Yerel Haberler
Sivas
Çallı köyü kadınlarından dünyaca ünlü peynire yerli dokunuş
15 Aralık 2024 Pazar - 09:59 Çallı köyü kadınlarından dünyaca ünlü peynire yerli dokunuş Sivas’ın Çallı köyünde düzenlenen peynir yapımı kursunda, köyde yaşayan kadınlar İtalya’nın dünyaca ünlü Mozzarella peynirini yapmayı öğrendi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen ve 2 ay süren peynir kursu, kadınların hem yeni bir meslek edinmesine hem de yerel ekonomiye katkı sağlamasına imkan tanıyor. Peynir yapımı kursu kapsamında, kadınlara peynir üretiminin temel aşamaları ile birlikte Mozzarella’dan Parmesan’a, Gouda peynirinden Maskorpene kadar 26 çeşit peynirin incelikleri öğretildi. Süt işleme, hijyen ve fermente ürünlerin üretimi gibi konularda da bilgi alan kursiyerler, hem İtalya’ya özgü Mozzarella peynirinin lezzetini tatma fırsatı buldu hem de birçok peynir çeşidini kendi köylerinde yapma potansiyelini kazandı. “Mozzarella 7 gün içinde tüketilmeli” Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde Ziraat Mühendisi olarak görev yapan ve kadınlara peynir kursu veren Saliha Bozkurt, her yıl peynir çeşidini arttırdıklarını ifade ederek, “Kurslarımızı köylerde açıyoruz. Kadınlarımızın sadece süt satmak değil de peynir yaprak katma değerini arttırmak daha çok para kazanmalarını sağlamak için çaba sarf ediyoruz. Köylerimizde de beyaz peynir ve küp peyniri yaygın olarak yapılıyor. Biz bunu değiştirmek için uğraşıyoruz. İlk yaptığımız kurslarda daha az peynir sayımız vardı, her yıl üstüne ikişer üçer çeşit koyuyoruz. Şu anda 26 çeşit peynir yapıyoruz. Umarım hepsini uygularlar. Hepsine dijital termometre aldık. Dijital termometre olmadan yapmalarına pek imkan yok. Bazı peynirlerimizi de ph metre olmadan yapmalarına imkan yok. Yaparlar ama riskli olur. Mozzarella peynirini kaliteli yemek istiyorsak 7 gün içinde tüketmemiz gerek. Süre uzadıkça sünebilirliliği azalıyor. Ph seviyesi düşüyor” dedi. 26 çeşit peynir yapmayı öğrendiler Çallı köyü sakini Meliha Kütüklü, 26 çeşit peynir yapmayı öğrendiklerini ifade ederek, “Birçok peynir çeşidi öğrendik. 26 çeşit peynir yapabiliyoruz. Kursumuzda hayvancılık nasıl yapılır onu da öğrendik. Önceden sadece küp peyniri yapmayı biliyorduk. Şimdi 26 çeşit peynir yapmayı öğrendik. Mozzarella peyniri, dil peyniri, İzmir tulumu, Kars kaşarı gibi birçok peyniri yapmayı öğrendik” diye konuştu. “Ev halkı da yaptığımız peynirleri seviyor” Bir diğer köy sakini Sevda Şahin, yapılan peynirlerin ev halkı tarafından beğenildiğine değinerek, “Önceden tek çeşit peynir küp peyniri yapmayı biliyordum. Şimdi 26 çeşit peyniri yapmayı öğrendik. Şu anda hepsini hemen hemen yapabiliyoruz. Tel peyniri, Mozzarella ve Parmesan gibi peynirleri yapıyoruz. Ev halkı da yaptığımız peynirleri seviyor. İleride bu işi ticarete dökmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Yüksel: "Kademeli dönüş planı daha uygun olacaktır"
14 Aralık 2024 Cumartesi - 12:00 Doç. Dr. Yüksel: "Kademeli dönüş planı daha uygun olacaktır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, "Suriyelilerin ani dönüşü ülkede çeşitli ekonomik sorunlara yol açabilir. Bunun yerine kademeli bir dönüş planı daha uygun olacaktır" dedi. Suriye’de muhalif güçler, uzun zamandır süren ilerleyişlerini sürdürerek başkent Şam’a girmişti. Muhaliflerin Şam’a girmesiyle 61 yıllık Baas rejimi çökerken, Esad dönemi resmen sona erdi. Şam’ın muhalifler tarafından kontrol altına alınmasını ekonomik açıdan ele alan Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri İlişkileri Doç. Dr. Abulkadir Yüksel açıklamalarda bulundu. Yüksel, Suriyeliler organize sanayi bölgelerinde ve hizmet sektöründe emek veren insanlar olduğunu ve bu insanların aniden Türkiye’den gidişleri piyasa da ciddi bir sıkıntıya neden olabileceğini ifade ederek,” onların yerini doldurabilecek bir işi gücümüz maalesef ki yok. Suriyelilerin işten çıkması işverenlerin maliyetini artıracaktır. Maliyetlerin artması da fiyatlara yansıyacaktır. Fakat piyasada bir talep düşüklüğü de mevcut. Talep düşüklüğü fiyatlara yansıyacağı için işveren fiyat artışını istediği seviyede yapamayacak ve kardan bir kayıp yaşanacaktır” şeklinde konuştu. “Tüm ekonomik sıkıntıların çözülmesi söz konusu değildir” Yüksel, ekonomik etkileri tüketim ve üretim bazında ikiye ayırdığını söyleyerek,” Rejimin çökmesi ile birlikte ülkemizi ve çevre ülkeleri de etkileyen siyasal, sosyal ve ekonomik etkiler olacaktır. Sosyal olarak bir değerlendirme yaparsak mutlaka toplumda bir rahatlama göreceğiz. Ekonomik etkilerine gelecek olursak muhalefetin ve bazı yorumcuların dediği gibi Suriyeliler giderse tüm ekonomik sıkıntıların çözülmesi söz konusu değildir. Ben ekonomik etkileri tüketim ve üretim bazında ikiye ayırıyorum. Üretim bazında konuşacak olursak, Suriyeliler organize sanayi bölgelerinde ve hizmet sektöründe emek veren insanlardır. Bu insanların birden Türkiye’den gidişleri piyasa da ciddi bir sıkıntıya neden olabilir. Çünkü onların yerini doldurabilecek bir işi gücümüz maalesef ki yok. Suriyelilerin işten çıkması işverenlerin maliyetini artıracaktır. Maliyetlerin artması da fiyatlara yansıyacaktır. Fakat piyasada bir talep düşüklüğü de mevcut. Talep düşüklüğü fiyatlara yansıyacağı için işveren fiyat artışını istediği seviyede yapamayacak ve kardan bir kayıp yaşanacaktır” dedi. “Olumsuz yanları olacaktır” Doç. Dr. Abülkadir Yüksel Suriyelilerin Suriye’ye kademeli olarak dönmesi gerektiğini düşündüğünü belirterek,” Tüketim bazında ise konuşacak olursak resmi verilere göre Türkiye’de 3 buçuk milyon Suriyeli yaşıyor. Bu nüfusun Türkiye’den ayrılması talepte bir kısıtlamaya neden olacaktır. Bu kısıtlamada üretimi etkileyecektir. Evinize çağırdığınız her ustanın yanında bir tane Suriyeli gelir. Hizmet sektörünün ekseriyasında özellikle kıyı bölgelerinde Suriyeliler çalışıyor. Bu insanların işten ayrılması mutlaka kaliteyi düşürecek, işlerin bitirilme süresini uzatacaktır. Bu durum yine maliyetlere yansıyacaktır. Bu yüzden Suriyelilerin Suriye’ye kademeli olarak dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Birden bire 3 buçuk milyon insanın ülkelerine dönmesinin olumsuz yanları olacaktır” ifadelerine yer verdi. “Orada yıkılmış bir Suriye var” Yüksel, kiralarda düşüklük olabileceğini ifade ederek, ”Suriye’de Türk parası kullanılmaya başlaması Türkiye ekonomisi açısından iyidir. Çünkü bu uygulama Suriye ile Türkiye arasındaki dış ticaret hacmini genişletecektir. Ben bunu olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum. Zaten ikinci boyutunda şunu söyleyebiliriz. Türkiye inşaat sektöründe dünyada kendisini geliştirmiş bir konumda. Orada yıkılmış bir Suriye var. Bu ülkenin tekrardan inşası söz konusu olacak. IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası finansal kuruluşlar fonlarla bu ülkenin inşasına destekte bulunacaklar. Türkiye’de bu inşaat payından en büyük payını alacaktır. Bunun da ülke ekonomisine olumlu yansımalarının olacağını değerlendirebiliriz. Resmi verilere göre ülkemizde yaklaşık 3 buçuk milyon civarında Suriyeli var. Ben hesap yaparken şu tahmini yürütüyorum. Her evde 10 Suriyelinin kaldığını hesap edersek yaklaşık Türkiye’de 350 bin konutun boşalacağını söyleyebiliriz. Rezidanslarda fiyat düşmez. Çünkü rezidans da kalan Suriyeli sayısı çok kısıtlı. Fakat İstanbul örneğinden bahsedecek olursak Esenyurt, Zeytinburnu, Fatih gibi mahallelerde yoğunlaştıkları için bu bölgelerdeki sosyoekonomik seviyesi düşük olduğu için kira düşüklerinin olacağını öngörebiliriz” dedi.
Doç. Dr. Yüksel: "Kademeli dönüş planı daha uygun olacaktır"
14 Aralık 2024 Cumartesi - 11:53 Doç. Dr. Yüksel: "Kademeli dönüş planı daha uygun olacaktır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, Suriyelilerin ani dönüşü ülkede çeşitli ekonomik sorunlara yol açabilir. Bunun yerine kademeli bir dönüş planı daha uygun olacaktır dedi. Suriye’de muhalif güçler, uzun zamandır süren ilerleyişlerini sürdürerek başkent Şam’a girmişti. Muhaliflerin Şam’a girmesiyle 61 yıllık Baas rejimi çökerken, Esad dönemi resmen sona erdi. Şam’ın muhalifler tarafından kontrol altına alınmasını ekonomik açıdan ele alan Çalışma Ekonomisi Ve Endüstri İlişkileri Doç. Dr. Abulkadir Yüksel açıklamalarda bulundu. Yüksel, Suriyeliler organize sanayi bölgelerinde ve hizmet sektöründe emek veren insanlar olduğunu ve bu insanların aniden Türkiye’den gidişleri piyasa da ciddi bir sıkıntıya neden olabileceğini ifade ederek,” onların yerini doldurabilecek bir işi gücümüz maalesef ki yok. Suriyelilerin işten çıkması işverenlerin maliyetini artıracaktır. Maliyetlerin artması da fiyatlara yansıyacaktır. Fakat piyasada bir talep düşüklüğü de mevcut. Talep düşüklüğü fiyatlara yansıyacağı için işveren fiyat artışını istediği seviyede yapamayacak ve kardan bir kayıp yaşanacaktır” şeklinde konuştu. “Tüm ekonomik sıkıntıların çözülmesi söz konusu değildir” Yüksel, ekonomik etkileri tüketim ve üretim bazında ikiye ayırdığını söyleyerek,” Rejimin çökmesi ile birlikte ülkemizi ve çevre ülkeleri de etkileyen siyasal, sosyal ve ekonomik etkiler olacaktır. Sosyal olarak bir değerlendirme yaparsak mutlaka toplumda bir rahatlama göreceğiz. Ekonomik etkilerine gelecek olursak muhalefetin ve bazı yorumcuların dediği gibi Suriyeliler giderse tüm ekonomik sıkıntıların çözülmesi söz konusu değildir. Ben ekonomik etkileri tüketim ve üretim bazında ikiye ayırıyorum. Üretim bazında konuşacak olursak, Suriyeliler organize sanayi bölgelerinde ve hizmet sektöründe emek veren insanlardır. Bu insanların birden Türkiye’den gidişleri piyasa da ciddi bir sıkıntıya neden olabilir. Çünkü onların yerini doldurabilecek bir işi gücümüz maalesef ki yok. Suriyelilerin işten çıkması işverenlerin maliyetini artıracaktır. Maliyetlerin artması da fiyatlara yansıyacaktır. Fakat piyasada bir talep düşüklüğü de mevcut. Talep düşüklüğü fiyatlara yansıyacağı için işveren fiyat artışını istediği seviyede yapamayacak ve kardan bir kayıp yaşanacaktır” dedi. “Olumsuz yanları olacaktır” Doç. Dr. Abülkadir Yüksel Suriyelilerin Suriye’ye kademeli olarak dönmesi gerektiğini düşündüğünü belirterek,” Tüketim bazında ise konuşacak olursak resmi verilere göre Türkiye’de 3 buçuk milyon Suriyeli yaşıyor. Bu nüfusun Türkiye’den ayrılması talepte bir kısıtlamaya neden olacaktır. Bu kısıtlamada üretimi etkileyecektir. Evinize çağırdığınız her ustanın yanında bir tane Suriyeli gelir. Hizmet sektörünün ekseriyasında özellikle kıyı bölgelerinde Suriyeliler çalışıyor. Bu insanların işten ayrılması mutlaka kaliteyi düşürecek, işlerin bitirilme süresini uzatacaktır. Bu durum yine maliyetlere yansıyacaktır. Bu yüzden Suriyelilerin Suriye’ye kademeli olarak dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Birden bire 3 buçuk milyon insanın ülkelerine dönmesinin olumsuz yanları olacaktır” ifadelerine yer verdi. “Orada yıkılmış bir Suriye var” Yüksel, kiralarda düşüklük olabileceğini ifade ederek,” Suriye’de Türk parası kullanılmaya başlaması Türkiye ekonomisi açısından iyidir. Çünkü bu uygulama Suriye ile Türkiye arasındaki dış ticaret hacmini genişletecektir. Ben bunu olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum. Zaten ikinci boyutunda şunu söyleyebiliriz. Türkiye inşaat sektöründe dünyada kendisini geliştirmiş bir konumda. Orada yıkılmış bir Suriye var. Bu ülkenin tekrardan inşası söz konusu olacak. IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası finansal kuruluşlar fonlarla bu ülkenin inşasına destekte bulunacaklar. Türkiye’de bu inşaat payından en büyük payını alacaktır. Bunun da ülke ekonomisine olumlu yansımalarının olacağını değerlendirebiliriz. Resmi verilere göre ülkemizde yaklaşık 3 buçuk milyon civarında Suriyeli var. Ben hesap yaparken şu tahmini yürütüyorum. Her evde 10 Suriyelinin kaldığını hesap edersek yaklaşık Türkiye’de 350 bin konutun boşalacağını söyleyebiliriz. Rezidanslarda fiyat düşmez. Çünkü rezidans da kalan Suriyeli sayısı çok kısıtlı. Fakat İstanbul örneğinden bahsedecek olursak Esenyurt, Zeytinburnu, Fatih gibi mahallelerde yoğunlaştıkları için bu bölgelerdeki sosyoekonomik seviyesi düşük olduğu için kira düşüklerinin olacağını öngörebiliriz” dedi. (YC-FA-
Gürün şallarının tarihi mirası kitaplaştırılıyor
14 Aralık 2024 Cumartesi - 11:10 Gürün şallarının tarihi mirası kitaplaştırılıyor Gürün’ün adıyla özdeşleşen ve 18-19. yüzyılın gözde el sanatlarından biri olan Gürün Şalları, bir kitapla gün yüzüne çıkıyor. Kırıkkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercihan Çakmak tarafından kaleme alınan Gürün Şalları kitabı, geçmişin unutulmaya yüz tutmuş bir mirasını yeniden hatırlatmayı amaçlıyor. Kırıkkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ercihan Çakmak, Belediye Başkanı Nami Çiftçi’yi makamında ziyaret ederek, kaleme aldığı Gürün Şalları kitabı hakkında bilgi verdi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Çakmak, Gürün Şallarının uzun yıllar bir şehir efsanesi olarak dillerde dolaştığını ancak yapılan titiz araştırmalar neticesinde günümüze ulaşan bilgi, belge ve örneklerin bu kitapta bir araya getirildiğini ifade etti. Gürün Kültürü’ne yönelik yapılan araştırmalarda, Gürün Şalının, geçmişte bir şehir efsanesi olarak sözde kaldığını, ancak çalışmalar neticesinde günümüze ulaşan bilgi ve belgenin tamamının ‘Gürün Şalları’ adıyla gelecek kuşaklara aktarılacağını söyleyen Çakmak, 300 sayfalık kitabın Gürün Belediyesi Kültür Hizmetleri olarak yayınlanacağını belirterek, şal sahipleri ve bilim adamları ile yapılan konuşmaların geniş yankı bulacağını söyledi. “Asya’dan Avrupa’ya bir dünya markası olmuştur” Başkan Çiftçi, Gürün şalının bir marka olduğunu belirterek, “Kendi kültür ve medeniyet tarihimize ait her türlü değerlerimizin gün ışığına çıkarılarak aziz hemşerilerimizin hizmetine sunmayı kendimize vazife edindik. Gürün Belediyesi olarak 300 sayfalık böylesi bir eseri siz Gürünlü hemşerilerimize sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Her ne kadar Gürün’de fazlaca bir Gürün Şalı olmasa da Gürün Şalı bir markadır. Tarihi mirasımızdır. İlçemizin bir değeridir. Gürün Şalları birçok bölgenin dokuma ve desen tekniğinin birleştiği bir sentez haline gelerek bir dönem Asya’dan Avrupa’ya bir dünya markası olmuştur. Eseri hazırlayan kıymetli hemşerimiz Çakmak’a teşekkür ediyorum” dedi.