Yerel Haberler
Osmaniye
20 Şubat 2026 Cuma - 12:06 Osmaniye’de yağmurun bereketi Karaçay Vadisi’ni coşturdu Osmaniye’de son bir haftada etkili olan şiddetli yağmur Karaçay Vadisi’nde bulunan Karaçay Deresi ve şelalesinin debisini artırdı. Yağışların ardından derenin su seviyesi gözle görülür şekilde yükselirken, şelale adeta yeniden hayat buldu. Osmaniye ve ilçelerinde son bir haftadır etkili olan şiddetli yağışlar, kent genelinde aralıklarla devam eden sağanak yağmur, özellikle yüksek kesimlerde etkisini daha fazla gösterdi. Yağmurun bereketiyle birlikte Karaçay Deresi’nin akışı güçlenirken, vadide doğanın sesi daha gür duyulmaya başladı. Normal zamanlarda sakin akan dere, coşkun akışıyla görsel bir şölen sundu. Bölgeye gelen doğa severler ve fotoğraf tutkunları, ortaya çıkan manzaraya tanıklık etti. Ziyaretçiler, yağmurun yalnızca toprağı değil, insanın iç dünyasını da beslediğini dile getirerek, suyun doğa ve insanlık için taşıdığı hayati önemi bir kez daha hissettiklerini ifade etti. Şelalenin güçlü akışı ve vadinin serin havası, bölgeye ayrı bir huzur kattı. Osmaniye’de hafta boyu etkili olan yağışların bereket olduğunu, şehrin ve doğal yaşamın suya ihtiyacı olduğunu söyleyen Osmaniye Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Yücel Erdoğan, "Yaklaşık 30 yıldır Osmaniye Karaçay Vadisi’nde bulunan Saklı Şelale’ye gelirim. Hem dağcıyım hem de doğa yürüyüşçüsüyüm. Bu güzellikleri yıllardır görüyoruz. Ancak suyun görkemini, bu kadar kuvvetli bir akışını 30 yıldır ilk kez bu kadar canlı görüyorum. Su hayatımızda önemli bir yere sahip. Şu günlerde tüm memleketimizde, Türkiye’mizde olumsuz anlamda şehir yaşamını etkilemiş olsa da doğa güzelliklerimizi canlandırması noktasında suya ciddi anlamda ihtiyacımız var. Bu güzellikleri gördükten sonra suyun hayatımızdaki ne kadar önemli bir unsur olduğunu bir kez daha yaşıyor ve hissediyoruz. Buraya nasıl bir canlılık kattığını da geldiğimizde gözlemliyoruz. Suyun debisi ciddi anlamda artmış durumda. 30 yılı aşkın süredir yaptığım gözlemlerde bu kadar canlı aktığını ilk kez görüyorum. Burası sadece Karaçay Vadisi’nin bir kolu. İnşallah memleketimiz ve şehirlerimiz suyun olumsuz getirdiği sel felaketlerinden bir daha etkilenmez. Doğada da bu güzellikleri toplum olarak hep birlikte yaşamaya devam ederiz" diye konuştu.
Osmaniye’de 12 bin 557 konut ve iş yeri hak sahiplerine teslim edildi
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:57 Osmaniye’de 12 bin 557 konut ve iş yeri hak sahiplerine teslim edildi Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından ağır hasar alan Osmaniye’de, yaraların sarılması için başlatılan yeniden inşa çalışmalarında 12 bin 557 konut ve iş yerleri tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edildi. Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerde Osmaniye genelinde 702 bina doğrudan yıkılırken, can güvenliği riski taşıdığı tespit edilen 8 bin 259 bina kontrollü şekilde yıkıldı. Yaşanan büyük yıkımın ardından, bir yandan enkaz kaldırma ve güvenli alan oluşturma çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan depremzedelerin yeniden güvenli yuvalarına kavuşması için yoğun bir inşa süreci başlatıldı. Osmaniye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Zafer Bektaş, yaptığı açıklamada deprem sonrası yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü belirterek, Osmaniye genelinde inşasına başlanan toplam 12 bin 557 konut ve iş yerleri tamamlanarak hak sahibi vatandaşlara teslim edildiğini söyledi. Osmaniye’de depremden etkilenen tüm hak sahiplerinin güvenli konutlara kavuşması amacıyla çalışmalara başladıklarını söyleyen söyleyen İl Müdürü Zafer Bektaş, "Osmaniye ilimizde il ve ilçe merkezleri ve kırsalda 12 bin 557 bağımsız bölümün kurası çekilerek hak sahibi ailelerimize teslim edilmiştir. İl ve ilçe merkezlerinde 10 bin 377 konut ve 373 iş yeri, kırsalda bin 807 köy evi olmak üzere toplam 12 bin 184 konut ve 373 iş yeri bu 12 bin 557 bağımsız bölümümüzü oluşturmaktadır. Osmaniye’de depremden etkilenen tüm hak sahiplerinin güvenli konutlara kavuşması amacıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde, Sayın Bakanımızın talimatları doğrultusunda, il, ilçe merkezleri ve kırsalda toplam 12 bin 813 konut ve 760 iş yeri olmak üzere toplam 13 bin 573 bağımsız bölümün ise ihalesi yapılmıştır diye konuştu. Yerinde dönüşüm kapsamında 2 milyar liralık destek sağlandı Yerinde dönüşüm çalışmaları büyük önem arz ediyor diyen Bektaş, "Yerinde dönüşüm çalışmaları kapsamında vatandaşlarımızın kendi arsalarında yeniden inşaat sürecine de destek verilmiştir. Bu kapsamda kırsal alanda 567 yapı, kentsel alanda 596 yapı olmak üzere 1163 bina için dönüşüm gerçekleştirmiş toplamda 2429 bağımsız bölüm konut ve iş yeri var bunların içinde tabi ki. Yapım çalışmaları devam etmekte olup fiziki gerçekleşme oranımız yüzde 75’tir. Bununla birlikte 1 milyon 1 milyar 27 milyon 632 bin lira HİBE 1 milyar 33 milyon 172 bin lira kredi olmak üzere toplamda 2 milyar 60 milyon 805 bin lira vatandaşımıza destek sağlamıştır. Yerinde dönüşüm şehir dokusunun korunması açısından büyük önem arz etmektedir "dedi.
Özgür Özel Osmaniye’de depremzedelerle bir araya geldi
02 Şubat 2026 Pazartesi - 21:06 Özgür Özel Osmaniye’de depremzedelerle bir araya geldi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü öncesi Osmaniye’yi ziyaret etti. 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü öncesinde Osmaniye’ye gelen Özel, CHP Osmaniye İl Başkanlığı binası önünde vatandaşlara hitap etti. Konuşmasında depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Özel, afet sonrası süreçte dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Mitingin ardından Osmaniye Deprem Şehitliği’ni ziyaret eden Özel, burada dua ederek mezarlara çiçek bıraktı. Daha sonra konteyner kentte yaşayan depremzedelerle bir araya gelen Özel, vatandaşların sorun ve taleplerini dinledi. Ziyaretleri sırasında vatandaşlarla fotoğraf çektiren Özel, çocuklara oyuncak dağıtarak yakından ilgilendi. "6 Şubat, Türkiye tarihinin en acılı günlerinden biridir" 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bugün Osmaniye ziyaretimiz, hafta boyunca yapacak olduğumuz ve 6 Şubat depreminin 3’üncü yıl dönümünde, depreme uğrayan, depremde yıkılan, kayıplar veren şehit şehirlerimize yapacağımız ziyaretlerden ilki.6 Şubat 2023 tarihi, Türkiye tarihinin en acılı günlerinden birine uyandığımız ve toplamda resmi rakamlara göre 53 bin 537 kayıp verdiğimiz, 107 bin üzerinde vatandaşımızın yaralandığı ve hepimizin yüreğine en büyük ateşin düştüğü gündür gün Osmaniye’de de resmi rakamlara göre 993 vatandaşımız hayatını kaybetti. 2 bin 606 vatandaşımız yaralandı. Ben, o gün hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm Osmaniyeli hemşehrilerime bir kez daha başsağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. "TOKİ ve rezerv konutlarda fiyat farkı alınmasın" "Hükümet deprem bölgesine müjde versin" diyen Özel, "TOKİ konutları, rezerv alanlara yapılan konutlar ve esnafın iş yerlerinden faiz alınmayacak, TÜFE alınmayacak, memur maaş artışı dahil hiçbir fiyat farkı alınmayacak. Bunu söylersen, bu hafta deprem bölgesine müjde olur. Dükkandan faiz alırım, kanun açık yazmamış. Getir çıkartalım, rezerv alana yapılandan alırım, kanun açık yazmamış, yerinde dönüşümden alırım, kanun açık yazmamış. Açık açık söylüyorum Osmaniye’den, bu hafta Meclis de açık, getirin kanunu açık açık yazalım. Bu milletten faiz alınmasın. Maliyet ne kadarsa, o maliyet üzerinden hesap görülsün, millet rahat etsin" ifadelerini kullandı.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil"
01 Şubat 2026 Pazar - 19:27 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ‘HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur; nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ‘tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir " dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Osmaniye İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek, partilileriyle buluştu. Daha sonra açıklamalarda bulunan Çelik, "Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde bütün şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Elbette bu kayıpların acısını yüreğimizden silmek mümkün değildir" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kente gelerek vatandaşlarla buluşacağını da açıkladı. Türkiye’nin tüm sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini gösterdiğini söyleyen Çelik, "O kadar hızlı bir şekilde akıyor ki dünyada zaman. Gerçekten neredeyse on yıllar içerisinde olabilecek olaylar, bazen haftalar içerisinde gerçekleşebiliyor. Ve bunların en sarsıcı olanları da Türkiye’nin etrafında gerçekleşiyor. Türkiye’nin etrafına baktığımızda, Rusya-Ukrayna Savaşı bütün hızıyla devam ediyor. Çeşitli kereler barışın yapılması ile ilgili gündemler oluşuyor. Ama oluşmasına rağmen bir türlü mesafe alınamıyor. Yine geçtiğimiz günlerde son derece maalesef yıpratıcı, can alıcı saldırılar karşılıklı olarak gerçekleştirildi. İnsanlığın en büyük utancı sayılabilecek Netanyahu hükümetinin o katil şebekesi tarafından Gazze soykırımıyla ilgili maalesef bu katliamlar devam ediyor. Yine bu gündem içerisinde doğumuzda İran’la ilgili gelişmeler için bütün dünya nefesini tutmuş durumda ve bununla ilgili bir müzakereden sonuç alınacak mı, yoksa herhangi bir şekilde maalesef yeni bir saldırı mı ortaya çıkacak diye bu gündemler etrafımızda gerçekleşiyor ve çok yakınımızda gerçekleşiyor. Bütün bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, dünya diplomasi süreçlerinde ortaya koyduğu irade ve bu çerçevede ortaya çıkan tabloda Türkiye’nin, Cumhurbaşkanımızın merkezi rolü, bir kere daha bütün bu şoklar karşısında, bütün bu meydan okumalar karşısında Türkiye’nin dayanıklılığını, gücünü, tüm bu sarsıntılar karşısında yola devam etme iradesini bir kere daha gösteriyor" diye konuştu. "Davos Zirvesi’nde ortak mesaj: Küresel düzen eski haliyle sürdürülemez" Gazze’de yaşananlara değinen Çelik, "Bir bakıma Davos toplantısında yapılan konuşmalarda Kanada Başbakanı’nın konuşması çok gündem oldu. Bütün benzer konuşmalar aslında herhangi bir şekilde uyumdan bahsetmedi. Yeni bir döneme geçileceğinden, bir geçişten bahsetti herkes. Tabii bu geçişin ne olacağı, nasıl olacağı, nasıl gerçekleşeceği konusunda herkesin kafasında çok büyük şüpheler, çok büyük karışıklıklar var. Ama herkesin ortak olarak ifade ettiği konu, küresel düzenin artık eski manada tanımlanamayacağı, hatta küresel düzenin restorasyonunun da artık mümkün olmadığı, o sürecin de geçildiği, yepyeni adımlar atılması gerektiğine dair pek çok söz işitildi. Tabii bunlar mevcut liberal düzenin, neoliberal düzenin muhalifleri tarafından ya da küresel güneyi temsil eden siyasetçiler, devlet başkanları, entelektüeller tarafından çok sık zikredilen şeylerdir. Ama ilk defa küresel düzenin savunmasını yapan elitler tarafından bu gündeme getirildi ve bu şekilde aslında bilinen çifte standartlarına, ikiyüzlülüklerine dikkat çekilirken, küresel düzenin artık bunu restore edilemez bir aşamaya geldiği görüldü. Tabii burada bunu berraklaştıran şey herkesin kafasında özellikle Batı’dan Rusya-Ukrayna Savaşı söz konusu olduğu zaman yapılan hatırlatmalar, referans verilen ilkeler, dikkat edilmesi gereken kurallar., Bol miktarda zikredilen bu kuralların, referans verilen bu ilkelerin Gazze soykırımı olduğu zaman unutulması ve terk edilmesi şeklindeki çifte standart, hatta çifte standartın ötesinde ikiyüzlülük bütün dünyanın dikkatini çekmeye başlamıştı. Gazze ile ilgili olarak liberal düzenin elitlerinin ortaya koyduğu, işleticilerinin ortaya koyduğu ikiyüzlülük, aslında bir bakıma düzenin iflas etmesinin de sembolü oldu" dedi. "Dünya beşten büyüktür çıkışı küresel sistemde karşılık buldu" Ömer Çelik, "Cumhurbaşkanımız ilk defa ’Dünya beşten büyüktür’ dediğinde, çok iyi hatırlıyorum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanımız bu sözü ilk zikrettiğinde büyük bir sessizlik olmuştu. Biraz şaşkınlıkla, biraz çekinceyle, biraz tedirginlikle karşılanmıştı o zaman genel kuruldaki ilk konuşması. Daha sonraki yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın ’Dünya beşten büyüktür’ sözünün aslında küresel düzenin ikiyüzlülüklerine karşı büyük bir dikkat çekme, ilkeleri hatırlatma ve bu ikiyüzlülüğe tahammül etmeme konusunda bir meydan okuma olduğu net bir şekilde görüldü. Bugün gelinen noktada ise hemen hemen bütün mekanizmaların çalışamaz hâle geldiği bir noktada aslında bir bakıma düne kadar neoliberal düzenin savunusunu yapanların konuşmalarının özeti, ’Dünya beşten büyüktür’ sözüne katıldıklarını, buna onay verdiklerini, aynı fikirde olduklarını beyan eden bir durum ortaya çıkardı. Ama tüm bunun içerisinde en önemli konu geliyor kilitleniyor: Dünyanın içinde bulunduğu hâlde güvenlik meselelerinin nasıl olacağıyla ilgili olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "Küresel güvenlikten bahsedilirken gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "tek Suriye"ye yaptığı vurgunun bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil ettiğini belirten Çelik, "Avrupa güvenliğinden bahsedilirken sadece Orta Doğu değil, Avrupa güvenliği başta olmak üzere küresel güvenlikten bahsedilirken, gördüğünüz gibi ne zaman masa kurulmak istense Cumhurbaşkanımızın fikrine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’nin burada nasıl bir işlev üreteceği konusunda tartışmalar devam ediyor. Bunun en somut örneği, görüldüğü gibi Suriye konusunda ortaya çıktı. Cumhurbaşkanımızın yıllara dayanan, bizim kendi aramızda stratejik sabır olarak adlandırdığımız Cumhurbaşkanımızın bu tavrı aslında hatırlayınız, burada çok uzun tartışmalar yapılmıştı. Ölümden kaçan kardeşlerimize kucak açılmasıyla ilgili, hatta son seçimlerde Cumhurbaşkanımızın karşısındaki aday, ölümden kaçarak bize sığınanları geri göndermekle, yani o ölüm makinelerine teslim etmekle bezenmiş bir kampanya yapmıştı. Ama seçimin zor günleriydi. Hatta bazıları Cumhurbaşkanımızın bu konuya girmemesi gerektiğini, oyların çok kritik olduğunu söylerken bile Cumhurbaşkanımız o zaman ’Hayır’ dedi. ’Biz bu ölümden kaçanlara kucak açtık. Bu kardeşlerimizi hiçbir şekilde onlara teslim edemeyiz’ diyerek net bir şekilde tavrını koydu. O günden bugüne tabii çok şey değişti. Diktatörlük rejimi gitti, Suriye devrimi gerçekleşti ve burada da Türkiye, yine tüm dünyanın kara propagandasına karşı ilkeli bir şekilde Suriye halkının iradesini temsil eden bir politika çizgisi tutturdu. Orada Cumhurbaşkanımızın ’tek Suriye’ye yaptığı vurgu, Suriye’yi bütün Suriyelilerin beraber yönetmesi gerektiğine dair vurgu; bugün küresel mutabakatın omurgasını teşkil etmektedir. Gelinen noktada da Suriye’nin kendi içindeki terör unsurlarından arınması, bir yandan DEAŞ’e dönük terörle mücadelenin kesintisiz sürmesi, DEAŞ’le olan mücadelenin kesintisiz sürmesi konusunun altı çizilirken; aynı zamanda Suriye’nin kuzeyini, doğusunu işgal etmiş olan terör örgütünden arınma, Suriye’nin birliğini savunma konusunda atılan adımlar, her zaman için Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyonun teyidi anlamına gelen, Suriye’nin iyiliğine dönük, Suriye’nin birliğine, bütünlüğüne dönük bir sonuç ürettiğini tekrar tekrar teyit eden gelişmelerin ortaya çıkmasını sağladı" dedi. "Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur" Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cumhurbaşkanımızın hem Sayın Devlet Bahçeli’nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki ısrarının aslında zamanlaması bakımından da hem de bölgedeki barışın tesisi bakımından da ne kadar önemli olduğu, tüm bu gelişmelerle birlikte bir kere daha görüldü. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge birbirinden ayrılamaz; iç içe girmiş, hiçbir şekilde biri diğerinden bağımsız olarak tanımlanamaz, iç içe iki kavramdır. Bu çerçevede bakıldığında Suriye’de, Irak’taki terör yapılarının tasfiyesi, Türkiye’nin terörsüz bölge hedefiyle son derece uyumludur. Tabii ta baştan beri biz, PKK terör örgütünün Suriye, Irak, İran’daki silahlı güçlerinin tasfiyesi, Avrupa’daki illegal yapılarının tasfiyesi, propaganda merkezlerinin ve mali yapısının tasfiyesi konusunda bütünsel ve kapsamlı bir tanımlama ortaya koyduk. Suriye’de ise bu konudaki ısrar, birtakım güçlerin de kışkırtmasıyla birlikte bir işgalcilik olarak ortaya çıktığı zaman burada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi ’tek Suriye, tek ordu’ ilkesi çerçevesinde Türkiye ilkeli bir tavır ortaya koydu. Ama bu tavır ortaya koyulurken de şu söylendi her zaman denildi ki Suriye’yi bütün Suriyeliler beraber yönetsin. Türkmen, Arap, Kürt, Sünni, Şii, Alevi, Dürzi, Musayri, Hristiyan hepsi bu iradenin birer parçası olsunlar diye bu vurgu her zaman yapıldı. Dolayısıyla Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Suriyeliler tarafından yönetilmelidir. Hiçbir terör örgütünün vesayeti ya da dış gücün vesayeti söz konusu olmamalıdır. Siyaset, en baştan beri Türkiye tarafından izlendi." "Suriye’de Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi önemlidir" DEAŞ nasıl Arapların temsilcisi değilse terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütlerinin de Kürtlerin temsilcisi olmadığını vurgulayan Çelik, "Yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Suriye’de Suriye Kürtlerinin haklarını güvence altına alan, aynı şekilde Türkmenlerin de diğer unsurlarla birlikte yönetime katılmasını temin edecek şekilde bir siyaset ve bir anayasal süreç izlenmesi gerektiği konusundaki tutumumuzu net bir şekilde ifade ediyor. O kararnamenin yayınlanmasıyla 100 yıldır neredeyse vatandaşlık hakkı bile olmayan Suriyeli Kürt kardeşlerimizin bu haklarına kavuşmasının sevindirici olduğunu söyledik. Karşı olduğumuz şeyin de terör olduğunu söyledik. Ama çıktı buna birileri terör örgütünden yana tutum almak için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye, HTŞ’yi destekledikleri için böyle bir tavır ortaya koydukları şeklinde bir iftira attılar. Şimdi bugün itibarıyla orada HTS diye bir şey yok. Suriye yönetimi, Birleşmiş Milletler’den dünyanın bütün platformlarında meşru kabul edilen bir yönetim. Birleşmiş Milletler’de davet ediliyor; dünyanın bütün devletleri tarafından Suriye’nin meşru yönetimi ve meşru cumhurbaşkanı olarak kabul edilip bu şekilde muhatap alınıyor. Dolayısıyla burada verilen desteğin HTŞ’yle vesaire ilgisi yok. Meşruiyete, siyasal meşruiyete ve meşru yönetime verilen bir destek. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Devlet Bahçeli’ye iftira atarak ’HTŞ’yi destekledikleri’ şeklinde böyle davranıyorlar diye konuşanların, sanki destekledikleri örgüt Kanarya Sevenler Derneği. Başka bir terör örgütünü desteklemek için böylesine bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Halbuki burada söz konusu olan şudur: Nasıl ki DEAŞ Arapların temsilcisi değilse, oradaki terör örgütü PKK ve bağlantılı olan terör örgütleri de Kürtlerin temsilcisi değil. Orada bütün Kürtlere, oradaki Türkmenlere, Araplara ve bütün unsurlara sahip çıkan ’tek Suriye’ ilkesi bu açıdan önemlidir" dedi.
Bakan Bayraktar: "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 15:11 Bakan Bayraktar: "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük. Terörden kurtuldu. 2021 yılı Eylül’de biz o petrolü orada keşfettik" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bir dizi ziyaret ve toplantı için Osmaniye’ye geldi. İlk olarak Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’yi makamında ziyaret eden Bakan Bayraktar, şeref defterini imzaladı. Daha sonra basına kapalı toplantıya katıldı. Bayraktar ardından Osmaniye Belediyesi’ni ziyaret ederek, Başkan İbrahim Çenet ile sohbet etti. Çenet, ziyaret anısına Bakan Bayraktar’a Karatepe kilimi hediye etti. Ziyaretlerin ardından Bakan Bayraktar, AK Parti İl Başkanlığında İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. "Bu mesele, yani sadece bir enerji meselesi değil, onu bilelim" Cumhurbaşkanımızın o Türkiye Yüzyılı vizyonundaki en önemli hedeflerden biri olan enerjide bağımsız kılma hedefini, hayalini, vizyonunu çok önemsiyoruz diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Kullandığı doğal gazın neredeyse tamamını ithal eden bir ülkeydi. Evet, bu hizmetleri sunmak güzel ama bunları ithal ettiğiniz zaman hem ithalatta zaman zaman kesintiyle ilgili sıkıntınız, riskiniz var hem de bunlarla alakalı dışarıya ödediğimiz çok ciddi miktarda döviz var. Onun için Türkiye özellikle 2016’dan sonra yeni bir vizyon geliştirdi ve kendi gazını, petrolünü kendi gemileriyle denizlerinde arayan veya karalarında petrolünü, doğal gazını yoğun bir şekilde arayan bir ülke haline geldi. Rahat olsun, bu ilk stratejik adımdan sonra da neticelerini almaya başladık. 2020’de Karadeniz gazını bulduk. Birilerinin işte "arayamazlar, arasalar bulamazlar, bulsalar üretemezler" dediği gazı, tarihi bir sürede, dünyada rekor denilebilecek bir sürede 2023 yılında üretmeye başladık ve evlerimizde kullanır hale geldik. Burada neredeyse 100 bin civarında Osmaniye’de abone var. Doğal gazla ilgili söylüyorum. Bizim Karadeniz’de bugün ürettiğimiz gaz, şu anda 4 milyon eve yetecek kadar gazı üretir hale geldi. İnşallah bu sene 2026 yine önemli bir yıl. Bizim için önemli bir kilometre taşı. Bu, 8 milyon haneye çıkacak. 2028’de 16-17 milyon hanenin gazını kendimiz karşılar hale geleceğiz. Dolayısıyla, o dışa bağımlılığımız azaldıkça hem arz güvenliğimize, yani o kesinti, kısıntı riskini bertaraf etmiş olacağız hem de o dışarıya ödediğimiz döviz cebimizde kalacak. Yani bugün işte çarşıda, pazarda dolaştığınızda çevrenize baktığınızda insanların ekonomik anlamda yaşadığı sıkıntılarda, özellikle enerji alanındaki Türkiye’nin ihtiyacı ve ithalata ödediği para hakikaten bizi zorluyor. Yani Türkiye, onun için biz Cumhurbaşkanımızın o Türkiye Yüzyılı vizyonundaki en önemli hedeflerden biri olan enerjide bağımsız kılma hedefini, hayalini, vizyonunu çok önemsiyoruz. Bunu başardığında Türkiye ekonomide daha bağımsız hale gelecek ve bugün birçok konuştuğumuz işte yüksek enflasyon, döviz meselesi, cari açık meselesi, inanın bizim gündemimizden inşallah kalıcı bir şekilde çıkacak. Dolayısıyla bu mesele, yani sadece bir enerji meselesi değil; onu bilelim" diye konuştu. Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da gördük diyen Bakan Bayraktar, "Gabar yine çok önemli bir örnek. Bizim yıllarca terörle uğraştığımız, terörle anılan, "girilemez, gidilemez" denilen, şimdi Osmaniye’den de çok şehitler verdiğimiz, terörle mücadeleye. Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük. Terörden kurtuldu. 2021 yılı Eylül’de biz o petrolü orada keşfettik. Ama emin olun, Gabar’daki o petrol o gün orada oluşmadı, milyonlarca yıldır o dağların altında vardı. Ama aramazsanız, arayamazsanız bulma şansınız yok. Onun için Gabar’da 980 bin varile gelmiş, 3 bin 500 tane gencimizin çalıştığı, aynı zamanda istihdam kaynağı olmuş bir projeden bahsediyorum. Şimdi Diyarbakır’da projelerimiz var. Sahaları arıyoruz. Yurt dışında Libya’da, Irak’ta, Kazakistan’da, Pakistan’da aldığımız sahalarla şimdi 2026 itibarıyla yeni bir faza geçiyoruz. Hani o 2016’da işte gemilerimizle kendi aramamıza başladık. Şimdi 2026’da artık yurt dışında da çok yoğun bir arama ve inşallah neticesini alacağımız bir sürece giriyoruz" dedi. "Türkiye’nin nükleer serüvenini inşallah bu sene hedefimiz ilk elektriği üretmek" Türkiye’nin 70 yıllık rüyası olan nükleer enerji projesini hayata geçiriyoruz diyen Bakan Bayraktar, "Buraya çok uzak değil, ben zaman zaman buradan geçiyorum, Mersin Akkuyu’da Türkiye’nin 70 yıllık rüyası olan nükleer enerji projesini hayata geçiriyoruz. Bu da çok büyük bir proje. Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı, onu söyleyeyim. Türkiye’de birçok çok büyük yatırım var. Özellikle AK Parti iktidarının, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hakikaten böyle vizyon projeler veya "çılgın projeler" hayata geçti. Ama bu, onların en büyüğü diyebilirim.4 tane reaktör yapıyoruz. Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılayacak büyüklükte. Yine orada çok büyük bir çalışma devam ediyor ve 1950’lerde başlayan Türkiye’nin nükleer serüvenini inşallah bu sene hedefimiz ilk elektriği üretmek" dedi.