Yerel Haberler
Samsun
Su uzmanından kritik uyarı: "Yaz aylarında sıcaklık rekorları ve su krizi kapıda"
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:21 Su uzmanından kritik uyarı: "Yaz aylarında sıcaklık rekorları ve su krizi kapıda" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, küresel iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, 2025 yılı yaz aylarının ikinci yarısında ciddi sıcaklık artışları, kuraklık, tarımsal verim kaybı ve su krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu. Demir, yerel yöneticilerin ve halkın gecikmeden harekete geçmesi gerektiğini belirterek, "Yeni bir kurak dönem kapıda, acil ve köklü önlemler almak zorundayız" dedi. "Kuraklık, ekosistemleri ve yaşamı tehdit ediyor" Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin iklim açısından riskli bir döneme girdiğini belirterek, "Küresel iklim değişikliği bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkisini artırmaktadır. 2025 yılı yaz aylarının ikinci yarısında artması beklenen sıcaklıklar; kuraklık, orman yangınları, ani sel baskınları ve tarımsal verim kayıpları gibi etkilerle hem ekosistemleri hem de insan yaşamını tehdit edecek boyutlara ulaşabilir" diye konuştu. Demir, Türkiye’nin birçok bölgesinde göllerin ve nehirlerin kurumakta olduğunu, barajlarda doluluk oranlarının hızla düştüğünü ifade ederek, "Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre Türkiye, 2040 yılı itibarıyla kuraklık riski en yüksek ikinci ülke konumuna gelebilir" şeklinde konuştu. "Tarımsal üretim ciddi tehdit altında" Düzensiz yağış ve sıcaklık artışının tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini ifade eden Demir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı kuraklık haritalarına işaret ederek, "Son aylarda İç Anadolu, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kuraklık alarmı veriliyor. Karadeniz ve Doğu Anadolu’daki bahar yağışları geçici rahatlama sağlasa da genel gidişat, ülke genelinde riski artırıyor" değerlendirmesinde bulundu. "Yağışlarda ciddi düşüş var" 2025 yılı kış mevsiminin normallerin altında geçtiğini hatırlatan Prof. Dr. Demir, "Kış mevsimi normali 205,3 mm iken, geçen yıl bu değer 190,5 mm idi. 2025 yılında ise sadece 139,8 mm yağış ölçülmüştür. Bu düşüş, yağışların azalma eğiliminde olduğunu net şekilde göstermektedir" dedi. "Büyükşehirlerde içme suyu riski var" Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminlerine göre yaz aylarında sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini, yağışların ise daha da azalabileceğini ifade eden Demir, "Metropol şehirler başta olmak üzere birçok kentte barajlardaki su seviyeleri kritik düzeye inebilir. Bu da içme suyu sıkıntılarını beraberinde getirecektir" diye konuştu. "2025, en sıcak yıllardan biri olabilir" AB’ye bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, 2024-2025 döneminin ‘tarihin en sıcak ikinci kışı’ olarak kayıtlara geçtiğini hatırlatan Demir, "Yaz aylarının ikinci yarısı için tehlikeli bir süreç bizi bekliyor. 2025’in 2023 ve 2024’e göre daha sıcak geçmesi çok muhtemel. Özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında sıcaklık rekorlarının kırılması bekleniyor. Türkiye yeni bir kuraklık sürecinin içine girmiş durumda" ifadelerini kullandı. "Tedbir alınmazsa gıda güvenliği riske girer" 2020 sonrasında yaşanan kuraklık sürecine yeterince hazırlıklı olunmadığını belirten Demir, "2024-2025 kuraklığı buğdayda yüzde 11 ila 40 arası kayıplara neden oldu. Bu durum gıda üretimi ve gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdittir" açıklamasında bulundu. "Su kaynaklarının sürdürülebilirliği için radikal adımlar şart" Demir, mevcut su kaynaklarının sürdürülebilirliği için özellikle tarım ve sanayide bilinçsiz tüketimin önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, "Tarımda su israfı çok yüksek. Bilimsel yöntemlerle suyun yönetilmesi zorunlu hale gelmiştir" dedi. Yağış rejimindeki düzensizlik, kar yağışlarının azalması ve yeraltı sularındaki hızlı düşüşe dikkat çeken Demir, "Yeraltı suları stratejik bir öneme sahiptir. Bugünkü azalışlar, gelecek yıllarda arzu edilmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu suların korunması ivedilikle ele alınmalıdır" uyarısında bulundu. "Gelişmiş ülkelerden örnek almalıyız" Demir, gelişmiş ülkelerde yaygın olan su hasadı, gri su kullanımı ve su tasarrufu uygulamalarının Türkiye’de de yaygınlaştırılması gerektiğini ifade ederek, "Bu sistemlerin yerel yönetimler eliyle projelere dönüştürülmesi ve öncelikli uygulamalar arasında yer alması gerekiyor" dedi. Demir, ayrıca yağışların mevsimsel olarak depolanması, yaz aylarına aktarılması konusunda acil eylem planlarının hazırlanması gerektiğini söyledi. "Kuraklık sinsi ama kalıcı bir afettir" Kuraklığın etkilerinin uzun vadede ve yavaş ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Demir, "Bu nedenle alınacak tedbirlerin planlı ve aşamalı olması gerekir. Verimli su kullanımı, kuraklığa dayanıklı bitki türleri ve toplumsal farkındalığın artırılması ön hazırlık olarak ele alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Kriz değil, risk yönetimi yapılmalı" Demir, şöyle devam etti: "Meteorolojik, hidrolojik ve tarımsal kuraklıklarda kriz döneminde alınacak tedbirler sınırlı fayda sağlar. Asıl olan, riski krize dönüşmeden yönetmektir. Bunun için su yönetim anlayışımızdan, su kullanım alışkanlıklarımıza kadar radikal değişimlere gitmeliyiz." Demir, nehir havzalarında kuraklık eylem planları oluşturulması, üretim deseninin çeşitlendirilmesi, erken uyarı sistemleri kurulması, basınçlı sulama ve kuraklığa dayanıklı ürünlerin geliştirilmesi gibi uygulamaların artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı. "Su yoksa hayat da yok" Türkiye’de bugüne kadar çok şiddetli kuraklık yaşanmadığını hatırlatan Demir, şunları söyledi: "Ancak önümüzdeki süreçte bu şiddet artabilir. Su krizi ve gıda güvenliği riskiyle karşı karşıyayız. Bu yüzden bugünden itibaren denizden su arıtma, gri su kullanımı, baraj ve gölet kapasitelerinin gözden geçirilmesi, susuzluğa dayanıklı tohumların teşviki, tarım sigortalarının güçlendirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin kurulması şarttır." "2025-2026: Kritik döneme giriyoruz" "Uluslararası kuruluşların raporlarına göre Türkiye, 2025-2026 döneminde ciddi kuraklık riski altındadır. Bu riskin; tarım, enerji, su temini ve ekosistemleri tehdit ettiği belirtilmektedir" diyen Prof. Dr. Yusuf Demir, açıklamasını şöyle tamamladı: "Su varsa yaşam var. Su bittiği gün yaşam da biter. Gelecekte yaşanacak savaşların ve krizlerin merkezinde su olacak. Bu nedenle, hızlı, entegre, bilim temelli su yönetimi planları kaçınılmazdır."
Murzioğlu: "Depozito Yönetim Sistemi’ne her türlü katkıyı sunmaya hazırız"
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:52 Murzioğlu: "Depozito Yönetim Sistemi’ne her türlü katkıyı sunmaya hazırız" Türkiye genelinde uygulanacak Depozito Yönetim Sistemi’nin yaygınlaştırılması kapsamında pilot illerden biri olan Samsun’da saha çalışmaları başladı. Bu kapsamda Türkiye Çevre Ajansı heyeti, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nı(TSO) ziyaret etti. TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "Depozito Yönetim Sistemi’ne her türlü katkıyı sunmaya hazırız" dedi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, Başkan Yardımcısı Dr. Zübeyr Dedeoğlu ve Çevre Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü İsmail Çelik, Ulusal Depozito Yönetim Sistemi Samsun Saha Koordinasyon Toplantısı nedeniyle geldikleri kentte, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Salih Zeki Murzioğlu’nu makamında ziyaret etti. Samsun, pilot uygulamanın merkezinde Ziyarette ayrıca Samsun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Çakır, Terme TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ekmekçi, Bafra Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Erol ve TOBB Çevre Müdürü Mert Kuleoğlu da hazır bulundu. Heyet, görüşmede çevre dostu bir Türkiye hedefi doğrultusunda ulusal çapta hayata geçirilecek olan Depozito Yönetim Sistemi’nin pilot iller arasında yer alan Samsun’daki uygulama süreci, yapılacak saha çalışmaları ve iş birliği imkanları hakkında istişarede bulundu. Murzioğlu: "Her türlü katkıyı sunmaya hazırız" Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi’nin ülke geleceği açısından son derece değerli olduğunu vurgulayarak, "Türkiye Çevre Ajansı tarafından hayata geçirilecek Depozito Saha Yönetim Sistemi, çevresel farkındalığın artırılması ve geri dönüşüm kültürünün yaygınlaştırılması açısından hayati öneme sahiptir. Samsun’daki Oda ve Borsa camiası olarak bu sürece tam destek veriyoruz. Depozito Yönetim Sistemi, sürdürülebilir çevre politikaları açısından çok önemli bir adım. Bu konuda üzerimize düşen her türlü katkıyı sunmaya hazırız" ifadelerini kullandı. Pirinççi: "Geri dönüşüm bir tercih değil, zorunluluk haline geldi" Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi ise konuşmasında, geri dönüşümün bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, "Bu sistemle birlikte Türkiye genelinde plastik, cam, metal ve kompozit ambalajların doğaya karışmadan yeniden ekonomiye kazandırılmasını hedefliyoruz. Bu hem çevreye hem de ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacak. Projeye desteğiniz çok değerli ve önemli. İlginize çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Ziyaret anı takdiminin ardından sona erdi.
Samsun’da Depozitosu Yönetim Sistemi uygulaması başladı
01 Temmuz 2025 Salı - 16:28 Samsun’da Depozitosu Yönetim Sistemi uygulaması başladı Türkiye genelinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen 7 ilden biri olan Samsun’da "Depozitosu Yönetim Sistemi" uygulaması başladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salonda Türkiye Çevre Ajansı tarafından "Depozito Yönetim Sistemi Koordinasyon Toplantısı" düzenlendi. Toplantıda Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) makinesi tanıtıldı. İlk olarak konuşan Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, "Türkiye’de zor bir süreci hayata geçirmeye çalışıyoruz. Dünyada 18 Avrupa Birliği ülkede toplamda da 70 ülkede uygulanan bir sistemi, bu kadar hızlı ve kısa süre içerisinde bu kadar geniş coğrafyada ilk defa uygulayacağız. Sistemimiz yerli ve milli teknoloji ile geliştirilmiş düzeydedir. İnanıyorum ki biz projeyi Samsun’da etkili bir biçimde hayata geçireceğiz. İlk 2 makine ile başlayacağız. Daha sonra sayımız hızlı bir şekilde artacak. 2025 yılı sonunda bütün Türkiye’de 2026 yılı içerisinde de tam depozitolu sisteme geçecek şekilde hayata geçireceğimiz bir proje olacak. DOA logosu olan o ürünler yılda 25 milyar adet üretiliyor. Bunlar çöp olarak kayboluyor ya da doğaya karışıyor. Türkiye sanayicilerimiz üretimde bulunurken yurt dışında cam veya pet ithal etmek zorunda kalıyor. Her şeyden önce bu sistem ithalatı azaltacak" dedi. "Vatandaşlarımızın geri dönüşüm sistemine katılır hale gelmesine katkı sağlıyor" Programda konuşan Samsun Valisi Orhan Tavlı, "Samsunumuzun, Türkiye Çevre Ajansı tarafından hayata geçirilecek olan Depozito Yönetim Sistemi’nin ilk uygulanacak iller arasında yer alıyor olmasına da büyük bir heyecan duyuyoruz. Çevre kirliliğinin önlemesinin yanı sıra belediyelerimizin atık toplama ve depolamam maliyetlerinin azalmasına, düzenli depo sahalarının ömrünün uzamasına, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına, enerji tasarrufuna, vatandaşlarımızın geri dönüşüm sistemine katılır hale gelmesine, çevre bilincinin artmasına katkı sunması hedeflenen depozito yönetim sisteminin başarıyla uygulanması için vereceğimiz her destek, çocuklarımızın geleceğine yapacağımız en önemli yatırımdır. Hem çevre kirliliğin önüne geçecek hem de ekonomik olarak kayba geçen tek kullanım ambalaj yönetim sistemini yenileyerek ülkemize de ekonomik olarak katkı sağlayacak bu sistem kapsamında yürütülecek çalışmalara da tüm paydaşlarımızın katkı sunacağına inanıyorum" diye konuştu. "Depozito sistemine ülke olarak ihtiyacımız olduğu kaçınılmaz" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, "Bugün burada olma sebebimiz ise çok özel. Hepimiz gururlu ve mutluyuz. Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Samsun şehrimiz, Depozito Yönetim Sistemi’nin pilot illerinden biri olarak seçildi. Tüm Samsun olarak Türkiye tarihinin en büyük ve kapsamlı çevre projesini sahipleneceğimizden ve başarıya ulaştıracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Bu başarı, şehrin tüm dinamiklerinin iş birliği içinde çalışmasıyla mümkündür. Bugün burada gerçekleştirilen bu toplantı da sürecin ve istişare kültürünün en önemli göstergelerinden biridir. Hepimizin isteği; israfın önlenmesi, kaynaklarımızın daha verimli kullanılması. Bu noktada atık büyük önem kazanıyor. Tüm dünyada atıklar artık stratejik hammadde olarak değerlendirilmeye başlandı. Atık oluşumunu engelleyecek veya minimize edecek politikalar kapsamında atığın kaynağında ayrılarak geri dönüşüme kazandırılması çok önemli. Bu noktada; depozito sistemine ülke olarak ihtiyacımız olduğu kaçınılmaz" şeklinde konuştu. Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekteri Melih Perçin ise "Bugün tanıtımı yapılan depozito iade makinesi gibi yenilikçi uygulamalarla şehrimizi daha temiz, daha yaşanılabilir hale getirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Protokol üyelerinin DOA makinesine atık atmasıyla program son buldu. Çalışma sistemi ve Samsun’da kurulan yerler DOA makinesi çalışma sistemi şu şekilde: DOA uygulaması ilk olarak telefon veya tablete indiriliyor. DOA uygulamasında ’Depozito İade İşlemi’ butonuna basılıyor. Makine ekranında görünen karekodu DOA uygulamasında yer alan ’Depozito İade İşlemi’ butonuna tıklayarak telefona okutuluyor. Akabinde ambalaj makineye atılıyor ve iade bedeli kişinin DOA dijital cüzdanına yükleniyor. Şu an sadece Samsun Büyükşehir Belediye binasında ve Samsun Çevre Şehircilik İklim Değişikliği İl Müdürlüğü binasında bulunan makine ilerleyen günlerde yaygınlaşması bekleniyor.
Samsun’da Kabotaj Bayramı denize çelenk bırakılarak kutlandı
01 Temmuz 2025 Salı - 15:14 Samsun’da Kabotaj Bayramı denize çelenk bırakılarak kutlandı 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 99. yılı dolayısıyla Samsun’da düzenlenen törenle deniz şehitleri anıldı. Protokol üyeleri, tören kapsamında denize çelenk bırakarak milli denizcilik ruhunu yaşattı. Samsun Bölge Liman Başkanlığı tarafından, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı’na ait TCSG-87 Komutanlığında düzenlenen kutlama programı, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 99. yılı dolayısıyla gerçekleştirildi. Törene; Samsun Valisi Orhan Tavlı, Garnizon Komutanı Gazi Tümgeneral Davut Alâ, Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Soğuk, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri ile denizcilik sektörü temsilcileri katıldı. Program kapsamında denize çelenk bırakılarak deniz şehitleri anıldı. Vali Orhan Tavlı, yaptığı açıklamada, "Ülkemizin Mavi Vatan’daki bağımsızlık ve egemenliğinin simgesi olan Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyor, başta Samsunlu denizcilerimiz olmak üzere tüm denizcilerimize başarılar diliyorum. Denizcilik tarihimizin şanlı kahramanlarıyla birlikte, Kurtuluş Savaşı boyunca Karadeniz’in hırçın sularında cepheye silah ve mühimmat taşıyan Samsun Mavnacılar Loncası’nın yiğit kayıkçılarını rahmet ve şükranla anıyoruz" ifadelerini kullandı.
Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur"
01 Temmuz 2025 Salı - 14:07 Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur" Anoreksiya nervozanın sadece kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarında değişiklik değil; hayatı tehdit edebilen, ciddi psikolojik ve fiziksel sonuçları olan bir yeme bozukluğu olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, "Psikiyatrik bir hastalık olarak tanımladığımız anoreksiya, bireyin beden algısında bozulma ve kilo alma korkusu nedeniyle bilinçli şekilde besin alımını kısıtlamasıyla ortaya çıkar" dedi. Anoreksiya nervozanın yalnızca kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarındaki değişiklikten ibaret olmadığını, hayati tehlikeye yol açabilecek düzeyde ciddi bir psikolojik ve fiziksel hastalık olduğunu belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, uyarılarda bulundu. "Sosyal medyadaki filtreli görseller gerçeklik algısını bozuyor" Hastalığın en sık ergenlik dönemindeki genç kızlarda görüldüğünü ancak her yaş ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Bahçe, "Toplumda güzellik algısının zayıf bedene indirgenmesi, sosyal medyada filtreli görsellerin gerçeklik algısını bozması ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı anoreksiya gelişiminde önemli rol oynar" şeklinde konuştu. "Kilo takıntısı değil, ciddi bir psikolojik tablodur" Anoreksiya nervozada bireyin kilosu normalin çok altında olmasına rağmen kendini hâlâ kilolu hissettiğini ve kilo alma endişesi nedeniyle yoğun bir kaygı yaşadığını belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Bu durum zamanla kalori alımının kısıtlanmasına, yoğun egzersize ve hatta kusma, müshil kullanımı gibi zararlı davranışlara neden olabilir. Hastalar genellikle iştahsız olduklarını ifade etmez; aksine yemek, diyet ve kalori konularıyla aşırı meşgul olurlar. Yalnız yemek yeme, tabaktaki yiyecekleri simetrik dizme, çok küçük lokmalarla uzun süre oyalanma gibi obsesif davranışlar dikkat çeker" dedi. "Fiziksel ve ruhsal belirtiler birlikte ilerler" Anoreksiyanın zamanla ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini ifade eden Bahçe, şu bilgileri paylaştı: "Adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, kemik erimesi, kalp ritim bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlara depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal izolasyon ve intihar düşünceleri eşlik edebilir. Hastalığın tanısı, kapsamlı psikiyatrik değerlendirme ve fiziksel muayeneyle konur. Tedavi ise çok yönlü bir yaklaşımla, psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve gerektiğinde dâhili branşlardan oluşan bir ekip tarafından yürütülmelidir. Gerekli durumlarda hastaneye yatış gerekebilir." "Erken müdahale hayat kurtarır" Erken dönemde fark edilen anoreksiya nervozanın, doğru psikoterapi ve beslenme programı ile tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Bahçe, "Ancak kişi hastalığını genellikle reddettiği için aile ve yakın çevrenin gözlemleri büyük önem taşır. Özellikle kilo takıntısı, hızlı kilo kaybı, sosyal çekilme ve yeme davranışlarında belirgin değişiklikler söz konusuysa bir uzmana başvurulmalıdır. Anoreksiya nervoza, geç kalındığında yaşam kalitesini ciddi ölçüde bozan ve ölümle sonuçlanabilen bir hastalık olabilir. Bu yüzden gençlerin fiziksel görünümlerine değil, ruhsal iyilik hallerine odaklanmaları ve ailelerin bu süreçte destekleyici bir tutum sergilemeleri büyük önem taşır" dedi.