Son Dakika
|
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü 17 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Gaziantep’teki ’süper hücre’ balkon duvarlarını yıktı, camları patlattı
Fatih’te marketin deposunda yangın: Mahsur kalanlar kurtarıldı!
Bursa Uludağ’da kış geri döndü
Esenyurt’ta Heimlich manevrası hayat kurtardı
Ziraat Türkiye Kupası’nda ilk finalist belli oluyor
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
NBA’de son çeyrek final eşleşmesi Detroit- Cleveland oldu
SAĞLIK
İl Sağlık Müdürlüğünden astım hastalığı açıklaması
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:07:03
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Türkiye’de her 10 çocuktan birinde astım hastalığının görüldüğü ve Türkiye’de 2024 yılında astıma bağlı bin 300’den fazla ölüm gerçekleştiği kaydedildi. Konuyla ilgili kurumdan yapılan yazılı açıklamada, "Astım akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığıdır. En sık görülen belirtileri tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için, hastanın şikâyetlerinin değerlendirilmesinin yanı sıra solunum fonksiyon testleri büyük önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunmakta, her yıl 400 binden fazla kişi astıma bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her 10 çocuktan birinde astım görülmektedir. 2024 yılında astıma bağlı bin 300’den fazla ölüm gerçekleşmiştir. Bu veriler, astımın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığımız, her yıl Dünya Astım Günü çerçevesinde Türk Toraks Derneği ve Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği ile iş birliği içerisinde toplum ve sağlık çalışanlarına yönelik farkındalık ve eğitim faaliyetleri yürütmektedir. Bu yılın teması ‘Astım kontrolü, kortizonlu nefes açıcılarla mümkün’ olarak belirlenmiştir. Astım tedavisinin temel amacı, hastalığı kontrol altına almak, atakları önlemek ve bireylerin günlük yaşamını kısıtlılık olmadan sürdürebilmesini sağlamaktır. Mayıs ayı itibarıyla aile hekimlerimiz, birimlerine kayıtlı astım hastalarını Hastalık Yönetim Platformu üzerinden klinik kılavuzlara uygun şekilde izlemeye devam edecektir" ifadelerine yer verildi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:59
Karadeniz Ereğli’de kardiyoloji ve ortopedi uzmanları göreve başladı
Zonguldak Karadeniz Ereğli ilçesinde Kardiyoloji ve Ortopedi uzmanları bölge halkına modern tıbbi imkanlarla hizmet verecek. Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde Anadolu Hastanesi, doktor kadrosunu genişletmeye devam ediyor. Hastane bünyesinde hasta kabulüne başlayan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Erol Günen ile Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Özdamar, tecrübelerini bölge halkı için kullanıyor. Yeni hekimler modern tıbbi imkanlarla hizmet sunacak Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Özdamar kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisi süreçlerinde görev alırken, Op. Dr. Erol Günen ise kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ile kırık ve çıkık tedavileri alanında uzmanlığını sergiliyor. Sağlık hizmet kalitesini her geçen gün yükseltmeyi hedefleyen Özel Karadeniz Ereğli Anadolu Hastanesi, bu yeni katılımlarla daha kapsamlı bir hizmet sunmayı amaçlıyor. Hastane yönetimi, kadronun güçlenmesiyle ilgili şu ifadeleri kullandı: "Uzman hekim kadromuzu güçlendirerek, yeni yatırımlar ile vatandaşlarımıza kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz." Kurum, istikrarlı büyümesini sürdürerek vatandaşlara güvenilir sağlık hizmeti ulaştırmaya odaklanıyor.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:26
Ali Eroğlu: "Keneyi gördüğünüz zaman çıplak el olmamak suretiyle hemen alacaksınız"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, havaların ısınmasıyla birlikte görülmeye başlanan kenelerle ilgili uyarılarda bulunarak, "İnsanlar vücudunda keneyi gördüğü zaman bir sağlık kuruluşuna gitmek istiyor. Hayır, keneyi gördüğünüz zaman çıplak el olmamak suretiyle hemen alacaksınız" dedi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, bir dizi program için Kastamonu’yu ziyaret etti. Eroğlu, basın mensuplarına Kurban Bayramı sebebiyle yaşanacak hayvan hareketliliği ve yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte görülmeye başlanan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarıyla ilgili uyarılarda bulundu. "Kuzey Anadolu Platosu’ndaki illerimizde de görüldü" Geçen yıl kene kaynaklı 15 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Eroğlu, nisan ayı ile kasım ayı arasında Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının görüldüğünü dile getirdi. Mücadelede halkın bilinçlendirilmesinin önemine değinen Eroğlu, "Önce 22 ilimizde, özellikle İç Anadolu ile Karadeniz arasındaki Tokat, Sivas, Gümüşhane, Erzincan, bu tarafa doğru Bolu’ya kadar olan Kuzey Anadolu Platosu’ndaki illerimizde görüldü, daha sonraki yıllarda diğer illerimize yayılmaya başladı. Bir ara vaka görülen il sayısı 30’u geçti" dedi. "’Aman elinizi atmayın, müdahale etmeyin’ demek çok yanlış" Keneden korunmak için vatandaşlara tavsiyelerde bulunan Eroğlu, "Biz ’keneden korkma, geç kalmaktan kork’ diyoruz. İnsanlar vücudunda keneyi gördüğü zaman bir sağlık kuruluşuna gitmek istiyor. Hayır, keneyi gördüğünüz zaman çıplak el olmamak suretiyle, elinize bir poşet falan geçirerek keneyi hemen alacaksınız. Kene insan vücuduna yapıştığı zaman yaklaşık 12 saat etkeni vermez. Beslenir, kan emer, şişer ondan sonra etkeni vermeye başlar. Ne zaman yapıştığını bilmediğiniz için kene ezilmeden hemen uzaklaştırılacak" diye konuştu. Keneyi çıkardıktan sonra sağlık kuruluşlarına başvurmak gerektiğini belirten Eroğlu, "O bir kıymık parçası gibi kalır, başka bir zararı olmaz. ’Aman elinizi atmayın, müdahale etmeyin’ demek çok yanlış" diye konuştu. "Hayvancılıkla uğraşanların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi lazım" Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde çiftçilere uyarılarda bulunan Eroğlu, şap ve benzeri hastalıklar riskine karşı kurbanlık hayvanlara yönelik tedbirlerin alındığını kaydederek, "Kurban dolayısıyla hayvan sirkülasyonu aşırı derecede artıyor. Kontrolsüz hayvan hareketleri olmayacak. Hayvanlar, aşılandığını belirten veteriner hekim sağlık raporlarıyla taşınması lazım. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kurulan yol denetim istasyonlarında araçlar durdurulup belgelere bakılıyor; belgesi yoksa ceza işlemi var. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın sorumluluk bilinciyle hareket etmesi lazım" şeklinde konuştu.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:19
Bel ağrısının ilacı planlı hareket
Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mayıs 2026 Pazar- 11:54
Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı
2
03 Mayıs 2026 Pazar- 15:43
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
5
03 Mayıs 2026 Pazar- 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:48
Meme kanseriyle erken teşhis hayat kurtarır
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ebru Güzel, "Dünya genelinde kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olmaya devam ediyor," dedi. Dr. Ebru Güzel, "Sağlık Bakanlığı verilerine göre, her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalıyor. Ancak erken evrede tespit edilen vakalarda tedavi başarısı yüzde 90’ın üzerine çıkıyor. Bu nedenle düzenli mamografi kontrolleri, özellikle 40 yaş üstü kadınlar için büyük önem taşıyor" dedi. "Belirtilere dikkat edilmeli" Dr. Ebru Güzel, "Meme kanserinde ele gelen kitle, meme başında çekilme, akıntı ya da ciltte değişiklik gibi belirtiler en sık karşılaşılan uyarılar arasında yer alıyor. Ancak birçok vakada hastalık belirti vermeden ilerlediği için, şikayet olmasa bile düzenli kontrollerin aksatılmaması gerekiyor" şeklinde konuştu. Erteleme, gecikme, unutma Meme sağlığı konusunda farkındalık çağrısında bulunan Uzm. Dr. Ebru Güzel, "Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarır. Kadınların kendi bedenlerini tanımaları ve düzenli olarak kendilerini muayene etmeleri çok önemli. Ancak yalnızca elle muayene yeterli değil; taramalar, özellikle mamografi, hayati bir rol oynuyor" ifadelerini kullandı. Erkeklerde de görülüyor Dr. Ebru Güzel, "Her ne kadar kadınlara özgü bir hastalık gibi algılansa da meme kanseri erkeklerde de görülebiliyor. Toplam vakaların yaklaşık yüzde 1’ini erkek hastalar oluşturuyor. Bu nedenle erkeklerin de meme bölgesinde olağandışı değişiklikler fark etmeleri durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:01
Uzmanından uyarı: "Güneş ışınlarına maruz kalmak ileri cilt tümörlerine neden olabilmektedir''
Etlik Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Fatma Efsun Tanaçan, uzun süre güneş ışınına maruz kalmanın ileri cilt tümörlerine neden olabileceğini ifade etti.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:30
Uzmanından böbrek taşlarına karşı günde "2 litre" uyarısı
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Tolga Gülpınar, "Böbrek taşlarının tekrarından korunmak için belki de en önemli faktör günlük 2 litre civarında idrar çıkışını sağlamaya yetecek sıvı tüketimidir. Tuz kısıtlaması, rafine şekerlerin tüketiminin azaltılması, aşırı hayvansal protein ağırlıklı diyetlerden kaçınılması, hareketsizlik ve obeziteden uzak yaşam tarzının benimsenmesi esastır" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Tolga Gülpınar böbrek taşlarının, idrardaki bazı minerallerin yüksek konsantrasyonlara ulaşarak kristalleşmesi ve bu kristallerin kümelenmesiyle oluştuğunu söyledi. Gülpınar, "Kişinin yaşadığı coğrafya, etnik kimliği, diyetsel seçimleri ve genetik yatkınlıklar böbrek taşı oluşum riskini arttırır" dedi. "Bulantı ve idrarda kanama görülebilir" Böbrek taşında görülen belirtilere ve ağrının oluşabileceği bölgelere değinen Doç. Dr. Gülpınar, "Taşlar böbreğin içerisindeyken belirti vermeyebilirler. İdrar akımı engellenmediği sürece ağrı olmayabilir. Taş böbrekten çıkıp idrar kanalını tıkadığında, idrar akımının engellenmesi ile böbrek şişer ve gerilmeye bağlı ağrı meydana gelir. Bu ağrı şiddet olarak kıyaslandığında bir insanın hayatında tecrübe edebileceği en şiddetli ağrılardandır. Ağrı lomber (yan, böğür) bölgede ağırlıklı olur ve kasığa vurabilir. Bulantı, kusma, idrarda kanama, idrar yapma zorlukları olarak da kendini gösterebilir" diye konuştu. Tanının klinik muayenenin yanı sıra ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleriyle kesinleştirildiğini aktaran Gülpınar, tedavi yöntemlerinin taşın boyutuna ve konumuna göre değiştiğini belirtti. "Beslenme önemli" Beslenmenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Gülpınar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böbrek taşlarının tekrarından korunmak için belki de en önemli faktör günlük 2 litre civarında idrar çıkışını sağlamaya yetecek sıvı tüketimidir. Tuz kısıtlaması, rafine şekerlerin tüketiminin azaltılması, aşırı hayvansal protein ağırlıklı diyetlerden kaçınılması, hareketsizlik ve obeziteden uzak yaşam tarzının benimsenmesi esastır. Diyette fındık, kakao, çikolata, pancar, ıspanak, soya, buğdayın nispeten az tüketimi oksalattan zengin olmaları nedeniyle azaltılmalıdır. Liften zengin olduğu bilinen sebzeler faydalıdır. Bilinenin aksine taş hastaları makul miktarda süt ve süt ürünleri tüketebilirler. İçeriğindeki sitrat ile kristallerin taşlaşmasına engel olan limon günde 1 adet olarak tüketilebilir." "Tedavi yolları" 5 milimetreye kadar olan taşların ilaç ve bol sıvı tüketimiyle düşürülebildiğini ifade eden Gülpınar, "Bu boyutun üzerindeki taşlarda ve düşürme sürecinin uzun sürerek hastanın tahammülünün tükendiği noktalarda endoskopik tedaviler hastanın imdadına yetişir. İdrar kanalının böbreğe yakın olan kısımları endoskopi açısından nispeten zor ve riskli olduğu için bu konumdaki taşlar ESWL denilen şok dalgaları ile ameliyatsız kırılıp, küçük parçalar halinde dökülmesi sağlanabilir. Böbreğin içerisindeki taşlar ise 1 santimetre boyuta kadar, idrar akımını engellemiyor ise takip altında tutulabilirler. 1 ve 2 santimetre arasındaki boyutlardaki taşlar endoskopik girişim ve lazer için uygun adaylardır. Doktorun tercihine ve yönlendirmesine göre yine uygun olan taşlarda şok dalga tedavisi de bu boyut aralığındaki taşlar için uygulanabilir" dedi. "Endoskopik taş cerrahisi uygulanabilir" Endoskopik taş cerrahisi hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Gülpınar, "Önceleri karın yan duvarı kesilerek yapılan böbrek taşı cerrahisi, son yıllarda ilerleyen teknolojinin yardımı ile çok büyük oranda endoskopik (kamera kullanarak yapılan) cerrahiye evrilmiştir. Önce optik sistemlerin idrar kanalları ile uyumlu inceliğe ulaştırılması, ardından da flexbl (eğilip bükülme özelliğine sahip) cihazların kullanıma sunulması taş cerrahisini hasta açısından son derece tahammül edilebilir ve konforlu hale getirmiştir. Taşa uygulanacak kırıcı enerjinin de kısmen esneyebilir çok ince lazer ileticilerin üretilmesi ile böbrek taşlarının endoskopik tedavisine büyük katkıda bulunmuştur. Anestezi altında ve ameliyathanede yapılan bu işlemde bu özel endoskoplar ile böbreğe çıkılmakta, böbreğin odacıkları içerisinde dolaşılabilmektedir. Genellikle holmium tipi lazer ile neredeyse kırılmayacak taş ile nadiren karşılaşılmaktadır. İşlem ortalama 1-2 saat aralığında sürmekte, özel bir durum ile karşılaşılmadı ise hastanede 1 gecelik yatış taburcu olmak için yeterli olmaktadır" ifadelerini kullandı.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:30
Mardin’de ilk yanık ünitesi hizmete girdi
Mardin’de ilk kez kurulan yanık ünitesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başladı. Ciddi yanık vakalarında erken ve etkili müdahale imkanı sunacak olan ünite sayesinde, hastaların il dışına sevk edilme oranının düşürülmesi hedefleniyor. Toplam 5 yatak kapasitesine sahip olan ünitede, her biri tek kişilik odalar, pansuman alanları ile hidroterapi ve yıkama küvetleri yer alıyor. Yanıkların sadece deriyle sınırlı kalmayan, tüm vücut sistemini etkileyen travmalar olduğunu belirten Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yeşil, yeni açılan ünitenin bölgedeki önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini söyledi. Yeşil, "Bilindiği üzere yanık ısı, alev, kimyasal ve don yanıklar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yanık sadece bir deri hastalığı olmayıp aslında bütün bir organizmayı etkileyen bir travmadır. Bundan dolayı da bu tarz hastalarımızı çevre illerimize sevk etmek durumunda kalmaktaydık, ancak açtığımız yanık ünitemizle birlikte, umuyoruz ki, bundan sonraki vakalarımızın sevklerini azaltacağız. Yanık ünitemiz her biri tek kişilik olmak üzere 5 yataklı, içinde pansuman odalarının, hidroterapi ve yıkama küvetlerinin bulunduğu alanlar olarak hizmete açılmış bulunmaktadır. Memleketimize hayırlı olsun" dedi. Ünitenin açılmasıyla birlikte hem hasta konforunun artması hem de sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması bekleniyor.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:25
Malazgirt’te kan bağışı kampanyası düzenlendi
Muş’un Malazgirt ilçesinde vatandaşlar, Kızılay’ın başlattığı kampanyaya destek vererek kan bağışında bulundu. Kızılay Muş Şubesi görevlilerince, 15 Temmuz Parkı yakınlarına kurulan bağış tırına gelenler, görevliler tarafından bilgilendirilerek kan bağışında bulundu. Tırda görevli doktor Kutay Aker, kan ihtiyacını karşılamak üzere kan bağışı kampanyası başlattıklarını söyledi. 18-65 yaş arasındaki herkesin kan verebileceğini belirten Aker, "Kana ihtiyacımız var, onun için de vatandaşlardan kan bağışına katılmalarını istiyoruz. 5-10 dakikalarını ayırıp ihtiyacı olan bir vatandaşa umut olabilirler. Havalar çok sıcak geçiyor. Vatandaşlar tarlada o yüzden iki günde yaklaşık 50 ünite kan bağışı topladık. Kan verecek vatandaşlarımız şunu unutmasın, verecekleri bir ünite kanla 3 kişinin hayatını kurtarabilirler" dedi.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:01
Kadınlarda kısırlığı karşı bunlara dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadın kısırlığı ile ilgili bilgiler verdi. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde kısırlık sorunlarının yaklaşık yüzde 50’si kadınlara ilişkin faktörlerden kaynaklanıyor. Erkek kısırlığı çiftlerde yüzde 30’luk bir oranla ifade edilirken, yüzde 20 oranında da hem erkek hem de kadına bağlı faktörlerin bir kombinasyonu olabiliyor. Kısırlığın çözümü için öncelikle yaşanan sorunun kaynağının belirlenmesi gerekiyor. Kadınlarda tedavi sürecine adım atılırken yapılacak yaşam tarzı değişiklikleri gebelik şansını artırıyor. Kısırlık için kişiye özel tedavi Kısırlıkta tedavinin kişiye özel olduğunu söyleyen Mehmet Ak, "Korunma olmadan, düzenli olarak cinsel birlikteliğe rağmen gebelik elde edilememesi, infertilite yani kısırlık olarak tanımlanmaktadır. Kısırlık kadın açısından değerlendirildiğinde gebe kalamama durumudur. Kısırlık için hormonal sorunları düzeltmek, cerrahi müdahale ve tüp bebek (IVF) gibi doğurganlık tedavileri uygulanabilmektedir. Kısırlık, hem kadın hem de erkek için kişiye özel ve çözüme yönelik tedavi yapılması gereken bir sorundur. Bir kadının 40 yaşına gelmesinden sonra hamile kalma şansı önemli ölçüde azalmaktadır" dedi. "Kadın kısırlığı giderek artıyor" Ak, kısırlığın kadınlarda artış gösterdiğini söyleyerek, "ABD’de çocuk isteğiyle kliniklere başvuran 15-49 yaşları arasındaki kadınların oranı 1980’de yüzde 9 iken, 2010 yılı itibarı ile bu oran yüzde 12 seviyesine yükselmiştir. 2023 yılında ise yüzde 17,5 seviyelerine çıkmıştır. Bu yükselmenin nedeni ise artmış kadın yaşı ile evresel toksinlere daha fazla maruziyet ve artmış obezitenin yanı sıra seksüel yolla bulaşan hastalıklarda artış gibi bazı faktörlerdir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na göre ülkemizde, üreme çağındaki kadınlarda kısırlık yüzde 15 olarak belirlenmiştir. Kadın kısırlığının son 30 yılda hızla arttığı, yaşa göre belirlenen oranların yükseldiği ve 30’lu yaşların sonlarındaki kadınların dünya çapında en yüksek kısırlık riskiyle karşı karşıya olduğu belirlenmiştir. Dünya genelinde 2021 yılında, kısırlık 110 milyon kadını etkilemiştir. Bu verilere rağmen kısırlığın nedenleri her iki partnerden de kaynaklanmaktadır. Kısırlık, kadın üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle olduğu kadar erkek üreme sistemindeki bir sorun nedeniyle de ortaya çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. "Yanıt alamamak umutsuzluk nedeni" Kısırlığın bazen uzun süre nedeninin bulunamadığını söyleyen Mehmet Ak, "Bazı durumlarda kısırlığın nedeni uzun süre bulunamamaktadır. Her iki partnerde de birkaç küçük faktörün bir araya gelmesi, açıklanamayan doğurganlık sorunlarına neden olabilmektedir. Kısırlığın nedeni hakkında belirli bir cevap alamamak çoğu zaman umutsuzluğa neden olsa da, bu sorun zamanla kendi kendine düzelebilmektedir. Açıklanamayan kısırlığın tahmini yüzdesindeki farklılık, uzmanların standart kısırlık testinin ne olması gerektiği konusunda fikir birliğine varamamasından kaynaklanmaktadır. Testler, bireyin durumuna ve doktorunun test protokollerine göre değişebilmektedir" dedi. Kısırlık durumunda yapılması gerekenlerle ilgili bilgiler veren Ak, "Kısırlık araştırmaları aynı partnerle 12 ay boyunca vajinal seksüel ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler üzerinde yapılmaktadır. 12 ay olan bekleme süresi kadın yaşı 35 ve üzeri olduğu durumlarda 6 aya üzerinden hesaplama yapılır. Ancak bu süre beklenmeden temel kısırlık araştırmasının yapılması gereken durumlar ise şunlardır; Aşikar menstrüel düzensizlik söz konusu olması. Devam eden cinsel fonksiyon bozukluğu varlığı. Pelvik inflamatuar hastalık öyküsü. Evre 3-4 endometriosis yani çikolata kisti olması durumu. Kanser tedavisi için kemoterapi alınması ve bilinen bir erkek faktörü varlığı. Kadınlarda kısırlığa neden olabilecek birçok faktör bulunmaktadır. Genel sağlık şartlarının yanı sıra genetik (kalıtsal) özellikler ile yaşam tarzı ve yaş, kısırlığa yol açabilmektedir. Ancak kadın kısırlığı için aşağıdaki faktörlerin araştırılması gerekmektedir; Yaş faktörü önemlidir. Genellikle doğurganlık 30’lu yaşlarda azalmaya başlamaktadır. Yumurtlamayı engelleyen hormon sorunları araştırılmalıdır. Anormal adet döngüsü. Obezite kısırlığı etkileyen önemli bir nedendir. Vücut kitle endeksinin düşük olması. Endometriozis ve yapısal sorunlar (fallop tüpleri, rahim veya yumurtalıklarla ilgili sorunlar). Rahim miyomları, yumurtalık kistleri, tümörler, otoimmün bozukluklar (lupus, romatoid artrit, Haşimato hastalığı), pelvik inflamatuar hastalığa neden olan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar. Polikistik over sendromu kısırlığa neden olabilen hormonal bir bozukluktur. Birincil yumurtalık yetmezliği, aşırı madde kullanımı (alkol veya uyuşturucu), sigara içmek, daha önce dış gebelik geçirmiş olmak, kullanılan ilaçlar; (non-steroid anti-inflamatuarlar, steroid) ve smear sonucu, meme değişiklikleri, memeden süt benzeri akıntı olup olmadığı, aknenin eşlik ettiği yüzde ve göğüste aşırı kıllanma" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşam tarzı önemli" Mehmet Ak, sağlıklı bir yaşamın önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri doğurganlık da dahil olmak üzere bireylerin fiziksel, zihinsel ve duygusal refahını etkileyen davranışlardan oluşmaktadır. Sigara tiryakiliği, sağlıksız beslenme, vücut kitle endeksinin dengesiz olması, aşırı alkol ve kafein tüketimi, yetersiz fiziksel aktivite ve egzersiz, cinsel yolla bulaşan hastalıklara maruz kalmak ve çevresel faktörler üreme sağlığını etkilemektedir. Yaşam tarzını değiştirmek bireyin tercihleri sonucu değişebilmektedir. Yaşam tarzı davranışlarının üreme sağlığını olumlu veya olumsuz yönde etkilediği yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sağlıklı yaşam biçimleri sayesinde kısırlık tedavisinde başarı elde edildiği, gebelik ve canlı doğum oranlarının arttığı bilinmektedir."
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:29
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: "Bu yıl 21 KKKA vakası geldi bu hastalardan ikisi hayatını kaybetti"
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, bu yıl hastaneye sevk edilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vaka sayısının 21 olduğunu ve bu hastalardan ikisinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, vakalarda özellikle Haziran ayı ve Kurban Bayramı ile birlikte artış gözlendiğini, önceki yıllarda da benzer bir seyir izlendiğini belirterek, "Daha önce, 15 Temmuz itibarıyla vakaların azalmasını beklediğimizi söylemiştik. Şu anda servisimizde sadece bir hastamız yatıyor" dedi. Vaka sayılarında azalma beklediklerini kaydeden Yılmaz, KKKA’nın her zaman görülebileceği yönünde hareket etmek gerektiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Bölgede vakalarda bir miktar artış olsa da, sevk gerektirecek kadar ağır hasta sayısının az olduğunu kaydeden Yılmaz, "Bu yıl hastanemize sevk edilen KKKA vakası sayısı 21 oldu. Bu hastalardan ikisi hayatını kaybetti. Daha önce, 15 Temmuz itibarıyla vakaların azalmasını beklediğimizi söylemiştik. Şu anda servisimizde sadece bir hastamız yatıyor. Önceki dönemlerde hastanemizde 3 ila 5 hasta tedavi görüyordu. Haziran ayı ve Kurban Bayramı ile birlikte vaka sayısında artış yaşandı ve 20’li rakamlara ulaşıldı. Geçen yıl da benzer oranlarda vakamız vardı. Gümüşhane’deki meslektaşlarımızla yaptığımız görüşmelere göre bölgede bir miktar artış olsa da sevk gerektirecek kadar ağır hasta sayısı az, bize toplamda 21 hasta yönlendirildi" diye konuştu. "Görülebileceğini bilerek hareket etmeliyiz" KKKA’nın her zaman görülebileceği yönünde hareket etmek gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, "Bundan sonra vaka sayısında azalma bekliyoruz. Önceki yıllarda da benzer bir seyir izlenmişti. Genellikle 15 Temmuz’dan sonra vaka sayısı düşmeye başlar, 15 Ağustos’tan itibaren vaka pek gelmiyordu. Nadiren tek tük vakalarla karşılaşabiliyoruz. Geçmişte Ekim ayında da vaka gördüğümüz oldu; bunlar genellikle doğrudan keneyle temas sonucu, özellikle hayvanlar üzerindeki kenelerin insanlara geçip ısırmasıyla oluşan vakalardı. KKKA’nın her zaman görülebileceğini bilerek hareket etmeliyiz. Üstelik sadece KKKA değil, keneler aracılığıyla bulaşan birçok hastalık mevcut. Bu nedenle ormanlık ve çimenlik alanlara giderken mutlaka önlem alınmalı. Pantolon paçalarının çorapların içine sokulması, en etkili koruyucu yöntemlerden biridir. Ayrıca piknik ya da tarla gibi açık alan faaliyetlerinden sonra eve döndüğümüzde tüm vücudumuzu dikkatlice kontrol etmeliyiz. Çünkü kene vücutta ne kadar uzun süre kalırsa enfeksiyon riski de o kadar artar" ifadelerini kullandı.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:21
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ ve sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kabul edilen kanunla sigara kullanımını azaltmaya dair uygulamalar getirildi. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. "Bireysel ceza işletmeyle beraber uygulanacak" Ülke genelinde tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini belirten Müdür Demirkol, "Dumansız Türkiye kampanyası, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalardan biri. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. Dün itibariyle 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde ve çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz rutin denetimi başlatıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği ekiplerimiz kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine yakın cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu artık içen bireye de ceza uygulanmasıdır. Yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" diye konuştu "Vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor" Kampanyanın Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "İdeal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa uygulaması kapsamında 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu uygulama sırasında hemen yanına açtığımız stantta sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam ettik. Yüzde 85 oranında sigara bırakma polikliniğine başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, elini tutan bir yapı istiyor. Biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun bir çalışmayı arttırarak devam ettiriyoruz. Toplamda 700’e yakın sigara bırakma polikliniğimiz oldu. Son 3 ay içerisinde 150’ye yakın sigara bırakma polikliniği açtık. Hedefimiz bu yıl sonunda bine yakın sigara bırakma polikliniği hayata geçirmek" şeklinde konuştu. "Sigara her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi" Sigaranın dünyada her yıl 8 milyon kişinin ölümüne neden olan önlenebilir bir sebep olduğuna değinen Demirkol, "Yılda 1 milyonu sadece pasif etkilenimle ölüyor dünyada. Türkiye’de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran bu. Pandemide bir canımız ne kadar önemliydi değil mi? Sigara aslında her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi. Sigara ve tütün ürünleri bu denetimlerde elektronik sigara, puf gibi satışı yasak olanların da kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak. Bununla ilgili bir tespit yapıldığında ise el koyulacak. Bununla ilgili yakın takiplerimiz devam edecek. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" açıklamasında bulundu.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:18
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ ve sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kabul edilen kanunla sigara kullanımını azaltmağa dair uygulamalar getirildi. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. "Bireysel ceza işletmeyle beraber uygulanacak" Ülke genelinde tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini belirten Müdür Demirkol, "Dumansız Türkiye kampanyası, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalardan biri. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. Dün itibariyle 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde ve çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz rutin denetimi başlatıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği ekiplerimiz kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine yakın cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu artık içen bireye de ceza uygulanmasıdır. Yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" diye konuştu "Vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor" Kampanyanın Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "İdeal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa uygulaması kapsamında 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu uygulama sırasında hemen yanına açtığımız stantta sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam ettik. Yüzde 85 oranında sigara bırakma polikliniğine başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, elini tutan bir yapı istiyor. Biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun bir çalışmayı arttırarak devam ettiriyoruz. Toplamda 700’e yakın sigara bırakma polikliniğimiz oldu. Son 3 ay içerisinde 150’ye yakın sigara bırakma polikliniği açtık. Hedefimiz bu yıl sonunda bine yakın sigara bırakma polikliniği hayata geçirmek" şeklinde konuştu. "Sigara her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi" Sigaranın dünyada her yıl 8 milyon kişinin ölümüne neden olan önlenebilir bir sebep olduğuna değinen Demirkol, "Yılda 1 milyonu sadece pasif etkilenimle ölüyor dünyada. Türkiye’de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran bu. Pandemide bir canımız ne kadar önemliydi değil mi? Sigara aslında her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi. Sigara ve tütün ürünleri bu denetimlerde elektronik sigara, puf gibi satışı yasak olanların da kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak. Bununla ilgili bir tespit yapıldığında ise el koyulacak. Bununla ilgili yakın takiplerimiz devam edecek. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" açıklamasında bulundu.
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 08:16
BEUN’da ritim bozuklukları için yeni tedavi yöntemi uygulanmaya başlandı
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’nda; ritim bozukluğu yaşayan hastalar için yakma (ablasyon) ve dondurma (kriyoablasyon) işlemleri uygulanmaya başlandı. Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi İlke Erbay, bölgede önemli bir eksikliği giderdiklerini belirterek, "Ritim bozukluğu olan hastalarda yakma ve dondurma işlemlerini kapsayan bir yöntemdir. Bunun daha öncesinde bölgemizde kısa bir süre içerisinde de gerçekleştirilmiş olup şu anda tekrardan devamlılığını sağlayacağız" dedi. 6 aylık eğitim sonrası uygulamaya başlandı Dr. Öğr. Üyesi İlke Erbay, tedavi yönteminin Zonguldak’a kazandırılmasında önemli bir eğitim süreci geçirdiğini ifade ederek, "Kurumumuz tarafından 6 ay boyunca Türkiye’nin önemli aritmi merkezlerinden biri olan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Aritmi Kliniği’nde eğitim aldım ve bunun sonrasında bir sertifika aldım. Orada görmüş olduğum eğitim sonrasında bölgemize bu hizmeti getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu. Aritmi tedavisinde sevkler azalacak Erbay, bölgede birçok aritmi hastasının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük merkezlere sevk edildiğini belirterek, "Bu ritim bozukluğu hastalarımızda özellikle ölümcül ritim bozukluğu olan ya da hayat kalitesini düşüren ritim bozukluğu olan hastalarımızda yakma işlemleri ve dondurma işlemlerini kurumumuzda ve bölgemize hizmeti sunmaya başladık. Zaten vakalarımıza hızlı bir şekilde başladık" ifadelerini kullandı. "Bölge için büyük kazanım" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nin Batı Karadeniz için önemli bir aritmi merkezi olacağını vurgulayan Erbay, "Bölge içerisinde çok fazla vakamız var ve bu vakalarımız genellikle büyük merkezlere başvurmak zorunda kalıyorlardı. Artık Batı Karadeniz de aritmi üslerinden bir tanesi olmaya başlayacak Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak. Bunu duyurmanın vermiş olduğu gururu yaşıyoruz" dedi. "Hastalarımıza sağlıklarını kavuşturmayı amaçlıyoruz" Hastaların tedaviye gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten Erbay, "Hastalarımız bunu öğrendikten sonra özellikle ve bize başvuran, aritmi açısından başvuran hastalarımızın sayısında ciddi bir artış oldu. Özellikle almış olduğumuz vakalardan sonrasında haftanın belli günlerinde biz bu hizmeti vermeye devam edeceğiz. Bölge içerisinde zaten çok fazla aritmi hastası olduğu için bu hastalarımıza da sağlıklarını kavuşturmayı amaçlıyoruz" diye konuştu.
22 Temmuz 2025 Salı - 18:29
Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği
Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticaret alanlarında stratejik iş birliği adımları atılıyor. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, 21 Temmuz 2025 tarihinde Kamboçya Krallığı’nın Ankara Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea’nın davetlisi olarak Kamboçya Büyükelçiliği’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında sağlık turizmi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, sağlık yatırımları ve nitelikli insan kaynağı gibi stratejik alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık altyapısı, dijital sağlık çözümleri ve medikal teknoloji alanındaki kapasitesi ile sağlık turizmindeki küresel başarısı hakkında bilgi verirken, SATKOF’un ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü projeleri katılımcılara sundu. Gerçekleştirilen görüşme, iki ülke arasında sürdürülebilir sağlık turizmi iş birliklerinin geliştirilmesi, karşılıklı delegasyon ziyaretlerinin düzenlenmesi ve ortak eğitim programlarının planlanması yönünde olumlu sonuçlandı. Toplantıda ayrıca Türkiye ile Kamboçya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde yaşanan gelişmelere de dikkat çekildi. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacmindeki artış ve karşılıklı turist sayısındaki yükseliş memnuniyetle karşılandı. Bu kapsamda, Aralık 2025’te başlatılması planlanan İstanbul-Phnom Penh direkt uçuşunun ticaret, turizm ve halklar arası etkileşimi artıracağı vurgulandı. Kamboçya Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea, Türk iş insanlarını ve yatırımcılarını Kamboçya’daki fırsatları değerlendirmeye davet ederek, ülkenin sunduğu çeşitli ticaret avantajlarını şöyle sıraladı: 679 milyonluk ASYA pazarı, ASYA+1 ticaret anlaşmaları, 2,2 milyar kişilik Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması, Kamboçya-Çin İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-Güney Kore İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-BAE Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması." Büyükelçilik yetkilileri, Türk firmalarının Kamboçya’da yatırım yapmaları, şirket kurmaları ve iş faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli bakanlıklar ve kurumlarla koordinasyon sağlamaya hazır olduklarını ifade etti. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi birikimi ve tecrübesini dost Kamboçya ile paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, kurulacak sağlık köprülerinin her iki ülke adına kalıcı ve verimli iş birliklerine dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi.
22 Temmuz 2025 Salı - 17:15
Nefes borusuna kaçan mısır tanesi 5 ay sonra ortaya çıktı
Denizli’de 78 yaşındaki felçli hastanın nefes borusuna kaçan mısır tanesi 5 ay sonra ortaya çıktı. Akciğerine enfeksiyonu şikayetlerinin tekrarlamasıyla ortaya çıkan olayda, yaşlı kadının sağ akciğerinin tamamen kapalı olduğu anlaşıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder