Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta farklı konsept, bu kahvehanede oyun yok, müzik var 01 Mayıs 2026 Cuma - 10:03:47 Sivas’ta oyun oynanmayan kahvehanede her yaştan ve meslekten insanı müzik, türkü söyleyip, çalınan müzikleri ve söylenen türküleri dinleyip vakit geçiriyor. Sivas’ta geleneksel kahvehane anlayışına farklı bir soluk getiren bir işletme, müzik ve sohbeti harmanlayan konseptiyle dikkat çekiyor. Günün her saatinde canlı müziğin eksik olmadığı kahvehanede, farklı meslek gruplarından ve yaşlardan vatandaşlar bir araya gelerek hem enstrüman çalıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Duvarlarda asılı gitar, bağlama ve çeşitli enstrümanlar ise mekâna adeta bir müzik atölyesi havası katıyor. Kahvehaneye gelen vatandaşlar yalnızca çay içip sohbet etmekle kalmıyor, aynı zamanda müziğin bir parçası olma imkânı da buluyor. Enstrüman çalmayı bilenler oturdukları yerden çalarak eşlik ederken, bilmeyenler ise hem dinliyor hem de öğrenme fırsatı yakalıyor. Bu yönüyle mekân, klasik kahvehanelerden ayrılarak daha üretken ve paylaşım odaklı bir ortam sunuyor. "Bu kahvehane dedikodu yapılmıyor, siyaset konuşulmuyor" Derslerden sonra kahvehaneye gelerek stres attığını belirten Matematik öğretmeni Mehmet Çağrı Oruç, "Bu kahvemizde günün her saati canlı müzik yapılıyor. Her kesimden insanın geldiği bu kahvemize çay içmeye gelebilir, sohbet edebilirsiniz. Halkımızdan vatandaşlarımız, memurlar, akademik kariyer yapan insanlar, mühendisler gibi her kesimden vatandaşlarımız geliyor. Enstrüman çalmayı bilen vatandaşlarımız gelip buradaki müzik aletlerinden alarak çalabiliyorlar. Çok dostane muhabbetin, sohbetin oldukça fazla olduğu, bunun da müzikle süslendiği sıcak bir ortam oluşuyor burada. Sivaslı hemşerilerimizi, Sivas’a tatile gelenleri veya Sivas’tan geçerek başka illere giden vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Günümüzde insanlar kahvehanelere oturup oyunlar oynuyorlar ve dedikodu yapıyorlar. Bizim buradaki kahvehanemizde öylesi bir ortam oluşmuyor. Buraya gelen insanlar o günkü streslerini, yaşadıkları şeyleri geride bırakarak burada müzik yapıyorlar. Bu kahvehane dedikodudan, kahvehanelerde dönen siyaset muhabbetlerinden uzak, burada enstrüman çalıp müzik söylüyorlar. Burada enstrüman çalmayı bilenler de bilmeyenlere öğretiyor. Burası Sivas’ta eşi benzeri bulunmayan bir kahvehane. Ben, bir matematik öğretmeni olarak, ağır ve stresli işin gün sonunda buraya gelerek müzik söyleyip dinleyerek stresimi atıyorum. Herkese de tavsiye ederim. Buranın sloganı, ‘Günün her saati müzik, çay, sohbet, muhabbet’ Bunu bulacağınız başka bir yer yok" diye konuştu. "Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor" Kahveye gelenlerin enstrüman çalmayı da öğrenme fırsatının olduğunu ifade eden İşletme sahibi Samet Tetik, "Sivas’ımızın yıllardır süregelen kültüründe müzik var. Bizim de böylesi bir yer açma fikrimiz vardı. Daha sonra da ben burayı devraldım. Biz de bu şekilde müzik yaparak burayı işletmeye devam etmek istiyoruz. Sağ olsunlar, arkadaşlarımız da bizleri yalnız bırakmıyorlar. Burada yaklaşık 10 yıldır müzik yapılıyor. Enstrüman çalmayı öğrenmek ve müzik dinleyip oturmak isteyenlere bizim kapımız her zaman açık. Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor. Çalgı aleti çalabilenler, duvarda asılı olan enstrümanlardan alıp çalıyorlar. Biz de bu durumdan oldukça memnun kalıyoruz. Bildiklerimizi öğretiyoruz, bilmediklerimizi de onlardan öğreniyoruz" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 09:58 Sivas’ta farklı konsept, bu kahvehanede oyun yok, müzik var Sivas’ta oyun oynanmayan kahvehanede her yaştan ve meslekten insanı müzik, türkü söyleyip, çalınan müzikleri ve söylenen türküleri dinleyip vakit geçiriyor. Sivas’ta geleneksel kahvehane anlayışına farklı bir soluk getiren bir işletme, müzik ve sohbeti harmanlayan konseptiyle dikkat çekiyor. Günün her saatinde canlı müziğin eksik olmadığı kahvehanede, farklı meslek gruplarından ve yaşlardan vatandaşlar bir araya gelerek hem enstrüman çalıyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Duvarlarda asılı gitar, bağlama ve çeşitli enstrümanlar ise mekâna adeta bir müzik atölyesi havası katıyor. Kahvehaneye gelen vatandaşlar yalnızca çay içip sohbet etmekle kalmıyor, aynı zamanda müziğin bir parçası olma imkânı da buluyor. Enstrüman çalmayı bilenler oturdukları yerden çalarak eşlik ederken, bilmeyenler ise hem dinliyor hem de öğrenme fırsatı yakalıyor. Bu yönüyle mekân, klasik kahvehanelerden ayrılarak daha üretken ve paylaşım odaklı bir ortam sunuyor. "Bu kahvehane dedikodu yapılmıyor, siyaset konuşulmuyor" Derslerden sonra kahvehaneye gelerek stres attığını belirten Matematik öğretmeni Mehmet Çağrı Oruç, "Bu kahvemizde günün her saati canlı müzik yapılıyor. Her kesimden insanın geldiği bu kahvemize çay içmeye gelebilir, sohbet edebilirsiniz. Halkımızdan vatandaşlarımız, memurlar, akademik kariyer yapan insanlar, mühendisler gibi her kesimden vatandaşlarımız geliyor. Enstrüman çalmayı bilen vatandaşlarımız gelip buradaki müzik aletlerinden alarak çalabiliyorlar. Çok dostane muhabbetin, sohbetin oldukça fazla olduğu, bunun da müzikle süslendiği sıcak bir ortam oluşuyor burada. Sivaslı hemşerilerimizi, Sivas’a tatile gelenleri veya Sivas’tan geçerek başka illere giden vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Günümüzde insanlar kahvehanelere oturup oyunlar oynuyorlar ve dedikodu yapıyorlar. Bizim buradaki kahvehanemizde öylesi bir ortam oluşmuyor. Buraya gelen insanlar o günkü streslerini, yaşadıkları şeyleri geride bırakarak burada müzik yapıyorlar. Bu kahvehane dedikodudan, kahvehanelerde dönen siyaset muhabbetlerinden uzak, burada enstrüman çalıp müzik söylüyorlar. Burada enstrüman çalmayı bilenler de bilmeyenlere öğretiyor. Burası Sivas’ta eşi benzeri bulunmayan bir kahvehane. Ben, bir matematik öğretmeni olarak, ağır ve stresli işin gün sonunda buraya gelerek müzik söyleyip dinleyerek stresimi atıyorum. Herkese de tavsiye ederim. Buranın sloganı, ‘Günün her saati müzik, çay, sohbet, muhabbet’ Bunu bulacağınız başka bir yer yok" diye konuştu. "Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor" Kahveye gelenlerin enstrüman çalmayı da öğrenme fırsatının olduğunu ifade eden İşletme sahibi Samet Tetik, "Sivas’ımızın yıllardır süregelen kültüründe müzik var. Bizim de böylesi bir yer açma fikrimiz vardı. Daha sonra da ben burayı devraldım. Biz de bu şekilde müzik yaparak burayı işletmeye devam etmek istiyoruz. Sağ olsunlar, arkadaşlarımız da bizleri yalnız bırakmıyorlar. Burada yaklaşık 10 yıldır müzik yapılıyor. Enstrüman çalmayı öğrenmek ve müzik dinleyip oturmak isteyenlere bizim kapımız her zaman açık. Öğretmenler gibi birçok vatandaşımız stres atmak için buraya geliyor. Çalgı aleti çalabilenler, duvarda asılı olan enstrümanlardan alıp çalıyorlar. Biz de bu durumdan oldukça memnun kalıyoruz. Bildiklerimizi öğretiyoruz, bilmediklerimizi de onlardan öğreniyoruz" dedi.
Filistin’de sıraları boş kalan şehit öğrenciler Sivas’ta anıldı
08 Eylül 2025 Pazartesi - 11:50 Filistin’de sıraları boş kalan şehit öğrenciler Sivas’ta anıldı Sivas’ta AK Parti Gençlik Kolları, İsrail’in saldırılarında Filistin’de şehit olan çocukları düzenlenen etkinlikle andı. AK Parti Sivas Gençlik Kolları, İsrail’in Filistin’de uyguladığı zulme dikkat çekmek amacıyla etkinlik düzenledi. İnönü Caddesi’nde bulunan parti standının önüne boş sıralar konularak sıralara saldırılarda hayatını kaybeden Filistinli öğrencilerin fotoğrafı konuldu. "Teneffüs zilinin yerini, bombaların uğursuz sesi aldı" Etkinliğe ilişkin açıklama yapan AK Parti Sivas Gençlik Kolları Başkanı Batuhan Çelikten, "Gazze’de binlerce masum çocuk, sıralarına kavuşamadan öldürüldü ya da yarım kalmış hayallerinin başında susturuldu. Katil İsrail, 7 Ekim’den bu yana 19 bin çocuğu katletti. O çocukların çantaları kapının arkasında asılı kaldı. Defterleri hiç açılmadı. Kalemleri hiç yazmadı. Hayatları, katil İsrail’in bombalarıyla ellerinden alındı. Katil İsrail çocukların geleceğe açılan kapılarını hedef aldı. Gazze’de yüzlerce okul yerle bir edildi, sınıflar enkaza döndü, kütüphaneler kül oldu. Çocukların umutla beklediği teneffüs zilinin yerini, bombaların uğursuz sesi aldı. Eğitim, insanlığın en temel hakkıyken; Gazze’de bu hak barbarca yok edildi. Çocukların dünyasıyla birlikte, yarının öğretmenleri, mühendisleri, doktorları da yok edildi" şeklinde konuştu. "Her boş sıra, bir çocuğun yarım kalmış hayali" Filistin’deki zulme sessiz kalındığını ifade eden Çelikten, "Her boş sıra, Gazze’de elinden defteri, kalemi alınan bir çocuğun yarım kalmış hayali. Bu sıralara bıraktığımız Filistin atkıları ve şehit edilen çocukların isimleri, insanlığın vicdanına kazınması gereken utanç tablosunun birer sembolüdür. Filistin’de insanlığın gözü önünde sürdürülen açık bir soykırıma şahit oluyoruz ne yazık ki. Henüz 6 yaşında, 355 kurşunla hunharca öldürülen küçük Hind’in, günlerce açlıkla mücadele eden Zeynep’in; enkaz altında can veren binlerce masum yavrunun feryadı, hepimizin vicdanını sınayan bir imtihan. Bu çığlık, hepimizin sınavı, ahirette verilecek hesabıdır. Katil İsrail’in bombalarıyla hayatı söndürülen her çocuk, insanlığın vicdanına atılmış ağır bir tokattır" dedi.
Prof. Dr. Miraç Burak: "Sosyal medya çocuk yaşta işlenen suçları arttırıyor"
08 Eylül 2025 Pazartesi - 11:33 Prof. Dr. Miraç Burak: "Sosyal medya çocuk yaşta işlenen suçları arttırıyor" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuklarda artan sosyal medya kullanımının, yanlış karakterlerin rol model alınmasına neden olduğunu bununda çocuk yaşlarda işlenen suçları arttırdığını söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuk yaşta işlenen suçların nedenlerine değindi. Gönültaş, çocukların içselleştirdikleri öğrenimleriyle toplumda birey haline geldiklerini belirtip, "Çocuk hakları sözleşmesinin birinci maddesinde çok önemli bir vurgu var, ‘ bir memlekette suçu önlemek istiyorsanız öncelikle çocuk suçluluğunu önlemek lazım’. Yetişkinliğinde suça karışan bireylerin büyük bir çoğunluğunun çocukluktan suç işleyerek bugünlere geldiğini görüyoruz. Çocukların neden suça karıştığını inceleyecek olursak, bu durum çok boyutlu bir konu. Hukuki yönünün yanı sıra Biyopsikososyal yönü de önemlidir. Çocukların sosyalleşmesi çok önemlidir. Doğup büyüyorlar ve bir anda bu toplumun bireyi haline gelemiyorlar. Aile, okul, eğitim, çevre ve arkadaş grupları ile toplumun değerleri ve kurallarını öğreniyorlar, içselleştiriyorlar ve uygulamaya başlıyorlar. Böylelikle o topluma ait bir birey haline geliyorlar" dedi. "En büyük problemlerden biri sosyalizasyon" Gönültaş, suça sürüklenen çocuklarda görülen en büyük problemin sosyalizasyon problemleri olduğunun altını çizerek, "Suça sürüklenen çocuklarda gördüğümüz en büyük problemin de özellikle sosyalizasyon problemleri ile ilişkili olduğunu görüyoruz. İçinde bulunduğu toplumun kurallarına uyum sağlayamamış çocuklar, toplumda yaşanan bazı problemlerden doğrudan doğruya etkilenmektedirler. Türkiye’de çocuk suçluluğuyla ilgili istatistiklere baktığımız zaman, çocuklar adli sisteme gelmeden önce belirli bir süreçten de geçiyorlar. Özellikle anti sosyal davranışları bağlamında. Bu anti sosyal davranışları her çocuk gösterebilir ancak bazı çocuklar müdahale edilmediğinde daha ciddi anti sosyal davranışlar gösterebilirler. Bu davranışları yıkıcı, bozucu davranışlar olarak tanımlıyoruz. Bu yıkıcı bozucu davranışlar suç ve ceza yasasında herhangi bir ceza olarak karşımıza çıkmıyor ancak diğer suçları hazırlayıcı bir altyapı oluşturuyor." dedi. "Aile ilgili önemli" Gönültaş, ailenin yanlış tutumunun çocukları suça daha fazla sürükleyebileceğini ifade edip, "Ailelerin yetersizlikler ve ilgisizlikleri de bu durumu etkiliyor. Bazı ailelerin çocuk suçluluğunda oluşturduğu ters fonksiyonları var. Çocuk suçlular özellikle bu suçları etraflarındakilerin davranışlarıyla görerek öğreniyorlar. En önemli olan nokta ise bir suç işlediği zaman bu davranışından vicdan azabı duymaması. İşlediği bu suç ailesi tarafından yüceltilirse ve kahramanlaştırılırsa, bu çocukların çok daha fazla suça sürüklenmesine etki etmiş oluyorlar." Şeklinde konuştu. Sosyal medya etkiliyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, özellikle sosyal medyada karşılaştıkları yanlış karakterleri rol model alan çocukların suç olaylarına karışabildiklerine vurgu yaparak şunları söyledi. "Bir diğer faktör ise pandemi ile beraber çocuklarda ve gençlerde sosyal medya kullanımı çok arttı. Sosyal medyada da çocuklara örnek sağlıklı bir kimliğe sahip bireyler rol model alacakları bir kimlik yok. Sosyal medyada daha şaşalı hayatlar, zengin olmuş insanlar ve lüks yaşam süren insanlar var. Özellikle de erkek çocuklar bu duruma daha çok özenerek o bireyleri kendilerine rol model olarak alıyorlar. Şu andaki toplum yapısında ekonomik unsurlarla birlikte zengin olmak, güçlü olup zorbalık yapmak ve bunun karşılığında hiçbir olumsuz durumun olmaması bu insanları itibarlı saygın biri gibi gösteriyor. Kişi itibar ve saygınlığa; okul başarısı, kendi parasını kazanmak gibi legal yollardan başaramıyorsa illegal yollara başvuruyor. Bu durumda da mafyatik tipler çocuklarda cazibe oluşturup bazı suç olaylarına karışmalarına da neden oluyor"