Yerel Haberler
Sivas
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:38 Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ı besleyen Yıldız Irmağı coştu Sivas’ta etkili olan yağmurlar ve dağlık bölgelerde eriyen kar suları Yıldız Irmağı’nın debisini artırdı. Kızılırmak’ın en önemli kollarından biri olan Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sivas’ta etkili olan yoğun yağışlar ve havaların ısınmasıyla birlikte dağlık alanlarda biriken karların erimesi, bölgedeki ırmakların ve akarsuların debisini önemli ölçüde artırdı. Sivas merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve kentin kuzeyindeki dağlık bölgelerden doğarak Sivas Ovası’na doğru ilerleyen Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek debisine ulaştı. Kızılırmak’ın ana kolunu besleyen en önemli akarsulardan biri olarak bilinen Yıldız Irmağı’nda su seviyesinin yükselmesi dikkat çekti. Özellikle ilkbahar yağmurlarıyla birlikte hızla artan debi nedeniyle ırmakta güçlü akış gözlemlendi. "Geçtiğimiz senelerde bu kadar dolu olmuyordu" Pancar üreticisi İsmail Kaya, ırmağın 30 yıldır en yüksek seviyede olduğunu söyleyerek, "Bu sene Yıldız Irmağı son 35-40 senedir bu kadar yüksek bir şekilde akmıyordu. Aşırı yağışlardan dolayı bu sene yüksek seviyede. Geçtiğimiz senelerde bu mevsimlerde bu kadar dolu olmuyordu. Aşırı yağışlardan dolayı daha ekim yapamadım. Şu anda tarlalar suyun içerisinde. Bu yağışlar tarıma faydalı olur ama çok fazlası ekinlerde hastalık yapabiliyor. Havaların biraz ısınması lazım" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:26 Tarihi Gürün Ulu Cami yıl sonunda ibadete açılacak 6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan ve uzun süredir ibadete kapalı olan Gürün Ulu Camii’nde restorasyon süreci planlanan şekilde ilerliyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından cami yıl sonunda tekrardan cemaatiyle buluşacak. Sivas’ın Gürün ilçesinde bulunan ve 15’inci yüzyılda yapıldığı düşünülen tarihi Ulu Camii, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde hasar gördü. Son olarak 1922 yılında onarılarak ibadete açılan caminin, yaşanan iki büyük deprem sonrası minare ve kubbe kısmında ciddi hasar oluştu. Depremin ardından yapılan hasar tespit çalışmalarının ardından yaklaşık 3 yıldır ibadete kapalı olan tarihi yapının aslına uygun şekilde restore edilmesi için çalışma başlatıldı. Tarihi caminin restorasyonu için 50-60 milyon liralık maliyet öngörülürken, ekiplerin çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüğü öğrenildi. Devam eden restorasyonla alakalı açıklama yapan Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, restorasyon çalışmalarının planlanan takvim doğrultusunda devam ettiğini belirterek caminin yıl sonuna doğru yeniden ibadete açılmasının hedeflendiğini ifade etti. "Ekim-Kasım aylarında yeniden ibadete açmayı planlıyoruz" Belediye olarak da üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirdiklerini belirten Başkan Çiftçi, "2023 yılında yaşanan 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde hasar alan Gürün Ulu Camimiz, o günden bu yana sürdürülen hummalı restorasyon çalışmalarıyla, inşallah en kısa sürede yeniden ayağa kalkacak. Şu an gerçekleştirilen çalışmalar doğrultusunda, camimizi yıl sonuna doğru, Ekim-Kasım aylarında yeniden ibadete açmayı planlıyoruz. Devlet büyüklerimizin himayelerinde, emeği geçen tüm hemşerilerimizin destekleriyle Ulu Camimizi tekrar ibadete kazandıracağız. Depremin ardından yapılan hasar tespit çalışmalarıyla birlikte, Ulu Camimizin aslına uygun şekilde restore edilmesi için 50-60 milyon liralık bir maliyet ortaya çıktı. Bizler de kaymakamlığımızla birlikte üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirerek, yüklenici firmanın işini kolaylaştırmaya ve restorasyonun en kısa sürede tamamlanması için mücadele etmeye devam ediyoruz" dedi.
STSO Başkanı Özdemir “Her türlü katkıyı sağlamaya hazırız”
16 Ocak 2025 Perşembe - 17:08 STSO Başkanı Özdemir “Her türlü katkıyı sağlamaya hazırız” Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Sivas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileriyle bir araya geldi. Sivas Birinci Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Sivas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, dönem sonu etkinlikleri çerçevesinde okul-sanayi iş birliği kapsamında kahvaltı programı düzenledi. Başkan Zeki Özdemir, programda yaptığı konuşmada mesleki eğitimin önemine değindi. Özdemir, Sivas’taki tüccar ve sanayicilerin nitelikli eleman ihtiyacına vurgu yaparak, Sivas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin daha verimli hale gelmesine katkı sağlayan okul müdürü ve öğretmenlere teşekkür etti. Başkan Özdemir, yarıyılın sona erdiğini belirterek, okulun ikinci dönemde de başarılı bir şekilde sanayicilere ve üreticilere hizmet etmek amacıyla öğrenciler yetiştireceğinden emin olduklarını ifade etti. Ayrıca, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası olarak her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını belirtti. Programa; STSO Başkanı Zeki Özdemir, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Milli Eğitim Şube Müdürü Özkan Çamcı, Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya, SOSAD Başkanı İsmail Timuçin, Okul Müdürü Recai Gülez, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. “Öğrenciler iş dünyasında daha kolay yer buluyor” Sivas Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Recai Gülez ise, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası’nın mesleki eğitime verdiği destekleri önemsediklerini belirterek, “Ticaret ve Sanayi Odamıza ve Başkanımız Zeki Özdemir’e okulumuza vermiş olduğu desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Gülez, bu tür iş birliğinin öğrencilerin sektörle daha yakın ilişkiler kurmalarına ve iş dünyasında daha kolay yer bulmalarına katkı sağladığını belirtti.
1 milyarlık proje Sivas’ın su sıkıntısına çözüm olacak
16 Ocak 2025 Perşembe - 16:16 1 milyarlık proje Sivas’ın su sıkıntısına çözüm olacak Sivas’ta ön görülen susuzluğu giderecek olan 1 Milyar lira maliyetinde ki Koç/Beydilli Regülatörü İçme Suyu Temin Projesi Cumhurbaşkanlığı 2025 Yılı Yatırım Programına dâhil edildi. 2025-2029 yılları arasında yapımı planlanan 1 milyar TL değerindeki proje tamamlandığında Pusat Özen Barajı’ndan 4 Eylül Barajı’na alınan suyun 2 katından daha fazla bir su miktarı Koç/Beydilli Regülatöründen alınacak. Konu hakkında bir değerlendirme yapan Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, göreve geldikleri günden itibaren üzerinde hassasiyetle durdukları projede çok önemli bir aşamayı geçmiş bulunduklarını söyledi. Sivas’ın içme suyu konusunda ciddi bir sıkıntı yaşadığına dikkat eden Uzun, “Bu sorunu kökten çözecek olan Koç/Beydilli Regülatörü İçmesuyu Temini Projesi yatırım programına alındı. Yaklaşık 1 milyar TL bedelinde bir yatırım şehrimize kazandırıldı. Bu projenin gerçekleşmesi ile birlikte şuanda Pusat Özen Barajı’ndan 4 Eylül Barajı’na almakta olduğumuz suyun 2 katından daha fazla miktarda suyu şehrimize kazandırmış olacağız” dedi. Öz kaynaklarla yapılacak Başkan uzun projenin belediyenin öz kaynaklarıyla yapılacağını ifade ederek, “Pusat Özen Barajı isale hattı ve Koç/Beydilli Regülatörü projesi için bizim toplam yatırım maliyetimiz 3 milyar TL’nin üzerinde olacak. Bu gider şehrimizin öz kaynakları ile karşılanacak. Maliyetlerin büyüklüğü göz önüne alındığında su tasarrufunun önemi daha fazla ortaya çıkmaktadır. Suyun doğru yönetilmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz ancak halkımızdan da tasarruf konusunda destek bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Yüksek hızlı tren bilet fiyatlarında artış Sivaslıları üzdü
16 Ocak 2025 Perşembe - 15:35 Yüksek hızlı tren bilet fiyatlarında artış Sivaslıları üzdü Yüksek hızlı tren bilet fiyatlarındaki yüzde 44 oranındaki artış Sivaslıları üzdü. 2023 yılı Nisan ayında hizmete giren Sivas-Ankara Yüksek Hızlı Tren hattı kısa sürede on binlerce yolcu taşıyarak hava yolu ulaşımını geride bırakmıştı. Yüksek Hızlı Tren kısa sürede Sivaslıların hayatlarında önemli bir yer etti. Neredeyse bilet bulmak mümkün olmazken bilet almak isteyenler günlerce öncesinden rezervasyon yapmak sorunda kaldı. Yüksek hızlı trenin tercih edilmesinin en başta nedeni hız ve konfor olurken karayolu ve hava yolu ulaşımına kıyasla çok daha ucuz olması yoğunlukla tercih edilmesini sağladı. Yüksek hızlı tren bilet ücretlerine yüzde 44 oranında yapılan artık, bilet fiyatlarının otobüs ve uçak bilet fiyatlarını geride bırakmasına neden oldu. Fiyat artışı Sivaslıları üzdü. “Alışverişe gitmek için treni kullanıyorduk” Veysel Ayeş, Ankara’da alışveriş yapmak için de yüksek hızlı treni kullandıklarını belirterek, artık alışverişlerini Sivas’ta yapmak zorunda kaldıklarını söyledi. Ayeş, “Hızlı tren amme hizmeti yaptığı için ve enerji fiyatları da pahalı olduğu için aslında bu fiyatlar normal. Enflasyona göre değerlendirdiğimizde anormal. Böyle bir artış olmaması gerekirdi. Çünkü vatandaşa yapılan zamla yapılan bu ulaşım zammı eşit olması gerekirdi. Ama ifade ettiğim gibi enerji fiyatlarının da yüksek olması sebebiyle bu fiyatlar şuan normal. İnsanlar aktif şekilde kullanıyordu. En basitinden belki Ankara’ya gidip alışveriş yapıyordu. Şimdi yapılan bu zam Sivas’ımızın esnafına yarar” dedi. Hüseyin Genç ise, “Zammın savunulacak yanı yok. Bu zam bizim seyahat etmemizi bir yerden bir yere ulaşmamızı oldukça zora sokacak. Sivas zaten geri kalmış bir bölge. Bu zamlarla da her bölge gibi Sivas’ta olumsuz etkilenecektir” dedi. Halil Göngel, “Günümüzde bu zamlı fiyatlar oldukça pahalı. Devlete bağlı çalışan bir kurum. Normalde daha makul fiyatlarda olmalı ve vatandaşların daha kolay ulaşabiliyor olması gerekirken şuanda tren bir lüks haline gelmiş durumda” şeklinde konuştu.
Uzmanı uyardı, yarıyıl tatilinde ekran bağımlılığına dikkat
16 Ocak 2025 Perşembe - 14:34 Uzmanı uyardı, yarıyıl tatilinde ekran bağımlılığına dikkat Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, çocuklara sunulan özgürlüğün ekran bağımlılığına neden olabileceğini söyledi. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, eğitim ve öğretim kurumlarında ki yarıyıl tatilinde özellikle öğrencileri bekleyen ekran bağımlığı tehlikesine dikkat çekerek, “Teknolojiyle alakalı ilk önce şunu belirtmem gerekiyor ki teknolojik aletler bilinçli bir şekilde kontrollü ve gerçek hayattan kopmadan kullanılması gerekiyor. Çünkü teknolojinin hepimizin hayatında önemli bir yeri var. Ama gerçekliklerin farkında olarak sorumluluklarımızı yerine getirerek teknolojik aletlerini verimli kullanmamız gerekiyor. Yetişkin veya çocuk olması fark etmeksizin kontrol ve sorumluluklar bizim için ön planda. Şimdi çocuklar ara tatile girecekler. Bu çocukların sınırsız bir şekilde sosyal medya ve teknolojik alet kullanabilecekleri anlamına gelmiyor. Aslında o çocuklara sunduğumuz özgürlük bildiğimiz özgürlüğün dışında çocukların tamamıyla dürtülerin esiri olması haline geliyor. Bu da bizim ekran bağımlılığı dediğimiz bir psikolojik sorun haline geliyor. Ekran bağımlılığında bizim için önemli olan iki unsur ise ekrana maruz kalma süresi ve sıklığıdır. Ebeveynler olarak üzerimize düşen sorumlulukları biliyoruz ve bununla alakalı yapılan çalışmalar da hepimizin karşısına çıkmaktadır. Çocuklarımızın ekran bağımlılığı düzeyine gelmemesi adına kontrollü ve süreli bir şekilde sosyal medya ve teknolojik alet kullanmasına dikkat etmemiz gerekmektedir” dedi. “Odalarında teknolojik aletlerle baş başa kalıyorlar” Özkaya, çocukların odalarında teknolojik aletlerle baş başa kalmasını uygun bulmadıklarını ifade ederek, “ Bazen çocuklar eline telefon ve tableti alıp odalarına geçerek teknolojik aletlerle baş başa kalıyorlar. Bu kesinlikle uygun görmediğimiz bir durumdur. Ebeveynlerin sürekli olarak kontrol altına almaları gerekiyor. Süre, her ailede ve çocukta değişiklik gösterebilir. Ortalama olarak ise ilkokul düzeyinde 45 dakika, ortaöğretimde 1 saat ve lise düzeyindeki bir çocukta da 2 saat teknolojik alet kullandırılabilir. Eğer çocuğunuz sizin konuştuğunuz sürelere uymuyorsa otomatik kapatma programlarıyla bir şekilde halletmemiz gerekiyor. Veyahut ebeveynler bazen teknolojik aletlerini ödül ceza sistemini çocuklara uyguluyorlar. Bu uygulanmaması gereken bir sistemdir. Hiçbir teknolojik alet ödül veya ceza sistemine uymaz. Eğer sizin yaz veya ara tatillerde ki koyduğunuz kurallara uymuyorsa tekrar teknolojik aletleri kullanması konusunda çocuğu karşımıza alıp konuşmalıyız. Sosyal medyayı güvenilir kullananlar ve kullanmayanlar var. Özellikle çocuklar için anne babalar kontrol altında gerekli konuşmaları tekrar etmesi gerekiyor. Onlar da kimleler konuşuyor hangi oyunları oynuyor özel bilgilerinin aktarılmaması gerektiği konusunda çocuklarımızı bilgilendirmeliyiz” şeklinde konuştu. “Kaliteli zaman ve sosyal aktiviteler bizim için çok önemli” Özkaya, yarıyıl tatilinde çocukların kaliteli zaman geçirmesi ve sosyal aktivitelerinin önemine değinerek şunları kaydetti. “Ara ve yaz tatillerde çocuklarımızla geçirdiğimiz o kaliteli dönem kaliteli zaman ve sosyal aktiviteler bizim için çok önemli. Okul dönemi içerisinde ve tatillerde bol kitap okunması gerekiyor. Fiziksel aktiviteler bizim için çok önemli. Çocuğumuzun neye yatkınlığı varsa spor müzik resim fark etmeksizin en azından tatillerde çocuklarımıza bu yönlendirmeleri yapabiliriz. İnternet aşırı kullanıldığı zaman psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar bizim karşımıza çıkıyor. Özellikle yeme ve uyku problemleri, dikkat dağınıkları ve ders başarısında düşme yaşanıyor. Çocuklar depresyona giriyor kaygı bozuklukları yaşıyor. Sosyal medyadakilerin gerçek olduğunu düşünerek kendilerini farklı tanıtıp farklı gösteriyorlar. Kendilerini ister istemez demoralize edebiliyorlar. Bu işin sonu intihara kadar gidebiliyor. Anne babalar bu konuda çok temkinli olmaları gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Uzmanı uyardı, yarıyıl tatilinde ekran bağımlılığına dikkat
16 Ocak 2025 Perşembe - 14:27 Uzmanı uyardı, yarıyıl tatilinde ekran bağımlılığına dikkat Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, çocuklara sunulan özgürlüğün ekran bağımlılığına neden olabileceğini söyledi. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, eğitim ve öğretim kurumlarında ki yarıyıl tatilinde özellikle öğrencileri bekleyen ekran bağımlığı tehlikesine dikkat çekerek, “Teknolojiyle alakalı ilk önce şunu belirtmem gerekiyor ki teknolojik aletler bilinçli bir şekilde kontrollü ve gerçek hayattan kopmadan kullanılması gerekiyor. Çünkü teknolojinin hepimizin hayatında önemli bir yeri var. Ama gerçekliklerin farkında olarak sorumluluklarımızı yerine getirerek teknolojik aletlerini verimli kullanmamız gerekiyor. Yetişkin veya çocuk olması fark etmeksizin kontrol ve sorumluluklar bizim için ön planda. Şimdi çocuklar ara tatile girecekler. Bu çocukların sınırsız bir şekilde sosyal medya ve teknolojik alet kullanabilecekleri anlamına gelmiyor. Aslında o çocuklara sunduğumuz özgürlük bildiğimiz özgürlüğün dışında çocukların tamamıyla dürtülerin esiri olması haline geliyor. Bu da bizim ekran bağımlılığı dediğimiz bir psikolojik sorun haline geliyor. Ekran bağımlılığında bizim için önemli olan iki unsur ise ekrana maruz kalma süresi ve sıklığıdır. Ebeveynler olarak üzerimize düşen sorumlulukları biliyoruz ve bununla alakalı yapılan çalışmalar da hepimizin karşısına çıkmaktadır. Çocuklarımızın ekran bağımlılığı düzeyine gelmemesi adına kontrollü ve süreli bir şekilde sosyal medya ve teknolojik alet kullanmasına dikkat etmemiz gerekmektedir” dedi. “Odalarında teknolojik aletlerle baş başa kalıyorlar” Özkaya, çocukların odalarında teknolojik aletlerle baş başa kalmasını uygun bulmadıklarını ifade ederek, “ Bazen çocuklar eline telefon ve tableti alıp odalarına geçerek teknolojik aletlerle baş başa kalıyorlar. Bu kesinlikle uygun görmediğimiz bir durumdur. Ebeveynlerin sürekli olarak kontrol altına almaları gerekiyor. Süre, her ailede ve çocukta değişiklik gösterebilir. Ortalama olarak ise ilkokul düzeyinde 45 dakika, ortaöğretimde 1 saat ve lise düzeyindeki bir çocukta da 2 saat teknolojik alet kullandırılabilir. Eğer çocuğunuz sizin konuştuğunuz sürelere uymuyorsa otomatik kapatma programlarıyla bir şekilde halletmemiz gerekiyor. Veyahut ebeveynler bazen teknolojik aletlerini ödül ceza sistemini çocuklara uyguluyorlar. Bu uygulanmaması gereken bir sistemdir. Hiçbir teknolojik alet ödül veya ceza sistemine uymaz. Eğer sizin yaz veya ara tatillerde ki koyduğunuz kurallara uymuyorsa tekrar teknolojik aletleri kullanması konusunda çocuğu karşımıza alıp konuşmalıyız. Sosyal medyayı güvenilir kullananlar ve kullanmayanlar var. Özellikle çocuklar için anne babalar kontrol altında gerekli konuşmaları tekrar etmesi gerekiyor. Onlar da kimleler konuşuyor hangi oyunları oynuyor özel bilgilerinin aktarılmaması gerektiği konusunda çocuklarımızı bilgilendirmeliyiz” şeklinde konuştu. “Kaliteli zaman ve sosyal aktiviteler bizim için çok önemli” Özkaya, yarıyıl tatilinde çocukların kaliteli zaman geçirmesi ve sosyal aktivitelerinin önemine değinerek şunları kaydetti. “Ara ve yaz tatillerde çocuklarımızla geçirdiğimiz o kaliteli dönem kaliteli zaman ve sosyal aktiviteler bizim için çok önemli. Okul dönemi içerisinde ve tatillerde bol kitap okunması gerekiyor. Fiziksel aktiviteler bizim için çok önemli. Çocuğumuzun neye yatkınlığı varsa spor müzik resim fark etmeksizin en azından tatillerde çocuklarımıza bu yönlendirmeleri yapabiliriz. İnternet aşırı kullanıldığı zaman psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar bizim karşımıza çıkıyor. Özellikle yeme ve uyku problemleri, dikkat dağınıkları ve ders başarısında düşme yaşanıyor. Çocuklar depresyona giriyor kaygı bozuklukları yaşıyor. Sosyal medyadakilerin gerçek olduğunu düşünerek kendilerini farklı tanıtıp farklı gösteriyorlar. Kendilerini ister istemez demolize edebiliyorlar. Bu işin sonu intihara kadar gidebiliyor. Anne babalar bu konuda çok temkinli olmaları gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
2025 yılında başlıca hedef doğurganlığı artırmak
16 Ocak 2025 Perşembe - 10:59 2025 yılında başlıca hedef doğurganlığı artırmak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve sosyal politika uzmanı Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, ‘Aile Yılı’ ilan edilen 2025’te doğurganlığın artarak nüfus gençleştirilmesinin hedeflendiğine değindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ederek, yeni evlenecek gençlere ve ailelere yönelik çeşitli destek paketlerini duyurdu. Buna göre, yeni evlenecek genç çiftlere 2 yıl ödemesiz ve 48 ay vadeli 150 bin TL tutarında faizsiz kredi sağlanacağını belirterek, doğum yardımı miktarının 5 bin TL olacağını ve ikinci çocukla birlikte her ay düzenli verileceğini ifade etti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, “Cumhurbaşkanı 2025 yılı Aile Yılı açılış töreninde çeşitli müjdeler verdi. Ben bunları önemli sosyal politika önlemleri olarak değerlendiriyorum. İşin felsefesinin doğurganlığı arttırmak olduğunu anlıyoruz. Elbette 150 bin TL bir ev kurmak için yeterli bir rakam değil. Fakat evliliğe ilk adım atmak için bireyleri cesaretlendireceğini ifade edebiliriz. Fakat bireylerin sadece 150 bin TL alacakları için ya da annelerin ikinci çocuktan sonra alacakları her aylık destek için çocuk sahibi olacaklarını düşünmüyorum. Bunlar sadece itici bir güç olarak değerlendirilebilir. Ama kadının çalışma hayatında özellikle iş hayatının çalışma saatlerinin esnetilmesi doğum ve süt izni gibi izinlerin yeniden düzenlenmesi mutlaka doğurganlık oranını artıracaktır ve nüfusun yenilenmesine katkı sunacaktır diyebiliriz” şeklinde konuştu. “Toplumsal nüfus yenilenmesi için adım atıldı” Yüksel, 2025’in ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilmesinin geri planının 2024 yılına dayandığını belirterek, “Özellikle Cumhur İttifakı ortaklarından Milliyetçi Hareket Partisi, 2024 yılında geniş katılımlı bir aile çalıştayı düzenledi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla güçlü Türk aile yapısı, sağlıklı toplum ve lider ülke Türkiye vizyonu çerçevesinde büyük bir aile kurumu çalıştayı yapıldı. Bu çalıştaya katılım sağlayarak naçizane akademik olarak destek sundum. Bu bakımdan ifade edebiliriz ki ’aile kurumu’nu Cumhur İttifakı bir beka meselesi olarak görmekte ve ele almaktadır. Bu kapsamda öncelikle evlenmek isteyen çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz ve faizsiz 150 bin TL kredi desteğinde bulunacağını ifade ettiler. Bu aslında düşük gelir gruplu bireylerin evliliğe ilk adımları açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer müjde ise, doğurganlığı arttırıp ve nüfusun yenilenmesini sağlamak adına, ilk çocuk için tek seferlik 5 bin TL, ikinci çocuk için anneye şartsız bin 500 TL, üç ve üzerindeki çocuklarda her ay anneye şartsız 5 bin TL sunulacağını ifade edildi. Bu açıklamayla ülkede toplumsal yaşlanmanın arttığını ve bunun yenilenmesi için adım atıldığını ifade edebiliriz” dedi. “Verilen desteklerin faydası olacaktır” Çocuk bakım maliyetlerini düşürmek üzerine yeni sosyal politika önemlerinin çok önemli olduğuna değinen Yüksel, “Özellikle kadınların iş piyasalarından kopmalara neden olmakta. Çocuk bakım ve bakıcı maliyetleri yüksek olduğu için kadınlar işten ayrılarak çocuklarına bakmak için çalışma hayatına son vermektedirler. Dolayısıyla bu ekonomik olarak bütüncül bir verimlilik düşüklüğüne sebep olabildiği gibi bireyinde sosyalleşmesi önünde bir engel olarak değerlendirilebilir. Cumhurbaşkanı tarafından esnek ve uzaktan çalışma imkânlarının genişletileceği ifade edildi. Dolayısıyla bu durum kadınların çalışma hayatından kopmasının önünde engel olacaktır. Ayrıca çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere tıbbi desteklerin arttırılacağı söylendi. Bunu da tüp bebek desteğinin genişletileceğini ve şartlarının esnetileceği olarak düşünebiliriz. Cumhurbaşkanlığı tarafından ilerleyen günlerde yeni müjdelerin de açıklanacağı ifade edildi. Verilen desteklerin mutlaka faydası olacak ve doğurganlık oranlarının artmasında orta ve uzun dönemde dönüşleri sağlanacaktır” ifadelerine yer verdi.
2025 yılı başlıca hedefi nüfusu gençleştirmek
16 Ocak 2025 Perşembe - 10:45 2025 yılı başlıca hedefi nüfusu gençleştirmek Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve sosyal politika uzmanı Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, ‘Aile Yılı’ ilan edilen 2025’te doğurganlığın artarak nüfus gençleştirilmesinin hedeflendiğine değindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan ederek, yeni evlenecek gençlere ve ailelere yönelik çeşitli destek paketlerini duyurdu. Buna göre, yeni evlenecek genç çiftlere 2 yıl ödemesiz ve 48 ay vadeli 150 bin TL tutarında faizsiz kredi sağlanacağını belirterek, doğum yardımı miktarının 5 bin TL olacağını ve ikinci çocukla birlikte her ay düzenli verileceğini ifade etti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, “Cumhurbaşkanı 2025 yılı aile yılı açılış töreninde çeşitli müjdeler verdi. Ben bunları önemli sosyal politika önlemleri olarak değerlendiriyorum. İşin felsefesinin doğurganlığı arttırmak olduğunu anlıyoruz. Elbette 150 bin TL bir ev kurmak için yeterli bir rakam değil. Fakat evliliğe ilk adım atmak için bireyleri cesaretlendireceğini ifade edebiliriz. Fakat bireylerin sadece 150 bin TL alacakları için ya da anneler ikinci çocuktan sonra alacakları her aylık destek için çocuk sahibi olacaklarını düşünmüyorum. Bunlar sadece itici bir güç olarak değerlendirilebilir. Ama kadının çalışma hayatında özellikle iş hayatının çalışma saatlerinin esnetilmesi doğum ve süt izni gibi izinlerin yeniden düzenlenmesi mutlaka doğurganlık oranını artıracaktır ve nüfusun yenilenmesine katkı sunacaktır diyebiliriz” şeklinde konuştu. “Toplumsal nüfus yenilenmesi için adım atıldı” Yüksel, 2025’in ‘Aile yılı’ olarak ilan edilmesinin geri planının 2024 yılına dayandığını belirterek, “Özellikle Cumhur İttifakı ortaklarından Milliyetçi Hareket Partisi, 2024 yılında geniş katılımlı bir aile çalıştayı düzenledi. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla güçlü Türk aile yapısı, sağlıklı toplum ve lider ülke Türkiye vizyonu çerçevesinde büyük bir aile kurumu çalıştayı yapıldı. Bu çalıştaya katılım sağlayarak naçizane akademik olarak destek sundum. Bu bakımdan ifade edebiliriz ki “aile kurumunu” Cumhur İttifakı bir beka meselesi olarak görmekte ve ele almaktadır. Bu kapsamda öncelikle evlenmek isteyen çiftlere 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz ve faizsiz 150 bin TL kredi desteğinde bulunacağını ifade ettiler. Bu aslında düşük gelir gruplu bireylerin evliliğe ilk adımları açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer müjde ise, doğurganlığı arttırıp ve nüfusun yenilenmesini sağlamak adına, ilk çocuk için tek seferlik 5 bin TL, ikinci çocuk için anneye şartsız bin 500 TL, üç ve üzerindeki çocuklarda her ay anneye şartsız 5 bin TL sunulacağını ifade edildi. Bu açıklamayla ülkede toplumsal yaşlanmanın arttığını ve bunun yenilenmesi için adım atıldığını ifade edebiliriz” dedi. “Verilen desteklerin faydası olacaktır” Çocuk bakım maliyetlerini düşürmek üzerine yeni sosyal politika önemlerinin çok önemli olduğuna değinen Yüksel, “Özellikle kadınların iş piyasalarından kopmalara neden olmakta. Çocuk bakım ve bakıcı maliyetleri yüksek olduğu için kadınlar işten ayrılarak çocuklarına bakmak için çalışma hayatına son vermektedirler. Dolayısıyla bu ekonomik olarak bütüncül bir verimlilik düşüklüğüne sebep olabildiği gibi bireyinde sosyalleşmesi önünde bir engel olarak değerlendirilebilir. Cumhurbaşkanı tarafından esnek ve uzaktan çalışma imkânlarının genişletileceği ifade edildi. Dolayısıyla bu durum kadınların çalışma hayatından kopmasına önünde engel olacaktır. Ayrıca çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere tıbbi desteklerin arttırılacağı söylendi. Bu da tüp bebek desteğinin genişletileceğini ve şartlarının esnetileceği olarak düşünebiliriz. Cumhurbaşkanlığı tarafından ilerleyen günlerde yeni müjdelerin de açıklanacağı ifade edildi. Verilen desteklerin mutlaka faydası olacak ve doğurganlık oranlarının artmasında orta ve uzun dönemde dönüşleri sağlanacaktır” ifadelerine yer verdi.