Son Dakika
|
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
İzmir’de parkta 2 yaşındaki çocuğa bıçakla saldıran şüpheli tutuklandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü
Trump: "Başkan olduğum sürece ABD üçüncü dünya ülkesi olmayacak"
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü
Portakal Çiçeği Karnavalı’nda renkli kortej
Kadınlar basketbolda şampiyon Fenerbahçe
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’den Rum Patrikhanesi’ne ziyaret
Bakan Işıkhan: "Devlet olarak Türkiye’yi risklerden korumak için her türlü tedbiri alıyoruz"
POLİTİKA
Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü
04 Nisan 2026 Cumartesi - 22:51:00
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 20:23
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Fener Rum Patriği Patrik Bartholomeos’u ziyaret etti. Ziyaret sonrası açıklama yapan Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde Rusya’yla yeni bir barış masasının oluşabileceği konusunun ele alındığını ifade etti.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 20:15
Özgür Özel, Kütahya’da "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kütahya’da düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde yaptığı konuşmada, erken seçim çağrısı yaptı. Kütahya’yı "zaferin ve direnişin şehri" olarak nitelendiren Özel, Büyük Taarruz’un önemine dikkat çekti. Yerel seçim başarısını "Kütahya İttifakı"na bağlayan Özel, kentin yeterli yatırım alamadığını savundu. "Eylemdeyiz, direnişteyiz, dimdik ayaktayız" diyen Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, "Çare sandıktadır. Gel kimse kimseyi üzmeden, kimse kimseyi yormadan, bu milletin önüne yaza varmadan seçim sandığını koyalım. Millet karar versin. Eğer yetkiyi sana verirse, o gün siyaseti bırakıyorum. Yaz gelmeden milletin önüne sandığı koyarsan yarışırız. Kazanırsan beş yılın daha var. Ben yok olup gidiyorum. Ancak şunu da çok iyi biliyorum ki; o sandık gelecek ve bu millet o sandığa damgasını vuracak, yumruğunu vuracak" dedi. Özel, İmamoğlu hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Peki Kütahya bir seçim hazır mı? Peki adayınız var mı? Adayınız kim? Cumhurbaşkanı adayınız kim? Cumhurbaşkanı İmamoğlu. Kütahya’nın namuslu güzel insanları. Hatırlayın geçen sene bugünlerde başladı, neredeyse 10 ay sürdü. Her yalanda çıktım, dedim ki ‘Ben buradayım. İddianamede bunlar olmayacak. Bunlar yalan. Asla ispatlanamayacak. Ben o iddianameyi yargılanmak için değil, yargılamak için bekliyorum’ dedim. Nihayet iddianame çıktı. Gece gündüz bir yalanı tekrar edenleri hatırlayın. ‘560 milyar yolsuzluk’ dediler 56 kuruşun ispatı çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu alındı ve dağıtıldı’ dediler. Yalan çıktı, iddianamede çıkmadı. Söyleyen kadın ‘Bana da öyle demişlerdi’ deyip işin içinden çıktı. ‘Parkelerin altından Eurolar, dolarlar çıktı. Videosu var’ dediler. Tamamen sahtekarlık ürünü çıktı. Söyleyene sorulunca ‘Anlatanın yalancısıyım’ deyip işin içinden çıktı. Beklenen iddianame bomboş peçete çıktı. O iddianame her gün, her bir arkadaşımıza sıra geldikçe, namuslu arkadaşlarımızın ayaklarının altında ezilmektedir. Şunu, bütün Kütahya bilsin ki, şunu herkes bilsin ki; Tayyip Erdoğan bir yıl önce ‘Bir aya kalmaz insan içinden çıkamayacaklar’ dedi, bir yıl sonra Kütahya’da insanların arasındayım. Ne yaptılarsa başka bir şey çıktı. Eninde sonunda Genel Başkan yine alnının akıyla Kütahya’da sizin mukabil çıktı. Bir yıl sonra" diye konuştu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 20:01
Özgür Özel’den Kütahya’da erken seçim çağrısı
Cumhuriyet Halk Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kütahya’da düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde yaptığı konuşmada, ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin açıklamalarda bulunarak erken seçim çağrısı yaptı. Kütahya’yı "zaferin ve direnişin şehri" olarak nitelendiren Özel, Büyük Taarruz’un önemine dikkat çekti. Yerel seçim başarısını "Kütahya İttifakı"na bağlayan Özel, kentin yeterli yatırım alamadığını savundu. Zafer Havalimanı üzerinden yapılan garanti ödemelerini eleştiren Özel, tarım, emekli maaşları ve asgari ücret konularında hükümete yüklenerek mevcut sistemi "kara düzen" olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, "Milletin önüne yaza varmadan seçim sandığını koyalım" diyerek erken seçim çağrısı yaptı. Konuşmasında Ekrem İmamoğlu’na destek veren Özel, "Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu" ifadelerini kullandı. Özel, mitinglerin sürdüğünü belirterek, "Eylemdeyiz, direnişteyiz, dimdik ayaktayız" dedi. Özel, konuşmasının devamında ise İmamoğlu hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, sürece yönelik eleştirilerde bulundu. Özel, "Buradan sokağa çıkamayan, hatır soramayan, esnaf gezemeyen, pazar dolaşamayan Erdoğan’a söylüyorum. Bu emeklinin, bu emekçinin, bu çiftçinin, bu esnafın ve gençlerin ızdırabı had safhadadır. Çare sandıktadır. Gel kimse kimseyi üzmeden, kimse kimseyi yormadan, bu milletin önüne yaza varmadan seçim sandığını koyalım. Millet karar versin. Eğer yetkiyi sana verirse, o gün siyaseti bırakıyorum. Ama bu millet emeklisi emekçisiyle, çiftçisiyle esnafıyla artık bu kara düzeni bitirmeye karar verdi. Onun için sandıktan kaçıyorsun. Yaz gelmeden milletin önüne sandığı koyarsan yarışırız. Kazanırsan beş yılın daha var. Ben yok olup gidiyorum. Ancak şunu da çok iyi biliyorum ki; o sandık gelecek ve bu millet o sandığa damgasını vuracak, yumruğunu vuracak. Peki Kütahya bir seçim hazır mı? Peki adayınız var mı? Adayınız kim? Cumhurbaşkanı adayınız kim? Cumhurbaşkanı İmamoğlu. Kötülüğün sonu yok. Ekrem Başkanı içeride tutuyor. Bırakması gerekiyor, bırakmıyor. ‘Canlı yayında ver, millet duysun’ diyoruz, iddianamesine güvenmiyor. Daha doğrusu nasıl perişan olduğunu görüyor. Kütahya’nın namuslu güzel insanları. Hatırlayın geçen sene bugünlerde başladı, neredeyse 10 ay sürdü. Her yalanda çıktım, dedim ki ‘Ben buradayım. İddianamede bunlar olmayacak. Bunlar yalan. Asla ispatlanamayacak. Ben o iddianameyi yargılanmak için değil, yargılamak için bekliyorum’ dedim. Nihayet iddianame çıktı. Gece gündüz bir yalanı tekrar edenleri hatırlayın. ‘560 milyar yolsuzluk’ dediler 56 kuruşun ispatı çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu alındı ve dağıtıldı’ dediler. Yalan çıktı, iddianamede çıkmadı. Söyleyen kadın ‘Bana da öyle demişlerdi’ deyip işin içinden çıktı. ‘Parkelerin altından Eurolar, dolarlar çıktı. Videosu var’ dediler. Tamamen sahtekarlık ürünü çıktı. Söyleyene sorulunca ‘Anlatanın yalancısıyım’ deyip işin içinden çıktı. Dediler ki ‘Gaziosmanpaşa Belediyesinin koltuğun arkasında kasa çıktı’, doğruydu. AK Parti dönemindendi. ‘İçinden dolar çıktı’ dediler, yalan çıktı. Kasa boşmuş, mühür varmış. TRT’ye sorduk, ‘Bu dolar görüntüsü neredenmiş?’ ‘Boş kasa görüntüsü yoktu, stoktan kullandık. Şansınıza bu görüntü çıktı.’ Kasadan sadece bir tane mühür çıktı. ‘Ekrem İmamoğlu’nun’ arabaları dediler 16 lüks araç. Hepsi MHP’li milletvekilinin çıktı. Ne söylendiyse yalan çıktı. Beklenen iddianame bomboş peçete çıktı. O iddianame her gün, her bir arkadaşımıza sıra geldikçe, namuslu arkadaşlarımızın ayaklarının altında ezilmektedir. Şunu, bütün Kütahya bilsin ki, şunu herkes bilsin ki; Tayyip Erdoğan bir yıl önce ‘Bir aya kalmaz insan içinden çıkamayacaklar’ dedi, bir yıl sonra Kütahya’da insanların arasındayım. Tayyip Erdoğan bir yıl önce ‘Göreceksiniz birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ dedi. Kütahyalıların yüzüne bakmaya geldim, yüzüne. Tayyip Erdoğan bir yıl önce ‘Eşlerinin gözüne bakamayacaklar’ dedi. Dünya kadar haysiyet cellatlığının hepsi yalan çıktı. ‘Uçak’ dediler AK Partilinin çıktı. Ne yaptılarsa başka bir şey çıktı. Eninde sonunda Genel Başkan yine alnının akıyla Kütahya’da sizin mukabil çıktı. Bir yıl sonra" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Nisan 2026 Cuma- 12:46
Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti
2
03 Nisan 2026 Cuma- 13:55
Adalet Bakanı Gürlek: ''Sosyal medyaya kimlikle girilecek''
3
01 Nisan 2026 Çarşamba- 15:19
Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’geçersiz oy’ gerginliği
4
03 Nisan 2026 Cuma- 18:49
Bakan Kurum’dan tarihi kentsel dönüşüm müjdesi: "3 milyon TL destek, 180 ay vade ve 0.69 faiz"
5
04 Nisan 2026 Cumartesi- 10:51
Ak Parti Bursa İl Başkanı Gürkan’dan CHP Lideri Özgür Özel’e sert tepki
25 Kasım 2025 Salı - 17:05
Bakan Göktaş: "Eylem planımızı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2026-2030 dönemini kapsayan yeni eylem planımızı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca 2026-2030 yıllarını kapsayacak Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planı hazırlık çalışmaları, ilgili kurum ve kuruluşların katkılarıyla tamamlandı. Eylem planı, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Ankara Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda duyuruldu. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve çok sayıda davetli katıldı. Programda, yeni eylem planının tanıtım filmi ile kamu spotu seyredildi. "Dünyada her 4 kadından biri, hayatının herhangi bir döneminde şiddetle karşı karşıya kalıyor" Kadına yönelik şiddetin küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bugün ne yazık ki dünyada her 4 kadından biri, hayatının herhangi bir döneminde şiddetle karşı karşıya kalıyor. Bu anlamda her 25 Kasım, bize üç temel kavramın önemini hatırlatıyor: Farkındalık, güçlenme, adalet. Farkındalık, toplumun tüm kesimlerinde bilincin yükselmesi ile ortaya çıkan değişimin ilk kıvılcımıdır. Kadına yönelik şiddetle mücadelede son 23 yılda attığımız adımlar, bu konudaki farkındalığın toplumsal bir refleks haline gelmesini sağladı. Güçlenme, kadınların desteklenmesi yoluyla ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Ekonomik güçlenmeden sosyal hizmetlere, yerel desteklerden koruyucu-önleyici adımlara kadar her hamlemiz, kadınların yaşam alanını genişletti. Güçlenen her kadın; ailesini, toplumunu ve ülkesini de güçlendirdi. Adalet, her kadının hakkının devletin güvencesi altında olmasıdır. Böylece hukuki mekanizmalarımızı daha etkin kılan bir adalet iklimi oluşturduk ve faillerin cezasız kalmasına müsaade etmeyen bir sistemi hayata geçirdik" diye konuştu. "İlk defa fail odaklı bir destek modeli geliştiriyoruz" ‘Şiddete sıfır tolerans’ ilkesinin toplumun ortak iradesi haline getirildiğine değinen Göktaş, "6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile şiddet mağdurlarını koruyan güçlü bir hukuki zemine sahibiz. Her türlü şiddet, tehdit, istismar, ısrarlı takip vakaları ve iddialarını büyük bir titizlikle takip ediyor, 81 ilde avukatlarımızla davalara müdahil oluyoruz. Fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital olmak üzere şiddetin her türüne karşı mücadelemizi, siyaset üstü bir anlayışla yürütüyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi, merkezde ve yerelde oluşturduğumuz koordinasyon kurullarıyla sistematik bir şekilde sürdürüyoruz. Adalet, İçişleri ve Sağlık bakanlıklarımız arasında kurduğumuz veri entegrasyon sistemleri ile şiddetle mücadelede teknoloji altyapısını güçlendirdik. ALO 183, KADES, elektronik kelepçe uygulaması ile şiddet vakalarına anında müdahale ediyoruz. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, kadın konukevleri ve Sosyal Hizmet Merkezlerinde bulunan Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları olmak üzere 630 kuruluşumuzla şiddetle mücadelede güçlü bir hizmet ağı oluşturduk. Şiddet döngüsünü kırmak amacıyla şiddetin kök nedenlerine inerek ilk defa fail odaklı bir destek modeli geliştiriyoruz" şeklinde konuştu. "Eylem planımızı kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık" ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması’nda dijital şiddet ve ısrarlı takibe ilişkin ilk kez kapsamlı veriler elde edildiğini belirten Göktaş, "G20, Birleşmiş Milletler, OECD, Türk Devletleri Teşkilatı, Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlarda kadın alanında etkili politikalar geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Bugüne kadar edindiğimiz deneyim, şiddetle mücadelemizi yeni dönemde daha da ileri taşıyacak sağlam bir zemin hazırladı. Ulusal Eylem Planlarımız, bizler için her zaman önemli bir yol haritası oldu. 2026-2030 dönemini kapsayan yeni eylem planımızı kadına yönelik şiddetle mücadelenin tüm boyutlarını kuşatan bir çerçevede hazırladık. Bilimsel temele dayalı, katılımcı ve yenilikçi bir yaklaşımla hazırlanan eylem planı, 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyetten oluşuyor. Hedefimiz bellidir; şiddeti önlemek, hukuki korumayı güçlendirmek, riskli durumlara müdahale etmek, kadınların iyi oluşunu artırmak ve daha güçlü bir toplum bilincini inşa etmek" ifadelerini kullandı. "Bir toplumun vicdanı en çok korunmaya ihtiyacı olana, sahip çıktığı anda görünür" Bakan Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Unutmayalım ki, bir toplumun vicdanı en çok korunmaya ihtiyacı olana, sahip çıktığı anda görünür. İşte o anın kapısını açan şey, güçlü bir dikkat ve dayanışmadır. Şiddet bir kadının dünyasını sessizleştirir, fark et. Şiddet çocukların kalbine korku eker, fark et. Şiddet bir aileyi dağıtır, fark et. Bu nedenle ‘Şiddeti önlemek için asla sessiz kalma, işareti fark et’ diyoruz. Bugün Gazze’nin yangınını yüreğinde taşıyan; sabrı, direnci ve vakarıyla tüm insanlığa onur dersi veren Gazzeli kadınlar, kardeşlerimiz de aramızda. Bu vesileyle şiddetin en zalimine maruz kalan ve bu özel günde bizlerle olan Gazzeli kadınları, tüm Filistinli kardeşlerimi selamlıyorum. Şu gerçeği bir kez daha hatırlatmak gerekir, şiddetin bahanesi yok. Şiddete asla müsamahamız yok. İşte bu nedenle biz, şiddetle mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz." Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Filistinli kadın ressam Yasemin Esad Muhaysin’in yağlı boya tablosunun replikasını takdim etti. Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kampında yerinden edilmiş Filistinli ressam Yasemin Esad Ebu Muhaysin tarafından hazırlanan ‘Hayatta Kalanların Gözyaşları’ isimli tablonun orjinali, halen abluka altında bulunan Gazze’den tüm girişimlere rağmen çıkarılamayınca yağlı boya dokulu replikası hazırlatıldı. Program sonunda ise Filistinli kadın ressam Muhaysin’in gönderdiği video mesaj izlendi. Muhaysin mesajında, "Gazze’nin ve çektiği acıların sesi olan herkese, özellikle de Gazze halkının ve içinde bulunduğu zor durumun her zaman yanında olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi sunuyorum" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 16:54
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir" dedi. TBMM’de "Küresel ve Bölgesel Değişimlerin Işığında Türkiye’de Millî Güvenlik Mimarisinin Yeniden Düşünülmesi" Programı düzenlendi. Meclis Tören Salonu’nda gerçekleşen programa konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Ekonomiden siyasete, tarımdan sosyal hayata kadar, her alanda çok köklü değişimlerin yaşandığı bir sürecin içerisindeyiz. Her gün hemen hemen insan hayatını her yönleriyle ilgilendiren konularda büyük değişimleri, büyük alt üst oluşları yaşıyoruz. Gıda güvenliğinden enerji güvenliğine kadar, küresel göç dalgalarından iklim değişikliklerine kadar bütün karşılaştığımız bu durumların hepsinin çok katmanlı ve çok yönlü süreçler olduğunu farkındayız. Bu değişimler sadece bir ülkeyi, sadece bir bölgeyi, sadece bir coğrafyayı etkilemiyor. Dünyanın hemen hemen her yerini etkiliyor ve hiçbir bir ülkenin elindeki güç, potansiyel ne olursa olsun bu değişimlerden kendisini uzakta tutabilmesi, mümkün değil. Öncelikle bizim güvenlik mimariyle ilgili değişim süreçlerinde anlamamız için bu çok yönlü, çok katmanlı süreçlerin farkına varmak ve buna göre tedbirler değiştirmemiz gerektiği ortadadır" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin sahip olduğu bölgesel barış, küresel adalet perspektifidir" Türkiye’nin demokratik olgunluğu, devlet tecrübesi ve bölgesel gelişmelere karşı ortaya koyduğu proaktif yaklaşımlarla hareket eden bir ülke olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu değişimlerin içerisinde göz ardı etmemiz gereken bir başka husus ise; Türkiye’nin sahip olduğu bölgesel barış, küresel adalet perspektifidir. Türkiye, bölgedeki bütün çatışmaların durdurulabileceği ya da en azından tehir edilebileceğine inanmaktadır ve bunun için de aktörlerin tamamıyla irtibatını sürdürerek yoluna devam etmektedir. Örneğin hala bir uzlaşma ihtimali bulunan Rusya ve Ukrayna arasındaki krizde Türkiye’nin takındığı tavırdır" dedi. "Türkiye, Türkiye’den ibaret değildir" Türkiye’nin Filistin davasına her zaman destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye’nin çabaları sayesinde Filistin davasının uluslararası platformalarda konuşulduğunu ve sonuç alındığını dile getirdi. Kurtulmuş, milli güvenlik meselesinin yalnızca silahlı kuvvetlere bırakılamayacağını vurgulayarak, "Türkiye kültürel gücünü özellikle kültürel diplomasi araçları vasıtasıyla yumuşak gücünü dünyanın dört bir tarafında hayata geçirmek için yükümlü hissetmektedir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye’nin, ’Sadece Türkiye’den ibaret olmadığını söylemek’ ütopik bir hayal değildir. Sudan’dan, Libya’dan, Mısır’dan, Filistin’den, Moro, Hindistan, Pakistan, Asya, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika’da insanlar; ortak kültürün, ortak medeniyetin, ortak geçmişin çizgisini takip ederek ufukta Türkiye’nin sözünü ve görüntüsünü beklemektedir. Bunun bize ne kadar büyük bir tarihi sorumluluk yüklediğinin de farkındayız. İnşallah bütün bunları kullanarak hem diplomasi alanında hareket edeceğiz hem de diplomasi kurumlarımız vasıtasıyla Asya, Afrika ve Uzak Doğu’daki insanların gönlüne dokunabilecek bir başarıyla Türkiye’yi daha seçkin bir konuma taşıyacağız" şeklinde konuştu. "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi" Türkiye’nin güvenlik önceliklerini yeniden belirlemek zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, konuşmasının sonunda Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak şöyle devam etti: "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi. 2013 yılında bir takım öğretim üyesi arkadaşlarımızla beraber bir çalışma yaptık. Terörün o güne kadar ki alternatif maliyeti 1,3 trilyon dolardı, bugün en azından iki katıdır. Böylesine ağır bir ekonomik maliyet, binlerce genç evladımızın şehit olması, on binlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hayattan koparılması, şehirlerin, mezraların, köylerin tekinsiz yerler haline getirilmesi ve maalesef bir takım dış güçlerin marifetiyle terör örgütünün aparat olarak kullanılmasıdır. Dedik ya, binlerce yıllık devlet aklına sahip olan bu ülke, artık ikinci yüzyılında bu terör belasıyla birlikte yaşayamaz. Bunun için ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle ortaya bir süreç konuldu"
25 Kasım 2025 Salı - 16:48
Bakan Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanının Özel Görevler Temsilcisi Halefov’u kabul etti
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanının Özel Görevler Temsilcisi Halef Halefov’u kabul etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanının Özel Görevler Temsilcisi Halef Halefov’u Ankara’da kabul etti.
25 Kasım 2025 Salı - 16:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadına el kaldıranın eli de, vicdanı da kararmıştır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de, vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 15:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadına yönelik şiddet en başta ailenin huzuruna geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. Bu yılı aile yılı olarak ilan ettik"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programda konuşan Erdoğan kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye hem Cumhurbaşkanı olarak hem de iki kız babası olarak devam edeceğini söyledi."Gerek Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim"Konuşmasının başında kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye durmadan devam edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada şiddet sebebiyle hayat yolculukları kesintiye uğramış, zorluklarla karşılaşmış, çoğu zaman göz yaşını içine akıtmış, derdini içine atmak zorunda kalmış tüm kadınlarla güçlü dayanışmamızı göstermek amacıyla bir aradayız. Öncelikle kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Aynı şekilde şiddete uğramış, yaşadığı travmalar sebebiyle sıkıntı çekmiş, kadınlık onuru incinmiş tüm hanım kardeşlerime geçmiş olsun diyorum. Konuşmamın hemen başında bir noktanın altını önemli çiziyorum. Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı."Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır"Kadına ve çocuğa karşı şiddetin bir insanlık suçu ve insanlığa ihanet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğinde anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez. Önce insan diyen devlet felsefesinin temeline insanı yerleştiren özellikle de cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın mensupları olarak böylesi bir tavır zaten bize yakışmaz. Bu konuda siyasi hayatım boyunca büyük bir hassasiyet ve kararlılık içinde oldum. İnşallah bundan geri adım atmayacağız. Kadınların da kendi meselelerine daha fazla sahip çıktığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Her türlü şiddetin mağduru olan kadınlar itirazlarını yükselttikçe inşallah değişim çok daha hızlı gerçekleşecektir. Sizler bu şekilde sağlam ve dirayetli durdukça biz de sizden aldığımız güç, cesaret ve ilhamla çok daha ileri adımlar atmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu."Tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir"Kadına ve çocuğa şiddet sorununun rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşulmasının doğru olmadığını dile getiren Erdoğan, "Bunun sebebi Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz. Bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin yapmadığı, yapamadığı önleyici ve koruyucu düzenlemeleri hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Son 23 yılda kadınlarla birlikte verdiğimiz mücadele sayesinde bu alanda büyük bir paradigma değişimine imza attık. Birazdan hukuki, idari ve iş hayatında yaptığımız düzenlemeleri sizlerle kısaca paylaşacağım. Burada mesele asla istatistikler veya istatistiki oranlar değildir. Burada esas mesele candır. Yaradılmışların en şereflisi olan insandır. Merhum Neşet Ertaş’ın ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ dediği o yüce ruhtur. Bir defa şunun anlaşılmasını isterim. Tek bir hanım kardeşimiz bile şiddete uğruyor, şiddet kurbanı oluyorsa bu bizim için küçük kıyametin koptuğunun habercisidir. Gazetelerde okuduğumuz haberlerde seyrettiğimiz her bir şiddet olayının aslında yarım kalmış bir insan hikayesine, öksüz kalmış bir çocuğa, evlat acısı hiç dinmeyen anne babaya, sönüp giden hayallere tekabül ettiğini aklımızdan bir an olsun çıkaramayız. Evet, tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir. Biz meseleye bu zaviyeden yani tamamen insan merkezine bakıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede elde ettiğimiz tüm başarılara rağmen şiddeti sıfırlayamamanın üzüntüsünü her müessif olayda hissediyoruz" diye konuştu."Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor"Dünyada her gün binlerce insan, bilhassa kadın ve çocukların farklı sebeplerle fiziki ya da psikolojik şiddete uğradığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Örneğin Avrupa’da her yıl 2 bin 300 kadın eşleri veya eski eşleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Keza çatışma ve savaşların yükünü de en fazla kadın ve çocuklar çekiyor. İsrail’in son iki yılda Gazze’de katlettiği çocukların sayısı 20 binin üzerinde. Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bunlar vicdan sahipleri için ürkütücü rakamlar. İnsanlıktan nasibini almış bir kimse bu trajedilere kayıtsız kalamaz. Hal böyleyken uzun üzüntü ve utanç verici bir çifte standartla karşı karşıyayız. Gazze’li kadınlara yönelik barbarlık son iki yılda şahit olduğumuz üzere hak ettiği tepkiyi görmedi. Failin ve mağdurun kimliği verilecek tepkinin dozunu burada da belirledi. İsrail’in üzerinde ne yazık ki işlediği cinayetlerin vehametiyle orantılı bir baskı kurulmadı. Bunun vicdanlarda açtığı yarayı en iyi şu an bu salonda bulunan Gazze’li kardeşlerimiz biliyor. Burada çok açık ve net söylüyorum. Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır" dedi."Kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir"Kadına ve çocuğa şiddeti belli bir bölgeye, ülkeye veya topluma mal eden yaklaşımların sorunun çözümü için katkı sağlamadığını söyleyen Erdoğan, sorunun çözülmesinden çok sorunun kronikleşmesine sebep olduğunu belirterek şöyle devam etti;"Aynı çevreler Gazze’li kadınları görmedikleri gibi bugün popüler kültürün mağdur ettiği kadınları kapitalist sistemin vahşi dişlileri arasında ezilen kadınları moda sektörünün metalaştırdığı kadınları da görmezden geliyor. Oysa kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir. Bunlarla mücadele etmek de insan olarak birbirimize karşı görevimizdir. Kadına şiddet gibi özünde insani bir meselenin ideolojik kavgalara meze yapılmasını, mevzi savaşlarına alet edilmesini bizler tasvip etmiyoruz. Gazze soykırımının bu konuda küresel düzeyde bir öz eleştiriye vesile olmasını diliyorum. Biz Türkiye olarak ülkemizde olduğu gibi dünyada da kalıpları zorlamaya ezberleri değiştirmeye konformistlerin rahatını bozmaya devam edeceğiz. Kardeşlerimi unutmayın zalimin de mazlumun da kimliğine bakmadan hakkı savunacak hakikatleri her platformda gür bir seda ile haykıracağız. Bir kardeşiniz olarak sizlere sesleniyorum. Türkiye bugüne kadar hep yanınızda oldu. İnşallah hep yanınızda olacağız. Buradaki kardeşlerimin şahsında Gazze’nin cefakar, fedakar ve her biri direniş abidesi olan cesur kadınlarını bir kez daha saygıyla selamlıyor, şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum.""Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır"Toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın da kilit taşının kadın olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Eğer kadın mutluysa aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Şurası bir gerçek ki bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. İşte bu yıl ilan ettiğimiz gibi Aile Yılı olarak ilan ettik. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi kişinin mahremi olarak görülür ama zulüm, haksızlık varsa şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet kişiyle sınırlı bir hadise değildir. Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir. Müdahale edilmeyen her şiddet olayı toplumda mayalanıyor, zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar daha sonradan meselelerini şiddetle çözmeye meyyal oluyor. Bu tür sorunları engellemenin yolu sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi başta çocuklar olmak üzere herkesin yuvası haline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale, güvenle taşıyabiliriz. Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mani olamayız" diye konuştu."Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor"Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yükün de arttığına dikkati çeken Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:"Bu yükü sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez. Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil babaların da birincil görevidir. Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum. Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.""Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele ettik"Türkiye’nin son 23 yılda şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların hak ve hukuklarının teslimi konusunda gösterdiği başarının ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, "Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele ettik. İş hayatından siyasete, akademiden bürokrasiye, her alanda kadınları güçlendirmenin gayretinde olduk. Burada birkaç çarpıcı rakamı sizlerle paylaşmak arzusundayım. Bakınız, 2002’de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27,9’du. 2025 Eylül ayı itibariyle bu rakam yüzde 35,7’ye yükseldi. Aynı dönemde kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,8’e çıktı. 2002 genel seçimlerinde kadın milletvekillerinin sayısı 24, kadın temsil oranı ise sadece yüzde 4,4’tü. 2023 Mayıs seçimleriyle kadın milletvekillerinin sayısı 119’a, temsil oranı ise 5 kat artarak yüzde 19,83’e yükseldi. Kadın kamu çalışanlarının oranı ise ciddi artış gösterdi. 2024 yılı itibariyle yüzde 43,46’a ulaştı. Bu başarıların altına imzalarını atan tüm hanım kardeşlerimizi şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum. Elbette sadece bunlarla sınırlı kalmadık. 2025’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin engellenmesinde kritik bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Yine aynı yıl nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma zorunluluğunu getirdik. 2014’te ceza kanunumuzda yapılan düzenleme ile cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık" açıklamasında bulundu."Şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik"2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerinin kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, "2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki kararlılık ve hassasiyetimizi yeniden vurguladık. Şiddet önleme ve izleme merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sayısını 432’ye çıkardığımız sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. ALO 183 hattıyla herhangi bir şiddet riskiyle karşılaşan kadınların 7 gün 24 saat esasıyla yanlarında olmayı sürdürüyoruz. Kadın destek uygulamamız KADES aynı şekilde kadınların hizmetinde. Birincil önleme faaliyetleri kapsamında şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik. Bütün bunların kıymetli kazanımlar olarak kadınların güvenli geleceklerine eşsiz katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi."İlk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir"Kararlılıkla 2007’den bu yana uygulanan kadına yönelik şiddetle mücadele ulusal eylem planlarının 4’üncüsünün geride bırakıldığını dile getiren Erdoğan, "5’inci Ulusal Eylem Planını ise bugün yayınladığımız genelge ile yürürlüğe koyduk. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyet başlığından oluşan yeni planımızın kadınlar başta olmak üzere tüm milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 2026-2030 dönemini kapsayan bu planla ilk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir. Bu çerçevede şiddetsiz bir toplumun inşası için delile dayalı ve çok sektörlü politikalar geliştirecek farkındalığı artırıcı toplum temelli müdahaleler yürüteceğiz. Güvenli, kamusal, sosyal ve dijital alanların yaygınlaştırılması için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştireceğiz. İkinci hedefimiz olan etkin hukuki koruma ve adalete erişim kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkinliğini artıracak ceza adaleti sisteminin güçlendirilmesini temin edeceğiz. Risk odaklı ve uzmanlaşmış hizmetlerin etkili sunulması başlıklı üçüncü hedef bağlamında erken uyarı ve müdahale sistemlerini geliştireceğiz. Dördüncü hedefimizi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocukları için sağlanacak psikolojik, sosyal ve ekonomik desteklerle çok boyutlu ve sürdürülebilir bir güçlenme ekosistemi olarak belirledik. Eylem planının beşinci ve son hedefi ise şiddet uygulayanlara yönelik davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılımın sağlanmasıdır. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızın bir kez daha hayırlı olmasını diliyor, Aile Bakanlığımız başta olmak üzere bu önemli belgenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın tüm yönleriyle hayata geçirilmesini temenni ettiğini belirterek kadına yönelik şiddetin ‘insanlığa ihanet’ olduğunu vurguladı. Erdoğan, son olarak konuşmasını katılımcılara teşekkür ederek tamamladı.
25 Kasım 2025 Salı - 15:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsana, hele ki kadına ve çocuğa karşı şiddet bir insanlık suçudur. Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. İzan ahlak sahibi hiçbir erkeğin de eş, evlat, kardeş olarak menfi tutum içinde olması düşünüle
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğin de anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen programa katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programda konuşan Erdoğan kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye hem Cumhurbaşkanı olarak hem de iki kız babası olarak devam edeceğini söyledi."Gerek Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim"Konuşmasının başında kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadeleye durmadan devam edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada şiddet sebebiyle hayat yolculukları kesintiye uğramış, zorluklarla karşılaşmış, çoğu zaman göz yaşını içine akıtmış, derdini içine atmak zorunda kalmış tüm kadınlarla güçlü dayanışmamızı göstermek amacıyla bir aradayız. Öncelikle kadına yönelik şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden tüm kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Aynı şekilde şiddete uğramış, yaşadığı travmalar sebebiyle sıkıntı çekmiş, kadınlık onuru incinmiş tüm hanım kardeşlerime geçmiş olsun diyorum. Konuşmamın hemen başında bir noktanın altını önemli çiziyorum. Gerek Türkiye Cumhurbaşkanı olarak gerekse iki kız evladı babası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede en ön safta yer alacağımın bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı."Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır"Kadına ve çocuğa karşı şiddetin bir insanlık suçu ve insanlığa ihanet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kadına el kaldıranın eli de vicdanı da kararmıştır. Akıl, vicdan, ahlak ve izan sahibi hiçbir erkeğinde anne, eş, kardeş, evlat olarak hayatı paylaştığı kadınlara karşı menfi bir tutum içinde olması düşünülemez. Önce insan diyen devlet felsefesinin temeline insanı yerleştiren özellikle de cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın mensupları olarak böylesi bir tavır zaten bize yakışmaz. Bu konuda siyasi hayatım boyunca büyük bir hassasiyet ve kararlılık içinde oldum. İnşallah bundan geri adım atmayacağız. Kadınların da kendi meselelerine daha fazla sahip çıktığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Her türlü şiddetin mağduru olan kadınlar itirazlarını yükselttikçe inşallah değişim çok daha hızlı gerçekleşecektir. Sizler bu şekilde sağlam ve dirayetli durdukça biz de sizden aldığımız güç, cesaret ve ilhamla çok daha ileri adımlar atmayı sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu."Tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir"Kadına ve çocuğa şiddet sorununun rakamlar veya istatistikler üzerinden konuşulmasının doğru olmadığını dile getiren Erdoğan, "Bunun sebebi Türkiye’nin bu meselede başkalarına kıyasla daha kötü bir durumda olması değildir. Tam tersine Avrupa ülkelerine göre biz çok çok ilerideyiz. Bize örnek gösterilen Avrupa ülkelerinin yapmadığı, yapamadığı önleyici ve koruyucu düzenlemeleri hayata geçirmiş bir ülkeyiz. Son 23 yılda kadınlarla birlikte verdiğimiz mücadele sayesinde bu alanda büyük bir paradigma değişimine imza attık. Birazdan hukuki, idari ve iş hayatında yaptığımız düzenlemeleri sizlerle kısaca paylaşacağım. Burada mesele asla istatistikler veya istatistiki oranlar değildir. Burada esas mesele candır. Yaradılmışların en şereflisi olan insandır. Merhum Neşet Ertaş’ın ‘Kadınlar insandır, biz insanoğlu’ dediği o yüce ruhtur. Bir defa şunun anlaşılmasını isterim. Tek bir hanım kardeşimiz bile şiddete uğruyor, şiddet kurbanı oluyorsa bu bizim için küçük kıyametin koptuğunun habercisidir. Gazetelerde okuduğumuz haberlerde seyrettiğimiz her bir şiddet olayının aslında yarım kalmış bir insan hikayesine, öksüz kalmış bir çocuğa, evlat acısı hiç dinmeyen anne babaya, sönüp giden hayallere tekabül ettiğini aklımızdan bir an olsun çıkaramayız. Evet, tek bir kayıp bile çoktur. Hepimiz adına hüzün vericidir. İstatistikler arasında kaybolmasına müsaade edilmeyecek kadar değerlidir. Biz meseleye bu zaviyeden yani tamamen insan merkezine bakıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadelede elde ettiğimiz tüm başarılara rağmen şiddeti sıfırlayamamanın üzüntüsünü her müessif olayda hissediyoruz" diye konuştu."Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor"Dünyada her gün binlerce insan, bilhassa kadın ve çocukların farklı sebeplerle fiziki ya da psikolojik şiddete uğradığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Örneğin Avrupa’da her yıl 2 bin 300 kadın eşleri veya eski eşleri tarafından acımasızca öldürülüyor. Keza çatışma ve savaşların yükünü de en fazla kadın ve çocuklar çekiyor. İsrail’in son iki yılda Gazze’de katlettiği çocukların sayısı 20 binin üzerinde. Gazze soykırımında şehit olan 70 bin Filistinlinin üçte ikisini maalesef kadın ve çocuklar oluşturuyor. Bunlar vicdan sahipleri için ürkütücü rakamlar. İnsanlıktan nasibini almış bir kimse bu trajedilere kayıtsız kalamaz. Hal böyleyken uzun üzüntü ve utanç verici bir çifte standartla karşı karşıyayız. Gazze’li kadınlara yönelik barbarlık son iki yılda şahit olduğumuz üzere hak ettiği tepkiyi görmedi. Failin ve mağdurun kimliği verilecek tepkinin dozunu burada da belirledi. İsrail’in üzerinde ne yazık ki işlediği cinayetlerin vehametiyle orantılı bir baskı kurulmadı. Bunun vicdanlarda açtığı yarayı en iyi şu an bu salonda bulunan Gazze’li kardeşlerimiz biliyor. Burada çok açık ve net söylüyorum. Tepkilerinin ölçüsünü mağdurlar ve faillerin kimliklerine göre ayarlayanlar o suçu işleyenler kadar zulme ve adaletsizliğe ortak olmuşlardır" dedi."Kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir"Kadına ve çocuğa şiddeti belli bir bölgeye, ülkeye veya topluma mal eden yaklaşımların sorunun çözümü için katkı sağlamadığını söyleyen Erdoğan, sorunun çözülmesinden çok sorunun kronikleşmesine sebep olduğunu belirterek şöyle devam etti;"Aynı çevreler Gazze’li kadınları görmedikleri gibi bugün popüler kültürün mağdur ettiği kadınları kapitalist sistemin vahşi dişlileri arasında ezilen kadınları moda sektörünün metalaştırdığı kadınları da görmezden geliyor. Oysa kadınların can, mal ve onuruna yönelik her saldırı amasız, fakatsız karşı durulması gereken insanlık dışı bir eylemdir. Bunlarla mücadele etmek de insan olarak birbirimize karşı görevimizdir. Kadına şiddet gibi özünde insani bir meselenin ideolojik kavgalara meze yapılmasını, mevzi savaşlarına alet edilmesini bizler tasvip etmiyoruz. Gazze soykırımının bu konuda küresel düzeyde bir öz eleştiriye vesile olmasını diliyorum. Biz Türkiye olarak ülkemizde olduğu gibi dünyada da kalıpları zorlamaya ezberleri değiştirmeye konformistlerin rahatını bozmaya devam edeceğiz. Kardeşlerimi unutmayın zalimin de mazlumun da kimliğine bakmadan hakkı savunacak hakikatleri her platformda gür bir seda ile haykıracağız. Bir kardeşiniz olarak sizlere sesleniyorum. Türkiye bugüne kadar hep yanınızda oldu. İnşallah hep yanınızda olacağız. Buradaki kardeşlerimin şahsında Gazze’nin cefakar, fedakar ve her biri direniş abidesi olan cesur kadınlarını bir kez daha saygıyla selamlıyor, şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum.""Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır"Toplumun temeli olan ailenin de sosyal hayatın da kilit taşının kadın olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Eğer kadın mutluysa aile mutludur. Eğer kadın huzurluysa o ailede huzur vardır. Kadına yönelik şiddet en başta aileye, ailenin huzuruna, mutluluğuna, geleceğine vurulmuş menfur bir darbedir. Şurası bir gerçek ki bizim kültürümüzde aile mahremiyeti olan bir yapıdır. İşte bu yıl ilan ettiğimiz gibi Aile Yılı olarak ilan ettik. Bir evin giriş veya bahçe kapısından ötesi kişinin mahremi olarak görülür ama zulüm, haksızlık varsa şayet kadına ve çocuğa yönelik şiddet söz konusuysa burada artık aile mahremiyetinden söz edilemez. Çünkü şiddet kişiyle sınırlı bir hadise değildir. Şiddet tüm toplumu ilgilendiren, tüm toplumu enfekte eden bir meseledir. Müdahale edilmeyen her şiddet olayı toplumda mayalanıyor, zamanla büyüyor, maalesef başka insanlara da sirayet ediyor. Şiddetin olumsuz etkilerine özellikle çocuklarda daha fazla şahit oluyoruz. Erken yaşlardan itibaren şiddetle karşılaşan, şiddete maruz kalan çocuklar daha sonradan meselelerini şiddetle çözmeye meyyal oluyor. Bu tür sorunları engellemenin yolu sevginin, saygının, hoşgörünün ve dayanışmanın sembolü olan aile kurumuna sahip çıkmaktan geçiyor. Aileye sahip çıkmak ise tüm bireylerin içinde huzur bulduğu güvenli bir çatı inşa etmek demektir. Aileyi başta çocuklar olmak üzere herkesin yuvası haline getirebildiğimiz ölçüde koruyabilir, yaşatabilir, istikbale, güvenle taşıyabiliriz. Değilse zaten ağır saldırı altındaki ailenin zemin kaybetmesine mani olamayız" diye konuştu."Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor"Şehir hayatının sıkıntıları ve zorluklarıyla birlikte ailenin omuzlarına binen yükün de arttığına dikkati çeken Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:"Bu yükü sağlıklı bir şekilde taşınabilmesi için kadın ile erkek arasındaki rol dağılımının adaletli yapılması şarttır. Kadınların çalışma hayatında daha fazla yer aldığı bir tabloda eski alışkanlıkların, eski davranış kalıplarının aynen devam etmesi beklenemez. Bilhassa çocukların eğitimi ve yetiştirilmesinde annenin yanı sıra babalara da önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyorum. Dijital dünyadan doğan tehditler giderek artarken çocuklara kol kanat germek sadece annelerin değil babaların da birincil görevidir. Bu konuda geçen hafta yaptığım çağrıyı bugün tekrarlıyorum. Hayatı paylaştığımız eşlerimize daha fazla destek olmamız gerekiyor. Evlat sahibi tüm babalarımızdan eşlerine daha fazla yardımcı olmalarını, özellikle çocuklarının eğitimi ve yetiştirilmesi noktasında daha fazla yük almalarını, ellerini taşın altına daha fazla koymalarını istirham ediyorum.""Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele ettik"Türkiye’nin son 23 yılda şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların hak ve hukuklarının teslimi konusunda gösterdiği başarının ortada olduğunu ifade eden Erdoğan, "Sıfır tolerans yaklaşımıyla kadına ve çocuğa yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele ettik. İş hayatından siyasete, akademiden bürokrasiye, her alanda kadınları güçlendirmenin gayretinde olduk. Burada birkaç çarpıcı rakamı sizlerle paylaşmak arzusundayım. Bakınız, 2002’de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 27,9’du. 2025 Eylül ayı itibariyle bu rakam yüzde 35,7’ye yükseldi. Aynı dönemde kadın istihdam oranı ise yüzde 25,3’den yüzde 31,8’e çıktı. 2002 genel seçimlerinde kadın milletvekillerinin sayısı 24, kadın temsil oranı ise sadece yüzde 4,4’tü. 2023 Mayıs seçimleriyle kadın milletvekillerinin sayısı 119’a, temsil oranı ise 5 kat artarak yüzde 19,83’e yükseldi. Kadın kamu çalışanlarının oranı ise ciddi artış gösterdi. 2024 yılı itibariyle yüzde 43,46’a ulaştı. Bu başarıların altına imzalarını atan tüm hanım kardeşlerimizi şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum. Elbette sadece bunlarla sınırlı kalmadık. 2025’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin engellenmesinde kritik bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Yine aynı yıl nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma zorunluluğunu getirdik. 2014’te ceza kanunumuzda yapılan düzenleme ile cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık" açıklamasında bulundu."Şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik"2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerinin kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, "2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki kararlılık ve hassasiyetimizi yeniden vurguladık. Şiddet önleme ve izleme merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sayısını 432’ye çıkardığımız sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. ALO 183 hattıyla herhangi bir şiddet riskiyle karşılaşan kadınların 7 gün 24 saat esasıyla yanlarında olmayı sürdürüyoruz. Kadın destek uygulamamız KADES aynı şekilde kadınların hizmetinde. Birincil önleme faaliyetleri kapsamında şiddetin henüz ortaya çıkmadan bertaraf edilebilmesi amacıyla 6,8 milyon kişiye eğitim verdik. Bütün bunların kıymetli kazanımlar olarak kadınların güvenli geleceklerine eşsiz katkılar sağlayacağını düşünüyorum" dedi."İlk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir"Kararlılıkla 2007’den bu yana uygulanan kadına yönelik şiddetle mücadele ulusal eylem planlarının 4’üncüsünün geride bırakıldığını dile getiren Erdoğan, "5’inci Ulusal Eylem Planını ise bugün yayınladığımız genelge ile yürürlüğe koyduk. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyet başlığından oluşan yeni planımızın kadınlar başta olmak üzere tüm milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 2026-2030 dönemini kapsayan bu planla ilk hedefimiz toplumun tüm kesimlerinde saygı kültürünü bir davranış biçimi haline getirmektir. Bu çerçevede şiddetsiz bir toplumun inşası için delile dayalı ve çok sektörlü politikalar geliştirecek farkındalığı artırıcı toplum temelli müdahaleler yürüteceğiz. Güvenli, kamusal, sosyal ve dijital alanların yaygınlaştırılması için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştireceğiz. İkinci hedefimiz olan etkin hukuki koruma ve adalete erişim kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkinliğini artıracak ceza adaleti sisteminin güçlendirilmesini temin edeceğiz. Risk odaklı ve uzmanlaşmış hizmetlerin etkili sunulması başlıklı üçüncü hedef bağlamında erken uyarı ve müdahale sistemlerini geliştireceğiz. Dördüncü hedefimizi şiddete maruz kalan kadınlar ve çocukları için sağlanacak psikolojik, sosyal ve ekonomik desteklerle çok boyutlu ve sürdürülebilir bir güçlenme ekosistemi olarak belirledik. Eylem planının beşinci ve son hedefi ise şiddet uygulayanlara yönelik davranışsal dönüşüm ve toplumsal katılımın sağlanmasıdır. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızın bir kez daha hayırlı olmasını diliyor, Aile Bakanlığımız başta olmak üzere bu önemli belgenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın tüm yönleriyle hayata geçirilmesini temenni ettiğini belirterek kadına yönelik şiddetin ‘insanlığa ihanet’ olduğunu vurguladı. Erdoğan, son olarak konuşmasını katılımcılara teşekkür ederek tamamladı.
25 Kasım 2025 Salı - 15:49
AK Parti MKYK toplantısı başladı
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantı saat 15.40’ta başladı.
25 Kasım 2025 Salı - 15:39
Bakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Bayraktaroğlu’nu kabul etti
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nu kabul etti. Dışişleri Bakanı Fidan, Bakanlık binasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile bir araya geldi.
25 Kasım 2025 Salı - 15:25
DEM Parti Genel Başkanı Hatimoğulları’ndan ’İmralı görüşmesi’ açıklaması
DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın komisyonla yaptığı görüşmede, "Suriye sorununun çözümüne ışık tutacak önemli değerlendirmeler" yaptığını ifade ederek, "Kuzeydoğu Suriye özelinde ve Suriye’nin bütünü açısından çözüm sürecinin anahtarı olabilecek bir perspektifi ortaya koymuştur" dedi. DEM Parti Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Mecliste partisinin grup toplantısında konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu heyetinin İmralı’da Öcalan’la çok önemli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Hatimoğulları, "Partimiz adına bu heyette Gülistan Kılıç Koçyiğit vekilimiz yer aldı. Bu heyette yer alan, giden komisyona burada bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu görüşme Türkiye’nin barış ve demokrasi sürecine odaklanan yapıcı, kapsayıcı, umut verici bir niteliğe sahip olmuştur. Bu görüşme Türkiye’nin uzun süredir beklediği barış ve kardeşlik kapısını aralayan tarihi bir adım oldu. Bu görüşme sadece bir dinleme ve temas değil, halkların ortak geleceğini şekillendirecek bir diyalog köprüsüne dönüşmelidir. Görüşmenin içeriğine dair şüphesiz Meclis Başkanı ve komisyon gerekli paylaşımları yapacaktır" diye konuştu. Abdullah Öcalan’ın görüşmede, "Suriye sorununun çözümüne ışık tutacak önemli değerlendirmeler" yaptığını ifade eden Hatimoğulları, "Kuzeydoğu Suriye özelinde ve Suriye’nin bütünü açısından çözüm sürecinin anahtarı olabilecek bir perspektifi ortaya koymuştur. Bu görüşmede barışın sağlanması, komisyonun hukuki ve siyasi düzenlemeler üzerindeki çalışmalarını destekleyecek mahiyette değerlendirmeler yapmıştır. Barış ve demokratik toplum bu süreçte dün itibarıyla tarihi bir eşik, adım atılmış oldu. Türkiye halklarının geleceği için bu sürecin başarıya ulaşması şart. Başarıya ulaşmasının yolu iktidar ve muhalefetin süreci tam, açık ve cesurca sahiplenmesiyle, barışın daha çok toplumsallaşabilmesi için çalışmasıyla mümkündür. Bu komisyonda temsili bulunan bütün partilerin İmralı’ya giden komisyonda yer almasını elbette çok isterdik ama olmadı" dedi. Hatimoğulları, İmralı görüşmesine ilişkin bir soru üzerine komisyon başkanının komisyon toplantısı sonrasında görüşmeye ilişkin açıklama yapacağını belirterek, tutanakların açık olması gerektiğini ifade etti.
25 Kasım 2025 Salı - 14:53
Başkan Kocagöz, Kepez’i anlattı
Sürdürülebilir Ekonomi Topluluğu (SET), tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, belediyeciliğin yalnızca yol ya da park yapmak olmadığını belirterek, "Ben belediyecilik hizmetini, yarınımızın geleceği çocuklarımız, gençlerimiz, engellilerimiz, emeklilerimiz, yaşlılarımız ve tüm vatandaşlarımız için ne yapabiliriz diye bakarak tanımlıyorum" dedi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Sürdürülebilir Ekonomi Topluluğu’nun (SET) konuğu oldu. Kepez’in dününü, bugününü ve geleceğini anlatan Başkan Kocagöz, "Biz buraya yaptıklarımızı anlatmak için değil, sizlerin kıymetli fikirlerini almak için geldik" dedi. Kepez’de katılımcı belediyecilik anlayışını esas aldıklarına dikkat çeken Başkan Kocagöz, yaklaşık 700 bin nüfusu olan ilçenin 81 ili kucakladığını söyledi. Kepez’de deniz hariç her şeyin olduğunu ancak sosyal hayatın olmadığını vurguladı. 31 Mart Yerel Seçimlerine değinerek, genel seçimlerdeki 70 bin oy farkının üzerine 17 bin 500 oy farkı ile Kepez’de belediye seçimlerinin alındığını hatırlattı. Cezaevi sürecine de değinerek, destek olan herkese teşekkür etti ve "Sizlerin bu desteği beni Kepez için daha çok çalışmaya motive etti" dedi. Mali tabloya değindi Kepez’in mali bütçesine değinen Başkan Kocagöz, "Göreve başladığımda 1 milyar 226 milyon TL borcun olduğunu gördüğümde gerçekten çok şaşırdım çünkü bütün sosyal medya ve gazetelerde kasamız dolu şeklinde demeçler vardı. Bütçe 2 milyar 700 milyon TL, ve neredeyse yarısı borçtu, belediyenin banka hesapları hacizliydi. Bu durum beni gerçekten çok şaşırttı çünkü sosyal medyada ve bazı gazetelerde belediyenin kasasının dolu olduğu yönünde yanlış algılar vardı. Borç yükü ve kısıtlı kaynaklarla, öncelikli hizmetleri aksatmadan, yatırımları sürdürülebilir hale getirmek için yoğun bir tasarruf ve verimlilik çalışması yürüttük. Bugün bu borcu 490 milyon 428 bine düşürdük. 736 milyon borç ödedik. Bu şartlar altında borcun yüzde ikisini ödedik." diye konuştu. "Kendi üniformamızı kendimiz ürettik" "Kepez’in giderlerini düşürdük, gelirleri artırdık. Bunu nasıl yaptık?" diyerek sözlerini sürdüren Başkan Kocagöz, "Üniforma giderlerinin 20-24 milyon olduğunu gördüm. Hemen bir atölye kurduk ve kadın çalışan istihdamıyla üniformalarımızı kendimiz ürettik. Tasarruflarımızdan biri buydu" dedi. "Kepez’i su basmadı" Bütçeyi düzeltirken Kepez’in acil problemlerine de çözüm ürettiklerine değinen Başkan Kocagöz, "Seçim öncesi Kepez’de yaşanan sel felaketinde bir vatandaşımızı kaybettik. İlk çözüme kavuşması gereken sorunlardan birisi de buydu bizim için. Hemen mazgal temizleme aracıyla bütün mahallelerdeki mazgalları temizlettik. Fevzi Çakmak ve Ay Deresi’ndeki dere üzerine gecekondular yapılmış. Önce dere yatağındaki gecekondu sorununu çözdük. ASAT’ta bu konuda bize çok destek oldu. Aralık ayında aynı yağmur yağdı. Valimizde bu konuda bize teşekkür etti. Çünkü Kepez’i su basmadı" diye konuştu. "Çek, yaz, gönder" Kepez’deki acil sorunlardan birinin de temizlik olduğuna dikkati çeken Başkan Kocagöz, "Çöp konteynerlerinin üzerine yazdık. Çek yaz gönder, ve herkes Kepez’de belediye başkanı olsun dedik. Kepez’de problem mi var, insanlar çekiyor konumunu da atıyor ve biz anında müdahale ediyoruz. Çöp Taksi uygulaması başlattık. Temizlikle ilgili 89 şikayet geliyordu. Çöp kamyonu gerekli, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurduk ‘ret’ geldi. Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz. Biz ne yaptık? Temizlik hizmet çalışmamızı vardiyalı hale getirdik" dedi. "Parklarımızı ışıl ışıl yaptık" Başkan Kocagöz, yarının geleceği çocuk ve gençlere daha güvenli alanlar oluşturmak için 100’den fazla parkın ışıklandırıldığını belirterek, "Parklarımızı ışıl ışıl yaptık. Karanlıktı parklar. Emniyetimizle iş birliği içinde gençlerimize sahip çıkmaya çalışıyoruz. Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için hep beraber mücadele etmeliyiz. Ben belediyeciliği yol yapmak, park yapmak olarak görmüyorum. Çocuklarımız için, gençlerimiz için, engellilerimiz için, emeklerimiz için, yaşlılarımız için, vatandaşımız için ne yapabiliriz diye bakıyorum" diye konuştu. Sosyal belediyecilik alanında yaptıkları çalışmalara da değinen Başkan Kocagöz, Mimar Sinan Kongre Merkezi’ni akademiye çevirdiklerini belirterek, "Müzik, sanat, resim, halk oyunları her şey bu akademide var. Geçenlerde Halk oyunları ekibimiz birinci oldu" dedi. Antalya’yı UNESCO Dünya Kitap okuma Başkenti yapma hedefine de değinen Başkan Kocagöz, "Bunu başaracağız. İnsan isterse yapar. Bu şehrin en önemli problemi kültür. Yerel yöneticilerinin esas görevi o şehre kültür vermektir" diye konuştu. "Kimse yatağa aç girmesin" Kepez’de sosyal belediyecilik ilkesiyle yürütülen hizmet çalışmalarına değinen Başkan Kocagöz, "Kepez’de bir tane çocuk yatağa aç girmesin. Bir insan yatağa aç girmesin. Ben siyasete insanlara hizmet etmek olarak bakıyorum" dedi. "Projeleri anlattı" Muhtar, kadın, genç, yaşlı, engelli ve siyasi partilerin mahalle temsilcilerinden oluşan Mahalle Meclisi, Ortak Buluşma Alanı, Emekli Lokalleri, Türkiye’nin tek Öğrenci Kent Lokantası, Yaşlı Dostu Kepez, Kepez Market ve engellilere yönelik projesini de detaylarıyla SET üyelerine anlattı. Siyasi partilerin hizmet için bir araç olduğunu da belirten Başkan Kocagöz, "Bizim için önemli olan önce insandır. Bizim kırmızı çizgilerimiz var, bayrağımız vatanımız, milletimiz ve insan" dedi. SET Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve iş adamı Ahmet Alper Alveroğlu, katılımlarından dolayı Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e teşekkür etti. Başkan Kocagöz’ün Türkiye’nin en başarılı ilçe belediye başkanları listesinde yer almasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Sizleri kutluyorum. Gurur duyduk" dedi.
25 Kasım 2025 Salı - 14:52
Bakan Memişoğlu: "Hedefimiz küresel ölçekte söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmektir"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modelinin sağlık politikalarının ana omurgasını oluşturduğunu belirterek, "Hedefimiz küresel ölçekte söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmektir" dedi. Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nca (TÜSEB) Ankara’da bir otelde düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, "Bugün burada bir araya gelen her bir katılımcı; yalnızca kendi ülkesinin değil, insanlığın sağlık geleceğine katkı sunma sorumluluğunu da omuzlarında taşımaktadır. Çünkü tıp, sınır tanımayan; dili, coğrafyayı ve kültürü aşan evrensel bir vicdan alanıdır. Türk Tıp Kurultayı ise bu evrensel sorumluluğun milli bir bilinçle ve küresel bir bakış açısıyla ele alındığı önemli bir buluşma noktasıdır" dedi. "Toplumu hastalığa değil, sağlığa hazırlayan bir yapıya dönüştürme gayreti içerisindeyiz" Memişoğlu, insanı merkeze alan, koruyucu ve geliştirici yaklaşımı esas alan, erişilebilirliği güçlendiren ve kaliteyi sürekli yükselten bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, potansiyellerini bütüncül bir bakış açısıyla yeniden yapılandırdıklarını aktardı. Memişoğlu, "Son yıllarda yürüttüğümüz politikalarla, sağlık sistemimizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil; geleceğin risklerini öngören, toplumu hastalığa değil sağlığa hazırlayan bir yapıya dönüştürme gayreti içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. Güçlü sağlık sisteminin bilim ekosistemiyle mümkün olacağının altını çizen Memişoğlu, sağlıkta üretimi, teknolojik gelişimi ve bilimsel kapasiteyi stratejik bir öncelik olarak ele aldıklarını ifade etti. "Hedefimiz küresel ölçekte söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmektir" ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modelinin sağlık politikalarının ana omurgasını oluşturduğunu dile getiren Bakan Memişoğlu, "Bu modelle hedefimiz sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve küresel ölçekte söz sahibi olan bir Türkiye’yi inşa etmektir. Sağlık bizim için yalnızca bir hizmet alanı değil, milletimizin geleceğine yön veren stratejik bir güçtür. Bu niyetle hayata geçirdiğimiz üreten sağlık vizyonu, sağlık sistemimizin dönüşümünde yeni bir eşiği ifade etmektedir. İlaçtan tıbbi cihaza, biyoteknolojiden ileri tanı yöntemlerine kadar geniş bir alanda bilimi, sanayiyi ve teknoloji geliştirme kapasitemizi aynı hedefte buluşturuyoruz. Fikrin ürüne, ürünün katma değere dönüşmesini mümkün kılan bu yaklaşım, Türkiye’nin sağlıkta tam bağımsızlık idealinin en somut zeminini oluşturmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye, sağlıkta sadece söz söyleyen değil, yön veren bir küresel aktör olmaya devam edecektir" Üreten sağlık vizyonunun Bakanlığın stratejik iradesi olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, "TÜSEB’in bilimsel öncülüğü ve sizlerin kıymetli katkılarıyla daha da güçlenecek; Türkiye, sağlıkta sadece söz söyleyen değil, yön veren bir küresel aktör olmaya devam edecektir" şeklinde konuştu. "4 şehir hastanemizde daha teknoloji transfer ofisi kurarak, bu ağı 24 merkeze çıkarmayı hedefliyoruz" Şehir hastanelerinde kurulan teknoloji transfer ofislerinin bilginin ürüne dönüştüğü bir üretim üssü haline geldiğine değinen Memişoğlu, şöyle devam etti: "Bu merkezler sayesinde sahada görev yapan hekimlerimizin, akademisyenlerimizin ve araştırmacılarımızın geliştirdiği yenilikçi fikirler, artık daha hızlı şekilde projelendirilebilmekte, prototipe dönüştürülmekte ve yerli sağlık teknolojilerine katkı sunan ürünler haline gelebilmektedir. Böylece bilim insanlarımızın yalnızca düşünmesi değil üretmesi; yalnızca hayal kurması değil, hayata geçirmesi için güçlü bir zemin oluşturulmuştur. Yıl sonuna kadar 4 şehir hastanemizde daha teknoloji transfer ofisi kurarak bu ağı 24 merkeze çıkarmayı hedefliyoruz. Bu genişleme, destek mekanizmalarımızın daha da yaygınlaşmasını ve her bir fikrin sistem içinde karşılık bulmasını sağlayacaktır." "Ülkemizin gerçek gücü laboratuvarlarda, hastane koridorlarında, üniversite kürsülerinde ve bilimle yoğrulan zihinlerde filizlenmektedir" Klinik araştırmalarda da önemli çalışmalar yürüttüklerini aktaran Memişoğlu, "Sosyal Güvenlik Kurumu’nun klinik araştırmalarda hastanelerin hasta maliyetlerini karşılamaya yönelik düzenlemesi, bilim insanlarımızın önünü açan, araştırma süreçlerini cesaretlendiren ve üretim dinamizmini güçlendiren çok kıymetli bir adımdır. Bu sayede araştırmacılarımız daha özgür, daha sürdürülebilir ve daha sistematik bir şekilde çalışmalarını yürütebilmektedir. Bakanlık olarak yeni bir fikir ortaya koyan her bilim insanının arkasında duran, onu yalnızca teşvik eden değil, aynı zamanda destekleyen bir anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki, ülkemizin gerçek gücü laboratuvarlarda, hastane koridorlarında, üniversite kürsülerinde ve bilimle yoğrulan zihinlerde filizlenmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nın 11.’si bu yıl ilk kez "Üreten Sağlık" temasıyla düzenleniyor. Kurultaya Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Nobel ödüllü bilim adamı Aziz Sancar, ülkelerin sağlık bakanları ve çok sayıda sağlık alanında uzman isim katıldı. Açılış konuşmalarının ardından Bayraktar, Memişoğlu ve Sancar fuaye alanındaki stantları gezdi.
25 Kasım 2025 Salı - 14:22
Kotan: "Konyaaltı belediyesi olarak şiddetin her türlüsüne karşıyız"
Konyaaltı Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla farkındalık sergisi ve konferans düzenledi. Açılışta konuşan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, "Sosyal Hizmet Uzmanlarımız ile kurumumuz içerisinde verdiğimiz eğitimler sonucu, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla farkındalık için bu sergiyi hazırladık" dedi. Konyaaltı Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla farkındalık sergisi düzenledi. Konyaaltı Belediyesi Sosyal Hizmet Uzmanları’nın koordinesiyle kurum içerisinde gerçekleştirilen eğitimler sonucu düzenlenen serginin açılışını Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan yaptı. Konyaaltı Belediyesi Ana Hizmet Binası içerisinde yer alan fuaye alanında yer alan serginin açılışına Başkan Kotan’ın yanı sıra, Konyaaltı Belediyesi Başkan Yardımcıları, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öte yandan Konyaaltı Belediyesi içerisinde gerçekleştirilen farkındalık eğitimlerinin sonunda çoğunlukla erkek personelin hazırladığı farkındalık tabloları da sergideki yerini aldı. Başkan Cem Kotan; aile, kadın, sevgi, şiddet, çocuk, insan, erkek ve iletişim konularının ele alındığı tabloların parçalarını katılımcılarla birlikte birleştirdi. Tablolar, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. "Şiddete karşı eğitim ve çalışmalarımız devam edecek" Sergi açılışında konuşan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, "Sergimiz bugüne özel, personelimizin hazırladığı bir sergi. Sosyal Hizmet uzmanlarımız ile kurumumuz içerisinde verdiğimiz eğitimler sonucu, kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla farkındalık için bu sergiyi hazırladık. Kurum içindeki eğitimlerin bu şekilde sanata dönmesi bizim için ayrı bir onur kaynağıdır. Sergide emeği olan tüm çalışma arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum" dedi. Park ve Bahçeler, Fen İşleri ve Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde bu tip eğitimlerin gerçekleşmesinin ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Kotan, "Konyaaltı Belediyesi olarak şiddetin her türlüsüne karşıyız. Bu yüzden kurum içi ve kurum dışı eğitim ve çalışmalarımız devam edecek. Biz, pankarta yazdığımızda kaybettiğimiz kadınların sayısı 403’tü. Ne yazık ki 5 gün içerisinde bu sayı 411’e yükseldi. Maalesef ki kadın şiddetiyle alakalı Türkiye’de büyük bir sıkıntı var. Bununla ilgili eğitim çalışmaları çok önemli. Sadece kadınla ilgili değil şiddetin her türlüsü ve başta çocuklarımız olmak üzere de bu eğitimlerimiz devam edecek. Bu yüzden hem anlamlı hem de bir sosyal proje olarak karşınızdayız. Tekrar çalışma arkadaşlarıma ve eğitimi veren hocalarımıza çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. ‘Aile içi iletişimde şahitlik kavramı’ konferansı Açılış sonrası Konyaaltı Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki Feslikan Salonu’nda ‘Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Aile İçi İletişimde Şahitlik Kavramı’ konulu konferansta Dr. Murat Kaplan konuşmacı olarak bilgilendirmelerde bulundu. Farkındalık amacıyla düzenlenen konferansa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder