Yerel Haberler
Sakarya
01 Mart 2026 Pazar - 12:35 Sakarya’da sokak arasındaki sırrı çözülemeyen türbe merak konusu oldu Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 5 katlı bir binanın zemin katında yer alan ve kime ait olduğu kesin olarak bilinmeyen türbe, görenlerin dikkatini çekiyor. Binanın inşaat sürecinde yaşandığı rivayet edilen gizemli olaylar nedeniyle dokunulamayan ve koruma altına alınan türbe, mahalle sakinleri tarafından "mahallenin koruma kalkanı" olarak görülüyor. Adapazarı ilçesinde bulunan bir binanın giriş katındaki dükkanların hemen yanında yer alan türbe, alışılmışın dışındaki görüntüsüyle merak uyandırıyor. Apartman sakinleri ve çevre esnafı, inşaat döneminden bu yana kulaktan kulağa yayılan efsanelerle türbeyi muhafaza etmeye devam ediyor. "Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" Bölgede 2018 yılından bu yana esnaflık yapan Erdal Şekerci, türbenin korunma sürecine dair anlatılanları dile getirerek, "Burası ile ilgili sadece kulaktan duyma bilgilerim var. Anlatılanlara göre; bu bina inşaat halindeyken müteahhit hasta olmuş, kazalar geçirmiş. İnşaat esnasında kepçelerin zarar gördüğü söyleniyor. Bu gibi aksilikler meydana gelince burası kazılamamış. Burada bir şehit olduğu, rahatsız edilmek istemediği kanaati oluşunca da bölge koruma altına alınmış. Binayı türbenin etrafını çevirerek inşa etmişler. Biz esnad da zarar görmemesi için dışına demir korumalar yaptık. Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" dedi. "Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var" 22 senedir aynı mahallede esnaflık yapan Turgay Lüleci ise türbede yatan zatın Kurtuluş Savaşı şehitlerinden biri olduğunun rivayet edildiğini belirtti. Lüleci, "Söylentilere göre kendisi burada şehit düşmüş. Yıllar sonra bina yapılmak istenince varlığı ortaya çıkmış. Kazı çalışmalarında kepçelerin kırılması gibi çeşitli alametler olduğu anlatılıyor. Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var. Buraya yeni birisi taşındığında ya da dükkan açtığında, ilk gece onları karşıladığı söylenir. İnsanlar kapılarının açıldığını ve içeriye çok güzel kokular geldiğini anlatıyor. Mübarekler bulundukları bölgenin koruma kalkanıdır. Ayette de buyurduğu gibi; ’Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler’" diye konuştu.
Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Utkucu: "Türkiye 8 üstü deprem senaryosuna göre hazırlık yapmalı"
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:43 Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Utkucu: "Türkiye 8 üstü deprem senaryosuna göre hazırlık yapmalı" Türkiye’deki stratejik planlamaların büyük depremlere, özellikle 8.1 büyüklüğündeki senaryolara göre yapılması gerektiğine işaret eden Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu, ülkede geçmişte meydana gelen ve olması beklenen depremler hakkında bilgi verdi. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Bilim Kafede gerçekleştirilen Bilim Söyleşileri serisinin ilk konuğu Jeofizik Mühendisliği Bölümünden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu oldu. ‘Türkiye’de Depremler ve Alınacak Önlemler’ başlığıyla düzenlenen söyleşide katılımcılara depremin ne olduğu, bu doğa olayının neden meydana geldiği, dünyadaki fay hatları ve yaşanan depremler, depremlerin büyüklüğü ve etkileri, tsunami riski, deprem kümeleri, Türkiye’de geçmişte meydana gelen ve olması beklenen depremler hakkında bilgi verildi. Depremlerin önceden kesin olarak bilinmesinin mümkün olmadığını söyleyen Prof. Dr. Utkucu, fay hatlarının davranışlarına bağlı olarak sismik periyotların izlenebileceğini belirtti. Depremin yakın ya da uzak olabileceğine dair neticelendirmeler yapılabildiğini ifade eden Utkucu, muhtemel depremin Sakarya’da ne kadar hissedilebileceğine yönelik de açıklamalarda bulundu. Türkiye 8 üstü deprem senaryosuna göre hazırlık yapmalı Türkiye’deki stratejik planlamaların büyük depremlere, özellikle 8.1 büyüklüğündeki senaryolara göre yapılması gerektiğine işaret eden Utkucu, yer bilimleri ve sismoloji alanındaki gelişmelere dikkat çekerek özellikle Hatay’da yaşanan büyük depremin öncesinde sismik boşluğun bilimsel çevrelerce bilindiğini aktardı. Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Türkiye’nin en tehlikeli fay hattı olduğuna değinen Prof. Dr. Utkucu, bu fayların ortalama 250 yıllık aralıklarla enerji biriktirip boşalttığını ve İstanbul çevresinde 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin enerjisinin biriktiğini söyledi. Bu tür bölgelerde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremlerin beklenen büyük depremler olmadığını belirten Utkucu, 6.2 ve 7.2 büyüklüğündeki depremler arasında yaklaşık 30 katlık bir enerji farkı bulunduğunu da söyledi. İstanbul ve Erzincan Yedisu riskli bölge İstanbul’da 23 Nisan’da meydana gelen depremin doğu kolunda yer alması sebebiyle Sakarya’da ciddi şekilde hissedilebildiğini dile getiren Utkucu, Türkiye genelinde daha önce bilinen üç büyük sismik boşluktan birinin Hatay’da gerçekleştiğini, geriye Erzincan Yedisu ve İstanbul bölgesinin kaldığını anlattı. İstanbul’da beklenen depremin kırılma yönüne bağlı olarak farklı bölgelerin risk düzeylerinin değişebileceğini aktaran Prof. Utkucu, fayın Tekirdağ yönünden başlayarak doğuya doğru ilerlemesi durumunda Sakarya’nın ciddi etkilenebileceğini, Adalar yönünden batıya doğru ilerlemesi halinde ise batıdaki illerin tehlike altında olacağını, kırılma iki yönlü olursa her iki tarafında aynı derecelerde etkileneceğini belirtti. Utkucu, Türkiye’nin aktif deprem kuşağında yer aldığını hatırlatarak, ortalama sürenin dolduğunu ve toplumun her kesiminin bu gerçeklik doğrultusunda hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.
SAÜ’de Kültür ve Medeniyet atölyeleri başladı
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:05 SAÜ’de Kültür ve Medeniyet atölyeleri başladı Sakarya Üniversitesinde Genç Türk Kadın Akademisyenler Birliği (GENÇ TÜRKKAB) tarafından düzenlenen Kültür ve Medeniyet Atölyeleri, Prof. Dr. Ekrem Demirli ve Dr. Sait Başer’in katılımıyla başladı. Etkinlikte, katılımcılara kültürel mirasın felsefi temelleri aktarılırken, önemli isimlerin düşünce dünyaları derinlemesine ele alındı. Prof. Dr. Ekrem Demirli, atölyesinde Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Yunus Emre’yi ve onun felsefesini anlattı. Eserleri üzerinden Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışını açıklayan Demirli, konuyla ilgili yazdığı kitaplardan örneklerle anlatımını zenginleştirdi. Program sonunda Yunus Emre’nin bazı şiirlerini seslendiren Demirli, konuşmasını bu dizelerle noktaladı. Demirli’nin ardından başlayan Dr. Sait Başer’in atölyesinde ise Yusuf Has Hacib’in düşünce dünyası ele alındı. Başer, Kutadgu Bilig gibi temel eserler üzerinden Yusuf Has Hacib’in felsefesini yorumladı. Konuşmasında yer verdiği şiirlerle anlatımını derinleştiren Başer, katılımcılarla birlikte metin çözümlemeleri yaparak atölyeyi tamamladı. Kültür ve Medeniyet Atölyeleri, 7 Mayıs’ta Prof. Dr. Yaşar Aydınlı’nın "Farabi’yi Anlamak" ve Prof. Dr. Sezai Küçük’ün "Mevlana’yı Anlamak" söyleşileriyle sürecek. 14 Mayıs’ta ise Prof. Dr. Bedizel Aydın’ın "Takıyüddin er-Rasıd’ı Anlamak" başlıklı etkinliğiyle atölye dizisi devam edecek.
Sakarya Üniversitesi’nde ‘Spor Çevirmenliği’ konuşuldu
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:02 Sakarya Üniversitesi’nde ‘Spor Çevirmenliği’ konuşuldu Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Çeviri Topluluğu tarafından düzenlenen ‘Diller Arası Paslaşma: Spor Çevirmenliği’ başlıklı konferans, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün çevirmeni Fatih Nar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezinde yapılan etkinlikte, spor çevirmenliğine dair deneyimler ve sektörel gereklilikler ele alındı. Konferansta konuşan Fatih Nar, yalnızca İngilizce bilgisinin büyük kulüplerde çalışmak için yeterli olmadığını vurguladı. Portekizce öğrenerek bu alanda kendini geliştirdiğini belirten Nar, günümüzde spor çevirmenliğinde İspanyolca, Fransızca ve Portekizce gibi dillerin büyük önem taşıdığını söyledi. Dil bilgisinin yanı sıra, mesleki tecrübeye ve iletişim becerilerine de sahip olunması gerektiğini dile getirdi. Nar, üniversite eğitimi sırasında İngilizce bilgisi sayesinde Akhisarspor’da medya sorumlusu olarak görev almaya başladığını aktardı. Başlangıçta kısa süreli bir deneyim olarak gördüğü bu görev, zamanla kalıcı bir kariyer planlamasına dönüştü. İşini sevdikçe spor iletişimi alanında ilerlemeye karar verdiğini belirten Nar, dört yıldır Beşiktaş’ta tercüman olarak görev yaptığını ifade etti. Fatih Nar, stadyum atmosferinin ve anlık baskının çeviri sürecinde zorluklar oluşturabileceğini; zaman zaman hataların kaçınılmaz olduğunu söyledi. Bu durumlarda eleştirilerin de mesleğin bir parçası olduğunu belirtti.
Prof. Dr. İnce: "Bilgi çağında yol haritası doğru seçilmeli"
02 Mayıs 2025 Cuma - 16:21 Prof. Dr. İnce: "Bilgi çağında yol haritası doğru seçilmeli" ‘Bilgi Kaynakları ve Yönelimleriyle Üniversite Gençliği’ konulu söyleşiyle SUBÜ Konuşmaları’nın 95’inci konuşmacısı olan SAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah İnce, "İnsan hayatı hep değişiyor, bilgi kaynakları da değişir. Doğru olan, insanın kendi çağındaki mevcut imkânları doğru kullanmasıdır" dedi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 95’inci konuşmacısı, ‘Bilgi Kaynakları ve Yönelimleriyle Üniversite Gençliği’ konulu söyleşiyle Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah İnce oldu. Moderatörlüğünü SUBÜ İletişim Koordinatör Yardımcısı Öğretim Görevlisi Dr. İlknur Çakar’ın üstlendiği söyleşide; üniversite gençliği, gençlik ve üniversite ilişkisi, gençlere yönelik doğru iletişim yöntemleri, gençler için dönüşen bilgi kaynakları, dijital bağımlılık ve gençlerin inanç problemine olan yaklaşımları üzerine konuşuldu. Programın tamamı üniversitenin YouTube kanalı SUBÜ Haber’den istenildiği zaman izlenebiliyor. Gençliğin tanımının coğrafyaya ve zamana göre değiştiğini aktaran SAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah İnce, "Akademik açıdan baktığımızda gençlik tanımı farklı boyutlara sahip. Psikolojik, kronolojik veya sosyolojik açılardan farklı tanımlar yapılabilir. Biz akademisyenler sınıflandırmayı severiz. Gençlik dediğimizde kronolojik olarak genellikle 13-14 yaşlarından başlayıp, günümüz literatüründe 29-30, hatta bazı tasniflere göre 35-40 yaşlarına kadar uzanan bir dönemden bahsediyoruz. Bu tanım, olayın psikolojik boyutuna da işaret eder. Yani insanın kendini hissettiği yaşta olması gibi bir kabul de vardır. Genç olmak kültüre, döneme ve coğrafyaya göre değişebilir. Örneğin, 30 yıl önce gençliğin üst sınırı askerlik yapmak veya evlenmek gibi durumlarla belirlenirken, bugün Filistin’de genç olmakla Türkiye’de genç olmak arasında farklar görüyoruz. İçinde bulunduğumuz kurum gereği üniversite gençliğini de konuşmak önemli. Üniversite; gençlerin kendilerini geleceğe hazırladıkları, bilgi ürettikleri, yaydıkları, özgürce tartıştıkları ve fikir inşa ettikleri tam da gençliğin en aktif olması gereken yerlerden biri" diye konuştu. Bilgi kaynaklarının dönüşümü ve dijitalleşme konularına değinen İnce, "Geçmişte bilgi daha çok yaş ile eşdeğerdi, bilgelik yaşlılara yakıştırılırdı ve bilgi kaynağı sosyal çevre, akrabalar, büyüklerdi. Yakın geçmişte kurumsal eğitim, okullar öne çıktı ve bilgi kaynağı da resmî kurumlar oldu. Ancak bugün hayatın her alanında olduğu gibi bilgi kaynakları da çok hızlı bir dönüşüm geçiriyor ve dijitalleşme karşımıza çıkan en önemli süreç. Hepimiz dönüşen bilgi sistemlerini, dijitalleşmenin eğitim ortamında kullanımını, hatta pedagojinin dönüştüğünü gözlemliyoruz. Bu nedenle gençlerimizin dijitalleşmenin yeni bir bilgi alanı ve kaynağı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmaları, kendilerini buna göre ‘formatlamaları’ ve varsa eksiklerini gidermeleri gerekiyor ki yaşadıkları hayatı yakalasınlar. Gençlerin inançla ilgili konularda bile bilgi kaynaklarının artık dijitale doğru evirildiğini görüyoruz. Dijital bilgiye tek tıkla ulaşmak kolay olsa da tek tıkla kaybolabilen bir bilginin değeri az olabilir. İnsan hayatı hep değişir, bilgi kaynakları değişir. Doğru olan, insanın kendi çağındaki mevcut imkânları doğru kullanması. Özellikle sosyal medyada yüzde 30 ile 40 oranında paylaşılan bilgilerin gerçeği yansıtmadığına dair istatistikler mevcut. Bu bilgi yumağında karşımıza çıkan bilgiler arasında neyi seçeceğimizi bilmek, seçici olmak çok önemli" şeklinde konuştu. Gençlerle iletişimin nezaketten geçtiğini vurgulayan İnce, "Dijital platformlarda kullanılan diller gençleri etkileyebilir. Dil ve iletişimde önemli bir nokta, bizim de geçmişte genç olduğumuzu asla unutmamamız gerektiği. Bazen yetişkinler hiç genç olmamış gibi davranıyorlar. Oysa biz de öyleydik. Hatta kendi öğrencilerimi gördüğümde bazı konularda bize göre çok daha olgun ve becerikli olduklarını fark ediyorum. Bu nedenle, yargılayıcı dilden uzak durmak lazım. Bir gencin yetişkin gibi hissetmesini veya hareket etmesini beklemek doğru değil. Onların yaşam enerjileri ve sürekli değişen gündemleri var. Dil de değişiyor. Bunun farkında olmalıyız. Bilhassa gençlere yönelik eğitim, din hizmetleri veya diğer sektörlerde yetişkin dilinden biraz vazgeçmek, onların ihtiyaçlarını bilmek ve doğru bilgiyi doğru kanalla, yani doğru dille vermek çok önemli. Atalarımız ‘tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’ demiş. En güzel şeyi bile sert söylediğinizde gençler tepki duyabilir. Nezaket anlamında ve onlarla aynı dili konuşarak, değişen şeylerin farkında olarak, ihtiyaçlarını gözleyerek ve en önemlisi anlayıcı bir şekilde onlara yaklaşarak hareket etmenin çok faydası olacaktır" ifadelerini kullandı. Teknolojinin doğru kullanımı Teknolojiye gömülmeden yaşamanın mümkün olduğunu belirten İnce, "Bağlılık ile bağımlılık farklı şeyler. Annesine, arkadaşına bağlı olmak farklıdır. Bağımlılık ise tanısı konmuş bir hastalıktır. Gençlerin teknolojiyle ilişkisinde bunun oldukça önemli bir ölçü olduğunu düşünüyorum. Teknoloji bugün bigâne kalamayacağımız, uzak duramayacağımız, hayatımızı çok kolaylaştıran bir şey. Ama bir yerden sonra şunu söylemeliyiz, ona gömülmeye gerek yok. Yeni tür bağımlılık tanılarının olduğunu bilerek hareket etmek lazım. Meselenin bir diğer boyutu da şu; eğer dijital mecralardan nasıl faydalanacağımızı doğru yönetemezsek, hayatımızı olgular üzerine değil de algılar üzerine kuruyoruz. ‘Mış gibi’ ve bizim olmayan hayatlar yaşıyoruz. Gerçek hayattan kopuyoruz. Teknoloji çok iyi bir şey, zaman kazandırıyor, işimizi kolaylaştırıyor. Ama teknolojiye bağlı olabiliriz ama asla bağımlı olmamak lazım. Dijital detoks gibi şeyler ara sıra yapılabilir. Zamanın kıymetini bilmek çok önemli" dedi. Dikkatli olmak gerekiyor Gençlere tavsiyelerde bulunan İnce, "Maalesef bugün gençlerin bir kısmı inançlarını bile dijital mecralar üzerinden kuruyor. Sağlıklı bir kaynaktan dijital bilgi almanın mahsuru yok. Ama çoğu hesabı verilmemiş, gerçek bir şeye dayanmayan bilgiler üzerine inşa edilen inanç türleri olduğunu görüyoruz. Medya okuryazarlığı gibi, hangi bilgiyi nereden alacağımızı iyi hesap etmek lazım. Dijital mecraların bu konuda dönüştürücü bir yönü var. Dikkatli olmak gerekiyor. Gençlerin dini inanışlarını bu mecraların etkilediğini görüyoruz. Son olarak, dini inançlar alanındaki bazı dijital mecralardaki girişimlerin çok masum olmadığını, bir kısmının arkasında gençleri farklı yerlere kanalize etme düşüncesinin, arzularının olduğunu gençlerimiz bilsinler. Bu konuda birçok akademik çalışma var ve bize bunu gösteriyor. Gençlerimize bunu özellikle söylemek isterim. İletişim çok önemli. Mevlana’nın dediği gibi, ‘bildiğin ne kadar çok olursa olsun, senin bilgin karşıdakinin seni anladığı kadardır’" diye konuştu.
Akyazı’da 4 mahallede spor tesisi çalışmaları başladı
02 Mayıs 2025 Cuma - 14:26 Akyazı’da 4 mahallede spor tesisi çalışmaları başladı Akyazı Belediyesi tarafından Altındere, Küçücek, Alaağaç ve Dokurcun Mahallelerinde inşa edilecek spor tesisleri için çalışmalar başladı. 4 mahallede aynı anda çalışmaların süreceğini açıklayan Belediye Başkanı Bilal Soykan, "Mahallelerimize ve hemşerilerimize hayırlı olsun" dedi. Akyazı Belediyesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleri ile 4 mahallede yapacağı spor tesisi çalışmalarına başladı. Küçücek, Altındere, Dokurcun ve Alaağaç Mahallelerinde tesislerin inşa edileceği alanlarda incelemelerde bulunan Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan, "Bakanlığımızın destekleri ile içerisinde halı saha, basketbol ve voleybol sahalarının olacağı spor salonları, tribünler ve yaşam alanlarının olacağı tesislerimizi Küçücek, Altındere ve Dokurcun mahallelerimize kazandıracağız. Alaağaç Mahallemize de spor sahamızı inşa edeceğiz inşallah. Hayırlısı ile çalışmalara başladık. 4 mahallemizde aynı anda sürdüreceğimiz çalışmalarla, projelerimizi kısa süre içerisinde tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" diye konuştu. Başkan Soykan, "Geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz için projeler üretmeye, tesisler inşa etmeye devam ediyoruz. İlçe tarihimizin en büyük projesi olan Recep Tayyip Erdoğan Spor Kompleksi’nde binlerce çocuğumuz yüzme ve spor eğitimi aldı, almaya da devam ediyor. Ballıkaya Mahallemizde inşa ettiğimiz spor tesisi projemizi tamamladık ve kısa süre içerisinde hizmete alacağız. Çocuklarımız bu ülkenin geleceği, onların sporla iç içe büyümeleri için çok çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.