Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Fatma Sultan Camii bir asır sonra ibadete açıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’yi kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile bir araya geldi
Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez"
Sirte’de Flintlock-2026 tatbikatı başladı
ABD: "Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın başlamasından bu yana 23 gemi geri döndü"
Lavrov: "Bu savaş Batı'nın Rusya'ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
SAĞLIK
Türkiye’nin kök hücre nakli başarısı: Yabancı hastalar da tercih etmeye başladı
19 Nisan 2026 Pazar - 09:10:21
Türkiye’de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, "Türkiye sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet veriyor. Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var" dedi. Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Kemik iliği nakli ve hücresel tedaviler alanında Türkiye’nin en önemli bilimsel organizasyonlarından biri olan kongrede; bu yıl 300’ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra, hematoloji alanında çalışan temel bilimci hekimler ve araştırmacıların katılımıyla tamamlandı. Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, Türkiye’de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. "İlk nakil 1984’te gerçekleştirildi" Prof. Dr. Nevruz, Türkiye’de ilk kök hücre naklinin 1984 yılında GATA’da yapıldığını belirterek, "Bir yıl sonra yine GATA’da lösemili bir hastaya allojenik kök hücre nakli gerçekleştiriliyor. Daha sonrasında hızlı ülkemizde birçok merkezde farklı şekillerde kök hücre nakli yapılıyor" dedi. 1994 ve 1999 yıllarında Türkiye’de ilk kök hücre veri bankalarının oluşturulduğunu aktaran Nevruz, bu bankaların uluslararası sistemlerle entegre çalıştığını kaydetti. 94 hastanede 115 nakil ünitesi aktif Güncel verileri paylaşan Nevruz, 2025 yılı itibarıyla Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış 94 hastanede, pediatrik ve erişkin olmak üzere toplam 115 ünitede kemik iliği nakli yapıldığını söyledi. Nevruz, "2025 yılında yaklaşık bin 800 allojenik, 3 bin 500 civarında da otolog kök hücre nakli gerçekleştirdik" bilgisini verdi. "Yabancı hastalar Türkiye’yi tercih ediyor" Türkiye’nin sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet verdiğini vurgulayan Nevruz, "Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var. 2025 yılında yaklaşık 115 yabancı hastaya kök hücre tedavisi uygulandı" dedi. Başarı oranlarının uluslararası standartlarda olduğunu belirten Nevruz, "Uzun yıllara dayanan tecrübemiz ve artan merkez sayımız, tercih edilmemizin en önemli göstergesi" değerlendirmesinde bulundu. Kök hücre naklinin zorlu bir tedavi yöntemi olduğuna dikkati çeken Nevruz, "Hiçbir zaman hastalarımıza yüzde 100 başarı vaat etmiyoruz. Ancak başarılı olunan vakalarda hastalığı tamamen ortadan kaldırabilen bir tedavi yöntemidir" ifadelerini kullandı. Bağış çağrısı Kök hücre bağışının hayati önem taşıdığını ifade eden Nevruz, sağlıklı 18-35 yaş arası bireylere çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Gerçekten bir hastanın hayatına dokunmak istiyorsanız kan ve kök hücre bağışı çok önemli. Ancak bağışçı olacak kişilerin kararlarını iyi düşünerek vermeleri gerekiyor. Sonradan vazgeçilmesi hasta açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor".
19 Nisan 2026 Pazar - 09:07
Ada Su’nun 2 yıl süren fizik tedaviyle ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı
Hatay’da 4 yaşındaki Serebral palsi hastası Ada Su Yiğit’in 2 yıl süren fizik tedavi programı sonucunda kendi başına oturması, ayakta durmaya başlaması ve ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını il genelinde aralıksız sürdürüyor. HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde uzmanlar tarafından yürütülen tedavi programı Ada Su Yiğit’e umut oldu. Serebral palsi tanısı bulunan Ada Su Yiğit’in fizik tedavi çalışmalarına Büyükşehir fizyoterapistleri tarafından 2024 yılı Ekim ayında başlandı. 2 yaşındayken başlanılan tedavi sürecinin ardından başlangıçta bağımsız şekilde oturamayan ve ayakta duramayan Ada Su, merkezde verilen düzenli ve yoğun destek sayesinde önemli bir gelişim gösterdi. 2 yıl boyunca yürütülen fizik tedavi programı sonucunda 4 yaşına gelen Ada Su Yiğit, kendi başına oturmaya, ayakta durmaya ve ilk adımlarını atmaya başladı. Tedavi sürecinin şu aşamada iyi ilerlediğini ve Ada Su’yun uygulanan programa uyum gösterdiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, en önemli hedefin, hastanın tek başına yürümesi olduğunu ifade ederken, süreci yöneten ekibin bu hedefin gerçekleşeceğine dair inancının tam olduğunu vurguladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:51
Cizre’de hayvan sağlığı için yoğun mesai
Şırnak’ın Cizre ilçesinde hayvancılığın geliştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla yürütülen küpeleme ve aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, ilçe merkezi ve bağlı köylerde geniş kapsamlı bir saha çalışması başlattı. Hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması adına yürütülen çalışmalarda, ekipler en ücra yerleşim birimlerine kadar giderek aşılama hizmeti sunuyor. Saha çalışmaları kapsamında yeni doğan buzağı ve küçükbaş hayvanların küpeleme işlemleri yapılarak kayıt altına alınması sağlanırken, eş zamanlı olarak mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşı uygulamaları gerçekleştiriliyor. Teknik personel, küpeleme sayesinde hayvan hareketlerinin takibinin kolaylaştığını ve hastalıkların yayılmasının önüne geçildiğini vurguladı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmaların planlanan program dahilinde titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, "Teknik personellerimizce yürütülen küpeleme ve aşılama saha çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Amacımız, ilçemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktır" ifadelerine yer verildi. Üreticiler ise kapılarına kadar gelen bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, ekiplere teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:23
Bayburt’ta vatandaşlara kalp sağlığı bilgilendirmesi yapıldı
12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt Devlet Hastanesi poliklinik girişinde kurulan stantta vatandaşlara kalp sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrolün önemi anlatıldı. Stantta, hastane personeline, hasta yakınlarına ve hastalara bilgilendirme yapıldı. Görevli sağlık personeli, kalp ve damar hastalıklarına karşı alınabilecek önlemler ile erken tanının önemine ilişkin bilgi verdi. Hafta kapsamında gerçekleştirilen çalışma ile kalp sağlığı konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik bilgilendirme faaliyetinde bulunularak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemi ile düzenli kontrolün erken tanı ve tedavideki rolüne dikkat çekildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
18 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"
3
18 Nisan 2026 Cumartesi- 09:44
Yeni doğan bebek 79 günde 4 ağır ameliyat geçirerek hayata tutundu
4
18 Nisan 2026 Cumartesi- 08:01
Erzincan’da kuru göz hastalığına yönelik bilimsel sunum
5
18 Nisan 2026 Cumartesi- 12:13
18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi
30 Eylül 2025 Salı - 13:22
Riskli gebeliği bulunan anne sağlıklı şekilde bebeğini dünyaya getirdi
Doğumsal akciğer anormalliği ve buna bağlı kalp hastalığı bulunan kadın, gebeliğinin gerekli tedavi ve takibi sonrası Antalya Şehir Hastanesi’nde bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına aldı. Mersin’den, gebeliğinin 17’nci haftasında Antalya Şehir Hastanesi’ne başvuran bir anne adayının yapılan detaylı ultrasonografi muayenesinde, doğumsal akciğer anormalliği ve buna bağlı kalp hastalığı tespit edildi. Gebeliğin seyri boyunca, riskli gebelik takibi kapsamında Perinatoloji Kliniği öncülüğünde farklı branşlardan uzmanların yer aldığı konsey tarafından gerekli tedavi planları hazırlandı. Takipler sonucunda anne adayı sağlıklı bir şekilde bebeğini dünyaya getirdi. Riskli gebeliklerin, perinatoloji uzmanlarının koordinasyonunda farklı branşların iş birliğiyle yürütülmesi gereken süreçler olduğuna dikkat çekildi.
30 Eylül 2025 Salı - 12:45
Kastamonu Üniversitesi’nde geleceğin sağlıkçılarının beyaz önlük coşkusu
Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde öğrenciler büyük heyecan yaşadı. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde düzenlenen 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Beyaz Önlük Giyme Töreni Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirildi. 2024-2025 akademik yılda eğitime başlayan ikisi yabancı uyruklu toplam 89 öğrenci, beyaz önlüklerini giyerek hekimlik mesleğine ilk adımlarını attı. Programa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Avcı, akademik ve idari personel, öğrenciler ve aileler katıldı. Törende konuşan Prof. Dr. Ahmet Avcı, "Fakültemizde 80’e yakın akademik personelimizle öğrencilerimize en iyi eğitimi vermeyi hedefliyoruz. Hekimlik, ömür boyu okuma ve araştırma gerektiren bir meslektir. Bu süreçte ailelerimizin de öğrencilerimize her türlü desteği sunması büyük önem taşıyor" dedi. Konuşmasının ardından Prof. Avcı, Tıp Fakültesi’ne birincilikle yerleşen Bayram Burak Karakay ile birinci sınıfı birincilikle tamamlayan Nisa Duru Bora’ya hediye takdim etti. Ödül takdiminden sonra söz alan Bayram Burak Karakay ve Nisa Duru Bora, beyaz önlüğün anlamına dikkat çekerek gururlu olduğunu dile getirdi. Konuşmaların ardından öğrencilere beyaz önlüklerini, Prof. Dr. Ahmet Avcı, Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Murat Ali Çiçekler ve Tıp Fakültesi öğretim üyeleri giydirdi. Tören, öğrencilerin hep birlikte Beyaz Önlük Andını okumasıyla son buldu.
30 Eylül 2025 Salı - 12:44
Sinop kestane balı meme kanseri hücrelerini baskılayabiliyor
Sinop kestane balının kanser hücreleri üzerindeki biyolojik ve kimyasal etkileri, akademisyenler tarafından yürütülen kapsamlı araştırmalarla ilk kez bilimsel olarak ortaya çıkarıldı. Sinop Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Güner ve Ege Üniversitesi akademisyenlerince yürütülen çalışmada, yüksek saflığa ve zengin kimyasal içeriğe sahip Sinop kestane balının, sağlıklı hücrelere zarar vermeden özellikle meme kanseri hücrelerini baskılayabilen seçici bir sitotoksik etki gösterdiği belirlendi. Doç. Dr. Adem Güner, çalışmanın çıkış noktasını anlatarak, "Kanser günümüzün en büyük sağlık sorunlarından biri ve dünya genelinde yıllık ortalama 10 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden oluyor. Mevcut tedavi yöntemleri kemoterapi ve cerrahi operasyonlarla sınırlı ve çoğu zaman istenilen etkiyi sağlayamıyor. Ayrıca, bu tedavilerin yan etkileri ciddi sınırlamalar getiriyor. Bu nedenle bilim dünyasında alternatif ve doğal yöntemler araştırılmakta. Biz de özellikle Sinop’ta yoğun olarak üretilen kestane balının biyolojik bir etkisi olup olmadığını bilimsel olarak test etmeye karar verdik" dedi. Araştırmada öncelikle balın saf ve kalite kontrol süreçlerinin titizlikle incelendiğini belirten Güner, "Sinop’ta bal üreticileri, saf ve kaliteli bal üretimine büyük özen gösteriyor. Üniversitemizin doğal ürünler araştırma merkezinde ‘SİNATE’ adlı bal, aktif olarak toplanıp satışa sunuluyor. Biz de bu coğrafi ürüne katma değer katmak amacıyla balın kimyasal ve biyolojik özelliklerini detaylı şekilde analiz ettik" diye konuştu. Çalışmada Sinop kestane balının farklı kanser hücreleri üzerindeki etkileri de test edildi. Doç. Dr. Güner, "Akciğer kanseri, meme kanseri ve serviks kanseri gibi farklı hücre hatlarında balın etkisini gözlemledik. Analizlerimiz özellikle meme kanseri hücrelerinde balın seçici sitotoksik etki gösterdiğini ortaya koydu. Yani bal, sağlıklı hücrelere zarar vermeden yalnızca kanser hücrelerini baskılayabiliyor. Bu, doğal ve potansiyel bir destek tedavi olarak büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Araştırmanın sonuçları, hem Sinop kestane balının kalitesini bilimsel olarak ortaya koydu hem de balın sağlık alanındaki potansiyel kullanımını gündeme taşıdı. Doç. Dr. Güner, çalışmaların ilerleyen dönemlerde daha fazla kanser hücre hattı ve laboratuvar modeli üzerinde devam edeceğini sözlerine ekledi.
30 Eylül 2025 Salı - 11:41
Uzmanından uyarı: "Şah damarı tıkanıklığı felce yol açabiliyor"
Medical Park Tokat Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Arif Arısoy, şah damarı (karotis arter) tıkanıklığının felce yol açabileceğini belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Doç. Dr. Arısoy, beynin sağlıklı çalışabilmesi için sürekli ve yeterli kan akışına ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, "Boynumuzun her iki yanında bulunan ve halk arasında şah damarı olarak bilinen karotis arterlerde plak (yağ ve kolesterol gibi maddeler) birikimi sonucu daralma ve tıkanıklık meydana gelir. Bu durum tedavi edilmezse beyne giden kan akışı azalır ya da pıhtı oluşarak felce yol açabilir" dedi. "En büyük tehlike felç" Karotis tıkanıklığının beyni besleyen ana damarlarda ciddi sorunlara yol açtığını söyleyen Arısoy, "Tedavi edilmediğinde beyne yeterli oksijen ve besin gitmez. Daralma kritik seviyeye ulaştığında ya da plak çatladığında beyin damarları tıkanabilir. Bunun sonucu felçtir. Felç; vücudun bir tarafında güç kaybı, konuşma ve görme bozuklukları gibi kalıcı hasarlara yol açabilir" diye konuştu. Hastalığın temel nedeninin damar sertliği (ateroskleroz) olduğunu belirten Doç. Dr. Arısoy, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı ve obeziteyle ailede damar hastalığı öyküsü, şah damarı tıkanıklığı riskini artırdığını ifade etti. "Sessiz ilerleyebilir" Şah damarı tıkanıklığının uzun süre belirti vermeden ilerleyebileceğini ifade eden Arısoy, "Yüzde, kolda veya bacakta ani uyuşma ya da güçsüzlük, konuşma bozukluğu, tek gözde ani görme kaybı, baş dönmesi ve denge kaybı gibi şikâyetler uyarıcıdır. Bu belirtiler birkaç dakika ya da saat sürüp kalıcı hasar bırakmadan da kaybolabilir ancak büyük bir felç riskinin habercisi olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden acilen hastaneye başvurulmalıdır" uyarısında bulundu. Tanı ve tedavi yöntemleri Karotis tıkanıklığının tanısında en sık kullanılan yöntemin doppler ultrasonografi olduğunu belirten Arısoy, bu yöntemin damar içindeki kan akışını ve darlığın derecesini gösterdiğini, daha ileri inceleme gerektiğinde ise BT ve MR anjiyografiden yararlanıldığını kaydetti. Tedavi seçeneklerinin darlığın derecesine göre değiştiğini belirten Doç. Dr. Arısoy, "Sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme, egzersiz, tansiyon, kolesterol ve diyabetin kontrolü, ilaç tedavisi ilk aşamada önemlidir. İleri darlıklarda ise cerrahi operasyon veya stent uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis hayat kurtarır" Şah damarı tıkanıklığının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Arısoy, "Baş dönmesi, görme kaybı ya da vücudun bir tarafında uyuşma yaşayan kişiler vakit kaybetmeden doktora başvurmalıdır. Düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam tarzı şah damarı tıkanıklığını önlemenin en etkili yoludur" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 11:09
Geçmeyen öksürüğe dikkat, reflü belirtisi olabilir
Türkiye’de reflü ve mide fıtığı vakalarının görülme sıklığı son yıllarda dikkat çekici biçimde artıyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, bu hastalıkların yalnızca mide yanmasıyla sınırlı olmadığını, kronik öksürük ve ses kısıklığı gibi atipik belirtilerle de ortaya çıkabileceğini açıkladı. Mide fıtığı (hiatal herni) ve gastroözofageal reflü (GERD), yaşam kalitesini en çok etkileyen sindirim sistemi hastalıkları arasında yer alıyor. Görülme sıklığındaki artış, bu hastalıkları toplum sağlığı açısından daha görünür hale getiriyor. Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, reflünün özellikle Batı toplumlarında her 5 kişiden birinde görüldüğünü hatırlatarak, "Türkiye’de erişkinlerde reflü hastalığının prevalansı yüzde 15-20 seviyelerine ulaşıyor. Son 20 yılda obezite ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu oran 2-3 kat artmış durumda. Mide fıtığının ise toplumun yüzde 10-20’sinde saptanmakla birlikte 60 yaşın üzerindeki bireylerde bu oran, yüzde 50’ye kadar yükselebilmektedir" dedi. En çok gözden kaçan belirtiler Hastalığın tipik şikâyetlerinin göğüs kemiği arkasında yanma, ağza acı-ekşi su gelmesi ve yutma güçlüğü olduğunu aktaran Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi veya diş çürükleri de reflünün işareti olabilir. Bu atipik belirtiler gözden kaçtığında tanı gecikebilir" uyarısında bulundu. Yaşın ilerlemesi, obezite, sigara ve alkol kullanımının en önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, gebelik, ağır kaldırma ve kronik öksürüğün de mide fıtığı ve reflüyü tetikleyebileceğini ifade etti. Vakit kaybetmeden endoskopi yapılmalı Hastaların öyküsünün tanıda çoğu zaman yol gösterici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, endoskopi ve pH ölçümleri gibi ileri testlerin ise gerekli durumlarda devreye girdiğini belirtti. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, özellikle yutma güçlüğü, kilo kaybı, kanama ve kansızlık gibi "alarm semptomların" varlığında vakit kaybetmeden endoskopi yapılması gerektiğini vurgulayarak, reflü tedavisinde kullanılan proton pompa inhibitörleri (PPİ) hakkında konuşan bu ilaçların kısa süreli kullanımda güvenli olduğunu ancak uzun vadede riskler taşıdığını aktardı. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "B12, magnezyum ve kalsiyum eksiklikleri, osteoporoz, böbrek hastalıkları ve bağırsak enfeksiyonları bu riskler arasında. Ayrıca kalp-damar ve demans ile olası ilişkiler üzerine veriler de gündeme gelmeye başladı" diye konuştu. Yeni nesil yöntemler umut verici Cerrahiye alternatif olarak geliştirilen endoskopik yöntemlerin umut verici olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, transoral fundoplikasyon (TIF), Stretta ve ARMA gibi uygulamaların daha az invaziv olması ve kısa iyileşme süresiyle öne çıktığını belirtti. Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Henüz standart tedavi olarak kabul edilmese de, endoskopik yöntemler seçilmiş hastalarda başarılı sonuçlar verebiliyor. İlerleyen dönemde bu yöntemlerin daha yaygın ve ulaşılabilir hale gelmesi bekleniyor" ifadelerini kullandı. Reflü gibi kronik hastalıkların yönetiminde geleceğin daha az invaziv ve ilaçsız yöntemlerde olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Yekta Tüzün, "Uzun süreli ilaç kullanımının yol açabileceği riskler arttıkça, endoskopik yöntemlerin standart tedavi seçenekleri arasına girmesi ihtimali de güçleniyor" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:58
Kahta Devlet Hastanesinde yeni bir hizmet
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’ne kazandırılan bir çok yeni teknolojik donanıma sahip tanı ve tedavi cihazlarından Sıvı Bazlı Sitoloji Cihazı sayesinde tanılama süreci hızlandırılarak tedaviye büyük katkı sağlanıyor. HPV-PCR analizi ve Sıvı bazlı sitoloji tekniklerinden biri olan thin prep, tanı ve tedavi protokollerinde kullanılmak üzere, Kahta Devlet Hastanesi’nin patoloji kliniğinde kullanılarak halka hizmet verilmektedir. Erken tanının, tedavi başarısını artırmada kritik rol oynadığını belirten Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, "Hastalarımıza daha güvenilir ve hızlı sonuçlar sunmak için yeni teknolojiler kullanıyoruz. Bu kapsamda özellikle rahim ağzı kanser taramalarında kullanılan smear testlerinin en güncel çalışma yöntemi olan Sıvı Bazlı Sitoloji Cihazı artık hastanemizde hizmet vermeye başladı. Bu sistem sayesinde sonuçlar çok kısa sürede çıkıyor. Erken tanı ile tedavi hem şansı artıyor hem de daha güvenilir sonuçlar elde ediliyor. Hastalarımıza daha güvenilir ve hızlı sağlık hizmeti sunmak için çalışıyoruz. Bu cihazın hastanemize kazandırılmasında başta Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan’a ve İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:55
Tağşiş listesindeki pizzacı: "Sorumluluk tamamen tedarikçiye aittir"
KOCAELİ (İHA) – ’Dana dilimli sosis’ ürününde kanatlı eti çıktığı iddiasıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tağşiş listesinde yer alan ünlü pizzacı, "Bahsi geçen işlem, tedarikçi firma Tepe Et Ürünleri Pazarlama Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından üretilen ’dana dilimli sosis’ ürününden kaynaklanmaktadır. Buna rağmen Tepe Et firması, söz konusu ürünü kendisinin üretmediğini ve satmadığını ileri sürmüş, ilçe tarım müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmuştur. Ayrıca bize sattığı üründen farklı bir numune vererek ilçe tarımı yanıltmıştır" açıklamasında bulundu. Tarım Bakanlığı tağşiş listesinde yayınladı İddiaya göre geçtiğimiz günlerde, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından paylaşılan tağşiş listesinde, birçok ünlü markete pizza tedarik eden Joy Pizza Dondurulmuş Ürünler San. ve Tic. Ltd. Şti. yer aldı. Firmanın ’dana dilimli sosis’ ürününde kanatlı eti kullandığı ileri sürülürken, Joy Pizza ise ürünün kendilerine ait olmadığını ifade etti. Joy Pizza Dondurulmuş Ürünler San. ve Tic. Ltd. Şti., Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım bazı haberlerde gerçeğe aykırı ifadelerin yer aldığını kaydetti. Joy Pizza’nın yalnızca dondurulmuş pizza üretimi yaptığına dikkat çekilen açıklamada, "Sucuk, sosis veya benzeri et türevlerinin üretimiyle hiçbir ilgimiz bulunmamaktadır. Zincir marketlere sunulan tüm ürünlerimizde piliç eti kullanılmakta olup, bu durum hem ürün etiketlerinde hem de ambalajlarda açıkça belirtilmektedir" dedi. "Bize sattığı üründen farklı bir numune vererek ilçe tarımı yanıltmıştır" Bahsi geçen işlemin, tedarikçi firma Tepe Et Ürünleri Pazarlama Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından üretilen ’dana dilimli sosis’ ürününden kaynaklandığını ileri süren Bülent Yıldırım, "İlgili partiye ait tüm fatura ve sevk irsaliyeleri mevcut olup, sorumluluk tamamen tedarikçiye aittir. Buna rağmen Tepe Et firması, söz konusu ürünü kendisinin üretmediğini ve satmadığını ileri sürmüş, ilçe tarım müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmuştur. Ayrıca bize sattığı üründen farklı bir numune vererek ilçe tarımı yanıltmıştır" diye konuştu. Şirket, yaşanan süreçle ilgili Tepe Et hakkında hukuki işlemlerin başlatıldığını, ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğunu da duyurdu. Firma ayrıca, Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurulduğunu da ifade etti. Yıldırım, "Gıda güvenliği ve mevzuata uygunluk konusunda en yüksek hassasiyetle hareket etmeye devam edeceğiz. Marka değerimizi ve ticari itibarımızı zedeleyici gerçek dışı yayın ve beyanlar karşısında tüm yasal haklarımızı kullanacağız" ifadelerini kullandı.
30 Eylül 2025 Salı - 10:49
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinde lazer cihazıyla inatçı ağrılara ameliyatsız çözüm
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hastalarına en ileri tedavi imkanları sunma misyonu doğrultusunda modern sağlık teknolojilerini hizmete kazandırmaya devam ediyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon birimine katılan Yüksek Yoğunluklu Lazer (HILT) cihazı, inatçı ağrı ve enflamasyon problemlerinde etkili bir çözüm sunuyor. Geleneksel lazer uygulamalarından farklı olarak çok daha güçlü enerji ile derin dokulara (kas, eklem, tendon) nüfuz edebilen Yüksek Yoğunluklu Lazer (HILT) cihazı teknoloji; hücresel düzeyde iyileşmeyi tetikleyerek ağrıyı hızla kesiyor, ödemi azaltıyor ve dokuların onarım sürecini hızlandırıyor. Bel-boyun fıtığı, eklem kireçlenmesi (osteoartrit), spor yaralanmaları, tendinit ve kronik ağrı sendromları gibi birçok rahatsızlıkta uygulanabilen yüksek yoğunluklu lazer tedavisi; ağrısız, güvenli ve cerrahi müdahale gerektirmeyen bir yöntem olarak öne çıkıyor. Tedavi, seçili branşlarda doktor istemiyle gerçekleştiriliyor. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka, "Bu modern tedavi sayesinde hastalarımızın ameliyatsız ve ilaçsız bir şekilde yaşam kalitelerini artırmayı, ağrılarından kurtarıp hareket özgürlüklerine kavuşmalarını hedefliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın koruyan geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Uşak’ımıza ve bölgeye nitelikli ve kaliteli hizmet sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
30 Eylül 2025 Salı - 10:48
Uzmanlardan ‘Doğum koçu’ uyarısı: "Yaşamın ilk dakikasındaki dokunuşlar çok önemli, son pişmanlık fayda etmiyor"
Doğumların sağlık merkezlerinde donanımlı ekiplerce yaptırılması gerektiğine dikkat çeken Yenidoğan Uzmanı Dr. Burcu Cebeci, "Evde gerekli yetkinlikte olmayan, sağlık profesyonelliğinden uzak, yaşam koçu ya da benzer isimlerle destek alarak asla doğum yapılmamalı. Çok üzülüyorum, yaşamın ilk dakikasında dokunuşlar bu bebekler için çok çok önemli, devreye girdiğimiz anda maalesef çoğu zaman geç kalmış olabiliyoruz. Tabii ki talihsiz şeyler yaşıyoruz, evde doğum yapmış, ikiz bir gebelik sonrası çocuk acilimize kalp masajıyla gelen bir yenidoğan bebeğimiz olmuştu. Pişmanlık oluyor ama son pişmanlık maalesef fayda etmiyor" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 10:22
Sonbaharın kuruttuğu ciltler için pratik nemlendirme tüyoları
Denizli Özel Egekent Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Osman Aydın, sonbahar rüzgarlarıyla kuruyan hassas ciltler için pratik nemlendirme tüyoları vererek, "Mevsim başlarında dermatoloğa danışmak, kuruluk kaynaklı alerji ve döküntü riskini azaltır" dedi. Havaların soğuyup nem oranının düşmesiyle birlikte ciltte gerginlik, pullanma ve kaşıntı şikayetlerinin arttığına dikkat çeken Cildiye Uzmanı Dr. Osman Aydın, "Sonbahar aylarında cilt bariyerinin korunması, kışa daha sağlıklı bir ciltle girmek için en önemli adım. Özellikle hassas ciltlerde mevsim geçişi sorunları, uygun bakım yapılmadığında uzun süreli tahrişlere yol açabiliyor" dedi. Hassas ciltler için pratik nemlendirme önerilerini paylaşan Dr. Osman Aydın, "Cildi kurutmayan, pH dengeli temizleyiciler kullanın. Hyalüronik asit içeren serumlarla cildin su tutma kapasitesini artırabilirsiniz. Yağ ve su bazlı nemlendiricileri katmanlama yöntemiyle uygulamak, cildin nemini gün boyu kilitler. Haftada bir kez nem maskesi yapmak da cilt bariyerini güçlendirecektir" diye konuştu. Profesyonel destek alın Rutin bakımın yanı sıra cilt tipine uygun profesyonel destek almak gerektiğini vurgulayan Dr. Osman Aydın, şu tavsiyelerde bulundu: "Günde en az 2 litre su tüketimi ve nemlendirici krem seçerken içerik listesindeki seramid, gliserin, yağ asidi türevlerine dikkat etmek son derece önemli. Rutin bakımın yanı sıra cilt tipine uygun profesyonel destek almak gerekebilir. Mevsim başlarında dermatoloğa danışmak, kuruluk kaynaklı alerji ve döküntü riskini azaltır"
30 Eylül 2025 Salı - 10:22
Elazığ 37. Yaz Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak
Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. Yaz Sempozyumu, 3-5 Ekim 2025 tarihlerinde ’Tüm Yönleri ile Üveit’ başlığıyla gerçekleştirilecek. Toplantıda 43 serbest bildiri ve 6 panel sunulacak, göz sağlığı alanındaki güncel gelişmeler ele alınacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. Yaz Sempozyumu, 3-5 Ekim 2025 tarihleri arasında Elazığ’da gerçekleştirilecek. ’Tüm Yönleri ile Üveit’ başlığıyla düzenlenecek sempozyum, özle bir otelde yapılacak ve göz hastalıkları alanında Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarını bir araya getirecek. Depremin ardından Elazığ için büyük önem taşıyan toplantıya, yalnızca bölgedeki değil ülke genelinden çok sayıda göz doktorunun katılması bekleniyor. Sempozyumda 43 serbest bildiri sunulacak ve 6 panel düzenlenecek. Gözün en karmaşık hastalıklarından biri olan üveit başta olmak üzere, göz sağlığı alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak. Dr. Mehmet Buğra Tümtaş, "Memleketimde böyle bir organizasyon yapılmasından büyük gurur ve heyecan duyuyorum. Bu toplantı, hem Elazığ için önemli bir bilimsel buluşma olacak hem de bölgemizin adını tıp camiasında daha da öne çıkaracaktır" dedi. Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Doç. Dr. Seyfettin Erdem ise sempozyumun bilimsel açıdan ve mesleki dayanışma açısından önemli katkılar sunacağını ifade ederek, tüm meslektaşlarını toplantıya davet etti.
30 Eylül 2025 Salı - 10:14
Dünya Kalp Günü: "Risklerin büyük kısmı sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir"
"Dünya Kalp Günü" dolayısıyla açıklama yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirterek, "Risklerin büyük kısmı sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir" dedi. Kalp-damar hastalıklarının ülkemizdeki ölümlerin yaklaşık yüzde 28’inden sorumlu olduğunu aktaran Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan, hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, sigara ve hareketsizliğin en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Özellikle 40 yaş üstündeki bireylerin yılda en az bir kez aile hekimine başvurarak kardiyovasküler risk değerlendirmesi yaptırması gerektiğini vurguladı. "Bu değerlendirmeler sayesinde kişilerin önümüzdeki on yıl içinde kalp-damar hastalığına yakalanma riski belirlenebiliyor ve önleyici tedbirler zamanında alınabiliyor" diyen Ercan, erken tanının hayati rol oynadığını ifade etti. Sinop’un doğal güzelliklerine dikkat çeken Ercan, şehrin kalp sağlığı için sunduğu fırsatları şöyle anlattı: "Karadeniz’in incisi Sinop, tertemiz havası, deniz kıyısındaki yürüyüş yolları, huzurlu yaşamı ve yeşil alanlarıyla kalp dostu bir şehir. Kalbiniz için en güzel spor, Sinop sahilinde yapacağınız tempolu yürüyüştür." Düzenli fiziksel aktivite, tuz ve şekerden fakir dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, yeterli su tüketimi ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Ercan, bu alışkanlıkların kalp-damar hastalıklarını önlemede temel adımlar olduğunun altını çizdi. Bu yılın teması olan "Hiçbir Ritmi Kaçırmayın" sloganını hatırlatan Dr. Ercan, "Kalbimizi korumak; sadece sağlığımızı değil, hayatın ritmini ve sevdiklerimizle paylaşacağımız güzel anları da korumaktır. Sinop’un sunduğu tüm imkânları değerlendirelim ve kalbimize hak ettiği özeni gösterelim" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder