Yerel Haberler
Samsun
Beyin ölümü gerçekleşen 50 yaşındaki kadının organları 3 kişiye umut oldu
01 Mart 2025 Cumartesi - 11:39 Beyin ölümü gerçekleşen 50 yaşındaki kadının organları 3 kişiye umut oldu Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen 50 yaşındaki kadının organları 3 kişiye umut oldu. Samsun’da yaşayan Aysel Mısırcı, 1 hafta önce beyin kanaması nedeniyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavi altına alındı. 2 çocuk annesi Aysel Mısırcı’nın yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Yetkililer aile bireyleriyle görüşerek organ bağışı için izin istedi. Ailesinin onay vermesinin ardından hastanın iki böbreği ve karaciğeri operasyonla alındı. Karaciğer askeri uçakla İstanbul’a gönderilirken, böbrek Samsun’da 2 kişiye nakledilecek. "Özellikle organ bekleyen hasta sayısı her gün artmaktadır" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Böbrek Nakil Sorumlusu Prof. Dr. Yarkın Kamil Yakupoğlu, "Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen hastadan organları çıkarttık. Karaciğer İstanbul’da nakil edilecek. 2 böbreği de biz Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde nakil bekleyen hastalara nakledeceğiz. Bu çok önemli bir olay. Özellikle organ bekleyen hasta sayısı her gün artıyor. Elimizdeki organlar maalesef yeterli değil. Sadece canlı verici ile bunu karşılamak mümkün değil. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde artan sayı kadar kadavra bağışlarının olması hem bizlere hem de bekleyen hastalarımıza ümit oluyor. Bu şekilde bağışların devam etmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" dedi. "Birçok cana umut oldu" Vefat eden Aysel Mısırcı’nın ağabeyi Erdoğan Çakır, "Bir can kaybettik ama birçok cana umut olacak. Onun için mutluyuz ve gururluyuz. Kardeşimiz o canlarda inşallah yaşar. O da bizim için sevinç kaynağı olur" diye konuştu. Aysel Mısırcı’nın cenazesi memleketi Ordu’nun Akkuş ilçesinde toprağa verilecek.
Mevlit şekerinin içinden kürdan çıktı
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:45 Mevlit şekerinin içinden kürdan çıktı Samsun’da "Yemediğimi ve çocuklarıma yediremeyeceğim bir şeyi başka insanlara hiç yediremem" temasıyla yıllardır şeker satan firmanın mevlit şekerlerinden kürdan çıktı. Vatandaş, durumu CİMER’e şikayet etti. 1940 yılında Samsun’da kurulan ve açtığı fabrika ile Türkiye’deki birçok ile şeker ve şeker ürünleri gönderen Gür Şekerleme adlı işletmenin mevlit şekerini alan bir vatandaş hayatının şokunu yaşadı. Çocukları, aldığı şekeri yerken şekerde bir gariplik olduğunu fark eden vatandaş, yaptığı kontrolde şekerlerin içerisindeki kürdanları fark etti. Durumu CİMER’e şikayet eden vatandaş, şikayet dilekçesinde, "13 Şubat’ta Berat Kandili için mevlit şekeri aldık ve dağıtım gerçekleştirdik. Fakat dün ağabeyimin çocuğu bu şekerlerden yediğinde şekerin içinden kürdan çıkmış. Firmayı aradığımızda ise ‘Nasıl yapmak istiyorsanız yapın’ cevabı aldık. Bu konu hakkında ne yapacağımı bilmediğimden buraya yazma gereği duydum" ifadelerine yer verdi. Konuyu inceleyen kurumlardan İlkadım İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü cevabında yapılan şikayete konu işyerinin adresinin olmadığını, eksik bilginin eklenerek şikayetin tekrar yapılması gerektiğini belirtti. Firma: "Elde doldururken düşmüştür" İddialara cevap veren firma yetkililer ise "Kürdan bu, elde doldururken düşmüştür. Yani nedir ki bu da iş midir? Kocaman kürdan boğaza kaçar mı? Bize böyle bir şikayet gelmedi" açıklamasında bulundular. Şikayette bulunan kişi, şekerin alındığı işletmenin adresini dilekçeye ekleyerek tekrar başvuruda bulunacağını ifade etti.
Su uzmanı profesör: "Kar yağışı Karadeniz’i rahatlattı ama diğer bölgelerde kuraklık riski devam ediyor"
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:28 Su uzmanı profesör: "Kar yağışı Karadeniz’i rahatlattı ama diğer bölgelerde kuraklık riski devam ediyor" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, Karadeniz Bölgesi’ne son 8-10 yılın en yoğun kar yağışının düştüğü belirterek, "Bu kar yağışı özellikle Karadeniz Bölgesi’ni biraz rahatlattı. Bu kar yağışı tabi Türkiye genelinde her yerde yağan bir kar yağışı olmadı. Diğer bölgelerde şiddetli kuraklık riski devam ediyor" dedi. Kuzeyden gelen Sibirya soğukları Karadeniz’i etkisi altına aldı. Altay kar fırtınası birçok kentte etkili oldu. Bunun sonucunda Karadeniz son yılların en yoğun karı yağdı. Kar yağışını değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Demir, "Karadeniz Bölgesi son 8-10 yılın en yoğun kar yağışını aldı. Doluluğundan ötürü yavaş yavaş yağması, havanın sıcaklığının belli bir ölçüde düşük olmasından dolayı son zamanların en soğuk günlerini yaşıyoruz. Bu durum karın yer yüzünde daha uzun süre kalarak yavaş yavaş toprağa geçmesini ve toprağa süzülmesini sağlıyor. Bu da güzel ve önemli bir gelişmedir" diye konuştu. Kar yağışının Karadeniz Bölgesi’nde etkili olduğuna dikkat çeken Demir, "Karadeniz sahil şeridini vuran bir kar yağışıdır. Karadeniz’in ısınması sebebiyle, suyun buharlaşması sonucu bunun kara dönüşmesi ve Karadeniz’deki dağlara çarpması sonucu alınan bir kar yağışıdır. Bu kar yağışı özellikle Karadeniz Bölgesi’ni önümüzdeki günler için biraz rahatlattı. Umuda sevk etti. Çünkü hem Bafra ve Çarşamba Ovaları açısından hem fındık ve çay tarımı açısından güzel bir gelişmedir. Ancak bu durum bizi rehavete düşürmemelidir. Uzun süreli baktığımızda biz yağışların düzenli gitmesini umut ediyoruz. İlkbahar yağışları devam ederse bu bölgedeki tarım açısından güzel bir gelişmedir. Soğukların havadaki mikropları kırması sağlık açısından hem de zararlıların yok olması açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin yarısından fazlası kurak" Son kar yağışının Türkiye genelinde etkili olmadığını vurgulayan Demir, şöyle devam etti: "Ülkemizde diğer bölgelerde şiddetli kuraklık riski devam ediyor. Son 3 ve 6 ayın meteorolojik verilerini incelediğimizde Türkiye’nin yarısından fazlası kurak geçti. Meteorolojiden alından Ocak ayı verilerine göre Türkiye’de Ocak ayındaki yağışlar geçen yılın ortalamalarına göre yüzde 65 daha az düştü. Bu durum da özellikle İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz gibi bölgelerimizde yağış miktarında önemli bir düşüşün ve kuraklık riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. İstanbul genelinde kar yağışı barajlarda bir rahatlama getirebilir. Tarım açısından özellikle İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz Bölgelerinde çiftçilerimizin gerekli tedbirleri almasında yarar var. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle nisan ve mayıs ayında alacağımız yağışlar özellikle tarımsal üretim açısından bizi kurtaracaktır. Bunları görmek lazım. Önümüzdeki günlerde yine kurak periyotları yaşayacağız ama bu yağışlar bir nebze olsun insanları hem psikolojik olarak hem de tarımsal üretim açısından bize bir parça umut vadetti." Kar yağışının kahverengi kokarca böceğine karşı fayda sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Yusuf Demir, "Özellikle Karadeniz’de son zamanlarda yoğun problem olarak kahverengi kokarca böceği istilası var. O problemin belki bir parça giderilmesi açısında fayda sağlar diye umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Su uzmanı profesör: "Kar yağışı Karadeniz’i rahatlattı ama diğer bölgelerde kuraklık riski devam ediyor"
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:25 Su uzmanı profesör: "Kar yağışı Karadeniz’i rahatlattı ama diğer bölgelerde kuraklık riski devam ediyor" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, Karadeniz Bölgesi’ne son 8-10 yılın en yoğun kar yağışının düştüğü belirterek, "Bu kar yağışı özellikle Karadeniz Bölgesi’ni biraz rahatlattı. Bu kar yağışı tabi Türkiye genelinde her yerde yağan bir kar yağışı olmadı. Diğer bölgelerde şiddetli kuraklık riski devam ediyor" dedi. Kuzeyden gelen Sibirya soğukları Karadeniz’i etkisi altına aldı. Altay kar fırtınası birçok kentte etkili oldu. Bunun sonucunda Karadeniz son yılların en yoğun karı yağdı. Kar yağışını değerlendiren Prof. Dr. Yusuf Demir, "Karadeniz Bölgesi son 8-10 yılın en yoğun kar yağışını aldı. Doluluğundan ötürü yavaş yavaş yağması, havanın sıcaklığının belli bir ölçüde düşük olmasından dolayı son zamanların en soğuk günlerini yaşıyoruz. Bu durum karın yer yüzünde daha uzun süre kalarak yavaş yavaş toprağa geçmesini ve toprağa süzülmesini sağlıyor. Bu da güzel ve önemli bir gelişmedir" diye konuştu. Kar yağışının Karadeniz Bölgesi’nde etkili olduğuna dikkat çeken Demir, "Karadeniz sahil şeridini vuran bir kar yağışıdır. Karadeniz’in ısınması sebebiyle, suyun buharlaşması sonucu bunun kara dönüşmesi ve Karadeniz’deki dağlara çarpması sonucu alınan bir kar yağışıdır. Bu kar yağışı özellikle Karadeniz Bölgesi’ni önümüzdeki günler için biraz rahatlattı. Umuda sevk etti. Çünkü hem Bafra ve Çarşamba Ovaları açısından hem fındık ve çay tarımı açısından güzel bir gelişmedir. Ancak bu durum bizi rehavete düşürmemelidir. Uzun süreli baktığımızda biz yağışların düzenli gitmesini umut ediyoruz. İlkbahar yağışları devam ederse bu bölgedeki tarım açısından güzel bir gelişmedir. Soğukların havadaki mikropları kırması sağlık açısından hem de zararlıların yok olması açısından umut verici bir gelişme olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin yarısından fazlası kurak" Son kar yağışının Türkiye genelinde etkili olmadığını vurgulayan Demir, şöyle devam etti: "Ülkemizde diğer bölgelerde şiddetli kuraklık riski devam ediyor. Son 3 ve 6 ayın meteorolojik verilerini incelediğimizde Türkiye’nin yarısından fazlası kurak geçti. Meteorolojiden alından Ocak ayı verilerine göre Türkiye’de Ocak ayındaki yağışlar geçen yılın ortalamalarına göre yüzde 65 daha az düştü. Bu durum da özellikle İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz gibi bölgelerimizde yağış miktarında önemli bir düşüşün ve kuraklık riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. İstanbul genelinde kar yağışı barajlarda bir rahatlama getirebilir. Tarım açısından özellikle İç Anadolu, Doğu Anadolu, Akdeniz Bölgelerinde çiftçilerimizin gerekli tedbirleri almasında yarar var. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle nisan ve mayıs ayında alacağımız yağışlar özellikle tarımsal üretim açısından bizi kurtaracaktır. Bunları görmek lazım. Önümüzdeki günlerde yine kurak periyotları yaşayacağız ama bu yağışlar bir nebze olsun insanları hem psikolojik olarak hem de tarımsal üretim açısından bize bir parça umut vadetti." Kar yağışının kahverengi kokarca böceğine karşı fayda sağlayabileceğini belirten Prof. Dr. Yusuf Demir, "Özellikle Karadeniz’de son zamanlarda yoğun problem olarak kahverengi kokarca böceği istilası var. O problemin belki bir parça giderilmesi açısında fayda sağlar diye umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Excimer lazer ve vitrektomi ile görme imkanı
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:14 Excimer lazer ve vitrektomi ile görme imkanı Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, excimer lazer tedavisi ile görme kusurlarından saniyeler içinde kurtulmanın mümkün olduğunu, vitrektomi cerrahisi ile de ileri şeker hastalığı vakalarında görme kaybının önlenebildiğini belirtti. Görme bozukluğu yaşayanların en büyük hayali, net bir görüşle hayatlarına devam etmek. Uzmanlar, gelişen teknoloji ve cerrahi yöntemlerle bu hayalin gerçeğe dönüşebileceğini vurguluyor. Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, excimer lazer ve vitrektomi tedavilerine dair merak edilenleri açıkladı. "Saniyeler içinde görme özgürlüğü mümkün" Excimer lazer ile görme kusurlarının kısa sürede giderilebildiğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, "Excimer lazer, 18 yaşını geçmiş, son bir yılda numarası yarım dereceden fazla artmamış ve stabil hale gelmiş kişiler için uygundur. Bu yöntem, kornea tabakasına yeniden şekil vererek görme bağımsızlığı sağlar. Yıllardır milyonlarca hastaya uygulanmış, güvenilirliği kanıtlanmış ve başarı oranı çok yüksek bir işlemdir. Uygulama öncesi detaylı muayene ve ölçümler yapıyoruz. Sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçlar değerlendiriliyor; çünkü bazı durumlar tedaviye engel olabilir. Uygunluk raporu verilen hastalarda işlem, saniyeler içinde tamamlanıyor. Hazırlık ve dinlenme dahil toplam süre 10-15 dakikayı buluyor. Hastalar yatış yapmadan, ayakta tedaviyle aynı gün evlerine dönebiliyor. Görme netliği ise birkaç hafta içinde tam oturuyor. Çalışan hastalara genellikle bir haftalık rapor öneriyoruz" dedi. "Numara tekrarlama riski oldukça düşük" İşlem sonrası numara tekrarlamasının nadir olduğunu belirten Dr. Özgür, "Günümüz cihazları çok gelişmiş, bizim deneyimlerimiz de oldukça fazla. Başarı oranı yüksek bir işlemle hastalara net bir görüş sunuyoruz. Ancak nadir durumlarda 0,25-0,50 gibi küçük numaralar kalabilir; bunu önceden hastalarımıza belirtiyoruz. Uygun şartlarda bu durum tekrar tedavi edilebilir, ama böyle bir ihtiyaç çok ender görülür. Hastaların en sık sorduğu soru ‘Numaram geri gelir mi?’ oluyor. Excimer lazer sonrası numara tekrarlaması riski çok düşük. Miyoplarda, yüksek numaralar yoksa bu risk neredeyse sıfıra yakın. Yine de temkinli olmak adına yüzde 10’luk bir ihtimalden bahsedebiliriz. Hipermetroplarda bu oran biraz daha yüksek. Özetle, doğru şartlar ve uygulama ile 10-15 dakikalık bir işlemle hastalar görme kusurlarından kurtulup hayatlarına devam edebilir" diye konuştu. "Vitrektomi kabul edilmezse görme kaybı riski artıyor" Şeker hastalığına bağlı görme kayıplarında erken müdahalenin kritik olduğunu vurgulayan Dr. Özgür, şu bilgileri paylaştı: "Göz, içi jöle benzeri ‘vitröz’ denen bir yapıyla dolu bir organdır. Vitrektomi, bu yapıyı göze zarar vermeden temizleme işlemidir. Gözün arka kısmındaki sorunlarda bu yöntem kullanılır. Vitröz yapışkan bir doku olduğu için yalnızca vitrektomi ile müdahale edilir. Bu, ince işçilik ve uzmanlık gerektiren bir mikro cerrahidir. Retina, görmeden sorumlu bölgedir ve şeker hastalığı gibi durumlar retinayı etkileyebilir. Kanamalar, ödemler, zar oluşumu veya görme merkezinde delikler gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Göz arkasındaki kanamalarda, yırtıklarda ve deliklerde tek seçenek vitrektomidir. Bu yöntemle gözün arka kısmındaki sorunlar tedavi edilebilir. İşlem, zorluğuna göre birkaç saat sürebilir. Hasta uyumluysa lokal anesteziyle yapılır ve aynı gün taburcu olunabilir. Şeker hastalığına bağlı kanamalar hafifse iğne veya lazerle tedavi edilebilir. Ancak bu yöntemler yetersiz kalırsa vitrektomi devreye girer. Kanamaları temizleyip etkili lazer uygulayarak görme kaybı yaşayan hastalar bile görüşlerini geri kazanabilir. Burada zamanlama çok önemli. Geç kalınırsa başarı şansı azalır. Cerrahi önerildiğinde hastalar bunu reddederse, ne yazık ki geri dönüşü olmayan kayıplar yaşanabilir. Mükemmel bir cerrahi bile geç kalmış bir vakada istenen sonucu vermeyebilir. Özellikle şeker hastalarına düzenli göz kontrolü ve zamanında müdahale gerektiğini vurguluyoruz."
Uzmanından Ramazan için beslenme önerileri
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:14 Uzmanından Ramazan için beslenme önerileri Sahur ve iftarda yapılan beslenme hatalarından bahseden Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sena Pekşen, "Dengeli, hafif, sağlıklı ve sindirimi kolay gıdalar tercih edilmeli, aşırı tuz, şeker ve yağ alımından kaçınılmalıdır" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Sena Pekşen, Ramazan ayına özel beslenme önerilerinde bulundu. Dyt. Pekşen, "Sahurda dengeli bir öğün, özellikle protein ve lif açısından zengin gıdalar (yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllı ekmek) tüketmek, enerjiyi artırır. Yağlı ve sindirimi zor yiyecekler (kızartmalar, fast food) mideyi yorar ve şişkinlik yapabilir. Sindirimi kolay, hafif gıdalar (yoğurt, yulaf, sebzeler, meyveler) tercih edilmelidir. Aşırı tuzlu yiyecekler (tuzlu peynir, salam, zeytin) susuzluk hissine yol açar, bu yüzden tuzlu gıdalardan kaçınılmalı ve bol su içilmelidir" diye konuştu. "İftarda çok hızlı yemek yemenin zararları" İftar sonrası oruç açılınca genellikle büyük bir açlık hissiyle hızlıca yemek yenildiğini belirten Dyt. Pekşen, "Bu, sindirim sistemini aşırı zorlar ve mideyi aşırı doldurur. Ayrıca, hızlı yemek yemek, beyne doygunluk sinyallerinin geç ulaşmasına neden olur. Bu da fazla yemek yemeye yol açar. Fazla yemek, mide ağrısı, şişkinlik ve sindirim problemleri oluşturabilir. İftara önce birkaç yudum su içtikten sonra hurma ve çorba gibi hafif yiyeceklerle başlayıp daha sonrasında 5-10 dakika mola verebilirsiniz. İftar sofrasında tüketilen tatlı ve şekerli içecekler, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabilir. Bu durumda halsizlik, yorgunluk gibi olumsuz etkiler oluşabilir. Ayrıca, yüksek kalori içerikleri nedeniyle kilo alımına yol açabilir. Şekerli içecekler yerine su, ayran veya taze sıkılmış meyve suları tüketilmelidir. Ağır tatlılar yerine sütlü tatlı, meyve tüketebilirsiniz. İftar sofralarındaki kızartmalar, yağlı ve ağır et yemekleri sindirimi zorlaştırır. Mideyi yoran bu besinler kilo alımına ve kolesterol artışına yol açabilir. Yağlı yemeklerden kaçınılmalı, bunun yerine ızgara, haşlama veya buharda pişirilmiş yemekler tercih edilmelidir" şeklinde konuştu. Oruç tutarken su kaybı yaşanabileceğini ancak iftarda fazla su içmenin mideyi rahatsız edebileceğini belirten Pekşen, ayrıca şunları söyledi: "Gün boyunca yetersiz su içmek, dehidrasyona, baş ağrısı, halsizlik ve mide problemlerine yol açabilir. İftardan sonra, suyu yavaş yavaş ve düzenli aralıklarla içmek önemlidir. İftarla sahur arasındaki sürede su tüketimini dengeli bir şekilde yaymak gerekir."
Asrın Soykırımı: Gazze Destanı
01 Mart 2025 Cumartesi - 10:02 Asrın Soykırımı: Gazze Destanı Gazeteci-Şair ve Yazar Ali Kayıkçı (Âşık Derebahçeli) tarafından yeni çıkartılan Asrın Soykırımı (Gazze Destanı) kitabının 3. cildinde İsrail-Filistin Savaşı’nın 420 günlük hikayesi anlatıldı. 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas ve Kassam Tugayları’nın başlattığı özgürlük mücadelesinin akabinde meydana gelen kanlı olaylar; Gazeteci-Yazar ve Halk Şâiri Ali Kayıkçı tarafından yazılı ve sözlü medya yayınları, âdeta bir vak’anüvis gibi günü gününe takip edilmek suretiyle gerekli notlar alınıp, günlük bir köşe yazısı içerisinde hece vezni ile mısralara dökülüp ve ilk cildi Nisan 2024’te, "111 destan/şiir"i ihtiva edecek şekilde 344 sayfa olarak yayınlanmıştı. Bu ciltte, "Filistin/Gazze"de yaşanan hadiselerin başlangıcından bu tarihe kadar olan gelişmeler, özetlenmek suretiyle verildi. 7 Ekim 2023-Temmuz 2024 dönemine ait 9 aylık safhadaki gelişmeler ise "155 destan/şiir" mevzusu olarak 470 sayfada dillendirilerek Eylül 2024 tarihinde 2’nci ciltte sunulmuştu. 3’üncü cilt ise; bunların her ikisini de ihtiva etmekle birlikte bu defa 14 aylık toplam 420 günlük İsrail-Filistin Savaşı’nın hikâyesini (diğerlerinde olduğu gibi; günlük gazetelerden, televizyon haberlerinden özetleyerek, her iki güne karşılık tekabül eden bir destan/köşe yazısı ile) 210 köşe yazısı/destan olarak (Aralık 2024 tarihine kadarki gelişmeleri) anlattı. Dünya destan tarihinde bir benzeri yok 1 milyona yaklaşan mısra sayısı ile dünyanın en uzun destanı olan ‘Manas Destanı’, Kırgız Türklerinin tarihini, geleneklerini, din ve inançlarıyla mitolojileri/mitleri, geleneklere ve halk hikâyelerine dayanan, efsanevî kişi ve kavramlarını anlatan yönleriyle de edebî bir şaheser olarak görülüp, 9-12’nci asırlara dayanıyor. Eseri hakkında bilgi veren Âşık Derebahçeli, "Bizim, Asrın/Yüzyılın Soykırımı (Gazze Destanı) adını verdiğimiz ve 155 bin sözcüğü aşan, 210 başlık altında toplanmış destan sayısı ve 520 sayfalık hâliyle, yaklaşık bir asırlık Filistin-İsrail çatışmalarının özeti gibidir ve de bu hâliyle Manas Destanı’nın küçük bir numunesidir" dedi. "Benzeri görülmemiş bir gayretin ürünü" Aşık Derebahçeli açıklamasının devamında ise "Geçtiğimiz Nisan ayında yayımlanan ve 111 başlık altındaki 342 sayfalık ilk baskıda, 7 Ekim 2023-7 Nisan 2024 dönemine ait, 6 aylık bir devrenin dillendirilmesine çalışılmışken, genişletilmiş 3’üncü baskı ise 210 başlık altında 7 Ekim 2023-30 Kasım 2024 dönemine ait 14 aylık safhada Filistin’de yaşanan ve/veya onu ilgilendiren dünya çapında meydana gelmiş hadiselerin, gönül gözü ile yazılmış, gözyaşları ile karılmış Destanların Destanı Gazze olaylarının âdeta bir özeti gibidir. Diğer bir ifade ile 7 Ekim 2023’ten 30 Kasım 2024’e kadar geçen yaklaşık 420 gün içindeki her bir gelişmeyi, en geç iki günde bir olmak üzere değerlendirmek suretiyle kaleme alınan bu 210 destan; Filistin/Gazze olaylarını, 155 bin söz ile günübirlik yansıtması bakımından dünya edebiyat tarihi gelişimi açısından şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir gayretin ürünüdür. Bu açıdan emsali yoktur ve bugüne kadar da bir benzeri yazılmamıştır. Çünkü bu çalışmamızda biz; televizyon yayınlarını günü gününe takip etmemizin yanında, yazılı medya dediğimiz birkaç günlük gazetenin haber, makale ve yorumlarını da okuyup öğrenmek suretiyle gelişmelerin âdeta içindeymiş gibi yaşadığımız, diğer bir ifadeyle vak’anüvisçesine notlar tutup/kaleme alıp sonra da destanlaştırdığımız için bunun ne bir benzeri ve ne de böylesi bir çalışmanın başka örneği yoktur" diye konuştu. Kayıkçı, bu eserine giren konuları araştırıp kaleme alırken 150’ye yakın sayıda kitaptan, 400’ü aşan sayıda gazeteden, 222 önemli şahsın açıkladığı bilgilerden yararlanmanın yanında 300 kadar köşe yazarının makalelerinden de faydalandığını, 307 resim ve 25 harita kullanmak suretiyle bunların çalışmaya görsel yönden de büyük bir değer kattığını, gazeteci-yazar ve fikir adamlarının mevzuyla ilgili sözlerine ayrıca yer verildiğini, 7 bin 380 mısra hâlinde olayların hece vezniyle destanlaştırıldığını özellikle belirtti.
Samsun’da bağımlılıktan uzak, topluma faydalı bireyler yetişecek
28 Şubat 2025 Cuma - 23:46 Samsun’da bağımlılıktan uzak, topluma faydalı bireyler yetişecek SAMSUN (İHA) – Samsun’da hayata geçirilmesi planlanan "Çocuklarımızda ve Gençlerimizde Sosyal Yaşamı Güçlendirme Projesi" kapsamında bağımlılık konusunda bilinçli, bağımlılığa karşı dirençli, sağlıklı yaşam becerilerini sahip, farkındalığı olan, bağımlılıktan uzak, topluma faydalı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak hedefleniyor. "Çocuklarımızda ve Gençlerimizde Sosyal Yaşamı Güçlendirme Projesi" ve projenin İlkadım ilçesi uygulama örneğinin kapsamı, hedefleri ve faaliyetleri ile ilgili bilgilendirmenin yapıldığı toplantı; Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında, Vali Yardımcısı V./İlkadım Kaymakamı Abdulkadir Demir, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, İlkadım İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu ve Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Demet Çelebi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Proje hakkında yapılan yazılı açıklamada, "Proje ile öncelikle İlkadım ilçemizde pilot uygulama şeklinde, ardından da ilimiz tamamında uygulanacak projeyle çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyal ve psikolojik gelişimini desteklemek amacıyla ortaokul ve lise öğrencilerimize istekleri doğrultusunda sosyal, sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel faaliyetler için imkan ve ortam sağlamak, bu sayede onları sosyal hayatta güçlendirip, ailelerini ve çevrelerini bilinçlendirerek olumsuz her türlü etkiden korumak, bağımlılık konusunda bilinçli, bağımlılığa karşı dirençli, sağlıklı yaşam becerilerini sahip, farkındalığı olan, bağımlılıktan uzak, topluma faydalı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak hedefleniyor" ifadeleri kullanıldı. Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri-Sanayi İş BirliğiToplantısı Ülkenin ekonomik ve toplumsal kalkınmasında kilit bir rolü olan Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri ile ulusal ve uluslararası birçok firmanın yatırım yapmaya devam ettiği Organize Sanayi Bölgeleri ve sanayi firmaları arasında yürütülecek iş birliklerinin istişare edildiği toplantıda Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Vali Yardımcısı V./Atakum Kaymakamı Kemal Yıldız, Vali Yardımcısı V./Tekkeköy Kaymakamı Enver Hakan Zengince, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Selahattin Altunsoy, akademisyenler, OSB Müdürleri ve il genelindeki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin müdürlerinin katılımıyla OMÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda Samsun’da firmaların yaptığı yatırımlara nitelikli insan kaynağı yetiştirme konusunda Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin yapacağı çalışmalar ve yapılması gereken hazırlıklar, eksik görülen alanların tamamlanması için yapılabilecek çalışmalar görüşüldü. Ayrıca Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi müdürlerinin görüşleri alındı.