Yerel Haberler
Sivas
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:40 İki teker üzerinde binlerce kilometre katettiler, mübarek topraklarda umre yaptılar Hollanda’dan motosikletleriyle yola çıkarak umre ibadetini yerine getiren 8 kişilik ekip, dönüş yolunda Sivas’a uğradı. Hollanda, Belçika ve Almanya’dan motosikletleriyle yola çıkan 8 kişilik ekip, umre ibadetlerini tamamladıktan sonra dönüş yolunda Sivas’a uğradı. Binlerce kilometrelik güzergahı motosikletleriyle aşan ekip, uzun ve zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi. Farklı ülkelerden geçilerek sürdürülen yolculukta hava ve yol şartları zaman zaman zorlayıcı bir etken olsa da ekip tüm zorluklara rağmen yolculuklarını sürdürüyor. Kutsal topraklarda bulunmanın kendileri için büyük bir anlam taşıdığı belirten ekip lideri Bülent Kocaoğlu yolculuğun manevi yönünün ön planda olduğunu ve uzun süren yolculuk boyunca dayanışma ve sabrın önemini daha iyi anladıklarını ifade etti. Sivas’ta mola veren ekip daha sonra buradan ayrılarak yollarına devam etti. "Ben eşimle birlikte yola çıktım" Ekip lideri Kocaoğlu, yaklaşık bir buçuk haftada Mekke’ye ulaştıklarını belirterek, yol boyunca çok farklı iklim şartlarıyla karşılaştıklarını söyledi. Kocaoğlu, "Yolculuk boyunca soğuk, yağmur ve kar gördük. Güneye ulaştığımızda ise 40-45 derece sıcaklıkla karşılaştık. Bu şartlarda motor kullanmak ciddi bir dayanıklılık ve cesaret gerektiriyor. Eskiden insanlar aylarca develerle yolculuk yapıyormuş. Biz de motorcular olarak zoru başarmak istedik ve başardığımıza inanıyoruz. Ben eşimle birlikte yola çıktım, o benim arkamda yolculuk etti ve umre ibadetini yaptıktan sonra uçakla Hollanda’ya döndü. Bu bizim için büyük bir gurur" diye konuştu. "Özellikle Ürdün ve Suriye geçişlerinde ciddi zorluklar yaşadık" Yolculuk sırasında en büyük zorluğun sınır kapılarında yaşandığını ifade eden Kocaoğlu, "Kabe’yi ve Peygamber Efendimizin kabrini görmek tarif edilemez duygular yaşattı. Konuşurken bile insanın dili tutuluyor. Gözyaşlarımızı tutamadık. Özellikle Ürdün ve Suriye geçişlerinde ciddi zorluklar yaşadık. İşlemler yavaş ilerliyor ve sabır gerektiriyor. Bu sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir sınav. Bu zorluğa hazır olan herkese motorla ya da diğer vasıtalarla gitmelerini tavsiye ederim" dedi.
HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Bizim kültürümüzde insanların en hayırlısı, insanlara hizmet edendir"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:32 HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: "Bizim kültürümüzde insanların en hayırlısı, insanlara hizmet edendir" HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, HİZMET-İŞ Sendikası ile Sivas Belediyesi arasında imzalanacak toplu iş sözleşmesi törenine katıldı. Arslan, sözleşmenin iş barışı ve güvencesi açısından önemine dikkat çekerek, "Sivas, kahramanların yurdudur. Aynı zamanda 28 Şubat sürecinde darbelere karşı direnen Muhsin Yazıcıoğlu’nun memleketidir" dedi. HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikası ile Sivas Belediyesi iştiraki ÖZBELSAN arasında imzalanacak toplu iş sözleşmesi törenine katıldı. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa çok sayıda işçi katıldı. Toplu iş sözleşmesi kapsamında işçilere yapılacak zam oranlarının belirlendiği törende, genel zam oranının yüzde 31 olduğu açıklandı. Tekniker ve mühendisler için ise zam oranı yüzde 46 olarak belirlendi. Ramazan ve Kurban bayramlarında daha önce 3 bin 500 lira olan bayram ikramiyesi ise 4 bin 500 liraya yükseltildi. Programda konuşan HAK-İŞ/HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, toplu iş sözleşmelerinde üç temel kriterlerinin bulunduğunu ifade etti. Arslan, "Birincisi, imzaladığımız toplu iş sözleşmesinin tüm hükümlerinin zamanında uygulanması ve ücretlerimizin eksiksiz ödenmesidir. İkincisi, iş yerinde barışın, kardeşliğin ve dostluğun pekiştirilmesidir. Üçüncüsü ise toplu iş sözleşmesinden sonra işimizi ve aşımızı kaybetmememizdir. İş güvencesi bizim için vazgeçilmezdir" dedi. Geçmiş yıllarda yaşanan olumsuz örneklere de değinen Arslan, "Ücret zammı ne kadar yüksek olursa olsun, eğer sözleşmeden sonra işimizi kaybedersek ya da aylarca haklarımızı alamazsak, o sözleşmenin bir anlamı kalmaz. Bu nedenle Belediye Başkanımıza ve ekibine teşekkür ediyorum. Çalışanlarımız maaşlarını zamanında alabiliyor. Bu, sözleşmenin başarısını göstermektedir" diye konuştu. Sivas’ın tarihi ve manevi değerlerine de vurgu yapan Arslan, "Sivas, kahramanların yurdudur. Aynı zamanda 28 Şubat sürecinde darbelere karşı direnen, ’Millete namlusunu çeviren tanka selam durmam’ diyen Muhsin Yazıcıoğlu’nun memleketidir. Değerleri uğruna mücadeleden vazgeçmeyen şehidimizin memleketinde kardeşliği, barışı ve davayı birlikte yaşatmak hepimizin sorumluluğudur" ifadelerini kullandı. Çalışanların yaptığı hizmetin kutsallığına dikkat çeken Arslan, "Sizler hem ailenizin rızkını kazanıyor hem de bu memlekete hizmet ediyorsunuz. Bizim kültürümüzde insanların en hayırlısı, insanlara hizmet edendir. Rabbim aldığınız ücretleri bereketlendirsin, huzur ve kardeşliğimizi daim eylesin" dedi. "Ak süt gibi helal olsun" Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun ise belediye çalışanlarının enflasyon altında ezilmediğini söyleyerek, "Zam oranımızı yüzde 31 olarak belirledik. Biz teknikerlere ve mühendislerde de yine zam oranını yüzde 46 olarak belirledik. Arkadaşlar, 40 yevmiye üzerinden arkadaşlara ikramiye veriliyor. Ortak kararımız yüzde 44 olarak belirledik ve daha sonra ise bunu yüzde 48 olarak belirledik. Ramazan ve kurban bayramlarında 3 bin 500 liraydı zam oranı ve bunu 4 bin 500 liraya çıkarttık. Tüm Türkiye’de de bunlar böyle yapılmış. Dolayısıyla arkadaşlar şu an itibarıyla gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Sivas Belediyesi’nin çalışanları enflasyon altında ezilmemiştir ve hakkını almıştır. Sizlere ananızın ak sütü gibi helal olsun" dedi.
Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:23 Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara" Dünyada 8 milyon kişinin ölümüne sebep olan sigara bağımlılığının çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ’asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Çağın en büyük sorunu olarak görülen sigara nedeniyle her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. Pasif içicilik nedeniyle de her yıl 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Bağımlılığın çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ’asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Asrın pandemisi: Sigara 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü ile ilgili konuşan Doktor Kadriye Kayabaşı, "Ne yazık ki hep griplerden, Covid-19’dan, influenzadan bahsediyoruz ama aslında asrın pandemisi sigara. Dünyada her yıl 8 milyon insanı sigaraya, yine 1 milyon insanı pasif içiciliğe bağlı nedenlerden dolayı kaybediyoruz. O yüzden sigara bizim çağımızın en büyük ölümcül problemi. Sigara Bırakma Polikliniğinde, danışanlarımız hem MHRS üzerinden randevu ile hem de bizzat başvurarak randevu alıp bizimle iletişime geçiyorlar. Şu an yeni başlayan bir sistemimiz de var; uzaktan değerlendirme, eğer ki danışanlar yoğunluklarından, çalışma şartlarından, çocuklarından dolayı gelemiyorlarsa biz de MHRS üzerinden, uzaktan değerlendirmeyle başvurup telefonlarına giden linkle bağlantı kurup görüşme sağlayabiliyoruz" dedi. "Amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" Randevuların MHRS üzerinden alındığını ifade eden Dr. Kayabaşı, "Bu görüşmede de bağımlılıklarını ölçüyoruz; yüksek mi, orta mı yoksa az derecede mi bağımlı diye. Konuşuyoruz neden bırakamadığını ve bırakamama sebepleri arasında neler var. Psikolojik kökenliyse burada psikologlarımız da var, davranış terapi yöntemleriyle onlara destek olmaya çalışıyoruz. Bakıyoruz eğer bağımlılığı yüksekse ve bunu psikolojik yöntemlerle aşamıyorsa farmakolojik tedaviye başvuruyoruz ve Sağlık Bakanlığının bize verdiği ilaçlarla destek sağlıyoruz ve bırakan danışanlarımız oluyor. İlacımıza başladıktan 1 hafta sonra tekrar görüşmeye çağırıyoruz, bırakma günü belirliyoruz, bırakabilip bırakamadığını sorguluyoruz. Eğer ilaçla bıraktırıyorsak 1 ay sonunda ilaç bittikten sonra düzenli olarak kişiyi görüşmelere çağırıyoruz. Aslında amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" ifadelerine yer verdi. "Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizi kurtarmak anlamına geliyor" ’Sigarasız Türkiye’ sloganı ile yola çıkıldığını söyleyen Kadriye Kayabaşı, "Dünyadaki en büyük ölüm nedenlerinden biri olan sigara asrımızın en büyük pandemisi, problemi. Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizi kurtarmak anlamına geliyor. Bir kişi sigarayı bıraktığında kendi evlatlarına, torunlarına, ecdadına aslında bir miras bırakıyor. Hem sağlıklı bir nesil hem de sağlıklı bir dünya için sigarayı bırakmamız gerekiyor. Sivas’taki sağlık çalışanları olarak bir hayalimiz var; Sigarasız Sivas, Sigarasız Türkiye diyoruz" şeklinde konuştu.
Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 14:11 Dr. Kadriye Kayabaşı: "Asrın pandemisi sigara" Dünyada 8 milyon kişinin ölümüne sebep olan sigara bağımlılığı, çağın en büyük ölümcül problemi olarak görülüyor. Sigara bağımlılığıyla mücadele için kurulan Sigara Bırakma Poliklinikleri, vatandaşların bağımlılıktan kurtulmalarını sağlıyor. Çağın en büyük sorunu olarak görülen sigara nedeniyle her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. Pasif içicilik nedeniyle de her yıl 1 milyon kişinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Bağımlılığın çok büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu belirten uzmanlar, sigaranın ‘asrın pandemisi’ olduğunu ifade ediyor. Asrın pandemisi: Sigara 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü ile ilgili konuşan Doktor Kadriye Kayabaşı, "Ne yazık ki hep griplerden, Covid-19’dan, influenzadan bahsediyoruz ama aslında asrın pandemisi sigara. Dünyada her yıl 8 milyon insanı sigaraya, yine 1milyon insanı pasif içiciliğe bağlı nedenlerden dolayı kaybediyoruz. O yüzden sigara bizim çağımızın en büyük ölümcül problemi. Sigara Bırakma Polikliniğinde, danışanlarımız hem MHRS üzerinden randevu ile hem de bizzat başvurarak randevu alıp bizimle iletişime geçiyorlar. Şu an yeni başlayan bir sistemimiz de var; uzaktan değerlendirme, eğer ki danışanlar yoğunluklarından, çalışma şartlarından, çocuklarından dolayı gelemiyorlarsa biz de MHRS üzerinden, uzaktan değerlendirmeyle başvurup telefonlarına giden linkle bağlantı kurup görüşme sağlayabiliyoruz" dedi. "Amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" Randevuların MHRS üzerinden alındığını ifade eden Dr. Kayabaşı, "Bu görüşmede de bağımlılıklarını ölçüyoruz; yüksek mi, orta mı yoksa az derecede mi bağımlı diye. Konuşuyoruz neden bırakamadığını ve bırakamama sebepleri arasında neler var. Psikolojik kökenliyse burada psikologlarımız da var, davranış terapi yöntemleriyle onlara destek olmaya çalışıyoruz. Bakıyoruz eğer bağımlılığı yüksekse ve bunu psikolojik yöntemlerle aşamıyorsa farmakolojik tedaviye başvuruyoruz ve Sağlık Bakanlığının bize verdiği ilaçlarla destek sağlıyoruz ve bırakan danışanlarımız oluyor. İlacımıza başladıktan 1 hafta sonra tekrar görüşmeye çağırıyoruz, bırakma günü belirliyoruz, bırakabilip bırakamadığını sorguluyoruz. Eğer ilaçla bıraktırıyorsak 1 ay sonunda ilaç bittikten sonra düzenli olarak kişiyi görüşmelere çağırıyoruz. Aslında amacımız sigarayı bırakma eyleminin devamlılığını sağlamak" ifadelerine yer verdi. "Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizin kurtarmak anlamına geliyor" ‘Sigarasız Türkiye’ sloganı ile yola çıkıldığını söyleyen Kadriye Kayabaşı, "Dünyadaki en büyük ölüm nedenlerinden biri olan sigara asrımızın en büyük pandemisi, problemi. Sigarayı bıraktırmak benim için nesillerimizin kurtarmak anlamına geliyor. Bir kişi sigarayı bıraktığında kendi evlatlarına, torunlarına, ecdadına aslında bir miras bırakıyor. Hem sağlıklı bir nesil hem de sağlıklı bir dünya için sigarayı bırakmamız gerekiyor. Sivas’taki sağlık çalışanları olarak bir hayalimiz var; Sigarasız Sivas, Sigarasız Türkiye diyoruz" şeklinde konuştu.
Sivas’ın yöresel lezzeti Sivas Kellesi coğrafi işaret aldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:42 Sivas’ın yöresel lezzeti Sivas Kellesi coğrafi işaret aldı Sivas yöresine özgü, yüzyıllardır süregelen lezzetlerden "Sivas Kellesi", Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi. Tescille birlikte ürünün geleneksel üretim yöntemi ve yöresel kimliği koruma altına alındı. Sivas Ticaret Borsası tarafından 2024 yılında coğrafi işaret tescili için başvurusu yapılan, Sivas’ın köklü gastronomi kültürünün önemli unsurlarından ‘Sivas Kellesi’, 06 Şubat 2026 tarihi itibarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret tescili aldı. Yöreye özgü niteliği ve geleneksel üretim yöntemiyle dikkat çeken Sivas Kellesi’nin tescillenmesi, hem yerel üreticiler hem de Sivas mutfağının tanıtımı açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi. Coğrafi işaretle birlikte ürünün taklit edilmesinin önüne geçilmesi ve katma değerinin artırılması hedefleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya, coğrafi işaret tescillerinin yerel kalkınma açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Coğrafi işaretli ürünler; yerel üretimi desteklemek, kırsal kalkınmaya katkı sağlamak, geleneksel bilgi ve kültürel değerleri korumak, turizmi geliştirmek ve ürün taklitçiliğiyle mücadele etmek amacı taşımaktadır" dedi. Sivas Kellesi’nin ayırt edici özelliklerine de değinen Karakaya, ürünün yalnızca Sivas’ta yetiştirilen Kangal Akkaraman koyununun kellesinden yapıldığını vurguladı. Kangal Akkaraman koyununun iri yapılı ve boynuzsuz olması sayesinde Sivas Kellesi’nin diğer kelle çeşitlerinden kolaylıkla ayırt edildiğini ifade eden Karakaya, hayvanların Sivas’ın yüksek rakımlı meralarında, endemik ve aromatik bitkilerle beslenmesinin lezzete doğrudan etki ettiğini söyledi. Karakaya, Kangal Akkaraman koyununa ait kellelerin temizlendikten sonra 15-16 saat boyunca odun fırınlarında, krom veya nikel kaplarda ve hava almadan pişirildiğini belirtti. Sivas Kellesi’nin yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda önemli bir kültürel miras olduğunu dile getiren Karakaya, "Kelle, Sivas’ta sabah kahvaltılarının vazgeçilmezidir. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu gelenek genellikle 05.00’te başlar ve 08.00 itibarıyla sona erer. Halk arasında ‘kelle kırdırma’ olarak adlandırılan bu alışkanlık, dededen toruna aktarılan ve Sivas’ı diğer şehirlerden ayıran önemli kültürel değerlerden biridir" ifadelerini kullandı. Başkan Karakaya, Sivas’ın sahip olduğu yöresel ürünlerin korunması ve katma değerinin artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini de sözlerine ekledi.
Yakalandığı hastalık, ata tohum mücadelesine engel olmadı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:36 Yakalandığı hastalık, ata tohum mücadelesine engel olmadı Kanser hastalığıyla mücadele eden emekli öğretmen Mustafa Bakay, kısırlaştırılmış tohumlara karşı yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için çalışıyor. Kendi yetiştirdiği sebzelerden elde ettiği tohumları çoğaltarak ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtan Bakay, sağlık sorunlarına rağmen ata tohumu mücadelesinden vazgeçmedi. İsrail ve Hollanda gibi ülkelerden temin edilen kısırlaştırılmış tohumlara inat, doğal ve yerli üretimi savunan emekli öğretmen Mustafa Bakay, yıllardır ata tohumlarını yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Kendi imkânlarıyla yetiştirdiği sebzelerden yeniden tohum elde eden Bakay, bu tohumları çoğaltarak ücretsiz şekilde vatandaşlara dağıtıyor. Hayatını ata tohumunun geliştirilmesine ve gelecek nesillere aktarılmasına adayan Bakay, modern tarımın dayattığı kısırlaştırılmış tohumlara karşı yerli ve endemik bitkilerin korunmasını bir yaşam mücadelesi haline getirdi. Yıllar boyunca Anadolu’nun farklı bölgelerinden topladığı ata tohumlarını özenle çoğaltan Bakay, bu tohumların yok olmaması için büyük bir çaba sarf etti. Yakalandığı kanser hastalığına rağmen ata tohumu davasından vazgeçmeyen Mustafa Bakay, sağlık sorunları nedeniyle Sivas’ta düzenlenen ata tohumu dağıtım etkinliğine katılamadı. Ancak programa telekonferans yoluyla bağlanan Bakay, "Ata tohumlarını ve endemik bitkileri koruma davasında bizi yalnız bırakmadınız. Ben bu konuda Sivas’a güveniyorum. Sizleri gördükten sonra Sivas’a olan özlemim bir nebze olsun hafifledi. Aranızda olmayı çok isterdim ama sağlık problemlerinden dolayı katılamadım" ifadelerini kullandı. "Aramıza dönecek" Hocanın rahatsızlığından dolayı etkinliği sürdürme görevini üstlendiklerini söyleyen Birlik ve Dayanışma Bahçeleri Grubu Yönetim Kurulu üyesi Ömer Ada, "Vatandaşlarımızla Birlik ve Dayanışma Bahçelerimizin geleneksel hale getirdiği yıllık ata tohumu takas, dağıtım etkinliği yapacağız. Hocamızın rahatsızlığından dolayı bugün bu görevi biz sürdürüyoruz, kendisine de buradan şifalar diliyoruz. Hocamız şu an tedavi görüyor ve doğal besleniyor. Bu doğal beslenmesinden dolayı da hastalığı iyileşme evresinde. Kendisinin ata tohumuyla beslenmesi dolayısıyla iyileşmesinde öncü oldu, kanser hastasıyken artık tahlilleri temiz çıkıyor. Yakında inşallah kendisi de aramıza dönecek. Ata tohumunun en büyük özelliği sürdürülebilir, genetiğinin bozulmamış olması yani gelecek yıl tekrar ekebiliyor olmamız ve eski tat, aroma, kokunun olduğu o lezzetli tatlar bu tohumlarda bulunuyor. Aldığımız hibrit tohumlarla ertesi sene tekrar dikim yapamayız ve aynı tat, aromayı bulamayız. Ata tohumları hastalıklara karşı da dirençlidir, diğer tohumlarda belli bir takvim vardır" dedi. "Dedelerimizin kullandığı tohumdur" Programa katılan Oğuz Şahin, "Çiftçiyim, tarımla uğraşıyorum. Ata tohumu bildiğimiz gibi diğer ülkelerin kimyasal, biyolojik hastalıklı tohumlarını almak yerine eskiden babaannelerimizin, dedelerimizin kullandığı tohumdur. Hiçbir kimyasal, zararlı etkenleri yoktur, doğal bizim atalarımızın tohumlarıdır. İnşallah daha çok yaygınlaşır ve diğer ülkelerden almak zorunda kalmayız" diye konuştu. Programa katılan Nuh Cinli ise "Bu yıl ilk defa katılıyorum. Allah ne verdiyse bereket versin deyip başlayacağız. Ata tohumu genetiğiyle oynanmamış, tamamen doğal olduğu için tercih ettik ve geldik" şeklinde konuştu.