Yerel Haberler
Rize
24 Mayıs 2026 Pazar - 12:53 Mesleğinde 30 yılı doldurdu, plaketini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı Ardeşen TSO Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, 30 yıllık hizmetinin ardından ödülünü düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alarak büyük gurur yaşadı. 30 yıllık meslek hayatıyla örnek bir başarıya imza atan Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde ödüllendirilen Ayata, Türkiye genelinde 30 yıl boyunca genel sekreterlik görevini sürdüren sayılı isimler arasında yer aldı. Uzun yıllardır Ardeşen iş dünyasına katkı sunan Ayata’ya ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi. 18 yaşından itibaren Ardeşen Ticaret Odası’nda görev yaptığını dile getiren Ayata, "18 yaşında başladım burada göreve. Burada büyüdüm, birçok tecrübeleri burada kazandım. Üyelerimle iyi bir diyalog içerisinde olduğumu düşünüyorum. Hepsi benim için ayrı ayrı kıymetli. Birçok başkanla çalıştım ve hepsiyle uyumlu bir biçimde görevimi yerine getirmeye çalıştım. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası’nın da adını orada duyurmak benim için ayrıca bir onurdu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül almanın kendisini onurlandırdığını sözlerine ekleyen Ayata, "Cumhurbaşkanımızın elinden de plaketimi almak beni onurlandırdı. Herkese bu anlamda teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın elinden plaket almak beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı ve gurur duydum. 30 yılı aşkın 5 tane genel sekreterimiz vardı, onlardan da bir tanesi bendim. O da ayrıca bir onurdu benim için. Çok heyecanlı, çok güzel bir anıydı. Anı defterime bir tanesini daha eklemiş oldum" ifadelerini kullandı. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Muhammet Hacısüleymanoğlu ise büyük bir gurur yaşadıklarını kaydederek "10, 20 ve 30 yılını tamamlamış, ticaret ve sanayi odası emektarlarına, cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirilen törene Zeynep hanımı götürerek orada 30 yılın emeklerinin karşılığı olan, bir takdir belgesi, bir teşekkür belgesi, bir minnet belgesini içeren böyle bir önemli bir plaket verilmiştir. Bunu sayın cumhurbaşkanımızın elinden alması ayrıca gurur verici bir durum" diye konuştu.
Rize’nin en küçük kültür mirasçısı
21 Nisan 2026 Salı - 11:01 Rize’nin en küçük kültür mirasçısı Rize kültürünün bir zamanlar vazgeçilmezi olan ancak sonradan unutulmaya yüz tutan armonik kültürü 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz ile yeni nesillere aktarılmaya hazırlanıyor. Karadeniz müziğinin önemli geleneklerinden horon, geçmişte armonik ile çalınır ve insanlar armonik ezgileriyle horon oynardı. Teknolojinin gelişmesi ve çalan müzisyenlerinin yaşının ilerlemesiyle bir armonikler de rafa kalkmaya başladı. Şimdilerde ise geriye hızlı bir dönüş başladı ve raflarda tozlanan armonikler yeniden çıkmaya başladı. Öyle ki 7’den 77’ye herkesin özlediği armonik ezgileri artık düğünlerde orglarla değil armoniklerle çalınmaya başladı. Rize merkeze bağlı Taşlık köyünde yaşayan 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz da, iyi bir piyanist olan amcası 39 yaşındaki Zelkif Yılmaz’ın armonik çalışını önce dinledi, sonra izledi ve şimdi çalmaya başladı. Videolardan yola çıkarak heveslendiğini dile getiren minik müzisyen şimdi ise iyi bir armonik ustası oldu ve dinleyenleri kendisine hayran bırakmaya başladı. Geçmişte Rize düğünlerinde saatlerce armonik çalındığını ancak bir dönem unutulduğunu dile getiren Zelkif Yılmaz, "Rize’de hangi düğüne hangi eğlenceye giderseniz armonik duyarsınız. Eskiden daha fazlaydı. Biz de büyüklerden duyduğumuz kadar çalarak bugüne taşımaya çalıştık. Bu zamanlara getirdik. Ben armonik çalmayı kendim öğrendim. Duyduklarımı kulağıma kazıyarak öğrendim. Bir tane armonik aldım ve işi tuşlara döktüm. Zaten piyanistim. Ben de düşündüm, ’Geçmişten gelen armonik kültürünü günümüze nasıl taşırız?’ dedim. Şimdi de yeğenim, daha küçük yaştaki çocuklar aşık oldu buna" dedi. "Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti" Şehrine ait geçmişten gelen bir kültürü geleceğe taşımanın kendisini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Yılmaz, "Belli yaş aralığındaki büyüklerimiz artık bunu çalmamaya başladılar. Öyle olunca da bir süre unutuldu. Biz bunu yeniden canlandırdık işte. İnanıyorum ki bizden sonraki nesiller bu kültürü en güzel şekilde devam ettirecekler. Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti. Zaten armonik aşığı bir insanım ve şimdi görüyorum ki epey bir yol kat etmişiz" ifadelerini kullandı. "Her geçen gün üzerine kattı" 8 yaşındaki yeğeni Kuzey’in de kendisinden etkilenerek armonik merakının başladığını ve bu durumunda kendisini fazlasıyla mutlu ettiğini kaydeden Yılmaz, "Yeğenim Kuzey de beni dinleyerek hoşuna gitti. Müzik kulağı zaten vardı. Bir tane armonik de ona aldık. 2 günde duyduklarını çıkarmaya başladı. Biz de o ışığı görünce bir şeyler daha öğrettik. Her geçen gün üzerine kattı. Ama her zaman kendi müzik kulağında ilham aldı" şeklinde konuştu. "Öğret bile diyen var" Amcasından görerek çalmaya başladığı ve kendisinden gören arkadaşlarının da bu kültür için heveslendiğini dile getiren minik müzisyen Kuzey Yılmaz, "Amcamın videolarını gördüm ve heveslendim. Sonra bana da aldılar. Amcamın videolarını izleye izleye çıkarmaya çalıştım. Önce bir şarkıyı çıkardım sonrasında bir tane daha ve böyle oldu. Okula ilk armonik getirdiğimde sordular ne olduğunu ve ben de anlattım. Çalmaya başlayınca ilk önce tebrik ettiler sonra onlarda oynamaya başladılar. Bir tane arkadaşım da benden görünce armonik aldı ve şimdi o da çalmaya çalışıyor. Öğret bile diyen var. Çok güzel hissettim" dedi.
Rize’nin en küçük kültür mirasçısı
21 Nisan 2026 Salı - 10:45 Rize’nin en küçük kültür mirasçısı Rize kültürünün bir zamanlar vazgeçilmezi olan ancak sonradan unutulmaya yüz tutan armonik kültürü 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz ile yeni nesillere aktarılmaya hazırlanıyor. Karadeniz müziğinin önemli geleneklerinden horon, geçmişte armonik ile çalınır ve insanlar armonik ezgileriyle horon oynardı. Teknolojinin gelişmesi ve çalan müzisyenlerinin yaşının ilerlemesiyle bir armonikler de rafa kalkmaya başladı. Şimdiler de ise geriye hızlı bir dönüş başladı ve raflarda tozlanan armonikler yeniden çıkmaya başladı. Öyle ki 7’den 77’ye herkesin özlediği armonik ezgileri artık düğünlerde orglarla değil armoniklerle çalınmaya başladı. Rize merkeze bağlı Taşlık Köyü’nde yaşayan 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz da, iyi bir piyanist olan amcası 39 yaşındaki Zelkif Yılmaz’ın armonik çalışını önce dinledi, sonra izledi ve şimdi çalmaya başladı. Videolardan yola çıkarak heveslendiğini dile getiren minik müzisyen şimdi ise iyi bir armonik ustası oldu ve dinleyenleri kendisine hayran bırakmaya başladı. Geçmişte Rize düğünlerinde saatlerce armonik çalındığını ancak bir dönem unutulduğunu dile getiren Zelkif Yılmaz "Rize’de hangi düğüne hangi eğlenceye giderseniz armonik duyarsınız. Eskiden daha fazlaydı. Bizde büyüklerden duyduğumuz kadar çalarak bugüne taşımaya çalıştık. Bu zamanlara getirdik. Ben armonik çalmayı kendim öğrendim. Duyduklarımı kulağıma kazıyarak öğrendim. Bir tane armonik aldım ve işi tuşlara döktüm. Zaten piyanistim. Bende düşündüm, ‘Geçmişten gelen armonik kültürünü günümüze nasıl taşırız?’ dedim. Şimdide yeğenim, daha küçük yaştaki çocuklar aşık oldu buna" dedi. "Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti" Şehrine ait geçmişten gelen bir kültürü geleceğe taşımanın kendisini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Yılmaz "Belli yaş aralığındaki büyüklerimiz artık bunu çalmamaya başladılar. Öyle olunca da bir süre unutuldu. Biz bunu yeniden canlandırdık işte. İnanıyorum ki bizden sonraki nesiller bu kültürü en güzel şekilde devam ettirecekler. Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti. Zaten armonik aşığı bir insanım ve şimdi görüyorum ki epey bir yol kat etmişiz" ifadelerini kullandı. "Her geçen gün üzerine kattı" 8 yaşındaki yeğeni Kuzey’in de kendisinden etkilenerek armonik merakının başladığını ve bu durumunda kendisini fazlasıyla mutlu ettiğini kaydeden Yılmaz "Yeğenim Kuzey de beni dinleyerek hoşuna gitti. Müzik kulağı vardı zaten. Bir tane armonik de ona aldık. 2 günde duyduklarını çıkarmaya başladı. Bizde o ışığı görünce bir şeyler daha öğrettik. Her geçen gün üzerine kattı. Ama her zaman kendi müzik kulağında ilham aldı" şeklinde konuştu. "Öğret bile diyen var" Amcasından görerek çalmaya başladığı ve kendisinden gören arkadaşlarının da bu kültür için heveslendiğini dile getiren minik müzisyen Kuzey Yılmaz "Amcamın videolarını gördüm ve heveslendim. Sonra bana da aldılar. Amcamın videolarını izleye izleye çıkarmaya çalıştım. Önce bir şarkıyı çıkardım sonrasında bir tane daha ve böyle oldu. Okula ilk armonik getirdiğimde sordular ne olduğunu ve bende anlattım. Çalmaya başlayınca ilk önce tebrik ettiler sonra onlarda oynamaya başladılar. Bir tane arkadaşım da benden görünce armonik aldı ve şimdi o da çalmaya çalışıyor. Öğret bile diyen var. Çok güzel hissettim" dedi.
Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor
20 Nisan 2026 Pazartesi - 14:40 Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor Rize’nin hatta Doğu Karadeniz Bölgesi’nin son dönemlerde özellikle kış sporlarıyla parlayan yıldızı olan Handüzü Yaylası’nda gerçekleşecek yatırımlar için planlamalar ince elenip sık dokunuyor. Son yıllarda kar kalitesi, karın kalma uzunluğu gibi kış sporlarıyla ilgilenen vatandaşların dikkatini çeken unsurlar nedeniyle en parlak dönemini yaşayan Handüzü Yaylası için vatandaşları tedirgin eden bazı konular da ortaya çıkmaya başladı. Birçok yaylada doğanın tahribatı söz konusu olduğu için Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Handüzü Yaylası’nda da ilçe merkezine olduğu gibi il merkezine de yakın olduğu için, ulaşımın rahat olması nedeniyle vatandaşlar ve sporcular bu tahribatın oluşabileceğinden endişe ediyor. Vatandaşların bu endişelerinin kendilerinin de endişesi olduğuna dikkat çeken Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal ve Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer, bu durumun oluşmaması için ince eleyip sık dokuduklarını ifade ediyor. "Çok acele etmeden, yavaş yavaş, sistematik olarak ilerleniyor" Handüzü Yaylası için 5 yıl önce planlanan bir master plan olduğunu ve o plana göre dikkatli ve yavaş yavaş ilerlediklerini dile getiren Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "Şehrimizin ve ülkemizin her noktasının kendine ayrı bir güzelliği, kendine ayrı bir tarihi ve geçmişi var. Handüzü özelinde ilçemizde, kaymakamlığımız, belediye başkanlığımız, il valiliğimiz çok koordineli bir şekilde çalışmalar ve planlamalar zaten yapmış. Burada hatta şu çok da güzel olmuş bence; çok acele etmeden, yavaş yavaş ilerlenmiş, sistematik olarak ilerleniyor. Çok güzel bir master planı çıkartılmış oraya yönelik. Ve bu master planının çerçevesinde, daha doğrusu perspektifinde de şu an biz ilerliyoruz. Bizim şu an orada ulaşıma dair bazı eksikliklerimiz var. Bizler bunu ilçemizde belediye başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza beraber, ilimizdeki valiliğimizin de koordinesinde ve ilgili bakanlıklarla da gerekli görüşmeleri yaparak ulaşım ağını genişleteceğiz" dedi. "Öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var" Gelecekte ’keşke yapmasaydık’ denileceğini düşündükleri her türlü yatırım, yapılaşma veya yaylanın doğallığına zarar verecek unsurlardan bugünden hesaplanarak uzak durduklarını ifade eden Kaymakam Gürdal, "Uzun vadede biz geriye dönüp baktığımızda; ’keşke biz buranın dokusuna zarar vermeseydik, keşke burayı daha planlı yapsaydık’ hatasına veya keşkesine düşmemek için bunu yavaş yavaş ilerletiyoruz. Bu demek değildir ki burada bir plan yok, bu planlama 5 yıl öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var. Biz inanıyoruz ki Handüzü’nün bölgesinin tamamında hem çok güzel konaklama noktalarının olduğu ki biz bunu da sıradan bir şekilde yapmak istemiyoruz. Sıradandan kastım biraz üzerinde durarak ilçemize her anlamda bir katma değer, hatta ilimize katma değer oluşturacak şekilde bir planlama içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin" Handüzü Yaylası’nda yeterli konaklamanın sağlanması için 4 farklı nokta belirlendiğini dile getiren Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer ise, "Handüzü’nde yaptığımız master planı çalışmaları doğrultusunda biz esas olarak şu konuyu aldık; burası daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin. Onun için biz orada dört tane farklı konaklama noktası belirledik ve bölgemiz çok geniş. Ama bu ilk etapta dört konaklama hemen hayata geçer mi, hemen ihtiyacı olur mu? Onu tabii zaman gösterecek, tahsisler çıktığı zaman göreceğiz. Ama şu anda halihazırda üç tane ciddi yatırımcımız tahsislerin açılmasını bekliyor ve tahsisler çıktığı zaman hemen yatırımcılarımız olacak. İnşallah da bu yaz tahsise hazır olacağı söylendi Kültür Bakanlığı tarafından. Ama Güneysu merkez anlamında konaklama kapasitemiz şu anda yeterli değil. Bununla alakalı bizim belirlediğimiz bir-iki nokta var. Turizm konusunda, konaklama konusunda yatırım yapmayı düşünenler varsa eğer, biz bunlara yardımcı olacağız. Zaten amacımız bunu belediye olarak değil, vatandaşa sunup; araziyi ’biz burada böyle bir konaklama düşünüyoruz, bunun içinde bunlar bunlar olacak’ diye duyuruya çıkacağız. Talipliler de gelip bu tür yatırımı yapabilirler burada" dedi. Handüzü Yaylası için bin 500 yatak kapasitesi öngördüklerini dile getiren Özer, "Güneysu’nun tabii Rize’ye çok yakın olmasının da burada bir artısı var. Yani Güneysu da dokuz kilometre mesafede. Şu anda yeterli, yazları yeterli değil, ki yazın ciddi bir yoğunluk oluyor. Ama mevcut şu anki altyapıyla konaklamada bir sıkıntımız olmuyor, gelen talepleri karşılıyoruz. Ama Handüzü devreye girdikten sonra konaklamalar, hareketlilik başladıktan sonra yeterli olur mu? Handüzü’nde yeterli olacağını düşünüyoruz çünkü orada şu anda planladığımız kadarıyla bin 500 civarında bir yatak kapasitesi olacak" ifadelerini kullandı. "Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak" Doğu Karadeniz’in turizm cennetlerinden olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder Yaylası ve Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’ün aksine yaylacıların turizmden etkilenmeyeceği bir master planla ilerlediklerini kaydeden Özer "Ayder ve Uzungöl’deki bir yapı düşünmüyoruz. Bizim burada master planla çalışırken en önemli konumuz; orada yaylayı kullanan insanlar, orada doğaya, işte keçici vesaire yetiştiricilik yapan insanlar bundan etkilenmeyecek. Yine kendi mera faaliyetlerini, hayvancılık faaliyetlerini hiç etkilenmeden yürütecekler. Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak, aynı sakinliği ve doğallığını koruyarak biz orada insan seslerinden daha çok doğanın sesini insanlar gitsin dinlesin orada istiyoruz. Uzungöl gibi, Ayder gibi bir planlamamız yok" şeklinde konuştu.
Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor
20 Nisan 2026 Pazartesi - 14:26 Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor Rize’nin hatta Doğu Karadeniz Bölgesi’nin son dönemlerde özellikle kış sporlarıyla parlayan yıldızı olan Handüzü Yaylası’nda gerçekleşecek yatırımlar için planlamalar ince elenip sık dokunuyor. Son yıllarda kar kalitesi, karın kalma uzunluğu gibi kış sporlarıyla ilgilenen vatandaşların dikkatini çeken unsurlar nedeniyle en parlak dönemini yaşayan Handüzü Yaylası için vatandaşları tedirgin eden bazı konularda ortaya çıkmaya başladı. Birçok yaylada doğanın tahribatı söz konusu olduğu için Rize’nin Güneysu ilçesine Bağlı Handüzü Yaylası’nda da ilçe merkezine olduğu gibi il merkezine de yakın olduğu için, ulaşımın rahat olması nedeniyle vatandaşlar ve sporcular bu tahribatın oluşabileceğinden endişe ediyor. Vatandaşların bu endişelerinin kendilerinin de endişesi olduğuna dikkat çeken Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal ve Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer, bu durumun oluşmaması için ince eleyip sık dokuduklarını ifade ediyor. "Çok acele etmeden, yavaş yavaş, sistematik olarak ilerleniyor" Handüzü Yaylası için 5 yıl önce planlanan bir master plan olduğunu ve o plana göre dikkatli ve yavaş yavaş ilerlediklerini dile getiren Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "Şehrimizin ve ülkemizin her noktasının kendine ayrı bir güzelliği, kendine ayrı bir tarihi ve geçmişi var. Handüzü özelinde ilçemizde, kaymakamlığımız, belediye başkanlığımız, il valiliğimiz çok koordineli bir şekilde çalışmalar ve planlamalar zaten yapmış. Burada hatta şu çok da güzel olmuş bence; çok acele etmeden, yavaş yavaş ilerlenmiş, sistematik olarak ilerleniyor. Çok güzel bir master planı çıkartılmış oraya yönelik. Ve bu master planının çerçevesinde, daha doğrusu perspektifinde de şu an biz ilerliyoruz. Bizim şu an orada ulaşıma dair bazı eksikliklerimiz var. Bizler bunu ilçemizde belediye başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza beraber, ilimizdeki valiliğimizin de koordinesinde ve ilgili bakanlıklarla da gerekli görüşmeleri yaparak ulaşım ağını genişleteceğiz" dedi. "Öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var" Gelecekte ‘Keşke yapmasaydık’ denileceğini düşündükleri her türlü yatırım, yapılaşma veya yaylayanın doğallığına zarar verecek unsurlardan bugünden hesaplanarak uzak durduklarını ifade eden Kaymakam Gürdal "Uzun vadede biz geriye dönüp baktığımızda; ’Ya keşke biz buranın dokusuna zarar vermeseydik, keşke burayı daha planlı yapsaydık’ hatasına veya keşkesine düşmemek için bunu yavaş yavaş ilerletiyoruz. Bu demek değildir ki burada bir plan yok, bu planlama 5 yıl öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var. Biz inanıyoruz ki Handüzü’nün bölgesinin tamamında hem çok güzel konaklama noktalarının olduğu ki biz bunu da sıradan bir şekilde yapmak istemiyoruz. Sıradandan kastım biraz üzerinde durarak ilçemize her anlamda bir katma değer, hatta ilimize katma değer oluşturacak şekilde bir planlama içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin" Handüzü Yaylası’nda yeterli konaklamanın sağlanması için 4 farklı nokta belirlendiğini dile getiren Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer ise "Handüzü’nde yaptığımız master planı çalışmaları doğrultusunda biz esas olarak şu konuyu aldık; burası daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin. Onun için biz orada dört tane farklı konaklama noktası belirledik ve bölgemiz çok geniş. Ama bu ilk etapta dört konaklama hemen hayata geçer mi, hemen ihtiyacı olur mu? Onu tabii zaman gösterecek, tahsisler çıktığı zaman göreceğiz. Ama şu anda halihazırda üç tane ciddi yatırımcımız tahsislerin açılmasını bekliyor ve tahsisler çıktığı zaman hemen yatırımcılarımız olacak. İnşallah da bu yaz tahsise hazır olacağı söylendi Kültür Bakanlığı tarafından. Ama Güneysu merkez anlamında konaklama kapasitemiz şu anda yeterli değil. Bununla alakalı bizim belirlediğimiz bir-iki nokta var. Turizm konusunda, konaklama konusunda yatırım yapmayı düşünenler varsa eğer, biz bunlara yardımcı olacağız. Zaten amacımız bunu belediye olarak değil, vatandaşa sunup; araziyi ’Biz burada böyle bir konaklama düşünüyoruz, bunun içinde bunlar bunlar olacak’ diye duyuruya çıkacağız. Talipliler de gelip bu tür yatırımı yapabilirler burada" dedi. Handüzü Yaylası için bin 500 yatak kapasitesi öngördüklerini dile getiren Özer "Güneysu tabii Rize’ye çok yakın olmasının da burada bir artısı var. Yani Güneysu da dokuz kilometre mesafede. Şu anda yeterli, yazları yeterli değil, ki yazın ciddi bir yoğunluk oluyor. Ama mevcut şu anki altyapıyla konaklamada bir sıkıntımız olmuyor, gelen talepleri karşılıyoruz. Ama Handüzü devreye girdikten sonra konaklamalar, hareketlilik başladıktan sonra yeterli olur mu? Handüzü’nde yeterli olacağını düşünüyoruz çünkü orada şu anda planladığımız kadarıyla 1500 civarında bir yatak kapasitesi olacak" ifadelerini kullandı. "Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak" Doğu Karadeniz’in turizm cennetlerinden olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder Yaylası ve Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’ün aksine yaylacıların turizmden etkilenmeyeceği bir master planla ilerlediklerini kaydeden Özer "Ayder ve Uzungöl’deki bir yapı düşünmüyoruz. Bizim burada master planla çalışırken en önemli konumuz; orada yaylayı kullanan insanlar, orada doğaya, işte keçici vesaire yetiştiricilik yapan insanlar bundan etkilenmeyecek. Yine kendi mera faaliyetlerini, işte hayvancılık faaliyetlerini hiç etkilenmeden yürütecekler. Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak, aynı sakinliği ve doğallığını koruyarak biz orada insan seslerinden daha çok doğanın sesini insanlar gitsin dinlesin orada istiyoruz. Uzungöl gibi, Ayder gibi bir planlamamız yok" şeklinde konuştu.
Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar
17 Nisan 2026 Cuma - 14:53 Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazandı. Engelli yakınlarını ilgilendiren emsal kararda mahkeme engelli aracını 2. ve 3. derece akrabaların da kullanabileceğine hükmetti. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. derece yakınları dışında 3. derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar
17 Nisan 2026 Cuma - 14:28 Türkiye’de engelli yakınlarını ilgilendiren emsal karar Rize’de kendisine ait engelli aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu kullanınca kendisine vergi borcu çıkan vatandaş açtığı davayı kazanarak emsal teşkil edecek bir dava kazanmış oldu. Rize’de engelli bir vatandaş kendisine ait aracını taahhüt verdiği oğlunun oğlu, yani torunu kullandığı sırada polis tarafından işlem başlatıldı. Tutulan tutanak doğrultusunda engelli vatandaştan aracı alınırken, muaf tutulduğu ÖTV ve KDV ödemeleri istendi. Bunun üzerine yargıya başvuran vatandaş Trabzon Vergi Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda vergi dairesinin aracı en fazla 2 kişinin kullanabileceğine dair aldığı taahhütnamenin hükümsüz olduğuna karar verdi. Gerekçe olarak ise aracın engellinin istifadesine sunulmak şartıyla engellinin 3. dereceye kadar akrabalarının kullanabileceği gerekçesiyle, vergi dairesinin aksi görüşle yapmış olduğu cezalı tarhiyatları kaldırdı. Müvekkilinin açtığı dava sonucunda haklı bulunduğunu bu nedenle cezanın kaldırıldığını ifade eden Avukat Remzi Kutanoğlu "Rize’de bir müvekkilimiz, engelli, kendine tahsis edilmiş bir aracı vardı. Bunu taahhütname ile iki kişi kullanabilirdi ve birinci derece akrabalarıydı bu. Burada sadece ailede birinci derece akrabası olan bir oğlu vardı, o kullanabiliyordu. Hayatın içerisinde aynı zamanda bazen hem hastanın hastalık işleri dışında kendisinin de özel işleri olduğundan, hastanın kullanımına özgülenmiş bu aracı, hastaya hizmet etmek amacıyla bazen kendi kullanamıyordu. Yani dolayısıyla bir başkasının ona hizmet etmek amacıyla, onun hastalık işlerinde özgülenmesi amacıyla kullanması gerekiyordu. Engelli kişinin torunu, yani yasal kullanacak kişinin oğlu ehliyeti vardı. Hastanın yani dedesinin aracını ona hastalığına refakaten hastaneden alıp evine bırakma noktasında bir sürüş yaparken polisler durduruyor. Orada tutanak tutuyorlar. Bakıyorlar ki vermiş oldukları taahhütnamede o babasının adı yazıyor, kendi adı yazmıyor. Dolayısıyla buna bir tutanak düzenliyor. Biliyorsunuz engelli araçları ÖTV ve KDV indirimiyle alınıyor. Vergi Dairesi bu tutanağa göre ÖTV indiriminin geri alınması ve KDV ile ilgili bir tarhiyat düzenliyor. Tabii bu karar, bu tarhiyat bize gelince inceledik bunun hukuksuz olduğunu düşünerek Trabzon Vergi Mahkemesi’ne bir dava açtık. Açtığımız davayı haklı buldular ve bu karar aslında bir emsal oldu. Türkiye’de de bu konuda birçok insanı ilgilendirecek bir karar oldu" dedi. "Deyim yerindeyse bir anahtar olduk" Türkiye’de engellileri ve yakınlarını doğrudan ilgilendiren bu kararın emsal dikkat çeken Kutanoğlu "Bu davaların çoğalması, bu emsallerin artmasıyla Türkiye’de aynı zamanda hastanın 1. Derece yakınları dışında 3. Derece yakınlarının da araçlarını o hastanın işleriyle ilgili kullanabileceğine bir emsal olmuş oldu. Yani bu konuda müvekkilimizin sorununu çözmede bir deyim yerindeyse bir anahtar olduk. Türkiye’de de bu konunun emsal olacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyaliz merkezinde 13 yaşındaki Melek için okuma yazma seferberliği
17 Nisan 2026 Cuma - 10:17 Diyaliz merkezinde 13 yaşındaki Melek için okuma yazma seferberliği Hemşirelerin talebi üzerine gönüllü akademisyen ve öğrenciler, diyaliz hastası 13 yaşındaki Melek’e hastanede eğitim vererek okuma yazma öğrenmesine destek oluyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ), örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza atarak 13 yaşındaki diyaliz hastası Melek Köse’nin eğitim hayallerine ışık tutuyor. "Melek Okuma Yazma Öğrenecek" ismi verilen proje kapsamında, hastanede tedavi gören küçük kız için RTEÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nden gelen öğrenciler gelerek okuma yazmayı öğrenmesi için özel ders veriyor. Diyaliz ünitesindeki alanı adeta okula çeviren projede Melek hayallerini gerçekleştirme yolunda büyük bir mutluluk yaşıyor. RTEÜ Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Kara, Melek’in yaklaşık bir yıldır diyaliz tedavisi gördüğünü belirterek "Melek 13 yaşında bir hastamız, bir yıldır yaklaşık bizde diyalize giriyor, diyaliz tedavisi alıyor. Bu nedenle bu hastalığı nedeniyle okul hayatı geride kalmış, okuma yazma öğrenememiş bir hastamızdı. Biz de bu nedenle kendisine yardımcı olmak, okuma yazmasını öğrenebilmesi açısından Eğitim Fakültesi’yle, üniversitemiz Eğitim Fakültesi’yle iletişime geçtik ve oradaki hocalarımızın gönüllü yardımıyla, katkılarıyla Melek’e diyaliz seansları sırasında okuma yazma eğitimi vermeye başladık" dedi. "Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Sare Türkmen Çınar ise projenin detaylarını anlatarak "Sınıf Öğretmenliği Programı 3. sınıftan 12 öğrenci bulunuyor. Her öğrenci farklı harf gruplarını Melek’e öğretecek. Bu projenin güzel kısmı şu: Ben hemşirelik bölümündeki hocalarımızı, tıp fakültesindeki hocalarımızı veya buradaki Melek’le ilgilenen hemşireleri tanımıyordum. Bir gün şans eseri gelen bir telefonla Yağmur Hoca benimle iletişime geçti. Melek’ten bahsetti; okul geçmişi olduğundan ama okuma yazma öğrenmediğinden bahsetti. Başlangıçta buraya geldim, ailesiyle görüştüm, Melek’le tanıştım. Daha sonra Sınıf Öğretmenliği Programı’nda okuma yazma eğitimi alan ve hastanede yatan çocukların eğitimi dersini alan öğrencilerle görüştüm. 12 kişi gönüllü olarak bu projeyi yapmak istediler. Bu proje üniversitemizin sosyal sorumluluk projelerinden biri. Melek haftada üç gün diyalize geliyor ve çocuklar sırayla gelip haftanın üç günü Melek’e harf öğretimi, kalem tutma, rakam öğretimi gibi okuma yazma becerilerini öğretiyorlar. Biz aslında üniversite olarak böyle farklı birimlerin iş birliğine çok açığız ama böyle hiç tanımadığımız bir birimden bir teklif gelmesi ve bizi bir araya getirmesi bizim için iyi oldu. Öğrencilerimiz için de güzel bir deneyim oldu" ifadelerini kullandı. Projenin başlamasında Zennure hemşirenin emeği çok Projenin başlamasında büyük bir rol oynayan Diyaliz hemşiresi Zennure Çelik ise "Melek ilk bize geldiği zaman hani çocuktu, daha diğer hastalardan daha farklıydı. Sonra Melek’in okuma yazması olmadığını fark ettim. Kendi çapımızda diyaliz ailesi olarak bir şeyler yapmaya çalıştık. Yağmur Hocam geldi öğrencilerini kontrol amaçlı. Ben de ona anlattım gayri ihtiyari Melek’in köşesini gördü ‘Nedir bu?’ dedi hemşire hanım. Ben de işte ‘Meleğimiz var, okuma yazması yok ama biz buna okuması için bir şeyler yapıyoruz. Elimizden gelen her şeyi yaptık ama olmadı. Bize bir öğretmen lazım. Acaba ne yapabiliriz?’ O sırada Yağmur Hoca ‘Ben bu işi çözebilirim’ dedi. İşte sınıf öğretmenliği bölümündeki arkadaşlarıyla konuştu ve ertesi gün hemen bize öğretmen buldu. Üç tane, hatta bütün sınıf öğretmenliği bölümünü seferber etti. Başladık eğitimlerine ve Melek çok hevesli" şeklinde konuştu. Melek’in annesi Sibel Köse ise kızının bu kadar sevildiğini görmenin çok hoşuna gittiğini ifade ederek "Hastalığından nedeniyle okula gidemedi. Okuma yazmadan geri kalmaması için buradaki hemşireler sağ olsunlar uğraştılar, çabaladılar. Buraya özel olarak öğretmen buldular. Başlangıç çok güzel gitti hani böyle bir şey beklemiyordum. Bu kadar hızlı ve güzel öğreneceğini beklemiyordum. Melek de tabii ki dünden hazırdı çünkü o da çok istekli ve sevdi, hoşuna gitti. Gayet de güzel gidiyor. Ben de memnun oldum bu kadar sevildiğine ve ilgi gördüğüne. Müteşekkirim, çok hoşuma gitti" ifadelerini kullandı.
96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu
17 Nisan 2026 Cuma - 00:06 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
Emekli olduktan sonra yaptığı ahşap maket evler beğeni topluyor
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:18 Emekli olduktan sonra yaptığı ahşap maket evler beğeni topluyor Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan Nedim Çerman, emekli olduktan sonra kurduğu atölyede maket evler yapıyor. Yaptığı evler beğeni toplayan Çerman, "Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Nedim Çerman, emekliliğin tadını çıkardığı köyünde evinin altında kurduğu atölyede ahşaptan maket evler ve bölgeye has serenderler yapıyor. Artık Rize’ye özgü yapıların tarih olduğunu ancak maketlerinin nesillere aktarılabileceğini düşündüğü için mutlu olduğunu belirten Çerman, "Hobilerim var. Ahşapla uğraşmayı çok seviyorum. Yöremize ait ahşap evleri yapıyorum. Serender yapıyorum. Eskiden bütün evler ahşaptı, şimdi köylerde bir tane, iki tane kalmış. Belki gelecek nesillere örnek olarak kalır bu evler. Burada adeta tedavi oluyorum. Çok müthiş tatlı yorgunluklarım oldu hayatım boyunca. Şimdi keyfini çıkartıyorum. Hobilerimle tedavi oluyorum" dedi. Yaptığı maketlerin malzemelerini doğadan topladığını dile getiren Çerman, "Malzemesini bulmak zor ama keyifli oluyor. Öyle kolay olsa zaten keyifli olmaz. Denizden buluyorum, dağlardan buluyorum, eski ağaçlardan buluyorum. Zor oluyor ama iyi oluyor, keyifli oluyor. Satamıyorum da yaptıklarımı. Çünkü yaparken artık bir bağ kuruyorum ve içerisinde yaşıyorum. Bunu satmak çok zor" ifadelerini kullandı. Maketleri isteyenlerin çok olduğunu ancak kendisinin kıyamadığını söyleyen Çerman, "İsteyenler çok oluyor. Bir de öyle kolay istiyorlar ki, o da beni çok üzüyor. Paylaşmayı da çok severim ama verememek çok üzüyor beni. Bir sergi açmayı düşünüyorum. Belki sergiden sonra insanlarla paylaşırım" şeklinde konuştu.