Son Dakika
|
Şanlıurfa’da tüp patlaması: Ölü ve yaralılar var!
FETÖ’cü kundakçı hakkında savcılık 15 yıl hapis cezası istedi
Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk halinin devamına hükmedildi
Turkcell Süper Kupa finalinin başlangıç saati değişti
Rusya'dan Kiev'e saldırı: 4 ölü, 22 yaralı
Ömer Çelik'ten Suriye mesajı: Toprak bütünlüğü Türkiye için çok önemli!
En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu
Türkiye’ye sokulmak istenen 739 kilo esrar sınırda yakalandı
Plazanın tavanı çöktü, facia kıl payı atlatıldı
Mert Günok yeniden Fenerbahçe’de
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
Antalya’da sulama havuzuna düşen çocuk hayatını kaybetti
Yenibosna Metro İstasyonu’nda yangın paniği
Galatasaray kupa törenine katılmadı
Fenerbahçe, kupayı kaldırdı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Kupa’yı kazanan Fenerbahçe’ye tebrik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya Dışişleri ve Savunma Bakanını kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılışını yaptı
SAĞLIK
Van’da ‘Mekanik Ventilasyon Kursu’ düzenlendi
11 Ocak 2026 Pazar - 10:24:18
Türk Neonatoloji Derneği işbirliği ve Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde "Yenidoğanda Mekanik Ventilasyon Kursu" başarıyla gerçekleştirildi. Türk neonatoloji alanında bilimsel çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle öncü bir konumda bulunan Türk Neonatoloji Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen kurs, Dernek Başkanı Prof. Dr. Esin Koç’un başkanlığında gerçekleştirildi. Eğitime, Van genelindeki tüm sağlık tesislerinden çocuk sağlığı ve hastalıkları ile yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hekimler yoğun ilgi gösterdi. Yenidoğan yoğun bakım alanında Türk Neonatoloji Derneği bünyesinde görev yapan ve alanında yetkin akademisyenlerin eğitimci olarak yer aldığı programda, güncel ve uygulamaya dönük başlıklar ele alındı. Kurs kapsamında; solunum fizyolojisi ve temel solunum destek ilkeleri, non-invaziv solunum desteği, konvansiyonel ve hacim garantili/hedefli mekanik ventilasyon modları, yüksek frekanslı osilatuvar ventilasyon (HFO) uygulamaları detaylı şekilde aktarıldı. Ayrıca solunum grafikleri ile monitörizasyon parametrelerinin yorumlanması, kan gazlarının değerlendirilmesi, mekanik ventilatörde hastanın izlenmesi, ventilatör tedavisinin sonlandırılması ve zor vakalar, vaka örnekleri eşliğinde münazara edildi. Eğitimler, hekimlerin klinik karar verme becerilerini artırmayı amaçlayan interaktif bir formatta gerçekleştirildi. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen kursa, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun ile Kamu Hastaneleri Başkanı Uzm. Dr. Sevcan Sağlam da katılarak süreci yakından takip etti. Yetkililer, bu tür bilimsel eğitimlerin yenidoğan sağlığına doğrudan katkı sunduğunu vurgulayarak, sağlık çalışanlarının mesleki gelişimini destekleyen organizasyonların önemine dikkat çekti.
11 Ocak 2026 Pazar - 10:01
65 yaş üstüne grip uyarısı: Kalp krizi ve demans riskini artırıyor
H3N2 virüsü nedeniyle grip vakaları son günlerde artış gösterirken, uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. Grip gibi ateşli hastalıkların kalp krizi riski oluşturduğunu ve demansı hızlandırdığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Uzel, özellikle 65 yaş üstü kişilerin grip aşısı olması gerektiğini vurguladı. Hem yetişkinlerde hem çocuklarda artan grip vakaları nedeniyle son zamanlarda hastanelerde yoğunluk yaşanıyor. Influenza A virüsünün alt tipi olan ve normalden daha hızlı yayılım gösteren H3N2 virüsü nedeniyle vakalarda belirtiler daha şiddetli seyrederken, uzmanlardan bu kış gripten korunma yollarına ilişkin önemli uyarılar geldi. Aynı tedavi uygulanıyor H3N2 virüsünün H1N1’den çok farklı olmadığını belirten Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Uzel, "Eğer bu sene influenza aşısı yaptırdıysanız korkmanızı gerektirecek bir durum söz konusu değil. Çünkü bu seneki aşıda H3N2’ye karşı da koruyuculuk var. Eğer aşılanmadıysanız, yüksek ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı gibi şikayetleriniz varsa o zaman influenza H3N2 olabilirsiniz. Tedavisi H1N1 tedavisi ile aynı. Ağızdan kullandığımız antiviral ilaç var. Herkesin kullanmasına gerek yok ancak sağlık probleminiz varsa, yaşınız ileriyse kullanılmasını tavsiye ediyoruz. İlaçları şikayetin başlangıcından itibaren ilk 24-48 içinde kullanmayı tercih ediyoruz. Eğer kullanımı gecikirse ilaçların etkinliği biraz daha azalıyor. Kullanmazsak da 7-10 gün kadar sürüyor" dedi. Zatürreye dönüşebiliyor H3N2 virüsünün üst solunum yoluna daha fazla tutunduğunu belirten Dr. Uzel, "Bu hastalık üst solunum yolunda kendini gösteriyor. Zatürre de yapabiliyor. Özellikle yaşlılarda influenzaya bağlı zatürreler gördük. Hastaneye yatırmak zorunda kaldığımız hastalarımız da oldu" diye konuştu. Yaşlılar ve kronik hastalığı olanlara aşı önerisi Gribe karşı en etkili koruyucu faktörün aşı olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Uzel, 65 yaş üstü kişiler için önemli uyarılarda bulunarak şu ifadeleri kullandı: "En iyi koruyuculuk aşılarda. Aşı herkesin, her sene yaptırması gereken bir şey. Çünkü aşı doğası gereği kalıcı bir bağışıklık oluşturmuyor. 65 yaşın üzerindeyseniz mutlaka grip aşısı yaptırmanız gerekiyor. Çünkü grip geçirmek başka hastalıkları da tetikleyebiliyor. Kalp krizi gibi sıkıntılara neden olabiliyor. Kişide sınırda bir demans varsa, grip gibi ateşli hastalıklar demansı hızlandırabiliyor. O yüzden önemli. Kronik bir hastalığınız varsa o zaman yine aşı yaptırmak şart. Ama herhangi bir hastalığı olmayan biri tabii ki aşı olmak zorunda değil. Bu bir tercihtir." Vitamin ve aktar ürünleri kullanırken dikkat Bağışıklığı güçlendirmek için bilinçsizce alınan vitaminlere ve aktarlardan alınan ürünlere karşı zehirlenme uyarısında bulunan Uzel, "Dışardan alınan multivitamin, c vitamini gibi ürünleri insanlar çok kullanıyor. Ancak bunlar çok fazla işe yaramıyor. Aşılanma, teması kesme, maske kullanma, özellikle kalabalık ortama giriyorsanız maske takmak mantıklı. Onun dışında diyet ve egzersiz yani sağlıklı beslenme bağışıklığı kuvvetlendiren bir şey. Ama dışardan aldığınız, aktardan aldığınız şeyler bağışıklığı çok değiştirmiyor. Bilinçsizce kullanıp kendinizi zehirlemeyin diyoruz" sözleriyle konuşmasını noktaladı.
11 Ocak 2026 Pazar - 09:52
Uzman Dr. Serpil Arslan: "Eskiye nazaran bir değişim var, grip vakalarımız çok ağır geçiyor"
Eskiye nazaran bir değişim olduğunu ve grip vakalarının çok ağır geçtiğini aktaran İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, "Grip eskisi gibi ilaç kullansak da kullanmasak da bir haftada geçer sözü maalesef gerçek değil. İlk 48 saat içerisinde başvurursak erken tedaviyle çok hızlı düzelme gösterebilir" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, kış mevsiminde sık görülen grip hastalığı hakkında bilgiler verdi. Grip hastalıklarının soğuk havalarla beraber görülme sıklığının arttığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Serpil Arslan, "Hatta vakalarda yaz dönemine göre 2 kat daha fazla artış var. Çünkü viral enfeksiyonlar 0-5 derece arası daha sık görülüyor. Aynı zamanda güneşten uzak olduğumuz ve soğuğun da etkisiyle vücut direncimiz düştüğü için vakalara kış aylarında daha sık rastlıyoruz. Bu yıl özellikle influenza vakalarını çok sık görüyoruz. İnfluenza da bildiğimiz klasik grip olarak başlıyor. Üşüme, titreme, kas ağrısı, eklem ağrısı, iştahsızlık ve bazen eşlik eden bulantı ve kusma aynı zamanda öksürük ve hapşırma kendini gösteriyor. Korunmak için kapalı ortamlarda özellikle de kalabalık ortamda çok fazla vakit geçirmemek gerekiyor. El hijyenine sık bir şekilde dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca mümkünse hasta belirtileri gösteren kişilerin kendini koruması, maske takması ve salgınlı kişilerden uzak durması gerekiyor. Damlacık yoluyla bulaşan bir rahatsızlık olduğu için yayılımı çok hızlı. Bu konuda dikkat etmeleri gerekiyor" diye konuştu. "Düzenli beslenme ve bol sıvı tüketmek de direncimizi güçlendirmek açısından çok önemlidir" diyen Uzman Dr. Arslan, "Eskiye nazaran bir değişim var. Grip vakalarımız çok ağır geçiyor. Grip eskisi gibi ilaç kullansak da kullanmasak da bir haftada geçer sözü maalesef gerçek değil. İlk 48 saat içerisinde başvurursak erken tedaviyle çok hızlı düzelme gösterebilir. Çünkü vakalar 3 günden sonra ağırlaşabiliyor. Özellikle immün yetmezliği olan kronik hastalığı olan vatandaşlarımızda bu olay sinüzit, bronşit ve zatürreye kadar ilerleyebiliyor. Özellikle yaşlı hastalar, genel durumu düşkün ve kronik hastaların ilk 24 hatta 48 saat içerisinde hastanelere başvurmalarını istiyoruz. Özellikle kronik rahatsızlığı olan diyabet ve kalp rahatsızlığı olan hastalarımızın bronşit ya da zatürre gibi daha kötü bir sonuçla karşılaşmamak için grip sezonundan önce mutlaka grip aşılarını yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Gençler immünetesini yükseltecek sağlıklı beslenme, düzenli uyku, kalabalık ortamlardan uzak durma şeklinde kendilerini koruyabilirler. Grip hastalığına çocukluk döneminde ve özellikle 65 yaş üstü dirençleri daha düşük olduğu için daha rahat yakalanıyorlar. Bunların ekstra dikkat etmesi gerekiyor. Kış mevsimine uygun giyinmeleri lazım. Terleyip soğumamaları gerekiyor. Günlük C vitamini mutlaka almaları gerekiyor. Bunu mümkünse taze sıkılmış meyve sularından elde etmeleri gerekiyor. Bunun yanında bol su tüketmeleri de gerekiyor. Kronik rahatsızlığı kalp, diyabet, tansiyon ve KOAH’a ekstra dikkat etmeleri gerekiyor" şeklinde konuştu.
11 Ocak 2026 Pazar - 09:28
Astım tedavisinde yeni yaklaşımlar masaya yatırıldı
Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen "Astımda Tanı, Tedavi ve Yönetim" etkinliği ile uzmanlar, hasta yönetimine ilişkin güncel yaklaşımları ele aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, hekimlerin mesleki bilgi ve becerilerini güncel tutmaya yönelik eğitim çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Tıp Fakültesi ve Sürekli Tıp Eğitimi kapsamında düzenlenen "Astımda Tanı, Tedavi ve Yönetim" başlıklı etkinlik, astım hastalığına yönelik güncel tanı ve tedavi yaklaşımlarının ele alındığı bir eğitim programı olarak gerçekleştirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte; Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Fikri Koray konuşmacı olarak yer aldı. Dr. Koray, astımın tanı sürecinde dikkat edilmesi gereken klinik bulgular, tedavi seçenekleri ve hasta yönetimine ilişkin güncel uygulamalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Etkinliğin danışmanlığını, Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nerin Nadir Bahçeciler Önder üstlenirken; moderatörlüğünü Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gamze Mocan ile Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Koordinatörü Prof. Dr. Emrah Ruh yaptı. Soru-cevap bölümüyle interaktif bir şekilde tamamlanan etkinlik, hekimlerin güncel bilimsel veriler ışığında bilgi paylaşımında bulunmasına ve klinik uygulamalara yönelik deneyimlerini geliştirmesine katkı sağladı. Astımda tanı ve klinik değerlendirme Etkinlikte konuşmacı olarak yer alan Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Fikri Koray, astım hastalığının tanı sürecinde doğru öykü alımı ve klinik bulguların değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Sunumunda, astımın farklı yaş gruplarında gösterdiği klinik özellikleri ele alan Dr. Koray; güncel kılavuzlar doğrultusunda uygulanan tedavi yaklaşımları, ilaç tedavisinde doğru planlama ve bireyselleştirilmiş hasta yönetimi konularında kapsamlı bilgiler paylaştı. Ayrıca astım ataklarının önlenmesine yönelik koruyucu stratejiler, tedaviye uyumun artırılması ve hasta-hekim iletişiminin tedavi başarısındaki rolü üzerinde duran Dr. Koray, klinik uygulamalarda sık karşılaşılan sorunlara ilişkin örnekler de sundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Kasım 2020 Perşembe- 09:29
Didim Devlet Hastanesi’nde endoskopi ve kolonoskopi yapılmaya başlandı
2
08 Ocak 2026 Perşembe- 12:33
Psikolog uyardı: "Akran zorbalığına karşı toplumsal iş birliği şart"
3
09 Ocak 2026 Cuma- 10:22
İzmir’de akciğerini kaybeden hasta karın dokusu nakliyle sağlığına kavuştu
4
10 Ocak 2026 Cumartesi- 10:14
Kızılcık tüketimi, yağlı karaciğer hastalığının etkilerini azaltıyor
5
09 Ocak 2026 Cuma- 10:58
Tüberküloza karşı online savaş
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:47
Bu alışkanlıklar menopoza davetiye çıkarıyor
Yaşam süresi uzadıkça menopoz yaşı da daha fazla gündeme gelirken; menopozun geciktirilip geciktirilmeyeceği merak ediliyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Aşkın Doğan, kadınların menopoza girmelerinin sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla geciktirilebileceğine vurgu yaparak, "Menopozdan kaçınmak mümkün olmasa da daha sağlıklı bir yaşam ve toksinlerden uzak durarak menopoza erken girmenin önüne geçilebilir" mesajını verdi. Menopoz, son yıllarda kadınların yaşam süresinin uzamasıyla beraber daha fazla gündemde yer alıyor. Hal böyle olunca kadınlar da menopoza girişin evrelerini, menopozu nasıl erteleyebileceğini ve bu süreçte ne yapması gerektiğini daha fazla araştırıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aşkın Doğan, menopozla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Kadınların yüzde 80’ini sıcak basıyor Menopoz öncesi dönemde kadınlarda en sık görülen semptomun sıcak basması olduğunu aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Kadınların yüzde 80’ine kadarında menopoz öncesi dönemde sıcak basmaları ortaya çıkmaktadır. Bu bulgular vazomotor semptomlar olarak da adlandırılır. Genellikle gövdenin üst kısmında başlayan ve yüzde hissedilen bu ataklar 2-4 dakika sürer; ardından terleme ve üşüme ile sonlanır. Anksiyete de eşlik edebilir. Günde 7’den fazla atak yaşayan kadınlarda uyku, konsantrasyon, ruh hali ve cinsel aktivitede bozulma görülebilir" dedi. Depresyon riski artabilir Öte yandan menopoza geçiş dönemindeki kadınlarda, menopoz öncesi dönemlere kıyasla depresyon riskinin belirgin bir şekilde artabileceğini aktaran Doç. Dr. Aşkın Doğan, geçiş döneminde gözlemlenen diğer belirtilere değindi: "Adet düzeninde de değişiklikler olur. Eski adet düzenine göre iki adet arasındaki süre 7 günden fazla olacak şekilde önce sıklaşır, daha sonra uzamaya başlar. Adet kanama miktarında ise kademeli bir azalma görülür. Genellikle yağ kütlesi artar, yağsız kütle azalır ve bel çevresinde yağlanma daha belirgin hale gelir." Menopoz yaşında bir numaralı etken: Aile Menopoz yaşını etkileyen en önemli faktörlerden birinin genetik yatkınlık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın Doğan, "Ailede erken menopoz öyküsü varsa risk artar. Ayrıca otoimmün hastalıkları bulunan bireylerde de risk yüksektir. Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler menopoza geçiş sürecini hızlandırabilir. Öte yandan genç bireylerde erken menopoz riskini değerlendirmek için ailede erken menopoz öyküsü olup olmadığına bakılır. Ayrıca kemoterapi, radyoterapi veya yumurtalık cerrahisi geçiren kişilerde AMH (Anti-Müllerian Hormon) düzeylerinin ölçülmesi fikir verebilir. Buna ek olarak, ultrasonla yumurta sayımı ya da adet döngüsünün 3. gününde bakılan hormon değerleri de bilgi sağlar" dedi. Menopozu ertelemek mümkün değil Menopozu ertelemenin mümkün olup olmadığı konusuna da açıklık getiren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Menopozu tamamen ertelemek mümkün olmasa da, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve toksinlerden uzak durmak; örneğin sigara ve alkol kullanmamak erken menopoza girişi geciktirebilir. Sağlıklı beslenme de önemlidir: antioksidan, omega-3, D vitamini, folat ve B12 alımı genel olarak önerilir. Ayrıca stres yönetimi de önemlidir. Çünkü stres, kortizol üretimini artırarak yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir." Semptomları hafifletmekte etkili olabilir Menopozu ertelemek ya da geciktirmek için uygulanan tedavilerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Aşkın Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Menopozu geciktirmek tam anlamıyla mümkün olmasa da, erken menopoz durumlarında hormon replasman (yerine koyma) tedavileri uygun hastalarda semptomları hafifletmede etkili olabilir. Özellikle 40 yaş altında, AMH değerleri düşük ve ileride çocuk sahibi olma isteği bulunan hastalarda oosit (yumurta) dondurma işlemi önerilir. Bu işlem menopozu geciktirmese de doğurganlık (fertilite) kapasitesini koruma açısından önemlidir. Uygun hastalarda (meme kanseri öyküsü olmayan, tromboemboli, inme, koroner kalp hastalığı veya aktif karaciğer hastalığı bulunmayan bireylerde) hormon replasman tedavisi semptomatik hastalarda önerilebilir. Kısa vadede sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltırken, uzun vadede bilişsel fonksiyonlar, kemik sağlığı ve idrar kontrolü üzerine olumlu etkiler sağlayabilir. Deneysel olarak PRP (Platelet Rich Plasma) gibi bazı yöntemler menopozu ertelemeye yönelik olarak araştırılmaktadır. Ancak şu anda bu amaçla bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem bulunmamaktadır."
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:44
2 yılda bir yetişiyor, olgunlaşınca değil çürüyünce tüketiliyor
Sivas’ın yüksek rakımlı bölgelerinde kendiliğinden yetişen üvez ağaçları, iki yılda bir verdiği meyvelerle dikkat çekiyor. Ağustos ve Eylül aylarında toplanan üvez, tam olgunluğa ulaştıktan sonra bir süre bekletilerek çürümeye bırakılıyor. Bu şekilde tüketilen meyvenin kalp ve cilt rahatsızlıklarına iyi geldiği, sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiler sunduğu düşünülüyor. Doğal yapısı ve nadir bulunması nedeniyle kıymetli görülen üvez, özellikle bağırsak sorunları ve kalp krizi riskine karşı koruyucu bir besin olarak değerlendiriliyor. Bir yıl aranın ardından olgunlaşan üvez meyvesi, geçtiğimiz yıl Ağustos ve Eylül aylarında toplanıp çürümeye bırakılmasının ardından bu sezon Sivas’ta tezgâhlarda yeniden yerini aldı. Kilosu 300 liradan satışa sunulan üvez, şifa arayanlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Sivas’ta esnaflık yapan Ahmet Şarkışla vezin kış meyvesi olduğunu söyleyerek, "Vatandaş vezi aldıktan sonra karanlık bir odaya koyar. 1-2 günde değil, 30 gün boyunca tüketilir. 10 ve 11. aylarda, Tokat - Sivas arasında ve yüksek kesimlerde çıkar. Her köyde bulunmaz. Vezi kış meyvesi olarak adlandırırız. Yetişkin insanlar veziyi daha iyi bilirler. Soğuk algınlığına, sindirim sistemine ve bağışıklığa da iyi gelir" dedi. Geçen yıl 500 kilo çıkan üvez bu yıl sadece 50 kilo "2 yılda bir yetişiyor. Bir sene bereketli olur, diğer sene daha az yetişir. Olgunlaşınca tezgaha asarız, simsiyah olunca yenir. Bağın tanesi yaklaşık 2 kilogram, vatandaş bunu 1 ayda tüketmeli. Geçen sene bu zamanlarda 150 liraydı, şimdi ise 300 liraya kadar çıktı. Bu yıl dökümü daha az olduğu için fiyatı yükseldi. 500 kilogram çıkan yerde şu an 50 kilogram toplandı" diye belirtti. Kış aylarının şifa meyvesi Üvezin sağlık açısından faydalarını anlatan Ahmet Şarkışla, "Özellikle kış aylarında tüketilmesi gereken üvez soğuk algınlığına, bağışıklığa, yüksek tansiyona, bağırsak hastalığına, kalbe ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelir. Sadece Sivas’tan değil çevre illerden de alanlar oluyor. Vatandaş merak edip geliyor. İkram ediyoruz ve ertesi gün gelip alıyorlar. Bilmeyenler adını öğrensin diye 5 tane etiket koyduk" diye belirtti.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:43
Dikkat testi çocuğun potansiyelini ortaya çıkarabilir
Çocukluk çağının en sık görülen rahatsızlıklarından olan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu (DEHB), son derece önemli akademik, sosyal, psikiyatrik sorunlara yol açabilen aşırı hareketlilik, dikkatle ilgili sorunlar, dürtüsellik ile karakterize ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen bir nörobiyolojik rahatsızlıktır. Moxo Testiile dikkat eksiliği ve hiperaktive bozukluğu tanısına ulaşılabilir. Medicana Bursa Hastanesi Uzman Psikolog Başak Mutlu, çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin erken dönemde fark edilmesi ve bilimsel yollarla değerlendirilmesinin, hem akademik başarı hem de sosyal uyum açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Mutlu, bu konuda ailelere önemli bir destek aracı olan MOXO Dikkat Testi hakkında bilgi verdi. MOXO Dikkat Testi’nin; çocukların dikkat düzeyini, zamanlama becerilerini, dürtü kontrolünü ve hiperaktivite seviyesini objektif biçimde ölçen bilimsel bir test olduğunu belirten Psikolog Başak Mutlu, şunları söyledi: "MOXO testi, çocukların gerçek yaşamdaki dikkat performanslarını yansıtan bir testtir. Test sırasında çeşitli dikkat dağıtıcı uyaranlar eşliğinde çocuğun tepkileri ölçülür. Bu sayede sadece dikkat eksikliği değil, aynı zamanda hangi ortamlarda zorlandığı da net bir şekilde ortaya konur. Böylece çocuğa özel, doğru destek planları geliştirilebilir." Başak Mutlu, bazı davranışsal belirtilerin dikkate alınarak bir uzmandan MOXO testi talep edilmesi gerektiğini de ifade etti: "Ders çalışmasına rağmen düşük notlar. Ödevleri son ana bırakma. Akran ilişkilerinde zorluk. Sınavlarda zamanı etkili kullanamama. Dalgınlık, unutkanlık ve sık hata yapma. Sürekli hareket halinde olma veya sakarlık. Dikkat süresinin çok kısa olması." Çocukların dikkat becerilerinin yalnızca şikâyetlere göre değil, bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Mutlu, testin aynı zamanda tedavi ve destek süreçlerinin planlanmasında önemli bir kılavuz olduğunu söyledi Mutlu, "MOXO, çocuğun güçlü ve gelişime açık yönlerini ortaya koyarak bize yol gösterir. Ebeveynlerin içgüdüsel gözlemleri çok değerlidir ancak bu gözlemleri bilimsel verilerle desteklemek, çocuğa en doğru desteği sunmamızı sağlar" diye konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:37
Türk doktordan Oxford’ta bilimsel sunum
Doç. Dr. Muzaffer Al, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde 6. Uluslararası Bariatrik Kulübünde bilimsel sunum yaptı. Büyük Anadolu Hastanesi hekimlerinden Doç. Dr. Muzaffer Al, İngiltere’nin Oxford kentinde düzenlenen Obesity Testesterone and the Male Infertility Defining The Impact of Bariatric Surgery konulu bilimsel sunumunu İngiltere’de Oxford Üniversitesinde 6. Uluslararası Bariatrik Kulübünde uluslararası katılımcılarla paylaştı. Dünyanın dört bir yanından önde gelen bilim insanlarının yer aldığı kongrede Doç. Dr. Muzaffer Al; obezite, testesteron ve erkek infertilitesi üzerine bariatrik cerrahisinin etkisi üzerine gerçekleştirdiği sunum ile büyük ilgi gördü. Sunum hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yakup Yönten, "Hekimlerimizin uluslararası bilimsel platformlarda ülkemizi temsil etmesi bizler için gurur verici. Grubumuz hekimlerinden Doç. Dr. Muzaffer Al’ın bu başarısı, hem hastanelerimizin hem de ülkemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu ortaya koymaktadır" dedi. Oxford Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen kongre, alanında en güncel gelişmelerin tartışıldığı ve uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği önemli bir bilimsel buluşma noktası oldu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:19
Grip vakalarında basit önlemler koruyucu oluyor
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, grip vakalarında basit önlemlerin koruyucu olabileceğini söyledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle son dönemlerde halk arasında sıkça rastlanan ve hastanelerde de yoğunluk yaşanmasına sebep olan grip hastalığı ile ilgili grip neden olur, grip nasıl bulaşır, gripten korunma yolları gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu. Hastalık hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Teoman Kaynar, "Grip salgını mevsimsel değil, toplumsal bir risk. Grip, influenza virüsünün neden olduğu, solunum sistemini etkileyen bulaşıcı bir hastalık olarak bilinmektedir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında görülme sıklığı artsa da mevsim geçişlerinde de görülen grip, halk arasında soğuk algınlığı ile karıştırılsa da daha ağır semptomlar ve komplikasyonlar oluşturabiliyor. Öksürüp, hapşıran kişinin virüs içeren damlacıkları etrafa yayar. Bu damlacıkların ağız, burun ya da gözlere ulaşması ile hastalık bulaşır" dedi. "Mevsim geçişlerinde hızlı yayılıyor" Gribin tarih boyunca birçok salgına neden olduğuna değinen Uzm. Dr. Kaynar, "Ateş, baş ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, gözlerde yanma, kas ve eklem ağrıları gibi belirtilerle kendini gösteren grip; tarih boyunca pek çok salgına neden olmuştur. Yaşam kalitesini düşüren grip vakalarının artışı, bireylerin günlük yaşamını sekteye uğratırken, sağlık kuruluşlarında da yoğunluk oluşturduğu görülmektedir. Virüs özellikle mevsim geçişlerinde daha hızlı yayılmaktadır. Kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmak, hijyen kurallarına dikkat etmemek ve bağışıklık sisteminin zayıf olması grip riskini arttırmaktadır. Gripten korunmak için alınabilecek önlemler basit ama etkili olduğunu söylemek istiyorum. Bu anlamda ellerin sık sık sabunla yıkanması, kalabalık ortamlardan uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bağışıklık sistemini güçlendirilmesi, risk grubundakiler için grip aşısı ihmal edilmemelidir. Erken teşhis ve tedavinin hem bireysel hem toplumsal sağlık açısından kritik rol oynamaktadır. Yüksek ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi belirtiler varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:19
Kahta Devlet Hastanesi’nden Dünya El Yıkama Günü’nde anlamlı etkinlik
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi Enfeksiyon Kontrol ve Atık Birimi tarafından anlamlı bir farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında Kubilay İlkokulu 2’nci sınıf öğrencileri ziyaret edilerek el hijyeninin önemine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte öğrencilere el yıkamanın önemi anlatılarak, el yıkamadan önce ve sonra alınan örnekler besi yerlerine ekilerek mikroskopta gösterildi. Öğrencilerle birlikte sabun yapımı etkinliği gerçekleştirilerek her öğrenci kendi sabununu hazırladı. El hijyeni konusunda sürekli eğitimlerle farkındalığı artırmayı hedeflediklerini belirten İlçe Milli Eğitim Müdürü Lütfü Başlı, Kahta Devlet Hastanesi’nin, bu konuda örnek uygulamaları olduğuna dikkat çekti. Düzenlenen etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, "Etkinlik kapsamında öğrencilerimize el yıkamanın önemi anlatıldı. El yıkamadan önce ve sonra alınan örnekler besi yerlerine ekilerek mikroskopta gösterildi. Doğru el yıkama teknikleri uygulamalı olarak öğretildi. El şeklinde tasarlanan ve el hijyenini vurgulayan pankartlar hazırlanarak öğrencilere hediye edildi. Bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Öğrencilerle birlikte sabun yapımı etkinliği gerçekleştirildi ve her öğrenci kendi sabununu hazırladı. Büyüklerin özverili çalışmaları, küçüklerin enerjisiyle birleşince Dünya El Yıkama Günü, hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim olarak tamamladı. Bu anlamlı etkinlikte emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Kubilay İlkokulu Müdürü Mehmet Cihan Karataş, Müdür Yardımcısı Emrah Yazan ve 2-B Sınıfı Öğretmeni Kübra Batmaz’a teşekkür belgeleri; öğrencilere ise başarı belgeleri takdim edildi. Etkinliğe, Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, İlçe Milli Eğitim Müdürü Lütfü Başlı ve Başhekim Yardımcısı Dr. Betül Sertel de katılım sağladı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:16
Erzurum’da ruh sağlığı zirvesi
Erzurum Şehir Hastanesinde düzenlenen 1. Palandöken Ruh Sağlığı Sempozyumu, "Acil Durum ve Afetlerde Ruh Sağlığına Erişim" temasıyla gerçekleştirildi. Sempozyum öncesinde Erzurum Şehir Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinden (TRSM) hizmet alan bireylerin iş uğraşı terapileri esnasında ürettiği el emeği ürünleri sergilendi, ruh sağlığı hizmetlerinde rehabilitasyonun önemine dikkat çekildi. Palandöken İlçe Kaymakamı ve Erzurum Tıp Fakültesi Dekanının da katılımıyla gerçekleştirilen Sempozyum’un açılış konuşmasını yapan Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Tör, ruh sağlığı hizmetlerinin toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetlerine erişimin önemine dikkat çekti. Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Erzurum Tıp Fakültesi ve Erzurum Şehir Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen sempozyumda afet dönemlerinde psikolojik dayanıklılığın artırılması, travma sonrası stres yönetimi ve toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri konularında sunumlar yapıldı. Erzurum Şehir Hastanesi bünyesinde hizmet veren Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe imza attı. TRSM çalışanlarının özverili katkılarıyla gerçekleşen etkinlik, ruh sağlığına dair farkındalık oluşturmanın yanı sıra, TRSM’den hizmet alan kişilerin de moral ve motivasyonunu artırdı. Programda konuşma yapan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Emine Füsun Karaşahin bireylerin sosyal yaşama katılımını destekleyen bu sürecin iyileşme yolculuğundaki kritik rolünü vurguladı. Erzurum Şehir Hastanesi başhekimi Doç. Dr. İbrahim TÖR de konuşmasında ruh sağlığında rehabilitasyonun önemini dile getirdi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:06
Doç. Dr. Boşnak’tan sarı serum uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Vuslat Boşnak, özellikle kronik kalp, akciğer ve böbrek hastalığı olanlar ile diyabet (şeker hastalığı) gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin gripten kaynaklanan komplikasyonlara karşı çok daha savunmasız olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Vuslat Boşnak, "Grip, basit bir hastalık gibi görünse de bazı risk gruplarında yaşamı tehdit eden ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Gripte erken müdahale, hastalığın şiddetini azaltarak hem iyileşme sürecini hızlandırır hem de hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltır. Sarı serum olarak bilinen sıvı ve destek tedavisi, özellikle dehidratasyon (vücutta sıvı kaybı) durumunda vücudu destekleyerek iyileşme sürecini hızlandırıyor diye düşünülse de pek çok riski beraberinde taşır. Sarı serum diye halk arasında bilinen, vitamin, mineral, elektrolit destekli tedaviler; alerjik ve anaflaktik reaksiyonlar, damar içi reaksiyonlar, ilaç etkileşimleri, aseptik şartlarda yapılmazsa enfeksiyon riski gibi pek çok istenmeyen komplikasyona yol açabilir. Bu nedenle ’Sarı serum’ tedavisi yalnızca tıbbi gereklilik halinde ve hekim değerlendirmesi sonucunda uygulanmalıdır. Uygulama sırasında hasta yakından izlenmeli, risklere karşı gerekli önlemler alınmalıdır ’’dedi. Riskli gruplar için özel uyarılar Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Vuslat Boşnak, "Kronik böbrek hastaları, Kalp yetmezliği veya diğer kalp hastalıkları olanlar, Kronik akciğer hastalıkları (KOAH, astım gibi), Şeker hastaları (diyabet). Bu risk grubundakiler, grip belirtileri ortaya çıkar çıkmaz sağlık kuruluşlarına gecikmeden başvurmalı ve doktor kontrolünde tedavisi başlanmalıdır" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Vuslat Boşnak, hastaların özellikle aşağıdaki belirtileri ciddiye alması gerektiğini belirterek, "Yüksek ateş (37,5 C ve üzeri) şiddetli ve geçmeyen öksürük. Nefes darlığı veya göğüste sıkışma hissi. Ani gelişen halsizlik, kas ağrıları ve yaygın vücut ağrıları. Baş dönmesi, bayılma hissi veya bilinç bulanıklığı. Bu belirtiler ortaya çıktığında, vakit kaybetmeden sağlık kurumuna başvurmak hayati önem taşır. Ayrıca, doktorun önerdiği dinlenme, dengeli beslenme, hijyen kurallarına dikkat etme, düzenli el yıkama ve kalabalık ortamlardan kaçınmanın da gripten korunmada etkili ve ekonomik yöntemlerdir" diye konuştu.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:05
"Öpücük hastalığı 10 yaş üzeri çocuklarda ateşli seyrediyor"
Halk arasında "öpücük hastalığı" olarak bilinen enfeksiyöz mononükleozun çocuklarda çoğu zaman fark edilmeden geçtiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Sami Yazar, "Özellikle 1-5 yaş arasındaki çocukların büyük kısmı bu virüsle temas etmektedir. Küçük yaşlardaki çocuklarda hastalık çoğunlukla fark edilmeden veya çok hafif belirtilerle atlatılırken, 10 yaş ve üzerindeki çocuklarda bağışıklık sistemi daha güçlü tepki verdiği için ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler daha belirgin hale geliyor" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Sami Yazar, çocuklarda öpücük hastalığının belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. "Öpücük hastalığı" olarak bilinen enfeksiyöz mononükleoz, Epstein-Barr virüsünün (EBV) neden olduğu bulaşıcı bir hastalık. Uçuğa yol açan virüsle aynı aileden gelen bu virüs, vücuda girdikten sonra bağışıklık hücrelerinden B lenfositlerine yerleşiyor ve güçlü bir bağışıklık yanıtı oluşturuyor. Prof. Dr. Ahmet Sami Yazar, hastalığın genellikle bir kez geçirildikten sonra bağışıklık kazandırdığını belirterek, "Bu nedenle öpücük hastalığı genellikle hayat boyu bir kez yaşanır" dedi. "Çocuklarda genellikle hafif seyrediyor" EBV’nin dünya genelinde çok yaygın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yazar, "Özellikle 1-5 yaş arasındaki çocukların büyük kısmı bu virüsle temas etmektedir. Küçük yaşlardaki çocuklarda hastalık çoğunlukla fark edilmeden veya çok hafif belirtilerle atlatılırken, 10 yaş ve üzerindeki çocuklarda bağışıklık sistemi daha güçlü tepki verdiği için ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler daha belirgin hale geliyor. Ergenlik dönemine doğru bağışıklık yanıtı artar. Bu dönemde hastalık erişkinlerdeki tabloya benzeyebilir. Ancak çocukluk çağında vakaların yaklaşık yüzde 90’ı hafif seyreder veya fark edilmeden geçer" diye konuştu. "Sadece öpüşmeyle değil, temasla da bulaşabiliyor" Adı "öpücük hastalığı" olsa da virüsün sadece öpüşme yoluyla bulaşmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yazar, "Virüs tükürük, mukus ve nadiren gözyaşı gibi vücut sıvılarıyla geçebilir. Aynı bardaktan su içmek, çatal-kaşık paylaşmak, oyuncakları ağızla temas ettirmek gibi durumlar da bulaşmaya neden olabilir. Kreş ve okullar gibi çocukların sık temas ettiği ortamlarda virüs kolaylıkla yayılabilir. Hastalık nadiren de olsa organ nakli veya cinsel temas yoluyla da bulaşabilir" şeklinde konuştu. "Belirtiler 8 haftaya kadar uzayabiliyor" Virüs vücuda girdikten sonra belirtilerin genellikle 4-8 hafta içinde ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yazar, en sık görülen belirtileri şöyle anlattı: "38-39 derece civarında dirençli ateş, şiddetli boğaz ağrısı, bademciklerde beyazımsı plaklar, boyun ve kulak arkası lenf bezlerinde şişlik, belirgin halsizlik ve yorgunluk olabilir. Bazı çocuklarda karaciğer veya dalakta büyüme, karın bölgesinde dolgunluk hissi, karaciğer fonksiyon testlerinde anormallikler ve kızamığa benzer döküntüler de görülebilir." "Diğer enfeksiyonlarla karıştırılabiliyor" Öpücük hastalığının grip, bademcik iltihabı veya Beta enfeksiyonu ile karıştırılabileceğini belirten Prof. Dr. Yazar, "Bu hastalıkta antibiyotikler etkili değildir. Hatta, bazı antibiyotiklerin kullanımı ciltte döküntüye yol açabilir. Bu yüzden tanının doğru konulması ve tedavinin doktor kontrolünde yürütülmesi gerekir" dedi. "Tanıda kan testleri önemli" Kesin tanı için tam kan sayımı, periferik yayma, Monospot testi ve EBV serolojisi gibi testlerin uygulanabileceğini belirten Prof. Dr. Yazar, "Bu testler özellikle uzun süren ateş, halsizlik ve lenf bezi büyümelerinde tanının netleşmesini sağlar" açıklamasında bulundu. "Tedavide istirahat ve destekleyici bakım şart" Prof. Dr. Yazar, EBV’ye karşı özel bir ilaç veya aşının olmadığını vurgulayarak, tedavinin tamamen destekleyici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bol sıvı tüketimi, yeterli dinlenme ve ateş kontrolü hastalığın rahat atlatılmasını sağlar. Gerektiğinde ağrı kesici veya ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Ancak antibiyotikler gereksizdir ve bazı durumlarda yan etkilere neden olabilir." "Beslenme bağışıklığı güçlendirir" Hastalığın seyrinde bağışıklık sistemini desteklemenin önemine değinen Prof. Dr. Yazar, "Protein açısından zengin beslenme (yumurta, yoğurt, et, balık), bol C vitamini alımı (portakal, kivi, yeşil sebzeler) ve şekerli gıdalardan uzak durmak gerekir. Çocuk zorlanmadan, küçük ve sık öğünlerle beslenmelidir" dedi. "Komplikasyonlara karşı dikkatli olunmalı" Çoğu çocuğun hastalığı sorunsuz atlattığını belirten Prof. Dr. Yazar, nadir de olsa dalak büyümesi veya karaciğer iltihabı gibi komplikasyonlar gelişebileceğini söyledi. Prof. Dr. Yazar, "Özellikle karın ağrısı, dolgunluk hissi veya uzun süren halsizlik fark edilirse mutlaka doktor kontrolü gerekir. Dalak büyümesi olan çocukların egzersizden kaçınması gerekir, aksi halde dalak yırtılması gibi ciddi durumlar yaşanabilir" ifadelerini kullandı. "Korunmanın tek yolu hijyen" EBV’ye karşı koruyucu bir aşı bulunmadığını hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Sami Yazar, "Çocukları bu hastalıktan korumanın en etkili yolu hijyen kurallarına dikkat etmektir. Bardak, çatal-kaşık, diş fırçası gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması, ellerin sık sık yıkanması ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması önemlidir" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 10:00
Nazilli Devlet Hastanesi, el yıkamanın önemine dikkat çekti
Hastalıklardan korunmanın en basit yolunun ellerin yıkanması olduğuna dikkat çeken Nazilli Devlet Hastanesi, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü’nde vatandaşlara hijyen çağrısı yaptı. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla Nazilli Devlet Hastanesi, el hijyeninin önemine dikkat çekti. Hastane yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, el yıkamanın hastalıklardan korunmanın en basit ama en etkili yolu olduğuna vurgu yapıldı. "Temiz eller, güçlü sağlık demektir" mesajıyla farkındalık oluşturan hastane yönetimi, vatandaşlara el yıkama alışkanlığını günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmeleri çağrısında bulundu. Özellikle bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde sabun ve suyla doğru şekilde el yıkamanın kritik öneme sahip olduğunu hatırlatıldı. Nazilli Devlet Hastanesi, yaptığı açıklamada "El yıkamak, hastalıklardan korunmanın en basit ama en etkili yoludur. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü vesilesiyle, hem kendi sağlığımız hem de sevdiklerimizin sağlığı için bu alışkanlığı günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirelim. Unutmayalım, temiz eller, güçlü sağlık demektir" ifadeleri yer aldı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:56
Adana’da trajikomik görüntü: Serum takılı halde motosikletle yolculuk yaptı
Adana’da kolunda serum takılı olan bir kişinin motosikletin arkasında yolculuk yapması görenleri hayrete düşürdü. Görüntüler üzerine uyarıda bulunan Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, "Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" dedi. Adana’da merkez Seyhan ilçesinde bir sağlık kuruluşunda tedavi olduktan sonra kolunda serum takılı olan bir kişinin motosiklet ile yolculuk yapması, görenleri hayrete düşürdü. Trajikomik olay, bir kişi tarafından cep telefonuyla görüntülendi. Görüntülerde, motosikletin arkasında oturan bir kişinin koluna takılı serumu havada tutarak gitme anları yer aldı. Trajikomik olayla ilgili Özel Medline Adana Hastanesi Acil Servis Uzmanı Dr. Enis Elmas, böyle bir yolculuğun hayati risk taşıdığına dikkat çekti. Elmas, "Bu görüntüler sağlıklı bir davranış değil. Bir hastanın, damar yolu açık şekilde sağlık merkezinden çıkması kesinlikle doğru değil. Bu durum, alerjik reaksiyon, tansiyon düşmesi, damar yolunun çıkması ve kanamaya yol açması gibi ciddi riskler taşıyor. Dolayısıyla hastanın hayati tehlikesi söz konusu olabilir" diye konuştu. "Sağlık merkezleri buna izin vermemeli, ölümle sonuçlanabilir" Elmas, hastaların zaman zaman bu şekilde çıkmak isteyebileceğini ancak sağlık merkezlerinin buna izin vermemesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Damar yolu açılması ve bu işlemlerin tamamlanması yalnızca ambulans, sağlık ocağı, hastane veya tıp merkezi gibi yetkili kurumlarda yapılmalıdır. Bizim de gönlümüzden geçen, bu tür işlemlerin mutlaka bir hekim kontrolünde gerçekleştirilmesidir. Daha önce ’sarı serum’ haberleriyle vatandaşlarda büyük bir tedirginlik oluşmuştu. Bu tür görüntüler gerçekten hoş değil; adeta beşinci dünya ülkesinde yaşıyormuşuz hissi veriyor." Kişinin motosiklet üzerinde olmasının riski kat kat artırdığına vurgu yapan Elmas, "Bir düşme durumunda kafa travması geçirme ihtimali var. Bu tür yanlış uygulamalar sonucunda alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:54
"Doğru el yıkama hayat kurtarır"
DÜZCE (İHA) – Dr. Öğretim Üyesi Bekir Tunca, "El hijyenine dikkat edilmemesi, toplu yaşam alanlarında enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur" dedi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hastane El Hijyeni Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada doğru el yıkamanın birey ve toplum sağlığı için önemine dikkat çekti. El hijyeninin enfeksiyonların yayılmasını önlemede en basit ama en etkili yöntem olduğunun altını çizen Tunca, "Günlük hayatta eller birçok yüzeyle temas eder ve bu sırada mikroorganizmalar kolayca bulaşabilir. Doğru el yıkama, bu bulaş zincirini kırar ve hem kişisel hem de toplumsal düzeyde enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır" dedi. "Temas, birçok enfeksiyonun etkenidir" Grip, nezle, Covid-19, Hepatit A gibi birçok enfeksiyon etkeninin kişiden kişiye en sık temas yoluyla bulaştığını ifade eden Dr. Tunca, "Günlük yaşamda ellerin sıkça temas ettiği kapı kolları, asansör düğmeleri ve toplu taşıma tutacakları gibi yüzeylerde virüsler ve bakteriler uzun süre canlı kalabilir. Bu yüzeylere dokunduktan sonra ağız, burun veya göz bölgesine temas edilmesi, mikroorganizmaların vücuda girişini kolaylaştırır. Hastane ve sağlık kuruluşlarında durum daha da kritiktir. Dirençli bakteriler genellikle sağlık çalışanlarının elleri aracılığıyla bir hastadan diğerine taşınabilir. Bu nedenle hastane enfeksiyonlarının (nozokomiyal enfeksiyonların) kontrolünde el hijyeni en temel ve vazgeçilmez önlemdir" şeklinde konuştu. Ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye boyunca yıkanması gerektiğini belirten Tunca, "Avuç içleri, elin sırtı, parmak araları, tırnak dipleri ve bilekler sabunla iyice ovulmalı, ardından suyla durulanmalıdır. En sık yapılan hatalar; sabun kullanmadan yıkamak, süreyi kısa tutmak, tırnak diplerini ihmal etmek ve eller yıkandıktan sonra tekrar kirli yüzeylere temas etmektir" ifadelerini kullandı. Suya ve sabuna ulaşmak mümkünse öncelikli olarak klasik el yıkama yönteminin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Tunca, "Su bulunmayan ortamlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri kullanılabilir. Ancak eller görünür şekilde kirliyse dezenfektan etkili değildir, mutlaka sabunla yıkanmalıdır" dedi. "Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturur" El hijyenine dikkat edilmemesinin toplum sağlığı açısından risklerine değinen Tunca, "El hijyenine dikkat edilmemesi, toplu yaşam alanlarında enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur. Özellikle okul, hastane ve toplu taşıma gibi ortamlarda mikroorganizmalar kolayca elden ele taşınır. Bu durum çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturur. Toplum genelinde el yıkama alışkanlığı kazandırıldığında bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı önlenebilir" şeklinde konuştu. Toplumun el yıkama farkındalığını artırmak için eğitim çalışmalarının gerekli olduğunun altını çizen Dr. Tunca, "Özellikle çocuklara küçük yaşta doğru el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı, okullarda ve sağlık kurumlarında bu konu sürekli hatırlatılmalıdır. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü bu bilinci tazelemek için önemli bir fırsattır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder