Son Dakika
|
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
İstanbul bayram sabahına sisle uyandı
5’i çocuk 6 kişinin öldüğü yangında sera sahibi tutuklandı
New York’ta bayram namazı sokaklara taştı
Arakçi’den ABD’ye: "Hükümet bir şey söylüyor, gerçeklik ise başka"
Telefondan annesiyle bayramlaşan Mehmetçik’in duygu dolu anları
Mardin’de dilencinin para saydığı anlar kamerada
SAĞLIK
Normal doğum Gümüşova’da anlatıldı
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:27:34
Düzce’nin Gümüşova ilçesinde anne ve anne adaylarına yönelik düzenlenen eğitim programında, normal doğumun önemi ve süreci detaylı şekilde anlatıldı. Normal Doğum Eylem Planı kapsamında Gümüşova İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen "Doğal Olan Normal Doğum" konulu eğitim programında, katılımcılara doğum sürecine ilişkin kapsamlı bilgiler verildi. Gebe Okulu Koordinatörü Mükerrem Bayrak tarafından verilen eğitimde, anne ve anne adaylarına normal doğumun önemi, süreci ve sağladığı avantajlar hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Programda, normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekilerek, doğum sürecine ilişkin doğru bilinen yanlışlar ele alındı. Eğitim süresince katılımcıların soruları yanıtlanırken, doğuma hazırlık süreci, gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar ve sağlıklı bir doğum için öneriler paylaşıldı. Yetkililer, Normal Doğum Eylem Planı kapsamında benzer bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek, anne ve anne adaylarının bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini ifade etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun
Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
20 Mart 2026 Cuma - 12:55
ANKA’da bayram coşkusu
Gaziantep Özel Anka Hastanesi’nde Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenlendi. Gaziantep Özel Anka Hastanesi’nde Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma programı düzenlendi. Hastane Yönetim Kurulu Üyeleri Dr. Av. Cengiz Bayram, Ali İhsan Sofuoğlu, Genel Müdür Yardımcıları Ayşe Koç ve Yaşar Ağdağ, Başhekim Fırat Dalgıçer ile hekimler ve hastane çalışanlarının katıldığı programda bayramın birlik ve beraberlik ruhu ön plana çıktı. Gerçekleştirilen bayramlaşma töreninde sağlık çalışanları bir araya gelerek bayram sevincini paylaştı. Samimi bir atmosferde geçen etkinlikte, kurum içi dayanışmanın ve ekip ruhunun önemi bir kez daha vurgulandı. Anka Hastanesi yönetimi, bayramların toplumsal bağları güçlendiren özel günler olduğuna dikkat çekerek, tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:19
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
2
20 Mart 2026 Cuma- 09:40
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
3
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
4
14 Mart 2026 Cumartesi- 12:07
Görme kaybı yaşarken ders çalıştı, şimdi doktorlarıyla meslektaş olmayı hedefliyor
5
20 Mart 2026 Cuma- 08:51
Uzmanlar: "Bayramda ikramları olabildiğince hafif tutun"
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:14
Kışa güçlü mikrobiyota ile girin
Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, kış aylarında bağışıklığı korumanın en etkili yolunun güçlü bir mikrobiyota oluşturmaktan geçtiğini vurguladı. "Doğanın yağmurla canlanmasına seviniyoruz; peki bizim sağlığımız nasıl canlanacak?" sorusuna yanıt veren Mutluer, "Doğanın yağmurla beslenmesine seviniyoruz; çünkü bu döngü toprağın canlanması için vazgeçilmez. Peki bizler bu soğuk aylarda sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız?" diyerek sözlerine başladı. Yanıtın, doğduğumuz andan itibaren şekillenmeye başlayan mikrobiyotanın dengede tutulmasından geçtiğini belirten Mutluer, güçlü bir bağırsak yapısının bağışıklığı desteklediğini vurgulayarak stres yönetimi, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin kış döneminde hayati önem taşıdığını söyledi. Kış aylarında beslenmede dikkat edilmesi gerekenler Mutluer, Kış aylarında beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Yeterli protein alınmalı, probiyotiklerden zengin bir beslenme düzeni oluşturulmalı, prebiyotik ve probiyotik besinler birlikte tüketilmeli, lif (posa) açısından zengin gıdalara öncelik verilmelidir. Bağışıklığı destekleyen zencefil, karabiber, sarımsak, soğan, yeşil çay, papatya çayı, kekik çayı ve mevsim sebzeleri hem bağırsak sağlığına hem de bağışıklık sistemine olumlu katkılar sunar." Diyetisyen Deniz Mutluer, güne başlamak için özel bir karışım önerdi: "Her sabah aç karnına: 1 su bardağı ılık su, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı limon suyu karıştırılarak tüketilebilir."
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:10
Parkinson’da bağırsak- beyin iletişimi çip üstü organ teknolojisiyle araştırılıyor
Parkinson hastalığında bağırsak ve beyin arasındaki iletişimin nasıl bozulduğunu ortaya çıkarmak amacıyla Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde önemli bir bilimsel çalışma yürütülüyor. Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda sürdürülen projede, son yıllarda dünyada hızla gelişen çip teknolojisi kullanılarak hastalığın erken dönem biyobelirteçlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor.
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:00
Üç çocuk annesi fabrika işçisinin parçalanan bacakları ampute edilmekten kurtarıldı
Eskişehir’de 3 çocuk annesi fabrika işçisi kadının forklift tarafından parçalanan bacakları ampute edilmekten 2 buçuk saatlik ameliyatla kurtarıldı. Eskişehir’de bir seramik fabrikasında paketleme bölümünde işçi olarak çalışan evli ve 3 çocuk annesi 36 yaşındaki Özlem Uysal’ın başına bir süre önce elim bir kaza geldi. Çalıştığı fabrikada yürürken yanından geçtiği hareket halindeki forklift kadına çarptı. Çarpmanın etkisiyle talihsiz kadın, bir anda tonlarca ağırlığındaki forkliftin altında kaldı. Ayakları araca sıkışan Uysal, ağır yaralı şekilde Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. İki bacağından ciddi derece de yaralanan kadının sağ bacağını kaybetme ihtimali yüksek olduğu için, hızlı bir şekilde ameliyata alındı. Bacaklarında parçalı kırıklar bulunan hasta Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde görevli Op. Dr. Mehmet Eser tarafından 2 buçuk saat süren bir ameliyata alındı. Doku kaybı olan bacak yapılan müdahale ile ampute edilmekten kurtarıldı. "Bacak kaybı riski oldukça yüksektir" Operasyonla Özlem Uysal’ın bacaklarını kurtaran Op. Dr. Mehmet Eser, "Hastamız, iş yerinde geçirdiği forklift kazasına bağlı olarak ciddi yaralanmalar yaşadı. Hastamızda crush yaralanması sonucu sağ bacağında doku kaybı ile birlikte bacak kemiklerinde çok parçalı kırıklar mevcuttu. Aynı yaralanma nedeniyle sol ayak bileğinde de doku kaybı olmamasına rağmen inanılmaz derecede ezilme olan bir kırığı vardı. Hastamızı acil servise geldikten sonra ekip arkadaşlarımızla birlikte hızlı bir şekilde acil ameliyata aldık. Ameliyatta öncelikle doku kaybını önleyici yara temizliği ve yara bakımı yaptık. Ardından, kademeli bir şekilde ilerleyen bir ameliyatla kırıkları ortopedik implantlarla tespit ettik. Bu tip bacak yaralanmalarında, eğer multidisipliner bir yaklaşımla acil bir ameliyat yapılmazsa, bacak kaybı riski oldukça yüksektir. Bu oranı yüzde 70-80 olarak belirtebiliriz. Bu sebeple hastamızın, Eskişehir Şehir Hastanesi Acil Servisine başvurmuş olması kendisi için bir şans olarak nitelendirilebilir. Biz bu konuda çok tecrübeli bir hastaneyiz ve ekip olarak da deneyimliyiz. Hastamıza elimizden geldiğince yardımcı olduğumuzu düşünüyorum. Hastamızın ortalama kırık kaynaması 3 ay sürecektir. Bu kaynama sürecinde belli bir süre ayağının üzerine bastırmayacağız, ancak koltuk değnekleriyle ağırlık vermeden bastırabilir. Hastamız, doku takibi amacıyla yaklaşık bir hafta on gün daha hastanemizde kalacak. Sonrasında evine sağlıklı bir şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz. İki bacağı birden kırık olması nedeniyle yaklaşık 2 buçuk saat süren bir ameliyat gerçekleştirdik" dedi. "Şükrediyorum; daha kötüsü olabilirdi, ölebilirdim" Geçirdiği kaza ile ilgili konuşan 3 çocuk annesi Özlem Uysal başından geçenleri şöyle anlattı; "Seramik Fabrikası’nda paketleme bölümünde çalışıyorum. Orada bir iş kazası geçirdim. Forklift duruyordu, ben de yanından geçiyordum. Her zamanki gibi, farklı bir şey değildi. Ancak yanından geçerken forklift ani bir manevra yaptı ve kaza o şekilde oldu. Forklift boştu ve dönerken ayağımı içine aldı. Ayağımı içine alıp beni yere yatırdı diyebilirim. Kazanın olduğu ilk an çok kötüydü, ölüyorum zannettim. Anlatılamaz, çok büyük bir acıydı. Forkliftin 5 tonluk olduğunu öğrendim. Kazadan sonra yaralandım ve buraya geldim. Şu an durumum iyi. Ameliyata girmeden önce bacağımı kaybetme riskimin olduğunu biliyordum ve çok korktum. İlk andan itibaren risk taşıdığımı biliyordum. Yine de şükrediyorum; daha kötüsü olabilirdi, ölebilirdim. Ben evliyim ve üç çocuğum var. Doktoruma ve hastaneye çok teşekkür ederim. Allah razı olsun."
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:59
"Günde 4-5 fincan sınırı aşılmamalı"
Kahvenin diyabete olumlu etkisi olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Geniş ölçekli çalışmalar, düzenli kahve tüketen bireylerde Tip 2 diyabet gelişme riskinin yüzde 20 ila 30 oranında azaldığını gösteriyor. Ancak günde 4-5 fincan sınırını aşmamak gerekiyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, dünya genelinde en çok tüketilen içeceklerden biri olarak hem kültürel hem de biyolojik açıdan özel bir yere sahip olan kahvenin diyabet ile ilişkisine dair önemli bilgiler verdi. Güne enerjik başlamanın en pratik yolu olarak görülse de, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmaların kahvenin bundan çok daha fazlasını sunduğunu belirten Diyetisyen Erden "Kahve, beslenmede antioksidan alımının en önemli kaynaklarından biridir. İçeriğinde yer alan klorojenik asit ve polifenoller, serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarını azaltmaktadır. Bu sayede yalnızca enerji verici bir içecek değil, aynı zamanda hücre koruyucu bir bileşen olarak da değerlendirilmektedir" dedi. "Kahve içenlerde Parkinson ve Alzheimer daha az görülüyor" Araştırmaların, kahvenin karaciğer sağlığı üzerinde de olumlu etkiler gösterdiğini aktaran Diyetisyen Erden düzenli kahve tüketiminin karaciğer yağlanması, fibrozis ve siroz riskini azaltabildiğini; kafeinsiz kahvenin de benzer sonuçlar doğurmasının bu etkinin yalnızca kafeinden değil, kahvenin bitkisel bileşiklerinden kaynaklandığını ifade etti. Uzun yıllar boyunca kahvenin, kalp sağlığı açısından riskli kabul edilmesine rağmen güncel verilerin bu algıyı değiştirdiğine dikkat çeken Diyetisyen Erden "Ölçülü kahve tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmadığı, hatta bazı durumlarda koruyucu olabileceği yönünde bulgular mevcuttur. Günde 2-3 fincan kahve içen bireylerde Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının daha düşük oranda görüldüğü de bilimsel çalışmalarla desteklenmiştir" diye konuştu. "Günde 400 mg kafein alımı yeterli" Kahvenin diyabetle ilişkisine dair güncel klinik çalışmalara değinen Diyetisyen Erden geniş ölçekli çalışmaların, düzenli kahve tüketen bireylerde Tip 2 diyabet gelişme riskinin yüzde 20 ila 30 oranında azaldığını gösterdiğini söyledi. Diyabet ile ilgili önde gelen bilimsel bir dergide yayımlanan araştırmada, günde 3-4 fincan kahve içenlerde bu riskin anlamlı şekilde azaldığını; daha kapsamlı çalışmalarda ise her ek fincan kahveyle diyabet riskinin yaklaşık yüzde 7 oranında azaldığının ortaya konulduğunu dile getirdi. Diyetisyen Erden bununla birlikte günlük 400 mg kafein yani yaklaşık olarak 4-5 fincan kahve sınırının aşılmaması uyarısında bulundu. Bu ilişkinin arkasında kahvenin biyoaktif bileşenlerinin rol oynadığı düşüncesinin yer aldığını belirten Diyetisyen Erden "Polifenoller ve klorojenik asit gibi maddelerin antioksidan etkileri, vücuttaki oksidatif stres ve kronik inflamasyonu azaltarak metabolik dengeyi desteklemektedir. Bazı araştırmalarda kahve tüketiminin insülin duyarlılığını artırdığı ve pankreas -hücre işlevlerini koruduğu da bildirilmiş durumdadır. Güncel kanıtlar, günde 3-5 fincan kahvenin (yaklaşık 300-400 mg kafein) koruyucu etkiyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Sade ve şekersiz kahve daha etkili oluyor" Bununla birlikte Diyetisyen Erden faydalı etkinin, sade ve şekersiz kahvelerde daha belirgin olduğu; şeker, krema veya aromalı şuruplarla hazırlanan kahvelerde bu etkinin azaldığını da söyledi. Sağlıklı beslenme adına kahvenin kişisel tolere edilebilirliği, uyku düzeni, anksiyete eğilimi ve kafein duyarlılığı gibi faktörlere göre değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Diyetisyen Erden kahvenin su yerine geçmeyeceği uyarısında bulunarak "Kahvenin diüretik etkisi olduğu için su yerine geçmeyeceğini dikkate almakta fayda var. Kahve içtiğinizde günlük su tüketiminize de yine dikkat etmelisiniz. Her yetişkinin günlük 2-2,5 litre su içmesi önerilir" dedi.
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:37
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi"
Çankırı’da açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin dünyanın en iyi sağlık altyapısına kavuşturulduğunu ifade ederek, "Artık Türkiye de kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi" dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bir dizi temaslarda bulunmak, sağlık alanındaki yatırımları incelemek için Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, ziyaretleri kapsamında Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar ile bir araya geldi. Vali Taşolar’ı makamında ziyaret eden Memişoğlu, kentteki çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Memişoğlu, Türkiye Yüzyılında sağlık alanında önemli yatırımlara imza attıklarını ifade etti. "400 yataklı hastanemizi İnşallah 2026’da milletimizin hizmetine sunacağız" Sağlıklı Türkiye Yüzyılı kapsamında 64’üncü il olarak Çankırı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Bakan Memişoğlu, Çankırı’daki sağlık hizmetleri altyapısının güçlendirilmesi için yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler vererek, "Çankırı’da 16 tane birinci basamak, 13 adet ikinci basamak olmak üzere şimdiye kadar 29 sağlık tesisi hizmete açtık. Sağlıkla ilgili Çankırı iyi yerlere geldi. Bugün Çankırı’da 400 yataklı hastanemizin inşaatını belli bir seviyeye ulaştırdık. İnşallah Bunun yanında 2 adet birinci basamak ve 1 adet ikinci basamak olmak üzere toplam 3 sağlık tesisinin inşaatı da sürüyor. Çankırı’da 400 yataklı hastanemizin inşaatını belli bir seviyeye ulaştırdık. İnşallah 2026’da milletimizin hizmetine sunacağız. Bu hastanemiz hizmete geçtiği zaman yaklaşık 700 yataklı, eğitim ve araştırma hastanesi fonksiyonu görebilecek fiziki sağlık alt yapısına kavuşmuş olacak. Sağlıkla ilgili hastasının çevreye gitmeyeceği, kendisinin sağlıkla ilgili her türlü hizmeti alabilecek hale gelecek. Bu sağlık hizmetinin Çankırı’ya kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Türkiye’de üretilen ileri teknoloji cihazlarını sağlık sistemimizde kullanır hale geliyoruz" Türkiye’nin sağlık altyapısını yerli cihazlarla güçlendirdiğini vurgulayan Memişoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye sağlık altyapısı anlamında dünyanın en iyi sağlık alt yapısına kavuşmuş durumda. Türkiye Yüzyılı dediğimiz vizyonumuzu gerçekleştirme aşamasındayız. Aselsan’ın ürettiği, tamamen yerli mühendislerimizin oluşturduğu cihazlarımızı teslim aldık. Artık Türkiye de kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi. Dün 30 tane röntgen cihazımızı teslim aldık. Bundan sonra da Türkiye’de üretilen ileri teknoloji cihazlarını sağlık sistemimizde kullanır hale geliyoruz" diye konuştu. Kurşunlu ilçesindeki termal kaynaklarıyla Çankırı’nın aynı zamanda sağlık turizmi açısından stratejik bir bölge olduğunu ifade eden Memişoğlu, bölgenin termal turizmi merkezlerinden biri haline gelmesini sağlamak istediklerini ifade etti. Çankırı’da inşa edilen Kızlaryolu Barajı ile içme suyu kalitesinin artmasının halk sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Memişoğlu, emeği geçenlere teşekkür etti. "En iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz" Halk sağlığının korunmasını da önemsediklerini belirten Bakan Memişoğlu, "Ülkemizde sağlık hizmetleriyle ilgili koruyuculuğu önemsiyoruz. Aynı zamanda burada olduğu gibi hastanelerimizi yenilemeyle ilgil bir sağlık anlayışımız var. Toplumumuzdan da bedenlerini korumasını, hastalanmadan sağlıkla ilgili bedenlerinin kıymetini bilerek sağlıklı kalmalarını istiyoruz. Ama hastalandıkları zaman da bütün fiziki altyapımız ve insan gücümüzle onlara en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz" dedi.
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:36
İçtiği çay nefes borusuna kaçan genci Heimlich manevrası kurtardı
İçtiği çay nefes borusuna kaçak genç, arkadaşının yaptığı Heimlich manevrasıyla kendine geldi.
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:35
İnan’dan 112 istasyonlarına ziyaret
İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan, 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarını ziyaret ederek çalışanların haftasını kutladı. İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında kentte bulunan 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarını ziyaret ederek, görev başındaki sağlık personeliyle görüştü. Ziyarette, acil sağlık ekiplerinin günün 24 saati boyunca kesintisiz hizmet sunduğunu hatırlatan İnan, "Acil sağlık çalışanlarımız, vatandaşlarımızın en çaresiz anlarında yanlarında olarak hayati bir görevi yerine getiriyor. Gösterdikleri fedakarlık ve özveri, toplum sağlığı açısından son derece kıymetli" dedi. Öte yandan, ambulans ekipleriyle yapılan görüşmede kent genelinde verilen acil sağlık hizmetlerinin durumu değerlendirildi. Ekiplerin vaka dönüş süreçleri, yoğunluk oranları ve sahadaki ihtiyaçları üzerine bilgi alışverişi yapıldı. Dr. İnan, personelin moral ve motivasyonunun önemine dikkat çekerek tüm çalışanların Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nı kutladı ve görevlerinde başarılar diledi.
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:23
Midesi alınan hastaya bağırsaktan yeni bir mide
Medical Point Gaziantep Hastanesi’ne yutma güçlüğüyle başvuran hastanın yemek borusu ve midesi alındı. Hastaya ince bağırsaktan yeni bir mide oluşturularak sindirim sistemi yeniden yapılandırıldı. Gaziantep’te 55 yaşındaki bir erkek hasta, yaklaşık iki aydır devam eden yutma güçlüğü, hazımsızlık ve mide yanması şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastanın yemek borusunun alt kısmını ve midesini büyük ölçüde tıkayan dev bir kitle tespit edildi. Gerçekleştirilen başarılı ameliyatla hastanın yemek borusunun alt bölümü ve midesi tamamen alınırken, ince bağırsaktan yeni bir mide oluşturularak sindirim sistemi yeniden yapılandırıldı. Medical Point Gaziantep Hastanesi’ne başvuran hastaya yapılan endoskopik incelemede, kitle yapının yemek borusu çıkışını ve mide girişini ileri derecede daralttığı, ayrıca diyafram kasına doğru uzanım gösterdiği belirlendi. Bunun üzerine genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner tarafından hastanın ileri görüntülemeleri ve ameliyat öncesi hazırlıkları hızla tamamlanarak cerrahi tedaviye karar verildi. Zorlu operasyon, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner başkanlığında, Dr. Mesut Gül’ün de yer aldığı genel cerrahi ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat kapsamında hastanın yemek borusunun alt kısmı ve midesinin tamamı çıkarıldı (parsiyel özefajektomi + total gastrektomi). Kitlenin yayıldığı diyafram kası bölgesi rezeke edilirken, aynı seansta dalak da alındı (splenektomi). Ardından hastanın ince bağırsağından yeni bir mide oluşturularak yemek borusu ile sindirim sistemi devamlılığı yeniden sağlandı. Ameliyat sonrası durumu stabil seyreden hasta, kısa sürede ağızdan beslenmeye başlarken, tedavi ve takiplerinin sorunsuz şekilde devam ettiği öğrenildi. "Mide belirtileri ihmal edilmemeli" Mide kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, "Mide yanması, hazımsızlık, ekşime, geçmeyen mide ağrıları ve özellikle yutma güçlüğü gibi belirtiler kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bu şikâyetlerin erken dönemde değerlendirilmesi, tedavi başarısında kritik rol oynar" dedi.
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:16
Menopoz kış aylarında sağlık risklerini arttırıyor
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul, menopoz döneminde kış aylarının hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirterek, bu sürecin yalnızca hormonal değişimlerden ibaret olmadığını söyledi. Op. Dr. Soner Pul, östrojen seviyelerinin düşmesiyle birlikte metabolizma, damar yapısı ve kemik yoğunluğu değişikliklerinin daha belirgin hale geldiğini; soğuk havanın da ek bir stres faktörü oluşturarak menopoz belirtilerini yoğunlaştırabildiğini ifade etti. Kış aylarında gün ışığının azalması nedeniyle duygu durum dalgalanmalarının arttığını, soğuk hava nedeniyle fiziksel aktivitenin azaldığını ve tüm bu etkenlerin menopozdaki kadınları çok yönlü şekilde etkilediğini dile getiren Op. Dr. Soner Pul, bu dönemde bilinçli hayat tarzı değişikliklerinin önemli olduğunu vurguladı. "Soğuk havanın eklem sıvısını yoğunlaştırarak ağrı reseptörlerini daha hassas hale getirdiğini ve bu nedenle menopoz döneminde eklem şikâyetlerinin belirgin şekilde arttığını gözlemliyoruz" diyen Medicana International İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Soner Pul sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle osteoartrit eğilimi olan kadınlarda kış ayları eklem sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Menopozla birlikte bağ dokusunun esnekliğinin azalması ve östrojenin koruyucu etkisinin zayıflaması nedeniyle soğuk hava eklem yüzeyinde daha fazla hassasiyet oluşturur. Sabah saatlerinde veya hareketsizlik sonrası ağrılar artış gösterebilir. Kat kat giyinme, sıcak uygulamalar, düzenli yürüyüş ve hafif germe egzersizleri bu dönemde önemli destek sağlamaktadır. Ağrı, yaşlanmanın doğal bir sonucu gibi görüldüğünde doktora başvurular gecikmekte ve altta yatan sorunlar ilerleyebilmektedir." Kalp damar sağlığı kış aylarında daha fazla etkileniyor "Menopozla birlikte östrojen seviyesinin düşmesi tansiyon ve kolesterol dengesini etkilerken, soğuk hava damarların daralmasına yol açarak kalp damar risklerini artırıyor" ifadelerini kullanan Op. Dr. Soner Pul, "Özellikle kış mevsiminde ani ısı değişimlerinden kaçınmak ve dış ortamda vücut ısısını sabit tutmak kadınların kalp sağlığını korumasında kritik rol oynamaktadır. Kış aylarında hareketsizliğin artması dolaşımı olumsuz etkilemekte, buna bağlı olarak çarpıntı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikâyetleri daha fazla görülebilmektedir. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli tansiyon takibi, dengeli beslenme ve haftalık egzersiz rutinleri bu dönemde mutlaka uygulanmalıdır. Kış aylarında, özellikle sabah saatleri dolaşım üzerinde daha fazla stres oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. Düşme ve kırık riskleri artıyor Osteoporoz riskinin menopoz döneminde yükseldiğini ve kış aylarında kaygan zeminlerin bu riski tehlikeli boyutlara taşıyabildiğini belirten Op. Dr. Soner Pul, "Kalça ve bilek kırıkları menopoz sonrası dönemde daha sık görülmektedir. Kış aylarında güneş ışığının azalmasına bağlı olarak D vitamini seviyeleri düşmekte, bu hem kemik yoğunluğunu azaltmakta hem de ruh halinde dalgalanmaya neden olmaktadır. D vitamini takviyesi doktor kontrolünde düzenli olarak takip edilmeli. Denge egzersizleri ve uygun tabanlı ayakkabılar kırık riskini azaltmada etkilidir. Ayrıca soğuk havanın genel motivasyonu düşürmesiyle kadınların daha az hareket etmesine sebep olmakta, bu da kemik ve kas sağlığı üzerinde ek risk oluşturmaktadır" açıklamalarında bulundu. Kış aylarında kilo artışı menopozla birleştiğinde daha hızlı oluyor Kışın hareketin azalmasının ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimin artmasının, menopozdaki metabolizma yavaşlamasıyla birleştiğinde kilo artışını hızlandırdığını belirten Op. Dr. Soner Pul, "Beslenme düzeni bu süreçte kritik öneme sahip. Kış aylarında karbonhidrat ağırlıklı beslenme eğiliminin yükselmektedir. Bu özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda bölgesel yağlanmayı artırarak metabolik riskleri artırmaktadır. Lif tüketiminin artırılması, gün içine kısa hareket molaları eklenmesi, akşam saatlerinde hafif egzersizlerin tercih edilmesi ve sıvı tüketiminin artırılması kilo kontrolüne önemli katkılar sağlamaktadır. Küçük ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri uzun vadede sağlık faydaları sunmaktadır" dedi. Menopoz doğru yönetildiğinde kontrol edilebilir bir süreçtir Op. Dr. Soner Pul, "Menopoz yaşam kalitesini olumsuz etkilemek zorunda değil. Eklem ağrısı, çarpıntı, ani kilo artışı veya kemik ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde gecikmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerekir. Kış aylarında artan riskler, düzenli takip ve doğru yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabilir. Kişiye özel sağlık planlaması yapıldığında menopoz süreci çok daha rahat ve güvenli yönetilebilir" diyerek açıklamalarını tamamladı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:56
Viral enfeksiyonlar kapıda, çocuklara dikkat
Kış mevsimiyle birlikte çocuklarda viral solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış görülüyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade ederek, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını söyledi. Sağlık verileri sonbahardan itibaren ateş, öksürük ve burun akıntısıyla seyreden hastalıklarda ciddi bir yükseliş olduğunu gösteriyor. Hem aileleri hem de eğitim kurumlarını yakından ilgilendiren önemli uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hikmet Akbulut, kışın kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, yetersiz havalandırma ve güneş ışığının azalması nedeniyle virüslerin çok daha kolay bulaştığını vurguladı. Benzer belirtiler tanıyı zorlaştırıyor Okullarda temasın çoğalması, ailelerin ve çocukların daha çok kapalı alanlarda bulunması enfeksiyon riskini artırırken, bağışıklığın bu dönemde daha kolay zayıflamasıyla hastalıklar sıklaşıyor. En sık görülen enfeksiyonlar arasında grip (influenza), RSV, adenovirüs, rinovirüs, Covid-19 ve parainfluenza bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, bu hastalıkların çoğunun ateş, öksürük, halsizlik ve burun akıntısı gibi benzer belirtilerle başladığını belirtti. Belirtilerin benzerliği nedeniyle ailelerde ‘’Bu hastalık grip mi, bronşit mi, yoksa başka bir enfeksiyon mu?’’ şeklinde karışıklık yaşandığını söyleyen Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, "Kesin tanı koymak her zaman mümkün olmayabiliyor. Ancak her virüsün kendine özgü bir dönemi ve bulgusu vardır. Gerekli durumlarda testler ve PCR yöntemleriyle tanı netleşebilir. Gripte ateş ön olanda iken adenovirüste ishal, koksakivirüste el-ayak döküntüleri, RSV’de ise öksürük baskındır. Bu virüslerin çoğunda önlem alınmazsa özellikle yenidoğan bebeklerde ve kronik hastalığı olan çocuklarda hastaneye yatışa kadar gidebilecek ağır tablolar görülebilir’’ dedi. Basit önlemler hastalık yükünü azalıyor Kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yöntemlerinden birinin el yıkamak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, çocukları virüslere karşı korumada temel hijyen alışkanlıklarının büyük rol oynadığını vurgulayarak, "Düzenli el yıkama, kapalı alanların sık sık havalandırılması, hasta bireylerin maske kullanması, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi basit önlemler hastalıkların yükünü ciddi oranda azaltabilir. Ayrıca okullarda sık temas edilen yüzeylerin düzenli temizliği de hastalık bulaş oranlarını azaltabilir’’ ifadelerini kullandı. Antibiyotik kullanımının viral hastalıklara etkisi konusunda ise önemli uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Hikmet Akbulut, muayene edilmeden kullanılan antibiyotiklerin iyileşmeyi geciktirebildiğini hatırlatarak antibiyotiklerin yalnızca hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:52
’Yaşama Yol Ver’ etkinliği ile farkındalık oluşturuldu
Eskişehir’de 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında, farkındalık oluşturulması amacıyla ’Yaşama Yol Ver’ etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik çerçevesinde; Eskişehir Tren İstasyonu, Ankara ve Kütahya girişi polis kontrol noktalarında eş zamanlı olarak sürücülere bilgilendirmede bulunuldu. Vatandaşlara ’Yaşama Yol Ver’ ve ’112 Aranırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar ile İlkyardım’ konulu broşürler dağıtıldı. İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Birimi, İl Ambulans Servisi Başhekimliği ve UMKE personellerinin katılım sağladığı etkinlik ile farkındalık oluşturulması amaçlandı.
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:45
Nadir hastalıkların tanısında yapay zekâ dönemi
MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep, nadir hastalıklar konusunda yapay zeka kullanımını hedefleyen ortak bir dijital dönüşüm projesine imza attı. Üç kurumun iş birliğiyle hayata geçirilecek PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların erken tanısındaki öncü dijital girişimlerden biri olacak. Sağlık sektöründe yapay zeka kullanımı ve dijital dönüşüm konusunda Türkiye’nin en önemli anlaşmalarından biri imzalandı. MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in ortak imzasıyla Türkiye’de nadir hastalıkların tanı süreçlerinde yeni bir dönem başlıyor. PNH (Nadir Hastalıklar) Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların dijital yönetimi alanındaki öncü bir girişim olarak dikkat çekiyor. Yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı Projenin imza töreni, MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de nadir hastalıkların yönetimi, Sağlık Bakanlığı’nın 2023-2027 Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde hızla gelişiyor. Üç kurumun imzaladığı PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi’nin, bu alanda yapılan ilk iş birliği olduğu belirtildi. Proje ile alanlarında 3 öncü kurum; sağlık çalışanlarının doğru ve hızlı yönlendirme yetkinliğinin artırılması, dijital tanı programlarının yaygınlaştırılması, yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı sunulması ve ülkemizde nadir hastalıkların veriye dayalı yönetimi gibi alanlarda somut katkı sağlayacak. Nadir hastalıklarda 5 yılı bulan tanı süresi kısalacak Araştırmalara göre, Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) gibi nadir hastalığı olan bir hastanın kesin tanı alması ortalama 5 yılı bulabiliyor. Bu zaman zarfında hastalar 8 farklı uzmana başvuruyor ve vakaların yaklaşık yüzde 35-40’ında yanlış tanı sonucu hastaların doğru tedaviye erişimi gecikiyor. Üç kurumun liderliğinde yürütülen projenin hayata geçmesiyle, yapay zekâ temelli algoritmalar kullanılarak PNH hastalığında olduğu gibi risk taşıyan nadir hastalıklara sahip olan kişiler sağlık profesyonelleri tarafından daha erken fark edilecek ve zamanında, doğru merkezlere ve uzmanlara yönlendirilebilecek. Projede MLP Care’in güçlü ve yaygın hastane ağı ile tecrübeli uzman hekim kadrosu, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar grubunun 30 yıllık global nadir hastalık deneyimi ve Evideep’in teknolojik yetkinlikleri bir araya geldi. Bu kapsamda, bünyesinde Medical Park ve Liv Hospital hastanelerini bulunduran MLP Care’de gerçekleştirilecek pilot çalışma ile sağlık çalışanları için etkin dijital bir platform kurulması; uyarılar ve öneriler ile tanı sürecinin desteklenmesi için ortam hazırlanması hedefleniyor. Hem yaşam kalitesi iyileştirilecek hem de sağlık maliyetleri azaltılacak Yapılan iş birliğinin, sağlık sektörünün modern teknolojilerle kamu politikalarını destekleyici yaklaşımının en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden MLP Care Dijital Tanı Direktörü Dr. Sinan Şahin, "MLP Care Grubu olarak, sektördeki 30 yılı aşkın köklü deneyimimiz, imza attığımız bilimsel çalışmalar ile ülkemizde ve dünyada önde gelen sağlık grupları arasında yer almanın sorumluluğuyla yeniliklerin içinde olmayı sürdürüyoruz. Proje, nadir hastalıkları olan binlerce hastanın yıllar sürebilen teşhis sürecini belirgin ölçüde kısaltarak doğru tanıya ve tedaviye erişimini hızlandıracak. Ülke sağlığı açısından ise bu iş birliğinin önemi, hem hastaların yaşam kalitesinin doğrudan iyileştirilmesi hem de yanlış veya gecikmiş tanılardan kaynaklanan uzun vadeli sağlık sistemi maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılması olacaktır. Ayrıca, tıbbın her alanında oluşturulacak veri havuzları ile bu değerli çalışmalar; gelecekteki yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve sağlık politikalarının daha doğru planlanması gibi topluma katkı sağlayan kritik bir bilimsel zemin de oluşturmuş olacak" dedi. Alexion olarak, 30 yılı aşkın süredir nadir hastalıklarla mücadelede yenilikçi çözümler geliştirme vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker, "Bilimin öncülüğünde tasarladığımız dönüştürücü tedavilerimiz bugün 70’ten fazla ülkede hastalara ulaşırken, sürdürülebilir ilerleme için paydaşlarımızla güçlü iş birlikleri kurmanın önemine inanıyoruz. 2010’dan bu yana Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteriyor; ülkemizin dijital dönüşüm kapasitesi ve dinamik sağlık stratejileriyle bu alanda dünya çapında örnek lider ülke olma potansiyeline inanıyoruz. MLP Care ve Evideep ile başlattığımız dijital dönüşüm projesinin, nadir hastalığa sahip bireylerin doğru tanıya daha hızlı ve etkin ulaşmalarını sağlayarak sağlıkta fırsat eşitliğine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Yerli teknolojiyi ve veri odaklı yönetimi merkeze alarak hastaların yaşam kalitesinde dönüşüm oluşturmayı hem sorumluluğumuz hem de en büyük motivasyon kaynağımız olarak görüyoruz. Türkiye’de nadir hastalıklara sahip her bireyin hızlı tanı imkanına erişimini mümkün kılmak amacıyla paydaşlarımızla iş birliği yapmaktan büyük bir gurur duyuyor, bu projenin hem ülkemize hem de Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar’a değer katacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Evideep AG CEO’su Barış Erdoğan ise şunları söyledi: "Teknolojinin getirdiği imkanlar ile yapay zeka, nadir hastalıkların teşhis süresini kısaltma, hasta takibini iyileştirme ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri geliştirme konularında çığır açan fırsatlar sunuyor. Özellikle büyük veri analizi ve makine öğrenimi sayesinde, yıllar sürebilen tanı süreçleri çok daha hızlı ve güvenilir hâle geliyor. Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar, MLP CARE ve Evideep arasındaki bu iş birliği, hem hekimlerin karar süreçlerini destekliyor hem de hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen yenilikçi projeler, nadir hastalıkların daha erken tespit edilmesine, etkin tedavi planlarının oluşturulmasına ve toplumda farkındalığın artmasına katkı sağlıyor. Bu dönüşüm, yalnızca tıbbi bir ilerleme değil; aynı zamanda sosyal bir sorumluluk alanı olarak da büyük önem taşıyor. Teknolojinin insan hayatını kolaylaştırma gücünü sağlık ekosistemine dahil eden bu yaklaşımın, geleceğin sağlık hizmetlerinin en kritik yapıtaşlarından biri olarak değerlendirileceğine inanıyorum."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder