Yerel Haberler
Sivas
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:45 Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 0 - Ankara Keçiörengücü: 1 Trendyol 1. Lig’in 29. haftasında Özbelsan Sivasspor, evinde karşılaştığı Ankara Keçiörengücü’ne 1-0 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 35. dakikada ceza sahasında topla buluşan Roshi, sert vuruşla topu ağlara gönderdi. 0-1 90. dakikada Sivasspor’da Charisis, Rroca’ya yaptığı müdahalenin ardından ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. 90+3. dakikada Wellington, rakibine yaptığı müdahale sonrası ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Hakemler: Çağdaş Altay, Mehmet Pekmezci, Oğuzhan Yazır Özbelsan Sivasspor: Göktuğ Bakırbaş, Murat Paluli, Mert Çelik, Okan Erdoğan, Emirhan Başyiğit, Charisis, Cihat Çelik (Avramovski dk. 67), Okoronkwo (Malle dk. 46), Kamil Fidan (Bekir Böke dk. 46), Ethemi, Manaj Yedekler: Gökhan Akkan, Özkan Yiğiter, Kerem Atakan Kesgin, Emre Gökay, Savaş Ala, Feyzi Yıldırım, Ali Selvili Teknik Direktör: İsmet Taşdemir Ankara Keçiörengücü: Emre Satılmış, Hüseyin Bulut, Oğuzcan Çalışkan, Abdullah Çelik, Ali Dere, İshak Karaoğul (Wellington dk. 86), İbrahim Akdağ, Roshi, Rroca (Halil Can Ayan dk. 68), Ezeh (Diaby dk. 86), Diouf (Fernandes dk. 68) Yedekler: Aykut Özer, Ali Akman, Mexer, Süleyman Luş, Mehmet Efe Çakmak Teknik Direktör: Yalçın Koşukavak Goller: Roshi (dk. 35) (Ankara Keçiörengücü) Kırmızı kartlar: Charisis (dk. 90) (Sivasspor), Wellington (dk. 90+3) (Ankara Keçiörengücü) Sarı kartlar: Murat Paluli (Sivassspor), İshak Karaoğul, Abdullah Çelik (Ankara Keçiörengücü)
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:20 Hemcinsleri tırnaklarını boyarken o duvarları boyamayı tercih etti Sivas’ta kendi evininin mutfağını boyayarak adım attığı boyacılığı, kazandığı tecrübelerle mesleğe dönüştüren Gökçek, boyadığı yaklaşık 400 evle erkek ustalara taş çıkarttıyor. Sivas’ta yaşayan 42 yaşındaki 3 çocuk annesi Handan Gökçek, 5 yıl önce boyaya ihtiyaç duyan mutfak duvarları için kolları sıvadı. Kendi mutfağını kendisi boyayan Gökçek, daha sonra tüm evi boyayarak tecrübe kazandı. Bu alandaki yeteniğini fark eden evhanımı, boyacağılı meslek haline getirmeye karar verdi. Zamanla kendisi gibi kadınlardan bir ekip kurarak, özellikle evini boyatmak isteyen kadınların tercihi oldu. 5 yılda yaklaşık 400 ev boyayan Gökçek, adeta erkek meslektaşlarına taş çıkarttı. Erkek mesleği olarak görülsede boyacağını kendine meslek haline getiren Gökçek, hem çalışma hayatına girdi hemde aile bütçesine önemli bir katkı sağladı. Genç kadının cesareti bir çok kadına da örnek oldu. Gökçenin çalışmalarının yer aldığı sosyal medya paylaşımları milyonlara ulaştı. En fazla takipçileri yine kendisi gibi kadınlardan oluşuyor. En büyük mutluluğu ise hem cistlerinden aldığı destek içerikli mesajlar. Erkek ustalara göre daha titiz Titizlikle yürütülen çalışmalar sayesinde boyanan evlerde yalnızca duvarlar değil, yaşam alanları da yenileniyor. Gökçek, boya işlemi tamamlandıktan sonra ortamın temizlenmesine de özen gösterildiği belirtilirken, bu durumun ev sahipleri tarafından memnuniyetle karşılandığı ifade etti. Erkek egemen bir meslekte çalıştığını belirten Handan Gökçek, kadınların isterse yalnızca bir evi değil hayatlarını da baştan sona yenileyebileceğini belirterek, kadın emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya temennisinde bulundu. Erkek egemen bir mesleği sürdüren Handan Gökçek, "Kendi evimi boyayarak başladım, boya bende bir tutku haline geldi. Sonrasında evini boyatmak isteyenler oldu, onları boyaya boyaya bunu bir meslek haline getirdim. Bugüne kadar Sivas’ta 400 evi yeniledim. Sosyal medyada paylaştığımız videolar milyonlarca kez izlendi, çok güzel tepkiler alıyoruz. Kadınların bu işe olan ilgileri arttı; kendi evlerini boyamak istiyorlar, meslek olarak yapmak istiyorlar. Türkiye’nin birçok ilinde ekibim var, hep birlikte çalışıyoruz ve gayet iyi bir şekilde ilerliyoruz. Aslında erkek mesleği olarak görülen boyacılığı kadınların da yapabileceğini gösterdik ve bu konuda oldukça başarılı ve titiziz, çok güzel sonuçlar elde ediyoruz. Boya yaptığımız evden çıkarken damlattıklarımızı ve döktüklerimizi de topladığımız için ev sahibinin de hoşuna gidiyor. Kadının ruhundan en iyi yine kadın anladığı için biz onlara iş bırakmadan çıkmış oluyoruz. Hemcinslerimiz tırnaklarını boyarken biz evleri boyamayı tercih ettik. 8 Mart sadece bir kutlama günü değil, kadınların emeğinin, cesaretinin ve mücadelesinin hatırlandığı bir gündür. Ben erkek egemen bir meslekte çalışıyorum ve şuna inanıyorum: Bir kadın isterse sadece bir evi değil, hayatını da baştan sona yenileyebilir. Kadınların emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya diliyorum" dedi.
Kazı başkanından ilginç iddia, Hitit’ler krallarını falla belirliyordu
16 Eylül 2025 Salı - 13:04 Kazı başkanından ilginç iddia, Hitit’ler krallarını falla belirliyordu Sivas’ta 4 bin yıllık olduğu düşünülen Kayalıpınar (Samuha) antik kentinde devam eden kazılarda bulunan son tabletler ilginç bir iddiayı gündeme getirdi. Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner, bu yıl kazılarda 53 çivi yazısı tablet bulduklarını ve bu tabletlerden yola çıkarak Hitit krallığının devamını kuş falıyla belirlediklerini ileri sürdü. Kayalıpınar (Samuha) antik kentinde Sivas Müze Müdürlüğü’nce 2005 yılında başlanılan çalışmalara, kazı başkanı Doç. Dr. Vuslat Müller-Karpe’nin vefatı nedeniyle bir süre ara verilmişti. Doç. Dr. Vuslat Müller-Karpe’nin başkanlığında süren kazı çalışmalarında önemli veri ve buluntular elde edilirken çalışmalara 2021 yılında Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner başkanlığında devam edildi. Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen kazı çalışmalarında elde ettikleri bulgularla antik kentin Hititlerin sözde tanrıçası Şausga’ya ait meşhur kayıp tapınak olma ihtimalini gündeme getirmişti. Maner bu yıl ise kazılarda 53 çivi yazısı tablet bulduklarını ve bu tabletlerden yola çıkarak Hitit krallığının devamını kuş falıyla belirlediklerini ileri sürdü. Maner bu yıl tamamlanan kazı çalışmalarıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, Kayalıpınar’ın tabakalaşmasını anlamaya çalıştıklarını belirtip, "Burada Paleolitik çağdan Selçukluya kadar kesintisiz bir yerleşim olduğunu görüyoruz. Bizim kazdığımız kalıntıların arasında ise Hitit-Bizans-Roma ve eski Asur ticaret dönemine ait kalıntılar var. Bu sene çok verimli geçti. Bu sene yaptığımız açmada 53 adet çivi yazılı tablet bulundu. Bunların birçoğu da kehanet ve falla ilgili, çoğu da kuş falı. Çünkü Hititler genelde iyi ve kötüyü kehanet ve fallardan anlamaya çalışıyorlardı. Bu fallarda enteresan sorular sorulmuş. Veliaht, küçük veliaht ve kız çocuğu-prenses sorgulanmış. Dolayısıyla Hitit krallığının devamı sorgulanmış. Bulduğumuz mekân da kuş falcılığının yapıldığı veya arşivlendiği bir mekân. Bu yıl mühür ve baskılarımız da çıktı. Kral isimleri de geçiyor. Devlet memurlarına ait mühürler de çıktı. En ilginci ordu katibi" dedi.
Sivas Kültürü’nü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı Türkmenoğlu: "Erkeklerin kadın kıyafeti giymesinin kültürümüzde yeri yoktur"
16 Eylül 2025 Salı - 12:20 Sivas Kültürü’nü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı Türkmenoğlu: "Erkeklerin kadın kıyafeti giymesinin kültürümüzde yeri yoktur" Sivas köy düğünlerinde kadın kıyafeti giyen erkeklerin eğlenceleri tepki çekti, Sivas Kültürü’nü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ahat Türkmenoğlu yapılanların Sivas kültüründe kesinlikle yeri olmadığını söyledi. Sivas ve Tokat bölgesinde son günlerde köy düğünlerindeki garip eğlenceler dikkat çekmeye başladı. Özellikle kadın kıyafetleri giyerek erkeklerin bu şekilde halaya girmesi, davetlileri eğlendirmeye çalışması tepkilere neden oldu. Sivas Kültürü’nü Yayma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ahat Türkmenoğlu yaptığı değerlendirmede tepki çeken bu eğlencelerin Sivas kültüründe kesinlikle yeri olmadığını belirtip, "Sivas kültüründe kendine özgü düğün geleneklerimiz, adetlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz vardır. Akşamları yapılan sıra gezmelerimiz vardır. Sivas’ta geçmişte iki türlü düğün olurdu. Bir kadınlara özel gündüz düğünü bir de gece düğünü olurdu. Bu düğünlerde Sivas halayı ve ağırlaması mutlaka çalınan ince sazla oynanırdı. Günümüzde maalesef farklı bölgelerin türküleriyle de oynanıyor. Sivas’ta asla, kesinlikle erkeklerin giydiği kadın kıyafetiyle oynanan halaylarımız, düğün eğlencelerimiz yoktur. Sadece bazı köy ve beldelerimizde erkek erkeğe oynanan orta oyunlarında genç arkadaşlarımız kadın kıyafeti giyip oyun oynanabiliyordu. Bu da sadece bir iki köy ve beldenin kültüründe olan bir uygulama" dedi. "Sivaslı yiğidodur" Türkmenoğlu, Sivaslıların ’yiğido’ olduklarının altını çizerek, "Sivaslı yiğidodur. Yiğidoların olduğu bölgede de yapılan tüm halaylar Sivas’ı temsil edecek türdendir. Sivas kültüründe asla erkeklerin kadın kıyafeti giyerek gerçekleştirdikleri bir eğlence yoktur. 68 yaşındayım böyle bir oyunu hiç görmedim. Ne mahalle kültürümüzde ne de şehir kültürümüzde yeri yoktur. Bu görüntülerinde sadece bir iki köyde ortaya çıktığını düşünüyorum. Mesela deve kılığına girilir, orta oyunu şeklinde sergilenir. Bu da erkeklerin kendi aralarında olan bir eğlence kültürüdür" şeklinde konuştu. "Gelenek ve göreneklerimizden ayrılmayalım" Türkmenoğlu özellikle gençlere kendi gelenek ve göreneklerinden ayrılmamaları tavsiyesinde bulunarak şunları ifade etti: "Eskiden düğünlerimizde batari cinsi, Türk sanat müziği, Türk hafif müziği ve pop müziğiyle oyunlar oynanırdı. Artık arabesk müziğiyle de oyunlar oynanıyor. Mesela ‘hey on beşli’ ile oyunlar oynanıyor. Bu asla oyun değildir. Bu Çanakkale savaşında Çanakkale cephesine giden gençler için yapılmış bir ağıttır. Maalesef bilinmediği için bununla da oyun oynanıyor. Bu da acı bir şeydir. Gelenek ve göreneklerimizden ayrılmadan, köklerimizdeki kültürümüze dayalı oynayalım. Sivas halk oyunları kıyafetleri ile Doğu oyunları oynanıyor. Bu da doğru değildir. Sivas kentimizde kendi gelenek ve göreneklerimizle yaşamaktan mutluluk duyarız."
Uzmanı uyardı: "Sonbahar mevsimi kenelerle mücadele için oldukça önemli"
16 Eylül 2025 Salı - 12:12 Uzmanı uyardı: "Sonbahar mevsimi kenelerle mücadele için oldukça önemli" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, sonbaharda yapılan mera dönüşlerinde, hayvanlar ile ahırların doğru ilaçlarla ilaçlanarak kenelerin üremesinin önlenmesi gerektiğini ifade etti. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü taşıyan keneler, 2002 yılından günümüze onlarca ölüme neden oldu. Sivas’ta bu yıl kene yapışması sonucu KKKA nedeniyle 12 kişi öldü. Nisan ayından itibaren görülmeye başlayan kene vakaları son günlerde sıcaklıkların düşmesiyle azaldı. Doğada da kene popülasyonunda azalma gözlerdi. Keneler sonbaharda meradan ahırlara dönen hayvanların üzerinde ahırlara taşınıyor. Kışı ahırlarda sıcak ortamlarda geçiren keneler burada larva bırakıp ilkbahar döneminde de tekrardan üreyip çoğalıyorlar. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, sonbahar mevsiminin kenelerle mücadelede en uygun dönem olduğunu belirterek, "Genellikle bahar ve yaz aylarında KKKA hastalığıyla ölümlerle gündeme gelen kenelerle mücadele her dönem, her sezon yapılması gerekiyor. Sıcaklık 10 derecenin üzerine çıktığı zaman doğada daha fazla aktif oluyorlar. Keneler, ara konak olarak çiftlik hayvanlarımızı kullanıyorlar. Önümüzdeki günlerde mera dönüşleri başlayacak ve bu hayvanlara kontrollerimiz hem meraya çıkarken hem de mera dönüşlerinde yapılmalı. Doğada farklı farklı yerlerde keneler saklanabiliyor. Bütün doğayı ilaçlasak bile bunları yok etme şansımız yok. Kenelerle mücadeleyi hayvanların üzerinde ve hayvanların barınma mekanı ahırlarda yapmamız gerekiyor. Sonbahar mevsimi kenelerle mücadele için oldukça önemli. Mera dönüşlerinde ve kapalı yetiştiriciliğin başladığı önümüzdeki kış sezonunda yetiştiricilerin veteriner hekimleri ile iş birliği halinde, hayvanların üzerine dökülen çeşitli ilaçlarla ya da püskürtme ve banyo gibi çeşitli ilaçlama yöntemleriyle bu hayvanlar ilaçlamalılardır. Keneler hayvanların üzerinden ahıra girip yuvalanmadan imha edilmelidir. Hem hayvanların üzerinde hem de ahırlarda bu ilaçlama kontrollü bir şekilde 3 ila 4 hafta arayla yapılmalıdır" diye konuştu. "Keneler kışı ağaç altında ya da toprak altında da geçirebilirler" Prof. Dr. Oğrak, kenelerin insanlara ve hayvanlara bulaşan birçok hastalığı kan emerek taşıdığını belirterek, "Keneler sadece kan emerek zarar vermiyorlar. Hayvanlara ve insanlara da bulaşan en yaygın bilinen hastalık türü KKKA, ancak bu hastalığın dışında yine hayvanlara bulaşan sarılık gibi hastalıkların da taşıyıcılarıdır. Bu yüzden yetiştiricilerimiz açısından da bu hastalıklar ve keneler büyük önem taşıyor. Keneler kışı ağaç altında ya da toprak altında da geçirebilirler. Bu dönemde hayvanların üzerinde kenelerle mücadele etmezsek, meradan hayvanların üzerinde ahırlara gelip yerleşerek kışı burada geçirip ilkbaharda daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilirler. Sonbahar mevsimi, kenelere en büyük darbeyi vurabileceğimiz dönemdir. Hayvanların ahırlara alınmadan, hem ahırlarda hem de kendi üzerlerinde ilaçlanarak yok edilmesi ve daha fazla üremelerinin önüne geçilmesi gerekiyor" dedi.
Uzmanı uyardı: "Kenelere darbe sonbaharda vurulmalı"
16 Eylül 2025 Salı - 11:55 Uzmanı uyardı: "Kenelere darbe sonbaharda vurulmalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, sonbaharda yapılan mera dönüşlerinde, hayvanlar ile ahırların doğru ilaçlarla ilaçlanarak kenelerin üremesinin önlenmesi gerektiğini ifade etti. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü taşıyan keneler, 2002 yılından günümüze onlarca ölüme neden oldu. Sivas’ta bu yıl kene yapışması sonucu KKKA nedeniyle 12 kişi öldü. Nisan ayından itibaren görülmeye başlayan kene vakaları son günlerde sıcaklıkların düşmesiyle azaldı. Doğada da kene popülasyonunda azalma gözlerdi. Keneler sonbaharda meradan ahırlara dönen hayvanların üzerinde ahırlara taşınıyor. Kışı ahırlarda sıcak ortamlarda geçiren keneler burada larva bırakıp ilkbahar döneminde de tekrardan üreyip çoğalıyorlar. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, Sonbahar mevsiminin kenelerle mücadelede en uygun dönem olduğunu belirterek, "Genellikle bahar ve yaz aylarında KKKA hastalığıyla ölümlerle gündeme gelen kenelerle mücadele her dönem, her sezon yapılması gerekiyor. Sıcaklık 10 derecenin üzerine çıktığı zaman doğada daha fazla aktif oluyorlar. Keneler, ara konak olarak çiftlik hayvanlarımızı kullanıyorlar. Önümüzdeki günlerde mera dönüşleri başlayacak ve bu hayvanlara kontrollerimiz hem meraya çıkarken hem de mera dönüşlerinde yapılmalı. Doğada farklı farklı yerlerde keneler saklanabiliyor. Bütün doğayı ilaçlasak bile bunları yok etme şansımız yok. Kenelerle mücadeleyi hayvanların üzerinde ve hayvanların barınma mekanı ahırlarda yapmamız gerekiyor. Sonbahar mevsimi kenelere mücadele için oldukça önemli. Mera dönüşlerinde ve kapalı yetiştiriciliğin başladığı önümüzdeki kış sezonunda yetiştiricilerin veteriner hekimleri ile iş birliği halinde, hayvanların üzerine dökülen çeşitli ilaçlarla ya da püskürtme ve banyo gibi çeşitli ilaçlama yöntemleriyle bu hayvanlar ilaçlamalılardır. Keneler hayvanların üzerinden ahıra girip yuvalanmadan imha edilmelidir. Hem hayvanların üzerinde hem de ahırlarda bu ilaçlama kontrollü bir şekilde 3 ila 4 hafta arayla yapılmalıdır" diye konuştu. "Keneler kışı ağaç altında ya da toprak altında da geçirebilirler" Prof. Dr. Oğrak, kenelerin insanlara ve hayvanlara bulaşan birçok hastalığı kan emerek taşıdığını belirterek, "Keneler sadece kan emerek zarar vermiyorlar. Hayvanlara ve insanlara da bulaşan en yaygın bilinen hastalık türü KKKA, ancak bu hastalığın dışında yine hayvanlara bulaşan sarılık gibi hastalıkların da taşıyıcılarıdır. Bu yüzden yetiştiricilerimiz açısından da bu hastalıklar ve keneler büyük önem taşıyor. Keneler kışı ağaç altında ya da toprak altında da geçirebilirler. Bu dönemde hayvanların üzerinde kenelerle mücadele etmezsek, meradan hayvanların üzerinde ahırlara gelip yerleşerek kışı burada geçirip ilkbaharda daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilirler. Sonbahar mevsimi, kenelere en büyük darbeyi vurabileceğimiz dönemdir. Hayvanların ahırlara alınmadan, hem ahırlarda hem de kendi üzerlerinde ilaçlanarak yok edilmesi ve daha fazla üremelerinin önüne geçilmesi gerekiyor" dedi.
Sivas’ta 55 yıllık birikim kitaba dönüştürüldü
15 Eylül 2025 Pazartesi - 17:23 Sivas’ta 55 yıllık birikim kitaba dönüştürüldü Sivas’ta yaşayan ve şehrin hafızası olarak bilinen duayen gazeteci Sirer Doğan’ın arşivi kitaba dönüştürüldü. Sivas’ta yaşayan ve ömrünü gazetecilik mesleğine adayan Sirer Doğan’ın arşivi kitaba dönüştürüldü. Doğan’ın yaklaşık 55 yıllık meslek hayatı boyunca çektiği fotoğraf ve haberler Sivas Valiliği himayelerinde kitap halinde getirildi. Siyasi, sanatçı, insan hikâyeleri ve asayiş olaylarının yer aldığı kitabın lansmanı Sivas Valiliği’nde yapıldı. Lansman toplantısına Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sirer Doğan, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Valilik personelleri ve gazeteciler katıldı. "Sivas’ın ve ülkemizin 55 yılına tanıklık etmiş önemli bir kişilik" Toplantıda konuşan Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek, "Sivas için önemli bir kitap. Sadece ilimizin basın tarihini değil, ülkemizin de yaklaşık yarım asrına ışık tutacak bir kitap. Sirer Doğan beyefendinin 55 yıllık meslek hayatı var. Onun için duayen bir gazeteci. Sadece bir gazeteci değil aynı zamanda arşivci, fotoğrafçı. Meslek hayatı boyunca birçok müstesna insanı tanımış, birçok siyasi ve sanatçıyı takip etmiş. Ümit ediyorum ki kitabı alanlar zevkle okuyacaklardır. Sivas’ın ve ülkemizin 55 yılına tanıklık etmiş önemli bir kişilik. Bizler de Sirer Doğan’ın biriktirmiş olduğu hatıraların ve fotoğrafların arşivde kalmasına gönlümüz razı olmadı ve bunları paylaşmak istedik. Bu kitap bu şekilde vücut bulmuş oldu. Ben emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Beni adeta ölümsüzleştirdiniz" Kitap için arşivini açan duayen gazeteci Sirer Doğan ise, "Bu kitabı meydana getirmekle beni adeta ölümsüzleştirdiniz. Çünkü benim evlatlarıma, torunlarıma, gelecek kuşaklara ve hemşehrilerime benden kalan en önemli eserlerden birisi olacak. Arkadaşlar görüp şahit oldular, bende ki arşiv bu kitabın binde biri değil. Bende ki bilgiler ve arşive topladığım dökümanlar benimle beraber gitmesin bu toplumda kalsın isterim. Her zaman söylediğim gibi Sivas’ın hafızası yok. Bu kitabı gören arkadaşlar da buna inanacaklar. Benimle çalışan yakın arkadaşlarım bile biz beraber çalıştık ama bu bilgileri bilmiyorduk diyeceklerdir. Bu eserin ortaya çıkmasında katkıda bulunduğunuz için başta size sonra diğer arkadaşlara teşekkür ederim" dedi.