Yerel Haberler
Sivas
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:40 Yeni paralel tehlike, dijital oyunlar Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları değerlendiren Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, dijital dünyanın özellikle çocuklarda paralel bir dünya oluşturup, oradaki karakterlerin anne ve babanın yerini aldığını söyledi. Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet alanında önemli çalışmalara imza atan Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları değerlendirdi. "Zihinlerde paralel toplum oluşturuyor" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, sanal ortamların özellikle çocukların zihninde paralel bir toplum oluşturduğunu belirtip, "Herkesin yoğunlaştığı ana nokta şu, acaba bunun sebepleri neler? Ne oldu da böyle oldu ve daha sonrasında ne yapmak lazım? Sebepler bağlamında baktığımızda tabii ki her vakayı kendi içinde değerlendirmek lazım. Ancak üç noktanın öne çıktığını görüyoruz. Birincisi bu çocukların, kendi olağan sosyal çevreleri içerisinde yeteri kadar etkileşimleri olmadığında bu ihtiyaçlarını karşılamak için muhtemelen onlara en yakın olan ulaşabilir oldukları yerler olan sanal ortamlara doğru yöneldiğini görebiliyoruz. Sanal ortamlar ve bu oyunlarla sürekli bir etkileşim içinde olmak, sürekli o sanal ortamlarda bulunmak, geçirdikleri sürenin fazlalığı, olağan sosyal çevrelerinden kopmalarını ve orada ki etkileştikleri kişilerin, zamanla kurallarının, değerlerinin onlar üzerinde etkili olmasına sebebiyet veriyor. Biz bunu aslında o çocuk adına bir paralel toplum gibi değerlendirebiliriz. O öyle bir şey ki bu paralel toplum, çocuk orada paralel anne babalar, paralel okullar, paralel arkadaşlıklar edinmeye başlıyor ve zamanla normalde olağan ortamdaki çocuğun sosyalizasyonuna, ilgisine ve alakasıyla ihtiyaç duyduğu şeylere etki edebilecek şeylerin yerine bunlar geçmeye başlıyor. Bu da doğal olarak anne babalarıyla, çevreleriyle kopmalarına sebebiyet verebiliyor" dedi. "Şiddet oyunları şiddeti normalleştiriyor" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, şiddet içerikli oyunların şiddeti normalleştirdiğini belirtip, "Özellikle o şiddeti sürekli görmek, şiddeti oynamak, zamanla normalleştirmelerine ve aynı zamanda şiddeti öğrenmelerini kolaylaştırmış oluyor. Doğal olarak artık herhangi bir şekilde vicdanı rahatsızlık duymamak, şiddetin artık kendini ifade etme tarzı dönüşmesine sebebiyet verebiliyor. Bu çocuklarda üçüncü nokta da şu, silaha ulaşabilmelerinin kolaylığı. Doğal olarak bu iki durum o çocuklarda çok ciddi yatkınlık meydana getiriyor. Anne- baba paralel ortamdaki paralel toplum yapısı içinde olmak ve paralel arkadaşlıklar elde etmek, o sanaldaki etkileşimlere bağlı olarak şiddeti nasıl uygulayacaklarını öğrenmeleri kolaylaşıyor. Neden WhatsApp profil fotoğrafına katilin resmini koydu Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, Kahramanmaraş saldırganı İsa Aras Mersinli’nin WhatsApp fotoğrafına ünlenmiş başka bir katilin fotoğrafını koymasını ise şu şekilde değerlendirdi. "Yaş olarak da malumunuz tam ergenlik sonrası dönem. Özellikle erkek çocuklarında kendini bir şeyle birileriyle özdeşleştirmek, birilerini rol almak, rol model almak sıklıkla gördüğümüz bir durum. Ama biz daha çok çocuklarımızın olumlu karakterleri rol almasını isteriz. Bu çocuğun çok ciddi bir kimlik arayışı içinde olduğunu görüyoruz. Çünkü bir kimlik problemi var ki oraya daha öncesinde katil olmuş. Ondan sonra başkalarına zarar vermiş bir çocuğu koyması tahmin ediyorum kendini. Onunla özdeşleştirmesine sebebiyet vermiş olabilir. Doğal olarak siz onu fotoğrafı oraya koyduğunuzda bu kişi kimdir? Ne yapmıştı, nasıl şey olmuştur? Çünkü maalesef bu tarz vakalarda bu kişiler toplumda çok fazla konuştuklarında, medyada çok üzerlerine gittiğinde aslında bir şöhret durumu da oluşmuş oluyor. Yani o çocuklar açısından belki de Burada o çocuk da bunu tanınmış bir kişi olarak kendiyle özdeşleştirdiğini düşünüyorum ki doğal olarak onun fotoğrafını muhtemelen koymuş olabilir" dedi. "Problemin çözümünde aile önemli" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, problemin çözümünde aile ilgisinin önemine değinerek, "Aileler burada nasıl dikkat etmeli? Bu çok önemli bir husus. Zaten dönüp dolaşıp bu noktaya geliyoruz. Ailelerin özellikle çocuklarıyla daha etkili ve kaliteli zaman geçireceği zaman ve ortamlar oluşturmaları gerekiyor. Çocuklarının özellikle en çok ihtiyaç duydukları dönemler, ergenlik dönemi ve sonrası özellikle kimlik arayışlarıdır. Annem babalar burada daha çok çatışmadan, çatışma ortamında, çatışma tarafında olmaktan daha çok anlayan ve özellikle çocuklarının hangi arkadaşlıklar yaptıklarını boş zamanlarında kimlerle oturup kalktıklarını sanal ortamlarda bulunduklarında ne yaptıklarını, nasıl birleştiklerini takip etmeleri gerekiyor ki çocuk üzerinde bir kontrol mekanizması oluştursun. Böylelikle çocuğun davranışlarını takip ettiklerini hissettirebilsinler. Böyle olan çocuklar tabii ki anne babalarını takip ettiği çocuklar davranışlarına daha dikkatli olacaklardır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Okullarda alınabilecek tedbirler nelerdir Gönültaş, okullarda alınabilecek tedbirleri ise şu şekilde sıraladı. "Bunun dışında bu tarz çocuklar böyle okullarda ortamlarda fark edindiklerinde, yüksek riskli çocuklar için özel mekanizmalar kurulması gerektiğini düşünüyorum. Bu çocukları takip eden eğitimlerini, ıslahlarını, ondan sonra sosyalizasyonlarını, gerekirse psikiyatrik, psikolojik veya tıbbi tedavilerinin yapılmasını sağlayacak, psikososyal odaklı ekiplerin de artık okullarımıza dahil olarak bu çocukları tespit edip, birebir takip ederek aileleriyle birlikte çalışarak, çocukların sonraki ortaya çıkabilecek muhtemel şiddet davranışları olumsuz davranışlarının önüne geçebileceğini düşünüyorum"
Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisiydi, TMSF’ye devrediliyor
22 Şubat 2026 Pazar - 13:43 Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisiydi, TMSF’ye devrediliyor Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 şirketinden birisi olan Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devri için karar aldı. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720.000 ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyin işletme biriken işçe ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in TMSF’ye devredilmesi kararı aldı. Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30 Kasım 2025 tarihli bilirkişi raporuna göre ‘Sivas Demir Çelik Fabrikasının iyi yönetilemediği, fabrikanın değerinin düştüğü, fabrikayla ilgili önceden atanan kayyımlık görevinin tedbiren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yerine getirilmesine, şirket üzerindeki rehinlerin karar kesinleşinceye kadar devamına’ karar verdi. Mahkeme itiraz yolunu açık bıraktı.
Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı
22 Şubat 2026 Pazar - 10:53 Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Sivas’ta yerli boji üretimiyle dışa bağımlılık azalıyor
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:27 Sivas’ta yerli boji üretimiyle dışa bağımlılık azalıyor Sivas’ta 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü bünyesinde faaliyete geçirilen TÜRASAŞ Boji Fabrikası, demiryolu sanayisinde dışa bağımlılığı azaltarak yerli üretimi güçlendirecek ve ülke ekonomisine önemli katkı sunuyor. Sivas’ta 1939 yılında ulusal ve uluslararası demiryolu sektöründe kullanılan farklı tip ve özellikteki yük vagonlarının bakım, onarım ve imalatı ile raylı sistem araçlarına ait yedek parçaların üretimi amacıyla kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü, demiryolu sanayisinin en önemli bileşenlerinden biri olan boji üretimiyle dikkat çekiyor. TÜRASAŞ bünyesinde faaliyet gösteren Boji Fabrikası, ülkenin en modern ve en büyük kapasiteli boji üretim tesisleri arasında yer alıyor. Fabrikada 10 bin 500 metrekare kapalı alanda, Avrupa standartlarına uygun olarak üretim gerçekleştiriliyor. Yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan her türlü demiryolu aracının ihtiyaç duyduğu bojiler, bu tesiste yerli imkânlarla üretiliyor. Böylece sektördeki dışa bağımlılık azaltılırken, yerlilik oranı da önemli ölçüde artırılıyor. TÜRASAŞ Boji Fabrikası, Sivas ekonomisine sağladığı katkının yanı sıra ülke ekonomisine de değer katıyor. Tesiste üretilen vagon ve boji sistemlerinin Avrupa ülkelerine pazarlanıyor, bu üretimle Türkiye’nin demiryolu sanayisindeki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.