Yerel Haberler
Sivas
Çocuk yaşında engelli kaldı, azmi onu hayattan kopartmadı 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:03:46 Sivas’ta bedensel engelli Abdurrahman Doğan, bir torna tezgahında baba mesleği tespih ustalığını sürdürüp hayatını idame ettiriyor. Kent merkezinde yaşayan Abdurrahman Doğan, yüzde 80 engeline rağmen hayata tutunma azmi ile dikkat çekiyor. 1982 yılında hayata gözlerini açan ve 11 yaşında geçirdiği bir ameliyat sonrası yüzde 80 engelli kalan Doğan, 2005 yılında Jandarma Dikimevi’nde çalışmaya başlayarak oradan emekli oldu. Emekliliğinin ardından boş durmak istemeyen ve hayatını idame ettirebilmek için gelir elde etmek zorunda kalan Doğan, baba mesleği olan tespih ustalığına merak saldı. Engeline rağmen çalışmaktan vazgeçmeyen Doğan, açtığı imalathanede tespih üreterek günlerini geçirmeye başladı. Baba mesleği olan tespih imalatında uzun yılları geride bırakan Doğan, yaptığı tespihleri sanata dönüştürüyor. "Aklım yettiğinden beri tespihlerin içindeyim" Küçüklüğünde babasının el matkabında kendilerine tespih yapımını öğrettiğini ifade eden Abdurrahman Doğan, "Babamızın mesleği ölmesin diye tespih yapımına gönül verdik. 1993 yılında geçirdiğim bir ameliyat sonrası vücudumun yüzde sekseni engelli kaldı. 2005 yılında girmiş olduğum sınavla Dikimevi’nde iş başı yaptım. Emekli olduktan sonra da memleketime geldim ve burada baba mesleğini devam ettirmeye çalışıyorum. Aklım yettiğinden beri tespihin içindeyiz. Çok küçükken babam el matkabında bize tespih yaptırırdı, babamın yanında küçüklükten bu işin inceliklerini öğrendik" dedi. "Yaptığım tespihler dünyanın her bölgesinde" Müşterilerin istediği her üründen kısa sürede tespih yapabildiğini dile getiren Doğan, "Kullanılan malzemeye göre bazı tespihler 1 gün, bazıları 10 gün sürüyor. Şimdiye kadar yaptığım tespihin sayısını bilmiyorum ama yaptığım tespih sayısı bini geçmiştir. Dünyanın her yerinde bir birinde farklı ürünlerle yaptığım tespihlerim mevcut" şeklinde konuştu. "Engel; yürekte ve düşüncede olmasın, gerisinin önemi yok" Engelli çocuğa sahip ebeveynlere seslenen Doğan, "Bize engel olanlar haricinde bizim yaptığımızın hiçbir sanatın, işçiliğin bir zorluğu yok. Zorluğu olsa da biz onu bir şekilde aşarak üstesinden geliyoruz. Hiçbir engel aşılmayacak engel değildir. Engel yürekte ve düşüncede olmasın geri kalan bütün engeller aşılır. Özellikle anne babalar benim çocuğum yapamaz diye olumsuzluğa kapılmasınlar, yeter ki azmedilsin azmin zaferi mutlaka gelecektir" ifadelerine yer verdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:37 Bozkırda nadir görülen menderes ıslah öncesi dron ile görüntülendi Sivas’ın Kangal ilçesinde her mevsim farklı bir manzara sunan menderes, ıslah öncesi dron ile görüntülendi. Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Mühürkulak köyünden doğarak 15 kilometre yol kateden akarsu, kıvrımlı görüntüsüyle dikkat çekiyor. Mancılık köyü yakınlarından geçen ve bozkırda menderes oluşturan akarsu, tepeden bakıldığında eşsiz bir görüntü oluşturuyor. Bozkırın ortasında vahayı andıran ve her mevsim farklı bir güzelliğe bürünen akarsu, Tohma Çayı ile birleşerek Fırat Nehri’ne dökülüyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan arazi toplulaştırma çalışması çerçevesinde ıslah çalışması başlatılan menderes, eski görüntüsünü kaybedecek. Kıvrımlı yapısını yitirecek olan menderes, ıslah çalışmaları öncesi dron ile görüntülendi. "Menderes özelliği kalmayacak" Menderesin tepeden bakıldığında eşsiz görüntülere sahne olduğunu ifade eden köy sakinlerinden İsmail Yolcu, "Burasının belki de son görüntüleri çekilmiş olacak. Çünkü ıslah edilecek ve o kıvrımlı görüntüsü kalmayacak. Burası 1915 yılından bu yana akan bir kaynak suyu. Bu bölgeyi besleyen bir dere burası. Aşağıda bir dere ile daha birleşip Tohma Çayı’nı oluşturuyorlar. Daha sonrasında ise Fırat Nehri’ne karışıyor. Şu anda toplulaştırma projesiyle birlikte ıslah ediliyor. Menderes özelliği kalmayacak ama dere olarak devam edecek. O kıvrımlı ve güzel görüntüsünü kaybedecek" dedi.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23 Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
Necla Güngör Kıragası: "Slovenya karşısında en iyi şekilde mücadele edeceğiz"
07 Nisan 2025 Pazartesi - 19:09 Necla Güngör Kıragası: "Slovenya karşısında en iyi şekilde mücadele edeceğiz" A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası, Slovenya maçı öncesi yaptığı açıklamada, "Yarın grupta lider olan Slovenya’ya karşı en iyi şekilde mücadelemizi vereceğiz. Sivas halkına da mesaj verelim, yarın ki maç ülkemiz için çok kıymetli" dedi. UEFA Uluslar B Ligi 2. Grup’ta mücadele eden A Milli Kadın Futbol Takımı gruptaki dördüncü maçında 8 Nisan 2025 Salı günü Sivas 4 Eylül Stadı’nda Slovenya’yı ağırlayacak. Yarınki Slovenya maçı öncesi A Milli Kadın Futbol Takımı Teknik Direktörü Necla Güngör Kıragası ile kadrodan 2 futbolcu Sivas 4 Eylül Stadyumu’nda basın toplantısı düzenledi. Maça galibiyet için çıkacaklarını ifade eden Kıragası, "Sivas’ta olduğumuz için gururlu ve mutluyuz. Sivas ülkemiz adına önemli bir şehir. Milli takımı güzel bir şekilde kucakladıkları için teşekkür ediyoruz. Dünya sıralamasında önemi olan bir maç oynayacağız. Slovenya’da talihsiz bir şekilde yenildik. Bu takım bu oyuncularla beraber C liginden B ligine yükseldi. Yarında grupta lider olan Slovenya’ya karşı en iyi şekilde mücadelemizi vereceğiz. Sivas halkına da mesaj verelim, yarın ki maç çok kıymetli ülkemiz için. Sivas seyircilerinin karşısında kazanıp mücadele etmek istiyoruz, bizi yalnız bırakmayın" dedi. "Kadın futbolunda ciddi projeler var" Bir gazetecinin, "Kadın futbolu için ne gibi projeler yapılıyor" şeklindeki sorusuna Kıragası, "TFF olarak kadın futbolunun ülkemize yayılması için çok ciddi projeler yapıyoruz. 3. Ligimizde 185 tane takımımız var bu ciddi bir rakam. 1. Lig, 2. Lig ve Süper Lig’imiz de var. Bunlar hep yatırımlar devam ettirdiğimiz süreç. Küçük yaştaki kız çocuklarını futbola çekmek için UEFA ile ortak yaptığımız projemiz var. 5 ile 8 yaş arasındaki kız çocuklarını futbola çekmek için çaba sarf ediyoruz. Çok kıymetli sponsorlarımızla il il geziyoruz ve seçmeler yapıyoruz. Biz kızların futbol topuna çok güçlü vurmasını ve yarınlara daha iyi bakmasını istiyoruz" yanıtını verdi. Ece Türkoğlu: "3 puan için sahaya çıkacağız" Milli futbolculardan Ece Türkoğlu ise, "Slovenya’dan talihsiz bir sonuçla döndük. Bizde bunu beklemiyorduk. Sivas’ta olduğumuz için mutluyuz. Kendi taraftarımızın önünde oynayacağız. Zor bir maç olacak. Slovenya çok hareketli bir takım. Ben yarın için umutluyum. Gerçekten 3 puan için sahaya çıkacağız. Bizi destekleyecek taraftarları da üzmeyeceğiz" diye konuştu. Ebru Topçu: "Sivas halkını stadyuma bekliyoruz" Milli futbolculardan Ebru Topçu da, "Çok şanssız bir Slovenya maçı geçirdik. Yarın bizim için çok daha önemli olacak. Yarın daha iyi olacağını düşünüyorum. Tüm takım arkadaşlarıma da güveniyorum elimizden geleni sahaya yansıtacağız. Sivas halkını da stadyuma bekliyoruz. Onların desteğiyle daha iyi oynayacağız" ifadelerini kullandı.
Uzmanı açıkladı: "Bu önlemleri almak kültür göstergesidir"
07 Nisan 2025 Pazartesi - 11:06 Uzmanı açıkladı: "Bu önlemleri almak kültür göstergesidir" İş sağlığı güvenliği kültürünün önemini belirten Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Şahin Demir, güvenlik tedbirlerinin çocukluk döneminden itibaren verilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusu, sadece çalışanların değil tüm toplumun huzuru ve güvenliği için büyük bir öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliğinin önemi her geçen gün daha da artarken, iş yerlerinde çalışanların maruz kalabileceği iş kazalarını en aza indirmek hayati bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Yangın, patlama gibi beklenmedik olaylar karşısında yaşanabilecek can kayıplarının önüne geçilmesi, ancak yönetmeliklere tam anlamıyla uyulması ve denetimlerin eksiksiz şekilde uygulanmasıyla mümkün olabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Teknik Bilimler Yüksekokulu Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Şahin Demir, iş sağlığı güvenliğinin amacı iş yerlerindeki çalışanların yaşayabileceği kaza oranlarını en aza indirmek olduğunu belirterek, alınan bu önleyici ve sınırlandırıcı tedbirler ile muhtemel bir can kayıplarını engellemeye çalıştıklarını ifade etti. "Büyük önem arz etmektedir" Binalar yapılırken alarm sistemlerini yerleştirilmesinin önemli olduğunu belirten Çiğdem Şahin Demir, "İş sağlığı güvenliğinin amacı, iş yerlerindeki çalışanların yaşayabileceği iş kaza oranlarını en aza indirmektir. Binalar yapılırken alarm sistemlerin yerleştirilmesi ve söndürücülerin bulunması gibi dikkat edilmesi gereken hususlar var. İnsanların özellikle toplu halde bulundukları Alışveriş merkezi, sinema, tiyatro ve öğrenci yurtları gibi alanlarda direkt sprinkleme yani yağmurlama sistemi olması gerekmektedir. Ancak bu gibi önemli unsurlara halen uyulmadığını görmekteyiz. Binaların yapımında yönetmelik kapsamında duvarların ve çıkış kapılarının yangına karşı en az 90 dakika dayanıklı olması gerekmektedir. Kapıların tamamen dışarıya doğru açılabilir şekilde olması ve sızıntı haline karşı yapılmış kapı düzeneğinin bulunması büyük önem arz etmektedir. Yapılan önlemlerin asıl amacı, yangın esnasında oluşan duman ve zehirli gazların olabilecek en uzun süre boyunca bize ulaşmamasını sağlamaktır" dedi. "Muhtemel can kayıplarını engellemiş oluyoruz" İş sağlığı güvenliği, direkt olarak işverenin sorumluluğu altında olduğunu söyleyen Demir, "Bir binada yangın başlaması durumunda karşılaşılan en önemli husus, algılama sistemi olmamasıdır. Muhtemel bir yangın halinde algılama, alarm ve sprinkleme sistemlerinin sırayla devreye girmesi sağlanmalıdır. Zaten bu sistemlerin eksiksiz kurulması halinde, yangın çıksa dahi daha fazla alana yayılmadan söndürülecek ve diğer kısımlara sıçraması engellenecektir. Alınan bu önleyici ve sınırlandırıcı tedbirlerle, muhtemel bir can kaybını engellemiş oluyoruz. İş sağlığı ve güvenliği birden sağlanacak bir tedbir sistemi değildir. İş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması gerekmektedir ve bu kültürün oluşması için uzun yıllara ihtiyaç vardır. Güvenlik tedbirlerinin çocukluk döneminden itibaren verilmesi gerekir. İş Sağlığı Güvenliği çalışmalarında iş yerlerinde öncelikle yapılması gereken maddelerin başında, yapılacak risk analizi, acil durum eylem planları ve çalışanların eğitimi gelmektedir. Bu maddelerin gerçekleşmesi halinde iş yeri, muhtemel bir yangına veya tehlikeli duruma karşı hazırlıklı hale getirilmiş olur. İş sağlığı güvenliği direkt olarak işverenin sorumluluğu altındadır. İşveren, bir kaza olmadan önce önlem alarak proaktif yaklaşım sergilemiş oluyor. Risk analizi oluşturulurken iş yerinde, ilk olarak tehlikeleri belirlemek ve bu tehlikelerin neden olacağı riskleri tanımlamak gerekir. Daha sonra riskler değerlendirilir ve riskleri kabul edilebilir seviyede tutmak için kontrol tedbirleri uygulanır" diye konuştu.