Yerel Haberler
Sivas
05 Mayıs 2026 Salı - 11:51 Sivas’ta döküm sanayisi için yatırım hamlesi hız kazandı Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Sivas’ı döküm sanayisinde stratejik bir üretim ve tedarik merkezi haline getirmek için yatırımcılarla temaslarını sürdürüyor. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı çerçevesinde Sivas’ın sanayi vizyonunu güçlendirmeye yönelik yatırım diplomasisi çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Özdemir, Sivas’ta öncelikli yatırım alanı olarak belirlenen ‘ulaşım araçları için döküm parça üretimi’ konusunda yeni yatırımlar kazandırmak amacıyla Marmara Bölgesi’ndeki sanayi kuruluşları ve yatırımcılarla bir araya geldi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Orta Anadolu Kalkınma Ajansı iş birliğinde düzenlenen tanıtım toplantısında, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla Sivas’ın döküm sanayisine yönelik kapsamlı bir istişare gerçekleştirildi. Toplantıda Sivas’ın sanayi altyapısı, yatırım ortamı ve döküm sektöründeki üretim kapasitesi ele alınırken, Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında sunulan teşviklerin sektöre sağlayacağı katkılar değerlendirildi. Döküm ve sıcak dövmede Sivas dönemi Yeni teşvik sisteminde Sivas için belirlenen dört öncelikli alandan biri olan ‘ulaşım araçları imalatı için döküm parça üretimi’, kentin sanayi vizyonuna yeni bir yön kazandırıyor. Bu kapsamda, özellikle kritik sıcak dövme döküm parçalarının üretimi güçlü şekilde desteklenecek. Başkan Özdemir, Sivas’ın döküm sanayisinde sahip olduğu üretim potansiyelini ve iş birliği imkânlarını, kapsamlı şekilde ele alarak Demirağ Organize Sanayi Bölgesi’nin sunduğu lojistik avantajları da yatırımcılara aktardı. Sıçrama oluşturacak dönüşüm hamlesi Sivas’ın, hammadde odaklı üretim yapısından sıyrılarak yüksek katma değerli sanayi ve ulaşım alanında stratejik bir tedarik üssü olma yolunda ilerlediğini ifade eden Özdemir, bu vizyon doğrultusunda yürüttükleri temasların her geçen gün genişlediğini ifade etti. Daha önce Bursa ve çevresindeki otomotiv, raylı sistemler ve savunma sanayii kümelenmeleriyle önemli iş birliklerinin temellerini attıklarını belirten Özdemir, bu süreci şimdi de döküm sanayinin en önemli çatı kuruluşlarından biri olan Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği ile gerçekleştirilen görüşmelerle daha da güçlendirdiklerini söyledi. Bu çok yönlü temas trafiğinin, Sivas sanayisinde niteliksel bir sıçrama oluşturacak bütüncül bir dönüşüm hamlesine dönüştüğünün altını çizdi. "Saha deneyimimizi yatırıma dönüştürüyoruz" Teşvik edilecek sektörlerin belirlenmesinde sahayı en iyi bilen kurum olarak yerel dinamiklerle güçlü bir iş birliği içinde hareket ettiklerini vurgulayan Özdemir, Marmara Bölgesi’ndeki yatırımcılara da çağrıda bulundu. Sivas’ın yalnızca döküm parçalarında değil havacılık, raylı sistemler ve optik malzemeler gibi stratejik alanlarda da önemli fırsatlar sunduğunu belirten Özdemir, "Marmara Bölgesi’nin köklü sanayi tecrübesi ile Sivas’ın sunduğu yeni teşvik imkânlarını buluşturmayı hedefliyoruz. Amacımız, Sivas’ı savunma, havacılık ve ulaşım teknolojilerinde söz sahibi bir üretim ve tedarik merkezi hâline getirmektir" ifadelerini kullandı.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:36 Dünyaca ünlü Anadolu aslanlarının yuvaları sular altında kaldı Sivas’ta etkili olan yağışlar hayatı olumsuz etkilerken, Dünyaca ünlü ’Anadolu Aslanı’ olarak bilinen Kangal köpeklerinin bulunduğu bir çiftlik sular altında kaldı. Tamamen sular altında kalan çiftlik ise havadan görüntülendi. Sivas’ta geçtiğimiz günden bu yana aralıksız devam eden ve şiddetini artıran yağışlar, kent genelinde yaşamı olumsuz etkiledi. Kent merkezine yaklaşık 18 kilometre uzaklıkta bulunan Çukurbelen köyünde yoğun yağış nedeniyle köy arazileri sular altında kaldı. Köy sınırları içerisinde bulunan ve ise dünyaca ünlü Kangal köpeklerinin bulunduğu kangal çiftliği de sular altında kaldı. Çiftlik sahibi Cahit Akgül’e ait tesiste bulunan yaklaşık 80 Kangal köpeği, yükselen sular nedeniyle büyük tehlike atlattı. Bulundukları yerlerden tahliye edilen Anadolu aslanları, çevrede bulunan direklere bağlandı. Tamamen sular altında kalan çiftlik ise havadan görüntülendi. "Bütün yuvaları su bastı" Cahit Akgül, kangalları tahliye ettiklerini belirterek, "Bu sene su basma olayı kere başımıza geldi, öncesinde yoğun kar yağışından dolayı sonrasında da yağmur sürekli devam etti. Arka yüksek kesim komple dolunca su menfezlerden bizim tarafımıza doğru bastı. Biz de ilk seferde olduğu gibi ilk iş köpeklerimizi taşıdık. Bütün yuvalar inlerine kadar komple su basmış durumda. Köpekleri dışarıya kuru yerlere taşıdık bakımlarını ve yemeklerini dışarda vereceğiz, buranın suyu çekilene kadar mecbur öyle idare edeceğiz. Yavrular hariç yetmiş yaklaşık 80 tane yetişkin köpeğimiz var. Yavrulardan da mağdur olanlar var. İki tane de ölen yavrumuz var. Hayvanlarımızın hepsi paniklemişti suyun içerisinde. Su geceden bastığı için biz sabah farkına varabildik. Direkt dışarıya çıkarıp yerlerine bağladık. Bu alan zaten su seviyesine çok yakın. Hemen ilerde Kızılırmak var. Bu çevrede her alan komple su dolu. Bu taraf biraz daha meyilli olduğu için menfezlerdeki su olduğu gibi bu tarafa geliyor" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 11:32 Uzmanı uyardı: "Astımda erken tanı önemli" Astımın hem genetik hem de çevresel faktörlerin etkisiyle gelişebileceğine dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, çocukluk dönemindeki gıda alerjilerinin ilerleyen yıllarda solunum yolu hassasiyetlerine dönüşebileceğini belirterek, astımda erken tanının önemine vurgu yaptı. 5 Mayıs ’Dünya Astım Günü’ olarak biliniyor. Dünya genelinde hastalığa dikkat çekmek amacıyla çeşitli farkındalık çalışmaları yapılıyor. Astım ise hava yolu hiperreaktivitesi ve inflamasyonu ile karakterize bir hastalık olarak bilinirken, yalnızca genetik değil çevresel faktörlerin de etkili olduğu bir klinik tablo olarak öne çıkıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, özellikle çocukluk çağında tanı koymanın her zaman kolay olmadığı belirterek, ergenlik döneminde hormonların etkisiyle vakaların önemli bir kısmının normale dönebildiği ifade etti. Şahin, astımın erken yaşlarda tanısının her zaman kolay olmadığını söyleyerek, "Bahar ayları başta olmak üzere mevsim geçişlerinde polenler, ev tozu akarları ve hayvan tüyleri astımı tetikleyebiliyor. Bu dönemlerde burun tıkanıklığı, öksürük, hapşırık ve gözlerde yaşarma gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Alerjik astımı olan çocuklarda ise hava yollarında daralma sonucu ataklar görülebiliyor" ifadelerini kullandı. "Nedensel olarak değişebiliyor" Özlem Naciye Şahin, astımın dönemsel olarak seyrinin değişebileceğini ve deri testi tekrarının birkaç yıl içinde tekrarlanabileceğini söyleyerek, "Astım, özellikle hava yolu hiperreaktivitesi ve inflamasyonu ile karakterize bir hastalık. Tamamen genetik değil. Çevresel özelliklerin de hakim olduğu, sebeplerine dayandığı bir klinik durum. Bu tablonun özellikle biz belli bir yaştan önce tanı koyamayacağımızı çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla astım tanısını özellikle çok da kolay koymak istemiyoruz. Üstelik ergenlikle birlikte, ergenlik hormonlarının etkisiyle bu olguların da yüzde 80’i eski normallerine dönüyor. Yani tamamen geçiyor. Astım kendi klinik seyrini dönem dönem değiştirebiliyor. Astım belirtileri klinik prezentasyonu ve astıma sebep olan alerjenler de nedensel olarak değişebiliyor. Çocuklarımızda gıda alerjilerinde, alerjik enterokolitlerde yani bebeğin doğumdan itibaren anne sütü içerisindeki birtakım proteinlere alerji nedeniyle ortaya çıkan bu klinik tabloda, yeni doğanla başlayan bu semptomlar için özellikle 6. aydan itibaren deri prick testleri öneriyoruz" dedi. "Alerji testlerini yapmak son derece önemli" Şahin, astımı mevsim geçişlerinin de etkilediğini belirterek, "Keza bebeklikteki gıda alerjileri ileriki dönemde hava yolu alerjilerine dönüşüyor. Özellikle 3 yaş, yani oyun çocuğu döneminden itibaren, kreşe gittiği dönemlerde bunun önceki gıda alerjisi tablosunun hava yolu alerjisi ve hava yolu reaktivitesine dönmesini bekliyoruz. Dolayısıyla erken dönem gıda alerjilerini anlamak, ileride hava yolu ve alerjen maruziyetleri açısından çocuk tanısının konulabilmesi için son derece önemli. Annelerimizin alerji hikâyelerini de çok önemsiyoruz. Özellikle bahar dönemleri, yani polen mevsimi sonbahar ve ilkbahar gibi mevsimsel alerjenlerin yoğun olduğu dönemler ya da yıl boyu süren alerjiler, örneğin ev tozu akarları veya kedi-köpek tüyü alerjisi, bu tabloyu tetikleyebiliyor. Mevsim geçişleri, okulların açılması gibi dönemlerde bu durumlar daha belirgin hâle geliyor. Bu dönemlerde burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırık, öksürük ve gözlerde yaşarma, alerjik astım varsa hava yolu reaktivitesi, yani hava yollarının düz kaslarının kasılması, ödemlenmesi ve sekresyonların lümende birikmesiyle astmatik ataklar ortaya çıkabiliyor. Alerjenler bilinmiyorsa alerji testleri yapmak son derece önemlidir" diye konuştu.
Başkan Özdemir: "Sanayicilerimizin talepleri Ankara’da olumlu karşılandı"
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:39 Başkan Özdemir: "Sanayicilerimizin talepleri Ankara’da olumlu karşılandı" Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir, Ankara temaslarının ardından Sivas Merkez OSB’de sanayicilerle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar ve elde edilen kazanımlar hakkında bilgi verdi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Ankara’da Sivas sanayisinin öncelikli taleplerinin iletildiği temasların ardından, Sivas Merkez 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren sanayicilerle bir araya gelerek değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir’in yanı sıra Meclis Başkanı Osman Yıldırım, Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri, Sivas Merkez OSB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Timuçin ile çok sayıda sanayici katıldı. Toplantıda sanayicilere yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Başkan Zeki Özdemir, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirilen ziyaretlerde önemli mesafeler kat edildiğini ifade etti. Özdemir, fizibilite raporu tamamlanan 1. OSB yatırımı için kredi desteği, çatı GES (Güneş Enerji Santrali) uygulamaları için kapasite kotası açılması ve TÜRASAŞ bünyesinde çıraklık eğitim merkezinin yeniden faaliyete geçirilmesi yönündeki taleplerin ilgili kurumlar nezdinde olumlu karşılandığını dile getirdi. "Sanayicimizin sesi olmak için var gücümüzle çalışıyoruz" Sanayi yatırımlarının önünün açılması için gerekli tüm adımları kararlılıkla atmaya devam ettiklerini vurgulayan Özdemir, Şarkışla ve Gemerek OSB’lerinin 6. Bölge teşviklerinden yararlanabilmesi amacıyla bu bölgelerin Demirağ OSB bünyesine dahil edilmesi yönündeki önerimiz kurumlarca incelenmektedir. Ayrıca, Merkez OSB çevresinde yer alan ve tarıma elverişli olmayan hazine arazilerinin sanayi parseline dönüştürülmesi talebimiz de gündeme alındı. Sanayicimizin sesi olmak ve sorunlarına çözüm üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ankara temaslarımızda sunduğumuz somut taleplerimizin, şehrimizin sanayi altyapısını güçlendireceğine inanıyoruz. Sanayicilerimizle istişare halinde süreci takip etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Doktor balıklar, tabiat parkı oldu
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:59 Doktor balıklar, tabiat parkı oldu Sivas’ın dünyaca ünlü doktor balıklarının bulunduğu alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘tabiat parkı’ olarak ilan edildi. Bugün Resmi Gazete ’de yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararla ‘Kangal Balıklıgöl Tabiat Parkı’ ilan edildi. Kararda, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 3. maddesi gereğince alanın tabiat parkı ilan edildiği duyuruldu. Asırlardır yer altında ki kaynak suyla birlikte yüzeye çıkan, tam olarak türleri bilinmese de sazangillerden oldukları düşünülen 2-10 cm arasında uzunlukta ki doktor balıklar 37 dereceye varan sıcaklıkta ki suda hayatlarını sürebiliyor. Hiçbir şekilde beslenmeyen, üretimlerine müdahale edilmeyen balıklar yer altından gelen yüksek selenyum içerikli suda kendiliğinden üreyip gelişiyor ve besleniyor. Bilindik diğer balıkların aksine su soğudukça sayıları azalan balıklar suyun ısınıp 37 dereceyi bulması ile sayıları da artıyor. Birçok balık türünün hayatını sürdüremeyeceği sıcaklıkta doktor balıkların çoğalma nedeni ise araştırılıyor. Doktor gibi çalışıyorlar Balıklar havuzlara veya dereye giren hastaların selenyumlu suda yumuşayan ciltlerini sarıp yaraların üzerindeki kabukları ve ölü derileri büyük bir ustalıkla yaradan ayırıp yaralı kısımların da yumuşamasını sağlıyorlar. Balıklar diğer balıklardan farklı olarak 37 dereceye ulaşan sıcaklıkta yaşayabildikleri gibi yine diğer balıkların aksine insanlardan kaçmıyor adeta insan vücudun da ki yara ve ölü deriye yapışıyorlar. Cilt hastaları bu doğal şifadan istifade edebilmek için dünyanın birçok yerinden Sivas’ın Kangal ilçesine gelip şifa buluyor. 7 aydır mühürlü Dünyada sadece Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan ve sedef hastalığının dünyadaki tek doğal tedavi merkezi olarak bilinen Kangal Balıklı Kaplıca, Bolu’da meydana gelen yangın faciası sonrası 31 Ocak tarihinde İl Özel İdaresi ekipleri tarafından yapı ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle mühürlenmişti. Mülkiyet sahibi il özel idaresi olmasına rağmen eksik evraktan dolayı tesis 7 aydır hastalara hizmet veremiyor.
Unutulmuş gelenek tekrar hayat buldu, düğünde halaya katılmayanlar suyun içine atıldı
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:27 Unutulmuş gelenek tekrar hayat buldu, düğünde halaya katılmayanlar suyun içine atıldı Sivas’ta düzenlenen bir köy düğününde, unutulmaya yüz tutmuş eski köy düğünü gelenekleri yeniden hayat buldu. Düğünde halaya katılmayan davetliler, köy meydanında yalağa atılarak cezalandırıldı. O anları kaydeden Emre Kılıç tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntüler ilgi çekti. Sivas’ın Altınyayla ilçesine bağlı Deliiyas kasabasında düzenlenen dört günlük köy düğünü, geleneksel adetlerin yeniden canlandırılmasına vesile oldu. Köy meydanında toplanan davetliler, davul ve zurna eşliğinde halay oynamaya başladı. Ancak eski bir köy adet geleneğinin gereği halaya girmemekte ısrar eden misafirler, köy halkı tarafından yaka paça alınarak, halk arasında "kürün" olarak adlandırılan su dolu yalağın içerisine atıldı. Ayrıca diğer düğün etkinliklerine eşlik etmeyen davetlilerin omuzlarına iplerle tezek asıldı. Düğün fotoğrafçısı Emre Kılıç ise bu eğlenceli ve nostaljik anları kaydetti. Görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan Kılıç büyük beğeni aldı. "Düğün 4 gün sürdü" Emre Kılıç, çekimini yaptığı köyde unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşattıklarını belirterek, "Sivas’ın Altınyayla ilçesinde Deliiyas kasabasında eski köy düğünlerini hatırlatan bir düğün çektik. Bu düğünde de cezalı halaylar oldu. Düğünde halaya girmeyenler ceza aldı. Halaya girmeyenleri kürün diye tabir edilen suyun biriktiği yere atarak eski adetleri yaşattılar. Günümüzde baktığımızda çoğu kişi 2 saatte düğünü bitiriyor. Gittiğimiz yerde düğün 4 gün sürdü. 4 gün boyunca ise unutulmaya yüz tutmuş ne kadar gelenek varsa yaşatmaya çalıştılar. Ben de bu unutulmaya yüz tutmuş bu gelenekleri görüntüleri çekip yayınlamak benim için güzel oldu. Bu görüntüleri sosyal medyada paylaştığımda ise beğeni topladı" dedi.
Onlar kavurucu sıcaklardan etkilenmiyor
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:11 Onlar kavurucu sıcaklardan etkilenmiyor Kavurucu sıcaklar tüm yurdu etkisi altına alırken, 250 derece sıcaklıktaki fırınların başında çalışan ustalar bu sıcaklardan etkileniyor. Herkes sıcaktan bunalıp kapalı alanlara kaçarken onlar 35 derece sıcağa rağmen serinlemek için dışarı çıkıyor. Sivas’ta hava sıcaklığının gün içerisinde 30-35 derecelere kadar çıkması hayatı güçleştirdi. Sıcaktan bulananlar kapalı alanları tercih ederken sokak ve caddeler adeta boşaldı. Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklar bir çok meslek erbabının işini güçleştirirken, sıcaklardan en az oranda etkilenen fırın ustaları oldu. Yılın 12 ayı yaklaşık 250 derece sıcaklıktaki fırınların başında geçiren ustalar, serinlemek için 35 dereceye aldırmadan dışarı çıkıyor. Müşterilerin fırına geldikleri zaman fırının ısısı ve hava sıcaklıklarından dolayı bunalıp dışarı çıktıklarını ifade eden ustalar, kendilerinin fırın başından dışarı çıktıklarında ise ferahladıklarını dile getiriyorlar. "Sıcaklıklara alıştık ve artık bizi etkilemiyor" Fırın başında sıcağa alıştıklarını ve artık sıcak havadan da etkilenmediklerini belirten Fırıncı Mustafa Özdemir, "Sürekli fırında çalıştığımız için sıcaklıklara alıştık ve artık bizi etkilemiyor. Dışarısı da ister istemez sıcak oluyor ama biz buradaki sıcaklığa alıştığımız için dışarı çıktığımızda ferahlıyoruz. Yaz kış sürekli fırın önünde çalıştığımız için biz burada kışın da terliyoruz. Bu nedenle yaz sıcakları bizi etkilemiyor. Müşteriler buraya geldiğinde ‘dışarısı sıcak, içerisi daha da sıcak siz burada nasıl duruyorsunuz’ diyorlar. Bizde onlara, siz yalnızca 3 ay yaz sıcaklığını hissediyorsunuz, biz burada 12 ay boyunca bu sıcaklığı yaşıyoruz diyoruz" diye konuştu. "Dışarı çıktığımızda hava bize serin geliyor" Dış ortamın kendileri için daha serin olduğunu beliren Özdemir, "40 yıldır bu işi yapıyorum. Küçük yaştan beri fırında çalıştığımız için fırının sıcaklığı bizi etkilemiyor. Dışarı çıktığımızda hava bize serin geliyor. Biz burada en az 250 derecelik bir sıcaklıkta çalışıyoruz. Dışarıdaki vatandaşlar 30 dereceye çok sıcak diyorlar. Buraya gelen müşteriler, sıcağa dayanamayıp hemen dışarı çıkıyorlar. Biz bu sıcaklıklara alıştık, artık bizi çok etkilemiyor" şeklinde konuştu.
Onlar kavurucu sıcaklardan etkilenmiyor
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:08 Onlar kavurucu sıcaklardan etkilenmiyor Kavurucu sıcaklar tüm yurdu etkisi altına alırken, 250 derece sıcaklıktaki fırınların başında çalışan ustalar bu sıcaklardan etkilenmiyor. Herkes sıcaktan bunalıp kapalı alanlara kaçarken onlar 35 derece sıcağa rağmen serinlemek için dışarı çıkıyor. Sivas’ta hava sıcaklığının gün içerisinde 30-35 derecelere kadar çıkması hayatı güçleştirdi. Sıcaktan bulananlar kapalı alanları tercih ederken sokak ve caddeler adeta boşaldı. Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklar bir çok meslek erbabının işini güçleştirirken, sıcaklardan en az oranda etkilenen fırın ustaları oldu. Yılın 12 ayı yaklaşık 250 derece sıcaklıktaki fırınların başında geçiren ustalar, serinlemek için 35 dereceye aldırmadan dışarı çıkıyor. Müşterilerin fırına geldikleri zaman fırının ısısı ve hava sıcaklıklarından dolayı bunalıp dışarı çıktıklarını ifade eden ustalar, kendilerinin fırın başından dışarı çıktıklarında ise ferahladıklarını dile getiriyorlar. "Sıcaklıklara alıştık ve artık bizi etkilemiyor" Fırın başında sıcağa alıştıklarını ve artık sıcak havadan da etkilenmediklerini belirten Fırıncı Mustafa Özdemir, "Sürekli fırında çalıştığımız için sıcaklıklara alıştık ve artık bizi etkilemiyor. Dışarısı da ister istemez sıcak oluyor ama biz buradaki sıcaklığa alıştığımız için dışarı çıktığımızda ferahlıyoruz. Yaz kış sürekli fırın önünde çalıştığımız için biz burada kışın da terliyoruz. Bu nedenle yaz sıcakları bizi etkilemiyor. Müşteriler buraya geldiğinde ‘dışarısı sıcak, içerisi daha da sıcak siz burada nasıl duruyorsunuz’ diyorlar. Bizde onlara, siz yalnızca 3 ay yaz sıcaklığını hissediyorsunuz, biz burada 12 ay boyunca bu sıcaklığı yaşıyoruz diyoruz" diye konuştu. "Dışarı çıktığımızda hava bize serin geliyor" Dış ortamın kendileri için daha serin olduğunu beliren Özdemir, "40 yıldır bu işi yapıyorum. Küçük yaştan beri fırında çalıştığımız için fırının sıcaklığı bizi etkilemiyor. Dışarı çıktığımızda hava bize serin geliyor. Biz burada en az 250 derecelik bir sıcaklıkta çalışıyoruz. Dışarıdaki vatandaşlar 30 dereceye çok sıcak diyorlar. Buraya gelen müşteriler, sıcağa dayanamayıp hemen dışarı çıkıyorlar. Biz bu sıcaklıklara alıştık, artık bizi çok etkilemiyor" şeklinde konuştu.