POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(KKTC ile işbirliği anlaşması) 2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" 09 Nisan 2026 Perşembe - 21:35:16 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’na ilişkin, "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Basın Toplantı Salonu’nda 2026 Yılı Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) arasında İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması İmza Töreni gerçekleştirildi. Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Başbakanı Ünsal Üstel ve beraberlerindeki heyet katıldı. Yılmaz ve Üstel sırasıyla anlaşmaları imzaladı, ardından açılış konuşmalarına geçildi. Yılmaz, Türkiye ile KKTC arasındaki iktisadi ve mali işbirliği anlaşmalarının iki ülke arasındaki güçlü bağların somut göstergesi olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve refahı için sorumluluklarını sürdürmeye devam edeceğini, ortak hareket edildiği sürece tüm zorlukların aşılabileceğini ifade etti. "2026 yılı anlaşması kapsamında, devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir" Yılmaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün imzaladığımız 2026 yılı anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir. Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdık. Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz. Bu çerçevede hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefimize yönelik büyük atılımları KKTC’li muhataplarımız ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttük. Bu kapsamda, Ada’daki KKTC Devleti varlığının birer mührü olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının açılışı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılında gerçekleştirildi. Yine aynı anlayışla Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladık ve yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacağımızın müjdesini vermek istiyorum. Bu belirttiğim yerleşkelerle birlikte bu bölge, KKTC devletinin Adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturmaktadır." "Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz" Sağlık alanında 24 Aralık 1963 Girne Asker Hastanesi ile Maraş Sağlık Merkezinin hizmete açıldığının gururunu yaşadığını belirten Yılmaz, "İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası süratle devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını da 15 Kasım’a yetiştirmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkanı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladığımız Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı hızla devam etmektedir. İhalesi henüz 6 ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata gelmiş durumdayız. Dr. Burhan Nalbantoğlu Sağlık Kampüsü içinde bulunan Sağlık Yapılarının Renovasyonu çalışmaları da yakın bir tarihte başlayacaktır" ifadelerini kullandı. Yılmaz, KKTC’de dijital dönüşüm kapsamında Hekim Randevu Sistemi’nin devreye alındığını, Muhaceret Bilgi Sistemi ile TAKBİS projelerinin 2026’da tamamlanmasının planlandığını belirterek, fiber altyapı çalışmalarıyla ‘Bilişim Adası’ vizyonuna altyapı hazırlandığını ifade etti. "Toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı" Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu Köprülü Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi başta olmak üzere, KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Yılmaz, "Şimdiye kadar 213 kilometre bölünmüş yol, 433 kilometre tek yol, 176,2 kilometre 3’üncü sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı. Ada halkı için önemli bir güzergah olan, bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde 3 bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Yıl bitmeden burayı hizmete almayı planlıyoruz. Uzun yıllardır gündemde olan Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmalarımız tamamlanmış olup, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında çalışmalarımızda son aşamaya gelmiştir. Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlamış olduğumuz yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4 bin 600 adet trafik levhasının montajı tamamlanmıştır. Bugüne kadar yapılan yol ihalelerimiz kapsamında 344 bin adet fidanın dikimi yapılmıştır. 16 Ocak tarihinde açılışı gerçekleştirilen KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumu yapılmıştır" diye konuştu. "KKTC’deki 156 okulun donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır" Eğitim yatırımlarına değinen Yılmaz, "17 okulumuzun bakım onarım çalışmalarını bitirdik, 16’sında ise bakım onarım çalışmalarımız halen sürmektedir. Yine ödeneğini 2025 Yılı Anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, 2 okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır. Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları içinde destek sağlanmaktadır. Sosyal hizmet desteğine ihtiyaç duyan bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini ve mutluluğunu artırmak için Kalkanlı Yaşam Evi, Demirhan Engelsiz Yaşam Evi ve Ali Rıza Vuruşkan Çocuk ve Aile Eğitim ve Danışma Merkezi gibi projelere destek verdik. Önümüzdeki dönemde ise, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları destekleyeceğiz" şeklinde konuştu. Yılmaz, Güzelyurt’ta narenciye işleme ve soğuk depolama tesisinin yapımında sona gelindiğini ve yakında hizmete açılacağını belirterek, Ada genelinde su teminine yönelik projelerin de sürdüğünü dile getirdi. Bölgedeki küresel gerilimlerin ekonomiyi olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz, KKTC’de mali yapının güçlendirilmesi ve güçlü bir özel sektörün desteklenmesi amacıyla 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda reel sektöre öncelik verildiğini bildirdi. "Reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" Geçen yılın anlaşmasıyla verilen ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarına değinen Yılmaz, "İlk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, 5 yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Bu destekler; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olacaktır. Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki Anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkarmış bulunuyoruz" dedi. "KKTC bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır" Türkiye ile KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanacağını vurgulayan Yılmaz, "KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır. Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir" Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduğunu belirten Yılmaz, "İki devlet olmak işbirliği yapmaya engel değildir. Tüm Adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği de değerlendirilmelidir. Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır. Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçmektedir. Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonlar kaldırılmalıdır" açıklamasında bulundu. "KKTC’nin bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" "Bölgemizde son dönemde İsrail’in kışkırtması ile başlayan İsrail/ABD ile İran Savaşı küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir" diyen Yılmaz, "Bu süreçte GKRY’nin, Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararlar da Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır. GKRY’nin özellikle Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemde kendi başına girdiği askeri angajmanları ve ittifak arayışları bu süreci tetikleyen temel unsurlardır. Buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısında yok hükmündedir" dedi. "Bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını biliyor, takip ediyoruz" Kıbrıs Türklerinin müsterih olmasını söyleyen Yılmaz, "Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz. Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağımız ve HİSAR hava savunma sistemlerimiz KKTC’de konuşlandırılmış, ayrıca donanma unsurlarımız da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırmıştır. Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyor, takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir. Kıbrıs Adası’ndaki barış ve huzur ortamı, Türkiye’nin 1960 Antlaşmalarından doğan garantörlük hakkıyla gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde kurulmuştur. Bu sayede, o günden bugüne Ada’da sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Rumlar için de barış ve huzur ortamı tesis edilmiştir" dedi. "Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir" KKTC Başbakanı Üstel ise şu ifadelere yer verdi: "Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler; ortak tarih, ortak kader ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilmiş köklü bir kardeşlik ilişkisidir. Bu ilişkiler bize atalarımızdan kalan en büyük mirastır. Biz de bu mirasa sahip çıkıyoruz ve çıkacağız. Bölgemizde yaşanan gelişmeleri, savaşları ve artan güvenlik risklerini hep birlikte görüyoruz. Bugün dünyanın 7 ülkesinin savaş gemileri, uçakları ve silahları Kıbrıs’ın güneyinde konuşlandırılmış durumdadır. Rum yönetiminin akıl dışı politikaları nedeniyle Kıbrıs adası adeta savaşın bir parçası haline gelmiştir. Böylesi bir ortamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın huzur ve güven içinde yaşamasını sağlayan tek güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin adadaki varlığıdır. Dolayısıyla Türkiye yalnızca finansal destek sağlayan bir ülke değildir; aynı zamanda varlığımızın, güvenliğimizin, huzurumuzun ve devletimizin en güçlü teminatıdır. Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir. Ve bilinmelidir ki; güvenliğimizden ve garantilerden asla vazgeçmeyeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:27 CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da yaşananlar, dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti ziyaretleri kapsamında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ı ziyaret etti. Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. ABD/İsrail ve İran arasında yaklaşık 2 aydır süren savaşın Türkiye’deki her kalem ürünün artmasına sebebiyet verdiğini belirten Özel, "İsrail’in Filistin’e yönelik soykırıma varan katliamları, buna karşı her zaman gerek ortak mitinglerde gerek altına ortak imza attığımız bildirilerde Filistin’in yanında ve arkasında her iki partinin de tarihsel tutumlarını, tutarlılıkla sürdürdüklerini teyit ediyoruz. Bunun yanında İran’a yapılan saldırılar, özellikle ilk gün 165 kız çocuğunun ölümüne sebebiyet veren vahşi saldırıyı hep birlikte bütün dünyayı imza kampanyasına davet eden bir metne Davutoğlu’nun daveti üzerine imza koymuştuk. O günden bugüne de gelişmeleri takip ediyoruz. Dün kararlaştırılan ateşkes ne kadar umut vericiyse, İsrail’in yine kural tanımaz, kanun tanımaz, sözüne güvenilmez tutumunu dün akşam bir kez daha yaşadık. İran’da yaşananlar başta İran halkına, bölge halkına çok büyük zararlar vermekle birlikte dünyadaki tüm ülkelerin ekonomilerine zarar veriyor. Türkiye ekonomisi de son derece kırılgan, krizlere dirençsiz, hazırlıksız haliyle maalesef İran’da yaşananların petrol fiyatlarını yukarıya çeken her aşaması Türkiye’de de başta pompa fiyatlarını akaryakıtta, sonra elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 25’lik zamla da iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarını artırıyor" diye konuştu. "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir" CHP olarak Türkiye’nin erken seçim sürecine girmesi gerektiğini ifade eden Özel, "Son husus da ara seçim gündemine ilişkindir. Her ne kadar Sayın Erdoğan ‘Gündemimizde ara seçim yok’ dediyse de bugün Sayın Meclis Başkanı’nın da teyit ettiği gibi anayasada hiç şüphe uyandırmayacak, tartışma oluşturmayacak kesin bir dille ‘Meclis’te boşanan milletvekillerinin yerine ara seçim yapılır’ maddesi vardır ve ara seçim yapılmadığında bir anayasa ihlali bütün Meclis’in sırtındadır" şeklinde konuştu. "İran’daki binlerce sivilin öldürülmesine şiddetle karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum" İran’a yapılan ağır saldırıların kabul edilemez olduğunu, İran ve bölge halklarının daima yanında olduklarını dile getiren Erbakan ise, "Yapılan görüşmede, Amerika ve İsrail tarafından İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yapılan hukuksuz, haksız ve vahşi saldırılar ele alındı. İran’daki kız çocuklarından tutun, binlerce sivilin öldürülmesine, katledilmesine, şehit edilmesine, şiddetle karşı olduğumuzu, kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Daha önce de bunu Yeniden Refah Partisi olarak ifade ettik. Büyük İsrail hedefleri ve Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda, bölgeyi de dünyayı da olumsuz şekilde etkileyen bir olayla karşı karşıyayız. Özgür Özel’in ifade ettiği gibi bu savaşın bölgemize ve özellikle Türkiye’de ekonomiye olan etkilerini de ele aldık. Avrupa ülkelerinde, batılı ülkelerde bizden bu savaş bölgesine çok daha uzaklığı olmalarına rağmen belki daha az etkilenecek olmalarına rağmen nasıl tedbirler alındığına ilişkin fikir alışverişinde bulunduk" ifadelerine yer verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:26 AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
MHP Lideri Bahçeli: "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"
18 Kasım 2025 Salı - 12:56 MHP Lideri Bahçeli: "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi. MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir. Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem de uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi. Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi. Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı. C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesinin kuşkusuz aydınlanacağı ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir. Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cahil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu. "Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır" Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır. Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi. "Alırım yanıma 3 arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde ’Terörsüz Türkiye’ hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma 3 arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem. Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı. "Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir" İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi. "Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir" Geciken adaletin adalet olmayacağının ortada olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı: "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır."
Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir"
18 Kasım 2025 Salı - 12:37 Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir" ifadelerinde bulundu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da "Yargısal Süreçlerde Çocuklar için Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İBB duruşmalarının canlı olarak yayınlanması sorusuna Tunç, "Duruşmalar herkese açıktır. Ancak 183. maddesinde görüntü alınması konusunda yasak söz konusudur. Bir değişiklik söz konusu olursa Meclis’imizin takdiridir. Bu konuyu değerlendirecek olan Meclistir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki İmralı ziyaretine ilişkin ifadeleri sorulan Tunç, "Terörsüz Türkiye’yi çok önemsiyoruz, ülkemizin çocuklarımız geleceği için. Acıların bir daha yaşanmaması konusunda hepimiz hem fikiriz ve büyük bir beklenti içerisindeyiz. Devlet Bahçeli’nin geçen sene 22 Ekim’de yaptığı tarihi çağrı çok önemliydi ve büyük bir kapı araladı. Bu tarihi çağrı sonrasında terör örgütünün feshine yönelik İmralı’dan yapılan açıklamalar ve fesih kararı, silahları yakması, bırakmasıyla birlikte önemli bir sürece geldi ülkemiz. Tabi bu sürecin TBMM tarafından desteklenmesi ve sürecin sahiplenmesi noktasında Meclis’imizde kurulan komisyon çok önemli bir aşamayı kaydetti. Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir. Hep beraber komisyonu bekleyeceğiz" ifadelerinde bulundu. Bakan Tunç, Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararları hakkında şu ifadelere yer verdi: "Şu anda AİHM kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde, dairenin vereceği karar bekleniyor. Bu dava Kobani davasıyla ilgili, 53 vatandaşımızın öldürülmesiyle ilgili açılan dava. İlk derece karar vermişti, muhtelif sürelerde hapis cezaları verilmişti. İlk derece kararı istinafa götürüldü. Şu anda İstinafta bu süreç içerisinde AİHM’ne başvuru yapıldı. AİHM 2. Dairesi hak ihlali kararı verdi. Daire kararına karşı büyük dairede değerlendirilmesi hususunu Bakanlık olarak talep etmiştik. Bu talep reddedildikten sonra daire kararı kesinleşti ve mahkemesine gönderildi. Şu anda mahkemenin kararını bekleyeceğiz."
Tren biletlerinde öğretmenlere yüzde 50 indirim
18 Kasım 2025 Salı - 12:29 Tren biletlerinde öğretmenlere yüzde 50 indirim Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak Yüksek Hızlı Tren (YHT) ve ana hat tren biletlerinde öğretmenlerimiz yüzde 50 indirimden yararlanabilecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 24 Kasım Öğretmenler Günü haftasına özel olarak tren biletlerinde yüzde 50 indirim uygulanacağını açıkladı. Bakan Uraloğlu, "24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak Yüksek Hızlı Tren (YHT) ve anahat tren biletlerinde tüm öğretmenlerimiz yüzde 50 indirimden yararlanabilecek" açıklamasında bulundu. "Yüzde 50 indirim kampanyasından 48 bin öğretmenimiz faydalandı" Bakan Uraloğlu, öğretmenlere yıl boyunca yüzde 15’lik indirim sağladıklarını belirterek, "Bu özel haftada da öğretmenlerimize yarı fiyatına tren bileti alma imkanı sunuyoruz. 2017-2024 yılları arasında Öğretmenler Günü haftasında uygulanan yüzde 50 indirim kampanyasından 48 bin öğretmenimiz faydalandı" ifadelerini kullandı. "Milli Eğitim Bakanlığına bağlı veya onaylı tüm okullarda görev yapan öğretmenler yararlanabilecek" Bakan Uraloğlu, kampanyanın kapsamına ilişkin yaptığı açıklamada, "İndirimli bilet uygulamamızdan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı veya Bakanlık tarafından onaylanmış her derece ve türdeki resmi ve özel okullarda görev yapan öğretmenler ile okul müdürleri ve müdür yardımcıları, üniversitelerin uygulama ve araştırma merkezlerinde görevli öğretim elemanları ve Türk uyruklu olup yurt dışında çalışan öğretmenler faydalanabilecek" diye konuştu. İndirimli biletler TCDD Taşımacılık A.Ş. satış kanallarından temin edilebilecek 24-30 Kasım tarihleri arasında satışa sunulacak indirimli biletlerden yararlanmak isteyen öğretmenlerin, kontrollerde "öğretmen kimliği" veya ‘mebbis.meb.gov.tr’ adresinden alınmış öğretmen olduğunu gösterir belge ibraz etmelerinin yeterli olacağını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "İndirimli biletler TCDD Taşımacılık A.Ş. gişeleri, internet sitesi, mobil uygulamaları, çağrı merkezi ve yetkili acenteler üzerinden temin edilebilecek" dedi.
Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir"
18 Kasım 2025 Salı - 12:22 Bakan Tunç: "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir" ifadelerinde bulundu.Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da "Yargısal Süreçlerde Çocuklar için Koruyucu ve Onarıcı Yaklaşımlar Projesi" töreninin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İBB duruşmalarının canlı olarak yayınlanması sorusuna Tunç, "Duruşmalar herkese açıktır. Ancak 183. maddesinde görüntü alınması konusunda yasak söz konusudur. Bir değişiklik söz konusu olursa Meclis’imizin takdiridir. Bu konuyu değerlendirecek olan Meclistir" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki İmralı ziyaretine ilişkin ifadeleri sorulan Tunç, "Terörsüz Türkiye’yi çok önemsiyoruz, ülkemizin çocuklarımız geleceği için. Acıların bir daha yaşanmaması konusunda hepimiz hem fikiriz ve büyük bir beklenti içerisindeyiz. Devlet Bahçeli’nin geçen sene 22 Ekim’de yaptığı tarihi çağrı çok önemliydi ve büyük bir kapı araladı. Bu tarihi çağrı sonrasında terör örgütünün feshine yönelik İmralı’dan yapıla açıklamalar ve fesih kararı, silahları yakması, bırakmasıyla birlikte önemli bir sürece geldi ülkemiz. Tabi bu sürecin TBMM tarafından desteklenmesi ve sürecin sahiplenmesi noktasında Meclis’imizde kurulan komisyon çok önemli bir aşamayı kaydetti. Bahçeli’nin bugün ifade ettiği İmralı’ya ziyaret konusu TBMM’deki komisyonun vereceği karar doğrultusunda gerçekleşecektir. Bu yöndeki takdir yetkisi komisyona aittir. Hep beraber komisyonu bekleyeceğiz" ifadelerinde bulundu.Bakan Tunç, Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM kararları hakkında şu ifadelere yer verdi:"Şu anda AİHM kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde, dairenin vereceği karar bekleniyor. Bu dava Kobani davasıyla ilgili, 53 vatandaşımızın öldürülmesiyle ilgili açılan dava. İlk derece karar vermişti, muhtelif sürelerde hapis cezaları verilmişti. İlk derece kararı istinafa götürüldü. Şu anda İstinafta bu süreç içerisinde AİHM’ne başvuru yapıldı. AİHM 2. Dairesi hak ihlali kararı verdi. Daire kararına karşı büyük dairede değerlendirilmesi hususunu Bakanlık olarak talep etmiştik. Bu talep reddedildikten sonra daire kararı kesinleşti ve mahkemesine gönderildi. Şu anda mahkemenin kararını bekleyeceğiz."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye’yi satın almak için rüşvet ve yolsuzluk kulvarından mıntıka temizliğine soyunanlar çok geç olmadan yakayı ele vermişler, Türk devletinin CHP kongreleri gibi satılık olmadığını çok şükür göstermişlerdir.
18 Kasım 2025 Salı - 11:54 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye’yi satın almak için rüşvet ve yolsuzluk kulvarından mıntıka temizliğine soyunanlar çok geç olmadan yakayı ele vermişler, Türk devletinin CHP kongreleri gibi satılık olmadığını çok şükür göstermişlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi.MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir.Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi.Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi.Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı.C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacağını ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu."Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır"Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır.Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi."Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde Terörsüz Türkiye hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı."Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi."Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir"Geciken adaletin adalet olmayacağı ortada olduğunu belirten Bahçeli, "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır" dedi. (HT
Bakan Göktaş: "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir"
18 Kasım 2025 Salı - 11:51 Bakan Göktaş: "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısında yaptığı konuşmada, "Bugün ele alacağımız konular, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran ve Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün bir göstergesidir" dedi. Ankara Hakimevinde gerçekleştirilen Engelli Hakları İzleme ve Değerlendirme Kurulu Toplantısının açılış konuşmasının yapan Bakan Göktaş, engelli vatandaşları merkeze alan sosyal politikaları güçlendirdiklerini dile getirdi. Göktaş, engelli bireylerin hayatın her alanına eşit ve bağımsız katılımını güvence altına almak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini ifade etti. Bakan Göktaş, toplantı hakkında, "Bugün, hem mevcut kazanımları değerlendirecek hem de önümüzdeki dönemde daha güçlü ve etkili adımların çerçevesini birlikte belirleyeceğiz. Bu kapsamda toplantımızın ana gündem maddelerinden biri, Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın 2024 yılına dair izleme raporunun görüşülmesidir" açıklamasında bulundu. "Beklentimiz, 2’nci Eylem Planı’nın daha güçlü bir şekilde uygulanması için tüm paydaşlarımızın somut katkı vermesidir" 2023-2025 dönemini kapsayan Eylem Planının, 2030 Engelsiz Vizyonu’nun ilk adımı olduğunu aktaran Göktaş, "Bu vizyonu, üçer yıllık yeni planlarla 2030’a kadar sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde yeni bir görev var. 2026-2028 dönemini kapsayan 2’nci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamlamak. Beklentimiz, 2’nci Eylem Planı’nın daha güçlü bir şekilde uygulanması için tüm paydaşlarımızın somut katkı vermesidir" ifadelerini kullandı. Toplantı gündemindeki ikinci başlığın eğitim alanında yürütülen çalışmalar olduğunu belirten Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kapsayıcı eğitim, sadece engelli bireylerin eğitim hakkıyla sınırlı bir mesele değildir. Aynı zamanda toplumun engelliliğe bakışını dönüştüren, eşitlik ve adalet anlayışımızı derinleştiren stratejik bir alandır. Bu yaklaşımda, eğitim ortamının öğrenciye uyum sağlaması esastır ve engelli öğrencilerimizin okullara erişimi, öğrenme süreçlerine tam ve etkin katılımı güvence altına alınır. Bugün engelli öğrencilerimiz; erişim, müfredat, öğretim yöntemleri ve değerlendirme süreçlerinde çeşitli güçlüklerle karşılaşabiliyor. Bu güçlüklerin aşılabilmesi için eğitim kurumların, yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve tüm paydaşların hak temelli bir bakış açısıyla daha güçlü bir iş birliği içinde olması gerekiyor. Bu noktada, Kurulumuz bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kapsayıcı Eğitim Alt Çalışma Grubumuzun ortaya koyduğu tespitler bizim için yol gösterici olacak. Önerileri, hem politika tasarımında hem sahadaki uygulamalarda güçlü bir rehber niteliği taşıyacak. Bu alanda kaydedilecek ilerleme sadece eğitim hakkının hayata geçmesi anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda farkındalığı artıracak, önyargıları azaltacak ve herkesin potansiyelini gerçekleştirdiği daha kapsayıcı bir toplumun oluşmasına katkı sağlayacak." "Ele alacağımız konular Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün göstergesidir" 2025 Aile Yılı’nın, engelli bireyler ve aileleri için daha güçlü ve erişilebilir destek mekanizmalarını hayata geçirdikleri bir dönem olduğunu vurgulayan Göktaş, "Bugün ele alacağımız konular, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran ve Türkiye’nin sosyal devlet vizyonunu güçlendiren kararlı bir yol yürüdüğümüzün bir göstergesidir. Engelli bireylerin haklarını güçlendirme yolculuğumuzun temelinde güçlü iş birliği, koordinasyon ve ortak sorumluluk anlayışı bulunuyor. Kurulumuz, bu anlayışın kurumsal bir yansımasıdır. Kurumlar arası eşgüdümü sağlayan, uygulama süreçlerini izleyen ve politika geliştirme sürecine yön veren bu yapı, çalışmalarımıza stratejik bir rehberlik sunmaktadır. Bu sayede engellilik alanındaki hizmetlerimizin sahadaki etkisi artmakta; çalışmalarımız bütüncül ve sürdürülebilir biçimde ilerlemektedir" şeklinde konuştu. Bakan Göktaş’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi:
18 Kasım 2025 Salı - 11:48 Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"nin, aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham vereceğine inandığını bildirdi. Emine Erdoğan, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda’nın eşi Diana Nausediene’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi. Zirvenin, tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Emine Erdoğan, bu anlamlı buluşmaya öncülük eden Nausediene’ye teşekkür etti. Emine Erdoğan, geniş aileler, birlikte kutlanan bayramlar, farklı kuşakların aynı sofrada buluştuğu günlerin çoktan dünyanın nostalji arşivinde yerini aldığını belirterek, bu değişimin yalnızca modern dünyanın yeni yüzü değil aile sonrası gerçekliğin yaklaşan ayak sesleri olduğunu ifade etti. Günümüzde ailenin toplumun, temel düzenleyici birimi olma vasfından uzaklaştığına dikkati çeken Emine Erdoğan, düşen evlilik ve doğurganlık oranlarıyla aile-sonrası kültürün şimdiden yükselişe geçtiğini, giderek daha fazla bekar ve çocuksuz hale gelen toplumlarla dünyanın yaşlandığını bildirdi. Emine Erdoğan, 2030’da dünyada her 6 kişiden birinin 60 yaşın üzerinde olacağının, 80 yaş nüfusun ise 2050’ye kadar 3 kat artacağının öngörüldüğünü aktararak, "Öte yandan doğurganlık oranı, kadın başına 2,2’ye gerilerken ülkelerin yarısından fazlası, çoktan kritik eşik olan 2,1’in altına düşmüş durumda. Oysa her doğum, dünyanın baharına yeni bir gün ekler. Doğum oranlarının düşmesi, genç nüfusun azalmasıysa ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi mali baskılar oluşturur. Kısacası kendini yenileyemeyen dünya, kaçınılmaz olarak büyük bir çıkmaza sürüklenir." değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun, medeniyetin kalbi olduğuna inanan bir ülke olarak, 2025 yılını "Aile Yılı", 2026-2035 dönemini ise "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan ettiklerini anımsatan Emine Erdoğan, "Zira nasıl ki kökleri çürüyen bir ağacın, ayakta kalması mümkün değilse aile kurumunun, temellerinin zayıfladığı bir toplum da geleceğe güvenle bakamaz. Bu nedenle ülkemizde çalışma ve aile hayatı arasındaki çatışmayı bertaraf edecek politikalar uyguluyoruz. Konut edinme ve evlilik kredileri, çalışan anne ve babalar için doğum izni, kreş desteği, esnek çalışma saatleri, anneler için süt izni ve bilinçlendirme kampanyaları gibi birçok hizmetle gençleri ve aileleri destekliyoruz." ifadelerini kullandı. Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Aile Dostları Grubu’nun bir mensubu olarak yürüttükleri aile diplomasisiyle ailenin önemini, uluslararası toplumun gündemine taşıdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Bunu yaparken sosyal politikalar kadar manevi değerlerin hatırlatıldığı bir anlatıya da yer veriyoruz. Çünkü, bugün evlilik ve ilk anne olma yaşının ileriye atılmasında, tek kişilik hane halkı ve tek ebeveynli aile yapısındaki artışta kültür endüstrisinin önemli bir payı var. Bu endüstri, bireyi hayatın merkezine konumlandırıyor. Başarıyı yüksek katlı iş merkezleriyle ölçüyor. Geleneksel aile modelini, kariyer yolculuğunun en büyük engeli gibi gösteriyor. Buna karşılık insanlara yücelttiği yalnız, dijitalleşmiş ve hazcı bir dünyayı teklif ediyor. İnanıyorum ki, Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi, tüm bu meseleleri ele alacağımız bir platform olacak ve aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham verecektir." - "Aileyi merkeze alan adımların, dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum" Emine Erdoğan, NSosyal hesabından zirveyle ilgili yaptığı paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı: "Aileyi merkeze alan adımların, yaşlanan ve yalnızlaşan dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum. Bu inancı paylaşan değerli isimlerin buluştuğu Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi’ne video mesajla katılmaktan memnuniyet duydum. Böylesi anlamlı zirveye öncülük eden Litvanya Devlet Başkanı’nın eşi, kıymetli dostum Diana Nausediene Hanımefendi’ye gönülden teşekkür ediyorum."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"
18 Kasım 2025 Salı - 11:40 MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi.MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir.Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi.Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi.Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı.C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacağını ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu."Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır"Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır.Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi."Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde Terörsüz Türkiye hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı."Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi."Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir"Geciken adaletin adalet olmayacağı ortada olduğunu belirten Bahçeli, "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır" dedi. (HT