Yerel Haberler
Samsun
Terme’nin acı kaybı: "Binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" 21 Mart 2026 Cumartesi - 10:03:59 Samsun Terme ilçesinin sembol isimlerinden, eğitim gönüllüsü ve hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır hayatını kaybetti. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "İlçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" dedi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçenin eğitim ve sosyal hayatına eserler kazandıran hayırsever iş insanı Hacı Temel Kır’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. Hacı Temel Kır’ın ilçeye kazandırdığı okullar ve sosyal projelerde binlerce gencin geleceğine dokunduğunu söyleyen Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bugün yüreğimiz buruk. İlçemizin koca bir hayır çınarını, kıymetli büyüğümüz Hacı Temel Kır amcamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O, sadece bir hayırsever değil; gönlünde Terme sevdası taşıyan gerçek bir vakıf insanıydı. Temel Kır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Ulviye Kır İmam Hatip Ortaokulu başta olmak üzere ilçemize kazandırdığı sayısız eserle binlerce evladımızın geleceğine ışık tuttu" diye konuştu. "Eğitimden sosyal yardıma her alanda izi var" Başkan Kul, merhumun cömertliğini vurgulayarak, "Cami ve cenaze hizmetlerinden her türlü sosyal yardıma kadar, ne zaman kapısını çalsak bizleri beklentimizin ötesinde bir cömertlikle karşılayan bir samimiyet abidesiydi. Terme’mizde bıraktığı bu asil izler ve hayır duaları asla silinmeyecektir" şeklinde konuştu. Hacı Temel Kır’ın cenazesi, bugün İstanbul Eyüp Sultan Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedilerek son yolculuğuna uğurlanacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:57 Evlilikte doyumun anahtarı: Sosyal ilgi, sağlıklı iletişim ve eş desteği SAMSUN (İHA) – Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Meryem Batık Vural, evlilikte beklentilerin değiştiğini belirterek sosyal ilgi, iletişim becerileri ve eş desteğinin ilişki doyumunu artırdığını, flört şiddetinin ise çoğunlukla psikolojik ve duygusal boyutta ortaya çıktığını söyledi. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meryem Batık Vural, günümüzde evlilik ve romantik ilişkilere dair beklentilerin değiştiğini belirterek, sosyal ilgi, sağlıklı iletişim ve eş desteğinin ilişki doyumunu belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade etti. Vural, flört şiddetinin ise yalnızca fiziksel değil, çoğunlukla psikolojik ve duygusal boyutlarda görüldüğüne dikkat çekti. "Birbirini anlayan ve destekleyen bir ilişki kurmak daha önemli hale geldi" Çiftlerin evlilikten beklentilerinin çok daha kapsamlı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Meryem Batık Vural, "Geçmişte evlilik, çoğunlukla ekonomik güvence, toplumsal kabul ve aile kurma gibi işlevlerle ilişkilendirilirken, günümüzde partnerlerinden yalnızca eş değil; aynı zamanda duygusal destek sağlayan bir arkadaş, güvenilir bir eş ve kendilerini anlayan bir yol arkadaşı olması bekleniyor. Araştırmalarımız da romantik ilişkilerde bireylerin ilişki doyumunu etkileyen önemli faktörlerden birinin sosyal ilgi olduğunu göstermektedir. Sosyal ilgi; partnerin duygularını anlayabilme, onun bakış açısını görebilme, paylaşım ve dayanışma içinde olabilme gibi özellikleri içerir. Araştırma bulgularımız, romantik ilişkilerde sosyal ilgi düzeyi arttıkça ilişki doyumunun da arttığını göstermektedir. Bu nedenle günümüz ilişkilerinde yalnızca birlikte yaşamak değil, aynı zamanda duygusal olarak birbirini anlayan ve destekleyen bir ilişki kurmak daha önemli hale gelmiştir. Eğer ilişkide güven, duygusal yakınlık ve saygı görülmezse evliliği erteleme, hiç yapmama veya boşanma eğilimi artıyor. Evlilik doyumunun düşmesine yol açan en önemli faktörlerden biri, çiftler arasındaki iletişim sorunları ve çatışma çözme biçimleridir. Çiftler çoğu zaman sorunların kendisinden ziyade, sorunları ele alış biçimleri nedeniyle ilişki doyumunda düşüş yaşıyor. Yani çiftler, zaman içinde sorun çözme becerilerini geliştirebildiklerinde evlilik doyumları da artabilmektedir. Bunun yanında araştırmalarımız, algılanan eş desteğinin de evlilik doyumunu artıran önemli bir faktör olduğunu göstermektedir" dedi. "Sağlıklı çift ilişkisi evlilik doyumunun da koruyucusu" Eşinden destek gördüğünü hisseden bireylerin hem çatışmaları daha sağlıklı yönetebildiği hem de evliliklerinden daha fazla doyum aldıklarını söyleyen Vural, "Aile yaşam döngüsünün her bir evresinde zorlayıcı yaşam olayları, stres kaynakları ve değişimler olur; bu kaçınılmazdır. Aileye çocukların katılması, çocukların gelişimsel dönemlerindeki sorumluluklar, evden ayrılmaları gibi birçok doğal süreç ailenin uyumunu gerektirir. Bu stresörler evlilik doyumunun düşmesine neden olabilir. Evlilik doyumunun sürdürülebilmesi için çiftlerin yalnızca sorunları çözmeye değil, aynı zamanda duygusal bağlarını güçlendirmeye de yatırım yapmaları gerekir" diye konuştu. "Seven insan kıskanır düşüncesi psikolojik şiddetin fark edilmesini zorlaştırıyor" İlişki şiddetinin psikolojik boyutunun görmezden gelinmemesine vurgu yapan Vural, "Flört şiddeti, romantik bir ilişki içinde partnerlerden birinin diğerine yönelik uyguladığı fiziksel, psikolojik, duygusal, cinsel veya dijital zarar verici davranışları ifade eden bir kavramdır. Bu şiddet türü yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı değildir. Partnerin sürekli kontrol edilmesi, aşağılanması, kıskançlık bahanesiyle sosyal ilişkilerinin kısıtlanması veya dijital ortamda sürekli denetlenmesi de flört şiddetinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Flört ilişkilerinde en sık görülen şiddet türleri genellikle psikolojik ve duygusal şiddet biçiminde ortaya çıkıyor. Partneri sürekli eleştirmek, küçümsemek, kıskançlıkla kontrol etmek veya sosyal çevresinden izole etmek bu tür davranışlara örnek olarak verilebilir. Bunun yanında partnerin telefonunu kontrol etmek, sosyal medya hesaplarını denetlemek veya sürekli konum paylaşımı talep etmek de bu davranışlar arasında yer alıyor. John Gottman’ın evlilik araştırmaları ise ilişkilerde görülen şiddeti iki temel kategoride ele alır. Bunlardan biri durumsal şiddettir. Bu, genellikle yoğun çatışma anlarında ortaya çıkar ve çoğu zaman iletişim becerilerinin yetersizliğiyle ilişkilidir. Diğer tür ise karakterolojik şiddettir. Bu durumda şiddet daha sistematik ve kontrol edici bir yapıya sahiptir ve çoğu zaman güç kurma ve partner üzerinde hâkimiyet sağlama amacı taşır. Bu ayrım, şiddetin anlaşılması ve müdahale yöntemlerinin belirlenmesi açısından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu. "Evlenince düzelir düşüncesi bir mittir" Flört şiddeti yaşayan bireylerin ilişkiden kopmakta zorlanmasının arkasında birden fazla psikolojik mekanizma bulunduğuna dikkat çeken Vural, "Çeşitli araştırmalarımızda romantik idealizasyon, ilişki bağımlılığı, güvensiz bağlanma biçimleri, geleneksel cinsiyet rolleri ve Sinderella Sendromu’nun flört şiddetini kabul eden tutumlarla ilişkilendiğini gördük. Öncelikle romantik ilişkilerde duygusal bağ oldukça güçlüdür ve bireyler çoğu zaman partnerlerinin değişebileceğine inanarak ilişkiyi sürdürmeye çalışabilir. Oysa flört şiddeti evlendikten sonra artarak devam edebilir ve ‘Evlenince düzelir’ düşüncesi bir mittir. Bunun yanında bazı bireylerde ilişki bağımlılığı veya yoğun duygusal bağımlılık da şiddete rağmen ilişkiden ayrılmayı zorlaştırabilir. Araştırmalar ayrıca bazı bireylerin şiddet davranışlarını zaman içinde normalleştirebildiğini veya kendilerini suçlayabildiğini göstermektedir. Bu durum özellikle psikolojik şiddetin yoğun olduğu ilişkilerde daha sık görülmektedir" ifadelerini kullandı. "Partnerine empatiyle yaklaşabilenlerde flört şiddeti daha düşük" Vural, flört şiddeti ile ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Flört şiddeti üzerine yaptığımız araştırmalarda romantik ilişkilerde kıskançlık ile flört şiddeti arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gördük. Ancak sosyal ilgi önemli bir koruyucu faktör olarak öne çıktı. Bu da demektir ki partnerine empatiyle yaklaşabilen, onun duygularını anlayabilen ve ilişkiyi iş birliği içinde sürdürebilen bireylerde flört şiddeti riski daha düşüktür. Bu nedenle flört şiddetinin önlenmesi ve romantik kıskançlığın sağlıklı bir şekilde kontrol altına alınması için en önemli adımlardan biri, gençlerde sosyal ilgiyi geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmasıdır. Flört şiddetinin önlenmesi için gençlere yalnızca ilişki becerileri değil; aynı zamanda empati, eşitlikçi ilişki anlayışı ve sağlıklı sınırlar konusunda farkındalık kazandırılması önemlidir."
20 Mart 2026 Cuma - 17:14 İş dünyası, Samsun TSO’nun bayramlaşma töreninde buluştu Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen bayramlaşma töreni yoğun katılımla gerçekleşti. Birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı programa ilgi yüksek olurken, katılanlar bayramın manevi atmosferini birlikte paylaştı. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Ramazan Bayramı dolayısıyla bayramlaşma töreni düzenlendi. Geleneksel bayramlaşma törenine ilgi ve katılım yüksek oldu. Birlik ve beraberliğin, dayanışmanın en güzel şekilde sergilendiği bayramlaşma törenine önceki dönem Samsun Milletvekili Fuat Köktaş, MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur, Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, MÜSİAD Samsun Şube Başkanı Osman Öğüten, Samsun TSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Meclis üyeleri ve çok sayıda iş insanı katıldı. Programa ev sahipliği yapan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, davetlilerle yakından ilgilenerek bayramlarını tebrik etti. Murzioğlu: "Barış ve huzur temennimizdir" Törende konuşan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Murzioğlu, Ramazan ayının ardından bayrama ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, bayramların birlik ve beraberliği güçlendiren en önemli değerlerden biri olduğunu vurguladı. Murzioğlu konuşmasında, "On bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayının ardından bir bayrama daha kavuşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bayramlar, kardeşliğimizi ve dayanışmamızı pekiştiren özel günlerdir. Bu vesileyle, sadece ülkemizde değil, bölgemizde ve dünyada devam eden savaşların bir an önce sona ermesini, barışın ve huzurun hâkim olmasını temenni ediyorum. İnsanlığın ortak değerlerde buluştuğu, sevgi ve hoşgörünün egemen olduğu bir dünya en büyük arzumuzdur. Bu duygularla Ramazan Bayramı’nın milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa sağlık, huzur ve barış getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
‘Kepçe kulak’ sorunu çocuklarda özgüveni zedeliyor
08 Kasım 2025 Cumartesi - 09:50 ‘Kepçe kulak’ sorunu çocuklarda özgüveni zedeliyor Ünlü estetik cerrah Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocuklarda doğuştan görülen kulak şekil bozukluklarının hem estetik hem de psikolojik açıdan önemli sonuçlara yol açabileceğini belirterek, ’kepçe kulak’ sorununda tedavinin zamanında yapılması gerektiğini vurguladı. FBM Tıp Merkezi’nden Prof. Dr. Akbaş, bazı çocuklarda kulak gelişiminin doğuştan eksik olabileceğini, hatta kimi vakalarda kulak oluşumunun tamamen gerçekleşmeyebileceğini söyledi. Akbaş, "Çocuğun bir kulağı veya iki kulağı doğuştan olmayabilir. Bazı çocuklarda kulak kısmen gelişmiştir, bazılarında ise kulak vardır ama öne doğru çıkıktır. Bu durum çocukların psikolojisini derinden etkileyebiliyor" dedi. Arkadaş ortamlarında bu tür fiziksel farklılıkların çocuk üzerinde olumsuz psikolojik etkiler oluşturduğunu belirten Akbaş, "Kepçe kulağı olan çocuklar, arkadaşlarından gelen olumsuz yorumlar nedeniyle özgüven sorunu yaşayabiliyor. Kız çocukları kulaklarını gizlemek için saçlarını uzatıyor, erkek çocukları ise farklı yöntemlerle kulaklarını kapatmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı. Kepçe kulak ameliyatının yalnızca estetik bir müdahale olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Akbaş, "Bu ameliyat vücudun bütünlüğünü tamamlayan, kulağı normal anatomik yapısına kavuşturan bir operasyondur. Çocuğun kulağı yoksa ya da gelişmemişse okul öncesi dönemde mutlaka bir plastik cerraha başvurulmalıdır. 6-7 yaş döneminde çocuğun kendi dokusu kullanılarak doğala çok yakın kulaklar yapılabiliyor" diye konuştu. Ailelere de önemli uyarılarda bulunan Akbaş, "Çocuğun kulağında bir rahatsızlık varsa, bu durum onu rahatsız ediyor ve gizlemeye çalışıyorsa, tedavi zamanı gelmiş demektir. Kepçe kulak tedavisi sonrası çocuklar çok kısa sürede okul hayatına dönebilir. Bu nedenle 18 yaşına kadar beklemeye gerek yok" ifadelerini kullandı.
Fanatik balıkçı çıldırdı, hamsiyi 25 TL’den sattı
07 Kasım 2025 Cuma - 14:11 Fanatik balıkçı çıldırdı, hamsiyi 25 TL’den sattı Samsun’da fanatik bir balıkçı, Samsunspor’un UEFA Konferans Ligi’nde lider olmasının ardından 1,5 ton hamsiyi kilosu 100 TL yerine 25 TL’den satışa çıkardı. Fanatik balıkçının hamsileri kapış kapış satıldı. UEFA Konferans Ligi’nde 36 takım arasında 3 maçta da gol yemeden lider bulunan Samsunspor, şehirde olumlu bir hava estirdi. Fanatik bir Samsunspor taraftarı olan Habil Yurtseven (42) daha önceden verdiği, "Samsunspor Avrupa’da lider olursa bedava balık dağıtacağım" sözünü yerine getirdi. Bedava dağıtmasa da bugün Samsun’da kilosu 100 TL’den satılan hamsiyi 25 liradan vatandaşlara ulaştırdığını dile getiren Yurtseven, çok mutlu olduğunu da dile getirdi. "100 TL’lik hamsinin kilosunu 25 TL’den satıyorum" Daha önceden verdiği sözü tutmak için balığı yok parasına sattığını dile getiren Yurtseven, "Samsunspor taraftarı olarak çok çileler çektik. Köy takımlarına karşı, stadı olmayan yerlerde takımımızı destekledik. Transfer tahtamız da kapalıydı. İnanmış bir topluluk olarak bugün Avrupa’dayız. Ben de ‘Samsunspor Avrupa’ya gitsin, bedava balık dağıtacağım’ dedim. Maksadım bedava balık dağıtmaktı ama öyle olsa herkes gelip almazdı. O yüzden sembolik bir rakam belirledim. Bugün hamsinin kilosu 100 TL’den satılıyor. Ben de 2 kilosunu 50 TL’den satıyorum. Arabamda 1,5 ton hamsi var. Onu da bugün 2 saatte satacağım. Şu anda 75 kasa hamsimi satmaya başladım. Kampanyalarımızı yürekten yapıyoruz. Avrupa’da ilk 8’e kalacağımıza da inanıyorum. Tüm takım 90 dakika takımımızı destekliyor. Babadan balıkçıyız. Farklı kampanyalar ile Samsunspor’un başarılarını kutlayacağız" dedi. Kampanya karşısında kayıtsız kalmayan vatandaşlar da balıklara ilgi gösterdi. Vatandaşlar kilolarca balığı 25 TL’den alırken, şu anda diğer yerlerde hamsinin kilosunun 100 TL olduğunun altını çizdiler.
Bafra’da engellilere "Bilgisayar İşletmenliği Kursu" başladı
07 Kasım 2025 Cuma - 14:08 Bafra’da engellilere "Bilgisayar İşletmenliği Kursu" başladı Bafra Görme Engelliler Derneği ile Bafra Halk Eğitimi Merkezi’nin iş birliğiyle, engelli bireylerin dijital okuryazarlık düzeyini artırmak amacıyla düzenlenen "Bilgisayar İşletmenliği Kursu" başladı. Bafra Hasan Çakın İlçe Halk Kütüphanesi’nin görme engelliler biriminde düzenlenen kursa 10 kursiyer katılıyor. Eğitmen Şeymanur Kırcalı tarafından verilen eğitimler, hafta içi her gün 11.00-13.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Karma engel gruplarından oluşan kursun ocak ayının ilk haftasında tamamlanması planlanıyor. Sertifika iş hayatında önemli avantaj sağlayacak Kursun sonunda katılımcılara verilecek temel bilgisayar işletmenliği sertifikasının, engelli bireylerin hem iş yaşamında hem de toplumsal hayatta daha aktif rol üstlenmelerine katkı sağlayacağı ifade edildi. Bafra Görme Engelliler Derneği Başkanı Ömer Ergül, kursun açılış heyecanını paylaşarak, "Arkadaşlardan gelen kurs talebini hemen değerlendirdik. Halk Eğitim Merkezi ve kütüphane müdürlüklerimizin desteğiyle kursumuzu kısa sürede açtık. Bu sertifika, dijital becerilerini geliştiren engelli bireylere iş başvurularında önemli bir avantaj sağlayacak ve onlara yeni fırsat kapıları aralayacaktır" dedi. Ergül, kütüphanedeki görme engelliler biriminin teknik donanımına dikkat çekerek, sesli ve kabartma cihazlar, büyüteç ekranlar gibi ekipmanların sadece kurs sürecinde değil, her zaman kullanılabileceğini belirtti. "Asıl engel sevgisizlik ve önyargıdır" Kurs eğitmeni Şeymanur Kırcalı ise engelli bireylerle yürüttüğü bu eğitim sürecinde yer almaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Her sabah sınıfa girdiğimde gözlerindeki öğrenme heyecanını görmek, bana bu mesleği neden seçtiğimi yeniden hatırlatıyor. Karma bir kurs ortamında farklı hayatlara dokunmak, engellerin sadece fiziksel olmadığını; asıl engelin sevgisizlik ve önyargı olduğunu bize yeniden gösteriyor. Bir öğrencimin ilk defa bilgisayarda yazı yazarken yüzünde beliren gurur dolu tebessüm, bana göre eğitimin en büyük zaferidir" diye konuştu.
Başkan Kurnaz: "Caddeler ışıl ışıl olacak"
07 Kasım 2025 Cuma - 13:44 Başkan Kurnaz: "Caddeler ışıl ışıl olacak" Kale Mahallesi’nde esnaf ziyareti yapan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "2026 proje programı kapsamında, Bağdat Caddesi’nde ve Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde aydınlatmaların yenilenmesi için çalışmalara başlayacağız" dedi. İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, İlkadım Belediye Meclis Üyeleri Serkan Akyüz, Murat Gürbüz ve Çetin Topsakal ile birlikte Kale Mahallesi Saathane bölgesinde esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Sabah namazı sonrasında esnaflarla sohbet eden, ardından da iş yerlerini ziyaret eden Başkan İhsan Kurnaz, bölge esnafını memnun edecek aydınlatma çalışmasının da müjdesini verdi. Başkan İhsan Kurnaz, 2026 yılı proje programı kapsamında, Bağdat Caddesi ve Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde yeni aydınlatma çalışmalarının yapılacağını söyledi. "Caddeler ışıl ışıl olacak" İlkadım’ın ticari açıdan önemli caddeleri olan Bağdat ve Fatih Sultan Mehmet Caddelerinde yapılacak çalışmalarla, bölge esnafının önemli bir ihtiyacının karşılanacağını söyleyen Başkan İhsan Kurnaz, "İlkadım’da esnaflarımızla, vatandaşlarımızla buluşmaya, sohbet etmeye, istişarelerde bulunmaya devam ediyoruz. Bu ziyaretlerimizde mahallelerdeki, sokaklardaki, caddelerdeki gözümüz kulağımız olan hemşehrilerimizle ve esnaflarımızla bir araya gelerek talep ve önerileri dinliyor; İlkadım için yapılması planlanan işlerle ilgili değerlendirmelerde bulunuyoruz. Bu noktada ilçemizin ve şehrimizin ticari potansiyeli yüksek caddelerinden olan Bağdat ve Fatih Sultan Mehmet Caddelerinin esnaflarının aydınlatmaların yenilenmesi konusunda talepleri vardı. Bu talepleri de dikkate alarak, bizim de projelerimiz arasında olan Bağdat ve Fatih Sultan Mehmet Caddelerinin daha modern aydınlatma sistemleriyle donatılması çalışmalarına 2026 yılı itibariyle başlıyoruz. Gazi Caddesi aydınlatma projemizde olduğu gibi bu iki güzide caddemiz de aydınlık ve ferah bir hale gelecek. Projemizin şehrimize, ilçemize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.
"Sigara, gebelik şansını yüzde 40 azaltıyor"
07 Kasım 2025 Cuma - 12:14 "Sigara, gebelik şansını yüzde 40 azaltıyor" Hamilelik döneminden en az 3 ay öncesinde sigaranın bırakılması gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, "Araştırmalar, sigaranın gebe kalmayı yüzde 40 azalttığını gösteriyor" dedi. Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, gebelikte sigara içmenin bilinen en zararlı etkisinin anne karnında bebeğin gelişme geriliğine sebep olması ve düşük doğum ağırlıklı bebekler doğması olduğunu söyledi. "Erken doğum riskini artırıyor" Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, "Hamilelik döneminde sigara içmek erken doğum riskini arttırır. Gebelikte düşük tehlikesi, dış gebelik ihtimali daha yüksek olur. Erken su gelişi, plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta) riski de belirgin olarak artmış olur. Gebelik sırasında açıklanamayan anormal kanamalara sebep olabilir. Ayrıca perinatal (anne karnında veya doğum sonrası yeni doğan döneminde) bebek ölümlerine sebep olabilir" şeklinde konuştu. "Ani bebek ölümüne yol açabilir" Gebelik sırasında sigara içmenin en ciddi probleminin ani bebek ölümüne yol açması olduğunu dile getiren Dr. Kayalarlı, bunun dışında sigara içen annelerin bebeklerinin akciğerlerinin daha az geliştiğini, ileri aşamada ise astım ve akciğer sorunları yaşama risklerinin daha fazla olduğunu söyledi. "Çocukluk döneminde obezite riskinde artış bulundu" Sigaranın bebeklerin beynini de olumsuz etkilediğini; öğrenme zorluğu, düşük zekâ, davranış bozuklukları gibi etkilere neden olabildiğinin altını çizen Dr. Sarı, "Ayrıca yakın zamanda yapılmış çalışmalarda sigara içen annelerin bebeklerinde çocukluk döneminde obezite riskinde artış bulunmuştur. Yani, gebelikte sigara içimi bebeklerde tüm yaşamı boyunca zarar verecek etkilere sebep olmaktadır" ifadelerini kullandı. "Pasif içiciler zararlı etkilere daha fazla maruz kalıyor" Sigaranın gebelik planı yaptıktan en az 3 ay önce sigaranın bırakılması gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı, şunları söyledi: "Araştırmalar sigaranın gebe kalmayı yüzde 40 oranında azalttığını belirlemiştir. Sigaranın erkek kısırlığına sebep olması, embriyo kalitesini düşürmesi gibi olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Pasif içicilikte de bu zararlar kişilere etki etmektedir. Hatta pasif sigara içicilik sigara içen bir kişiden daha çok zarar vermektedir. Sigara içen kişi, sigara dumanını filtre ederek almaktayken, pasif içiciler sigaradan çıkan dumanı filtre edilmeden soludukları için zararlı etkilere daha fazla maruz kalmış olurlar. Bu yüzden, gebe kadınlar sigara içmeseler de, pasif içiciliğe maruz kaldıklarında bundan daha fazla etkilenmektedir."