Yerel Haberler
Sakarya
Kayalıklara sıkışan motosikletliye patpatlı kurtarma operasyonu 28 Mayıs 2026 Perşembe - 21:50:15 Sakarya’nın Akyazı ilçesinde kros motosikletiyle ormanlık alanda gezinirken dere yatağına düşen ve ayağı kayalıkların arasına sıkışan sürücü, ekiplerin çalışmasıyla kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Olay, Akyazı ilçesi Altındere Gündoğan Mahallesi şelale mevkiindeki ormanlık alanda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İsmet D.D. isimli sürücü, yeni satın aldığı motosikletiyle deneme sürüşü yaptığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek dere yatağındaki kayalık alana düştü. Düşmenin etkisiyle sürücünün ayağı kaya bloklarının arasına sıkıştı. Motosiklet sürücüsünün yanında bulunan arkadaşının durumu bildirmesi üzerine bölgeye itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Coğrafi yapısı nedeniyle araç ulaşımının mümkün olmadığı zorlu arazi şartlarında ekipler, kazanın meydana geldiği noktaya yürüyerek ulaşım sağladı. Patpat ile ambulansa taşındı İtfaiye ekiplerinin çalışması neticesinde ayağı sıkıştığı yerden çıkarılan yaralı sürücü, sedyeye alındı. Sedyeyle taşınan yaralı, bölgedeki patpat olarak tabir edilen tarım aracına bindirilerek hazır bekleyen ambulansa ulaştırıldı. Olay yerinde sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan İsmet D.D., Akyazı Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Hastanede tedavisi süren yaralının genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 16:01 Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Çocuk yaşta muavinlik yaparak başladı, şimdi minibüs direksiyonunda kadınlara ilham oluyor
31 Ocak 2026 Cumartesi - 13:30 Çocuk yaşta muavinlik yaparak başladı, şimdi minibüs direksiyonunda kadınlara ilham oluyor Sakarya’da 22 yaşındaki ebelik öğrencisi, çocuk yaşta babasının yanında muavinlik yaparak başladığı dolmuş serüvenini, ehliyetini aldıktan sonra direksiyon başına geçerek sürdürüyor. Hayalini gerçekleştiren genç kız, cesareti ve azmiyle tüm kadınlara örnek teşkil ediyor. Kocaali ilçesinde yaşayan 22 yaşındaki ebelik öğrencisi Sude Naz Topçu, çocuk yaşta babasının yanında muavinlik yaparak başladığı dolmuş serüvenini, ehliyetini ve gerekli evraklarını aldıktan sonra direksiyon başına geçerek sürdürüyor. Yolcuların ve çevredekilerin dikkatini çeken genç kadın, cesareti ve azmiyle tüm kadınlara örnek teşkil ediyor. Topçu’nun davranışı, özellikle genç kızlara kendi hayallerini gerçekleştirme hususunda ilham veriyor. "Cesaretim ve kendime olan güvenimle ilerledim" Dolmuş şoförlüğüne başlama hikayesinden bahseden 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Sude Naz Topçu, "Ben bu işe küçük yaşlarda Kocaali ilçesinde babamın çalıştığı durakta başladım. Kullandığım minibüste büyüdüm. Babamın yanında muavinlik yaparak buralara geldim. Şimdi de minibüsün direksiyonunda ben varım. Zamanla baba mesleği olarak gelişti, bende cesaretim ve kendime olan güvenimle ilerledim. Beni şoför koltuğunda gören vatandaşlar çok şaşırıyor. Bazı vatandaşlar, minibüse adım atar atmaz, "Ağabey" diyor ama gördükten sonra "Abla, pardon" diyorlar. Ama birçok kişi gururla bakıyor özellikle kadınlar, örnek bir kişilik olduğumu düşünüyorlar. Herkesin desteğini hissediyorum. Normal bir otomobili sürerken en fazla 4 kişinin sorumluluğunu alıyorsunuz ama ben bu minibüste çok fazla insanın sorumluluğunu alıyorum. Trafikte de tüm insanların sorumluluğunun bende olduğu düşüncesiyle ilerliyorum yolda ve olabildiğince maksimum seviyede dikkatli oluyorum" dedi. "Hiç kimseye ihtiyacımız yok, kadınların kendilerine olan güvenine ihtiyacı var" Kadınlara çağrıda bulunan Topçu, "Kadınlar benimle gurur duyuyor ama illaki kınayanlarda oluyordur. Kadınlar kendilerine güvendikleri sürece her şeyi başarabilirler. Hiç kimseye ihtiyacımız yok, her alanda sadece kadınların kendilerine olan güvenine ihtiyacı var" dedi. "Kadınların her dalda iş yapabileceğine güzel bir örnek" Vekaleten durak başkanlığı yapan Muzaffer Tayfun, "Kızımız, üniversite okuyor ve çalışkan. Hevesli bir genç ve biz hevesli gençleri aramızda görmekten gurur duyuyoruz. Kadınların her dalda iş yapabileceğine güzel bir örnek. Ben kadınların bu işe eğilim göstermesini istiyorum. Genelde kadınlar için araç kullanamaz diye bir ön yargı var bu şekilde ön yargıyı yenmiş oluyoruz ve kızlarımızın neleri başardığını göstermiş oluyoruz" şeklinde konuştu.
STK temsilcileri Sapanca Gölü için toplandı
30 Ocak 2026 Cuma - 23:04 STK temsilcileri Sapanca Gölü için toplandı Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir araya gelen Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcileri, su seviyesindeki düşüş ve kirlilik tehdidiyle gündeme gelen Sapanca Gölü’nün korunması için yol haritasını değerlendirdi. Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu, gölün geleceğini masaya yatırmak üzere ikinci geniş katılımlı toplantısını Sapanca’da gerçekleştirdi. Toplantıda, gölden çekilen su miktarı, buharlaşma oranları ve sanayi kullanımının göl ekosistemi üzerindeki tahribatı bilimsel verilerle ele alındı. Toplantıya 40’ı aşkın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı. "Bu gölü kurtarana kadar devam edeceğiz" Toplantıda konuşan Beş Hilal Derneği Başkanı ve Platform Sözcüsü İsmail Tiryaki, gölün yıllık su bütçesinin alarm verdiğini ifade ederek, "Bilimsel raporlara göre fabrikalar ve sanayi kuruluşları gölden yıllık 111 milyon metreküp su çekiyor. Gölün yıllık su toplama kapasitesi ise 124 milyon metreküp. Buharlaşma seviyesi de eklendiğinde, kurumların kendi raporlarıyla dahi gitsek 2030 yılında göl kuruyor. Ancak bizim çalışmalarımıza göre gölün kuruma süresi 2 yıla kadar inmiş durumda" dedi. Göldeki su kaybının gözle görülür boyutlara ulaştığına dikkat çeken Tiryaki, "Biz bir şeye inandık, kaybedenler vazgeçenlerdir. Biz bu konudan vazgeçmeyeceğiz. Bu gölü kurtarana kadar devam edeceğiz. Kimseyi kırmak veya çamur atmak niyetinde değiliz. Tek maksadımız, bize bırakılan bu mirası bizden sonrakilere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır" şeklinde konuştu. Toplantıda, STK temsilcilerinin görüşleri alınarak Sapanca Gölü’nü koruma stratejileri harmanlandı ve bir sonraki eylem planı için yol haritası belirlendi.
Cinayete kurban giden gencin babası: "Hayallerimizdi, onun da hayalleri vardı; koparıldı"
30 Ocak 2026 Cuma - 17:02 Cinayete kurban giden gencin babası: "Hayallerimizdi, onun da hayalleri vardı; koparıldı" Sakarya’nın Sapanca ilçesinde çıkan kavgada bıçaklanarak öldürülen 23 yaşındaki Yasin Emre Solmaz’ın babası Önder Solmaz, "Bizim yüreğimiz yandı, başka yüreklerin yanmasını istemiyoruz. Yasin Emre canımızdı, hayallerimizdi ve onun da hayalleri vardı; koparıldı" dedi. Olay, Sapanca ilçesi Güldibi Mahallesi Ardıç Sokak’ta 26 Ocak tarihinde meydana geldi. Yasin Emre Solmaz (23) ve K.Y.Y. (19) ile E.Y. (20) arasında henüz belirlenemeyen bir sebeple tartışma çıktı. Yerini kavgaya bırakan tartışmada K.Y.Y., Yasin Emre Solmaz’ı bıçaklayarak olay yerinden kaçtı. Durumun haber verilmesi üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, yaralı gence ilk müdahaleyi arkadaşı Emirhan Yılmaz gerçekleştirdi. Olay yerine gelen Hasan Solmaz, kendi aracıyla yaralı genci hastaneye götürdü. Karın bölgesinden bıçaklanarak ağır yaralanan Solmaz, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Başlatılan soruşturmada K.Y.Y. ile E.Y., A.İ.D., H.E.K. ve K.Y. isimli 5 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrasında adliyeye sevk edilen şüphelilerden K.Y.Y. ve E.Y. tutuklanırken, A.İ.D., H.E.K. ve K.Y. adli kontrolle serbest bırakıldı. "Herkese selam verirdi, kimseye zararı yoktu" Cinayete kurban giden Yasin Emre Solmaz’ın arkadaşı Berkcan Aydın, "Olay günü ben burada değildim. Benim kardeşim çok genç hayata veda etti. Böyle olmasını ne biz ne de ailesi isterdi. Emre’nin kimseye zararı yoktu. Herkese selam verirdi, arasını iyi tutmaya çalışırdı, kimseye zararı yoktu. Şüpheliler yakalandı. Biz de acımızı yaşamaktan bunları düşünemiyoruz. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Biz ve tanımadığımız insanlar bile bu tür olaylardan dolayı dışarı çıkmaya çekiniyor. Sokaktan geçen bir kadın bile en son ne zaman gece dışarı çıktığını bilmiyor. İnsanlar, hayatını yaşamaya korkuyor artık. Bunun artık önüne geçilmesi lazım" dedi. "Ne yapılması gerekiyorsa devletimiz en iyi şekilde yapacaktır" Olay anında hayatını kaybeden Solmaz’a ilk müdahaleyi yapan arkadaşı Emirhan Yılmaz, "Olayda bir bağrışma olmuş ve bıçak çekilmiş. Emre koşarken ben de arkasından koştum, kanının durması için tampon yaptım" derken, Yasin Emre Solmaz’ın kuzeni Ümit Ataman, "Devletimizin adaletine güveniyoruz. Ne yapılması gerekiyorsa devletimiz en iyi şekilde yapacaktır" diye konuştu. "Hayalleri vardı koparıldı" Yasin Emre Solmaz’ın babası Önder Solmaz, "Bizim yüreğimiz yandı, başka yüreklerin yanmasını istemiyoruz. Burada adaletimize güveniyoruz, inşallah bu son olur. Yasin Emre canımızdı, hayallerimizdi ve onun da hayalleri vardı; koparıldı. İnşallah, suçluların gereken en ağır şekilde cezalandırılıp ömürlerini tamamlamalarını istiyoruz. Söylenecek bir şey bulamıyorum. Olmasaydı keşke" şeklinde konuştu.