bunları benim yaşatmam lazım. Tamam, Allah’ın emanetleriydi, Allah’ım aldı. Dedim böyle kalmamalı bunlar, adları yaşamalı. Sonra Sayın Valimiz Dr. Erdinç Yılmaz bana bu kütüphane açma işini söylediğinde bana merdiven basamaklarını uzattı. Bizde Ayşenur’um ve Hacı Mehmet’ime kütüphane açtık, Namık Kemal Ortaokulu ve Mehmetli İlk ve Ortaokulu’nda kütüphane açtık. Sonra Burhan’ıma da okuduğu Korkut Ata Üniversitesi Harita ve Kadastro Bölümü Laboratuvarı’nın adını vereceğiz inşallah tadilatı bittikten sonra” diye konuştu. “Rüyamda gördüm 3 tabut, 2’si Türk bayraklı biri duvaklı” İnsanın sevdiğini görememişinin çok büyük bir acı olduğunu anlatan Emine Aksu, “35 gün kendi mahallemde kaldım. Çünkü çocuklarımın öldüğüne inanamadım. ‘Gelecekler, ha geldi gelecekler, bu sana bir şaka’ diye çok bekledim. Ben orada şunu gördüm. İnsan sevdiklerini bir gün görmesin, bir hafta, aylarca yıllarca görmesin, yani insan kafayı yer yahu. Bir düşünün, siz evlatlarınızdan, sevdiğinizden şöyle bir ayrıldığınızı düşünün. Onlar benim çocuklarım, düşüncelerimden de öte. Canlarım bunlar benim, cennet kuşlarım. Rüyamda gördüm ben bunları. Enkazdan çıkarttıktan sonra evimize hiçbir şey olmamış. Kızımı ortaya almışlar Mehmet’im ile Burhan’ım merdivenden gülerek iniyorlardı. Daha sonra bir daha rüyamda gördüm 3 tane tabut, artık bulduk, çünkü morglara gittiğini sanıyordum ben. 3 tabut, 2’si Türk bayraklı biri duvaklı. Ve o şekilde Türk bayrağı istedim çift çift geldi, duvak istedim çift çift geldi ve o şekilde transit arabanın arkasında rüyamda gördüğüm gibi getirdik toprağına kavuşturduk. Ama dedim bunlar gerçek ebedi dünyaya gitti ama bu dünyada da bir şey yapmam lazım dedim ve kütüphanede adlarını yaşatıyorum. İsimleri yaşayacak, ben öleceğim, gideceğim ama benim çocuklarımın isimleri yaşayacak. Bu depremde insanoğlu akıllandı mı? Ders çıkarana ne mutlu, ders çıkarmayana Allah yardım etsin. Allah’ım nefsimize uydurup ayağımızı kaydırmasın. Benim çok sevdiğim bir duayı buradan söylemek istiyorum. Sürekli diyorum ki ‘Allah’ım bana, sana yakın olan kullarını yakınlaştır, senden uzak olan kullarını benden uzaklaştır’ diye duamı herkese duyurmak istiyorum. Allah’ım da herkesi depremden ders çıkaran kullarından eylesin” şeklinde konuştu. Emine Aksu, hemen her gün geldiği mezarlıkta eşi ve çocuklarının mezarıyla vakit geçirerek özlemini dindirmeye çalışıyor. Acılı annenin evlatları Ayşenur’un 24, Burhan’ın 20, Hacı Mehmet’in 22 yaşında, eşi Ergün’ün ise 53 yaşında olduğu öğrenildi.
Duvarlara “Döneceğiz” diye yazmışlardı, yuvalarına dönüyorlar
04 Şubat 2024 Pazar - 11:25 Duvarlara “Döneceğiz” diye yazmışlardı, yuvalarına dönüyorlar Depremin vurduğu Osmaniye’de 650 dairenin yıkıldığı ve 283 kişinin hayatını kaybettiği mahallede depremin ardından duvarlara “Döneceğiz” diye yazan mahalle sakinleri, tadilatların ardından yeniden yuvalarına dönüyorlar. Asrın felaketinden etkilenen ve çık sayıda insanın yaşamını yitirdiği Osmaniye’de yerinde dönüşüm ve az hasarlı binaların tadilat çalışmaları aralıksız devam ediyor. Depremin ardından evlerini terk ederek, duvarlara “Döneceğiz” diye not bırakan mahalle sakinleri şimdi dönüş yolunda. Asrın felaketinde 650 dairenin yıkıldığı ve 283 kişinin hayatını kaybettiği kent merkezinde bulunan Rahime Hatun Mahallesi’nde vatandaşlar, yuvalarına yeniden dönmenin heyecanını yaşıyor. 20 yıldır mahalledeki Burak Apartmanında oturan Tufan Toklu (70), dairelerin tadilat işlemlerini hızlı bir şekilde tamamladıklarını belirterek, “Rahime hatun mahallesi 9086 sokak Burak Apartmanında ikamet etmekteyim. Evimiz az hasarlı oldu. Şimdi en sıkı şekilde ustalara çevre arızalarını hasarını yaptırıp tekrar içine mutlu huzurlu oturmak istiyoruz. Yavaş yavaş herkes eksikliklerini yaptırıyor. Yandaki apartmanlarda aynı şekilde bizden önce başlamışlardı. Biz biraz geç başladık ama hızlı bir şekilde yaptırıyoruz evimizi. Eski halini alacak, merkezde kaldık, burası Osmaniye’nin en kıymetli yeri. 20 seneden beri burada otuyorum. Komşularımızı tabii ki çok özlüyoruz. Depremde acı şekilde ayrıldık. Çok üzüldük, zaman zaman görüşüyoruz ama tekrar kavuşacağız” dedi. “Mahallemiz en kısa zamanda tekrardan ayağa kalkacak” Mahalledeki çalışmalar hakkında bilgiler veren mahalle muhtarı İsa Kama (50) ise “Depremden önceki nüfus sayımız genel olarak büyüklü küçüklü 28 bin civardaydı. Depremden sonra ise şimdiki göç haliyle 25 bin civarına düştü. Tekrardan, yeniden Rahime Hatun Mahallesi eski haline huzurlu ve ailevi bir şekilde kavuşacağına inanıyoruz. Yerinde dönüşümler başladı, müracaatlar başladı. Orta hasarlı, hafif hasarlı binalarımızda tadilata başlandı ve bitme aşamasında. Şu an bazı sakinlerimiz göçme aşamasında. Bu deprem birlik ve beraberlikle atlatıldı. Kardeşlikle atlatıldı, mahallemiz en kısa zamanda tekrardan ayağa kalkacak inşallah. Orta hasarlı binamız yüzün üzerinde. Onlarda tadilatlara başladı ve onlarda bitme aşamasında. Hafif hasarlılardaki vatandaşlarımız evlerine girdi zaten. Dışarıdaki göç sayılarımız artık yavaş yavaş geri mahallesine kavuşacak. Bizim mahallemizde 650 tane dairemiz yıkıldı, 283 vatandaşımız hayatını kaybetti. Onlara da Allah’tan rahmet diliyorum. Eski haline mahallemiz inşallah tekrardan kavuşacak. Bizim mahallemizden dışarıya göçmüş insanlarımız kendi evlerindeki turşularını, yataklarını, yorganlarını götürmedi. Çünkü umutları var, bir an önce tadilat yaptırmak, biran önce kendi mahallelerine dönmek, kavuşmak için çabalıyor. Çünkü burada bir şeyler yaşadılar, bunu anımsamak için kendileri bir an önce yerlerine kavuşacak. Turşularını, yataklarını almadılar. Çünkü umutları var insanların. Tadilatlar gece gündüz hızlı bir şekilde yapılıyor burada” diye konuştu. (YC-VK-
Kimsesiz 3 çocuğa can olan gözü yaşlı annenin 3 evladı ve eşi depremde vefat etti
04 Şubat 2024 Pazar - 11:20 Kimsesiz 3 çocuğa can olan gözü yaşlı annenin 3 evladı ve eşi depremde vefat etti Depremin vurduğu Osmaniye’de çocuk bakım evinde kalan kimsesiz 3 çocuğu kurtaran ama kendi 3 çocuğuyla, eşini toprağa veren annenin gözyaşları depremin yıl dönümünde yürekleri sızlattı. Gece yarısı evlatlarıyla yaptığı son görüşmeyi anlatan Emine Aksu, “Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını. Onların sesini son kez duyabileceğini ve sevdiklerinin son kez gözlerini kapatıp bir daha açamayacağını” dedi. Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ilde etkisini göstermiş, binlerce insan hayatını kaybetmişti. Depremin ağır hasar açtığı Osmaniye’de de asrın felaketinin yıl dönümüne sayılı günler kala yaşanan olaylar ve hayat hikayeleri yürekleri sızlatmaya devam ediyor. Osmaniye’de 173 bina yıkılırken bin 10 kişi hayatını kaybetmişti. Acı kayıpları yaşayan onlarca insandan biri olan 43 yaşındaki Emine Aksu’nun evi de ailesine mezar oldu. Depreme çalıştığı çocuk bakım evinde yakalanan Aksu; bakımevinde kalan kimsesiz 3 çocuğun canını kurtarırken, 3 evladıyla ile eşini asrın felaketinde kaybetti. Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen acısı taze olan Aksu, eşi ve çocuklarından bahsederken göz yaşlarına hakim olamıyor. Acılı annenin evlatları; Ayşenur 24, Burhan 20, Hacı Mehmet 22 ve eşi Ergün 53 yaşındaydı. “Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını” Deprem olduğu gece çalıştığı Çocuk Bakım Evlerinde bakım personeli olarak nöbette olduğunu belirten Aksu, eşi ve çocuklarının mezarı başında o anları anlatırken gözyaşlarına boğularak kelimeler boğazına düğümlendi. Konuşmakta güçlük çeken Aksu, “5 Şubat sabahı eşim beni nöbete bırakmıştı. En son ben 23.30’da eşim ve çocuklarımla telefonla görüşmüştük. Hatta Mehmet’im demişti ki, ‘Anne sabah gelirsen patates kızartması yapalım.’ Bende, ‘Tamam oğlum’ demiştim. Tabi bir umutla, sabaha kavuşmanın umuduyla telefonlarımızı kapattık. Kim bilebilir ki o konuşmanın son konuşma olacağını. Onların sesini son kez duyabileceğini ve sevdiklerinin son kez gözlerini kapatıp bir daha açamayacağını. Evet, hayat bundan ibaretmiş. Ve Pazar sabahı, 4.17. Hepimiz için anlamsız bir saat. Yerden böyle çok gürültülü bir ses, ne olduğunun farkında değiliz ve ben nöbetteyim. 2 çocuk, birisi 5, diğeri 8 yaşında. Ben onların odasına gidiyorum ve ilk önce o çocuklara sarılıyorum. Onlarla birlikte aşağıya iniyorum. Sonra kendi canlarıma ulaşmaya çalışıyorum. Orada ben 2 oğlan bir kız indirdim, burada da 2 oğlan bir kız yerlerinde yatıyor” dedi. “Bunlar sana Allah’ın emanetleriydi’ dedim” Kızının Gaziantep Üniversitesi Matematik Öğretmenliği bölümünde eğitimini sürdürdüğünü ve Burhan isimli oğlunun da Korkut Ata Üniversitesi Harita Kadastro son sınıf öğrencisi olduğunu anlatan acılı anne, “Yani bunları anlatmak kolay değil. İnsan sevdiğini toprağa verince ne yapacağını bilmiyor. Hiçbir şeyden, hayattan tat almıyor. Sevdiklerimle toprağa bende gömüldüm. Sonra dedim ki, ‘Bunlar sana Allah’ın emanetleriydi.’ Bunlar için bir şey yapmam gerekiyordu. Çünkü ben üniversiteye çocuklarımı gönderdiğimde onların o gözlerindeki ışıltı, yani bir şey yapmam lazım, bunları benim yaşatmam lazım. Tamam, Allah’ın emanetleriydi, Allah’ım aldı. Dedim böyle kalmamalı bunlar, adları yaşamalı. Sonra Sayın Valimiz Dr. Erdinç Yılmaz bana bu kütüphane açma işini söylediğinde bana merdiven basamaklarını uzattı. Bizde Ayşenur’um ve Hacı Mehmet’ime kütüphane açtık, Namık Kemal Ortaokulu ve Mehmetli ilk ve ortaokulunda kütüphane açtık. Sonra Burhan’ıma da okuduğu Korkut Ata Üniversitesi Harita ve Kadastro Bölümü Laboratuvarının adını vereceğiz inşallah tadilatı bittikten sonra” diye konuştu. “Rüyamda gördüm 3 tabut, 2’si Türk bayraklı biri duvaklı” İnsanın sevdiğini görememişinin çok büyük bir acı olduğunu anlatan Emine Aksu, “35 gün kendi mahallemde kaldım. Çünkü çocuklarımın öldüğüne inanamadım. ‘Gelecekler, ha geldi gelecekler, bu sana bir şaka’ diye çok bekledim. Ben orada şunu gördüm. İnsan sevdiklerini bir gün görmesin, bir hafta, aylarca yıllarca görmesin, yani insan kafayı yer yahu. Bir düşünün, siz evlatlarınızdan, sevdiğinizden şöyle bir ayrıldığınızı düşünün. Onlar benim çocuklarım, düşüncelerimden de öte. Canlarım bunlar benim, cennet kuşlarım. Rüyamda gördüm ben bunları. Enkazdan çıkarttıktan sonra evimize hiçbir şey olmamış. Kızımı ortaya almışlar Mehmet’im ile Burhan’ım merdivenden gülerek iniyorlardı. Daha sonra bir daha rüyamda gördüm 3 tane tabut, artık bulduk, çünkü morglara gittiğini sanıyordum ben. 3 tabut, 2’si Türk bayraklı biri duvaklı. Ve o şekilde Türk bayrağı istedim çift çift geldi, duvak istedim çift çift geldi ve o şekilde transit arabanın arkasında rüyamda gördüğüm gibi getirdik toprağına kavuşturduk. Ama dedim bunlar gerçek ebedi dünyaya gitti ama bu dünyada da bir şey yapmam lazım dedim ve kütüphanede adlarını yaşatıyorum. İsimleri yaşayacak, ben öleceğim, gideceğim ama benim çocuklarımın isimleri yaşayacak. Bu depremde insanoğlu akıllandı mı? Ders çıkarana ne mutlu, ders çıkarmayana Allah yardım etsin. Allah’ım nefsimize uydurup ayağımızı kaydırmasın. Benim çok sevdiğim bir duayı buradan söylemek istiyorum. Sürekli diyorum ki ‘Allah’ım bana, sana yakın olan kullarını yakınlaştır, senden uzak olan kullarını benden uzaklaştır’ diye duamı herkese duyurmak istiyorum. Allah’ım da herkesi depremden ders çıkaran kullarından eylesin” şeklinde konuştu. Emine Aksu hemen her gün geldiği mezarlıkta eşi ve çocuklarının mezarıyla vakit geçirerek özlemini dindirmeye çalışıyor. (YC-VK-
Gördüğü rüya üzerine ailesinin vefat ettiğini anlayan acılı baba, depremde eşini ve 4 evladını kaybetti
03 Şubat 2024 Cumartesi - 09:53 Gördüğü rüya üzerine ailesinin vefat ettiğini anlayan acılı baba, depremde eşini ve 4 evladını kaybetti Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Osmaniye’de eşi ve 4 çocuğunu kaybeden Gazi İsmail Kaba, ailesinin vefat ettiğini 11 gün sonra rüyasında görünce anladı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde Osmaniye’de çok sayıda apartman çökmüş ve can kayıpları yaşanmıştı. Osmaniye kent merkezinde bulunan ve 132 kişinin hayatını kaybettiği, 2 bloğu yıkılan Metin Tamer Sitesi Aşiyan Apartmanı 7. katında oturan Gazi İsmail Kaba’da (45), yıkılan binanın enkazında ailesi ile birlikte kaldı. Gazi Kaba, enkazdan yaralı olarak çıkartılırken, eşi Şenay (43) ile çocukları Durmuş Ali (21), Özlem (19), Fatma Sena (17) ve Furkan (14) hayatını kaybetti. Hakkari Yüksekova’da 1996 yılında bölücü terör örgütüyle girilen silahlı çatışmada Gazi olan İsmail Kaba deprem anında ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. Gazi Kaba, depremin durmasını bekledikleri sırada binanın yan yattığını belirterek, ’’Uyandığımızda binamız sallanıyordu sonra çocuklarımızı yanımıza çağırdık, 2 kızım geldi. 2 oğlum gelmediler kendi odalarında beklediler. Deprem durmayınca çıkalım dedik. Koridoru yarıladık, büyük sallantı başladığında alttan binayı yukarıya zıplatıyordu. Tekrardan duvarlardan tutarak yatak odasına geçtik. 2 kızım eşim ve ben aynı yerde bekliyoruz. Eşim o sırada dua edin, Kelime-i Şehadet getirin dedi. Depremin durmasını bekliyoruz. Bu sırada bina yan yatmaya başladı. Büyük bir gürültü geldi ve ardından bina çökmüş. Bina yıkıldıktan sonra enkazın altında eşime ve çocuklarıma seslendim, ses gelmedi. Bende kımıldayamıyorum, tamamen gömülüyüm, sadece nefes alıp verebiliyorum. İçimden, Kelime-i Şehadet getirdim ve beklemeye başladım o şekilde "dedi. Enkaz altından kurtarılma sürecini anlatan Gazi Kaba, ’’Enkazın üzerinde bir kişi ‘Sesimi duyan var mı’ diye bağırdı o an seslendim. Sonra yerini tespit ettim kurtaracağız seni dedi. Adımı sordu, İsmail Kaba ben dedim. Tanıyorum abi seni, bende karşı binada oturuyorum komşuyuz’ dedi. Kaç kişisiniz diye sordu, 4 kişiyiz dedim. Yan taraftaki odada oğullarım var dedim. Tamam dedi sizi kurtaralım onları da kurtaracağız dedi. Sonra 1 kişi daha geldi 2 kişi çalışmaya başladı. İlerleyen süreçte kolumu tuttu ve bu kol sana mı ait dedi. Evet, bana ait dedim. Sağımızı solumuzu açaraktan beni ve kızımı çıkarttı yaşam boşluğunu oluşturdu. Ayaklarımız sıkışmıştı, makas gerekiyordu üzerimizde kolon vardı. Bu arada özel harekât polisi geldi. Yapabileceğimiz bir şey var mı diye sordular makas lazım diye cevap verdiler polisler araçlarında elektronik makas varmış demirleri kestiler, ilk önce kızım Özlem’i aldılar, sonra Fatma Sena’yı aldılar, sonra beni ve eşim olmak üzere dördümüzü aldılar" dedi. Ailesinin depremde vefat ettiğini gördüğü rüya üzerine anladığını söyleyen Gazi Kaba, ’’Enkazdan çıkartıldıktan sonra yakınımızda özel bir hastane ailemi ve beni götürdüler. Müdahale edildi, iç kanama olduğu için Devlet Hastanesine sevk edildim. Burada tedavi altına alındım. Çocuklarımı sorduğumda iyiler hastanede yatıyor dediler. Bir süre böyle devam etti bu süreç, sorduğumda hep durumları iyi dediler. Sonrasında, tıp fakültesinde okuyan oğlum rüyama girdi. Okulunun bahçesinde yatıyor, hafif bir yağmur yağıyor. Oğlum kalk gidelim, ne yatıyorsun burada diyorum. Tepki vermiyordu, ısrar ediyorum kalk gidelim diyorum. Kolundan tutup çektim tepki vermedi. Kaldıramayınca geri döndüm okulun bahçesinden yeniden baktım, dedim ki neden kalkmıyor? Niye kalkmıyor diye kendi kendime öyle düşündüm ve o sırada uyandım. O sırada oğlumun vefat ettiğini orada anladım. Yanımda kalan yeğenlerime sorduğumda, Durmuş Ali’nin rüyama girdiğini vefat ettiğini anladığımı söyledim ve diğerlerinin durumunu sorduğumda yeğenim dışarı çıktı. Kardeşlerim, akrabalarım geldi onlara sordum. Durmuş Ali rüyamda gördüm şehit olduğunu anladım dedim. Diğerlerini sorduğumda sarıldılar ve ağladılar. O an diğerlerinin de vefat ettiğini anladım" ifadelerini kullandı.