POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC ile işbirliği anlaşması) 2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" 09 Nisan 2026 Perşembe - 21:35:16 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’na ilişkin, "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Basın Toplantı Salonu’nda 2026 Yılı Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması İmza Töreni gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Ünsal Üstel ve beraberlerindeki heyet katıldı. Yılmaz ve Üstel sırasıyla anlaşmaları imzaladı, ardından açılış konuşmalarına geçildi. Yılmaz, Türkiye ile KKTC arasındaki iktisadi ve mali işbirliği anlaşmalarının iki ülke arasındaki güçlü bağların somut göstergesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve refahı için sorumluluklarını sürdürmeye devam edeceğini, ortak hareket edildiği sürece tüm zorlukların aşılabileceğini ifade etti. "2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" Yılmaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir. Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdık. Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz. Bu çerçevede hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefimize yönelik büyük atılımları KKTC’li muhataplarımız ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttük. Bu kapsamda, Ada’daki KKTC Devleti varlığının birer mührü olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının açılışı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılında gerçekleştirildi. Yine aynı anlayışla Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladık ve yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacağımızın müjdesini vermek istiyorum. Bu belirttiğim yerleşkelerle birlikte bu bölge, KKTC devletinin Adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturmaktadır." "Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz" Sağlık alanında 24 Aralık 1963 Girne Asker Hastanesi ile Maraş Sağlık Merkezinin hizmete açıldığının gururunu yaşadığını belirten Yılmaz, "İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası süratle devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını da 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkanı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladığımız Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı hızla devam etmektedir. İhalesi henüz 6 ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata gelmiş durumdayız. Dr. Burhan Nalbantoğlu Sağlık Kampüsü içinde bulunan Sağlık Yapılarının Renovasyonu çalışmaları da yakın bir tarihte başlayacaktır" ifadelerini kullandı. Yılmaz, KKTC’de dijital dönüşüm kapsamında Hekim Randevu Sistemi’nin devreye alındığını, Muhaceret Bilgi Sistemi ile TAKBİS projelerinin 2026’da tamamlanmasının planlandığını belirterek, fiber altyapı çalışmalarıyla ‘Bilişim Adası’ vizyonuna altyapı hazırlandığını ifade etti. "Toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı" Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi başta olmak üzere, KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Yılmaz, "Şimdiye kadar 213 kilometre bölünmüş yol, 433 kilometre tek yol, 176,2 kilometre 3’üncü sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı. Ada halkı için önemli bir güzergah olan, bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde 3 bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Yıl bitmeden burayı hizmete almayı planlıyoruz. Uzun yıllardır gündemde olan Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmalarımız tamamlanmış olup, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında çalışmalarımızda son aşamaya gelmiştir. Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlamış olduğumuz yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4 bin 600 adet trafik levhasının montajı tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılan yol ihalelerimiz kapsamında 344 bin adet fidanın dikimi yapılmıştır. 16 Ocak tarihinde açılışı gerçekleştirilen KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumu yapılmıştır" diye konuştu. "KKTC’deki 156 okulun donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır" Eğitim yatırımlarına değinen Yılmaz, "17 okulumuzun bakım onarım çalışmalarını bitirdik, 16’sında ise bakım onarım çalışmalarımız halen sürmektedir. Yine ödeneğini 2025 Yılı Anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, 2 okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır. Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır. Sosyal hizmet desteğine ihtiyaç duyan bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini ve mutluluğunu artırmak için Kalkanlı Yaşam Evi, Demirhan Engelsiz Yaşam Evi ve Ali Rıza Vuruşkan Çocuk ve Aile Eğitim ve Danışma Merkezi gibi projelere destek verdik. Önümüzdeki dönemde ise, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları destekleyeceğiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, Güzelyurt’ta narenciye işleme ve soğuk depolama tesisinin yapımında sona gelindiğini ve yakında hizmete açılacağını belirterek, Ada genelinde su teminine yönelik projelerin de sürdüğünü dile getirdi. Bölgedeki küresel gerilimlerin ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz, KKTC’de mali yapının güçlendirilmesi ve güçlü bir özel sektörün desteklenmesi amacıyla 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda reel sektöre öncelik verildiğini bildirdi. "Reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" Geçen yılın anlaşmasıyla verilen ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarına değinen Yılmaz, "İlk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, 5 yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Bu destekler; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olacaktır. Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki Anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" dedi. "KKTC bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır" Türkiye ile KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanacağını vurgulayan Yılmaz, "KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır. Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir" Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduğunu belirten Yılmaz, "İki devlet olmak işbirliği yapmaya engel değildir. Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir. Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır. Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçmektedir. Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonlar kaldırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "KKTC’nin bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" "Bölgemizde son dönemde İsrail’in kışkırtması ile başlayan İsrail/ABD ile İran Savaşı küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir" diyen Yılmaz, "Bu süreçte GKRY’nin, Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararlar da Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. GKRY’nin özellikle Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemde kendi başına girdiği askeri angajmanları ve ittifak arayışları bu süreci tetikleyen temel unsurlardır. Buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" dedi. "Bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını biliyor, takip ediyoruz" Kıbrıs Türklerinin müsterih olmasını söyleyen Yılmaz, "Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz. Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağımız ve HİSAR hava savunma sistemlerimiz KKTC’de konuşlandırılmış, ayrıca donanma unsurlarımız da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırmıştır. Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyor, takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir. Kıbrıs Adası’ndaki barış ve huzur ortamı, Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından doğan garantörlük hakkıyla gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde kurulmuştur. Bu sayede, o günden bugüne Ada’da sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Rumlar için de barış ve huzur ortamı tesis edilmiştir" dedi. "Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir" KKTC Başbakanı Üstel ise şu ifadelere yer verdi: "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler; ortak tarih, ortak kader ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilmiş köklü bir kardeşlik ilişkisidir. Bu ilişkiler bize atalarımızdan kalan en büyük mirastır. Biz de bu mirasa sahip çıkıyoruz ve çıkacağız. Bölgemizde yaşanan gelişmeleri, savaşları ve artan güvenlik risklerini hep birlikte görüyoruz. Bugün dünyanın 7 ülkesinin savaş gemileri, uçakları ve silahları Kıbrıs’ın güneyinde konuşlandırılmış durumdadır. Rum yönetiminin akıl dışı politikaları nedeniyle Kıbrıs adası adeta savaşın bir parçası haline gelmiştir. Böylesi bir ortamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın huzur ve güven içinde yaşamasını sağlayan tek güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin adadaki varlığıdır. Dolayısıyla Türkiye yalnızca finansal destek sağlayan bir ülke değildir; aynı zamanda varlığımızın, güvenliğimizin, huzurumuzun ve devletimizin en güçlü teminatıdır. Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir. Ve bilinmelidir ki; güvenliğimizden ve garantilerden asla vazgeçmeyeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:27 CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da yaşananlar, dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti ziyaretleri kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. ABD/İsrail ve İran arasında yaklaşık 2 aydır süren savaşın Türkiye’deki her kalem ürünün artmasına sebebiyet verdiğini belirten Özel, "İsrail’in Filistin’e yönelik soykırıma varan katliamları, buna karşı her zaman gerek ortak mitinglerde gerek altına ortak imza attığımız bildirilerde Filistin’in yanında ve arkasında her iki partinin de tarihsel tutumlarını, tutarlılıkla sürdürdüklerini teyit ediyoruz. Bunun yanında İran’a yapılan saldırılar, özellikle ilk gün 165 kız çocuğunun ölümüne sebebiyet veren vahşi saldırıyı hep birlikte bütün dünyayı imza kampanyasına davet eden bir metne Davutoğlu’nun daveti üzerine imza koymuştuk. O günden bugüne de gelişmeleri takip ediyoruz. Dün kararlaştırılan ateşkes ne kadar umut vericiyse, İsrail’in yine kural tanımaz, kanun tanımaz, sözüne güvenilmez tutumunu dün akşam bir kez daha yaşadık. İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Türkiye ekonomisi de son derece kırılgan, krizlere dirençsiz, hazırlıksız haliyle maalesef İran’da yaşananların petrol fiyatlarını yukarıya çeken her aşaması Türkiye’de de başta pompa fiyatlarını akaryakıtta, sonra elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zamla da iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarını artırıyor" diye konuştu. "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir" CHP olarak Türkiye’nin erken seçim sürecine girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir. Her ne kadar Sayın Erdoğan ‘Gündemimizde ara seçim yok’ dediyse de bugün Sayın Meclis Başkanı’nın da teyit ettiği gibi anayasada hiç şüphe uyandırmayacak, tartışma oluşturmayacak kesin bir dille ‘Meclis’te boşanan milletvekillerinin yerine ara seçim yapılır’ maddesi vardır ve ara seçim yapılmadığında bir anayasa ihlali bütün Meclis’in sırtındadır" şeklinde konuştu. "İran’daki binlerce sivilin öldürülmesine şiddetle karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum" İran’a yapılan ağır saldırıların kabul edilemez olduğunu, İran ve bölge halklarının daima yanında olduklarını dile getiren Erbakan ise, "Yapılan görüşmede, Amerika ve İsrail tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yapılan hukuksuz, haksız ve vahşi saldırılar ele alındı. İran’daki kız çocuklarından tutun, binlerce sivilin öldürülmesine, katledilmesine, şehit edilmesine, şiddetle karşı olduğumuzu, kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Daha önce de bunu Yeniden Refah Partisi olarak ifade ettik. Büyük İsrail hedefleri ve Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda, bölgeyi de dünyayı da olumsuz şekilde etkileyen bir olayla karşı karşıyayız. Özgür Özel’in ifade ettiği gibi bu savaşın bölgemize ve özellikle Türkiye’de ekonomiye olan etkilerini de ele aldık. Avrupa ülkelerinde, batılı ülkelerde bizden bu savaş bölgesine çok daha uzaklığı olmalarına rağmen belki daha az etkilenecek olmalarına rağmen nasıl tedbirler alındığına ilişkin fikir alışverişinde bulunduk" ifadelerine yer verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:26 AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
Başkan Arıkan, iki büyük proje çalışmalarının müjdesini verdi
18 Kasım 2025 Salı - 17:06 Başkan Arıkan, iki büyük proje çalışmalarının müjdesini verdi Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, esnaf ve vatandaş ziyaretleri sırasında ilçeye kazandırılması planlanan iki önemli projeyle ilgili ilk bilgileri paylaştı. Başkan Arıkan, hem Atatürk Parkı’nın yenilenmesi hem de Hükümet Meydanı’ndaki dönüşüm için çalışmaların hızla sürdüğünü açıkladı. Başkan Arıkan, Sökelilerin uzun süredir talep ettiği Atatürk Parkı’nın yeniden düzenlenmesine ilişkin hazırlanan projenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulduğunu belirtti. Yaklaşık 200 milyon TL bütçeli bu büyük projenin onaylanması halinde çalışmaların kısa sürede başlayacağını ifade etti. Bir diğer önemli müjde ise Hükümet Konağı ile ilgili oldu. Konağın kesin olarak yıkılacağını söyleyen Başkan Arıkan, yerine Söke’ye yakışır modern bir meydan düzenlemesi yapılacağını kaydetti. Meydan projesi kapsamında yer altı otoparkı da planlandığını aktaran Arıkan, bu sayede ilçenin otopark kaynaklı trafik sorunlarının önemli ölçüde çözüleceğini vurguladı. Ziyaretleri sırasında gelenek haline getirdiği anında çözüm uygulamasını da sürdüren Başkan Arıkan, vatandaşlardan iletilen talepleri anında ilgili birimlere yönlendirerek hızlı çözüm sürecini devam ettirdi. Başkan Arıkan’ın halkın içinde yönetim anlayışı, hem esnaf hem de vatandaşlar tarafından yine memnuniyetle karşılandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor"
18 Kasım 2025 Salı - 16:56 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ı dinlemek üzere toplandı. Kurulan bu komisyonun müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmelerini sağladığını söyleyen Kurtulmuş, "Komisyon üyeleri olarak bir araya gelirken ülkemizin dört bir yanından yükselen desteği ve dayanışma iradesini yürekten hissettiğimizi bir kere daha ifade etmek isterim. Kurduğumuz bu komisyon, müzakere ve istişareyi büyüten bir masanın etrafında bir araya gelmemizi sağlıyor. Bu masada sesini yükseltenler değil, sözünü kurmayı ve herkese anlatmayı bilenler kendine yer buldu, yer bulmaya da devam edeceklerdir. Burada her kesimden insanımızı dinliyor ve anlamaya çalışıyoruz. Halkın sesine kulak veriyor, sorunların kaynağına iniyor, çözümü ilkelerde ve kurumlarda bulmak için gayret sarf ediyoruz çünkü dinlemeden adalet olmaz, anlamadan kardeşlik güçlenmez ve demokrasimizin standartları yükselmez" şeklinde konuştu. "Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar Türkiye’de, terör eylemlerinin artık sona erdiğini işaret ediyor" "Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda kurulan Komisyon’un müşterekleri büyüttüğünü ayrılıkları ise azaltmaya çalıştığını belirten Kurtulmuş, "Her kesimden temsilci ve her düşünceden vatandaşımızın komisyona yönelttiği ilgi, çalışmalarımızın milli bir gayretin eseri olduğunun açık bir kanıtıdır. Çatışmayı değil uzlaşmayı, kutuplaşmayı değil karşılıklı rızayı esas alarak çalışıyor. Milletimizin iyi niyetini, toplumun vicdanını ve hukukun ölçüsünü dinliyoruz. Dinleyen bir Meclis aslında, ’Güçlü bir Meclis’ demektir. Müzakere ve istişare eden Meclis, çok şükür milletin gönlündeki yerini de tahkim ediyor. Gerçekleşen oturumlar, Meclisimizin bir müzakere yeri olduğunu da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Burada üretilen her fikir daha da güçlenmesini istediğimiz demokrasimizin bakım ve onarım işçiliğidir. Bir yandan da arızalı dil ve üslubu tamir ediyor ve toplumsal güveni artırıyoruz. Başından beri yürüttüğümüz tüm çalışmalar, Türkiye’de uzun yıllar acılar ve kayıplar üreten terör eylemlerinin artık sona erdiği yeni bir döneme işaret ediyor. Bu hayırlı gelişme; geniş bir mutabakatla, söz birliği ve oy birliğiyle alınan kararlarla bugüne kadar gerçekleştirilmektedir. Eşit yurttaşlık bilincini güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü günlük hayatın standardı haline getirmek, yerelden merkeze ve merkezden tüm bölgeye kardeşlik dilini taşımak istiyoruz. Hedefimiz ifade özgürlüğünü büyüten, güvenlik ile özgürlük arasındaki dengeyi akılla ve ölçüyle işleten güçlü bir Türkiye’dir. Devletin vakarını ve siyasetçinin nezaketini ve milletin itibarını korumak hepimizin ortak görevidir" dedi. "Ülkesini seven siyasi rakibini, ‘Düşman’ diye tarif etmez" Milletin vekillerinin güçlü bir ittifak halinde sürece destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Meclisin ve milletin mücadelesine gölge düşürmeye çalışan dilden medet umanlara buradan sesleniyorum; Komisyonumuza dönük ağır yaftalar sadece seviyenizi gösterir ve siyasetin kalitesini düşürür. Kimden gelirse gelsin, iftira ve hakaret aslında fikrin yoksullaşması demektir. Ülkesini seven siyasi rakibini, ’Düşman’ diye tarif etmez. Biz şahıslarla değil fikirlerle konuşuyoruz. İftirayla değil fikirlerle tartışıyoruz. Kimlerin birlikteliğimizden rahatsız olduğunu, kimlerin dayanışmamızı küçültmeye çalıştığını gayet iyi görüyoruz. Birliğimize yönelen her saldırı bizi daha da kenetliyor. Buradaki birlik sadece komisyon üyeleri arasında değil Türkiye’nin, 86 milyonun gelecek birliğidir. Kimliklere ve değerlere saygı doğrudan vatana sadakattir. Eleştiri haktır, bunun için de hakaretten ari olması şarttır. İstişare cesaret ister, kavga etmek ise kolaydır. Bizim yolumuz devlet ciddiyetinin sözün adabıyla bütünleştiği yoldur" ifadelerini kullandı. "Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir" Komisyon çalışmalarını tamamladığında, toplumda yargı süreçlerinin öngörülebilirliğinin artacağına yürekten inandığını belirten Kurtulmuş, "Temel hak ve özgürlüklerin gündelik hayattaki karşılığı da hiç şüphesiz güçlenecektir. Yerelde huzurumuz büyüyecek, ulusal düzeyde güven tesis edilecek ve siyasi rekabet medeni ölçüler içerisinde kalmaya devam edecektir. Birbirimizin yükünü hafifletirsek Türkiye’nin yükü hafifler. Kardeşlik büyürse krizler küçülür. Hukuk işlerse adalet yerini bulur. Meclisimiz güçlendikçe vatandaşlarımız daha rahat eder. Biz bu görüşleri birer temenni olarak değil, hedef olarak ifade ediyoruz. Komisyonun kazanımları demokrasi kültürümüzü derinleştirmektedir. Bizim yürüttüğümüz süreç toplumsal huzurun barışın ve kardeşliğin kurumsallaşmasıdır. Bugün artık görüyoruz ki, halkın sesi Mecliste yankı buldukça kardeşlik dili hayatın her alanına sirayet etmektedir. Çünkü demokrasi bir arada yaşama ahlakıdır. Adaletin, hoşgörünün ve dayanışmanın ortak zeminidir. Nihayetinde komisyonumuz, milletçe kurduğumuz büyük bir sofranın siyasal mutfağıdır. Burada hazırlanan her öneri, o sofraya konulan helal bir lokmadır" dedi. "Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir" Süreci durdurmak isteyenlerin olduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Ulusal ve bölgesel dinamikler hızla değişiyor. Bu nedenle komisyon her aşamada, hem ilkesel hem de pratik bir denge gözeterek ilerlemektedir. Her adımda ülkemizin, bölgesinde barış ve istikrarın merkezi olma misyonunu güçlendiren bir vizyonla hareket ediyoruz. Siyasi rekabeti tamamen medeni çizgilere taşıyacağız. Kurumlarımızın itibarını günlük tartışmaların insafına bırakamayız. Devlet vatandaşının safında durdukça, vatandaş hakkını devletin güvencesinde bilecektir. Kalıcı barışı büyüteceğiz, ortak iyiliği kurumsallaştıracağız. Temel konularda geniş mutabakat, farklı görüşlerde ise medeni rekabet içinde istikrarlı uzlaşma yöntemini sürdüreceğiz. Siyasette yeni normalimiz uzlaşı kültürü olmalıdır. Elbette tartışacağız ama saygıyla konuşacağız. Elbette yarışacağız ama kurallarla ilerleyeceğiz. Eleştireceğiz ama hakkaniyeti elden bırakmayacağız. Dilimiz birbirimizi incitmeyecek ve hukukumuzu zedelemeyecek. Birimize yapılan haksızlık hepimize yapılmış demektir. Dillerin buluşması ülkenin barışını kuracaktır. Kararlar kadar üslup da bir devlet işidir. Biz kimseyi dışlamadan ilerlemek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
Bakırhan: "Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır"
18 Kasım 2025 Salı - 15:32 Bakırhan: "Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır" DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır" dedi. Bakırhan, DEM Parti grup toplantısında konuştu. Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Kimse ziyarete yanaşmazsa alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya giderim’ sözlerini değerlendirerek, "Bugün komisyon önemli bir toplantı yapacak. Barışın gerekliliklerinin tümünü bir anda yerine getiremeyebilir, ancak barışa giden yolu adalet, hukuk ve demokrasiyle döşeyebilir. Elbette önemli işler yapılırken bazı eleştiriler olabilir; fakat yüz yıllık bir tarihi meseleyi çözmeye çalıştığımız için bu eleştirileri kaldırabilmeliyiz. Komisyon artık uzatmadan İmralı’ya gitmek konusunda cesur bir karar almalıdır. Bu komisyonun bunu başaracağına inanıyorum. Her bir komisyon üyesi, milyonların duasını alacaktır. Bu tarihi sorumluluk komisyonun omuzundadır ve bunu layıkıyla taşıyacaktır. Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu salonda komisyonun bir an önce çözümün muhatabı Öcalan ile görüşmesi yönündeki ifadeleri takdire şayandır. "Komisyon gitmezse ben giderim" demesi, tarihi bir sorumluluk alma cesareti göstermektedir. Biz her zaman diyaloğun, masada konuşmanın yanında olduk. Bahçeli’nin "Üç maymunu oynamaktan vazgeçelim" çağrısı isabetlidir. Bahçeli’nin, süreci erteleyen tutumlara karşı süreci korumak ve enfekte olmasını engellemek için yaptığı bu çıkış gereklidir ve bir an önce hayata geçirilmelidir" diye konuştu. Türkiye’nin Suriye’deki demokratikleşme sürecinde önemli rol üstlenebileceğinin altını çizen Bakırhan, "Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ABD ziyaret etti. Ardından da yaptırımlar kaldırıldı. Bu Suriye için fırsat penceresini araladı. Bu süreç tüm Suriye halklarını ve inançları kapsayıcı olması gerekiyor. Türkiye, Suriye halklarının kardeşliğini ayrım yapmadan destekleyebilir. Demokratik dönüşümü konusunda Suriye’de Türkiye yardımcı olabilir, destekleyici bir rol oynayabilir" ifadelerini kullandı. Bakırhan ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamenin siyasi saiklerle yazıldığını iddia etti.
Zağnos Paşa Meydanı için ’birliktelik’ vurgusu
18 Kasım 2025 Salı - 15:15 Zağnos Paşa Meydanı için ’birliktelik’ vurgusu Zağnos Paşa Meydanı’nın ismi konusunda gündemi meşgul eden tartışmaların ardından Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ile CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı’nın arasında anlaşmazlık yaşandığı iddiaları çürütüldü. Bu süreçte birlik, beraberlik içindeki iki yakın isim ortak istişare ve koordineli bir çalışmayla süreci başarıyla yönetti. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ile CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı arasında, kentin merkezi konumlarından olan Zağnos Paşa Meydanı konusunda ismi konusunda anlaşmazlık yaşandığı yönündeki haberler, siyaset gündemine oturdu. Ancak, iki ismin yakın çevresinden edinilen bilgiler, söz konusu iddiaların aksini işaret ediyor. Son günlerde bazı basın yayın organlarında özellikle siyasi etkinliklerin düzenleneceği alanların belirlenmesi hususunda, Başkan Akın’ın parti teşkilatından bağımsız bir tutum sergilediği ve bunun İl Başkanı Köybaşı ile arasında gerginliğe yol açtığı öne sürülmüştü. Bu durum, kamuoyunda "meydan hamlesi" olarak yorumlanmıştı. Siyasi çevrelerce bu durumun gerçeği yansıtmadığı ve her iki ismin de ortak istişare ve işbirliği içinde hareket ettiği mesajı verilmişti. Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve CHP İl Başkanı Erden Köybaşı’nın, bu tür kritik konularda düzenli olarak bir araya gelerek istişareler yaptığı biliniyor. Balıkesir’in menfaatini ve geleceğini düşünen iki siyasetçi de hem yerel yönetim hem de parti teşkilatının koordineli ve uzlaşmacı tavrı sayesinde şehrin geleceği için gece gündüz mücadele veriyor. Kamuoyunda oluşan gerginlik ve ayrışma söylemlerini kesin bir dille reddeden bu tutum, kent yönetimindeki iki önemli ismin uyum içinde çalıştığı yönündeki sinyallerini güçlendiriyor.
Sivas’ta iş dünyasına sahte belge alarmı
18 Kasım 2025 Salı - 14:39 Sivas’ta iş dünyasına sahte belge alarmı Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) öncülüğünde, Vergi Denetim Kurulu, Sivas Defterdarlığı ve Sivas Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğiyle "Sahte Belge ile Mücadele Stratejisi ve KURGAN Sistemi Bilgilendirme Toplantısı" düzenlendi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, Vergi Denetim Kurulu Daire Başkanı Mehmet Hakan Dursun, Sivas Defterdarı Murat Aydın ve Sivas SMMMO Başkanı Metin Boyraz’ın yanı sıra STSO üyeleri ile çok sayıda serbest muhasebeci mali müşavir toplantıda yer aldı. Programda konuşan STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, vergi süreçlerinin şeffaf, düzenli ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesinin hem işletmeler hem de ülke ekonomisi için kritik önem taşıdığını vurguladı. Özdemir, "Üyelerimizin vergi mevzuatı ve dijital denetim süreçleri konusunda bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Bu tür programlar, işletmelerimizin doğru adımlarla ilerlemesine ve olası mağduriyetlerin önüne geçilmesine katkı sağlıyor. STSO olarak bu bilgilendirici çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Toplantıda Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı ve Daire Başkanı Mehmet Hakan Dursun tarafından sahte belge ile mücadelede izlenen yeni stratejiler, denetimlerde kullanılan KURGAN Sistemi’nin işleyişi ve mükelleflerin dikkat etmesi gereken kritik noktalar hakkında kapsamlı sunumlar yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı bölümle sona erdi. İşletmelerin sahte belge risklerinden korunması için alınması gereken tedbirler ve uygulanacak denetim mekanizmaları detaylı şekilde ele alındı.
(Düzeltme) Bakan Tunç: "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi"
18 Kasım 2025 Salı - 13:31 (Düzeltme) Bakan Tunç: "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" "Yargısal Süreçlerde Çocuklar İçin Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Maalesef, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yargısal Süreçlerde Çocuklar İçin Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" toplantısına katıldı. Burada konuşan Tunç, projenin geleceğin teminatı çocuklara ve adalet sistemi bakımından hayırlı olması temennisinde bulundu. Çocuğun toplumun en masum varlığı ve en kıymetli emaneti olduğundan bahseden Tunç, "Çocuklar çevresindeki tehlikelere karşı en savunmasız toplum kesimidir. O nedenle çocukların korunması yalnızca ailelerine bırakılacak bir husus değildir. Çocukların korunması devletin anayasal görevidir tüm devletlerin. Dolayısıyla çocukları korumak geleceğimizi güvence altına almaktır. Çevresindeki tehlikelere karşı gerek suç mağduru çocuklar onların korunması gerekse çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesi hepsi çocukların korunması anlamına gelir ve bu anlamda da alınması gereken tedbirleri yalnızca anne babalara, ailelere bırakmamak gerekir. Devletin en başlıca görevlerinden bir tanesidir" dedi. Proje kapsamında hedeflerden bahseden Tunç, "Hedefimiz suça sürüklenen çocukları yeniden topluma kazandıracak umudu onaran, hatayı düzelten insan onurunu merkeze alan bir yaklaşımı hakim kılmaktır. Bu bağlamda proje ilgili mevzuat düzenlemeleri ve politika değişimlerini teşvik edecektir. Projenin adalete, adaleti mahkeme salonlarının yanında okullarda, sağlık merkezlerinde ve sokaklarda da var eden sektörler arası güçlü iş birliği kurulmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadelerinde bulundu. "Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" Çocukların geleceğe hazırlanması noktasında büyük bir gayret gösterdiklerinden bahseden Tunç, "Filistin’de, Gazze’de çocuk haklarının nasıl ihlal edildiğini, çocukların, insanların yaşam hakkının yok sayıldığı ve pervasızca hiçbir sınır tanımadan çocukların, kadınların katledildiği bir ortamı maalesef çocukların soykırıma tabi tutulduğu bir zaman derinliğine hep beraber yaşıyoruz. Maalesef 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 20 binden fazla çocuk katledildi, şehit edildi" diye devam etti. İmzalanan ateşkesin kalıcı hale gelmesi temennisinde bulunan Tunç şunları dile getirdi: "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de bu gece itibariyle özellikle Gazze Barış Planı’nı onaylaması da çok önemli. Bu barış planının hayata geçmesi noktasında ateşkesin sağlanması noktasında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çok güçlü iradesiyle büyük gayretleri oldu." "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yetişkinler için beş yıl olan denetim süresini çocuklar için üç yıl olarak düzenledik" Çocuğun üstün yararı doğrultusunda suça sürüklenen çocuklar için özel olarak uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi modellerini geliştirdiklerinden bahseden Tunç, "Yetişkinler için uzlaştırma kapsamında olan suçların yanında çocukların üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar yönünden de uzlaştırma müessesesinden faydalanabilmesini sağladık. Yine çocuklar hakkında yetişkinlerin işlediği suçlardan farklı olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için cezanın üst sınırını 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından üç yılı yerine beş yıl olarak belirledik. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi yetişkinler de beş yıllı iken bu süreyi çocuklar yönünden üç yıla düşürdük. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yetişkinler için beş yıl olan denetim süresini çocuklar için üç yıl olarak düzenledik. Yine cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi için yetişkinler için iki yıl olan cezanın üst sınırını çocuklar için üç yıl olarak belirledik" dedi. 2005 yılında çocuk koruma kanununu yasalaştırarak çocuklarımızın haklarını ve esenliklerini güvence altına almaya çalıştıklarına değinen Tunç, "Çocukları adli süreçlerde yıpranmaması ve üstün yararlarının korunması bakımından çocuk mahkemelerini kurduk. Çocuk mahkemesi sayısını 85’e, çocuk ağır ceza mahkemesi sayısını 16’ya çıkardık. 2020 yılında Adalet Bakanlığı Teşkilatı büyüyesinde adli destek ve mağdur hizmetleri dairesi başkanlığını kurduk ve bu başkanlığının bünyesi içerisinde de çocuklarla ilgili bir birimi daire başkanlığını faaliyete geçirdik. Çocuk koruma kanunuyla çocuklara kelepçe takılamayacağı ve çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerle hapis cezasına en son çare olarak başvurulması gerektiğini düzenledik" ifadelerine yer verdi. Erzurum’da, Bursa’da ve Eskişehir’de açılan çocuk adalet merkezlerimizin sayısını artırmaya devam ettiklerini ifade eden Tunç, "Şu devam eden çocuk adalet merkezlerimiz var. Bunları da süratle ülke geneline yaygınlaştırarak çocukları gerek suç mağduru gerek suça sürüklenen çocuklar bakımında onların yetişkinlerle aynı ortamda yargı hizmetinden yararlanmalarını mahsurlu bulduğumuz için onları ayrı bir merkezlerde yargı hizmetinden yararlanmasını sağlayacağız" dedi. Bakan Tunç konuşmasını noktalarken toplantının hayırlara vesile olmasını diledi.