Yerel Haberler
Sakarya
01 Mart 2026 Pazar - 23:09 Sakarya’da sokak arasındaki sırrı çözülemeyen türbe merak konusu oldu Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 5 katlı binanın zemin katında yer alan ve kime ait olduğu kesin olarak bilinmeyen türbe, görenlerin dikkatini çekiyor. Binanın inşaat sürecinde yaşandığı rivayet edilen gizemli olaylar nedeniyle dokunulamayan ve koruma altına alınan türbe, mahalle sakinleri tarafından "mahallenin koruma kalkanı" olarak görülüyor. Adapazarı ilçesinde bulunan bir binanın giriş katındaki dükkanların hemen yanında yer alan türbe, alışılmışın dışındaki görüntüsüyle merak uyandırıyor. Apartman sakinleri ve çevre esnafı, inşaat döneminden bu yana kulaktan kulağa yayılan efsanelerle türbeyi muhafaza etmeye devam ediyor. "Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" Bölgede 2018 yılından bu yana esnaflık yapan Erdal Şekerci, türbenin korunma sürecine dair anlatılanları dile getirerek, "Burası ile ilgili sadece kulaktan duyma bilgilerim var. Anlatılanlara göre; bu bina inşaat halindeyken müteahhit hasta olmuş, kazalar geçirmiş. İnşaat esnasında kepçelerin zarar gördüğü söyleniyor. Bu gibi aksilikler meydana gelince burası kazılamamış. Burada bir şehit olduğu, rahatsız edilmek istemediği kanaati oluşunca da bölge koruma altına alınmış. Binayı türbenin etrafını çevirerek inşa etmişler. Biz de zarar görmemesi için dışına demir korumalar yaptık. Gelip dua edenler, temizliğini yapanlar oluyor" dedi. "Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var" 22 senedir aynı mahallede esnaflık yapan Turgay Lüleci ise, türbede yatan zatın Kurtuluş Savaşı şehitlerinden biri olduğunun rivayet edildiğini belirtti. Lüleci, "Söylentilere göre kendisi burada şehit düşmüş. Yıllar sonra bina yapılmak istenince varlığı ortaya çıkmış. Kazı çalışmalarında kepçelerin kırılması gibi çeşitli alametler olduğu anlatılıyor. Bu mübareğin mahalleye çok hürmeti var. Buraya yeni birisi taşındığında ya da dükkan açtığında, ilk gece onları karşıladığı söylenir. İnsanlar kapılarının açıldığını ve içeriye çok güzel kokular geldiğini anlatıyor. Mübarekler bulundukları bölgenin koruma kalkanıdır. Ayette de buyurduğu gibi ’Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler’" diye konuştu.
01 Mart 2026 Pazar - 23:02 Sakaryaspor - Sarıyer maçının ardından Trendyol 1. Lig 28. haftasında oynanan Sakaryaspor-Sarıyer maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig 28. haftasında Sakaryaspor sahasında Sarıyer ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, rakiplerin puan kaybettiği haftada fırsat teptiklerini ifade ederken; Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise, puan farkını korudukları için memnun olduklarını dile getirdi. "Üretkenlik anlamında etkili olamadık" Kazanmaları gereken bir maçtan beraberlikle ayrıldıkları için üzgün olduğunu belirten Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı, "Böylesine muhteşem bir ambiyansta, rakiplerimizin de kaybettiği bir haftada kazanmak adına aslında bir fırsattı. Maça coşkulu başladık, oyun ve top bizde gibi duruyordu ama gerçekçi olmak lazım; ön tarafta çok üretken olamadık. Baskılı oynadığımız son 20 dakikayı 90 dakika boyunca göstermeliydik. Oyuncularım ciddi bir mücadele verdi ama skor anlamında etkili olamadık. İşimiz zorlaştı ancak son maça kadar bu şehir için gereken mücadeleyi vereceğiz" dedi. "Küme düşme barajı 42-45 puan arası olur" Ligde kalma barajı hakkındaki bir soruyu da yanıtlayan Dalcı, "42 ile 45 arasında küme düşme barajının olacağını düşünüyorum. Alttaki takımların birbiriyle oynayacağı maçlar bu durumu biraz daha etkileyebilir. İki puan eksik ya da fazla olabilir" diye konuştu. "Puan farkını korumuş olduk" Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin ise hafta boyu çalıştıkları stratejinin sahaya yansıdığını belirterek, "Oyuncularımız hafta boyunca çalıştığımız şeyleri harfiyen yerine getirdiler. Sakaryaspor adına bir final maçıydı, bunun bilincindeydik. Doğru durup pozisyon alarak gol yememeyi hedefledik. Tek eksiğimiz, topu kazandığımızda rakip arkasına sarkamamaktı. Bu pozisyonları yakaladık ama değerlendiremedik. Önemli bir maçtı, mağlup olmayarak puan farkını korumuş olduk. Bir puan bile bizim için önemli" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, SAÜ’de ailenin önemini vurguladı
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:51 Prof. Dr. Nevzat Tarhan, SAÜ’de ailenin önemini vurguladı Sakarya Üniversitesinde düzenlenen "Neden Son Sığınak Aile?" başlıklı konferansta konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern dünyanın bireyi yalnızlaştırdığını ve bu ortamda ailenin en son güvenli liman olma özelliğini koruduğunu belirtti. Sakarya Üniversitesi (SAÜ), Genç Akademisyenler Birliği Sakarya İl Temsilciliği tarafından düzenlenen önemli bir konferansa ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuşmacı olarak katıldı. SAÜ Rektörü Prof. Dr. Hamza Al ve üniversite dekanlarının da izleyici olarak katıldığı programda Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın aile yapısı üzerindeki etkilerine odaklandı. Prof. Dr. Tarhan, konuşmasında günümüz dünyasında bireylerin giderek yalnızlaştığını ve duygusal bağların zayıfladığını vurguladı. Toplum, teknoloji, kariyer hedefleri ve bireyselleşme gibi baskılar arttıkça kişilerin kendilerini daha yalnız ve kırılgan hissettiğini belirten Tarhan, böyle bir ortamda insanı koruyan asıl yapının aile bağları olduğunu ifade etti. Ailenin, birey için temel bir "duygusal güven alanı" oluşturduğunun altını çizen Tarhan, aidiyet duygusunun hem çocuk hem de yetişkin psikolojisi için hayati önem taşıdığını dile getirdi. Ailenin, kişinin kendisini sevildiğini ve değerli hissettiği yer olduğunu aktaran Tarhan, sevginin eksik olduğu bir aile ortamında yetişen bireylerin ileriki yaşamlarında ciddi bağlanma problemleri yaşayabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Tarhan, günümüz aile yapısının zayıflamasına yol açan temel nedenleri de sıraladı. Aşırı bireyciliğin ve "ben" odaklı yaşam tarzının aile içi dayanışmayı sarstığını kaydetti. Tarhan, buna ek olarak sosyal medyada sürekli onay arayışının, ağırlaşan kariyer ve ekonomik şartların ve ilişkilerin de hızla tüketilebilir görüldüğü bir kültürün aile kurumunu tehdit ettiğini sözlerine ekledi. Yoğun ilgi gören konferans, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Etkinlik sonunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a hediyesi takdim edildi.
SUBÜ Konuşmaları’nda küresel siyasette Türkiye konuşuldu
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:45 SUBÜ Konuşmaları’nda küresel siyasette Türkiye konuşuldu "Güncel Küresel Siyasette Türkiye" konulu söyleşiyle SUBÜ Konuşmaları’nın 106’ncı konuşmacısı olan SETA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, "2000’lerden itibaren yaşadığı krizlerle bir dayanıklılık geliştiren Türkiye, bugün küresel sistemdeki çoklu krizlere en hazırlıklı ülkelerden biri haline geldi" dedi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 106’ncı konuşmacısı, "Güncel Küresel Siyasette Türkiye" konulu söyleşiyle Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş oldu. Moderatörlüğünü Sakarya Sosyal ve Kültürel Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SAKUM) Müdürü Dr. M. Alper Cantimer’in üstlendiği söyleşide; dünyadaki güncel gelişmeler ışığında Türkiye’nin değişen ve gelişen rolü konuşuldu. Dünyanın köklü bir dönüşümden geçtiğini ifade eden SETA Genel Koordinatörü Doç. Dr. Nebi Miş, "Soğuk Savaş sonrası düzen aşındı, yeni bir düzen ise henüz kurulamadı. Bugün hem eski yapının çözülmesini hem de yeni güç mimarisinin arayışını aynı anda yaşıyoruz. Artık güç Batı’dan Doğu’ya kayıyor ve Asya ülkeleri küresel dengede daha belirleyici hale geliyor. Bu geçiş dönemi, dünyanın köklü bir değişim mi yoksa uzun soluklu bir kriz mi yaşadığı sorusunu gündeme getiriyor" dedi. Küreselleşmeden korumacılığa geçiş sürecine dikkat çeken Miş, "1990’larda devletler ulus-üstü yapılara yetkilerini devrederken bugün yeniden kendi kendine yeterlilik anlayışını öne çıkarıyor. Gümrük duvarları yükseliyor, korumacılık artık ekonomik düzenin ana dinamiği oldu. Devletlerin borçluluğu artarken ekonomik kırılganlıklar yeni politikaları zorunlu hale getirdi. Artık verimlilikten çok dayanıklılık ve direnç kavramları öne çıkıyor. Pandemi bu dönüşümün en büyük hızlandırıcısı oldu" diye konuştu. Türkiye’nin kriz hazırlığı Türkiye’nin çoklu krizlere erken hazırlık yaptığını belirten Miş, "2000’lerden itibaren kendi krizlerini yaşamış bir ülke olarak Türkiye, kriz çözme kapasitesini geliştirdi. 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi süreçler devletin ve toplumun dayanıklılığını arttırdı. Savunma sanayiinde yerlilik oranı yüzde 20’den yüzde 80’e çıktı. 500’e yakın şirket ve 100 binden fazla nitelikli çalışan bu alanda görev yapıyor. Türkiye İHA ve SİHA üretiminde dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer alarak stratejik bir aktör konumuna geldi" şeklinde konuştu. Diplomatik etki Küresel sistemde adalet arayışının önemine vurgu yapan Miş, "Türkiye artık sadece bölgesel değil, küresel sistemi etkileyen orta büyüklükte bir güçtür. Gazze’de bir ateşkesin ortaya çıkması bile Türkiye’nin diplomatik alandaki başarısı ve çabalarıyla oldu. Türkiye bugün için küresel sistemde bir söz söylüyor: Bir küresel adalet eleştirisi ve bunun üzerinden bir adalet arayışı, bir teklifi var. Dünya Savaşı sonrası egemen güçlerin oluşturduğu Birleşmiş Milletlerin yapısının küresel adaletsizliği derinleştirdiğini söylüyor ve burada bir reform teklif ediyor. Türkiye çok taraflı bir dış politika ve güvenilir bir devlet üzerinden sonuç alıcı bir yerde duruyor" ifadelerini kullandı. SETA’dan gençlere çağrı Konuşmasının sonunda SETA’nın faaliyetlerinden de bahseden Miş, "Vakfımızda Türkiye merkezli stratejik düşünce üretiyoruz. Öğrencilerimiz dönemlik seminerlere katılabilir veya ofislerimizde staj yaparak bu sürecin parçası olabilir. Ankara, İstanbul ve yurt dışındaki ofislerimizde yapılan çalışmalar gençlere araştırma deneyimi kazandırıyor. Amacımız, Türkiye’nin düşünce üretim kapasitesine katkı sağlayacak yeni kuşak araştırmacılar yetiştirmek" dedi.
SUBÜ Spor Bilimleri’nde kalite tescillendi
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:42 SUBÜ Spor Bilimleri’nde kalite tescillendi SUBÜ Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Programı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeliği Programı ile Rekreasyon Programı, SPORAK tarafından yapılan ara değerlendirme sonucunda yeniden akredite edildi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Spor Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Antrenörlük Eğitimi Programı, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı ile Rekreasyon Programı, Spor Bilimleri Derneği Spor Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (SPORAK) tarafından yapılan ara değerlendirme sonucunda yeniden akreditasyon almaya hak kazandı. İlk kez 2023 yılında akredite edilen fakülte programları, yapılan son değerlendirme ile birlikte Antrenörlük Eğitimi Programı ile Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için 3 yıl, Rekreasyon Programı için ise 1 yıl süreyle akredite edildi. Fakülte bünyesinde yer alan Spor Yöneticiliği Programı da 2022 yılında SPORAK tarafından akredite edilmiş ve 2027 yılına kadar geçerli olmak üzere akreditasyon hakkı kazanmıştı. Böylece Spor Bilimleri Fakültesi, tüm programlarıyla tam akreditasyon kapsamına girdi. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Murat Çilli, akreditasyon süreçlerinin fakültenin kalite ve sürdürülebilir eğitim anlayışını pekiştirdiğini belirterek, tüm bölümlerle birlikte eğitimde sürekli gelişimi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.
Sapanca Gölü çevresinde doğa dostu dönüşüm: 100 bin metrekarelik yeşil alan oluşturulacak
07 Kasım 2025 Cuma - 18:52 Sapanca Gölü çevresinde doğa dostu dönüşüm: 100 bin metrekarelik yeşil alan oluşturulacak Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin Sapanca Gölü kıyısında hayata geçirdiği "Sapanca Park Projesi", Kırkpınar’da düzenlenen törenle başladı. Gölün ekolojik dengesini koruyarak, dolgu yapılmadan inşa edilecek proje, 100 bin metrekarelik yeşil alanıyla kentin yeni yaşam alanı olacak. Sapanca Gölü’nün doğal güzelliği korunarak inşa edilecek proje, 100 bin metrekarelik alanda yürüyüş yolları, kafeler, sosyal alanlar ve yeşil dokusuyla bölgeye nefes aldıracak. Toplam maliyeti 150 milyon TL olarak belirlenen 6 kilometrelik ilk etabın 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un sürece sunduğu katkı ve bakanlık desteğiyle projede çalışmalar Sapanca’nın Kırkpınar bölgesinde başlatıldı. Projenin ilk tanıtım programı da Kırkpınar’da gerçekleştirildi. Programa katılım yoğun oldu. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, projenin sadece ilçenin değil şehrin geleceğine değer katacağını ve Türkiye’nin en değerli doğal alanlarına sahip olan Sapanca Gölü’nün ekolojik dengesini koruyacağını vurguladı. İlk etap 6 kilometre: Ahşap doku yeni kimlik kazandıracak Çalışmanın ilk etabında 6 kilometre boyunca yürüyüş-bisiklet yolları, dinlenme alanları, oyun grupları, kafeteryalar, büfeler ve sosyal donatı alanlarının yer alacağını ifade eden Alemdar, 100 bin metrekare alanda dokuya uygun oluşturulacak ahşap iskelelerin Sapanca’ya yeni bir kimlik kazandıracağını söyledi. Alemdar’ın verdiği bilgilere göre proje, 26 kilometresi Sakarya, 11 kilometrelik kısmı ise Kocaeli sınırında olmak üzere toplam 37 kilometre boyunca uzayacak. Öte yandan göl kıyısındaki 37 bin metrekarelik alanda "hidro tohumlama" tekniğiyle yeşil alan oluşturulacak, 100 bin metrekare alanda ekolojik peyzaj yapılacak ve 1 milyon metrekare alanda binin üzerinde yetişkin ağaç bulunacak. Kırkpınar ve Sapanca merkez arasını kapsayan 6 kilometrelik ilk etabın maliyeti 150 milyon TL olacak. "100 bin metrekarelik nefes ve huzur projesi olacak" Başkan Alemdar, ilk etabın 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanarak kapılarını açacağını müjdeledi. Başkan Alemdar, "Bu gölü korurken, aynı zamanda havzamızı, bölgemizi korumak mecburiyetindeyiz. Bu projeyi gölümüzün ekolojik dengesini koruyarak, hiçbir şekilde dolgu yapmadan, göle zarar vermeden hayata geçiriyoruz. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yeşil alanları, parkları ve yürüyüş yollarıyla birlikte artık ’Sapanca Park’ 1 milyon metrekarelik yeşil alana sahip, herkesin nefes aldığı, huzur bulduğu bir nokta olacak. Biz bu bölgeyi, tüm insanlarımızın bir başından diğer başına yürüyebileceği bir alan haline getirirken mevcut tesislerin de hizmet vermeye devam etmesini istiyoruz. Biz ’buraları yıkalım, kaldıralım, yenisini yapalım’ demiyoruz. 6 kilometrelik bu projenin maliyeti 150 milyon TL. İnşallah 2026’nın ilk çeyreğinde, bugünkü gibi hep birlikte burada buluşarak, bu güzelliklerden faydalanacağız. Yürüyüş yapacak, bisiklete binen çocuklarımızı izleyecek, misafirlerimizi bu cennet Sapanca’mızda ağırlayacağız" dedi. "Bu proje, dünyaya hizmet edecek bir projedir" Sapanca Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı ise, "Böylesine güzel bir çalışma sadece Sapanca halkımıza değil, Sakarya’mıza, ülkemize ve hatta dünyaya hizmet edecek bir projedir. Sapanca bölgesi ülkemizin en nadide coğrafyalarından biridir. Sadece eşsiz doğasıyla değil, içinde barındırdığı canlılarla da özel bir bölgedir. Ona sahip çıkmak, korumak ve değerini gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Bu güzel projenin sadece bu bölgeye değil, tüm ülkemize değer katacağına inanıyorum. Bu değerli hizmeti hayata geçiren, özveriyle çalışan tüm devlet ve siyaset insanlarımızı tebrik ediyor, başarılar diliyorum" diye konuştu. Sapanca Gölü kıyısında hayata geçirilen bu "yeşil miras", Sakarya’nın doğayla yeniden buluştuğu, gelecek nesillere miras bırakılacak eşsiz bir vizyonun simgesi olacak. Sapanca Gölü’nün hassas yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanan projedeki en dikkat çekici özellik ise dolgu yapılmadan, tamamen kuru pere sistemi ile inşa edilmesi olacak. Gölün doğal kıyı çizgisine müdahale edilmeyecek ve kıyı ekosisteminin suyla teması ile hava dolaşımı engellenmemiş olacak. Tüm malzemeler, ekolojik standartlara uygun ve geri dönüştürülebilir ürünlerden oluşacak.
Sapanca Gölü çevresinde doğa dostu dönüşüm: 100 bin metrekarelik yeşil alan geliyor
07 Kasım 2025 Cuma - 18:21 Sapanca Gölü çevresinde doğa dostu dönüşüm: 100 bin metrekarelik yeşil alan geliyor Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin Sapanca Gölü kıyısında hayata geçirdiği "Sapanca Park Projesi" Kırkpınar’da düzenlenen törenle başladı. Gölün ekolojik dengesini koruyarak, dolgu yapılmadan inşa edilecek proje, 100 bin metrekarelik yeşil alanıyla kentin yeni yaşam alanı olacak. Sapanca Gölü’nün doğal güzelliği korunarak inşa edilecek proje, 100 bin metrekarelik alanda yürüyüş yolları, kafeler, sosyal alanlar ve yeşil dokusuyla bölgeye nefes aldıracak. Toplam maliyeti 150 milyon TL olarak belirlenen 6 kilometrelik ilk etabın, 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un sürece sunduğu katkı ve bakanlık desteğiyle projede çalışmalar Sapanca’nın Kırkpınar bölgesinden itibaren başlatıldı. Projenin ilk tanıtım programı ise Kırkpınar’da gerçekleştirildi. Programa katılım yoğun oldu. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, projenin sadece ilçenin değil şehrin geleceğine değer katacağını ve Türkiye’nin en değerli doğal alanlarına sahip olan Sapanca Gölü’nün ekolojik dengesini koruyacağını vurguladı. İlk etap 6 kilometre: Ahşap doku yeni kimlik kazandıracak Çalışmanın ilk etabında 6 kilometre boyunca yürüyüş-bisiklet yolları, dinlenme alanları, oyun grupları, kafeteryalar, büfeler ve sosyal donatı alanlarının yer alacağını ifade eden Alemdar, 100 bin metrekare alanda dokuya uygun oluşturulacak ahşap iskelelerin Sapanca’ya yeni bir kimlik kazandıracağını söyledi. Alemdar’ın verdiği ilk bilgilere göre proje, 26 kilometresi Sakarya, 11 kilometrelik kısmı ise Kocaeli sınırında olmak üzere toplam 37 kilometre boyunca uzayacak. Öte yandan göl kıyısındaki 37 bin metrekarelik alanda "hidro tohumlama" tekniğiyle yeşil alan oluşturulacak, 100 bin metrekare alanda ekolojik peyzaj yapılacak ve 1 milyon metrekare alanda binin üzerinde yetişkin ağaç bulunacak. Kırkpınar ve Sapanca merkez arasını kapsayan 6 kilometrelik ilk etabın maliyeti 150 milyon TL olacak. Başkan Alemdar, ilk etabın 2026’nın ilk çeyreğinde tamamlanarak kapılarını açacağını müjdeledi. "100 bin metrekarelik nefes ve huzur projesi olacak" Başkan Alemdar’ın, "Bu gölü korurken, aynı zamanda havzamızı, bölgemizi korumak mecburiyetindeyiz. Bu projeyi gölümüzün ekolojik dengesini koruyarak, hiçbir şekilde dolgu yapmadan, göle zarar vermeden hayata geçiriyoruz. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yeşil alanları, parkları ve yürüyüş yollarıyla birlikte artık ’Sapanca Park’ 1 milyon metrekarelik yeşil alana sahip, herkesin nefes aldığı, huzur bulduğu bir nokta olacak. Biz bu bölgeyi, tüm insanlarımızın bir başından diğer başına yürüyebileceği bir alan haline getirirken mevcut tesislerin de hizmet vermeye devam etmesini istiyoruz. Biz ’buraları yıkalım, kaldıralım, yenisini yapalım’ demiyoruz. 6 kilometrelik bu projenin maliyeti 150 milyon TL. İnşallah 2026’nın ilk çeyreğinde, bugünkü gibi hep birlikte burada buluşarak, bu güzelliklerden faydalanacağız. Yürüyüş yapacak, bisiklete binen çocuklarımızı izleyecek, misafirlerimizi bu cennet Sapanca’mızda ağırlayacağız" dedi. "Bu proje, dünyaya hizmet edecek bir projedir" Sapanca Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı ise, "Böylesine güzel bir çalışma sadece Sapanca halkımıza değil, Sakarya’mıza, ülkemize ve hatta dünyaya hizmet edecek bir projedir. Sapanca bölgesi ülkemizin en nadide coğrafyalarından biridir. Sadece eşsiz doğasıyla değil, içinde barındırdığı canlılarla da özel bir bölgedir. Ona sahip çıkmak, korumak ve değerini gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Bu güzel projenin sadece bu bölgeye değil, tüm ülkemize değer katacağına inanıyorum. Bu değerli hizmeti hayata geçiren, özveriyle çalışan tüm devlet ve siyaset insanlarımızı tebrik ediyor, başarılar diliyorum" diye konuştu. Proje hakkında Sapanca Gölü kıyısında hayata geçirilen bu "yeşil miras", Sakarya’nın doğayla yeniden buluştuğu, gelecek nesillere miras bırakılacak eşsiz bir vizyonun simgesi olacak. Sapanca Gölü’nün hassas yapısı göz önünde bulundurularak tasarlanan projedeki en dikkat çekici özellik ise dolgu yapılmadan, tamamen kuru pere sistemi ile inşa edilmesi olacak. Gölün doğal kıyı çizgisine müdahale edilmeyecek ve kıyı ekosisteminin suyla teması ile hava dolaşımı engellenmemiş olacak. Tüm malzemeler, ekolojik standartlara uygun ve geri dönüştürülebilir ürünlerden oluşacak.