SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor" 21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31 Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29 Bayramda çocukları şekerden uzak tutun Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Nadir hastalıkların tanısında yapay zekâ dönemi
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:45 Nadir hastalıkların tanısında yapay zekâ dönemi MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep, nadir hastalıklar konusunda yapay zeka kullanımını hedefleyen ortak bir dijital dönüşüm projesine imza attı. Üç kurumun iş birliğiyle hayata geçirilecek PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların erken tanısındaki öncü dijital girişimlerden biri olacak. Sağlık sektöründe yapay zeka kullanımı ve dijital dönüşüm konusunda Türkiye’nin en önemli anlaşmalarından biri imzalandı. MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in ortak imzasıyla Türkiye’de nadir hastalıkların tanı süreçlerinde yeni bir dönem başlıyor. PNH (Nadir Hastalıklar) Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi, Türkiye’de nadir hastalıkların dijital yönetimi alanındaki öncü bir girişim olarak dikkat çekiyor. Yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı Projenin imza töreni, MLP Care, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar ve Evideep’in yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de nadir hastalıkların yönetimi, Sağlık Bakanlığı’nın 2023-2027 Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde hızla gelişiyor. Üç kurumun imzaladığı PNH Tanısı için Dijital Dönüşüm Projesi’nin, bu alanda yapılan ilk iş birliği olduğu belirtildi. Proje ile alanlarında 3 öncü kurum; sağlık çalışanlarının doğru ve hızlı yönlendirme yetkinliğinin artırılması, dijital tanı programlarının yaygınlaştırılması, yerli teknoloji ile sağlık sistemine katkı sunulması ve ülkemizde nadir hastalıkların veriye dayalı yönetimi gibi alanlarda somut katkı sağlayacak. Nadir hastalıklarda 5 yılı bulan tanı süresi kısalacak Araştırmalara göre, Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri (PNH) gibi nadir hastalığı olan bir hastanın kesin tanı alması ortalama 5 yılı bulabiliyor. Bu zaman zarfında hastalar 8 farklı uzmana başvuruyor ve vakaların yaklaşık yüzde 35-40’ında yanlış tanı sonucu hastaların doğru tedaviye erişimi gecikiyor. Üç kurumun liderliğinde yürütülen projenin hayata geçmesiyle, yapay zekâ temelli algoritmalar kullanılarak PNH hastalığında olduğu gibi risk taşıyan nadir hastalıklara sahip olan kişiler sağlık profesyonelleri tarafından daha erken fark edilecek ve zamanında, doğru merkezlere ve uzmanlara yönlendirilebilecek. Projede MLP Care’in güçlü ve yaygın hastane ağı ile tecrübeli uzman hekim kadrosu, Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar grubunun 30 yıllık global nadir hastalık deneyimi ve Evideep’in teknolojik yetkinlikleri bir araya geldi. Bu kapsamda, bünyesinde Medical Park ve Liv Hospital hastanelerini bulunduran MLP Care’de gerçekleştirilecek pilot çalışma ile sağlık çalışanları için etkin dijital bir platform kurulması; uyarılar ve öneriler ile tanı sürecinin desteklenmesi için ortam hazırlanması hedefleniyor. Hem yaşam kalitesi iyileştirilecek hem de sağlık maliyetleri azaltılacak Yapılan iş birliğinin, sağlık sektörünün modern teknolojilerle kamu politikalarını destekleyici yaklaşımının en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden MLP Care Dijital Tanı Direktörü Dr. Sinan Şahin, "MLP Care Grubu olarak, sektördeki 30 yılı aşkın köklü deneyimimiz, imza attığımız bilimsel çalışmalar ile ülkemizde ve dünyada önde gelen sağlık grupları arasında yer almanın sorumluluğuyla yeniliklerin içinde olmayı sürdürüyoruz. Proje, nadir hastalıkları olan binlerce hastanın yıllar sürebilen teşhis sürecini belirgin ölçüde kısaltarak doğru tanıya ve tedaviye erişimini hızlandıracak. Ülke sağlığı açısından ise bu iş birliğinin önemi, hem hastaların yaşam kalitesinin doğrudan iyileştirilmesi hem de yanlış veya gecikmiş tanılardan kaynaklanan uzun vadeli sağlık sistemi maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılması olacaktır. Ayrıca, tıbbın her alanında oluşturulacak veri havuzları ile bu değerli çalışmalar; gelecekteki yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve sağlık politikalarının daha doğru planlanması gibi topluma katkı sağlayan kritik bir bilimsel zemin de oluşturmuş olacak" dedi. Alexion olarak, 30 yılı aşkın süredir nadir hastalıklarla mücadelede yenilikçi çözümler geliştirme vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Alexion, AstraZeneca Nadir Hastalıklar Türkiye Genel Müdürü Derya Köker, "Bilimin öncülüğünde tasarladığımız dönüştürücü tedavilerimiz bugün 70’ten fazla ülkede hastalara ulaşırken, sürdürülebilir ilerleme için paydaşlarımızla güçlü iş birlikleri kurmanın önemine inanıyoruz. 2010’dan bu yana Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteriyor; ülkemizin dijital dönüşüm kapasitesi ve dinamik sağlık stratejileriyle bu alanda dünya çapında örnek lider ülke olma potansiyeline inanıyoruz. MLP Care ve Evideep ile başlattığımız dijital dönüşüm projesinin, nadir hastalığa sahip bireylerin doğru tanıya daha hızlı ve etkin ulaşmalarını sağlayarak sağlıkta fırsat eşitliğine katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Yerli teknolojiyi ve veri odaklı yönetimi merkeze alarak hastaların yaşam kalitesinde dönüşüm oluşturmayı hem sorumluluğumuz hem de en büyük motivasyon kaynağımız olarak görüyoruz. Türkiye’de nadir hastalıklara sahip her bireyin hızlı tanı imkanına erişimini mümkün kılmak amacıyla paydaşlarımızla iş birliği yapmaktan büyük bir gurur duyuyor, bu projenin hem ülkemize hem de Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar’a değer katacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Evideep AG CEO’su Barış Erdoğan ise şunları söyledi: "Teknolojinin getirdiği imkanlar ile yapay zeka, nadir hastalıkların teşhis süresini kısaltma, hasta takibini iyileştirme ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleri geliştirme konularında çığır açan fırsatlar sunuyor. Özellikle büyük veri analizi ve makine öğrenimi sayesinde, yıllar sürebilen tanı süreçleri çok daha hızlı ve güvenilir hâle geliyor. Alexion AstraZeneca Nadir Hastalıklar, MLP CARE ve Evideep arasındaki bu iş birliği, hem hekimlerin karar süreçlerini destekliyor hem de hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda geliştirilen yenilikçi projeler, nadir hastalıkların daha erken tespit edilmesine, etkin tedavi planlarının oluşturulmasına ve toplumda farkındalığın artmasına katkı sağlıyor. Bu dönüşüm, yalnızca tıbbi bir ilerleme değil; aynı zamanda sosyal bir sorumluluk alanı olarak da büyük önem taşıyor. Teknolojinin insan hayatını kolaylaştırma gücünü sağlık ekosistemine dahil eden bu yaklaşımın, geleceğin sağlık hizmetlerinin en kritik yapıtaşlarından biri olarak değerlendirileceğine inanıyorum."
Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:19 Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezine 2025 yılında 9 bin 500 hasta başvurdu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya hizmet veren Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, donanımlı Yanık Merkezi ile de ön plana çıkıyor. Bu yıl 9 bin 500 hastanın başvurduğu merkezde yıl boyunca 702 hasta yatarak tedavi edilirken, bu hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edildi. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hasta da merkezde yatırılarak tedavi edildikten sonra ülkelerine taburcu edildi. 2008 yılında yanık ünitesi olarak kurulan ve 2022’de yanık merkezi olarak tescillenen birim, hem Van hem de bölge halkına hizmet veriyor. Yoğun hasta popülasyonuna sahip merkez, 2024 yılında da 9 bin 870 poliklinik başvurusu almıştı. "Yanıklar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travmadır" İHA muhabirine konuşan Yanık Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, yanık merkezinin oldukça yoğun bir hasta popülasyonuna sahip olduğunu belirtti. Yanığın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travma olduğunu ifade eden Karayıl, "Yeni yıl, yeni bir umut demek. Hastalarımız için de şifayla geçecek bir yıl diliyoruz. 2024 yılı boyunca polikliniğimize 9 bin 870 hasta başvururken, 2025 yılının bugüne kadarki döneminde ise 9 bin 500 ayaktan hasta başvurusu gerçekleşmiştir. Bu hastalardan 702’si yatarak tedavi edilmiş, yatış yapılan hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edilmiştir. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hastayı da merkezimizde yatırarak takip ve tedavi ettik, iyileşmelerinin ardından ülkelerine taburcu ettik. Deri bütünlüğünün bozulduğu yanıklarda hastalar enfeksiyona açık hale gelir. Isı kaybı, sıvı kaybı ve çeşitli enfeksiyonlara yatkınlık nedeniyle maalesef kaybettiğimiz hastalarımız olabiliyor. Bu nedenle enfeksiyonlarla mücadele bizim için hayati öneme sahip" dedi. "Başvuruların önemli bir kısmını önlenebilir kazalar oluşturuyor" Yanık tedavisinin yalnızca yaranın iyileştirilmesinden ibaret olmadığını dile getiren Karayıl, "Aynı zamanda hastayı korumayı da amaçlıyoruz. Bu noktada tecrübeleriyle büyük emek veren ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Maalesef özellikle ev kazaları nedeniyle çok sayıda yanık vakasıyla karşılaşıyoruz. Müreffeh ülkelere kıyasla sıcak su, alev veya elektrik yanıklarına bağlı ev kazaları bizde daha yüksek oranlarda görülüyor. Gelen başvuruların önemli bir kısmını bu önlenebilir kazalar oluşturuyor. Ancak kalabalık aile yapısı ve küçük yaşam alanları gibi sebeplerle bu tür kazalar kaçınılmaz hale gelebiliyor. Her ne kadar yanık alanına yapılan müdahaleler izleri en aza indirmeyi amaçlasa da, hocalarımızın da bize öğrettiği gibi ‘Yanığın en iyi tedavisi, yanığı önlemektir.’ Bu nedenle koruyucu tedbirler almak son derece önemlidir" diye konuştu.
Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:11 Van Yanık Merkezinden 2025 raporu: 9 bin 500 hasta başvurdu Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezine 2025 yılı içerisinde 9 bin 500 hasta başvurdu. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya hizmet veren SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, donanımlı Yanık Merkezi ile de ön plana çıkıyor. Bu yıl 9 bin 500 hastanın başvurduğu merkezde yıl boyunca 702 hasta yatarak tedavi edilirken, bu hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edildi. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hasta da merkezde yatırılarak tedavi edildikten sonra ülkelerine taburcu edildi. 2008 yılında yanık ünitesi olarak kurulan ve 2022’de yanık merkezi olarak tescillenen birim, hem Van hem de bölge halkına hizmet veriyor. Yoğun hasta popülasyonuna sahip merkez, 2024 yılında da 9 bin 870 poliklinik başvurusu almıştı. "Yanıklar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travmadır" İHA muhabirine konuşan Yanık Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Ali Rıza Karayıl, yanık merkezinin oldukça yoğun bir hasta popülasyonuna sahip olduğunu belirtti. Yanığın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır bir travma olduğunu ifade eden Karayıl, "Yeni yıl, yeni bir umut demek. Hastalarımız için de şifayla geçecek bir yıl diliyoruz. 2024 yılı boyunca polikliniğimize 9 bin 870 hasta başvururken, 2025 yılının bugüne kadarki döneminde ise 9 bin 500 ayaktan hasta başvurusu gerçekleşmiştir. Bu hastalardan 702’si yatarak tedavi edilmiş, yatış yapılan hastaların 191’i çevre illerden sevkle kabul edilmiştir. Ayrıca Kuzey Irak’tan gelen 2 hastayı da merkezimizde yatırarak takip ve tedavi ettik, iyileşmelerinin ardından ülkelerine taburcu ettik. Deri bütünlüğünün bozulduğu yanıklarda hastalar enfeksiyona açık hale gelir. Isı kaybı, sıvı kaybı ve çeşitli enfeksiyonlara yatkınlık nedeniyle maalesef kaybettiğimiz hastalarımız olabiliyor. Bu nedenle enfeksiyonlarla mücadele bizim için hayati öneme sahip" dedi. "Başvuruların önemli bir kısmını önlenebilir kazalar oluşturuyor" Yanık tedavisinin yalnızca yaranın iyileştirilmesinden ibaret olmadığını dile getiren Karayıl, "Aynı zamanda hastayı korumayı da amaçlıyoruz. Bu noktada tecrübeleriyle büyük emek veren ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Maalesef özellikle ev kazaları nedeniyle çok sayıda yanık vakasıyla karşılaşıyoruz. Müreffeh ülkelere kıyasla sıcak su, alev veya elektrik yanıklarına bağlı ev kazaları bizde daha yüksek oranlarda görülüyor. Gelen başvuruların önemli bir kısmını bu önlenebilir kazalar oluşturuyor. Ancak kalabalık aile yapısı ve küçük yaşam alanları gibi sebeplerle bu tür kazalar kaçınılmaz hale gelebiliyor. Her ne kadar yanık alanına yapılan müdahaleler izleri en aza indirmeyi amaçlasa da, hocalarımızın da bize öğrettiği gibi ‘Yanığın en iyi tedavisi, yanığı önlemektir.’ Bu nedenle koruyucu tedbirler almak son derece önemlidir" diye konuştu.
Sivas Belediyesi, engelleri kaldıran hizmetlerin açılışını yaptı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:47 Sivas Belediyesi, engelleri kaldıran hizmetlerin açılışını yaptı Sivas Belediyesi, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında engelli vatandaşların yaşamını kolaylaştıracak önemli hizmetlerin açılışını gerçekleştirdi. Sivas Belediyesi ve paydaş kurum iş birliğiyle hayata geçirilen Akülü Sandalye Şarj İstasyonlarından ilki vatandaşların kullanımına sunuldu. Proje ile temin edilen 8 akülü sandalye şarj istasyonun; Aksu Parkı, Paşabahçe Piknik ve Mesire Alanı, Sıcak Çermik Kaplıcası, Soğuk Çermik Kaplıcası, Sivas Millet Bahçesi, 27 Haziran Millet Bahçesi ve Sivas Numune Hastanesi bahçesi gibi kentin günlük yaşamında önemli yer tutan lokasyonlara yerleştirilmesi hedefleniyor. Belediye hizmet binasının otoparkında kullanıma sunulan şarj istasyonunun açılışında konuşan Belediye Başkanı Adem Uzun, "Bugün ilk defa engelli araç şarj istasyonunun kurulumunu gerçekleştirdik. Bu çalışmayı şehrimizin farklı bölgelerinde de yaygınlaştıracağız. 8 adet istasyonu yoğunluğa göre yerleştireceğiz. İlk kurulumu da Valilik ve Belediye binamızın ortasında yer alan bölgeye yaptık. Bu hizmet ile birlikte yeni bir uygulamayı da hayata geçireceğiz. Akülü araç kullanan engelli bireylerimize kartlar vereceğiz. Bu kartlar ile şarj istasyonlarından faydalanabilecekler. Kartları da engelli vatandaşlarımıza zimmetleyeceğiz. Çalışmalarımız artarak devam edecek. Kızılırmak projemiz içerisine Kapsayıcı Yaşam Merkezi kuracağız. Engelli bireylerimizin kurslar gördükleri, sosyalleştikleri, aileleri ile birlikte hoş vakit geçirecekleri modern bir tesis kazandıracağı. Bu vesile ile tüm engelli bireylerimizin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı. Engelsiz Park Alanı yenilendi Sivas Belediyesi ve TÜRASAŞ Bölge Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışma sonucunda, Engelliler Kültür Merkezi yanında bulunan park tamamen erişilebilir hale getirildi. Engelli bireyler için yer alan spor aletleri yenilenirken ayrıca özel olarak tasarlanan salıncağın da ilk denemesi Başkan Uzun tarafından gerçekleştirildi. Salıncağa binmeyi çocukluğundan bu yana hayal ettiğini ifade eden Merve Akıllı, "Özel bireylerin ve çocukların özür bir çocukluk geçirmesi için, neşe içinde gülüp oynaması için önemli bir adım. Birçok şeyin başlangıcı olacağına inanıyorum. Burada mutlu olacaklar. Katkı ve emekleriniz için çok teşekkür ediyorum. Devamının gelmesi dileği ile şehrimiz için hayırlı olsun" şeklinde konuştu. Daha sonra konuşan Başkan Uzun, "Bu çalışmamızı TÜRASAŞ ile birlikte gerçekleştirdik. Sivas’ta bir ilk olarak 3 adet salıncak ustalarımız tarafından yapıldı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Engelsiz bir şehir hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Engelliler Günü’nde farkındalık oluşturan çalışmalara imza attık. Ayrıca engellilerimiz için yeni bir araç aldık. Projeleri çiziliyor, engelliler için asansör sistemi kuracağız. Onları hastane, okul gibi gidecekleri yere bu araçla götüreceğiz. Geçenlerde işitme engelli kardeşlerimize özel olarak hazırlanan 50 tane işitme cihazı hediye ettik. Çalışmalarımız artarak devam edecek" dedi. Engellilere "Afet Farkındalık Eğitimi" verildi Afetlere karşı hazırlıklı olunmasını sağlamak amacıyla Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü ile Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü koordinasyonunda afet farkındalık eğitimi ve afet ve acil durum çantası dağıtım töreni gerçekleştirildi. Sivas Belediyesi Engelliler Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, engelli bireylere afet anında yapılması gerekenler, doğru davranış şekilleri ve hazırlık süreçlerine yönelik kapsamlı bir eğitim verildi. Programda konuşan Başkan Dr. Adem Uzun, engelli bireylerin afetlere karşı hazırlıklı olmalarının büyük önem taşıdığına vurgu yaparak afet ve acil durum çantası hediye etti.
Başkan Köksal Aras’tan Türkiye’de bir ilk: Doğum izni 6 aya çıkıyor
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:28 Başkan Köksal Aras’tan Türkiye’de bir ilk: Doğum izni 6 aya çıkıyor Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, kadın çalışanların doğum sonrası sürecini desteklemek ve anne-bebek sağlığını korumak amacıyla Türkiye’de örnek olacak çok önemli bir sosyal politika düzenlemesine imza atıyor. Başkan Köksal Aras’ın talimatıyla, belediyede görev yapan kadın personelin doğum sonrası ücretli izin süresi 8 haftadan 24 haftaya, yani 6 aya çıkarılıyor. Başkan Köksal Aras, mevcut mevzuatta verilen 8 haftalık sürenin yetersiz kaldığını vurgulayarak, bu kararın hem bilimsel hem insani gerekçelerine dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF’in bebeklerin ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmesi yönündeki önerilerini hatırlatan Köksal Aras, "Bir annenin ilk aylardaki desteği, bir bebeğin tüm yaşamını şekillendiriyor. Biz de bu bilimsel gerçeğe uygun bir adım atıyoruz." dedi. Bilimsel araştırmalar, bebeğin ilk 6 ayında anne ile sürekli temasın: Beden ve zihin gelişimini, bağışıklık sistemini, duygusal bağlanmayı ve anne sütü üretimini doğrudan güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda doğumdan sonraki iyileşme süreci de bu dönemde tamamlandığı için, izin süresinin uzatılması annenin fiziksel ve psikolojik sağlığı açısından kritik bir önem taşıyor. Başkan Köksal Aras, "Bir kadın belediye başkanı olarak, annelerin yükünü hafifleten, çocuklarımızın geleceğini koruyan her düzenlemenin arkasında kararlılıkla duruyoruz. Bu karar aynı zamanda bir eşitlik, sağlık ve toplumsal sorumluluk adımıdır. Kadın çalışanlarımızın bu süreçte iş baskısı ve kaygısı yaşamadan bebekleriyle bağ kurmalarını önemsiyoruz." ifadelerini kullandı. Menteşe Belediyesi, Türkiye genelindeki yerel yönetimler için örnek teşkil edecek nitelikteki uygulama ile kadın dostu, çalışan odaklı, bilime dayalı, aileyi merkeze alan bir yönetim anlayışını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Başkan Köksal Aras, "Biz Menteşe’de kadınların güçlendiği, çocukların güvende olduğu, bir sosyal belediyecilik modeli inşa ediyoruz" diyerek uygulamanın önemini vurguladı. Menteşe Belediyesi, bu kararla hem çalışan annelerin iş yaşamında daha güçlü yer almasını sağlıyor hem de bebeğin yaşamının en kritik dönemini güvence altına alıyor.
Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:00 Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı Edirne’de kalp damar hastalıklarının tanısında önemli bir adım atılarak, "Stres Kardiyak MRI" yöntemi klinik uygulamaya kazandırıldı. Kalp atardamarlarındaki kan akımını dinamik olarak inceleyen bu gelişmiş teknik, damar darlıklarının işlevsel etkisini ortaya koyarak hastaların tedavi planlarının daha doğru yapılmasına katkı sağlıyor. Kalp damar hastalıklarının erken tanısı ve tedavi planlamasında kritik öneme sahip olan Stres Kardiyak MR, özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan hastalarda büyük avantaj sağlıyor. Stres Kardiyak MRI sayesinde hastaların tedavi süreçlerinde daha isabetli kararlar alınarak, gereksiz stent uygulamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu teknolojinin kullanıma girmesiyle birlikte Edirne başta olmak üzere Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve çevre illerdeki binlerce hastanın ileri görüntüleme için büyük şehirlere gitme ihtiyacı azalacak. Uygulamayı gerçekleştiren ekipte yer alan Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, kalbin radyolojik olarak ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinin son yıllarda hem tanı hem de tedavi süreçlerinde büyük önem kazandığını söyleyerek, uygulama ile ilgili detayları anlattı. "Gereksiz işlemler artık önlenebilecek" TÜ Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın kalp kasının kanlanmasını ve kalp duvar hareketlerini stres altında inceleyerek damar tıkanıklığına dair en doğru keşifleri sunan teknolojilerden biri olduğuna dikkat çekti. Ustabaşıoğlu, "Bu işlemle görüntülemeyi yaptıktan sonra kalbe, damarlara işlem yapılıp yapılmayacağını görebiliyoruz ve gereksiz işlemlerin önüne geçebiliyoruz. Bu açıdan da mutlaka kardiyolog doktor arkadaşlarımızla beraber oturup bunu konuşup değerlendirip ona göre karar veriyoruz" dedi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın özellikle anjiyografi kararı alınmadan önce önemli bir yol gösterici olduğunu, böylece hastaların gereksiz girişimsel işlemlerden korunabildiğini vurguladı. 2025 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen bu yıl gerçekleştirdikleri sanal anjiyo sayısının 5 bine yaklaştığını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu sayıyla yalnızca Türkiye’de değil Avrupa’da da en ön sıralarda yer almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Kalp MRI tetkikinde de bu yıl 400 sayısına ulaştıklarını sözlerine ekledi. "Önemli bir yeniliğe imza attık" Kasım ayında ilk kez Edirne’de ve bölgede Stres Kalp MR tetkikini başarıyla uygulayarak önemli bir yeniliğe daha imza attıklarını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu gelişmenin hem hastalar hem de üniversite için büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu tekniğin kalp damarlarında orta dereceli darlık bulunan hastalarda kan akışının bozulup bozulmadığını gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, böylece stentin gerçekten gerekli olup olmadığının netleştiğini ve gereksiz müdahalelerin önüne geçildiğini dile getirdi. Kalple ilgili tüm sonuçların kardiyoloji uzmanlarıyla değerlendirildiğini belirten Ustabaşıoğlu, "Kalp rahatsızlığıyla ilgili gelen bir hastaya durumuna göre damar yapıları bilgisayarlı tomografiyle görüntülenip sanal anjiyo yapılıyor. Örneğin yüzde 90 darlık varsa, ciddi bir darlık görüldüğü için stent takılması denenecektir. Ancak yüzde 60 gibi darlık ve göğüs ağrısı bulunan hastada bu darlığın gerçekten kalp kasında kanlanma bozukluğu oluşturup oluşturmadığını anlamak için bu yöntemi uyguluyoruz. Görüntüleme esnasında hastaya kalp ritimlerinin tanısı ve tedavisi için kullanılan adenozin ilacını vererek kalbe egzersiz yaptırıp yorulmasını sağlıyoruz. Kalbi yorduğumuzda o damarın beslediği alanda kan akışının kesintiye uğramasına neden olan bir durum tespit edilirse ve ilacın etkisi geçince bu durum kaybolursa buraya bir stent konulması gerektiği ortaya çıkar. Tam tersi durumda strese sokulan kalpte damarın beslediği alanda bir sorun yoksa stente gerek yoktur. Bu durumda gereksiz stentlerin önüne geçilmiş oluyor" şeklinde açıklamada bulundu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ ise, dekanlıkta düzenlenen toplantıda hastalara en güncel imkanları sunmak için çalıştıklarını söyledi. Fakültede düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Sedat Üstündağ, diğer ilgili bölümlerden hocalarla yapılan toplantı sonucu verilen karara göre hastanın ameliyata alındığını ve sürecin buna göre işlediğini belirtti. Stres Kardiyak MRI’nın ileri düzey uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nermin Tunçbilek de, bu çekimlerin Trakya Bölgesi’nde ilk kez yapıldığını ve görüntülerin değerlendirilmesinin özel bir bilgi birikimi istediğini ifade etti.
İki kez hayatını kurtaran sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret ediyor
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:40 İki kez hayatını kurtaran sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret ediyor Denizli’de yaşayan 68 yaşındaki adam, iki yıl üst üste geçirdiği kalp krizlerinde kendisini yaşama geri döndüren sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret etmeye başladı. Hayatını iki kez kurtaran sağlık çalışanlarını ziyaret eden yaşlı adam, "Onların sayesinde hayattayım, ne kadar teşekkür etsem az" dedi. Denizli’nin Güney ilçesinin Haylamaz Mahallesi’nde yaşayan 68 yaşındaki Ramazan Tanboğa, sağlıkta ahde vefa örneği göstererek, hayatını iki kez kurtaran Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını sık sık ziyaret ediyor. 2022 yılında evinde aniden fenalaşan, ailesinin 112’yi aramasıyla birlikte ilk müdahalesi Güney’de yapıldıktan sonra Denizli Devlet Hastanesi’ne sevk edilen ve yolda kalbi duran yaşlı adamı ambulansta görevli sağlık çalışanları kalp masajı yaparak hastaneye yetiştirdi. Hastanede tıkalı olan 4 damarı açılan ve iki günü yoğun bakım olmak üzere bir hafta hastanede kalan Tanboğa, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu olayın ardından bir yıl geçtikten sonra 2023 yılında göğüs ağrısı şikâyetiyle evinde tekrar fenalaşan ve kalbi duran Ramazan Tanboğa’ya yine Güney 112 ekipleri ilk müdahalesini yaparak yaşlı adamı bir kez daha hayata bağladı. Yaşadığı olaylardan sonra Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını unutmayan Tanboğa sıklıkla ziyaretlerine gitti. Bu hafta 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası olması dolayısıyla da minnet duygularını bir kez daha iletmek için çiçek ve tatlı alan Ramazan Tanboğa sağlık çalışanlarını ziyaret ederek, teşekkürlerini iletti, sağlık çalışanlarına elleriyle tatlı yedirdi. Sağlık çalışanlarının hakkının ödenmeyeceğini, hayattaysa onlar sayesinde olduğunu belirten Ramazan Tanboğa, "2022 ve 2023 yıllarında iki kez kalp krizi geçirdim, ikisinde de kalbim durdu. Güney’de bulunan 112 Acil Sağlık İstasyonu’ndaki sağlık çalışanları iki olayda da çok hızlı müdahale ederek benim tekrar yaşamamı sağladı. Tüm sağlık çalışanlarından Allah razı olsun, konu komşu benim cenazemi beklerken, onlar sayesinde tekrar evime sapasağlam dönebildim. 112 Acil Sağlık Hizmetli Haftası’nda da bir kez daha yanlarına giderek teşekkürlerimi ilettim. Allah hepsine uzun ömürler versin" dedi.
Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:39 Gereksiz anjiyo dönemi bitiyor: Edirne’de "Stres Kardiyak MRI" görüntüleme yöntemi uygulanmaya başlandı Edirne’de kalp damar hastalıklarının tanısında önemli bir adım atarak "Stres Kardiyak MRI" yöntemini klinik uygulamaya kazandırdı. Kalp atardamarlarındaki kan akımını dinamik olarak inceleyen bu gelişmiş teknik, damar darlıklarının işlevsel etkisini ortaya koyarak hastaların tedavi planlarının daha doğru yapılmasına katkı sağlıyor. Kalp damar hastalıklarının erken tanısı ve tedavi planlamasında kritik öneme sahip olan Stres Kardiyak MR’, özellikle koroner arter hastalığı şüphesi bulunan hastalarda büyük avantaj sağlıyor. Stres Kardiyak MRI sayesinde hastaların tedavi süreçlerinde daha isabetli kararlar alınabiliyor ve gereksiz stent uygulamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde bu teknolojinin kullanıma girmesiyle birlikte, Edirne başta olmak üzere Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale ve çevre illerdeki binlerce hastanın ileri görüntüleme için büyük şehirlere gitme ihtiyacı azalacak. Uygulamayı gerçekleştiren ekipte yer alan Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, kalbin radyolojik olarak ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesinin son yıllarda hem tanı hem de tedavi süreçlerinde büyük önem kazandığını söyleyerek uygulama ile ilgili detayları anlattı. "Gereksiz işlemler artık önlenebilecek" TÜ Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fethi Emre Ustabaşıoğlu, yöntemin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Stres Kardiyak MR’ın, kalp kasının kanlanmasını ve kalp duvar hareketlerini stres altında inceleyerek damar tıkanıklığına dair en doğru keşifleri sunan teknolojilerden biri olduğuna dikkat çeken Ustabaşıoğlu, "Bu işlemle görüntülemeyi yaptıktan sonra kalbe, damarlara işlem yapılıp yapılmayacağını görebiliyoruz ve gereksiz işlemlerin önüne geçebiliyoruz. Bu açıdan da mutlaka kardiyolog doktor arkadaşlarımızla beraber oturup bunu konuşup değerlendirip ona göre karar veriyoruz" dedi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Stres Kardiyak MR’ın özellikle anjiyografi kararı alınmadan önce önemli bir yol gösterici olduğunu, böylece hastaların gereksiz girişimsel işlemlerden korunabildiğini vurguladı. 2025 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen bu yıl gerçekleştirdikleri sanal anjiyo sayısının 5 bine yaklaştığını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu sayıyla yalnızca ülkemizde değil Avrupa’da da en ön sıralarda yer almanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, ayrıca Kalp MRI tetkikinde bu yıl 400 sayısına ulaştıklarını da sözlerine ekledi. "Önemli bir yeniliğe imza attık" Kasım ayında ilk kez Edirne’de ve bölgede stres kalp MR tetkikini başarıyla uygulayarak önemli bir yeniliğe daha imza attıklarını belirten Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, bu gelişmenin hem hastalar hem de üniversite için büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu tekniğin, kalp damarlarında orta dereceli darlık bulunan hastalarda kan akışının bozulup bozulmadığını gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Ustabaşıoğlu, Böylece stentin gerçekten gerekli olup olmadığın netleştiğini ve gereksiz müdahalelerin önüne geçildiğini dile getirdi. Kalple ilgili tüm sonuçların kardiyoloji uzmanlarıyla değerlendirildiğini belirten Ustabaşıoğlu, "Kalp rahatsızlığıyla ilgili gelen bir hastaya, durumuna göre damar yapıları bilgisayarlı tomografiyle görüntülenip sanal anjiyo yapılıyor. Örneğin yüzde 90 darlık varsa, ciddi bir darlık görüldüğü için stent takılması denenecektir. Ancak yüzde 60 gibi darlık ve göğüs ağrısı bulunan hastada bu darlığın gerçekten kalp kasında kanlanma bozukluğu oluşturup oluşturmadığını anlamak için bu yöntemi uyguluyoruz. Görüntüleme esnasında hastaya kalp ritimlerinin tanısı ve tedavisi için kullanılan adenozin ilacını vererek kalbe egzersiz yaptırıp yorulmasını sağlıyoruz. Kalbi yorduğumuzda, o damarın beslediği alanda kan akışının kesintiye uğramasına neden olan bir durum tespit edilirse ve ilacın etkisi geçince bu durum kaybolursa, buraya bir stent konulması gerektiği ortaya çıkar. Tam tersi durumda strese sokulan kalpte damarın beslediği alanda bir sorun yoksa stente gerek yoktur. Bu durumda gereksiz stentlerin önüne geçilmiş oluyor" şeklinde açıklamada bulundu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, dekanlıkta düzenlenen toplantıda, hastalara en güncel imkanları sunmak için çalıştıklarını söyledi. Fakültede düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Sedat Üstündağ, diğer ilgili bölümlerden hocalarla yapılan toplantı sonucu verilen karara göre hastanın ameliyata alındığını ve sürecin buna göre işlediğini belirtti. Stres Kardiyak MRI’nın ileri düzey uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nermin Tunçbilek, bu çekimlerin Trakya bölgesinde ilk kez yapıldığını ve görüntülerin değerlendirilmesinin özel bir bilgi birikimi istediğini ifade etti. (ÖC-MEF-
İki kez hayatını kurtaran sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret ediyor
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:37 İki kez hayatını kurtaran sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret ediyor Denizli’de yaşayan 68 yaşındaki adam iki yıl üst üste geçirdiği kalp krizlerinde kendisini yaşama geri döndüren sağlık çalışanlarını her fırsatta ziyaret etmeye başladı. Hayatını 2 kez kurtaran sağlık çalışanlarını ziyaret eden Ramazan Tanboğa, "Onların sayesinde hayattayım, ne kadar teşekkür etsem az" dedi. Denizli’nin Güney ilçesinin Haylamaz Mahallesi’nde yaşayan 68 yaşındaki Ramazan Tanboğa sağlıkta ahde vefa örneği göstererek, hayatını 2 kez kurtaran Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını sık sık ziyaret ediyor. 2022 yılında evinde aniden fenalaşan, ailesinin 112’yi aramasıyla birlikte ilk müdahalesi Güney’de yapıldıktan sonra Denizli Devlet Hastanesi’ne sevk edilen ve yolda kalbi duran Tanboğa’ya ambulansta görevli sağlık çalışanları kalp masajı yaparak hastaneye yetiştirdi. Hastanede tıkalı olan 4 damarı açılan ve 2 günü yoğun bakım olmak üzere bir hafta hastanede kalan Tanboğa sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu olayın ardından bir yıl geçtikten sonra 2023 yılında göğüs ağrısı şikâyetiyle evinde tekrar fenalaşan ve kalbi duran Ramazan Tanboğa’ya yine Güney 112 ekipleri ilk müdahalesini yaparak Ramazan Tanboğa’yı bir kez daha hayata bağladı. Yaşadığı olaylardan sonra Güney 112 Acil Sağlık İstasyonu çalışanlarını unutmayan Ramazan Tanboğa sıklıkla ziyaretlerine gitti. Bu hafta 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası olması dolayısıyla da minnet duygularını bir kez daha iletmek için çiçek ve tatlı alan Ramazan Tanboğa sağlık çalışanlarını ziyaret ederek, teşekkürlerini iletti, sağlık çalışanlarına elleriyle tatlı yedirdi. Sağlık çalışanlarının hakkının ödenmeyeceğini, hayattaysa onlar sayesinde olduğunu belirten Ramazan Tanboğa, "2022 ve 2023 yıllarında iki kez kalp krizi geçirdim, ikisinde de kalbim durdu. Güney’de bulunan 112 Acil Sağlık İstasyonu’ndaki sağlık çalışanları iki olayda da çok hızlı müdahale ederek benim tekrar yaşamamı sağladı. Tüm sağlık çalışanlarından Allah razı olsun, konu komşu benim cenazemi beklerken, onlar sayesinde tekrar evime sapa sağlam dönebildim. 112 Acil Sağlık Hizmetli Haftası’nda da bir kez daha yanlarına giderek teşekkürlerimi ilettim. Allah hepsine uzun ömürler versin" dedi. (FK-MB-