Yerel Haberler
Şanlıurfa
Eyyübiye’de yatırımlar planlandığı şekilde devam edecek
19 Şubat 2024 Pazartesi - 11:05 Eyyübiye’de yatırımlar planlandığı şekilde devam edecek Beş yıllık görev süresinde olduğu gibi seçim çalışmaları öncesinde de halkın arasında olmaya devam eden Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş, Eyüpnebi Mahallesinde düzenlenen ev toplantısında halkla kucaklaştı. AK Parti Eyyübiye İlçe Başkanı Mehmet Moğal ve meclis üyesi Yakup Kılınç öncülüğünde Eyüpnebi Mahallesinde düzenlenen toplantıda mahalle sakinleriyle buluşan Başkan Mehmet Kuş, yerel seçimler için dua ve destek istedi. Başkan Kuş, “Bana göre, en büyük destek duadır. Dua ki, kılıçtan keskindir onu biliyoruz. Sizin gibi mübarek ağabeylerimizin, kardeşlerimizin, amcalarımızın dualarını bizler alırsak, Cumhurbaşkanımız alırsa, Allah’ın izniyle hiçbir kuvvetin onların sırtını yere gelinmeyeceğine inanıyoruz. Bu sebeple hepinizden Allah razı olsun diyorum” dedi. AK Parti Eyyübiye İlçe Başkanı Mehmet Moğal da toplantıya katılanlara teşekkür ederek, “Bismillah diyerek başlamışız. Reisimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Rabbim inşallah girdiğimiz yolda bizi mahcup etmesin. Güzel bir ülkede, sağ selamet yaşıyoruz. Rabbim inşallah hem bizleri, hem Reis-i Cumhur’umuzu hem de ülkemizi korusun. 31 Mart’ta da Mehmet Kuş başkanımızla beraber, Eyyübiye’nin güzelleşmesi için el birliğiyle sandıklara sahip çıkmamız lazım” şeklinde konuştu. Büyük bir katılımla gerçekleşen toplantıda, mahalle sakinleri Başkan Kuş ile sohbet ederek talep ve düşüncelerini paylaştı. İlçe genelinde yapılacak hizmet ve yatırımları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da halkın talepleri ve ihtiyaç önceliğine göre yapmaya devam edeceklerini belirten Başkan Kuş, katılımlarından dolayı mahalle sakinlerine teşekkür etti.
TBMM Başkanvekili Bozdağ, ‘’Derdi Urfa olan bir başkanımız var’’
19 Şubat 2024 Pazartesi - 10:52 TBMM Başkanvekili Bozdağ, ‘’Derdi Urfa olan bir başkanımız var’’ Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül ve TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen ‘’Cumhur İttifakı Destek’’ programına katıldı. Bozdağ, tek derdi Şanlıurfa olan bir Belediye Başkanlarının olduğunu söyledi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, Ülkü Ocakları tarafından Şair Nabi Kültür Merkezinde düzenlenen ‘’Cumhur İttifakı Destek’’ programına katıldı. Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen programa Başkan Beyazgül’ün yanı sıra TBMM Başkanvekili ve Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu, MHP İl Başkanı Mahmut Güneş, Ülkü Ocakları Başkanı Muhammed Enes Yılmaz ile ülkücü gençler katıldı. Ülkücü şehitler, okunan dualarla anıldı. Şanlıurfa’da çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini anlatan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, ‘’Şanlıurfa’yı soy ismi gibi Beyazgül yaptın diyen ve bizlere teveccühlerini hiçbir zaman eksik etmeyen bilge lider Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederim. Köy yollarımızın büyük bir bölümünde sıcak asfalt yaptık. Köy yollarında eksik hiçbir yer bırakmadık. Bunlar yaptıklarımızın sadece bir kısmı ve çalışmalarımız devam ediyor. TBMM Başkanvekilimiz Bekir Bozdağ ile birlikte kamulaştırdığımız bölgelerin bir kısmını gezdik. Kamulaştırılan alanların büyük bir bölümünü park ve bahçe yaptık. Kızılay, Kızılkoyun ve şimdi yeni bir park çalışması başlatıyoruz oda Özdiker çarşısı olacak. Söylediğimiz her şeyin arkasında durduk. Her şeyi yaptık. Bilge lider Devlet Bahçeli Şanlıurfa’yı Beyazgül gibi yapmışsın dedi ve bir taraftan da büyük oyunları bozacaksınız diyen Recep Tayyip Erdoğan, ne karagül ne kırmızıgül ille de Beyazgül dedi’’ şeklinde konuştu. Derdi Şanlıurfa olan bir belediye başkanının kente çok önemli hizmetler yaptığını anlatan TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, ‘’Bize düşen liderlerimizin çizdiği istikamette dinç ve dirayetle koşmaktır. Ben Şanlıurfa’da görüyorum ki Ülkü Ocakları ve MHP yekvücut vaziyette Cumhur İttifakının ruhuna da, istikametine de, hedefine de liderlerine de saygıyla ve sadakatle bu işe sahip çıkıyor. Sandıktan daha güçlü bir Cumhur İttifakı zaferinin çıkacağına yürekten inanıyorum. Kararımız net, adayımız net, hedefimiz net, Şanlıurfa, Türkiye’de derece yapacak bir başarıya evet diyecektir. Ben kime sorarsam sorayım Zeynel Başkan dürüst bir adam mıdır diye hepsi dürüst bir adam diyor. Zeynel Başkan bugüne kadar Şanlıurfalıların şehrül emini olarak bugüne kadar Şanlıurfalıların tek kuruşuna el uzatmış birimidir. Hayır. Şanlıurfa’nın merkezinde 2 bin 500 kamulaştırma yapmış. Bu parayı nerden bulacak. Bu parayı sizin tek kuruşunuzu dahi heba etmeden kimsenin elinin uzatılmasına izin vermeden tasarruf ettiği, bekçiliğinizi, emanetçiliğinizi adam gibi yaptığı için bulmuştur. Zeynel Başkan Cumhuriyetin yüzüncü yılı münasebeti ile 100 eserin hizmete açılış töreni yapmıştı ve ben onları görünce başkanıma dedim ki bu eserleri başka bir ilin belediyesi yapsaydı o ilin insanları belediyeye nasıl sahip çıkardı. Kimi burada yapılanları emin olun göklere çıkardıkları pek çok belediye Zeynel Başkanı Şanlıurfa’da yaptıklarının bence yarısını yapmamıştır. Derdi Urfa olan bir başkanımız var’’ diye konuştu. MHP İl Başkanı Mahmut Güneş ise her zaman seçime hazır olduklarını ifade ederken, Ülkü Ocakları Başkanı Muhammed Enes Yılmaz ise bozkurtların 31 Mart’a kadar Cumhur İttifakı ve Zeynel Başkanın yanında yer alacaklarını söyledi.
Deprem fotoğraflarını gerçek objelerle süsleyerek sergilediler
18 Şubat 2024 Pazar - 13:05 Deprem fotoğraflarını gerçek objelerle süsleyerek sergilediler Şanlıurfa’da üniversite öğrencileri, deprem fotoğraflarını gerçek nesnelerle birleştirip üç boyutlu hale getirerek sergi açtı. Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencileri, kendi çektikleri deprem fotoğraflarını gerçek hayattan objelerle birleştirerek bir sergi açtı. Ev eşyaları, el aletleri, kişisel malzemeler ve oyuncakların yerleştirildiği fotoğraflar, ziyaretçilerini bir kez daha depremin yaşandığı günlere götürdü. Üç boyutlu sergiyi gezenler, depremin acı gerçeklerini hatırladı. Depremdeki yarım kalmışlığı hayatın devamlılığıyla birleştirmek için objeleri kullandıklarını söyleyen Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlisi Çiğdem Erdal, ”Her bir tabloda öğrencilerin ayrı ayrı kendi düşünceleri var, duyguları var, onları yansıttılar. Belki şöyle bir soru akla gelebilir; neden sadece fotoğraflar sergilenmiyor da üç boyutlu olarak sergileniyor. Depremden bu yana milyonlarca fotoğraf, görsel, video, içerik paylaşıldı. Her yerde görüyoruz ama onlar o şekilde kalmaya devam edecek. O yarım kalmışlığı, dediğim gibi hayatın devamlılığıyla bütünleştirebilmek için bu objeleri kullanmamız gerekiyordu. Yoksa fotoğraf ya da görüntüler tek başına bizim aktarmaya çalıştığımız, yansıtmaya çalıştığımız duyguları tam anlamıyla ifade edemiyor. Deprem anı, depremden sonrası bizim yaşadıklarımız. Bu objelerin bazıları, gördüklerinizin bazıları evlerimizden geldi. Kendimizden kattığımız şeyler. Yani yaşamaya devam ediyoruz. Evet bir yarım kalmışlık da var, bir nevi Araf diyebiliriz buna ama genel olarak benim gözlemlediğim kadarıyla ziyaretçilerin de ifadelerinden çıkardığım bu. Hem çok hüzünleniyorlar, belki tekrar o günlere dönüyorlar ama aynı zamanda da bir şeylerin devam etmesi üzerine, belki zorunluluk tabii, hayatın devam etmesi bir zorunluluk ama bir yandan da ufak da olsa bir umut ya da bir ışık yansıtıyor bu tablolar, çalışmalar” dedi. "Yaşam bir şekilde devam ediyor" Kırıldıkları yerden nasıl güçlenebileceklerini yansıtmaya çalıştıklarını söyleyen Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlisi Pelin Güngör Şerbetçi ise, “Biliyorsunuz ki bu bölgede geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem dolayısıyla aslında biraz duygularımızı dışa vurmaya çalıştık. Bu sergiyi şöyle de söyleyebiliriz; bir hayata direnme biçimi, bir dayanma biçimi aslında. Bir nevi duygularımızın o karmaşıklığını, üzüntüsünü, yarıda kalmış yaşamlarımızı devam ettirmeye çalıştık aslında ve öğrencilerimizle beraber bu yarıda kalmışlığı nasıl devam ettirebiliriz, bu soyut duygularımızı nasıl somuta çevirebiliriz diye bir şeyler çalışmaya çalıştık ve güzel de şeyler çıktığına inanıyorum. Güzel tepkiler de aldık bu noktada. Sonuçta hayatımız bir şekilde yarıda kaldı. Yarıda kalan işlerimizden, gündelik yaşamda kullandığımız bu nesnelerden hareket ederek hem öğrencilerimizin duygularını da anlatan tüm nesneleri bir araya getirerek, bu nesnelerin hem hayatımıza kattığı değer hem hayatımıza kattığı saçmalıklar üzerinden aslında nasıl hayata devam edebiliriz, kırıldığımız yerlerden nasıl güçlenebiliriz bunları aktarmaya çalıştık biz aslında. Tabii ki hem devam ediyoruz hem nasıl güçlenebiliriz, neye tutunmalıyız, nasıl çıkarız bunun içerisinden. Elbette ki bazen kırıldık, dağıldık. Toparlanmak mümkün olmuyor ama bir şekilde devam etmek zorundayız. Yaşam bir şekilde devam ediyor. Biz en azından bu tablolarda buradaki o duygu kontrasını nasıl oluşturabiliriz diye düşündük. Bu duygu kontrası önemli. Çünkü fotoğraflara dikkat ederseniz tamamen yıkıntılar üzerinden bir fazlalık var ama üzerinde çalıştığımız temalar tamamen onun zıttı aslında. Nasıl devam edebiliriz, nasıl tamamlayabiliriz geride kalan zamanımızı. Bunları göstermeye çalıştık. Bu anlamda da çok katmanlı bir duygu çalışması var aslında. Her öğrencinin her tabloda bir dokunuşu var. Çok da başarılı olduğuna inanıyorum. Güzel de tepkiler aldık” şeklinde konuştu. "Birçok hayat, yaşam o enkazlar altında kaldı" Depremi yaşayan öğrenciler olarak durumu bu şekilde yansıtmaya çalıştıklarını söyleyen Ali Güzel adlı öğrenci, ”Biliyorsunuz 6 Şubat hepimizi çok derinden sarsan bir gündü. Yani o depremi yaşamış olsun ya da olmasın herkesi çok derinden etkiledi. Tabii bizler burada, Urfa’da, bu şehirde o depremin şiddetini birebi yaşadık. O yüzden biraz daha fazla etkiledi bizi. O gece binlerce insanımızı kaybettik, birçok insan da yaralı bir şekilde kurtuldu. Birçok hayat, yaşam o enkazlar altında kaldı. Bizler belki enkaz altında kalmadık ama o enkaz altında kalan insanlarla birlikte bizim de bir parçamız orada kaldı. Biz sergimizde yarım kalmışlığı vurguluyoruz. Çünkü dediğim gibi depremde birçok hayat, birçok şey yarım kaldı. O gece insanlar uyumadan önce öyle bir şey yaşayacaklarını bilmiyorlardı. Belki son filmlerini izlediler, belki son çaylarını içtiler, son yemeklerini yediler. Bizler de bu bölümün öğrencileri olarak ve bu depremi hisseden kişiler olarak yaşadıklarımızı ve yaşanan bir durumu bu şekilde anlatmaya çalıştık. Kimimiz sahada fotoğraf çektik, kimi arkadaşlar bu şekilde kolaj çalışmasıyla ortaya böyle eserler çıkardılar” diye konuştu.
Deprem fotoğraflarını gerçek objelerle süsleyerek sergilediler
18 Şubat 2024 Pazar - 13:03 Deprem fotoğraflarını gerçek objelerle süsleyerek sergilediler Şanlıurfa’da üniversite öğrencileri, deprem fotoğraflarını gerçek nesnelerle birleştirip üç boyutlu hale getirerek sergi açtı. Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencileri, kendi çektikleri deprem fotoğraflarını gerçek hayattan objelerle birleştirerek bir sergi açtı. Ev eşyaları, el aletleri, kişisel malzemeler ve oyuncakların yerleştirildiği fotoğraflar, ziyaretçilerini bir kez daha depremin yaşandığı günlere götürdü. Üç boyutlu sergiyi gezenler, depremin acı gerçeklerini bir kez daha hatırladı. "Kendimizden bir şeyler kattık" Depremdeki yarım kalmışlığı hayatın devamlılığıyla birleştirmek için bu objeleri kullandıklarını söyleyen Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlisi Çiğdem Erdal,” Her bir tabloda öğrencilerin ayrı ayrı kendi düşünceleri var, duyguları var, onları yansıttılar. Belki şöyle bir soru akla gelebilir, neden sadece fotoğraflar sergilenmiyor da 3 boyutlu olarak sergiliyor. Depremden bu yana milyonlarca fotoğraf, görsel, video, içerik paylaşıldı. Her yerde görüyoruz ama onlar o şekilde kalmaya devam edecek. O yarım kalmışlığı, dediğim gibi hayatın devamlılığıyla bütünleştirebilmek için bu objeleri kullanmamız gerekiyordu. Yoksa fotoğraf ya da görüntüler tek başına bizim aktarmaya çalıştığımız, yansıtmaya çalıştığımız duyguları tam anlamıyla ifade edemiyor. Deprem anı, depremden sonrası bizim yaşadıklarımız. Bu objelerin bazıları, gördüklerinizin bazıları evlerimizden geldi. Kendimizden kattığımız şeyler. Yani yaşamaya devam ediyoruz. Evet bir yarım kalmışlık da var, bir nevi Araf diyebiliriz buna ama genel olarak benim gözlemlediğim kadarıyla ziyaretçilerin de ifadelerinden çıkardığım bu. Hem çok hüzünleniyorlar, belki tekrar o günlere dönüyorlar ama aynı zamanda da bir şeylerin devam etmesi üzerine, belki zorunluluk tabi, hayatın devam etmesi bir zorunluluk ama bir yandan da ufak da olsa bir umut ya da bir ışık yansıtıyor bu tablolar, çalışmalar” dedi. "Yaşam bir şekilde devam ediyor" Kırıldıkları yerden nasıl güçlenebileceklerini yansıtmaya çalıştıklarını söyleyen Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlisi Pelin Güngör Şerbetçi, “Biliyorsunuz ki bu bölgede geçtiğimiz yıl 6 şubatta yaşadığımız deprem dolayısıyla aslında biraz duygularımızı dışa vurmaya çalıştık. Bu sergiyi şöyle de söyleyebiliriz, bir hayata direnme biçimi, bir dayanma biçimi aslında. Bir nevi duygularımızın o karmaşıklığını, üzüntüsünü, yarıda kalmış yaşamlarımızı devam ettirmeye çalıştık aslında ve öğrencilerimizle beraber bu yarıda kalmışlığı nasıl devam ettirebiliriz, bu soyut duygularımızı nasıl somuta çevirebiliriz diye bir şeyler çalışmaya çalıştık ve güzel de şeyler çıktığına inanıyorum. Güzel tepkiler de aldık bu noktada. Sonuçta hayatımız bir şekilde yarıda kaldı. Yarıda kalan işlerimizden, gündelik yaşamda kullandığımız bu nesnelerden hareket ederek hem öğrencilerimizin duygularını da anlatan tüm nesneleri bir araya getirerek, bu nesnelerin hem hayatımıza kattığı değer hem hayatımıza kattığı saçmalıklar üzerinden aslında nasıl hayata devam edebiliriz, kırıldığımız yerlerden nasıl güçlenebiliriz bunları aktarmaya çalıştık biz aslında. Tabii ki hem devam ediyoruz hem nasıl güçlenebiliriz, neye tutmalıyız, nasıl çıkarız bunun içerisinden. Elbette ki bazen kırıldık, dağıldık, toparlanmak mümkün olmuyor ama bir şekilde devam etmek zorundayız. Yaşam bir şekilde devam ediyor. Biz en azından bu tablolarda buradaki o duygu kontrasını nasıl oluşturabiliriz diye düşündük. Bu duygu kontrası önemli çünkü fotoğraflara dikkat ederseniz tamamen yıkıntılar üzerinden bir fazlalık var ama üzerinde çalıştığımız temalar tamamen onun zıttı aslında. Nasıl devam edebiliriz, nasıl tamamlayabiliriz geride kalan zamanımızı, bunları göstermeye çalıştık. Bu anlamda da çok katmanlı bir duygu çalışması var aslında. Her öğrencinin her tabloda bir dokunuşu var. Çok da başarılı olduğuna inanıyorum. Güzel de tepkiler aldık” şeklinde konuştu. " Birçok hayat, yaşam o enkazlar altına kaldı" Depremi yaşayan öğrenciler olarak durumu bu şekilde yansıtmaya çalıştıklarını söyleyen Harran Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğrencisi Ali Güzel,” Biliyorsunuz 6 Şubat hepimizi çok derinden sarsan bir gündü. Yani o depremi yaşamış olsun ya da olmasın herkesi çok derinden etkiledi. Tabi bizler burada, Urfa’da, bu şehirde o depremin şiddetini birebir yaşadık. O yüzden biraz daha fazla etkiledi bizi. O gece binlerce insanımızı kaybettik, birçok insan da yaralı bir şekilde kurtuldu. Birçok hayat, yaşam o enkazlar altına kaldı. Bizler belki enkaz altında kalmadık ama o enkaz altında kalan insanlarla birlikte bizim de bir parçamız orada kaldı. Biz sergimizde yarım kalmışlığı vurguluyoruz çünkü dediğim gibi depremde bir çok hayat, bir çok şey yarım kaldı. O gece insanlar uyumadan önce öyle bir şey yaşayacaklarını bilmiyorlardı. Belki son filmlerini izlediler, belki son çaylarını içtiler, son yemeklerini yediler. Bizler de bu bölümün öğrencileri olarak ve bu depremi hisseden kişiler olarak yaşadıklarımızı ve yaşanan bir durumu bu şekilde anlatmaya çalıştık. Kimimiz sahada fotoğraf çektik, kimi arkadaşlar bu şekilde kolaj çalışmasıyla ortaya böyle eserler çıkardılar” diye konuştu.