Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Başkentte dolu yağışı
Bolu Belediyesi’ne 5’inci dalga operasyonu
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:32
Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor
5
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
10 Şubat 2026 Salı - 10:49
Prof. Dr. Karalezli’den topuk dikeni uyarısı: "Çözüm dikeni kırmak değil"
Muğla’nın tanınmış hekimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, halk arasında ‘Topuk Dikeni’ olarak bilinen ve sabahları ilk adımda şiddetli ağrıyla kendini gösteren hastalık hakkında kritik uyarılarda bulundu. Pek çok vatandaşın sabah yataktan kalktığında topuğuna çivi batıyormuşçasına hissettiği o keskin ağrının ardında, aslında taban zarındaki bir zedelenme yatıyor. Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, ‘Plantar Fasiit’ ve buna bağlı gelişen ‘Topuk Dikeni’ hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladı. "Diken sebep değil, sonuçtur" Ayak tabanında topuktan parmaklara uzanan ‘Plantar Fasya’ adlı zarın esnekliğini kaybetmesiyle sürecin başladığını belirten Karalezli, "Vücut, buradaki mikroskobik yırtıkları tamir etmek için kalsiyum yığar ve o bölgede dikensi bir çıkıntı oluşur. Yani diken ağrının sebebi değil, vücudun kendini tamir etmeye çalışırken ortaya çıkardığı bir sonuçtur" dedi. Hastalığın en tipik belirtisinin sabah tutukluğu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karalezli, hastaların birkaç dakika yürüdükten sonra bir ‘açılma hissi’ yaşadığını ancak gün sonuna doğru ağrının tekrar geri geldiğini vurguladı. Yanlış ayakkabı seçimi, aşırı kilo ve sert zeminlerin bu tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Karalezli, halk arasında yaygın olan bir yöntem hakkında sert uyarılarda bulundu: "Topuğu sert yere vurarak dikeni kırmaya çalışmak gibi çok yanlış inanışlar var. Sakın yapmayın! Bu yöntem oradaki ödemi ve yırtığı artırarak iyileşmeyi geciktirir. Çözüm ’kırmak’ değil, o bölgeyi yumuşatmak ve esnetmektir" Ameliyatsız tedavi mümkün mü? Hastalığın yüzde 99 oranında ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirten Karalezli, iyileşme sürecinin anahtarlarını şöyle sıraladı: Egzersiz: Ayağın altına buzlu su şişesi koyup yuvarlamak veya havluyla germe yapmak. ESWT (Şok Dalga): Topuğa dışarıdan ses dalgaları verilerek iyileşmenin tetiklenmesi. Doğru Terlik: Evde asla çıplak ayakla sert zemine basılmamalı, mutlaka yumuşak tabanlı terlik kullanılmalı. Diken erir mi? Prof. Dr. Karalezli, en çok merak edilen konuya da açıklık getirdi: "Oluşan kemik çıkıntısı kendiliğinden erimez. Ancak tedaviyle oradaki iltihap geçince ağrı biter. Dikenin orada durmasının hiçbir zararı yoktur"
10 Şubat 2026 Salı - 10:48
Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi
Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ve beraberindeki Türk sağlık heyeti, Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde ülke tarihinin ilk çocuk kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi. Türkiye ile Moğolistan arasında yürütülen kapsamlı sağlık iş birliği kapsamında, Moğolistan’da çocuklara yönelik ilk kemik iliği (hematopoietik kök hücre) nakli uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan bu klinik uygulama, yalnızca bir çocuğun tedavi süreci açısından değil, ülkede çocuk kemik iliği nakli alanında sürdürülebilir bir sağlık kapasitesinin oluşturulması için önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. Çocuk hastalar kemik iliği nakli tedavi hizmetine kavuştu Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğiyle, Medical Park Bahçelievler Hastanesi, Altınbaş Üniversitesi, TİKA Moğolistan Program Koordinasyon Ofisi, Türkiye Cumhuriyeti Moğolistan Büyükelçiliği, Moğolistan Sağlık Bakanlığı, Ulan Batur 1 No’lu Devlet Hastanesi ve Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi iş birliğiyle yürütülen çok merkezli ve uluslararası proje kapsamında; Moğolistan’da çocuk kemik iliği nakli merkezinin hazırlanması, sağlık ekibinin eğitilmesi, teknik ve tıbbi altyapının güçlendirilmesi ile klinik uygulamanın birlikte gerçekleştirilmesi süreçleri tamamlandı. "Amacımız bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır" Projeye katılan Moğol sağlık çalışanları, Türkiye’de aldıkları eğitim sayesinde çocuk hastalar için ülkelerinde nitelikli tedavi hizmeti sunma imkanına kavuştu. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Bu çalışma, Moğolistan’da çocuk hematoloji ve onkoloji alanında kalıcı bir tedavi kapasitesi oluşturulmasına yönelik çok önemli bir adımdır. Klinik uygulamanın, eğitimli yerel sağlık ekipleriyle birlikte gerçekleştirilmesi, bu hizmetin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Amacımız yalnızca bir hastanın tedavisine katkı sağlamak değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır." Uluslararası sağlık projelerinin sadece bireysel tedavilere değil, ülkelerin kendi sağlık sistemlerinde kapasite geliştirmelerine de katkı sağladığını ifade eden Prof. Dr. Fışgın, "Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikiminin Moğolistan’daki sağlık hizmetlerine entegre edilmesi, uzun vadede çok sayıda çocuğun kendi ülkesinde tedavi edilebilmesine imkan tanıyacaktır" dedi. Proje katılımcılarından Moğolistanlı bir hekim ise, "TİKA’nın bize sunduğu bu imkan sadece bir eğitim değil; ülkemizde eksik olan bir tedavi kapasitesinin temellerini atmak anlamına geliyor. Türkiye’ye ve TİKA’ya minnettarız" ifadelerini kullandı. "Her çocuk kendi vatanında şifa bulsun" Operasyonun başarıyla tamamlandığını belirten TİKA Başkanı Abdullah Eren ise Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi ve birikimini dost ülkelerle paylaşmaya devam ettiklerini vurguladı. Çalışmanın yalnızca tıbbi bir operasyon olmadığını, aynı zamanda Moğolistan’daki çocuk kanseri tedavileri açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Eren, şu değerlendirmelerde bulundu: "Moğolistan’da yıllardır lösemiyle mücadele eden 15 yaşındaki Miçidmaa’nın kendi vatanında şifa bulması, tüm çocuklarımız için yeni bir umuttur. İstiyoruz ki her çocuk kendi vatanında şifa bulsun." Bu çalışmanın, teknik bir başarının ötesinde Türkiye ile Moğolistan arasındaki dostluğun ve dayanışmanın en insani tezahürlerinden biri olduğunu vurgulayan Eren, "Micidmaa’nın ülkede gerçekleştirilen ilk başarılı pediatrik kemik iliği nakli sayesinde hayata yeniden tutunması, bu iş birliğinin en somut göstergesidir" diye konuştu. TİKA destekleriyle alanında uzman hekimlerin ortak tecrübesinin yalnızca bir operasyonun başarıyla tamamlanmasını sağlamadığını belirten Eren, aynı zamanda Moğolistan’da çocuk kanser tedavilerinde sürdürülebilir bir kapasite artışına katkı sunulduğunu kaydetti. Micidmaa’nın kendi vatanında şifa bulmasının, Moğolistan’daki diğer çocuklar için de yeni bir umut kapısı araladığını ifade eden Eren, sürece katkı sunan tüm paydaşlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Türk ekibe Şeref Nişanı takdim edildi Nakil sonrası çocuk hasta tam remisyon ile taburcu edilirken, Moğolistan Sağlık Bakanı Jigjidsuren Chinburen tarafından Moğolistan Meclisi’nde gerçekleştirilen resmi törenle projede görev alan ekibe "Şeref Nişanı" takdim edildi. Ayrıca, Moğolistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile ilgili hastanelerin yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, iki ülke arasındaki sağlık alanındaki iş birliğinin önemi vurgulandı.
10 Şubat 2026 Salı - 10:45
Sağlık-Sen heyeti, Cizre Sağlık Müdürü Karaşi ile bir araya geldi
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Cizre Sağlık Müdürü Olarak atanan Dr. Mehmet Karaşi’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulunup, beyin Kanaması sonucu hayatını kaybeden sağlık çalışanı Remzi Ataman’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Cizre ilçe ve iş yeri temsilcileriyle birlikte Cizre Sağlık Müdürlüğüne yeni atanan Dr. Mehmet Karaşi ile makamında bir araya gelip sendikal çalışmalar ve kurumsal işbirliği ile çalışanların iş barışı ile çalışma ortamlarıyla ile ilgili bilgi alışverişinde bulundu. Başkan Anmal, geçtiğimiz hafta içerisinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden Cizre İlçe Sağlık Müdürlüğü çalışanı Remzi Ataman’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü ifade edip, İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Karaşi’ye başsağlığı dileğinde bulundu. Anmal, "Kardeşimizin vefatı bize iyi niyetli yapıcı üslubun kurumda iş barışın nasıl sağlanacağını. Çevreye duyarlı bireyin de insanlığa katkı sağlamak amacıyla yapılan her çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. Bizler Sağlık-Sen ailesi olarak idarecilere yardımcı olmak için gerekli çalışmaları yapıcı önerilerle çözüm odaklı sendikacılık misyonu gereği üzerimize düşeni yaptık ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade eden İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Karaşi, kurumsal kimliğe uygun halka daha iyi hizmetin sunulması için yapılan önerileri dikkate alarak halka yönelik hızlı ve güvenli çalışmalarla önem vereceklerini söyledi.
10 Şubat 2026 Salı - 10:32
Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlıkta örnek oluyor
Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında çok sayıda alanda ücretsiz danışmanlık ve tarama hizmeti sunuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında yürüttüğü çalışmalarla vatandaşlara destek sağlıyor. Merkezde beslenme danışmanlığı, psikolojik danışmanlık, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı, sigara bırakma polikliniği ile KETEM taramaları gerçekleştiriliyor. MHRS üzerinden, telefonla ya da randevusuz şekilde başvuru yapılabilen merkezde, gerekli görülen durumlarda hastalar üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. "Vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz" Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, merkezde verilen hizmetlere ilişkin yaptığı açıklamada, "Sağlıklı Hayat Merkezimizde multidisipliner bir yaklaşım uyguluyoruz ve koruyucu sağlık hizmetleri vermekteyiz. Burada beslenme danışmanlığı, psikolojik danışmanlık, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı veriyoruz. Aynı zamanda sigara bırakma polikliniğimiz de mevcut. KETEM taramaları yapıyoruz, kolorektal kanser, meme kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanserini erken teşhis ediyoruz. Taramalarımızı genellikle Aile Hekimleriyle koordineli şekilde ya da vatandaşlarımızı buraya davet ederek yapıyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde aynı zamanda sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla halk eğitimleri düzenliyoruz. Vatandaşları buraya davet ederek bebek akademisi, üreme danışmanlığı, kronik hastalıklar danışmanlığı eğitimleri yapıyoruz. Burada vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezimize tüm vatandaşlarımız başvurabilir. MHRS üzerinden ya da bizi arayarak randevu alabilirler. Randevusuz başvurduklarında da genellikle kayıtları kabul ediyoruz. Sağlıklı olan ya da kronik rahatsızlığı olan herhangi bir vatandaşımız bize başvurabilir. Burada bizden danışmanlık almaya gelen vatandaşta bir sorun tespit ettiğimizde eğer tedavi edilmesi gereken ya da uzman hekimin görmesi gereken bir durum olduğunu düşünürsek 2’nci ve 3’üncü basamağa sevkini sağlıyoruz. Sosyal çalışmacımız var. Bu aile içi şiddet, istismar durumu, bağımlılık gibi durumlarda diğer branşlarımız böyle bir durum olduğunu düşündüklerinde sosyal çalışmacımıza yönlendiriyorlar. Mesela danışan iyi beslenemiyordur maddi durumu yeterli değildir, o zaman sosyal çalışmacımız devreye giriyor ve ilgili kurumlarla iletişime geçiyor" şeklinde konuştu. "Amacımız sağlığın sürdürülmesi ve koruyucu sağlık hizmeti vermek" Dr. Bulut, "Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde aynı zamanda sigara bırakma ve bağımlılık polikliniğimiz var. Sigara bırakma polikliniğinde sigarayı bırakmayı düşünen veya sigara bırakmanın herhangi bir evresinde olan vatandaşımız bize başvurabilir. Burada biz vatandaşı değerlendiriyoruz, gerekirse medikal tedavi veriyoruz. Medikal tedavi olmadan sigarayı bırakabileceğini düşünüyorsak medikal tedavisiz devam edebiliyoruz. Bir yandan sürekli irtibatta oluyoruz. Uyuşturucu bağımlılığı ve kumar bağımlılığı ile mücadele noktasında diğer kurumlarla iş birliği yaparak hizmet veriyoruz. Bu bağımlılıklar için vatandaş ya da vatandaşın yakını bize başvurabilir. Bize başvurmadan önce bir hastalığınızın olmasına gerek yok. Amacımız sağlığın sürdürülmesi ve koruyucu sağlık hizmeti vermek" dedi. Diyetisyen ile bire bir danışmanlık hizmeti alan danışan Tuğçe Aksoy ise "Buradan bir aydır hizmet alıyorum. Öncelikle spor hocası olduğumdan dolayı, sağlıklı yaşamın önemini çok iyi bildiğim için diyetisyen Ezgi Hanım’a geldim sağ olsun bizimle bireysel planlama yaptı ve yasaklı maddeler koymadan yenilmesi gereken besinlerle güzel bir liste oluşturarak bir başlangıç yaptık. Burası hem ücretsiz hem de burada bizlerin bireysel olarak sağlıklı yaşama adım atabilmemizi destekliyorlar. Çükü diyet kısa bir süreç değil, diyetten sonra beslenme alışkanlığı kazanarak hayata etme süreci. Bu konuda da bizi destekliyorlar. Her hafta düzenli olarak geliyoruz. Yağ analizleri, kilo ölçümleri yapılıyor. Ezgi Hanım bunları kontrol ediyor. Kilo veremediğimiz zaman ‘şunlar eksik’ diyor ve destek alarak tekrar iyi hale geliyoruz" ifadelerini kullandı.
10 Şubat 2026 Salı - 10:28
Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği naklini Türk ve Moğol hekim ekipleri birlikte gerçekleştirdi
Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ve beraberindeki Türk sağlık heyeti, Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde ülke tarihinin ilk çocuk kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi.
10 Şubat 2026 Salı - 10:18
Kütahya’da tütün kullanmayı 11 sağlık personeline başarı belgesi
Kütahya’da sigara ve tütün ürünlerini bırakmayı başaran 11 sağlık personeline başarı belgesi takdim edildi. ’Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ni başarıyla tamamlayan 5 hekime katılım belgeleri, sigara bırakma polikliniklerine başvurarak tütün kullanımını bırakan 11 sağlık personeline ise başarı belgeleri sunuldu. Belgeler; İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Atilla Beştemir ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Levent Onat tarafından verildi. Programda, sağlık çalışanlarının tütünle mücadelede gösterdiği kararlı duruşun önemine dikkat çekildi. Kütahya’da tütün bağımlılığıyla mücadele sürüyor Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Kütahya’da düzenlenen programda, tütün bağımlılığıyla mücadelede yürütülen çalışmalar ve elde edilen başarılar kamuoyuyla paylaşıldı. Kütahya’da 2025 yılı başında 7 olan sigara bırakma polikliniği sayısının, hekimlere yönelik düzenlenen iki aşamalı eğitim programları kapsamında toplam 58 hekimin (28+30) eğitime katılmasıyla birlikte 23’e yükseldiği bildirildi. Bugün itibarıyla il genelinde tüm ilçe düzeyindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında sigara bırakma hizmeti sunulduğu ifade edilirken, 2025 yılı içerisinde 2 bin 727 muayene gerçekleştirilerek vatandaşlara profesyonel destek sağlandığı belirtildi. Öte yandan 4207 sayılı Kanun kapsamında, ’Dumansız Hava Sahası Denetim Sistemi’ ile 7 gün 24 saat esasına göre denetimlerin sürdürüldüğü, ALO 184 SABİM hattı ile Yeşil Dedektör uygulaması üzerinden gelen ihbarlara ise anında müdahale edildiği kaydedildi. Yetkililer, sağlıklı bir gelecek için tütünsüz yaşamın mümkün olduğunu vurgulayarak, toplumun tüm kesimlerini tütünle mücadele çalışmalarına destek vermeye davet etti.
10 Şubat 2026 Salı - 10:09
Köyde yaşayan vatandaşlara kanser taramalarının önemi anlatıldı
Bartın’da köyde yaşayan vatandaşlara kanser taramalarının önemi hakkında bilgi verilerek, kalınbağırsak kanserinde erken tanının önemi anlatıldı. Aynı zamanda tansiyon ve kan şekeri ölçümleri yapılan vatandaşlar, gerekli sağlık kuruluşlarına yönlendirildi. İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Bartın’da yaşayan vatandaşları sağlık taramalarına teşvik etmek için çalışmalarına devam ediyor. Ekipler, Çamaltı, Çayır ve Çöpbey köylerine mobil sağlık hizmeti ziyareti gerçekleştirerek, özellikle kalınbağırsak kanseri hakkında bilgilendirme yaptı. Özellikle 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere gaitada gizli kan testinin iki yılda bir yaptırılması doğrultusunda vatandaşlara numune kapları dağıtılarak tarama süreçlerine katılımları teşvik edildi. Ziyaretler sırasında ayrıca kış aylarında risk oluşturan karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı alınabilecek önlemler, sigara kullanımının sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ve sigara bırakma süreci ile sağlıklı beslenmenin kronik hastalıkların önlenmesi ve kontrolü üzerindeki rolü hakkında bilgilendirici eğitimler verildi.
10 Şubat 2026 Salı - 10:01
Prof. Dr. Abdullah Erdoğan: "Sigarayı bırakmak, gelecek nesilleri korumak için zorunludur"
Tütün kullanımının bireysel bir alışkanlık değil, toplum sağlığını tehdit eden küresel bir salgın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, "Tütün kullanımı, kullanıcılarının yarısından fazlasını erken yaşta öldüren bir bağımlılıktır. Sigarayı bırakmak, yalnızca bireysel sağlık için değil, çocukları ve gelecek nesilleri korumak için de zorunludur" dedi. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde artırıyor. Güncel verilere göre dünya genelinde her yıl 7 milyondan fazla kişi tütün kullanımına bağlı nedenlerle yaşamını yitirirken, bu ölümlerin yaklaşık 1,6 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor. Türkiye’de ise sigara her yıl yaklaşık 100 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. "9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü" kapsamında değerlendirmelerde bulunan Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, sigaranın insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Sigaranın içerdiği nikotin, katran ve binlerce zararlı kimyasal madde nedeniyle vücudun neredeyse tüm organlarını olumsuz etkilediğini belirten Erdoğan, "Tütün kullanımı, kullanıcılarının yarısından fazlasını erken yaşta öldüren bir bağımlılıktır. Sigarayı bırakmak, yalnızca bireysel sağlık için değil, çocukları ve gelecek nesilleri korumak için de zorunludur. Bu maddeler kanser, kalp-damar hastalıkları, solunum yolu enfeksiyonları ve inme gibi ölümcül hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Özellikle akciğerler en fazla zarar gören organdır. Sigara içenlerde akciğer kanseri riski 15 ila 30 kat artmakta, KOAH gelişme ihtimalini ise önemli ölçüde yükselmektedir" dedi. Pasif içiciliğin de ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Erdoğan, "Pasif içicilik kalp hastalıkları ve akciğer kanseri riskini artırmaktadır. Hiçbir maruziyet seviyesi güvenli değildir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Erdoğan, küresel ve ulusal verilere de değinen Erdoğan, 2024 itibarıyla dünya genelinde tütün kullanıcı sayısının 1,2 milyara gerilemiş olmasına rağmen tehdidin sürdüğünü belirterek, Türkiye’de 15 yaş üstü nüfusta günlük sigara kullanım oranının OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyelerde seyrettiğini ifade etti. Erdoğan, "2025 verilerine göre bu oran yüzde 28,3’tür. Erkeklerde bu oran yüzde 41,3, kadınlarda ise yüzde 15,5 olarak kaydedilmiştir. Ülkemizde her yıl sigaraya bağlı nedenlerle yaklaşık 100 bin kişi hayatını kaybetmektedir" dedi. Sigaranın yalnızca sağlık üzerinde değil, ekonomik açıdan da ciddi yük oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan, tütün ürünlerinin aile bütçelerini zorladığını, tedavi masraflarını artırdığını ve ülke ekonomisinde büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Sigarayı bırakmanın sağlığın yeniden kazanılmasında en etkili adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, bırakma sonrası iyileşme sürecine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk 20 dakika ile 12 saat içinde kandaki karbon monoksit seviyesi normale döner ve oksijen taşıma kapasitesi artar. İlk 72 saatten sonra akciğerler mukusu temizlemeye başlar, tat ve koku duyuları iyileşir. Üç ila dokuz ay içinde akciğer fonksiyonları yaklaşık yüzde 10 artar, öksürük ve nefes darlığı azalır. Bir yıl sonra kalp hastalığı riski yarıya iner. Beş yıl sonra felç riski sigara içmeyenlerle eşitlenir, akciğer kanseri riski yüzde 50 azalır. On ila on beş yıl sonra ise genel ölüm riski normale yaklaşır."
10 Şubat 2026 Salı - 09:59
Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi "1000" hayata umut oldu
Güney Marmara’ya şifa dağıtan Bursa Şehir Hastanesi İnme Merkezi’nde, hizmete girdiği 2019 yılından bu yana bin hastaya müdahale edildi. Bu kapsamda hastane konferans salonunda program düzenlendi. Programa Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fahire Gündüz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Mehmet Veysel Seyitoğlu, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, İnme Merkezi’nde görevli hekim ve sağlık personelleri katıldı. Programda konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, inme merkezinde tedavi edilen 1000. inme vakasına ulaşmanın, hastaların şifa bulmasına yardımcı olmanın haklı gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. İnmenin hızlı tanı, doğru müdahale ve güçlü bir ekip çalışması gerektiren, zamanla yarışılan hayati bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Metin, "İnme Merkezimiz; 7 gün 24 saat esasına dayalı hizmet anlayışı, ileri teknoloji altyapısı ve alanında yetkin sağlık kadrolarıyla kısa sürede çok önemli bir başarıya imza atmıştır" dedi. Bin vakanın yalnızca bir rakam değil; aynı zamanda bin hayat, bin umut ve bin yeniden başlangıç olduğunu vurgulayan Metin, "Bu vesile ile ilimizde sağlık hizmetlerinin daha da güçlenmesi noktasında yanımızda olan Sağlık Bakanlığı’mıza, İl Sağlık Müdürümüze ve ekiplerine ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu. İnme beynin bir ya da birden fazla fonksiyonunun aniden durması sonucu ortaya çıktığını dile getiren Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Cemile Haki ise, "Dünyada kalp rahatsızlığı ve kanserden sonra en sık üçüncü ölüm nedenidir. Sakatlık bırakan nedenler arasında da birinci sırada yer alıyor. Hastalarda daha çok damar tıkanıklığı görüyoruz. Damar tıkanıklığında eğer erken dönem hastaneye başvurulursa ani trombolitik tedavi dediğimiz damar açıcı tedavi uygulanabilir ya da çok büyük damar tıkanıklığı varsa mekanik trombektomi dediğimiz anjiyografik yöntemlerle hastaya müdahale edilebilir." diye konuştu. Bin hastaya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Haki, "Tabi bu ekibin başarısıdır. İl sağlık müdürlüğü, şehir hastanesi yöneticileri, nöroloji başta olmak üzere çok büyük bir ekibin bir araya gelerek yaptığı bir başarıdır." ifadelerini kullandı. Program sonunda girişimsel radyoloji, nöroloji servisi ve inme merkezinde görevli hekimler ile bu süreçlerde emeği geçen tüm ekibe teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi.
10 Şubat 2026 Salı - 09:31
Anne adaylarına gebelikte diyabet ve şeker yükleme testi uyarısı
Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, gebelikte görülen ve tedavi edilmeyen şeker hastalığının ciddi problemle sebep olabileceğini, gebelikte şeker yükleme testinin tanı koydurucu en değerli test olduğunu söyledi. Şeker hastalığının, kanda bulunan şekerin vücuttaki hücreler tarafından yeterince kullanılmaması, buna bağlı olarak kanda şeker seviyesinin yükselmesi ve sonucunda yükselmiş şekerin vücuttaki hemen hemen tüm organlara zarar vermesi ile sonuçlanan bir hastalık olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, ülkemizin şeker hastalığının en yüksek oranda görüldüğü ülkelerden biri olduğunu ayrıca şeker hastalığının gebelik sırasında da görülebildiğini belirtti. Anne ve bebek gebelik dönemindeki diyabetten olumsuz olarak etkilenebiliyor. Hastalık, bebeğin genlerinde ilerleyen zamanlarda obezite ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıklara ya da yatkınlıklara yol açabilecek değişikliklere de sebep olabiliyor. Şeker hastalığının iki şekilde görülebildiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, birincisinin gebelikten önce var olan diyabet (Tip 1 ya da Tip 2), ikincisinin de ilk kez gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet olduğunu söyledi. Tüm gebeliklerin yüzde 1-14’ünde gestasyonel diyabet görülebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, Türkiye ortalamasının yüzde 7.7 olduğunu ifade etti. "Gebelikte şeker hastalığı tedavi edilmezse ciddi problemle sebep olabilir" Gebelikte şeker hastalığı görülmesi ve bunun tedavisiz bırakılmasının annede, anne karnındaki bebekte ve yeni doğan bebekte ciddi problemlerin meydana gelmesine sebep olduğunu belirten Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Annede görülebilen problemler arasında enfeksiyon, bebeğin sıvısının artışı ve bebeğin iri olması, doğum travmaları, artmış sezaryen, doğum sonrası kanama, gebelikte hipertansiyon olurken, anne karnındaki bebekte görülebilen problemler ise yapısal anomaliler, erken doğum, düşük, bebeğin anne karnındaki ani ölümü olabilmektedir" dedi. Yeni doğan döneminde görülebilen problemler arasında en sık yeni doğan bebekte yoğun bakım gerektirebilecek hipoglisemi ve değerlerindeki anormalliklerin olabileceğini söyleyen Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Bebek normalden iri, bazen de anne karnında yeterince gelişemeyerek küçük olarak doğabilir. Bebeğin kalbinde büyüme meydana gelebilir. Bebekte solunum sıkıntısı olabilir, ilerleyen yıllarda diyabet ve obezite, hatta bebeğin doğum sonrası ani ölümü meydana gelebilir" dedi. "Şeker yükleme testi tanı koydurucu en değerli testtir" Yüksek riskli gebeliklerle ilgili alanda çalışan hekimlerin gebelere yurt içi ve yurt dışı bilimsel kılavuzlar ve dünya genelinde kabul görmüş güncel yaklaşımlar neticesinde önerilerde bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin şeker yükleme testi olduğunu belirten Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Gebelikte şeker hastalığı görülebilir ancak bu tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu hastalığın da tespiti için şeker tarama ve tanı testlerinin yapılması gereklidir. Sadece açlık, tokluk kan şekeri ölçümü ya da HbA1c gibi bazı kan değerlerine bakılması gebelikte şeker hastalığının çok büyük bir bölümünü tespit edememektedir. Dolayısıyla doktorunuzun aksini önermediği haller dışında şeker yükleme testi bu konuda tanı koydurucu en değerli testtir. Şeker yükleme testinin size de bebeğinize de herhangi bir zararı yoktur. Esasında size ve bebeğinize zarar veren bir durum tanı konulamamış şeker hastalığıdır" ifadelerini kullandı. Gebelikte şeker yükleme testinin iki şekilde ve 24-28. gebelik haftaları arasında yapıldığına dikkat çeken Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, şu bilgileri verdi: "İlk yöntem 75 gram oral glikoz tolerans testinin (OGTT) yapılmasıdır. Bu test açlık durumunda yapılmaktadır. Gebeden önce açlık durumunda bir kan örneği, 75 gramlık şekerli sıvıyı içtikten 1 ve 2 saat sonra tekrar kan örnekleri alınır. Buna da tek basamaklı yaklaşım denir. İkinci yaklaşımda ise 24-28. gebelik haftası arasında 50 gram glikoz tolerans testi yapılmaktadır. 1 saat sonra kanda şeker düzeyi bakılır. Şayet sonuç 140 mg/dl’nin altında gelirse normal olarak nitelendirilir. Ancak sonuç 140 mg/dl veya yüksek ise açlık durumunda iken 100 gram OGTT testi ile kesin tanı konulması gerekmektedir. Bu yöntem de çift basamaklı yaklaşım olarak adlandırılır. Gestasyonel diyabet tanısı konulan vakalarda diyet, yakın kan şekeri takibi ve gerekirse insülin tedavisine başlanması çok önemli bir konudur." "Şeker yükleme testi yapıldığında bebek veya anneyi etkileyen, zehirleyen, sakatlık yapan bir durum meydana gelmemektedir" Şeker yükleme testinin zararı olup olmadığı ile ilgili bilgi veren Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, 50 gram şeker yükleme testinin yaklaşık 200 kalori, 100 gram OGTT’nin yaklaşık 400 kalori şeker içerdiğini, doğal olmayan tatlandırıcılar içermediğini söyledi. Değerlerin kolay anlaşılması için örneklendirme yapan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Bir dilim baklava yaklaşık 125 kalori içermektedir. 50 gram şeker yükleme testi yaklaşık iki dilim baklava, 100 gram OGTT ile de dört dilim baklavaya eşdeğer glikoz alımı meydana gelmektedir. Bu değerler çoğumuzun günlük hayatında sıklıkla tükettiği miktarda glukoz içeren besinlerdir. Dolayısıyla 50 gram, 75 gram veya 100 gram testleri yapıldığında, bilimsel temeli olmayan iddialar da belirtildiği gibi bebek veya anneyi etkileyen, zehirleyen, sakatlık yapan bir durum meydana gelmemektedir’’ diye konuştu.
10 Şubat 2026 Salı - 09:11
Okul döneminde çocuk sağlığı için uzmanından önemli uyarılar
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Süzen Celbek, okul döneminin başlamasıyla çocuklarda sık görülen sağlık sorunlarına dikkat çekerek ailelere önemli önerilerde bulundu. Okulların açılmasıyla çocukların günlük rutinlerinde yaşanan değişiklikler; kas-iskelet sistemi ağrılarından enfeksiyonlara, baş ağrısından öksürüğe kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. Uzm. Dr. Büşra Süzen Celbek, bu dönemde hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Sırt, boyun ve bel ağrılarına dikkat Okul çantalarının yaşa ve kiloya uygun olmaması; sırt, boyun ve bel ağrılarına, ilerleyen dönemde ise duruş bozuklukları ve skolyoz gibi problemlere yol açabiliyor. Dr. Celbek, "Çocukların anatomisini zorlamayacak ağırlıkta çanta kullanması, doğru oturma pozisyonu ve düzenli egzersiz bu dönemde büyük önem taşıyor" dedi. Baş ağrısının altında yatan nedenler göz ardı edilmemeli Okul çağındaki çocuklarda baş ağrısının en sık nedenleri arasında uyku düzensizliği, yetersiz su tüketimi ve görme problemleri yer alıyor. Bu nedenle okul öncesinde uyku düzeninin sağlanması, günlük su alımının takip edilmesi ve yıllık göz muayenesinin ihmal edilmemesi öneriliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarına karşı farkındalık şart Teneffüslerde tuvalet ihtiyacının ertelenmesi ve hijyen sorunları, idrar yolu enfeksiyonu riskini artırıyor. Ailelerin çocuklarını bilgilendirmesi, tuvalet hijyeninin düzenli hatırlatılması ve yeterli su tüketiminin teşvik edilmesi koruyucu rol oynuyor. Sık hastalanmanın önüne geçmek mümkün Sınıfların düzenli olarak havalandırılması ve teneffüslerde açık havada zaman geçirilmesi enfeksiyon riskini azaltıyor. El hijyeni önemli olsa da yoğun dezenfektan, ıslak mendil ve köpük sabun kullanımının çocuklarda cilt kuruluğu ve egzama riskini artırabileceği unutulmamalı. Paketli gıdalardan uzak, bağışıklığı destekleyen bir beslenme düzeni öneriliyor. Öksürük her zaman hastalık göstergesi değildir Öksürüğün çoğu zaman koruyucu bir refleks olduğunu belirten Dr. Celbek, "Çocuğun günlük yaşamını etkilemeyen hafif öksürüklerde burun temizliği ve sıvı alımı yeterlidir. Ancak kapalı alanlarda yoğun kimyasal kokular, özellikle alerjik ve astımlı çocuklarda tetikleyici olabilir" diye konuştu. Terlemeye karşı doğru kıyafet seçimi önemli Sıcak sınıf ortamından açık havaya çıkan çocukların kolayca giyip çıkarabilecekleri kıyafetler tercih edilmeli; pamuklu kumaşlar terlemeyi azaltmada yardımcı oluyor. Dr. Büşra Süzen Celbek, büyüme ve gelişmenin sağlıklı ilerleyebilmesi için D vitamini düzeylerinin doktor kontrolünde takip edilmesi ve balık tüketiminin beslenme programında yer alması gerektiğini de sözlerine ekledi.
10 Şubat 2026 Salı - 09:08
Kaliteli hayat için obeziteye dikkat
Kaliteli yaşamın önemine değinen Prof. Dr. Orhan Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor, diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar, bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır" dedi. Yaşam süresinin uzamasında sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması, hastalıkların daha erken teşhis edilebilmesi ve bireylerin daha sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesinin önemli rol oynadığını belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, asıl hedefin sadece uzun yaşamak değil, kaliteli bir hayat sürmek olması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık 30 yıl önce ortalama ölüm yaşının 55-60 arasında olduğuna değinen Prof. Dr. Şen, günümüzde bu sürenin oldukça uzadığını ifade ederek, "Ömür uzadı ancak kalite aynı oranda artmadı. Asıl olan sadece ömrü uzatmak değil, sağlıklı ve kaliteli yaşlanmaktır" ifadelerini kullandı. "Obezite en büyük düşman" Obezitenin modern çağın en büyük sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor. Hareket kabiliyeti azaldığında diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Bu durum, uzun yaşanan dönemi kalitesiz hale getiriyor" diye konuştu. Çocuk yaşlardan itibaren hareketli hayatın teşvik edilmesi gerektiğine değinen Şen, "Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar. Bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır. Şu anda 55 yaşından itibaren ciddi unutkanlıklar görülüyor. Ömür uzuyor ama kalitesiz bir yaşam ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı. Unutkanlığa karşı spor ve dengeli beslenme Unutkanlığı önlemenin en etkili yolunun spor yapmak olduğunu vurgulayan Şen, tek tip beslenmeden uzak durulması gerektiğini söyledi. Akşam saat 19.00’dan sonra mümkün olduğunca bir şey yenmemesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Şen, "Yaklaşık 14 saatlik açlık süresi, uykuyla birlikte metabolizma ve beyin sağlığı açısından çok faydalıdır. Aralıklarla insülin direnci ve yüksek tansiyon ölçümleri yaptırmak, kişinin kendini kaliteli yaşlanma adına ödüllendirmesi demektir. 75 yaşlarını çok rahat gören, hatta 85 yaşına kadar aktif kalan bireyler var. Unutkanlığı az, hareket kabiliyeti yüksek, hâlâ sahnelere çıkıp şarkı söyleyen kişiler, beslenmeye, harekete, kitap okumaya, seyahat etmeye ve yeni insanlar tanımaya önem verenlerdir" şeklinde konuştu. Kırklı yaşlardan itibaren yeterli gıda alınamadığında ya da emilim bozukluklarında takviye gıdaların kullanılabileceğinin altını çizen Şen, "Ancak bu ürünler mutlaka güvenilir yerlerden alınmalı. Takviye gıdalarını düzenli ve bilinçli kullanan bireyler, daha kaliteli bir yaşlılık dönemi geçiriyor" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder