Yerel Haberler
Samsun
12 Nisan 2026 Pazar - 15:18 Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
Samsun’da zirai don, fındık rekoltesini düşürdü
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:42 Samsun’da zirai don, fındık rekoltesini düşürdü Samsun’da 2024 yılında 114 bin 89 ton fındık üretildiğini, 2025 yılında ise yaklaşık 91 bin 500 ton üretim beklendiğini açıklayan İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, "Zirai don afetinden yaklaşık 400 bin dekar alan etkilendi" dedi. İl Müdürü Yılmaz, Çarşamba ilçesi Arımköseli Mahallesi’nde Cemil Altunışık’ın fındık bahçesini, Terme ilçesi Hüseyinmescit Mahallesi’nde ise Mazhar Yüksel’in çilek bahçesi ile Zekeriya Ay’ın fındık bahçesini ziyaret etti. Bu yıl nisan ayında yaşanan don olayının fındık rekoltesini olumsuz etkilediğini vurgulayan Yılmaz, üreticilere ürünlerini hasattan sonra bekletmeden kurutma işlemlerini yapmaları gerektiğini söyledi. "400 bin dekar alan etkilendi" Bölgede yaklaşık 400 bin dekar alanda don zararı görüldüğünü aktaran Yılmaz, "İlimizde 2024 yılında 114 bin 89 ton fındık üretimi gerçekleşmiştir. 2025 yılında ise yaklaşık 91 bin 500 ton fındık üretimi beklenmektedir. Bu sene önceki yıllara göre rekoltenin düşük olmasının en büyük sebebi nisan ayı içerisinde ülke genelinde yaşanan zirai don olayından kaynaklanmaktadır. Bölgemizde yaşanan bu don afetinden yaklaşık 400 bin dekar alan etkilenmiş olup fındık başta olmak üzere ceviz, şeftali, elma, armut, kiraz, ayva, üzüm, kayısı nektarin ve vişne gibi meyve grubu ürünler en fazla zararı görmüştür. Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda bu alanlarda hasar tespit çalışmaları gerçekleştirilmiştir" diye konuştu. Fındıkta verim ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında file sistemlerinin kullanımının teşvik edildiğini belirten Yılmaz, "2024 ve 2025 yıllarında Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 121 üreticiye 3 bin 442 dekarlık alanda hasat filesi desteği verildi ve toplam 15 milyon TL hibe ödemesi gerçekleştirildi. Kendi imkanlarıyla sisteme geçen üretici sayısı da artıyor" şeklinde konuştu. Kahverengi kokarca ile mücadeleye de değinen Yılmaz, üreticilere ilaçlamada tavsiye edilen süre ve dozlara uymaları gerektiğini hatırlatarak, bol ve bereketli bir ürün sezonu diledi. Ziyaretlere il ve ilçe müdürlükleri yetkilileri de katıldı.
Kırsalda başıboş köpekler korku salıyor: Vatandaşlar tedirgin
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:34 Kırsalda başıboş köpekler korku salıyor: Vatandaşlar tedirgin Samsun’un kırsal mahallelerinde sayıları artan başıboş köpekler, özellikle çocuklar ve besiciler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Sürü halinde dolaşan köpekler, hem halkın güvenliğini hem de sağlığını tehlikeye atıyor. Kırsal kesimlerdeki vatandaşlar, köpeklerin çoğunun hasta ve bakımsız olduğunu belirterek, uyuz, kuduz ve paraziter hastalık riski taşıdığını söylüyor. Köpeklerin kontrolsüz çoğalmaları sadece fiziksel güvenlik açısından değil, halk sağlığı açısından da büyük bir sorun teşkil ediyor. "İnsanlar bıktı" Kırsal mahalle sakinlerinden Mehmet Türker, "Çocuklara ve mallarımıza saldırıyorlar. Hastalıklılar ve bakımı yok. Devletimiz buna çözüm üretemedi. Mahallemizde tavuk kalmadı, akşam korkudan bir yere gidemiyorsunuz. Gereken yapılsın" dedi. Yunus Aydın ise "Köpekler ineklerimize saldırıyor. Benim hamile ineğime havladılar ve ineğim kaçtı. Çocuklar okula ve Kur’an kursuna gidemiyor. İnsanlar bıktı. 50 civcivim vardı, 20 tane kaldı" ifadelerini kullandı. Vatandaş Ayşe Gerçek de "Başıboş köpekler kapımıza geliyor. İkiz oğlum var, çocuklar köpeklerden korkuyor. Köpeklerin uyuz ve pireleri var, bu yüzden şikayetçiyim" dedi. Kırsal kesimdeki başıboş köpeklerin kontrol altına alınmaması, vatandaşların hem güvenliğini hem de günlük hayatını olumsuz etkiliyor.
Murzioğlu: "Bu onur hepimizin"
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:19 Murzioğlu: "Bu onur hepimizin" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Samsun’a resmen takdim edilen İstiklal Madalyası’nın gururunu meclis toplantısında paylaştı. Murzioğlu, "Bu onur hepimizin" diyerek, şehrin Milli Mücadele’deki öncü rolünün bir kez daha tescillendiğini vurguladı. 101 yıllık vefa borcu ödendi Samsun TSO Temmuz-Ağustos ayları birleştirilmiş meclis toplantısı Meclis Başkanı Haluk Akyüz başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Murzioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından 1924 yılında verilen ancak fiilen takdim edilmeyen İstiklal Madalyası’nın, 7 Ağustos 2025’te TBMM Şeref Holü’nde düzenlenen törenle Samsun’a teslim edildiğini aktardı. Murzioğlu, törende Mavnacılar Loncası’nın Kurtuluş Savaşı’ndaki cesaretine dikkat çekti ve "Bu anlamlı günde 101 yıllık bir vefa borcu yerine getirildi" dedi. Bakan Bolat’a iş dünyasının talepleri iletildi Toplantıda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Samsun TSO ziyareti de gündeme geldi. Murzioğlu, iş dünyasının finansmana erişim ve emek yoğun sektörlerin desteklenmesi gibi öncelikli sorunlarını doğrudan Bakan Bolat’a ilettiklerini belirterek, "Üyelerimizle birlikte sorunların çözümü için her kapıyı çalmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Yeni bankacılık hizmetleri yolda Murzioğlu, Türk Ticaret Bankası’nın yıl bitmeden Samsun TSO çatısı altında hizmet vermeye başlayacağını ve Türk Eximbank’ın şubeleşme sürecine girdiğini açıklayarak, "Yeni oluşumlarla ihracatçılarımız artık çok daha hızlı ve etkin destek alabilecek" diye konuştu. SAMSUNTSO Kampüsü için ilk adım atıldı Başkan Murzioğlu, Oda binası ve çevresini kapsayacak "SAMSUN TSO Kampüsü" projesinde belediyeden imar planı değişikliği onayının alındığını, ön parsellerin satın alındığını ve yıl bitmeden temel atmayı hedeflediklerini söyledi. Murzioğlu, "Bu şehir sadece geçmişte değil, bugün de girişimciliğin ve üretimin öncüsü. Hep birlikte çalışarak Samsun’un ruhunu geleceğe taşımaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Toplantı, gündem maddelerinin görüşülüp karara bağlanmasının ardından sona erdi.
Diyabetliler sensör yaş sınırının kalkmasını istiyor
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:51 Diyabetliler sensör yaş sınırının kalkmasını istiyor 1 diyabet hastalarına sağlanması gerektiğini ifade ettiler. Türkiye Diyabet Programı (TURDEP) verilerine göre Samsun’da 150 bin, tüm Karadeniz illerinde ise 540 bin civarında diyabet hastası var. Karadeniz’deki ilk ve tek dernek olan Karadeniz Diyabet Derneği üyeleri; her 100 kişiden 14’ünün diyabetli olduğu Türkiye’de bu durumu tersini çevirmek ve çocuklardaki diyabetin önüne geçmek için faaliyetlerini yürütüyor. "Samsun’da 150 bin diyabetli var" Derneğin kurucu başkanı İç Hastalıkları ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Emin Dinççağ, "Samsun’da 150 bin diyabetli var. Dernek; diyabetin önlenmesi ve bu konuda çalışmalar yapmak üzerine faaliyet gösteriyor. Ayrıca diyabetlilerin sorunlarını da gündeme getiriyor. Hızla artan obezite ve şeker hastalığının önlenmesi, obezite ile çocukluk yaşlarında mücadele etmekle mümkündür. Çocukları bu hastalıklar konusunda bilgilendirmek, onları spora ve sağlıklı beslenmeye teşvik etmek amacıyla Sağlık Bakanlığı’nın obezitenin önlenmesi konusundaki çalışmalarına KDD olarak katkı sağlamak için ‘Çocuk Obezitesinin Önlenmesi Projesi’ gerçekleştirmek istiyoruz. Gelecekte daha sağlıklı bir nesil yetiştirmek bilinciyle bu projeye önem veriyoruz" dedi. "Tüm tip-1 diyabet hastalarına verilmeli" Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Bektaş ise "Derneğimiz diyabetlilerin sesini duyurmanın yanı sıra birçok proje ve çalışmaya da imza atmaktadır. Karadeniz’in en büyük STK’larından biriyiz. Diyabetli çocuklarımıza şeker ölçüm cihazı verildi. Bu sayede çocukların parmakları her gün defalarca delinmek zorunda kalmıyor. Ancak diyabetli gençlerimizde sensör yok, onlara verilmedi. Üniversite okuyan ya da mezun olup sigortalı bir işe giremeyen gençler var. Şu anda sadece 18 yaş altı diyabetlilere sensör veriliyor. Bu sensörler maliyetli olduğundan birçok aile gençlere sensör tedarik edemiyor. Bu sensörler sayesinde şekerin durumu 24 saat telefondan takip ediliyor ve uyarı sayesinde ani müdahale edebiliyoruz. Tüm tip-1 diyabet hastalarına bu sensörlerin sağlanmasını istiyoruz. Çünkü bu hastalar uykuda ve tek kaldıklarında nöbet geçirebilirler. Bu da geri dönüşü olmayan üzücü durumlara sebebiyet verebilir. O nedenle tüm tip-1 diyabet hastalarına sensör istiyoruz. Bu sensörler o kadar işe yarıyor ki verdiği uyarılar sayesinde vücuttaki olumlu veya olumsuz durumları anında görüp, müdahalede bulunabiliyoruz" diye konuştu.
"Sepsis tedavisindeki gecikmenin ölümcül sonuçları olabilir"
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:10 "Sepsis tedavisindeki gecikmenin ölümcül sonuçları olabilir" Kana mikrop karışmasına tıp dilinde "Sepsis" denildiğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, "Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Kanda enfeksiyon oluşması çok ciddi ve hayati bir sorundur. Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır. Bu tedavinin mutlaka hastanede ve damar yolu ile yapılması gerekir. Tedavide gecikme olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalarda maalesef ölüm oranı yüksektir" dedi. Liv Hospital Samsun Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, kanda görülen enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kandaki enfeksiyonun ne olduğundan bahseden Prof. Dr. Sünbül, "Kan sağlıklı insanlarda mikropsuzdur. Kana mikrop karışmasına tıp dilinde ’sepsis’ denir. Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Enfeksiyon hastalıkları pratiğinin en acil tedavi gerektiren hastalıklarından biridir. Zamanında ve etkin tedavi yapılamaz ise organlarda hasar yaparak ölümle sonlanır. Sepsis dediğimiz bu hastalıkla dünyada sıkça karşılaşılmaktadır. Birçok ülkede hastalığın oranı bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre ABD’de yılda yaklaşık bir milyona yakın kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Hastalık hastane dışında çeşitli nedenlerle oluşabileceği gibi hastanede yatan kişilerde de gelişebilmektedir. Özellikle yoğun bakım hastalarında kanda enfeksiyon oluşma riski çok daha yüksektir" diye konuştu. Kana mikrop karışması Kana mikrobun nasıl karıştığını anlatan Prof. Dr. Sünbül, şu bilgileri paylaştı: "Kana mikrop, kısa süreli ve miktar olarak az sayıda veya uzun süreli daha fazla miktarda karışabilir. Diş fırçalama veya sakız çiğneme gibi basit işlemler sırasında bile kana geçici süre ve az sayıda mikrop karışabilir ancak bağışıklık sistemi bu mikropları yok eder ve hastalık oluşmaz. Ancak uzun süreli ve fazla miktarda mikrop kana karışırsa kanda enfeksiyon gelişir. İdrar yolları iltihabı, kalp kapaklarında veya kalp duvarında gelişen iltihap, kemik iltihabı, bağırsak iltihabı, cilt iltihabı, iç organlarda olan apseler başta olmak üzere birçok organ veya sistemimizde gelişen iltihap sepsis gelişimine neden olabilir. Ayrıca şeker hastaları, kanser tedavisi verilen kişiler, organ nakli yapılanlar ve yaşlılarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğundan veya yenidoğan dönemindeki bebeklerde ise bağışıklık sistemleri henüz gelişmediğinden bu tür hastalıklara karşı eğilim fazladır." "Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır" Kanda enfeksiyon oluşumunun göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulayan Prof. Dr. Sünbül, "Günümüzde tıbbi teknolojideki gelişmeler sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırırken diğer yandan tanı ve tedavi amaçlı hastaya uygulanan bir takım işlemler kanda enfeksiyon riski oluşturmaktadır. Uzun süreli idrar sondası kullanımı, diyaliz katateri, kanser tedavisi yapmak için konulan kalıcı kataterler bunlara örnektir. Kanda enfeksiyon oluşması çok ciddi ve hayati bir sorundur. Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır. Bu tedavinin mutlaka hastanede ve damar yolu ile yapılması gerekir. Tedavide gecikme olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalarda maalesef ölüm oranı yüksektir" diye konuştu. "Tanı ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar tetkikleriyle konur" Kanda enfeksiyon saptanması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sünbül, "Vücutta iltihap olduğunda başta ateş yüksekliği, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi pek çok klinik bulgunun dışında kanda bazı değerler de yükselir. Kana mikrop karıştığından şüphelenilirse, hasta derhal hastaneye yatırılır ve incelenir. Klinik şüphe ile birlikte ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar tetkikleri ile tanı konur. Hastadan alınan kanın kültürü yapılır ve kan kültüründe mikrop üretildiğinde tanı kesindir. Bu işlem birkaç gün alabilir, kanda enfeksiyon düşünülen hastalarda derhal tedaviye başlanır" dedi. "CRP değerinin yüksek olması, kanda enfeksiyon tanısı için yeterli değildir" Kanda mikrop olduğunda pek çok laboratuvar değerlerinin de artabileceğini ve bu durumun tanı koymaya da yardımcı olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Sünbül, "Bunlardan birisi de C reaktif protein (CRP) olup kanda mikrop olduğunda artabildiği gibi başka birçok iltihap seyrinde de yükselir. Ancak herhangi klinik bir bulgu olmadan bazen tek başına CRP yüksekliğinde hastalara ’kanınızda mikrop var’ diye ifade edilmektedir. Bu yorum hastalarda paniğe ve endişeye neden olmaktadır. Tek başına kanda CRP değerinin yüksek olması, kanda enfeksiyon tanısı için yeterli değildir. Hatta bazen yakın zamanda geçirilen pek çok enfeksiyondan sonra CRP yüksek bulunabilir. Bir diğer neden ise mikropsuz iltihap diye tanımlanabilecek romatizmal hastalıklar (otoimmun hastalıklar) seyrinde de bu değerin yüksek olmasıdır. Bunun ayrımı için detaylı bir muayene ve laboratuvar testlerinin doğru yorumlanması önemlidir" ifadelerini kullandı.