Yerel Haberler
Sivas
Sivas bıçağının kalitesini yaptığı şovla ispatladı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 11:37 Sivas bıçağının kalitesini yaptığı şovla ispatladı Sivaslı bıçak ustasının pet şişeler üzerinde yaptığı bıçak şovu izleyenleri hayran bırakarak, hem ustalığını hem de Sivas bıçağının kalitesini ortaya koydu. Sivas’ta uzun yıllardır bıçak üretimi yapan usta Emre Göçeri, gerçekleştirdiği dikkat çekici şov ile hem ustalığını hem de Sivas bıçağının kalitesini ortaya koydu. Göçer’in pet şişeler üzerinde gerçekleştirdiği performans ilgi görürken, Sivas bıçağının sağlamlığını ve kalitesini bir kez daha ortaya koydu. Göçeri, ilk denemelerde bıçağın yetersiz olduğunu ve daha sonrasında daha sert bir çelikle bıçak ürettiklerini belirterek, "Biz bu işi sadece gösteri olsun diye yapmadık. Gerçek anlamda kaliteli çelik kullanarak şovun hakkını verdik" ifadelerine yer verdi. "Şovun faydası oldu" Emre Göçeri, şovu görenlerin kendilerinden bıçak istediklerini belirterek, "Biz bu şişe şovunu bir tane şişeyle görmüştük. İlk önce kendi aramızda dedik ki önce üç tane ile bu işi yapalım. Daha sonrasında oğlum, bu şov işini 5 şişe ile yapabileceğimi söyledi. Baktık ki elimizdeki ürünlerin ısı işlem derecesi yetersiz. Isı işlem derecesinde ocağımızı daha çok güçlendirdik, daha da iyisini yapmaya çalıştık ve daha sert çelikler kullanarak bunu başardık. Bunu yapıp bıçağın ağzını döndürmedik. Denemelerde ağzında dönme olur. Bizim yaptığımız işte milim dönme olmadı. Bu da çeliğin kalitesinden diyebiliriz. Biz bu işten memnunuz daha iyisini yapacağız. Bu şovu görenler, kasaplar bizden hemen bir tane bıçak istiyor. Şovun bize çok faydası oldu. Bütün bıçaklar da böyle mi oluyor diye bize soruyorlar. Sonra da bakıyorlar ki gerçekten bıçak dönmüyor. Şovu yapıyoruz ama arkası kaliteli kesinlikle bundan emin olsunlar" dedi.
Bölgenin kabusu olan kenelerden korunmak için doğal karışım hazırladı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 11:12 Bölgenin kabusu olan kenelerden korunmak için doğal karışım hazırladı Sivas’ta yaşayan Kangal köpeği yetiştiricisi, bölgenin kabusu haline dönüşen kene vakaları için bir karışım hazırladı. Hazırladığı karışımın hem insanlarda hem de hayvanlarda kullanılabildiğini belirten Hüseyin Yıldız, herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını söyledi. İç Anadolu Bölgesi’nin doğusu ve Karadeniz Bölgesi’nin güneyinde görülen keneler, insan ve hayvanların vücuduna tutunarak ölümlere neden olabiliyor. Bahar aylarının gelmesiyle artan kene popülasyonu sonrası, kırsal alanlarda Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi vakaları artıyor. Türkiye’de ilk kez 2002 yılında görülen, 2010 yılından bu yana Sivas, Tokat, Erzincan, Giresun, Yozgat ve Amasya’da yaygın olan kene vakaları sonrası Sivaslı Kangal köpeği yetiştiricisi, doğal bir karışım keşfetti. Lavanta, biberiye ve okaliptüs yağları ile kimyasal karışmamış su ile doğal bir karışım hazırlayan uzman kangal köpeği yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, hazırladığı karışımı hem insanlarda hem de Kangal köpeklerinde kullanıyor. Kullandığı karışımın kene ve diğer haşere grubunu uzaklaştırdığını iddia eden Yıldız, sağlık açısından herhangi bir yan etkisinin olmadığını ifade etti. "İnsanlarda, köpeklerde ve evcil hayvanlarda güvenle kullanılabilir" İç Anadolu Bölgesi’nde kene sayısında ciddi bir artış olduğunu söyleyen Hüseyin Yıldız, "İç Anadolu Bölgesi, kene gibi haşerelere oldukça açık bir bölgedir. Son yıllarda kene popülasyonu giderek artmakta ve bilinçsiz kimyasal kullanımı bu durumu tetiklemektedir. Ülkemizde kene ciddi bir tehdit oluşturmakta ancak bununla mücadelenin kolay ve doğal yolları da bulunmaktadır. Hazırlanan bu doğal karışım, kenelere karşı caydırıcı bir etki göstermektedir. İnsanlarda, köpeklerde ve evcil hayvanlarda güvenle kullanılabilir. Hiçbir kimyasal madde içermeyen bu çözeltiyi, yavru Kangal köpeklerin göz çevresine kadar rahatlıkla uygulayabiliyoruz" dedi. "Günün her saatinde hayvanlarınıza uygulanabilir" Karışımın içeriğinden bahseden Yıldız, "Karışım; 1,5 litre suya lavanta yağı, okaliptüs yağı ve kekik yağı eklenerek hazırlanır. Günün her saatinde hayvanlarınıza uygulanabilir. Bu sayede hayvanlar, ısıran ve zehirleyen haşerelerden arındırılmış olur. İçeriğinde kimyasal bulunmadığı için solunum yollarına zarar vermez. Haşerelerin yoğunlaştığı aylarda bu karışımı düzenli olarak uygularsanız, hayvanlarınızı bu zararlılardan yüzde 100 oranında koruyabilirsiniz. Özellikle koltuk altları, arka bölgeler, ter bezlerinin bulunduğu alanlar, kafa ve kulak içleri gibi hassas bölgelere uygulanmalıdır. Bu sayede kene ve pire gibi haşerelerin hayvanlarınıza zarar verme ihtimali ortadan kalkar" diye konuştu. "Hem insanlar hem de hayvanlar için son derece güvenlidir" Karışımın sağlık açısından tehlike oluşturmayacağını söyleyen Hüseyin Yıldız, "Ben bu karışımı hem çocuklarıma hem yavru Kangal köpeklerime gönül rahatlığıyla uyguluyorum. Bu haşerelerden kurtulmanın yolu tamamen doğaldır. Karışımın ana bileşenleri okaliptüs yağı, lavanta yağı ve kekik yağıdır. Dilerseniz limon yağı da ekleyerek etkisini artırabilirsiniz. Lavanta yağı, solunum rahatsızlığı bulunan bireylerde astım ya da KOAH hastaları bulunan bireylerde herhangi bir olumsuz etki oluşturmaz. Okaliptüs yağı ise bebeklerde bile göğüs ve sırt bölgesine uygulanabilir. Bu nedenle karışımın tamamı hem insanlar hem de hayvanlar için son derece güvenlidir" ifadelerine yer verdi.
Türk bilim adamlarından kansere umut olan çalışma
10 Haziran 2025 Salı - 12:42 Türk bilim adamlarından kansere umut olan çalışma Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin öncülüğünde yürütülen bilimsel çalışmada, mide kanseri tedavisinde etkili olabilecek yeni bir molekül keşfedildi. Kanser hücrelerini yüzde 60’a kadar küçültebilen bu molekül, yerli bilim insanları tarafından başarıyla üretilerek, laboratuvar testlerinden başarıyla geçti. Mide kanseri, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olarak öne çıkıyor ve ölüm oranlarına göre 4. sırada yer alıyor. Genellikle ileri evrede teşhis edilen bu hastalık, geç tanı nedeniyle tedavi süreçlerinde ciddi zorluklar oluşturuyor. Bu nedenle erken ve etkili tedaviye yönelik yerli çalışmalar büyük önem taşıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde 2018 yılında kurulan Kanser Araştırma Grubu, bu alandaki altyapıyı güçlendirerek projeyi hayata geçirdi. 4 üniversitenin iş birliğiyle yürütülen araştırmada, mide kanserinin tedavisine yönelik önemli bir adım atıldı. 2019 yılında ise temelleri atılan proje, yaklaşık 25 kişilik araştırma ekibiyle yürütüldü. Araştırmada, bilgisayar ortamında geliştirilen özel yazılımlar kullanılarak 500’e yakın molekül tarandı. Bu taramalar sonucunda mide kanseri üzerinde yüksek etkinlik gösteren bir molekül öne çıktı. Birçok aşamadan geçen çalışmada, mide kanseri hücrelerini yüzde 60 oranında küçültebilen yeni bir molekül keşfedilerek, potansiyel bir ilaç adayı ortaya çıktı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Sayın, bu çalışmanın üniversitede ilk olduğunu belirterek, mide kanserinin tedavisine yönelik bir çalışma olduğunu ifade etti. "Etkili olduğunu gördük" Koray Sayın, mide kanserine yönelik bir çalışma olduğunu belirterek, "Bu çalışma mide kanserinde tedaviye yönelik bir araştırmamızdır. Mide kanseri tedavisinde etkin olarak bulduğumuz bazı enzimler var. Bu enzimleri tedavi noktasında etkili olduğunu tespit ettik. Bir tane etkin molekül bulduk. Potansiyel olarak kanseri yüzde 60’a kadar küçülttüğünü gözlemledik. Bu çalışmada bir bilgisayarın içerisinde kendi kullandığımız programlarla bunları analiz ettik. Ettiğimiz analiz sonucunda ise hangi molekülerin etkin olduğunu belirledik. Daha sonra bu etkin bulduğumuz moleküleri üretim aşamasına geçtik. Üretim aşamasını yaptık ve onları kanıtladık. Daha sonra laboratuvar ortamında hücre kültürü çalışmalarıyla tamamladık. Bu çalışmalar, mide kanseri hastalarına yönelik etkili olacak. Hedefimiz mide kanserinin tedavisine yönelik çalışmadır" dedi. "Potansiyel bir ilaç adayı" Etkin olan molekül üzerinden çalışma yaptıklarını söyleyen Sayın, "Mide kanserinin ülkemizde ölüm oranları açısından 4. sırada yer almaktadır. Geç evrelerde fark edilmektedir. Onları doğrudan geç evrede de fark edilmiş olsa dahi onların tedavisine yönelik bir araştırmadır. Bu çalışma 2019 yılında biz temellerini attık. 4 üniversite ortaklığı ile bu projenin temellerini attık. Projede yaklaşık 25 kişiye yakın ekiple çalışmayı yürüttük. Bu çalışma, bilgisayar ve laboratuvar analizleri ile gerçekleştirilmiştir. En sonda hayvan çalışmalarıyla proje tamamlanmıştır. Yaklaşık 500’e yakın molekül taranmış olup bunların arasında etkin bulduğumuz bir tane molekülün üzerine yapılmış bir çalışmadır. Bizim yaptığımız hayvan model çalışması üniversitemizde ilk olan bir çalışmadır. İlk kez bu projeyle temeller oluşmuştur. 2018 yılında üniversitemizde kurulan Kanser araştırma grubuyla birlikte alt yapımız geliştirilmiştir. Alt yapının neticesinde ilk kez bu üniversitede bu çalışma gözlemlenmiştir. Bizim yaptığımız bu çalışma etken molekülünün araştırılması çalışmasıdır. Potansiyel bir ilaç adayı olarak değerlendirilebiliriz ve bu çalışma etken molekül araştırma çalışmasıdır. Bunları rahat bir şekilde üretip sentezleyebiliyoruz" diye konuştu.
Altın sarısı rengiyle kendine hayran bırakan travertenler ziyaretçilerini ağırlıyor
09 Haziran 2025 Pazartesi - 16:12 Altın sarısı rengiyle kendine hayran bırakan travertenler ziyaretçilerini ağırlıyor Pamukkale’nin kardeşi olarak bilinen, rengi ve şifalı suyu ile dikkatleri üzerine çeken Altınkale, Kurban Bayramı tatilinin son gününde ziyaretçilerini ağırladı. Sivas-Ankara karayolu üzerinde bulunan ve kent merkezine 28 kilometre uzaklıkta olan Altınkale, Kurban Bayramı tatilinin son gününde de ziyaretçi akınına uğruyor. İsmini sarı renkte akan florür içeren sudan alan Altınkale, Denizli’de bulunan Pamukkale travertenlerine olan benzerliği ile dikkat çekiyor. Yer altından çıkan ve romatizmal hastalıklar, kemik ve kireçleme hastalıkları, deri hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir sistemi, solunum yolu, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kan dolaşımı, adale ağrıları, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıklarında tercih edilen şifalı su, ziyaretçilerin gözdesi oluyor. Yaz aylarındaki sıcak havaya rağmen 46 dereceyi bulabilen suya giren vatandaşlar, bir yandan eğlenirken bir yandan da şifa buluyor. 40 bin metrekarelik alanda bulunan 21 bin metrekarelik travertenler, ziyaretçilerine eşsiz manzaralar da sunuyor. Bayram tatili için memleketine geldiğini ifade eden Hülya Durman, "Burası Sivas’ımıza kazandırılmış güzel bir mesire alanı. Burada akan su kükürtlü şifalı sudur. Biz küçükken buralara çadır kurar, burada yatar kalkardık. Büyüklerimizden böyle gördük. Hastalıklara karşı şifa olur bu su. Tanıtımı ve reklamı az olmasına rağmen yine de çok kalabalık. Buraya herkesi bekleriz" dedi.
Altın sarısı rengiyle kendine hayran bırakan travertenler ziyaretçilerini ağırlıyor
09 Haziran 2025 Pazartesi - 15:50 Altın sarısı rengiyle kendine hayran bırakan travertenler ziyaretçilerini ağırlıyor Pamukkale’nin kardeşi olarak bilinen, rengi ve şifalı suyu ile dikkatleri üzerine çeken Altınkale, Kurban Bayramı tatilinin son gününde ziyaretçilerini ağırladı. Sivas-Ankara karayolu üzerinde bulunan ve kent merkezine 28 kilometre uzaklıkta olan Altınkale, Kurban Bayramı tatilinin son gününde de ziyaretçi akınına uğruyor. İsmini sarı renkte akan florür içeren sudan alan Altınkale, Denizli’de bulunan Pamukkale travertenlerine olan benzerliği ile dikkat çekiyor. Yer altından çıkan ve romatizmal hastalıklar, kemik ve kireçleme hastalıkları, deri hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir sistemi, solunum yolu, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kan dolaşımı, adale ağrıları, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıklarında tercih edilen şifalı su, ziyaretçilerin gözdesi oluyor. Yaz aylarındaki sıcak havaya rağmen 46 dereceyi bulabilen suya giren vatandaşlar, bir yandan eğlenirken bir yandan da şifa buluyor. 40 bin metrekarelik alanda bulunan 21 bin metrekarelik travertenler, ziyaretçilerine eşsiz manzaralar da sunuyor. Bayram tatili için memleketine geldiğini ifade eden Hülya Durman, "Burası Sivas’ımıza kazandırılmış güzel bir mesire alanı. Burada akan su kükürtlü şifalı sudur. Biz küçükken buralara çadır kurar, burada yatar kalkardık. Büyüklerimizden böyle gördük. Hastalıklara karşı şifa olur bu su. Tanıtımı ve reklamı az olmasına rağmen yine de çok kalabalık. Buraya herkesi bekleriz" dedi.
Hasta buzağısına bebek gibi sarıldı, başucunda gözyaşı dökerek bekledi
09 Haziran 2025 Pazartesi - 14:56 Hasta buzağısına bebek gibi sarıldı, başucunda gözyaşı dökerek bekledi Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Çiçeközü köyünde bir vatandaş, hastalanan buzağısını bir evlat gibi bağrına bastı. Veteriner kliniğinin önünde, seruma bağlı buzağının başında saatlerce gözyaşı döken adamın hali yürek burktu. Olay, Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Çiçeközü köyünde yaşandı. Sabah saatlerinde aşırı sıvı kaybı nedeniyle kliniğe getirilen buzağı için hemen serum tedavisi başlatıldı. Ancak geç kalınması, tedavinin seyrini olumsuz etkiledi. Buzağının başında oturup saatlerce bekleyen Ahmet Çoban’ın gözyaşlarına hâkim olamayıp minik yavruya bir bebek gibi sarılması, görenleri duygulandırdı. Çoban’ın buzağısına gösterdiği ilgi, bir evlada gösterilen şefkati aratmadı. "Buzağıya sıvı sağaltımı yaptık" Yapılan müdahaleyle ilgili olarak Veteriner Hekim Onur Yahşi, "Sabah gelen buzağımız aşırı derecede sıvı kaybı şikâyetiyle geldi. Hayvan sahibi bu durumda biraz geç kalmıştı. Biz de prosedürlere uygun bir şekilde hayvana sıvı sağaltımı yaptık. Sıvı sağaltımı sonucunda hayvanımız daha iyiye gidecek. Hayvan sahibinin hayvanın başında üzgün olmasının sebebi biraz geç kalınmış olunmasıydı. Bu konuda hayvan sahipleri biraz vurdumduymaz davranabiliyorlar. Mümkün olduğunca buzağılara gereken ilgiyi göstermeliyiz" dedi.
Hasta buzağına bebek gibi sarıldı, başucunda gözyaşı dökerek bekledi
09 Haziran 2025 Pazartesi - 14:54 Hasta buzağına bebek gibi sarıldı, başucunda gözyaşı dökerek bekledi Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Çiçeközü köyünde Ahmet Çoban, hastalanan buzağısını bir evlat gibi bağrına bastı. Veteriner kliniğinin önünde, seruma bağlı buzağının başında saatlerce gözyaşı döken adamın hali yürek burktu. Olay, Sivas’ın Koyulhisar ilçesine bağlı Çiçeközü köyünde yaşandı. Sabah saatlerinde aşırı sıvı kaybı nedeniyle kliniğe getirilen buzağı için hemen serum tedavisi başlatıldı. Ancak geç kalınması, tedavinin seyrini olumsuz etkiledi. Buzağının başında oturup saatlerce bekleyen Ahmet Çoban’ın gözyaşlarına hâkim olamayıp minik yavruya bir bebek gibi sarılması, görenleri duygulandırdı. Çoban’ın buzağısına gösterdiği ilgi, bir evlada gösterilen şefkati aratmadı. "Buzağına sıvı sağaltımı yaptık" Yapılan müdahaleyle ilgili olarak Veteriner Hekim Onur Yahşi, "Sabah gelen buzağımız aşırı derecede sıvı kaybı şikâyetiyle geldi. Hayvan sahibi bu durumda biraz geç kalmıştı. Bizde prosedürlere uygun bir şekilde hayvana sıvı sağaltımı yaptık. Sıvı Sağaltımı sonucunda hayvanımız daha iyiye gidecek. Hayvan sahibinin hayvanın başında üzgün olmasının sebebi biraz geç kalınmış olunmasıydı. Bu konuda hayvan sahipleri biraz vurdumduymaz davranabiliyorlar. Mümkün olduğunca buzağılara gereken ilgiyi göstermeliyiz" dedi.