Yerel Haberler
Samsun
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:00 Petek gençle gençler Akdağ’ı keşfe doydu Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin "Petek Genç" gezi programları kapsamında düzenlediği Akdağ gezileri sona erdi. 2 bin 492 öğrenci Büyükşehir ile Akdağ Kayak Merkezi’nin güzelliklerini keşfetme ve karın tadını çıkarma fırsatı yakaladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Petek Genç Projesi kapsamındaki gezi programları ile bir taraftan gençlerin sosyal yaşamını renklendiriyor bir taraftan da onlara şehrin turizm destinasyonlarını gezme fırsatı sunuyor. Gençler, Petek Genç Gezi Programları kapsamında her mevsim Samsun’un farklı bir güzelliğini keşfe çıkıyor. Bu yılki kış rotası ise Ladik ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Akdağ Kayak Merkezi oldu. Ocak ve Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleşen gezilere 16-25 yaş aralığında 2 bin 492 kişi katıldı. Öğrenciler gezilerde kayaktan kızağa birçok aktivite ile kışın tadını çıkardı aynı zamanda da sosyalleşerek spor ve kültür dolu bir deneyim yaşadı. Gençler, Samsun’u Büyükşehir ile keşfediyor Gençler, Petek Genç projesi ile şehrin turizm zenginlikleri ile buluşuyor, Samsun’un güzelliklerini adeta Büyükşehir Belediyesi ile keşfe çıkıyor. Kış rotası olarak belirlenen Ladik, eşsiz doğası ve kış manzarasıyla gençlerin hafızasında unutulmayacak güzel izler bıraktı. Doğa, spor ve eğlenceyi bir araya getiren gezilerde katılımcılar doyasıya eğlenirken arkadaşlık bağlarını da güçlendiriyor. Geziler sırasında Ambarköy Açık Hava Müzesini de ziyaret eden gençler, bölgenin tarihi ve kültürel dokusunu yakından tanıma fırsatı buldu.
Egzersiz, DNA’yı genç tutuyor: Hücresel yaşlanma yavaşlıyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 11:00 Egzersiz, DNA’yı genç tutuyor: Hücresel yaşlanma yavaşlıyor Bilim dünyasından gelen çarpıcı veriler, düzenli egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığına değil, doğrudan hücresel yaşlanma sürecine de etki ettiğini ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan tıbbi araştırmalarda, fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiği, hatta bazı biyolojik yaş göstergelerinde kısmi gerileme sağlayabildiği belirlendi. "Samsun’da en çok kitap yazan doktor" olarak bilinen Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, egzersizin bağışıklık sisteminden beyin sağlığına, kilo kontrolünden DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerine kadar geniş etkilerini ele aldığı 27’nci kitabını yayımladı. Çok sayıda bilimsel çalışmaya atıf yapılan "Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci" isimli eserde, sağlıklı yaşamın bilinçli ve sürdürülebilir bir süreç olduğuna dikkat çekildi. Egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığını güçlendirmekle kalmadığını vurgulayan Dinççağ, 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiğinin ve kısmen tersine çevirebildiğinin gösterildiğini belirterek, "Hücresel düzeyde yaşlanma belirteçlerinde olumlu değişmeler görüldü" dedi. Düzenli fiziksel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Dinççağ, Alzheimer hastalığı ile ilişkili protein birikiminin egzersiz yapan kişilerde daha az olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Egzersizin hem bedensel hem de zihinsel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Dinççağ, hareketli yaşam tarzının demans riskini azaltmada potansiyel koruyucu rol oynayabileceğini dile getirdi. "İnsanın karşılaştığı birçok hastalığın nedeni hareketsiz yaşam" Hareketsiz yaşamın, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirten Dinççağ, sedanter hayat tarzının obezite, tip 2 diyabet, osteopeni ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığını söyledi. Egzersizin bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkisi bulunduğunu ifade eden Dinççağ, hormonal denge, kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyleri, tansiyon ve damar iç yüzey sağlığı üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu kaydetti. "Egzersiz, parasız ve etkili bir tedavi yöntemi" Fiziksel aktivitenin aynı zamanda moral ve motivasyon açısından güçlü bir destek sunduğunu dile getiren Dinççağ, son 10 yılda yapılan çok sayıda bilimsel araştırmanın egzersizin "parasız ama etkili bir tedavi yöntemi" olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Prestijli tıp dergilerinde yayımlanan makalelerin, düzenli egzersizin yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki belirgin katkılarını doğruladığını söyledi. "Süreci pes etmeden yönetmek başarıyı getirecek" ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında paylaşılan ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden birinde yayımlanan verileri hatırlatan Dinççağ, egzersizin ölüm riskini yüzde 37, yeni ya da tekrarlayan tümör riskini ise yüzde 28 oranında azalttığının bildirildiğini aktardı. Bu sonuçların, fiziksel aktivitenin yalnızca koruyucu değil, tedaviye destekleyici bir unsur olduğunu da gösterdiğini vurguladı. Kilo verme sürecinin kısa vadede sonuç alınacak bir durum olmadığını belirten Dinççağ, özellikle fazla kilolu ve obez bireylerin hayatlarında birden fazla kez diyet ve spor denemelerine rağmen istedikleri sonuca ulaşamadıklarının görüldüğünü söyledi. Bu durumun zaman zaman hayal kırıklığı ve küskünlük oluşturduğunu ifade eden Dinççağ, "Kilo verme çabası bir süreçtir. Bu süreci bilerek ve isteyerek, pes etmeden yönetmek başarıyı getirecektir" diye konuştu. "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" Egzersiz yapmanın da kuralları olduğunu belirten Dinççağ, öncelikle niyet ve gönüllülüğün önemli olduğunu kaydetti. Uygun giysi ve ayakkabı seçiminin bile egzersizin sürdürülebilirliği açısından etkili olduğunu vurgulayan Dinççağ, ısınma hareketleri ile başlayan, en az 30-40 dakika süren ve soğuma egzersizleri ile tamamlanan programların tercih edilmesi gerektiğini anlattı. Son yıllarda yapılan çalışmalarda ağırlık çalışması, esneme ve yürüyüş gibi farklı aktivitelerin erken ölüm riskini yüzde 19 oranında azalttığının ortaya konulduğunu aktaran Dinççağ, egzersiz miktarı kadar çeşitliliğinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Orta ve yüksek yoğunlukta yapılan egzersizin beynin biyolojik yaşını düşürdüğünü ve adeta "gençlik aşısı" etkisi oluşturduğunu söyleyen Dinççağ, günde fazladan 20 dakikalık fiziksel aktivitenin tip 2 diyabet, felç, zatürre ve kolon polipleri gibi ciddi rahatsızlıklarda hastaneye yatış riskini kayda değer oranda azalttığının bildirildiğini söyledi. Egzersizin sadece kas ve kalp sağlığını değil, DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerini de etkilediğini yineleyen Dinççağ, bilinçli ve düzenli hareketin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirterek, "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.
Kendi yaptığı ’ayakcak’ ile mahalleyi geziyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:05 Kendi yaptığı ’ayakcak’ ile mahalleyi geziyor Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Akören Mahallesi’nde yaşayan 83 yaşındaki Hasan Dursun, çocukluğundan bu yana kendi yaptığı "ayakcak" ile mahalle sokaklarını gezmeye devam ediyor. Yıllara meydan okuyan Dursun, babasından öğrendiği geleneği bugün de yaşatıyor. Küçük yaşlarda babasının ormandan kestiği ardıç ağacından yaptığı ayakcakla tanıştığını anlatan Hasan Dursun, o günlerden beri bu aracı kullandığını söyledi. Dursun, "Ben küçük çocuk iken bunu babam yapardı. Ben de o yaşlardan beri bunu yapıp kullanıyorum" dedi. Ayakcakları tamamen kendi imkânlarıyla yaptığını ifade eden Dursun, "Bunları kendim yapıyorum. Dağdaki ormanda ardıç ağacından kesip kendim yaptım. Yaşlandığım için uzun süreli binemiyorum. Genç olsam elli, yüz metre giderim. Bazen ayakcak ile düğünlerde köy meydanına gidip geziyorum" şeklinde konuştu. Ardıç ağacının dayanıklılığına dikkat çeken Dursun, başka ağaçtan ayakcak yapılamayacağını vurgulayarak, "Ardıç ağacı dikenli ağaçtır, ormanda olur. Bu başka ağaçtan olmaz. Dalı kuvvetli olmaz. Üzerine çıkınca çekmez, kırılır. Babam ormana gidince oradan keser getirirdi. Yapınca ben de binerdim. Köy meydanında çeşme var. Orada yüksek bir taş vardı. Ona çıkıp oradan atlardım" ifadelerini kullandı. Kendisinden sonra bu geleneği sürdürecek kimsenin kalmayacağını dile getiren Hasan Dursun, "Torunum var 15-16 yaşlarında. O arada biniyor ama merakı yok. Bu geleneği devam ettirmezler" diyerek sözlerini tamamladı.
Çarşamba’nın tescilli lezzeti ’biber tuzu’ sofraları süslüyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:57 Çarşamba’nın tescilli lezzeti ’biber tuzu’ sofraları süslüyor Karadeniz Bölgesi’nde özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve Samsun’un Çarşamba ilçesine özgü olan "Çarşamba biber tuzu", kendine has lezzetiyle ilgi görmeye devam ediyor. Kadın emeğiyle üretilen ve 2017 yılında tescil alan bu özel ürün, yurt içinin yanı sıra yurt dışına açılmaya hazırlanıyor. Çarşamba ilçesine özgü lezzetlerden biri olan Çarşamba biber tuzu, yıllardır yöre halkının sofralarında yer alırken, son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanından talep görüyor. Kadınların emeğiyle üretilen ve Çarşamba’nın gastronomi kültürünün önemli bir parçası haline gelen biber tuzu, 2017 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek coğrafi değer kazandı. "Hedefimiz Çarşamba’ya has bir tat oluşturmaktı" Çarşamba biber tuzunun marka ve patent sürecinde önemli rol üstlenen Çarşamba Ev Hanımları Derneği Başkanı Saniye Şen, ürünün ortaya çıkış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Derneği 2013 yılında kurduklarını belirten Şen, "Derneğimizi kurarken hedeflerimiz vardı. Bu hedeflerden biri de Çarşamba biber tuzuydu. Herkes biber tuzu yapıyordu ancak biz Çarşamba’ya has, ayırt edici bir tat oluşturmak istedik. Aynı zamanda bu ürüne patent ve marka tescili kazandırmayı amaçladık" dedi. Kıl biber ve kumda yetişen ürünler lezzeti belirliyor Biber tuzunun en önemli özelliğinin yalnızca Çarşamba’da yetişen kıl biberden üretilmesi olduğunu ifade eden Şen, "Çarşamba biber tuzu kapya biber gibi farklı türlerden üretilmez. Biberler sahil kesimlerinde, köylerde kumlu toprakta yetişir ve denizden aldığı nem ürüne ayrı bir aroma katar. Üretim aşamasında biberler fırınlanır, kek gibi pişirilir, kızartılır ve soğutulduktan sonra özel işlemlerden geçirilir" diye konuştu. Biber tuzunun içeriğinde yalnızca Çarşamba’da yetişen ham maddelerin kullanıldığını vurgulayan Şen, ürünün içine dışarıdan herhangi bir katkı eklenmediğini, kendine özgü lezzetinin bu doğal üretim sürecinden kaynaklandığını belirtti. Kadın emeğiyle ekonomiye katkı Çarşamba biber tuzu üretiminde kadınların büyük emek verdiğini dile getiren Şen, "Kadınlar evlerinde üretim yaparak satış gerçekleştiriyor. Eskiden bu kadar talep yoktu ancak artık ciddi siparişler alıyorlar. Bu durum hem aile bütçesine hem de yerel ekonomiye katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Hedef yurt dışı pazarı Biber tuzunda yeni hedeflerinin yurt dışına açılmak olduğunu söyleyen Şen, "Kadınlarımızın ürettiği bu değeri yurt dışına pazarlamak istiyoruz. Bunun için çeşitli projeler yürütüyoruz. İlerleyen süreçte biber tuzuyla ilgili çalışmalarımız daha geniş kitleler tarafından görülecek. Önemli olan bir kadın üreticimizin daha kazanması" şeklinde konuştu. Şen, Çarşambalıların bu lezzete sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, yakın zamanda yeni projelerle yeniden gündeme geleceklerini sözlerine ekledi.
Tarihi değirmen suyun gücüyle 300 yıldır ayakta
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:57 Tarihi değirmen suyun gücüyle 300 yıldır ayakta Samsun’un Vezirköprü ilçesinde dededen toruna aktarılan yaklaşık 300 yıllık su değirmeni, zamana meydan okuyarak suyun bereketiyle dönmeye devam ediyor. Akören Mahallesi sınırlarındaki 2 taşlı tarihi değirmen, hem ata tohumlarını öğütüyor hem de bölge hayvancılığına katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Ali Hıdır, 53 yıldır dedelerinden kalan mesleği sürdürdüğünü belirterek, değirmene ulaşımın zorluklarına dikkat çekti. Derede geçit bulunmadığını ifade eden Hıdır, "Arabası ile gelen kişilerin getirdiklerini, dereden geçit olmadığı için eşeğimize yükleyip değirmene götürüyoruz" dedi. Yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki su kanalıyla çalışan değirmenin sistemini anlatan Hıdır, suyun yüksekten bağlanarak kanal boyunca geldiğini, kapağın kapatılmasıyla oluklara yönlendirildiğini ve taşların altındaki çarka çarpan suyun değirmen taşlarını döndürdüğünü söyledi. İki gözlü değirmende istenirse tek, istenirse iki taşın birden çalıştırılabildiğini belirtti. Değirmende özellikle "ata buğdayı" olarak bilinen sarı buğdayın öğütüldüğünü dile getiren Hıdır, bu ürünün organik olduğunu ve yörede "Rumeli buğdayı" olarak da anıldığını kaydetti. Bölgedeki üreticilerin arpa, buğday ve mısırı burada öğüterek hayvan yemi yaptığını ifade eden Hıdır, köylülerin rençperlikten kazandıklarıyla hayvanlarının yem ihtiyacını karşıladığını söyledi. Değirmenin taş duvarlarının ilk günkü haliyle ayakta olduğunu vurgulayan Hıdır, öğütme taşlarını ise zamanla yenilediklerini belirtti. Çalıştıkça aşınan taşları, eski ve kullanılmayan değirmenlerden temin ederek değiştirdiklerini aktardı. Ulaşım sorununun çözülmesi için 8 yıl önce köprü yapılması talebiyle dilekçe verdiğini dile getiren Ali Hıdır, sürecin halen sonuçlanmadığını söyledi. Hıdır, hem önceki hem de mevcut belediye başkanlarına durumu ilettiklerini ancak "sıraya alındıkları" cevabını aldıklarını sözlerine ekledi.
Karadeniz kıyısında dev sanayi alanı: Terme OSB’de ilk etap tahsise açıldı
15 Şubat 2026 Pazar - 23:25 Karadeniz kıyısında dev sanayi alanı: Terme OSB’de ilk etap tahsise açıldı Samsun Valiliği öncülüğünde hayata geçirilen Terme Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB), toplam 2 milyon metrekarelik alanı, güçlü lojistik bağlantıları ve 5. Bölge yatırım teşvik avantajlarıyla Samsun ekonomisine yeni bir ivme kazandırmaya hazırlanıyor. Ocak ayı itibarıyla 1 milyon metrekarelik ilk etap için ön tahsis sürecine çıkılan proje, bölgenin sanayi ve teknoloji yatırımlarında yeni merkezlerinden biri olmayı hedefliyor. Toplam 2 milyon metrekare alana sahip olan Terme Karma OSB’nin ilk etapta 1 milyon metrekarelik kısmı için ön tahsis ilanı yayımlandı. Karadeniz Bölgesi’nin kıyı şeridinde yer alan en büyük organize sanayi alanlarından birine sahip olan Terme OSB, yatırımcılara geniş ve planlı üretim alanları sunuyor. Alan büyüklüğü ile birlikte eğimsiz ve düz bir arazi yapısına sahip olması, her ölçekten sanayici için uygun parsel imkânı sağlıyor. Bu fiziki avantaj, üretim tesislerinin kurulum sürecinde maliyet ve zaman açısından önemli kolaylıklar sunarken, genişleme potansiyeli olan yatırımlar için de esnek bir yapı oluşturuyor. Lojistik açıdan stratejik bir konumda bulunan Terme OSB, Samsun-Ordu D-010 Karayolu’nun hemen yanında yer alıyor. Bölge; Terme Limanı’na 2 dakika, ilçe merkezine 5 dakika, Çarşamba OSB’ye 20 dakika, Çarşamba Havalimanı’na 30 dakika, Samsun merkez sanayi bölgelerine 35 dakika, Samsun şehir merkezine 40 dakika, Samsun Limanı’na 45 dakika ve Ünye Limanı’na 15 dakika mesafede bulunuyor. Bu ulaşım ağı, hem iç pazara hem de ihracata dönük üretim yapan firmalar için ciddi rekabet avantajı oluşturuyor. Sanayi ve teknoloji yatırımları açısından önemli teşvik unsurları barındıran Terme OSB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen en yüksek yatırım teşvik bölgelerinden biri olan 5. Bölge kapsamında yer alıyor. 5. Bölge yatırım teşvik sistemi; ithalattan ihracata, endüstriyel makine tedarikinden personel giderlerine kadar birçok kalemde yatırımcılara mali avantaj sağlıyor. Bu teşvik yapısı, özellikle üretim ve teknoloji odaklı yatırımların bölgeye yönelmesini destekliyor. Altyapı yatırımları bakımından da güçlü bir planlamaya sahip olan Terme OSB’nin su ihtiyacı, inşaatı devam eden ve 2026 yılının sonunda tamamlanması planlanan Salıpazarı Barajı’ndan karşılanacak. 26 milyon metreküp su hacmine sahip olacak baraj, bölgenin uzun vadeli su ihtiyacını güvence altına alacak. Enerji arzı ise Türkiye’nin iki büyük enerji santrali olan Hasan Uğurlu Hidroelektrik Santrali(HES) ile Bilgin Enerji Doğalgaz Çevrim Santrali arasında yer alan OSB’ye, Terme’de kısa süre önce kurulan indirme istasyonundan sağlanacak. Bölgenin merkezi konumu sayesinde doğalgazdan telekomünikasyona kadar tüm altyapı hizmetlerinin kısa sürede yatırımcıların kullanımına sunulması planlanıyor. Samsun, Türkiye’nin öne çıkan üretim merkezlerinden biri haline geldi Son yıllarda sanayi ve teknoloji alanında önemli bir atılım gerçekleştiren Samsun, Türkiye’nin öne çıkan üretim merkezlerinden biri haline geldi. Merkez OSB, Yeni OSB, Gıda OSB, Çarşamba OSB, Özel Endüstri Bölgesi, BAYKAR Makine Endüstri Bölgesi, SLC ve MKE gibi büyük yatırım alanlarının oluşturduğu sanayi ekosistemine entegre olacak Terme OSB’nin, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için Samsun’daki yeni adres olması bekleniyor.